Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sağlık Hizmeti

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sağlık Hizmeti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Hizmeti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hayat Hastanesi’nden Hasta Hakları Günü’nde Güçlü Mesaj Haber

Hayat Hastanesi’nden Hasta Hakları Günü’nde Güçlü Mesaj

Hastanede her ay yaklaşık 535 hastayla gerçekleştirilen birebir görüşmeler ve farklı kanallardan gelen anketlerle birlikte 600'ün üzerinde hasta geri bildirimi değerlendiriliyor. Elde edilen sonuçlara göre ayaktan hasta memnuniyet oranı yüzde 99'a, yatan hasta memnuniyet oranı ise yüzde 98'in üzerine ulaşıyor. Hastaların kurumu başkalarına tavsiye etme eğilimini ölçen değerlendirmelerde de yüksek sonuçlar elde edilirken, 10 üzerinden değerlendirilen NPS ( Tavsiye Skoru) 9'un üzerinde olması, hastaların kuruma duyduğu güvenin önemli göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. “Hasta memnuniyeti bizim için bir sonuç değil, sürekli gelişen bir yönetim anlayışıdır” Hasta Hakları Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatma Betül Kabalar, sağlık hizmetlerinde başarının yalnızca tıbbi sonuçlarla değil, hastaların kendilerini ne kadar güvende, değerli ve anlaşılmış hissettikleriyle de ölçülmesi gerektiğini vurguladı. Kabalar, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Sağlık hizmeti sunarken en temel sorumluluğumuz, hastalarımızın yaşamına ve sağlığına dokunurken onların haklarına, beklentilerine ve bireysel ihtiyaçlarına saygı göstermektir. Bizim için hasta memnuniyeti yalnızca anketlerle ölçülen bir performans göstergesi değil, kurum kültürümüzün ve yönetim anlayışımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Her ay yüzlerce hastamızla birebir iletişim kuruyor, görüşlerini dinliyor ve aldığımız geri bildirimleri hizmet süreçlerimizi geliştirmek için değerlendiriyoruz. Ayaktan hastalarımızda yüzde 99, yatan hastalarımızda yüzde 98'in üzerinde memnuniyet oranına ulaşmak bizim için son derece kıymetli. Ancak asıl hedefimiz bu oranları korumanın ötesinde, her hastamızın hastanemizden güven ve memnuniyet duygusuyla ayrılmasını sağlamaktır.” Uluslararası kalite standartlarıyla desteklenen hasta odaklı hizmet Bursa'da uluslararası Joint Commission International (JCI) akreditasyonuna sahip olan Özel Hayat Hastanesi, hasta güvenliği, bakım kalitesi, hasta ve hasta yakınlarının hakları, etkin iletişim ve sürekli iyileştirme alanlarındaki çalışmalarını uluslararası standartlar doğrultusunda sürdürüyor. Hasta haklarının korunmasını yalnızca belirli bir birimin sorumluluğu olarak değil, tüm çalışanların ortak yükümlülüğü olarak değerlendiren hastane; bilgilendirilme, mahremiyet, kişisel verilerin korunması, sağlık hizmetine güvenli erişim ve hastaların kendi tedavi süreçlerine katılımı gibi temel ilkeleri hizmet sunumunun merkezinde tutuyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerini sürdüren Kabalar, şunları söyledi: “JCI akreditasyonumuz, hasta güvenliği ve kalite alanında benimsediğimiz uluslararası standartların önemli bir göstergesidir. Kaliteyi yalnızca denetim dönemlerinde gündeme gelen bir konu olarak değil, her gün ve her hizmet noktasında yaşatılması gereken bir kültür olarak görüyoruz. Hastalarımızın görüşleri, bu kültürün gelişmesine doğrudan katkı sağlıyor. Hastalarımızdan gelen her öneri, talep ve şikâyeti kurumsal gelişimimiz açısından değerli bir fırsat olarak ele alıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki hastasını dinleyen, ihtiyaçlarını anlayan ve geri bildirimlerinden öğrenen sağlık kurumları, sürdürülebilir başarıya ulaşabilir.” Hasta haklarından hasta deneyimine uzanan bütüncül yaklaşım Modern sağlık hizmetlerinde hasta memnuniyetinin yalnızca tedavi sürecindeki tıbbi uygulamalarla sınırlı olmadığına dikkat çeken Hayat Hastanesi, hastanın kuruma ilk başvurusundan taburculuk ve sonrasındaki iletişim süreçlerine kadar tüm temas noktalarını hasta deneyiminin bir parçası olarak değerlendiriyor. Randevu ve kayıt süreçleri, çalışanların iletişim yaklaşımı, bilgilendirme, fiziksel ortam, mahremiyet, tedavi ve bakım süreçleri ile taburculuk sonrası hizmetler, hasta memnuniyetinin bütüncül olarak ele alındığı alanlar arasında yer alıyor. Hasta geri bildirimlerinin düzenli olarak değerlendirilmesiyle hizmet kalitesinin geliştirilmesi ve iyileştirme gerektiren alanların belirlenmesi hedefleniyor. “En büyük başarımız, hastalarımızın bize duyduğu güvendir” Hasta Hakları Günü'nün sağlık kurumları açısından önemli bir farkındalık fırsatı olduğunu belirten Fatma Betül Kabalar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Hayat Hastanesi olarak insanı merkeze alan, etik değerlere bağlı, güvenilir ve kaliteli sağlık hizmeti sunma sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Teknolojiye, sağlık altyapısına ve insan kaynağımıza yaptığımız yatırımların merkezinde her zaman hastalarımız bulunuyor. Bizim için en büyük başarı, hastalarımızın bize duyduğu güveni koruyabilmek ve her geçen gün daha ileriye taşıyabilmektir. Bu anlayışla tüm hastalarımızın ve hasta yakınlarımızın Hasta Hakları Günü'nü kutluyor, sağlık hizmetlerinde saygı, güven, empati ve insan onurunun her zaman öncelikli olması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.” Bursa Özel Hayat Hastanesi, uluslararası kalite standartları, güçlü sağlık altyapısı ve hasta odaklı hizmet anlayışıyla sağlık hizmetlerinde güven, memnuniyet ve sürekli gelişimi esas alan çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.

