Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Rekabet

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Rekabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekabet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa makine sektörü temsilcileri ITES China Fuarı’na çıkarma yaptı Haber

Bursa makine sektörü temsilcileri ITES China Fuarı’na çıkarma yaptı

Türkiye’nin ihracat odaklı büyümesinde yurt dışı iş programları büyük önem taşırken, BTSO da firmaların dış ticaret hacmini artırmak hedefiyle 2026 yılında farklı coğrafyalara yönelik iş programlarını sürdürüyor. BTSO öncülüğünde yürütülen 3. Makine Teknolojileri UR-GE Projesi kapsamında UR-GE üyeleri ilk yurt dışı programını sektörün en önemli organizasyonlarından ITES China Fuarı’na çıkarma yaparak gerçekleştirdi. 120 bine yakın kişi, bin 600’ün üzerinde firmanın katıldığı fuarda, BTSO UR-GE projesi üyeleri son teknolojileri yerinde inceleme fırsatı buldu. BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, meclis ve komite üyeleri ve 80’i aşkın firma temsilcisinin yer aldığı heyet, fuarı detaylı bir şekilde incelerken farklı coğrafyalardan katılımcılarla görüşme imkanı yakaladı. "Hedefimiz Türkiye ihracatına katkı koymak" BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, Makine UR-GE’nin 81 sektör paydaşıyla birlikte ITES China Makine, Otomasyon, Ekipmanları ve Elektronik Fuarı’nı ziyaret ettiklerini söyledi. Bu fuarın otomasyon teknolojileri ve elektronik açısından son derece belirleyici ve öncelikli bir organizasyon olduğunu söyleyen Şener, "Bizler de bu fuarda üretimlerimizin çeşitliliğini artırmak ve rekabet kapasitemizi geliştirmek için incelemelerde bulunuyoruz. Aktif olan 17 UR-GE’mizin önemli projelerinden biri makine UR-GE’miz. Bu fuarda hem Çin pazarını analiz etme hem de üretim teknolojileri hakkında bilgi edinme fırsatı bulduk. Çin, yüksek miktarda makine ithalatı yapan ve Amerika, Japonya, Almanya ile İtalya gibi güçlü rakiplerle rekabet ettiğimiz bir pazar. Biz de firmalarımızla birlikte bu pazarda yerimizi güçlendirmek adına sahada incelemeler gerçekleştirdik. Makine UR-GE’si olarak ilk kez Çin’e yönelik bir program düzenledik ve bu ziyaret tüm katılımcılar için oldukça verimli geçti. Ticaret Bakanlığımızın desteğiyle yürüttüğümüz UR-GE projeleriyle üyelerimizin ihracat performansını artırırken yeni pazarlara açılmalarını da sağlıyoruz. Bu çalışmalarla hem sektörümüzün uluslararası rekabet gücünü artırmayı hem de Türkiye ihracatına katkı sunmayı hedefliyoruz" dedi. Çin pazarına yönelik UR-GE programı kapsamında savunma ve enerji alanında sektöre ve firmalarına neler katabileceklerini araştırmak amacıyla fuara katıldıklarını söyleyen UR-GE Üyesi Faruk Önal, "BTSO’nun düzenlediği UR-GE programları firmalar için son derece önemli ve faydalı. Mümkün oldukça tüm UR-GE organizasyonlarına katılarak farklı iş yapma biçimlerini ve yenilikleri yerinde görüyoruz. Elde ettiğimiz bu kazanımları Bursa’da firmamızda uygulayarak kendimizi geliştirmeye ve ihracatımıza katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bu projelerin hayata geçmesini sağlayan ve desteklerini esirgemeyen BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’a da teşekkür ediyorum" diye konuştu. BTSO’nun makine UR-GE kümelenmesi sayesinde dünyanın birçok pazarına ulaşabildiklerini söyleyen UR-GE Üyesi Emre Bahtiyar, "Gerçekten güzel bir organizasyon, hepimiz için verimli oldu. Şehrimiz makine sektöründe iyi bir konumda olsa da Çin, maliyetler ve yenilikler açısından ciddi bir rakibimiz. Özellikle yapay zekânın makinelere entegrasyonu konusunda önemli adımlar attıklarını görüyoruz. Biz de bu gelişmeleri yakından takip etmek ve bu alanlarda neler yapabileceğimizi öngörmek adına buradayız" şeklinde konuştu. BTSO 9.Meslek Komitesi Başkanı Tülay Kurtul, BTSO makine UR-GE projesi kapsamında geniş bir heyetle Çin’de düzenlenen ITES Fuarı’na katıldıklarını söyledi. Fuarda sergilenen yeni teknolojileri yerinde inceleyerek Türk sanayisinin rekabet gücünü artırmaya yönelik fırsatları değerlendirmek amacıyla bu organizasyonda yer aldıklarını söyleyen Kurtul, "Burada sektörümüz açısından neler yapabileceğimizi görmek ve gelişen teknolojileri yakından takip etmek için kapsamlı incelemelerde bulunuyoruz. Çin pazarına yönelik ilk kez gerçekleştirilen bu UR-GE programı, firmalarımız açısından önemli bir deneyim ve kazanım sağlıyor. Elde ettiğimiz bilgileri ve gözlemleri kendi üretim süreçlerimize yansıtarak daha rekabetçi bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu değerli organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" dedi. UR-GE Üyesi Mehmet Parladı ise, "Sektörün yönünü ve yeni teknolojileri yerinde görmek bizim için çok değerli. UR-GE projeleri firmalarımıza büyük katkılar sağlıyor" dedi.

