Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yargı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yargı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ekrem İmamoğlu: "Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız" Haber

Ekrem İmamoğlu: "Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız"

Ekrem İmamoğlu ve diğer 11 sanığın Beylikdüzü Belediyesi başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı başkanlık makam aracı olarak kullanıp masraflarını belediyeye karşılattığı iddiasıyla görevi kötüye kullanma suçundan açılan davasının görülmesine başlandı. Duruşmada savunma yapan Ekrem İmamoğlu "O dönem 3 bin dolara tekabül eden bir aracın kiralanması yerine, ‘bu arabadan bende de var ben bunu kullanmaya devam edeyim' dedim. Benim aracım varsa milletin parasını neden makama hizmet aracına harcayayım diyerek bir işlem yürütüldü. Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız, o para geri yatırıldı. Belgesi size mutlaka ulaşacaktır. Kamuya ait kamu tarafından kiralanmış bir makam aracının, rakamını yüksek bulduğum için, o aracın yerine kendi arabamı kullanma meselesi" dedi. Tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediyesi başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı başkanlık makam aracı olarak kullanıp, masraflarını belediyeye karşılattığı iddiasıyla görevi kötüye kullanma suçundan açılan davasının görülmesine başlandı. Ekrem İmamoğlu ve diğer 11 sanık hakkında açılan dava, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki duruşma salonunda görüldü. Duruşmaya 8 tutuksuz sanık ile başka suçtan tutuklu Ekrem İmamoğlu katıldı. "Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız o para geri yatırıldı" İmamoğlu savunmasında, "Bu kürsüde bulunduğum her duruşmada yer aldığım her davada yapılan haksızlıkları anlatmaya çalıştım. Ülkemizin siyasete bulaşmış yargı eliyle zararlar gördüğünü her ortamda ifade ettim. Benim bu anlatılarım yalnızca kendim için değildi. Bu feryat aynı zamanda ülkem içindi. O dönem 3 bin dolara tekabül eden bir aracın kiralanması yerine, ‘bu arabadan bende de var ben bunu kullanmaya devam edeyim' dedim. Benim aracım varsa milletin parasını neden makama hizmet aracına harcayayım diyerek bir işlem yürütüldü. Yaptığım bu tercih bir ceza davasının konusu haline gelebiliyor. Otomobili değil zihniyeti tartışalım. Görev yaptığım Beylikdüzü Belediyesi'nde ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde makam odası üretmedim, kişisel zevk alanları üretmedim. Olanı kullandım, aşırılıkları azalttım. Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız o para geri yatırıldı. Belgesi size mutlaka ulaşacaktır" dedi. "Kendi aracımı yine makam arabası olarak kullanmaya devam ettim" Ekrem İmamoğlu savunmasının devamında, "Makam arabasının benzinini ve mazotunu ya da lastiğini konuşuyoruz ya. Görev aldığımda ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi döneminde de kendi aracımı yine makam arabası olarak kullanmaya devam ettim. Benzin parasını, mazot parasını da kendim ödedim. Yine Beylikdüzü'nde olduğu gibi Büyükşehir Belediyesi döneminde de kendi aracımı kullandım. Sadece aracımın bakım zamanı geldiğinde, ‘belediyenin var mı makam arabası' diye sorduğumda, ‘2 tane makam arabanız var' dediler. Bu araçları da çok az kullandım. En son ‘yazık günah, bunları satın' dedim. Bugün burada gerçekten bir makam arabası tartışılacaksa, ben bu tartışmadan kaçmam. Bir litre benzinin hesabını da veririm, bir lastiğin hesabını da veririm. Çünkü kamu görevlisine milletin tek kuruşunun dahi hesabı sorulmalıdır. Bir zamanlar bu sorumluluk gereği belediyeye makam aracı kiralamamak için kendi aracımı kullanıyordum, bugün o makam aracının hesabını vermek için ne yazık ki sizin karşınızda sanık kürsüsünde, Silivri'deyim. Kamuya ait kamu tarafından kiralanmış bir makam aracının, rakamını yüksek bulduğum için, o aracın yerine kendi arabamı kullanma meselesi" ifadelerini kullandı. İddianameden Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu, Bülent Arslaner, Fatih Keleş, Fatma Hoşgöz Açıkgöz, İlyas Yılmaz, Mehmet Zeki Çanakçi, Mülayim Demirtaş, Nuray Köker, Orhan Yılmaz, Selçuk Altun, Üzeyir Çöl ve Ercan Doğan sanık sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, İmamoğlu İnşaat'ın 4 Şubat 2015'te Beylikdüzü Belediyesine bir dilekçe verdiği, şirketin mülkiyetindeki 34 LN 4472 plakalı aracın, bakım, yakıt ve diğer tüm masraflarının belediye tarafından karşılanmak üzere, dönemin belediye başkanının görev süresi boyunca bedelsiz olarak Belediye Başkanlığı hizmetinde kullanılmasının teklif edildiği aktarıldı. 9 Şubat 2015'te Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun oluruyla dilekçenin belediye encümenine sevk edildiği anlatılan iddianamede, encümenin bu talebi, aracın başkanlık makam otosu olarak kullanılması, bakım ve yakıt masraflarının belediye tarafından karşılanmak üzere bedel ödenmeksizin kabulüne uygun gördüğü açıklandı. Ekrem İmamoğlu'nun mevzuata aykırı olduğu iddia edilen bir teklifi içeren dilekçeyi belediye encümenine havale ederek, yetkisi olmayan bir konuda karar alınması sürecini başlatarak kamu zararına neden olduğu iddianamede belirtildi. İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı süresince makam aracı olarak kullandığı araç için yapılan ödemeler nedeniyle kamunun toplamda 122 bin 305 lira zarara uğratıldığı iddianamede ifade edildi. İddianamede yer verilen bir diğer usulsüzlükte ise Beylikdüzü Belediyesi Gençlik ve Spor İşleri Müdürlüğünce 25 Aralık 2018'de 65 bin 600 lira bedelli Eğitmen Çalıştırılması ve Spor Organizasyonları Malzemesi Alım İşi ile 15 Ocak 2019'da 65 bin 800 lira bedelli iki ayrı Eğitmen Çalıştırılması ve Spor Organizasyonları İşi için temin alımı yapıldığı anlatıldı. Kamu İhale Kanunu'na göre büyükşehir belediye sınırları içerisindeki idareler için doğrudan temin parasal limitinin KDV hariç 67 bin 613 lira olduğu hatırlatılan iddianamede, belediyenin iki ayrı doğrudan temin alımı yaptığı aktarıldı. İddianamede, sanıklar Ekrem İmamoğlu, Bülent Arslaner, Fatih Keleş, İlyas Yılmaz, Mehmet Zeki Çanakçi, Mülayim Demirtaş, Nuray Köker, Orhan Yılmaz, Selçuk Altun, Üzeyir Çöl ve Fatma Hoşgöz Açıkgöz'ün görevi kötüye kullanma suçundan 6 aydan ikişer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. Sanık Ercan Doğan'ın görevi kötüye kullanmaya yardım suçundan 3 aydan 1 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının istendiği iddianamede sanık Mehmet Zeki Çanakçi'nin ayrıca daha önce aldığı bir cezadan dolayı denetim süreci içindeyken yeni bir suç işleyerek denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davrandığı ifade edildi.

