Dünya Kupası Bitti... Artık Doğruları da Yanlışları da Konuşma Zamanı
Yazının Giriş Tarihi: 26.06.2026 14:40
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.06.2026 14:42
A Milli Takımımız, Dünya Kupası grup aşamasındaki son maçında ABD ile karşı karşıya geldi. Rakibimiz sahaya büyük ölçüde rotasyonlu, yedek ağırlıklı bir kadroyla çıkarken Vincenzo Montella da önceki iki karşılaşmaya göre kadroda bazı değişikliklere gitti. Zeki Çelik, Eren Elmalı, Ozan Kabak, Salih Özcan, Orkun Kökçü ve Oğuz Aydın ilk 11'de kendilerine yer buldu.
Karşılaşmaya istediğimiz gibi başlayamadık. Henüz ilk dakikalarda yediğimiz golle geriye düştük. Ancak bu kez verilen reaksiyon olumluydu. Arda Güler'in klas golü skora dengeyi getirirken, Orkun Kökçü'nün golüyle ilk yarıyı 2-1 önde tamamladık.
İkinci yarıda ise oyuna daha istekli başlayan taraf ABD oldu ve beraberlik golünü de erken buldu. Mücadelenin uzun bölümü karşılıklı ataklarla geçerken, uzatma dakikalarının son anlarında Kaan Ayhan'ın attığı golle sahadan 3-2 galip ayrıldık. Üstelik golün ardından santra bile yapılmadan maç sona erdi.
Kağıt üzerinde bu karşılaşmanın iki takım açısından da herhangi bir sıralama değeri yoktu. Ancak ay-yıldızlı formayla çıkılan hiçbir maç formalite değildir. Milli takım forması her zaman kazanmak için giyilir. Bu nedenle son dakikada gelen galibiyet, turnuvaya en azından prestij açısından güzel bir veda niteliği taşıdı.
Ancak artık turnuva sona erdi
Bugünden itibaren yalnızca skorlara değil, alınan kararlara da bakmak zorundayız. Çünkü gelişmek isteyen ülkeler başarılarını alkışladığı kadar hatalarını da cesurca masaya yatırabilen ülkelerdir.
Bu noktada ilk eleştiri teknik direktör Vincenzo Montella'ya...
Sonucu hiçbir şeyi değiştirmeyecek böyle bir karşılaşma, aylardır konuşulan santrfor sorununa cevap aramak için bulunmaz bir fırsattı. Ancak Montella yine doğal bir santrfor tercih etmedi. Üstelik maçın ilerleyen dakikalarında yaptığı değişikliklerde de bu düşüncesinden vazgeçmedi. Turnuva boyunca çözülemeyen bir soruna, son maçta bile farklı bir yaklaşım getirilmemesi önemli bir eksi olarak hafızalara kazındı.
Benzer şekilde Can Uzun'un yine ilk 11'de kendisine yer bulamaması da dikkat çekiciydi. Böyle maçlar, geleceğin milli takımını şekillendirecek oyunculara daha fazla sorumluluk verilmesi gereken karşılaşmalardır.
İrfan Can Kahveci, Çağlar Söyüncü ve Kaan Ayhan gibi isimlerin yine sonradan oyuna dahil olması ise kadro tercihleriyle ilgili soru işaretlerini büyüttü. Turnuva boyunca bazı oyuncuların performanslarından bağımsız şekilde sürekli ikinci planda kalması, kamuoyunda oluşan adalet tartışmalarını da güçlendirdi.
Eleştirilmesi gereken tek adres ise Montella değil
Türkiye Futbol Federasyonu da bu turnuvanın ardından kapsamlı bir öz eleştiri yapmak zorunda. Dünya Kupası boyunca kamp merkezi ve organizasyon planlamasıyla ilgili çok sayıda iddia kamuoyuna yansıdı. Takımın maliyet hesapları nedeniyle gereğinden uzun yolculuklar yapmak zorunda kaldığı, bunun da oyuncuların dinlenme süreçlerini olumsuz etkilediği yönünde ciddi tartışmalar yaşandı.