Bursa’da uluslararası wellness zirvesi düzenlendi Haber

Bursa’da uluslararası wellness zirvesi düzenlendi

"Tüm branşlarımızda koruyucu sağlık ve erken teşhisi önemsiyoruz" VM Medical Park Bursa Hastanesi olarak 20 yıldır tüm branşlarda sağlıklı yaşamayı ve sağlığı korumayı hedeflediklerini belirten Genel Müdür Yardımcısı Esra Molla, "Tüm branşlarımızda koruyucu sağlık ve erken teşhisi önemsiyoruz. Burada da farklı branşlardan birbirinden kıymetli hekimlerimizle tüm program boyunca bu yaklaşımımızı misafirlerimize deneyimleme fırsatı sunacağız" ifadelerini kullandı. "Sağlık algısı bambaşka bir yere evrildi" Dünyada artık sağlıklı yaşam algısının yeni bir paradigmasından bahsedildiğini vurgulayan VM Medical Park Bursa Hastanesi Başhekimi ve Medikal Estetik Uzmanı Dr. Muhammed İkbal Bakırcı ise, "Bu yeni paradigmada biz de hastane grubu olarak üzerimize düşen rolümüzü yerine getiriyoruz. Artık sağlık hizmeti, hastanelerde verilen bir hizmet olmaktan öteye geçti. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağlık algısı bambaşka bir yere evrildi. Kişiler günlük yaşamlarında bu bilinci geliştirme, ömürlerinin sadece uzamasını değil aynı zamanda aktif bir hayatı devam ettirmeyi önemsiyor. Her gün daha dinç, mutlu, zinde olmanın arayışı içerisindeler. Bunun da yine sağlık profesyonellerinin himayesinde, onların kontrolünde ve onların bilgi birikimi ve tecrübeleriyle yönetilmesi gereken bir süreç olduğunu düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "Göz tansiyonu kalıcı körlüğün en sık sebebi" Etkinlikte katılımcıların göz ölçüm ve göz tansiyonlarına bakarak özellikle sağlıklı yaşam ve sağlıklı göz konusunda periyodik muayenenin önemi konusunda bir farkındalık oluşturmak istediklerini dile getiren Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İlker İncebıyık ise "Biz de göz bölümü olarak, göz ölçüm ve göz tansiyon cihazlarımızla buradayız. Katılımcılarda miyop, hipermetrop ve astigmatı tespit edeceğiz. Özellikle dijital yoğunluklu çalışan meslek grubunda bu toplantının katılımcıları gibi miyopinin tetiklendiği ve arttığı zaten bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış. Göz tansiyonu da çok sinsi bir hastalık biliyorsunuz. Toplumda kalıcı körlüğün en sık sebebidir. En son evrede bulgu veriyor. O yüzden periyodik muayene yani kişinin hiçbir göz şikayeti olmasa dahi yıllık mutlaka göz kontrollerini yaptırması gerektiğine vurgu yapacağız" dedi "Kanser hakkında yanlış bilinenlere dikkat" Toplumda kanser ile ve meme kanseri ile ilgili yanlış bilinen çok konu olduğuna değinen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Evren Dilektaşlı, "Bu yanlış bilinenler arasında özellikle dokuya dokunulması yani biyopsi alınması kanseri artırır düşüncesi ilk sıralarda yer alıyor. Biyopsi tümörü yayılımına, tümörün sıçramasına sebep verir diye düşünülüyor. Bu bilinen bir yanlıştır. Biyopsiyi biz tanıyı koyup tümörün tipini anlayıp ona göre tedaviyi planlamak, ameliyatı planlamak, ilacı planlamak için yapıyoruz. Onkoloji ve bizim cerrahi olarak birlikte karar verdiğimiz bir süreç bu. Çok önemli. Bunun dışında, mamografi radyasyon dozu çok yüksek olan bir tetkik olmamasına rağmen halk arasında kanseri artırır düşüncesi de yaygındır. Oysa mamografi taramasının da kanseri arttırdığı düşünülmemeli. Kanseri taramada çok başarılı bir tetkiktir" şeklinde konuştu. Medikal estetikte bütüncül yaklaşımlar hakkında bilgilendirmede bulunan Medikal Estetik Uzmanı Doç. Dr. Evren Dal, "Küçük dokunuşlarla ‘burama dolgu veya botoks yaptıralım’ gibi yaklaşımlardan ziyade, yüzü bütün olarak değerlendirmek önemlidir. Etkinlikte yaş almakla birlikte cildimizde oluşan değişimlerden bahsettik. Medikal estetikte bu işi bilenlerle ve profesyonellerle çalışmak gerekir. Birçok ürün var ama merdiven altı ürünler de var. Aynı ürünlerin ne yazık ki orijinal olmayanları da var. Bunu piyasada çok sık duyuyoruz. Unutulmaması gerekir ki, doğru ünitelerden teslim alınmış, uzman doktorların uyguladığı doğru ürünlerle müdahale edilmiş işlemler sonucunda doğru sonuçlar alınabilir" ifadelerini kullandı. Etkinlikte ayrıca Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Ertan kardiyovasküler riskin nasıl hesaplandığı konusuna değinerek katılımcıların kalp ve damar sağlığı hakkındaki sorularını yanıtladı. Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mustafa Özel ise sosyal medyada sık karşılaşılan detokslar, probiyotik önerileri ve beslenme önerilerinin muhtemel riskleri konusunda bilgilendirmede bulundu.