Bakan Gürlek’ten "Ahbaplar Suç Örgütü", uyuşturucu, İmamoğlu ve Terörsüz Türkiye açıklaması Haber

Bakan Gürlek’ten "Ahbaplar Suç Örgütü", uyuşturucu, İmamoğlu ve Terörsüz Türkiye açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev yapan yargı muhabirlerini Adalet Bakanlığında kabul ederek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Gürlek, faili meçhul dosyalardan AHBAP soruşturmasına, uyuşturucu ve yasa dışı bahisle mücadeleden FETÖ soruşturmalarına, Terörsüz Türkiye sürecinden Ekrem İmamoğlu hakkındaki davaya ve adalete güven tartışmalarına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Futbolda bahis ve şike soruşturmalarının sürdüğünü belirten Bakan Gürlek, "Sadece futbol değil, basketbol da dâhil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor" dedi. Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü söyleyen Bakan Gürlek, olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev yapan adliye muhabirleriyle bir araya geldiği toplantıda, faili meçhul dosyalardan "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturmasına, uyuşturucuyla mücadeleden İBB soruşturmasına, FETÖ ile mücadeleden "Terörsüz Türkiye" sürecine kadar gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması amacıyla Bakanlık bünyesinde bir birim kurulduğunu belirten Gürlek, "Faili meçhul dosyalar yeniden ele alınıyor. Başsavcılıklarla toplantılar yapılıyor, dosyalardaki imkanlar değerlendiriliyor. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurduğumuz bu dairenin çalışmalarıyla güzel sonuçlar aldık. Birim kurulalı dört ay oldu; 46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı" dedi. Gürlek, bu çalışmaların vatandaşın adalete olan güvenini artırdığını belirterek, " Bu çalışmalar vatandaşta önemli bir duygu oluşturuyor. Hiçbir şeyin sonsuza kadar karanlıkta kalmayacağı, adaletin er ya da geç tecelli edeceği görülüyor. O dönem deliller yeterince toplanmamış, olaylar bütün yönleriyle aydınlatılamamış olabilir. Ancak devletin bütün imkanlarıyla ve kararlılıkla çalışması halinde yıllar sonra dahi sonuç alınabileceğini görüyoruz. Bu da adalete olan güveni artırıyor" ifadelerini kullandı Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması devam ediyor Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasının ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından sürdürüldüğünü belirten Gürlek, "Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması devam ediyor. Soruşturma ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütülüyor; Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüz bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız da kendi görev alanı çerçevesinde koordinasyon ve dosya inceleme çalışmalarını sürdürüyor" şeklinde konuştu. Yeni faili meçhul soruşturmaları konusunda isim vermenin doğru olmayacağını ifade eden Gürlek, "Bir soruşturmanın başlatılması için hukuken gerekli şüphe şartlarının oluşması gerekir. Faili meçhul dosyaların tamamı ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca kendi delil durumu içinde değerlendiriliyor" dedi. Gülistan Doku dosyasında naaşın bulunması için çalışma sürüyor Gülistan Doku soruşturmasında önemli ilerlemeler sağlandığını ancak soruşturmanın tamamlandığını söylemek için henüz erken olduğunu belirten Gürlek, dosya kapsamında Umut Altaş'ın da ifadesinin alındığını aktardı. Gürlek, "Burada bizim için en önemli konulardan biri Gülistan'ın naaşının bulunması. Arkadaşlarımız özellikle bu konu üzerinde hassasiyetle çalışıyor. Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. En son Pertek yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar var" ifadelerini kullandı. Naaşın kimyasal maddeler kullanılarak tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimalinin de değerlendirildiğini belirten Gürlek, "Soruşturma kapsamında, geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin kendilerine tanınan yetkileri usulsüz şekilde kullanarak olayın aydınlatılmasını engellemeye veya bazı delilleri ortadan kaldırmaya çalıştıklarına ilişkin ciddi iddialar ve bulgular da inceleniyor" dedi. Gürlek açıklamasının devamında, "Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa, kişinin unvanına bakılmaksızın ilgili savcılık hukuk çerçevesinde gereken işlemleri yapar" ifadelerini kullandı. Rojin Kabaiş soruşturmasında teknik incelemeler sürüyor Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin de konuşan Gürlek, cep telefonuna yönelik teknik incelemelerin sürdüğünü belirtti. Gürlek, "DNA incelemeleri yapıldı. Cep telefonuna yönelik teknik incelemeler de devam ediyor. Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz" dedi. Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü yeniden araştırılıyor Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü belirten Gürlek, olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi. Gürlek açıklamasında, "Kaşif Kozinoğlu, devletimizin yetiştirdiği müstesna isimlerden ve önemli bir devlet görevlisiydi. Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken, sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti" şeklinde konuştu. "Bu konuda önemli ihbarlar ve şikayetler vardı" Gürlek, "Bu konuda daha önce şikayetler ve ihbarlar vardı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız da bunları dikkate alarak bir soruşturma başlattı. Daha sonra yurt dışında firari bulunan ve FETÖ bağlantısına ilişkin hakkında adli süreç bulunan eski bir cezaevi personelinin önemli beyanlarının ardından bazı adli işlemler gerçekleştirildi. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni deliller ortaya çıkarsa yeni işlemler de gündeme gelebilir; buna elbette Cumhuriyet Başsavcılığı delil durumuna göre karar verecektir" şeklinde konuştu. Tüm ihtimallerin soruşturma kapsamında değerlendirildiğini ifade eden Gürlek, "Elbette bunun mutlaka bir cinayet olduğunu peşinen söylemek doğru değil. Bütün ihtimaller soruşturma kapsamında değerlendiriliyor. Süreç devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Ucu nereye giderse gitsin, dosyanın içindeki delillere bakın" Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüyen soruşturmalarına Bakanlık olarak müdahale etme yetkilerinin bulunmadığını belirten Gürlek, savcıların isim, makam veya unvana bakmadan hareket etmesi gerektiğini söyledi. Bakan Gürlek, "Bizim söylediğimiz şu: ‘Ucu nereye giderse gitsin, kim çıkarsa çıksın; dosyanın kapağındaki ismi kapat, içindeki delillere bak. Kararını yalnızca hukuka ve delile göre ver'" dedi. Soruşturmalara müdahale etme yetkilerinin bulunmadığını vurgulayan Gürlek, "Buradaki yaklaşımımız bir soruşturmanın yönünü göstermek değil; savcının hukuka uygun görevini herhangi bir baskı veya çekince hissetmeden yerine getirebilmesi gerektiğini vurgulamaktır" ifadelerini kullandı. AHBAP soruşturması hakkında konuştu: "MASAK tespitleri ve itirafçı beyanları bulunuyor" AHBAP soruşturmasının devam ettiğini belirten Gürlek, vatandaşların yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismar edilip edilmediğinin incelendiğini söyledi. Gürlek, "AHBAP'la ilgili soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında, vatandaşlarımızın iyi niyetinin ve yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismarı ayrıntılı biçimde inceleniyor" dedi. Dosyada MASAK tespitleri ve itirafçı beyanlarının bulunduğunu belirten Gürlek, "Soruşturmanın seyri ve ortaya çıkacak yeni deliller doğrultusunda yeni adli işlemler de gündeme gelebilir. Buna elbette ilgili Cumhuriyet başsavcılığı delil durumuna göre karar verecektir. MASAK tespitleri yapılıyor, itirafçı beyanları bulunuyor" ifadelerini kullandı. "Toplanan yardımların amacına uygun kullanıp kullanılmadığı bizim için son derece önemli" Toplanan yardımların akıbeti hakkında konuşan Gürlek, "Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı bizim için son derece önemli. Biliyorsunuz bir keşif heyeti oluşturuldu. Yeni görüntüler de ortaya çıktı. Keşke toplanan bu paraların tamamıyla yardımlar yapılsa, evler inşa edilseydi. Şu anda depolarda çürümeye terk edildiği belirtilen malzemeler var. Bunlar yeni yeni ortaya çıkıyor. Mağdurlar ve şikayetçiler var. Bunlara ilişkin çalışmalar da devam ediyor" diye konuştu. AHBAP soruşturmasında çok sayıda müşteki var AHBAP soruşturması kapsamında müşteki isimlerle görüştüğünü ifade eden Gürlek, "Az önce görüştüğüm bir kişi, o tarihlerde Amerika'da bulunan kliniğine Haluk Levent'in geldiğini anlattı. Türkiye'de bir yardım kuruluşunun bulunduğunu, kamuoyunca da tanınan bir kişi olduğunu söyleyerek kendisinden yardım istediğini ifade etti. O kişi de ‘Tamam, ne gerekiyorsa verelim' diyor. Söz konusu para 4 milyon 600 bin dolar. Hatta buna ilişkin senet de düzenlenmiş" ifadelerini kullandı. "Bunların her biri ilgili başsavcılık tarafından inceleniyor" Gürlek açıklamasının devamında, "Dosyada buna benzer çok sayıda senet olduğu belirtiliyor. Bunların her biri ilgili başsavcılık tarafından ayrıştırılarak hukuki ve mali yönden inceleniyor. Bazı işlemlerde Haluk Levent'in kendi adına borç aldığı, ‘Bu parayı kullanacağım' dediği veya taşınmaz aldığına ilişkin belgeler bulunuyor. Ancak daha sonra bu paraların ödenmediği iddia ediliyor. Sorun da burada başlıyor" şeklinde konuştu. Uyuşturucu ve yasa dışı bahis operasyonları devam edecek Uyuşturucuyla mücadelede taviz vermediklerini belirten Gürlek, "Uyuşturucuyla mücadele kapsamındaki operasyonlar devam edecek. İlgili başsavcılıklar tarafından üzerinde çalışılan ve değerlendirilen dosyalar var. Uyuşturucu konusunda kesinlikle taviz vermiyoruz" dedi. Gürlek, kamuoyunca tanınan isimlere ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların da caydırıcı etkisinin bulunduğunu belirterek, "Özellikle kamuoyunca tanınan isimler ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların da önemli bir caydırıcı etkisi oldu. Bundan sonraki süreçte uyuşturucuyla mücadelenin farklı alanlarında da adli soruşturmalar gündeme gelebilir" ifadelerini kullandı. Futbolda bahis ve şike soruşturmalarının da sürdüğünü belirten Gürlek, "Sadece futbol değil, basketbol da dâhil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor" dedi. "Vatandaşın doğrudan ekonomik hayatını ve kamu sağlığını etkileyen sektörlere de bakılıyor." Beyaz et ve şeker sektörüne yapılan operasyonlardan bahseden Gürlek, "Bunun yanında vatandaşın doğrudan ekonomik hayatını