BTÜ Konuşmaları’nda küresel riskler ve yükseköğretiminin geleceği ele alındı Haber

BTÜ Konuşmaları’nda küresel riskler ve yükseköğretiminin geleceği ele alındı

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) tarafından düzenlenen BTÜ Konuşmaları programının konuğu, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal oldu. Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleşen programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, BTÜ Kurucu Rektörü Prof. Dr. Ali Sürmen, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Beyhan Bayhan, Prof. Dr. Sinan Uyanık, Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. "Küresel Güçlükler, Bilim, Teknoloji ve İnovasyon Ekosistemi Odaklı Gelişmeler ve Yükseköğretim Sistemimiz" başlıklı konuşmasında Rektör Mandal, dünyada artan jeoekonomik rekabet, iklim krizi ve teknolojik dönüşümün yükseköğretim sistemleri üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Günümüzde küresel ölçekte hızlı bir dönüşüm yaşandığını belirten Prof. Dr. Hasan Mandal, "Küreselleşmeden söz etsek de aslında ülkelerin giderek yerelleşmeye yöneldiği bir döneme tanıklık ediyoruz" dedi. "En büyük küresel riskler çevresel tehditler" Dünya Ekonomik Forumu verilerine değinen Rektör Hasan Mandal, kısa ve uzun vadede en yıkıcı küresel risklerin başında çevresel tehditlerin geldiğini belirtti. Rektör Prof. Dr. Mandal, "Aşırı hava olayları ve çevre kirliliği başta olmak üzere çevresel riskler; teknolojik, toplumsal ve jeopolitik risklerle birlikte dünyanın en önemli gündemleri arasında yer alıyor. Toplumsal kutuplaşma, yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon, devletler arası silahlı çatışmalar, siber güvensizlik ve eşitsizlik de önümüzdeki dönemin önemli risk başlıkları" ifadelerini kullandı. Küresel rekabetin artık yalnızca jeopolitik değil aynı zamanda jeoekonomik bir boyuta ulaştığını vurgulayan Rektör Mandal, teknoloji alanındaki rekabetin giderek sertleştiğine dikkat çekerek, "Bugün ülkeler teknoloji savaşını bir güç aracı olarak kullanıyor. Bu süreçte insanlık değerlerinin ikinci plana itildiğini de görüyoruz" dedi. "İklim krizi geleceğin en kritik sorunu" İklim değişikliğinin küresel riskler arasında en belirleyici başlıklardan biri olduğunu söyleyen Rektör Mandal, son yıllarda sıcaklık artışının kritik eşiğe yaklaştığını belirtti. Önümüzdeki 10 yıl içinde aşırı hava olayları, biyolojik çeşitlilik kaybı, yer sistemlerinde kritik değişimler, göç hareketleri ve sağlık sorunlarının daha belirgin hale gelebileceğini ifade eden Rektör Mandal, bu risklerin doğru okunmaması halinde dünyada kıtlık ve çatışmaların artabileceğini söyledi. "Karmaşık sorunları tek bir disiplin çözemez" Bu tür küresel sorunların çözümünde üniversitelerin rolünün büyük olduğunu vurgulayan Rektör Hasan Mandal, disiplinlerarası yaklaşımın önemine dikkat çekti. Rektör Mandal, "Küresel risklerin karmaşık yapısı nedeniyle tek bir disiplinin çözüm üretmesi mümkün değil. Eşitsizlik, kuraklık ya da çevre kirliliği gibi sorunlar; teknoloji, toplum ve ekonomi ile iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle çok disiplinli bilim ve teknoloji tabanlı çözümlere ihtiyaç var" dedi. "Üniversiteler toplumla birlikte bilgi üretecek" Yükseköğretim sisteminin de dönüşüm içinde olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Mandal, üniversitelerin rolünün değiştiğini söyledi. Rektör Hasan Mandal, "Üniversitelerin görevi artık yalnızca toplum için bilgi üretmek değil, toplumla birlikte bilgi üretmektir. Bilgiyi ve teknolojiyi toplumla birlikte geliştirme dönemi başlıyor" dedi. Üniversite, sanayi, kamu ve toplumun yenilik ekosisteminin dört temel bileşeni olduğunu belirten Rektör Mandal, bu yapılar arasındaki güçlü iş birliklerinin küresel sorunlara çözüm üretmede kritik rol oynadığını ifade etti. Sektörlerin mezunlardan beklediği yetkinlikler Sektörlerin artık mezunlardan farklı yetkinlikler beklediğini söyleyen Rektör Mandal, geleceğin insan kaynağı için gerekli özellikleri ise şöyle sıraladı; "Disiplinlerarası düşünebilen, dijital yeterliliğe sahip, sürekli öğrenmeye açık, iletişim ve takım çalışmasına yatkın, yenilikçi ve girişimci, küresel perspektife sahip ve sürdürülebilirlik bilinci yüksek bireyler yetiştirmek zorundayız." Soru-cevap bölümüyle devam eden program, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar’ın, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal’a plaket takdiminin ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