Nilüfer’de sağlık hizmeti mahallelere taşınıyor Haber

Nilüfer’de sağlık hizmeti mahallelere taşınıyor

Nilüfer Belediyesi, yurttaşların temel sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve olası sağlık risklerini erken dönemde tespit etmek amacıyla “Gezici Sağlık Hizmeti” projesini başlattı. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı ortaklığıyla yürütülen projenin tanıtımı, Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde yapıldı. Toplantıya Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, BUÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu, YENİ Parti Nilüfer İlçe Başkanı Ahmet Eren Memiç, İYİ Parti Nilüfer İlçe Başkanı Selahattin Çakmak, Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanı Ensari Altınışık, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, muhtarlar ve sağlık çalışanları katıldı. HER MAHALLEYE ÜÇ AYDA BİR DÜZENLİ TAKİP Toplantıda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, merkeze uzak ve sağlık ocağı bulunmayan yerleşim yerlerinde sağlığa erişim hakkını güvenceye almak istediklerini belirtti. Çalışmanın planlamasına dair bilgi veren Başkan Şadi Özdemir, “Sağlık ocağı bulunmayan 27 mahallemize, özellikle kırsal yerleşimlerimize bu hizmeti götürerek vatandaşlarımızın sağlığa erişimini kolaylaştırıyoruz. Gezici sağlık ekibimiz her hafta üç ayrı mahallede 09.30 ile 16.00 saatleri arasında hizmet verecek. Her mahalleye üç ayda bir periyodik olarak gidilecek; yani yılda dört kez aynı mahalleye ulaşılmış olacak. Nilüfer halkının kaynağını yine Nilüferlilerin sağlığı için kullanıyoruz” dedi. Sosyal belediyecilik kapsamında yürütülen diğer sağlık projelerinden de bahseden Başkan Şadi Özdemir; Evde Sağlık Hizmeti ile bugüne kadar bin 551 haneye ulaşıldığını, Halk Sağlığı Günleri’ne 9 bin 436 yurttaşın katıldığını, Anne Taksi uygulamasıyla ise bin 780 anne ve hamileye hastane ulaşım desteği sağlandığını aktardı. KAPSAMLI SAĞLIK TAKİBİ BUÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu ise projenin bilimsel arka planını ve saha hedeflerini paylaştı. Hizmetin basit bir taramanın ötesinde sürdürülebilir bir takip modeli olduğunu vurgulayan Uncu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Vatandaşın kuruma gelmesini beklemek yerine hizmeti mahallelere taşıyoruz. Ulaşım zorluğu, zaman kısıdı veya sağlık okuryazarlığının yetersizliği kişilerin sağlık hizmeti almasını geciktirebiliyor. Biz sahada yalnızca tansiyon ya da kan şekeri ölçmeyeceğiz; başvuran her bireyin sağlık risk değerlendirmesini yapacak, sağlık profillerini oluşturacağız. Hekim ve hemşirelerden oluşan güçlü bir kadroyla fiziki muayene, basit kan tahlilleri ve solunum fonksiyon testleri uygulayacağız. Risk tespit ettiğimiz kişileri uygun sağlık basamaklarına yönlendirip takiplerini belediyemizle birlikte sürdüreceğiz. Bu çalışma aynı zamanda genç hekimlerimizin sahada, toplumun içinde yetişmesi adına da kritik bir eğitim zemini oluşturacak.” Toplantının ardından protokol üyeleri ve katılımcılar, Gezici Sağlık Hizmeti kapsamında sahada görev yapacak özel donanımlı sağlık aracını inceledi.