ve kamu sağlığını etkileyen sektörlere de bakılıyor. Beyaz et sektörüne yönelik bir operasyon yapıldı. Şeker sektöründe kamu sağlığını ilgilendiren bir operasyon gerçekleştirildi. Benzeri alanlarda, somut suç şüphesi oluşması hâlinde yetkili adli makamlarca yeni soruşturmalar yürütülebilir." ifadelerini kullandı. SPK ile piyasa soruşturmaları takip ediliyor Borsadaki işlem hacminin son yıllarda ciddi şekilde büyüdüğünü belirten Gürlek, yatırımcıların mağduriyet yaşadığı bazı konuların da incelendiğini söyledi. Gürlek, "SPK ile koordinasyon içerisinde takip edilen süreçler oluyor. Özellikle manipülasyon konusunda mevzuatın SPK'ya verdiği yetkiler ve usuller var. Adli süreçler de bu yasal çerçeve içerisinde yürütülüyor" ifadelerini kullandı. "FETÖ bir casusluk örgütü" FETÖ ile mücadelenin tavizsiz şekilde sürdüğünü belirten Gürlek, "FETÖ yıllarca planlı biçimde hareket ederek en sonunda 15 Temmuz'da ülkeyi ele geçirmeye çalışan bir ihanet örgütü. Aynı zamanda bir casusluk örgütü" dedi. Devletin son derece dikkatli olduğunu belirten Gürlek, "Bu örgütün amaçlarından ve yöntemlerinden vazgeçtiğini düşünmemek lazım. Şu anda kabuğuna çekilmiş gibi görünebilir ancak yeni yapılanma arayışları bulunabiliyor. Finansal kaynaklarına ilişkin çalışmalar var. Farklı isimler ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devlet son derece dikkatli" şeklinde konuştu. Farklı isim ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devletin dikkatli olduğunu belirten Gürlek, "Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz. FETÖ ile mücadele tavizsiz şekilde devam ediyor" ifadelerini kullandı. Umut Altaş ve Eylem Tok'un iade süreçleri takip ediliyor Yurt dışındaki şüpheli ve sanıkların iade süreçlerini de yakından takip ettiklerini belirten Gürlek, "Umut Altaş'la ilgili iade talebinde bulunduk. Olumlu gelişmeler de oldu. Sürecin iade yönünde ilerlemesini bekliyoruz ancak nihai kararın ilgili ülkenin yetkili yargı ve idari makamlarına ait olduğunu da unutmamak gerekir" dedi. Eylem Tok hakkında ise iade yönünde karar verildiğini ancak kararın üst mahkemeye taşındığını belirten Gürlek, "Karar üst mahkemeye taşındı. Dolayısıyla üst mahkemenin kararının beklenmesi gerekiyor. Biz iade taleplerimizin arkasındayız ve bu süreçleri hassasiyetle takip ediyoruz" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye süreci Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan Gürlek, " Terörsüz Türkiye sürecinde çerçeve yasa yaklaşık 467 oyla kabul edildi. Bu gerçekten çok büyük bir başarı" ifadelerini kullandı. Yasanın yürürlüğe girmesi için örgütün tamamen silah bırakması gerektiğini ifade eden Gürlek, "Örgütün silah bırakması, silahlarını teslim etmesi ve tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesine ilişkin süreç Milli Savunma Bakanlığımız ve MİT tarafından takip ediliyor" dedi. Gürlek, Adalet Bakanlığının ise kanunun yürürlüğe girmesinin ardından ortaya çıkacak hukuki ve idari süreçler için hazırlık yaptığını söyledi. Çocuk Paketi yürürlüğe girdi Çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca adli boyutuyla ele alınamayacağını belirten Gürlek, "Adalet sistemi suç işlendikten sonra devreye giriyor. Bir suç işlendiğinde savcılık süreci başlıyor. Ancak çocuğu suça iten sebepler çok daha önce ortaya çıkıyor. Bir çocuk sorunlu bir aile ortamından gelebiliyor, okulda problemler yaşayabiliyor veya sosyal çevresinden olumsuz etkilenebiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca adli boyutuyla ele alınamaz" ifadelerini kullandı. Gürlek, Çocuk Paketi kapsamında, "Çocuk Paketi kabul edildi. Artık ‘suça sürüklenen çocuk' kavramı yerine ‘adli süreçteki çocuk' yaklaşımı getirildi. Buradaki amaçlardan biri, suç örgütlerinin çocukları kolayca kullanabilmesini önlemek; diğeri ise çocuğun işlediği fiilin hukuki sonuçlarının daha açık ve caydırıcı hâle gelmesini sağlamaktır. Örgüt çocuğu kullanamayacak; çocuk da kendisinin suç faaliyetlerinde araç olarak kullanılmasının ciddi hukuki sonuçları bulunduğunu bilecek." ifadelerini kullandı. Ailelerin sorumluluğunu güçlendirdiklerini ifade eden Gürlek, "Ailelerin sorumluluğunu da güçlendirdik. Daha önce bu konuda bazı boşluklar vardı. Aileler çocuklarının eğitimine, davranışlarına, sosyal çevresine ve bulunduğu ortamlara karşı daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda" şeklinde konuştu. İmamoğlu davası: "Nihai takdir mahkemeye ait" Ekrem İmamoğlu'nun da sanıkları arasında bulunduğu davaya ilişkin konuşan Gürlek, yargılamanın devam ettiğini belirtti. Soruşturma aşamasında alınan ‘İnsanlar aileleriyle tehdit edildi, baskı yapıldı, tutuklamayla korkutuldu ve bu nedenle savcılıkta ifade verdiler; mahkemede bu ifadelerinden dönecekler' şeklindeki iddialar hakkında konuşan Gürlek, "Başsavcılık görevini yürüttüğüm dönemde, soruşturma dosyasındaki eylemlerin delillerle desteklendiği yönündeki kanaatimi ifade etmiştim. Ancak dosya artık kovuşturma aşamasında. Bundan sonra delillerin değerlendirilmesi, tanık beyanlarının güvenilirliği ve sanıkların hukuki durumuyla ilgili nihai takdir mahkemeye aittir" ifadelerini kullandı. "Bu yargılamanın ne zaman tamamlanacağını benim söylemem