Bu iddiaların doğru olup olmadığını en net şekilde federasyon açıklığa kavuşturmalıdır. Eğer doğruysa, dünyanın en büyük futbol organizasyonunda milli takımın birkaç kalem masraftan kaçınarak dezavantajlı bir sürece sürüklenmesi kabul edilemez. Milli takım söz konusu olduğunda tasarrufun yeri değil, doğru planlamanın zamanı olmalıdır.
TFF Montella’ya Teşekkür Edip Veda Etmeli..!
VincenzoMontella görev süresi boyunca önemli galibiyetler yaşattı, milli takımımıza emek verdi ve ülke futboluna katkı sundu. Bunun için kendisine ve ekibine teşekkür etmek gerekir.
Ancak futbol sadece geçmişe teşekkür ederek değil, geleceği doğru planlayarak ilerler.
Bugün geldiğimiz noktada Montella'nın milli takıma verebileceği yeni bir heyecan ya da yeni bir oyun aklı kaldığını düşünmüyorum. Aynı tercihlerin tekrarlandığı, aynı problemlerin çözülemediği ve aynı tartışmaların devam ettiği bir tablo görüyoruz.
Bazen en doğru karar, ayrılığı geciktirmek değil; doğru zamanda teşekkür ederek yeni bir sayfa açabilmektir.
Velhasıl...
Dünya Kupası artık geride kaldı.
Şimdi duygularla değil, akılla hareket etme zamanı...
Doğrular alkışlanmalı, yanlışlar cesurca konuşulmalı ve hem teknik heyet hem de federasyon bu turnuvanın gerçek muhasebesini vermelidir.
Çünkü gelecekte daha büyük başarılar istiyorsak, önce bugünün hatalarından ders çıkarmayı öğrenmeliyiz.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Basri Sarıışık
Dünya Kupası Bitti... Artık Doğruları da Yanlışları da Konuşma Zamanı
A Milli Takımımız, Dünya Kupası grup aşamasındaki son maçında ABD ile karşı karşıya geldi. Rakibimiz sahaya büyük ölçüde rotasyonlu, yedek ağırlıklı bir kadroyla çıkarken Vincenzo Montella da önceki iki karşılaşmaya göre kadroda bazı değişikliklere gitti. Zeki Çelik, Eren Elmalı, Ozan Kabak, Salih Özcan, Orkun Kökçü ve Oğuz Aydın ilk 11'de kendilerine yer buldu.
Karşılaşmaya istediğimiz gibi başlayamadık. Henüz ilk dakikalarda yediğimiz golle geriye düştük. Ancak bu kez verilen reaksiyon olumluydu. Arda Güler'in klas golü skora dengeyi getirirken, Orkun Kökçü'nün golüyle ilk yarıyı 2-1 önde tamamladık.
İkinci yarıda ise oyuna daha istekli başlayan taraf ABD oldu ve beraberlik golünü de erken buldu. Mücadelenin uzun bölümü karşılıklı ataklarla geçerken, uzatma dakikalarının son anlarında Kaan Ayhan'ın attığı golle sahadan 3-2 galip ayrıldık. Üstelik golün ardından santra bile yapılmadan maç sona erdi.
Kağıt üzerinde bu karşılaşmanın iki takım açısından da herhangi bir sıralama değeri yoktu. Ancak ay-yıldızlı formayla çıkılan hiçbir maç formalite değildir. Milli takım forması her zaman kazanmak için giyilir. Bu nedenle son dakikada gelen galibiyet, turnuvaya en azından prestij açısından güzel bir veda niteliği taşıdı.