Hastane koridorlarında büyüdüler, doktor olarak geri döndüler Haber

Hastane koridorlarında büyüdüler, doktor olarak geri döndüler

İnegöl Devlet Hastanesi’nde 19 yıldır güvenlik görevlisi olarak görev yapan Sevinç Demiray (52) ile 30 yıldır laboratuvar teknisyeni olarak çalışan Ersural Süner (58), yıllar boyunca sağlık hizmetlerinin farklı birimlerinde görev yaptı. İki sağlık çalışanının çocukları ise küçük yaşlardan itibaren hastane ortamını yakından tanıdı. Zaman içerisinde anne ve babalarının mesleklerine olan bağlılıklarından etkilenen gençler, tıp fakültesini tercih etti. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2026 yılında mezun olan Doktor İrem Demiray (24) ile Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2026 yılında mezun olan Doktor İlkay Murat Süner (24), mezuniyetlerinin ardından İnegöl Devlet Hastanesi’ne atandı. Genç doktorlar, çocukluk yıllarında koridorlarında vakit geçirdikleri hastanede artık doktor olarak görev yapıyor. "En güzel örneklerden birine şahit oluyoruz" İnegöl Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. İlyas Sarı, iki çalışanın evlatlarının doktor olarak aynı hastaneye katılmasının kendileri için ayrı bir mutluluk olduğunu belirtti. Sarı, "Hastanemizde görev yapan iki değerli çalışma arkadaşımızın evlatlarının hekim olarak aramıza katılmış olmaları bizim için ayrı bir mutluluk ve sevinç kaynağı. Yıllarca sağlık hizmeti vermiş olan mesai arkadaşlarımızın mesleki sevgiyi ve birikimlerini çocuklarına da aktararak bu mesleği tercih etmiş olmaları gerçekten çok kıymetli" dedi. İki doktorun da İnegöl Devlet Hastanesi’nde dünyaya gelmiş olmasının ayrıca anlamlı olduğunu ifade eden Sarı, "Çalışan arkadaşlarımızın evlatları ile aynı çatı altında çalışmış olmak bize şunu gösteriyor; hastanemiz sadece bir sağlık kuruluşu değil, aynı zamanda güçlü bir meslek ve dayanışma ailesidir. Değerli meslektaşlarımıza meslek hayatlarında başarılar diliyorum. Bazı emekler sadece bugün ile sınırlı kalmaz, nesilden nesile taşınır. Biz bugün burada bunun en güzel örneklerinden birisine şahitlik ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Onun için çok mutluyum" Oğlu Doktor İlkay Murat Süner ile aynı hastanede görev yapan Laboratuvar Teknisyeni Ersural Süner ise oğlunun küçük yaşlardan itibaren hastane ortamına alıştığını söyledi. 30 yıldır İnegöl Devlet Hastanesi’nde görev yaptığını belirten Süner, "İki tane oğlum var. Büyük oğlum Doktor İlkay Murat Süner şu an doktor oldu ve yine bizim hastanemizde görev yapıyor. Küçüklüğünden beri benimle sık sık hastaneye gelirdi. Sabah beraber gelir, akşam beraber giderdik. Mesaim bitene kadar hastanede yanımda kalıyordu" dedi. Oğlunun hastane ortamını çok sevdiğini ifade eden Süner, "Hastaneyi çok beğendi, çok sevdi. Onun için tıp fakültesini tercih etti. Başka herhangi bir bölüm istemedi, tercih