mümkün değil" Kararın tamamen mahkemenin yetkisinde olduğunu ifade eden Gürlek, "Mahkeme yargılamasını yapıyor, tanıkları dinliyor, sanık müdafilerinin beyanlarını alıyor ve savunmaları değerlendiriyor. Bu yargılamanın ne zaman tamamlanacağını benim söylemem mümkün değil. Sürecin takvimi ve verilecek karar tamamen mahkemenin yetkisinde." şeklinde konuştu. Ek iddianame çalışmaları sürüyor İmamoğlu dosyasına ilişkin ek iddianame çalışmalarının bulunup bulunmadığı sorusuna da yanıt veren Gürlek, "Evet, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporları söz konusu olduğu belirtiliyor" ifadelerini kullandı. Ahmet Davutoğlu ve Melih Gökçek soruşturmaları Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanı'na hakaret iddiasıyla soruşturma başlatıldığını belirten Gürlek, "Burada hukuken bakılması gereken iki temel husus var. Birincisi suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı, ikincisi ise zamanaşımı. Cumhurbaşkanı'na hakaret suçu bakımından burada zamanaşımı süresinin dolmadığı değerlendiriliyor. ‘O video o tarihte vardı, neden o zaman işlem yapılmadı da şimdi yapıldı?' denilebilir. Bir soruşturmanın hangi tarihte başlamış olması tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez. Bir ihbar, CİMER başvurusu veya şikayet üzerine savcılık önüne gelen iddiayı hukuken değerlendirebilir. Suçun oluşup oluşmadığına ve zamanaşımına ilişkin değerlendirmeyi de soruşturmayı yürüten savcılık yapar. Az önce söylediğim gibi, burada isim ve sıfat üzerinden hareket edilmez" ifadelerini kullandı. Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili şikayet ve başvuruların da Cumhuriyet başsavcılığınca değerlendirildiğini belirten Gürlek, "Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili konu da kamuoyunda uzun süre tartışıldı. Şikayet ve başvurular yapıldı. Cumhuriyet başsavcılığı da kendisine ulaşan ihbar ve şikâyetleri hukuken değerlendirdi, soruşturma başlattı ve bazı ifadeler aldı. Bundan sonraki süreç de deliller çerçevesinde savcılığın takdirinde ilerleyecek" diye konuştu. "Cezasızlık algısının üzerine gidiyoruz" Vatandaşların adalete güven konusunda öne çıkardığı başlıklardan birinin yargılamaların uzun sürmesi olduğunu belirten Gürlek, yargılamaların makul sürede tamamlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Toplumda oluşan cezasızlık algısının da üzerine gittiklerini belirten Gürlek, "Toplumda ‘Suç işleyenin yanına kar kalıyor' şeklinde bir kanaat oluşmuştu. Bunun özellikle üzerine gidiyoruz" dedi. Hakim ve savcıların da hukuk karşısında ayrıcalıklı olmadığını vurgulayan Gürlek, "Hakim veya savcı olmak kimseye ayrıcalık sağlamaz. Trafikte bir olaya karışmışsa vatandaş için hangi hukuk uygulanıyorsa onun için de aynı hukuk uygulanır" ifadelerini kullandı. Gürlek açıklamasının devamında, "Bu konuda soruşturma ve disiplin istatistiklerini de yakından takip ediyoruz. Çünkü hakim ve savcı toplumda güven duyulan bir konumda olmak zorunda. Yaklaşık 27 bin 500 kişilik bir yargı teşkilatından söz ediyoruz. Bunun belki yüzde 3-5'lik küçük bir kesiminin meslek onuruna zarar veren davranışları yüzünden yüzde 90'dan fazla büyük bir kesimin zan altında kalmasını kabul edemeyiz. Bu nedenle bu konularda gerekli adımları atıyoruz" şeklinde konuştu. "Suç işleyenin yanına kar kalıyor' şeklinde bir kanaat oluşmuştu. Bunun özellikle üzerine gidiyoruz" Kamuoyunda infial oluşturan hadiseler ile ilgili konuşan Gürlek, "En son Van'da ‘Kara Haydar' olarak kamuoyuna yansıyan bir olay oldu. Daha sonra olayın farklı boyutları ortaya çıktı. İnsanların gözü önünde, kaynağı açıklanamayan yüksek miktarda para ve aşırı gösterişli yaşam görüntüleri üzerinden devletin ve kamu kurumlarının itibarıyla oynanmasına müsaade edilemez. Bir tarafta insanlar geçim sıkıntısı çekerken diğer tarafta kaynağı tartışmalı servetin, korumaların ve lüks hayatın sosyal medyada teşhir edilmesi toplumda ciddi rahatsızlık meydana getiriyor. Son dönemde sosyal medya fenomenliği üzerinden de bu tür örnekler çoğaldı. Elbette sosyal medya fenomenliği ayrı ve meşru bir alan. Ancak suç teşkil eden bir mali faaliyet, kamu kurumlarına yönelik hukuka aykırı eylem veya başka bir suç şüphesi varsa bunun gereğini bağımsız yargı makamları yapar. Bizim yaklaşımımız bu. Suç kim tarafından işlenirse işlensin aynı hukuk uygulanmalı" ifadelerini kullandı. "Gazetecilere saldırı, toplumun haber alma hakkına karşı da bir saldırıdır" Basın mensuplarına yönelik saldırılara da değinen Gürlek, gazetecilerin toplumun haber alma hakkına hizmet ettiğini belirtti. Gürlek, "Basın mensuplarına yönelik fiziki saldırılar maalesef zaman zaman yaşanabiliyor. Siz sonuç itibarıyla toplumun haber alma hakkına hizmet eden, kamusal nitelikte bir görev yapıyorsunuz" dedi. Gazetecilere görevlerini yaptıkları sırada yönelen saldırıların yalnızca kişiye yönelik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Gürlek, "Bu nedenle gazetecilere, görevlerini yaptıkları için yönelen saldırıların yalnızca bireye karşı değil, toplumun haber alma hakkına karşı bir saldırı olarak da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamaları, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.