Bursa'da tekstilde ihracatın yıldızları belli oldu Haber

Bursa'da tekstilde ihracatın yıldızları belli oldu

2025 yılında tekstil ihracatına yön veren ve İpek Böceği Ödülleri’nde zirveyi göğüsleyen ilk 10 firma, sektörün üretim ve pazarlama gücünü bir kez daha kanıtladı. Listenin başında yer alan Fistaş Fantazi İplik'i sırasıyla; Almaxtex Tekstil, Yeşim Satış Mağazaları, Küçükçalık Tekstil ve ACN-TR Dış Ticaret takip etti. İhracatın zirvesindeki diğer isimler ise Marteks Marmara Tekstil, Harput Tekstil, Berteks Pazarlama, Vanelli Tekstil ve Martur Sünger ve Koltuk Tesisleri oldu. Bu dev kuruluşlar, sağladıkları döviz girdisiyle tekstil sektörünün sürdürülebilir büyümesindeki lokomotif rollerini bir kez daha tescillediler. ZOR ŞARTLARDA 1.2 MİLYAR DOLARLIK BAŞARI HİKAYESİ Etkinliğin açılış konuşmasını yapan UTİB Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, tekstil sektörünün direnç gücüne dikkat çekti. Rekabetin her zamankinden zor olduğu bir iklimde UTİB olarak 1 milyar 222 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaştıklarını belirten Engin, "Bu ödüller sadece birer plaket değil; azmin, emeğin ve ‘Made in Türkiye’ imzasını dünyaya taşıma kararlılığımızın birer tescilidir." dedi. TİCARETİN YENİ ANAYASASI: YEŞİL MUTABAKAT 2026 yılına dair stratejik bir yol haritası çizen Engin, sürdürülebilirliğin artık bir seçenek değil, "ticaretin yeni anayasası" olduğunu vurguladı. Sektörün geleceği için devlet desteği ve uygun finansman imkanlarının kritik önemde olduğunu ifade eden Engin, "Yeşil Mutabakat ve dijitalleşme projelerimize hız kesmeden devam edecek, tasarım ve inovasyonu en güçlü kasımız haline getireceğiz." mesajını verdi. İŞ DÜNYASINDAN TAM DESTEK VE ORTAK VİZYON Törende, tekstil sektörü ve iş dünyasının temsilcileri ile oda başkanları da sektörün geleceğine dair önemli mesajlar verdi. Bursa’nın ihracatındaki başarıları ve tekstille olan sinerjiyi vurgulayan UİB Koordinatör Başkanı ve OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, "Küresel ticaretin yeniden şekillendiği bu dönemde, Bursa’nın üretim gücü ve ihracatçı firmalarımızın adaptasyon yeteneği, Türkiye’nin en büyük rekabet avantajıdır" dedi. Bursa iş dünyasının üretim azmine dikkat çeken BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş ise, "Zorlu bir yılı başarıyla geride bırakan ihracatçılarımız, sadece ekonomik bir değer yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda şehrimizin ve ülkemizin küresel arenadaki itibarını da yükseltiyorlar." ifadelerini kullandı.

