Hava Durumu

BİR DEĞERE EN BÜYÜK ZARARI, ONU TEMSİL ETTİĞİNİ SÖYLEYENLER VERİR

Yazının Giriş Tarihi: 09.10.2026 12:46
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.10.2026 12:48

Bir insanın inandığı değerlerle yaşaması başka, o değerleri kendisine makam, menfaat ve çıkar kapısı yapması başkadır. Bugün üzerinde düşünmemiz gereken meselelerden biri de budur.

Çünkü bazen bir davaya, bir millete veya bir inanca en büyük zararı dışarıdan karşı çıkanlar değil, o değeri temsil ettiğini söyleyenler verir.

Mesele Müslüman görünmek değil, Müslümanca yaşayabilmektir. Dürüstlükten uzaklaşmış, makamını menfaat için kullanmış, parayı her şeyin önüne koymuş bir insanın kendisini inançlı olarak tanıtması neyi değiştirir? Sözlerinde adalet olup davranışlarında adalet yoksa, güzel sözlerin ne kıymeti kalır?

İnsan, savunduğu değerlerin aynasıdır. İnsanlar söylenenlerden önce yapılanlara bakar.

Bir davaya gönül vermek, onun adını her yerde anmakla ölçülmez. Asıl mesele, o davanın yükünü taşımak ve gerektiğinde kendi çıkarından vazgeçebilmektir. Kendi tarafının yanlışına susup başkasının yanlışını büyüten bir anlayışın adaletle ilgisi olabilir mi?

Bir insanın samimiyeti, kendi çevresinin yanlışları karşısında belli olur. Çünkü insan, yalnızca karşısındakini eleştirerek doğru olamaz. Önce kendisine ve kendi yaptıklarına bakmalıdır.

Bir toplumda güveni yıkan yalnızca açık kötülükler değildir. İyilik adına yapılan kötülükler, doğruluk adına söylenen yalanlar, adalet adına işlenen haksızlıklar da toplumu içten içe çürütür.

Hak etmediği makama gelmek, kamu imkânlarını kişisel çıkar için kullanmak, başkasının hakkını yemek sıradan kusurlar değildir. Bunları yapan kişi kendisini ahlakın ve inancın temsilcisi olarak gösteriyorsa verdiği zarar daha da büyür. Çünkü insanlar yalnızca o kişiye değil, temsil ettiğini düşündükleri değerlere de güvenlerini kaybeder.

Bugün insanların ne kadar kazandığına, hangi arabaya bindiğine, hangi makama sahip olduğuna bakıyoruz. Peki, ne kadar dürüst olduğuna da aynı ölçüde bakıyor muyuz?

Asıl itibar, kimsenin görmediği yerde ne yaptığınla ilgilidir. Sana emanet edilen parayı koruyor musun? Gücü eline geçirdiğinde adil davranıyor musun? Haksızlık karşısında menfaatini mi, vicdanını mı dinliyorsun?

Makam geçicidir, servet el değiştirebilir, şöhret unutulabilir. Fakat insanın karakteri, geride bıraktığı izlerle yaşamaya devam eder.

Bir de yanlışları gördüğü hâlde susanlar var. Kimi makamını, kimi çevresini, kimi de elde ettiği imkânları kaybetmekten korkuyor. Oysa adalet, yalnızca başkasının yanlışını anlatmak değil, gerektiğinde kendi çevrenden birine de yanlış yaptığını söyleyebilmektir. Sırf çıkarı zarar görmesin diye haksızlığa göz yuman insan, yaşananların dışında olduğunu söyleyemez.

Benim için önemli olan, bir insanın hangi sözü söylediğinden önce nasıl yaşadığıdır. İnançlı olmak, milliyetçi olmak veya bir davayı savunmak tek başına yeterli değildir. Bunlar, insanın davranışlarında karşılık bulduğu zaman anlam kazanır.

Kimse kusursuz değildir. Hepimizin eksiği ve yanlışı vardır. Mesele, başkalarını yargılamadan önce kendimizi de sorgulayabilmektir.

Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız: Savunduğumuz değerleri gerçekten yaşatıyor muyuz, yoksa onların adını kullanarak kendimize bir yer mi açıyoruz?

Unutmayalım; bir değerin adıyla yükselip onun gereğini yerine getirmeyenler yalnızca kendilerine zarar vermez. O değere güvenen insanların umutlarını da kırarlar.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.