Melih Gökçek: "Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok" Haber

Melih Gökçek: "Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok"

Eski Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı İbrahim Melih Gökçek, "Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok. Niye endişem yok? Ben doğruları söyleyen insanım. Allah nasip eder, karar çıktıktan sonra Allah nasip eder karar çıktıktan sonra hepinizin televizyonlarına bol bol çıkacağım, hiç endişeniz olmasın" dedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında eski ABB Başkanı Melih Gökçek, yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddialarıyla ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade vermek üzere Ankara Adliyesi’ne geldi. Gökçek, savcılıktaki ifadesinin ardından adliye önünde açıklamalarda bulundu. Gökçek, yaklaşık 2 saat ifade verdikten sonra çıktığını kaydederek, "Şimdi burada hepiniz ’Ne dediniz?’, ’Ne söylediniz?’, ’Ne sordular?’ gibi sualler soracaksınız. Peşinen şunu söyleyeyim; ben burada savcılığa ifade verdim. Bu ifadenin biliyorsunuz gizliliği var. Dolayısıyla ’Şunu söyledim, bunu söyledim’ tarzında bir şeyi benden beklemeyin. İnşallah Allah nasip ederse bu savcılığın yaptığı araştırma, soruşturma bittikten sonra neticeyi alacağız. Ondan sonra merak etmeyin, hepinizden televizyonlarda bol bol konuşacağız. Melih Gökçek’i biliyorsunuz, öyle konuşmayan adam değildir. Çekinen adam da değildir. Hatta hepiniz bilirsiniz ki ben ısrarla rakiplerimi ekrana davet edip de getiremem. İsim vermiyorum ama kim olduğunu anlıyorsunuz; yeni bir şey olmasın diye, tartışma ortamı olmasın diye" diye konuştu. "İlk defa soruşturma geçirmiyorum" Geçmişteki yargı süreçlerini örnek gösteren Gökçek, "Şimdi ben size bir bilgi vereceğim arkadaşlar. Ben hayatımda ilk defa ifade vermiyorum, ilk defa savcılığa gelmiyorum, ilk defa soruşturma geçirmiyorum. Üç bölüm halinde anlatacağım bunu" ifadelerini kullandı. "Tam 500 tane soruşturma ve inceleme geçirdim" Belediye başkanlığının ilk yıllarını ve muhalefet dönemini aktaran Gökçek, "Birinci ben Belediye Başkanlığına ilk olarak 94’te seçildim. 94’ten itibaren yaklaşık 9 yıl muhalefette belediye başkanlığı yaptım muhalefette. Muhalefet beni didik didik etti. Tam 500 tane soruşturma ve inceleme geçirdim, 500 tane. Ve bunların hepsine ifade verdim. Düşünebiliyor musunuz; SHP iktidarı, düşünebiliyor musunuz; DSP iktidarı, düşünebiliyor musunuz; ANAP iktidarı. Benden her şeyi sordu, sormadığı şey kalmadı. Hani meşhur bir laf vardır; ’Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın, üçüncüsünde yakalanırsın’ ama ben 500 sefer sıçradım ve hepsinden istisnasız takipsizlik aldım. Beni yakalayamadılar. Ha, gözaltına bile aldılar mı? Aldılar, 98’de hatırlarsınız. Bu birinci dönem" ifadelerine yer verdi. "Allah’a hamdolsun, o dönemde de bir şey çıkmadı" AK Parti ve Refah Partisi dönemindeki denetimlere değinen Gökçek, "İkinci dönem hangi dönem? Refah Partisi iktidarı dönemi, AK Parti iktidarı dönemi. ’E, Melih Gökçek; sen bu iktidar döneminde soruşturma geçirmedin mi, inceleme geçirmedin mi?’ Yani rakamı şu anda net veremiyorum, yanlış söylerim çünkü saymadım onları. Ama minimum 100 tane soruşturma ve inceleme de AK Parti iktidarında ve Refah Partisi iktidarında geçirdim, geçirdim yani bunları. Ve verdiğim ifadeler Savcılıklarda ve İçişleri Bakanlığında hepsi durur. Bunu bilesiniz yani. Bu ikinci dönem. Allah’a hamdolsun, o dönemde de bir şey çıkmadı" şeklinde konuştu. "Ben kaç defa Mansur’u ekrana davet ettim, geldiğini gördünüz mü" Mansur Yavaş dönemindeki soruşturma iddialarına yanıt veren Gökçek, şöyle konuştu: "Peki üçüncü dönem ne? Üçüncü dönem Mansur Yavaş dönemi. Bir kere peşinen şunu söyleyeyim; İnsafsızca diyorlar ki ’Melih Gökçek hakkında 100 tane soruşturma açıldı’ Bazen 96’ya, 94’e düşüyorlar falan. Ben öyle bir soruşturma benim hakkımda açılmadı, bu yalan! Bunu söyleyenler yalan söyleyerek, medyada yer verenler yalana iltifat ediyor. İltifat etmeyin. Ben toplam 25 tane inceleme ve soruşturma geçirdim. Bunun 21 tanesi bitti, 4 tanesinin neticesi bana gelmedi. Ama 21 tanesi bitti. Biten soruşturmaların bir kısmı İçişleri Bakanlığında, bir kısmı da savcılıklarda oldu. Ve bu soruşturmalar yapılırken bilirkişi raporları alındı, hepsinde benim ifadem alındı. Mansur Yavaş ’Efendim ifade vermeye bile gitmedi’ diyerek yalan söyleyerek, yalan söylüyor. Ben kaç defa Mansur’u ekrana davet ettim, geldiğini gördünüz mü? En az 100 kere! Geldiğini gördünüz mü? Gelmedi. Niye? Haklıysan niye gelmiyorsun, gel tartışalım. Aslına bakarsanız çocuklar şunu söyleyim; en büyük hakem kimdir biliyor musunuz? Vatandaş. Yani sizin bizi ekrana çıkarttığınız zaman, bizi dinledikleri zaman onlar. Yani ekrana çıkmaktan kim korkar? Haklı olmayan insan korkar, bunu bilesiniz. Mansur Yavaş döneminde 21 tane soruşturmam bitti Savcılıklarda ve İçişleri Bakanlığında. Biten bu soruşturmaların hepsine istisnasız Mansur Yavaş itiraz ettirdi. Nereye? Danıştaya. İçişlerinden gelenler Danıştaya gider biliyorsunuz. Savcılıklardan gelen kararlar için de bir üst mahkemeye itiraz ettiler. O 21 tane üst mahkeme ve Danıştayda da benim lehime onaylandı, onaylandı." "21 defa ben de Mansur Yavaş’ın metoduyla savcılığa ve içişlerine ifade verdim" Eski ve yeni yönetim arasındaki soruşturma süreçlerini karşılaştıran Gökçek, "Şimdi bakın size bir şey söyleyeceğim. Herkes elini vicdanına koysun ve şunu düşünsün: Mansur Yavaş ekranlarda en az 3-4 kez söyledi; ’Ben’ dedi, ’109 tane soruşturma geçirdim, 101 tanesinden takipsizlik aldım. Hatta beni çağırmadılar bile’ dedi. Şimdi bir sual, ta 109 tane soruşturma geçiriyorsun, 101 tanesinden takipsizlik alıyorsun ve senin için bu adalet oluyor. Güzel, tebrik ediyorum. Ama benim için ne diyor? ’Melih Gökçek yargılanmadı.’ Doğru değil. 21 defa ben de aynen kendisinin metoduyla savcılığa ve İçişlerine ifade verdim. Ama benim buralardan takipsizlik almam yasal olmuyor. Bu nasıl iş? Kendisi alınca oluyor, ben alınca olmuyor. Böyle bir şey olabilir mi yani" açıklamasında bulundu. "Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok" Adalete güvendiğini ve ilerleyen günlerde televizyon programlarına katılacağını vurgulayan Gökçek, "Benim ifade vermediğim konu yoktur arkadaşlar, ben hepsine verdim. Şimdi Allah nasip ederse önümüzdeki günlerde buranın kararı çıkacak, ben de merakla bekliyorum. Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok. Niye endişem yok? Ben doğruları söyleyen insanım. Allah nasip eder, karar çıktıktan sonra Allah nasip eder karar çıktıktan sonra hepinizin televizyonlarına bol bol çıkacağım, hiç endişeniz olmasın. Melih Gökçek’in hayatta televizyonlarda tartışmaktan çekindiği vaki midir? Hiç duydunuz mu, gördünüz mü? Allah’ın izniyle yine çıkacağım" ifadelerini kullandı. "Hepinizin televizyonlarında her konuya her türlü savunmayı, açıklamayı yaparım" Son olarak basın mensuplarının soru sormak istemesi üzerine Gökçek, "Şimdi konu hakkında herhangi bir bilgi vermem ve bir başka konuyu buraya dahil etmek suretiyle konuyu başka tarafa çekmek, tartışmak istemem. Bırak ya ben gazeteciyim, sorma sorma. Soru almıyorum, soru almıyorum. Ben de sana cevap veriyorum, diyorum ki. İnşallah bu soruşturma bitsin, televizyonlarda, hepinizin televizyonlarında her konuya her türlü savunmayı, açıklamayı yaparım. Hepinize saygılar sunuyorum, Allah’a emanet olun" dedi. Gazeteci Murat Ağırel tanık olarak ifade verdi Soruşturma kapsamında gazeteci Murat Ağırel de ‘tanık’ sıfatıyla savcılığa ifade verdi. Ağırel, elinde bulunduğunu belirttiği bilgileri ve belgeleri savcılığa sunduğunu açıklamıştı. Ağırel’in gündeme getirdiği iddiaların merkezinde ise Almanya’nın Düsseldorf kentinde ‘HAMAG’ isimli bir şirket kurulduğu yönündeki bilgiler yer almıştı. Ağırel, söz konusu şirketin Melih Gökçek, oğlu Ahmet Gökçek ve eşi Hülya Gökçek ile bağlantılı olduğunu ileri sürmüştü. Soruşturma kapsamında söz konusu iddiaların ve sunulan bilgi ve belgelerin incelendiği de ayrıca belirtildi.