etmedi. Sadece tıp fakültesini yazdı. Allah da ona nasip etti ve istediği branşı kazandı. Onun için çok mutluyum" diye konuştu. "Bu hastanede doğdum" Babasıyla aynı hastanede görev yapan Acil Servis Doktoru İlkay Murat Süner, çocukluk yıllarından itibaren hastane ortamına aşina olduğunu söyledi. Süner, "Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi 2026 mezunuyum. Şu anda İnegöl Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde doktor olarak çalışıyorum. Aynı zamanda bu hastanede doğdum" dedi. Lise yıllarında babasıyla birlikte hastaneye gelip gittiğini belirten Süner, "Lisedeyken babamla işe gider, onunla beraber dönerdim. Bu şekilde hastane ortamına alışmış oldum. Ben de yaşadığım şehirdeki hastaneyi tercih ettim. Şu an İnegöl Devlet Hastanesi’nde çalışıyorum. İnegöl halkına hizmet etmekten mutluluk duyuyorum" ifadelerini kullandı. "Hastane koridorlarında büyüdü diyebilirim" 19 yıldır İnegöl Devlet Hastanesi’nde güvenlik görevlisi olarak çalışan Sevinç Demiray da kızı Doktor İrem Demiray’ın çocukluğundan beri hastaneye gelip gittiğini söyledi. İki çocuğu olduğunu belirten Demiray, "19 yıldır İnegöl Devlet Hastanesi’nde güvenlik görevlisi olarak çalışıyorum. İki çocuğum var. İrem Demiray kızım, İlker Demiray oğlum. İkisi de sağlık camiasında çalışıyor. Kızım doğmuş olduğu hastaneye doktor olarak atandı. Aile olarak çok mutluyuz" dedi. Kızının doktor olmasında hastane ortamının etkili olduğunu belirten Demiray, "İrem’in mesleğindeki seçiminde benimle birlikte hastaneye gelip gitmesinin etkisi oldu. Hastane koridorlarında büyüdü diyebilirim. Doktor olmak kendi tercihiydi. Kendi isteğiyle, hastane ortamına alışkın olduğu için bu mesleği seçti" diye konuştu. "Çocukluğumdan beri hastaneye gelip gidiyordum" Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2026 yılında mezun olan Doktor İrem Demiray, mezuniyetinin ardından ilk tercihini doğduğu hastaneden yana kullandı. Demiray, "Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi 2026 mezunuyum. İnegöl Devlet Hastanesi’nde doğdum. Atamalarımda da ilk tercihim İnegöl Devlet Hastanesi oldu ve buraya atandım" dedi. Annesinin 19 yıldır aynı hastanede görev yaptığını belirten Demiray, "Şu an kendisiyle birlikte çalışıyoruz. Birlikte çalışmaktan dolayı ayrıca mutluluk duyuyorum. Küçüklüğümden beri annemin yanına hastaneye çok fazla gelip giderdim. Meslek tercihimde de büyük bir etkisi oldu. Başta annem ve babam olmak üzere aileme bana verdikleri destek için teşekkür ederim. İnegöl halkına hizmet vermekten dolayı mutluyum" ifadelerini kullandı. İnegöl Devlet Hastanesi’nde iki ayrı ailede yaşanan bu hikâye, yıllarca aynı kurumda görev yapan anne ve babaların meslek sevgisinin çocuklarına nasıl ilham olabildiğini ortaya koyarken, genç doktorların doğdukları hastaneye bu kez hekim olarak dönmesi de dikkat çekti.