Ancak artık turnuva sona erdi
Bugünden itibaren yalnızca skorlara değil, alınan kararlara da bakmak zorundayız. Çünkü gelişmek isteyen ülkeler başarılarını alkışladığı kadar hatalarını da cesurca masaya yatırabilen ülkelerdir.
Bu noktada ilk eleştiri teknik direktör Vincenzo Montella'ya...
Sonucu hiçbir şeyi değiştirmeyecek böyle bir karşılaşma, aylardır konuşulan santrfor sorununa cevap aramak için bulunmaz bir fırsattı. Ancak Montella yine doğal bir santrfor tercih etmedi. Üstelik maçın ilerleyen dakikalarında yaptığı değişikliklerde de bu düşüncesinden vazgeçmedi. Turnuva boyunca çözülemeyen bir soruna, son maçta bile farklı bir yaklaşım getirilmemesi önemli bir eksi olarak hafızalara kazındı.
Benzer şekilde Can Uzun'un yine ilk 11'de kendisine yer bulamaması da dikkat çekiciydi. Böyle maçlar, geleceğin milli takımını şekillendirecek oyunculara daha fazla sorumluluk verilmesi gereken karşılaşmalardır.
İrfan Can Kahveci, Çağlar Söyüncü ve Kaan Ayhan gibi isimlerin yine sonradan oyuna dahil olması ise kadro tercihleriyle ilgili soru işaretlerini büyüttü. Turnuva boyunca bazı oyuncuların performanslarından bağımsız şekilde sürekli ikinci planda kalması, kamuoyunda oluşan adalet tartışmalarını da güçlendirdi.
Eleştirilmesi gereken tek adres ise Montella değil
Türkiye Futbol Federasyonu da bu turnuvanın ardından kapsamlı bir öz eleştiri yapmak zorunda. Dünya Kupası boyunca kamp merkezi ve organizasyon planlamasıyla ilgili çok sayıda iddia kamuoyuna yansıdı. Takımın maliyet hesapları nedeniyle gereğinden uzun yolculuklar yapmak zorunda kaldığı, bunun da oyuncuların dinlenme süreçlerini olumsuz etkilediği yönünde ciddi tartışmalar yaşandı.
Bu iddiaların doğru olup olmadığını en net şekilde federasyon açıklığa kavuşturmalıdır. Eğer doğruysa, dünyanın en büyük futbol organizasyonunda milli takımın birkaç kalem masraftan kaçınarak dezavantajlı bir sürece sürüklenmesi kabul edilemez. Milli takım söz konusu olduğunda tasarrufun yeri değil, doğru planlamanın zamanı olmalıdır.
TFF Montella’ya Teşekkür Edip Veda Etmeli..!
VincenzoMontella görev süresi boyunca önemli galibiyetler yaşattı, milli takımımıza emek verdi ve ülke futboluna katkı sundu. Bunun için kendisine ve ekibine teşekkür etmek gerekir.
Ancak futbol sadece geçmişe teşekkür ederek değil, geleceği doğru planlayarak ilerler.
Bugün geldiğimiz noktada Montella'nın milli takıma verebileceği yeni bir heyecan ya da yeni bir oyun aklı kaldığını düşünmüyorum. Aynı tercihlerin tekrarlandığı, aynı problemlerin çözülemediği ve aynı tartışmaların devam ettiği bir tablo görüyoruz.
Bazen en doğru karar, ayrılığı geciktirmek değil; doğru zamanda teşekkür ederek yeni bir sayfa açabilmektir.
Velhasıl...
Dünya Kupası artık geride kaldı.
Şimdi duygularla değil, akılla hareket etme zamanı...
Doğrular alkışlanmalı, yanlışlar cesurca konuşulmalı ve hem teknik heyet hem de federasyon bu turnuvanın gerçek muhasebesini vermelidir.
Çünkü gelecekte daha büyük başarılar istiyorsak, önce bugünün hatalarından ders çıkarmayı öğrenmeliyiz.