Dijital dönüşüm için 300 milyon Euro’luk kaynak Haber

Dijital dönüşüm için 300 milyon Euro’luk kaynak

Toplantıda konuşan KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Bursa’daki KOSGEB desteklerinin son iki yılda 20 kat artmasına rağmen, dijital dönüşüm için ayrılan kaynakların henüz yeterince değerlendirilmediğini belirtti. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası aracılığıyla sağlanan 300 milyon Euro’luk kaynağın büyük bir kısmının henüz başvuru aşamasında olduğunu hatırlatan İbrahimcioğlu, Bursalı firmaları bu küresel rekabet fırsatından pay almaya davet etti. Bursa iş dünyasının dijital dönüşüm süreçlerine katkı sağlamak, KOBİ’lerin ulusal ve uluslararası destek mekanizmalarına erişimini artırmak ve yeni iş birliklerinin geliştirilmesine zemin hazırlamak hedefiyle "Dijital Dönüşüm ve Uluslararası İş Birliği Fırsatları" etkinliği BTSO Ana Hizmet Binası’nda düzenlendi. Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında organize edilen; BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Halit Hatip’in açılış konuşmalarıyla başlayan program kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve KOSGEB temsilcileri tarafından Dijital Avrupa Programı, Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri, Avrupa İşletmeler Ağı, EuroHPC çağrıları, Ufuk Avrupa Programı ve ulusal dijital dönüşüm destekleri gibi önemli başlıklarda bilgilendirme sunumları yapıldı. BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, ekonominin taşıyıcı sütunları olan KOBİ’lerin, Türkiye’deki toplam işletme sayısının yüzde 99,7’sini oluşturarak üretimin, ihracatın ve istihdamın ana kaynağı konumunda olduğunu ifade etti. Mevcut ekonomi ikliminde, geleneksel üretim refleksleriyle KOBİ’lerin bu büyük yükü taşımaya devam etmekte her geçen gün zorlandığını belirten Şenyurt, "Bugün dünyada ‘dijital olgunluk’ seviyesini tamamlamış işletmeler ile geleneksel yapıdakiler arasındaki makas hiç olmadığı kadar açılmış durumda. Dolayısıyla dönüşüm, varlığımızı sürdürebilmemiz için hayati nitelikte bir zorunluluk haline gelmiştir" dedi. "Bugün attığımız her adım, küresel pazarda var olma ya da yok olma çizgisini belirleyen gerçek bir yaşam savaşıdır." diyen Şenyurt, geleneksel yöntemlerle çalışan bir işletmenin on birimlik bir yolu ilerlemeye çalışırken, dijital dönüşümünü tamamlayan bir rakibinin aynı sürede menzilini çok daha ileriye taşıyabilmekte olduğuna vurgu yaptı. Şenyurt, "Bu durum, sadece verimlilik farkı değil aynı zamanda oyunun dışında kalma riskini de beraberinde getirmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın vizyonu, KOSGEB’in hibe ve teşvik gücü, TÜBİTAK’ın ise teknik rehberliği sayesinde işletmelerimizin bu değişim yolculuğunda devletimizin desteğini her an hissetmesi bizler için çok kıymetlidir. Değerli kurumlarımıza şehrimizin dijital geleceğine sundukları bu güçlü katkı için şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ise "KOBİ’ler İçin Dijitalleşme Fırsatları" toplantılarının ilkini Mersin’de düzenlediklerini, ikincisi için ise Bursa’da bulunduklarını ifade etti. Pazarların daraldığı ve ekonomik türbülansların yaşandığı bir dönemde işletmelerin dayanıklılığını artıracak çözümler üzerinde çalıştıklarını dile getiren İbrahimcioğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri programının başlatıldığını hatırlatarak, söz konusu merkezlerin firmalara dijitalleşme süreçlerinde mentorluk sağlamak, finansal araçlara erişimi kolaylaştırmak ve dijital odaklı projelerin entegrasyonunu desteklemek amacıyla akredite edildiğini belirtti. Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, tüm bu çalışmaların destek mekanizmalarıyla güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek hem TÜBİTAK hem de KOSGEB tarafından çeşitli destek programlarının devreye alındığını söyledi. KOSGEB Başkanı İbrahimcioğlu, "Dijital dönüşüme yönelik Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası aracılığıyla 300 milyon Euro’luk bir kaynak oluşturduk. Türkiye İş Bankası, Yapı Kredi ve TEB gibi bankalarla yaptığımız anlaşmalar sayesinde uygun şartla kredilere erişimi başlattık. Ancak üzülerek söylemek isterim ki bu kaynağın yalnızca 37 milyon liralık kısmı Bursa’da kullanılmış durumda" dedi. KOSGEB desteklerinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını belirten İbrahimcioğlu, Bursa’da 2023 yılında 117 milyon lira olan desteklerin 2025 yılında 1,8 milyar liraya ulaştığını, iki yılda yaklaşık 20 kat artış sağlandığını söyledi. Bu artışın kapasite geliştirme ve diğer destek programlarını da kapsadığını belirten İbrahimcioğlu, "Buna rağmen dijital dönüşüm programlarının toplam kullanılan destekler içindeki payı Bursa’da yalnızca 37 milyon lira seviyesinde kalmış durumda. Bu oranın mutlaka artırılması gerekiyor" diye konuştu. KOBİ’lerin bu süreçte kritik öneme sahip olduğunu, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde sunulan bu kredilerin büyük bir fırsat sunduğunu söyleyen İbrahimcioğlu şöyle devam etti; "Program kapsamında faiz oranı 40,5. Bunun 20 puanını KOSGEB olarak biz karşılıyoruz. 36 ay vade imkânı sunuyoruz ve kredinin yüzde 80’ine Kredi Garanti Fonu aracılığıyla kefalet sağlıyoruz. Açıkçası mevcut ekonomik ortamda bu en mühim finansman araçlarından biri. Türkiye’nin dijitalleşmede geri kalma lüksü yok. Küresel rakiplerimiz yatırımlarını yavaşlatmadan sürdürüyor. Bu nedenle biz de elimizdeki kaynakları etkin şekilde kullanmak zorundayız." Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Halit Hatip, Bursa’nın üretimdeki gücü ve ihracattaki belirleyiciliğiyle Türkiye’nin en önemli sanayi merkezleri arasında olduğunu belirterek, "Bursa, dijitalleşme politikalarımızın doğal odak noktalarından biridir" dedi. Avrupa Birliği ile yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında Bursa’ya önemli bir yatırım kazandırdıklarını ifade eden Hatip, "Yaklaşık 6,2 milyon Euro bütçeyle kompozit malzeme ve teknik tekstil prototip üretim uygulama merkezini 2024 yılında Bursa’ya kazandırdık. Bu yatırım, yüksek teknolojili üretime geçişte güçlü bir enstrüman niteliği taşımaktadır. Böylece Bursa’nın köklü tekstil birikimini daha ileri teknoloji seviyesine taşıyacak önemli bir değer oluşturduk" diye konuştu. Dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm olmadığını vurgulayan Hatip, "Dijitalleşme artık tüm süreçleri yeniden tanımlayan bir rekabet alanıdır. Yapay zeka, yüksek performanslı hesaplama, siber güvenlik, yarı iletken teknolojileri ve veri odaklı uygulamalar; ülkelerin kalkınma hızını ve rekabet gücünü belirleyen temel alanlar haline gelmiştir. Türkiye olarak bu dönüşümün dışında değil, tam merkezinde yer almakta kararlıyız" ifadelerini kullandı. Bu vizyonun 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde de ortaya konulduğuna işaret eden Hatip, "İmalat sanayinde robot kullanımını 8 kat artırarak 200 bine çıkarmayı ve yüksek teknolojili ürün ihracatını 30 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz. Destek programlarımızı birbirini tamamlayan bir yapı içinde kurguluyor, daha fazla işletmenin ve araştırmacı girişimcinin bu dönüşümden faydalanmasını amaçlıyoruz" dedi. Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Aydın Bakoğlu, KOSGEB Bursa Batı Müdürü Erkan Güngör, BEBKA Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram, TSE Bursa Bölge Koordinatörü Mehmet Hüsrev, İMSİAD Başkanı Şeref Demir ve iş dünyası temsilcilerinin de katıldığı toplantı açılış konuşmalarının ardından yapılan sunumlarla sona erdi.