17 EYLÜL DÜNYA HASTA GÜVENLİĞİ GÜNÜ Haber

17 EYLÜL DÜNYA HASTA GÜVENLİĞİ GÜNÜ

Sağlık hizmeti, insanların kendilerini en hassas ve korunmaya ihtiyaç duydukları anlarda sağlık çalışanlarına emanet ettiği önemli bir süreç. Bu nedenle hastanelerde sunulan hizmetin yalnızca etkili olması değil, aynı zamanda güvenli, doğru, zamanında ve insan odaklı bir anlayışla yürütülmesi büyük önem taşıyor. 17 Eylül Dünya Hasta Güvenliği Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Özel Medicabil Nilüfer Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Aysun Yılmazlar, hasta güvenliğinin sağlık hizmetinin kalitesinin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Hastaların sağlık hizmeti sırasında karşılaşabileceği sorunların farklı şekillerde ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Yılmazlar, tanı ve tedavide yaşanabilecek gecikmelerden ilaç güvenliğine, enfeksiyon risklerinden hastane ortamının temizlik ve hijyen koşullarına kadar birçok faktörün hasta güvenliğini doğrudan etkileyebildiğini ifade etti. “Hasta güvenliği herkesin ortak sorumluluğudur” Hasta güvenliğinin yalnızca hekim ve hemşirelerin sorumluluğu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Aysun Yılmazlar, sağlık hizmetinin içerisinde yer alan tüm çalışanların güvenlik kültürünün bir parçası olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yılmazlar, “Hasta güvenliği yalnızca bir meslek grubunun değil, sağlık hizmetinin içinde yer alan herkesin ortak sorumluluğudur. Güvenli sağlık hizmeti; doğru hastaya doğru işlemin uygulanması, doğru tanının zamanında konulması, uygun tedavinin gerçekleştirilmesi, ilaçların güvenli kullanılması, enfeksiyonların önlenmesi ve hastalar için temiz ve güvenli bir ortam oluşturulmasıyla mümkündür” dedi. Hasta ile sağlık çalışanı arasındaki iletişimin de güvenli sağlık hizmetinin önemli bir unsuru olduğuna işaret eden Başhekim Prof. Dr. Yılmazlar, hastaların sağlık süreçleri hakkında doğru ve anlaşılır biçimde bilgilendirilmesinin olası risklerin azaltılmasına katkı sağladığını kaydetti. “Amaç yalnızca hata yapmamak olmamalı” Hasta güvenliğinin sadece hata oluşmasını engellemek olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yılmazlar, sağlık kuruluşlarının riskleri önceden belirleyen ve yaşanan olaylardan ders çıkararak kendisini sürekli geliştiren bir sistem oluşturması gerektiğini söyledi. Özel Medicabil Nilüfer Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Aysun Yılmazlar, “Hasta güvenliğini sadece ‘hata yapmamak’ şeklinde değerlendirmek yeterli değildir. Asıl hedefimiz, riskleri ortaya çıkmadan önce fark edebilen, yaşanan istenmeyen olayları suçlama yerine öğrenme fırsatına dönüştüren ve sürekli gelişen bir sağlık sistemi oluşturmak olmalıdır” ifadelerini kullandı. Hastalar da bakım sürecinin paydaşı Güvenli sağlık hizmetinin yalnızca sağlık çalışanlarının çabasıyla sağlanamayacağına dikkat çeken Prof. Dr. Aysun Yılmazlar, hastaların da kendi tedavi süreçlerine aktif biçimde katılmasının