24 Yıllık Hasret Bitti: Biz Yine Dünya Sahnesindeyiz
Yazının Giriş Tarihi: 01.04.2026 12:16
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.04.2026 12:18
Kosova deplasmanında oynanan maç, sadece bir futbol karşılaşması değildi. Bu mücadele, yıllardır beklenen bir özlemin, bir hayalin ve bir inancın sahaya yansımasıydı. A Milli Takım, zorlu Kosova deplasmanında Kerem Aktürkoğlu'nun attığı golle sahadan 1-0 galip ayrıldı ve 24 yıl sonra Dünya Kupası biletini aldı.
Ama bu galibiyetin değeri sadece skor tabelasında yazan 1-0 değildi.
Sahada karakter vardı. Sahada mücadele vardı. Sahada bir takım ruhu vardı.
Özellikle Uğurcan Çakır'ın kritik kurtarışları, Orkun Kökçü'nün orta sahadaki liderliği ve takımın son ana kadar gösterdiği direnç, bu galibiyetin tesadüf olmadığını gösterdi. Oyuncular sadece kazanmak için değil, bir hayali gerçekleştirmek için mücadele etti.
Ve sonunda oldu…
24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası'ndayız.
Bu başarı, sadece bir turnuvaya katılım değil. Bu başarı, Türk futbolunun yeniden ayağa kalktığının göstergesi.
Hafızaları biraz geriye saralım…
2002 Dünya Kupası…
Kim unutabilir?
Dünya devlerine kafa tutan, korkusuz oynayan, herkesin sempatisini kazanan bir Türkiye vardı. Brezilya karşısında bile geri adım atmayan, Japonya'yı, Senegal'i eleyerek yarı finale çıkan ve turnuvayı üçüncü tamamlayan bir efsane jenerasyon…
O takım sadece kazanmadı.
O takım bir milletin kalbini kazandı.
Sonra 2008 Avrupa Şampiyonası…
Son dakikaların takımı…
Pes etmeyen bir ruh…
Almanya karşısında yarı final oynayan, Avrupa'nın en çok konuşulan takımı olan bir Türkiye…
İşte bugün sahada gördüğümüz jenerasyon, o ruhun devamı gibi.
Birbirine bağlı, mücadele eden, pes etmeyen bir takım.
Arda, Kenan, Orkun, Kerem, Uğurcan…
Hepsi sahada sadece futbol oynamıyor.
Hepsi o eski ruhu yeniden yaşatıyor.
Belki bugün henüz turnuva başlamadı.
Belki henüz kimse bizden büyük beklentiler içinde değil.
Ama biz bu hikayeyi daha önce gördük.
2002'de kimse bize inanmıyordu.
2008'de kimse yarı final beklemiyordu.
Ama Türk Milli Takımı, en iyi olduğu zamanlarda değil…
En çok inandığı zamanlarda tarih yazdı.
Bugün de aynı hikaye yeniden başlıyor.
24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası'ndayız.
Ve bu kez sadece katılmaya değil…
Yine iz bırakmaya gidiyoruz.
Çünkü bu takımda yetenek var.
Çünkü bu takımda karakter var.
Ama en önemlisi…
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Basri Sarıışık
24 Yıllık Hasret Bitti: Biz Yine Dünya Sahnesindeyiz
Kosova deplasmanında oynanan maç, sadece bir futbol karşılaşması değildi. Bu mücadele, yıllardır beklenen bir özlemin, bir hayalin ve bir inancın sahaya yansımasıydı. A Milli Takım, zorlu Kosova deplasmanında Kerem Aktürkoğlu'nun attığı golle sahadan 1-0 galip ayrıldı ve 24 yıl sonra Dünya Kupası biletini aldı.
Ama bu galibiyetin değeri sadece skor tabelasında yazan 1-0 değildi.
Sahada karakter vardı. Sahada mücadele vardı. Sahada bir takım ruhu vardı.
Özellikle Uğurcan Çakır'ın kritik kurtarışları, Orkun Kökçü'nün orta sahadaki liderliği ve takımın son ana kadar gösterdiği direnç, bu galibiyetin tesadüf olmadığını gösterdi. Oyuncular sadece kazanmak için değil, bir hayali gerçekleştirmek için mücadele etti.
Ve sonunda oldu…
24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası'ndayız.
Bu başarı, sadece bir turnuvaya katılım değil. Bu başarı, Türk futbolunun yeniden ayağa kalktığının göstergesi.
Hafızaları biraz geriye saralım…
2002 Dünya Kupası…
Kim unutabilir?
Dünya devlerine kafa tutan, korkusuz oynayan, herkesin sempatisini kazanan bir Türkiye vardı. Brezilya karşısında bile geri adım atmayan, Japonya'yı, Senegal'i eleyerek yarı finale çıkan ve turnuvayı üçüncü tamamlayan bir efsane jenerasyon…
O takım sadece kazanmadı.
O takım bir milletin kalbini kazandı.
Sonra 2008 Avrupa Şampiyonası…
Son dakikaların takımı…
Pes etmeyen bir ruh…
Almanya karşısında yarı final oynayan, Avrupa'nın en çok konuşulan takımı olan bir Türkiye…
İşte bugün sahada gördüğümüz jenerasyon, o ruhun devamı gibi.
Birbirine bağlı, mücadele eden, pes etmeyen bir takım.
Arda, Kenan, Orkun, Kerem, Uğurcan…
Hepsi sahada sadece futbol oynamıyor.
Hepsi o eski ruhu yeniden yaşatıyor.
Belki bugün henüz turnuva başlamadı.
Belki henüz kimse bizden büyük beklentiler içinde değil.
Ama biz bu hikayeyi daha önce gördük.
2002'de kimse bize inanmıyordu.
2008'de kimse yarı final beklemiyordu.
Ama Türk Milli Takımı, en iyi olduğu zamanlarda değil…
En çok inandığı zamanlarda tarih yazdı.
Bugün de aynı hikaye yeniden başlıyor.
24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası'ndayız.
Ve bu kez sadece katılmaya değil…
Yine iz bırakmaya gidiyoruz.
Çünkü bu takımda yetenek var.
Çünkü bu takımda karakter var.
Ama en önemlisi…
Bu takımda 2002 ruhu, 2008 inadı var.