Mudanya’da adli yıl açılış töreni Haber

Mudanya’da adli yıl açılış töreni

Bursa’nın Mudanya ilçesinde 2026-2027 adli yılı açılışı dolayısıyla tören düzenlendi. Programda konuşan Mudanya Cumhuriyet Başsavcısı Gülhan Gül Akdeniz, adaletin yalnızca mahkemelerde verilen kararlardan ibaret olmadığını belirterek, hukuka ve adalete duyulan güvenin toplum düzeninin temel taşlarından biri olduğunu vurguladı. Adaletin devlet ile millet arasındaki güven ilişkisinin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Akdeniz, hukuk devletinin yalnızca devletin belirli kurallarla yönetilmesi anlamına gelmediğini söyledi. Akdeniz, "Adalet, yalnızca ihtilafları halleden bir mekanizma değil, devlet ile millet arasındaki en sağlam rabıtalardan biri, itimadın, içtimai huzurun ve müşterek hayatın temel direğidir" dedi. "Sürat, adaletin yerine ikame edilemez" Yeni adli yılda yargılamaların makul sürede tamamlanmasının önemine de değinen Akdeniz, adalet hizmetlerinde hız ile hakkaniyet arasında doğru dengenin kurulması gerektiğini vurguladı. Akdeniz, "Sürat, adaletin yerine ikame edilemez" diyerek, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması kadar kararların doğru, gerekçeli ve hakkaniyete uygun olmasının da önem taşıdığını dile getirdi. "Adalet hizmeti hepimizin ortak sorumluluğudur" Adalet hizmetlerinin etkin şekilde yürütülmesinin yalnızca hakim ve savcıların değil, yargı sürecinde görev alan tüm kişi ve kurumların ortak sorumluluğunda olduğunu belirten Akdeniz, kurumlar arasındaki koordinasyonun önemine dikkat çekti. Kamu kurumları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin adli süreçlerin daha sağlıklı işlemesine katkı sağlayacağını belirten Akdeniz, vatandaşın adalet hizmetine erişiminde yaşanabilecek sorunların çözümü için ortak çalışma anlayışının önem taşıdığını ifade etti. Başsavcı Akdeniz, yeni adli yılda yargı hizmetlerinin daha etkin, erişilebilir ve güvenilir şekilde yürütülmesi temennisinde bulunarak, görev yapan hakim, Cumhuriyet savcısı, avukat ve adliye personeline çalışmalarında başarılar diledi. Törene Mudanya Kaymakamı Enver Yılmaz, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Mudanya Cumhuriyet Başsavcısı Gülhan Gül Akdeniz, Mudanya İlçe Millî Eğitim Müdürü Suat Topal, İlçe Jandarma Komutanı Veli Türk, İlçe Emniyet Müdürü Serdar Makineci, Sahil Güvenlik Mudanya Karakol Komutanı Ulvi Güneş, Cumhuriyet savcıları, hakimler, avukatlar ve adliye personeli katıldı.