önem taşıdığını belirtti. Hastaların kullandıkları ilaçlar hakkında sağlık çalışanlarını doğru bilgilendirmesi, tedavi süreçleriyle ilgili merak ettikleri konuları sorması ve anlamadıkları uygulamalar konusunda bilgi istemesinin hasta güvenliğine katkı sağladığını ifade eden Yılmazlar, “Hasta yalnızca sağlık hizmetini alan kişi değildir. Kendi tedavi ve bakım sürecinin önemli bir paydaşıdır. Hastanın sürece aktif katılımı, doğru iletişim kurulması ve karşılıklı bilgi paylaşımı güvenli sağlık hizmetinin önemli unsurlarıdır” diye konuştu. Sağlık kuruluşlarında güvenlik kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini belirten Özel Medicabil Nilüfer Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Aysun Yılmazlar, çalışanların desteklenmesi, hastaların görüş ve ihtiyaçlarının dikkate alınması ve her istenmeyen olayın sistemin geliştirilmesi açısından değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Aysun Yılmazlar, “Sağlıkta kalite güvenlikle başlar. Güvenli hasta, güvenli çalışan ve güvenli sağlık kuruluşu birbirinden ayrı düşünülemez. ‘Önce zarar verme’ ilkesi doğrultusunda hareket ederek, her hasta için daha güvenli bir sağlık hizmeti sunmak mümkündür” dedi.

Bursa'nın obezite merkezine Avrupa'dan uluslararası tescil Haber

Bursa'nın obezite merkezine Avrupa'dan uluslararası tescil

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nilüfer Ek Binası'nda hizmet veren Obezite Merkezi, multidisipliner tedavi anlayışı ve başarılarıyla uluslararası alanda tescillendi. Sağlık Bakanlığı onaylı merkez, Avrupa Obezite Araştırma Derneği (EASO) tarafından yürütülen değerlendirmeleri başarıyla tamamlayarak obezite yönetimi alanında yeniden akredite edilmeye hak kazandı. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü'nün obeziteyle mücadele ve toplum sağlığını koruma çalışmaları doğrultusunda faaliyetlerini aralıksız sürdüren merkez, bölgesinde öncü bir rol üstleniyor. Merkezin yürüttüğü çalışmalar ve sunulan sağlık hizmeti hakkında değerlendirmelerde bulunan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sinem Kıyıcı, tedavi süreçlerinde bütüncül bir yaklaşım benimsediklerini vurgulayarak "Merkezimizde obeziteli bireylerin değerlendirme, tedavi ve takip süreçlerini uzman hekimlerimizin yanı sıra psikolog, diyetisyen, egzersiz uzmanı ve obezite eğitim hemşirelerimizle birlikte multidisipliner bir anlayışla sürdürmekteyiz" dedi. Cerrahi müdahale düşünülen hastalar için de periyodik olarak Genel Cerrahi Kliniği ile birlikte ortak konseyler gerçekleştirildiğinin altını çizen Prof. Dr. Kıyıcı, "Amacımız; obeziteli bireylere bireyselleştirilmiş, bilimsel kanıta dayalı ve çok yönlü bir sağlık bakım hizmeti sunmaktır. Kısaca Merkezimizin amacı obeziteli bireylere bireyselleştirilmiş, bilimsel kanıta dayalı ve çok yönlü bir sağlık bakım hizmeti sunmak olarak özetleyebilirim" diye konuştu. Prof. Dr. Kıyıcı son olarak bu sorundan muzdarip kilo fazlası olan herkesi bu merkezden hizmet almaya beklediklerini söyledi.

“Hastaneler satılıyor” iddialarına resmi yalanlama Haber

“Hastaneler satılıyor” iddialarına resmi yalanlama

Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü, son günlerde bazı medya organları ve sosyal medyada yer alan “hastaneler satılıyor” yönündeki iddialara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Resmi Gazete’de yayımlanan kararın, fiilen kullanılmayan ya da işlevini yitirmiş taşınmazların yeniden değerlendirilmesine yönelik olduğu belirtildi. Listede yer alan ve halen sağlık hizmeti sunan kurumlara ait taşınmazların korunacağı ifade edilirken, bu alanlar içerisindeki yalnızca atıl durumdaki bölümlerin ifraz edilerek değerlendirileceği kaydedildi. Sürecin devam ettiği ve nihai planlamalar kapsamında bazı taşınmazların kısmi kullanımının sürdürülebileceği, bazılarının ise kapsam dışında bırakılabileceği aktarıldı. Açıklamada, “Sağlık hizmeti sunan hiçbir kamu hastanesinin satılması söz konusu değildir” denilerek kamuoyundaki iddialar net bir şekilde yalanlandı. Son 23 yılda sağlık altyapısına yapılan yatırımlara da dikkat çekilen açıklamada, çok sayıda şehir hastanesi, eğitim ve araştırma hastanesi ile devlet hastanesinin hizmete alındığı ve toplamda 151 bin nitelikli yatak kapasitesine ulaşıldığı vurgulandı. Bakanlık, vatandaşların yalnızca resmi açıklamalara itibar etmeleri gerektiğini belirterek, gerçeği yansıtmayan iddialara karşı dikkatli olunması çağrısında bulundu. MUSTAFA ESGİN: İÇİNDE SAĞLIK KURULUŞU BULUNAN SAĞLIK TESİSİNİN NE ARSASI, NE BİNASI SATILMAZ, SATILAMAZ Öte yandan AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı ve önceki dönem Bursa Milletvekili Mustafa Esgin de, Bursa’da hastanelerin satılacağı yönündeki iddiaların asılsız olduğunu belirterek, Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasıyla tartışmalara son noktanın konulduğunu söyledi. Esgin, “İçinde sağlık kuruluşu bulunan, fiili olarak çalışan veya yapımı devam eden hiçbir sağlık tesisinin ne arsası ne binası satılmaz, satılamaz” ifadelerini kullandığını belirtti. Esgin, özellikle Mustafakemalpaşa Tepecik bölgesindeki vatandaşların bu konuda müsterih olması gerektiğini vurguladı. Dün gün boyunca muhalefetin söz konusu iddialar üzerinden “dezenformasyon yaptığını” öne süren Esgin, yapılan resmi açıklamalara rağmen tartışmanın siyasi zemine çekildiğini ifade ederek, muhalefetin açıklamalarını “siyasi tükenmişliğin göstergesi” olarak nitelendirdi. Sağlık Bakanlığı’nın konuya ilişkin yaptığı son açıklamaya da yer veren Mustafa Esgin, Resmi Gazete’de yayımlanan taşınmaz listesine dair “hastaneler satılıyor” iddialarının gerçeği yansıtmadığının net biçimde ortaya konduğunu yineledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.