CHP Milletvekili Adıgüzel: "İBB davası boş değil, iddialara karşı tek cevap yok" Haber

CHP Milletvekili Adıgüzel: "İBB davası boş değil, iddialara karşı tek cevap yok"

CHP’li Adıgüzel, Yeni Parti kurulmadan önce CHP’nin adeta Silivri’ye mahkum edildiğini de belirterek, "Millet kendi gündeminin unutulmasından ve partinin Silivri’nin kapısına mahkum edilmesinden yoruldu. Sadece PR için Silivri’nin üstünde zıplayarak miting üstüne miting, ya da eylem. Devrimcilikte bir şey var, eylem sonuç almak için yapılır. Ne sonuç aldın. Hiç. Kendin hariç." diye konuştu. "İBB davası boş değil" Milletvekili Mustafa Adıgüzel, sosyal medya sayfasından yaptığı açıklamada CHP’de son dönemde meydana gelen olayları özetledi. Özellikle halen tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu olayına değinen CHP’li vekil, İBB davasının boş olmadığını savundu. CHP’li Adıgüzel, "İBB davasında dosyanın boş olmadığını, çok ağır iddialar olduğunu o tarafın gazetecileri ile avukatları bile söylüyor. Ama daha iddianame yazılmadan dosya bomboş diye yalan söylemek, ülkedeki siyasal yargı varlığının arkasına saklanmak siyaset değil, yalancılıktır. Ortada bir cinayet var. Video kaydı şahitler, katil, maktul. Çıkıyor katil diyor ki ‘Bu ülkede yargı siyasallaşmış ben suçsuzum’. Böyle bir şey olabilir mi? Cezaevine ziyarete gitmiş olmak yanlışları onaylamak anlamına gelmez, ziyaretin birçok sebebi olabilir. Görüşme içeriği ise iki tarafa birden emanettir ama, içerikten bağımsız söylüyorum. Ziyaretlerimde İmamoğlu’na da uyarılarda bulundum, fakat dikkate almadı" diye konuştu. "CHP kimsenin malı değil" Ekrem İmamoğlu’nun duruşmalarını eleştiren Adıgüzel, "Başta salon dar, kalabalığı almıyor diye savunma yapıldı. Şimdi ise salon geniş göz teması kuramıyoruz diyorlar. Bir gün hakim bir gün savcı, bir gün medya ile kavga. İddialara karşı tek cevap yok. Ülkede siyasal yargı var diye, adi suç iddiaları da böyle kapatılabilir mi? CHP kimsenin malı değil, kimse için burada değiliz" ifadelerini kullandı. "CHP Silvri’ye mahkum edilmişti" İmamoğlu’nun tutuklanmasından sonra partinin adeta Silivri’ye mahkum edildiğini ve milletin gündeminden kopulduğunu vurgulayan Mustafa Adıgüzel, şöyle devam etti: "Saraçhanenin 1. yıldönümünde Özgür Özel’in 1 milyon takipçili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımı 809 yorum, 484 paylaşım almışken, ondan 9 gün sonra benim Ordu’da bir Tarım Kredi marketinde fındık fiyatı ile ilgili paylaşımım 1400 yorum, 4300 paylaşım, yani 10 katı aldı. Hem de 1 milyon değil, sadece 5 bin sınırlı takipçili klasik hesabımdan. Peki neden? Çünkü, millet kendi gündeminin unutulmasından ve partinin Silivri’nin kapısına mahkum edilmesinden yoruldu. Sadece PR için Silivri’nin üstünde zıplayarak miting üstüne miting, ya da eylem. Devrimcilikte bir şey var, eylem sonuç almak için yapılır. Ne sonuç aldın. Hiç. Kendin hariç." "CHP’li Belediyelerdeki yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, ahlaksızlık, uyuşturucu suçlamaları kişilerle sınırlı değil, tepeden aşağı bir ahtapot ağı gibi" CHP’li Belediyeler ile ilgili yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, ahlaksızlık, uyuşturucu kullanımı gibi suçlamaları değerlendiren CHP Milletvekili Mustafa Adıgüzel, şöyle konuştu: "Birincisi orada iddialar o kişiler ile sınırlı değil. Tepeden aşağı bir ahtapot ağı gibi. İkincisi de CHP ellerinden alınınca yeni bir parti lazımdı, mahkeme kapılarında siperlik. CHP’yi 2 yıldır Silivri kapısına ve saray kapısına mahkum ettiler. İçerdeki hakkındaki hırsızlık, yolsuzluk gibi siyaset dışı iddialara hukuki cevaplar vermek yerine CHP’yi kendine siper yaptılar. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, uyuşturucu kullanımı gibi adi suçlar, siyasal yargı maskesi ile kapatılamaz"

84 hâkim ve savcı meslekten çıkarıldı Haber

84 hâkim ve savcı meslekten çıkarıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) İkinci Dairesince 2026 yılında 525 hâkim ve cumhuriyet savcısı hakkında esasa ilişkin karar alındığını, bunlardan 333’üne disiplin cezası uygulandığını bildirdi. Gürlek, 84 hâkim ve cumhuriyet savcısının ise meslekten çıkarıldığını açıkladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda suçlular ve suç örgütleriyle mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirterek, yargı teşkilatı mensupları bakımından da hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz verilmediğini ifade etti. Gürlek, "Adaletin gereğini yerine getirirken kimsenin makamına, unvanına veya nüfuzuna bakmıyoruz. Bu hassasiyetimiz, yargı teşkilatımızın mensupları bakımından da aynen geçerlidir" ifadelerini kullandı. Hâkim ve cumhuriyet savcılarının büyük ekseriyetinin görevlerini hukuka, vicdana ve meslek onuruna bağlılıkla yerine getirdiğini vurgulayan Gürlek, bu sıfatın hiç kimseye ayrıcalık sağlamayacağını belirtti. Hâkimler ve Savcılar Kurulunun denetim ve disiplin mekanizmalarını etkin şekilde işlettiğini kaydeden Gürlek, HSK İkinci Dairesince 2026 yılında 525 hâkim ve cumhuriyet savcısı hakkında esasa ilişkin karar alındığını bildirdi. Gürlek, bu kişilerden 333’ü hakkında disiplin cezası uygulandığını aktararak, "168 uyarma, 24 kınama, 23 aylıktan kesme, 4 kademe ilerlemesini durdurma, 30 yer değiştirme ve 84 meslekten çıkarma cezası uygulanmıştır" dedi. Adalet sisteminin hızını ve etkinliğini artırırken denetim mekanizmalarını daha da güçlendireceklerini belirten Gürlek, dışarıda suç örgütleriyle, yargı teşkilatı içinde ise hukuku ve meslek onurunu zedeleyen her türlü tutumla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.