BUSİAD'dan 'Made in Europe' raporu Haber

BUSİAD'dan 'Made in Europe' raporu

BUSİAD, "Made in Europe" raporunu açıkladı. Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim tarafından hazırlanan raporda, Avrupa Komisyonu tarafından 4 Mart 2026 tarihinde taslak olarak karara bağlanan yeni sanayi düzenlemesinin, Avrupa Birliği’nin üretim kapasitesini artırmayı ve tedarik zinciri güvenliğini sağlamayı hedefleyen tarihi bir adım olduğu vurgulandı. Kamuoyunda “Made in Europe” olarak bilinen düzenlemenin, Türkiye gibi Gümrük Birliği entegrasyonuna sahip ülkelerin kamu ihaleleri ve teşvik mekanizmalarında “AB menşeli” kapsamında değerlendirilmesini öngördüğü belirtilen raporda, bu gelişmenin ilk aşamada Türk sanayisi açısından önemli bir rahatlama sağlayabileceği ifade edildi. Raporda şu görüşlere yer verildi: “Bu kapsamın dışında kalmamız, mevcut ticaret ilişkilerimiz açısından onarılması güç zararlar doğurabilecekken, söz konusu düzenleme Türk sanayisi açısından olumlu bir gelişme olarak kayda geçmiştir. Ancak taslak metnin detayları incelendiğinde sürecin henüz tamamlanmadığı ve özellikle rekabet ile kamu alımları alanlarında Türkiye açısından ciddi yapısal riskler barındırdığı görülmektedir.” Taslak metnin henüz tüm onay süreçlerini tamamlamadığı belirtilen raporda, düzenlemenin 2026 yılı sonu veya 2027 yılı başında yürürlüğe girmesinin beklendiği ifade edildi. Bu nedenle sürecin yakından takip edilmesi ve mevcut kazanımların yasalaşma sürecine kadar korunmasının kritik önem taşıdığının vurgulandığı raporda, “AB’nin taslak metinde kullandığı ‘entegrasyonda olunan ülkeler’ tanımı yalnızca Gümrük Birliği kapsamındaki ülkeleri değil, aynı zamanda Birliğin ‘Trusted Partners’ (Güvenilir Ortaklar) olarak tanımladığı yaklaşık 40 ülkeyi de kapsamaktadır. Bu durum, AB’nin yakın gelecekte Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalaması beklenen Hindistan, Latin Amerika veya Asya ülkelerinin de zaman içinde bu avantajdan yararlanabileceği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Avrupa pazarında yalnızca yerel üreticilerle değil, bu kapsama dahil olan küresel rakiplerle de yoğun bir rekabet yaşanacaktır. Bu tablo, kalıcı çözümün Gümrük Birliği’nin kapsamlı biçimde güncellenmesi ve derinleştirilmesi olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” ifadeleri yer aldı. Raporda düzenlemenin bazı gri alanlar içerdiğine de dikkat çekildi. Bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde; “Avrupa Birliği, kamu alımları süreçlerinde ‘Reciprocity’ (Karşılıklılık) ilkesini katı biçimde uygulayacağını ve korumacı uygulamalara sahip ülkeleri kendi ihalelerinden dışlayabileceğini açıkça ifade etmektedir. Türkiye açısından sorun, mevcut Gümrük Birliği anlaşmasının kamu alımlarını kapsamaması ve Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) Kamu Alımları Anlaşması’na taraf olmamasıdır. Bunun yanı sıra Türkiye’de uygulanan ‘yerli malına fiyat avantajı’ düzenlemeleri ve bazı ihalelerdeki ‘yerli malı zorunluluğu’ Avrupa Birliği tarafından korumacılık ve piyasaya erişim engeli olarak değerlendirilmektedir. AB’nin bu durumu gerekçe göstererek karşılıklılık ilkesini Türkiye’ye karşı uygulaması ve kamu alımlarını yeniden bir kısıtlama aracı haline getirmesi önemli bir risk oluşturmaktadır.” denildi. BUSİAD Ekonomi Danışmanı ve Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim tarafından hazırlanan raporun sonuç bölümünde ise şu görüşlere yer verildi: “Türk mallarının genel ticarette AB menşeli olarak kabul edilmesi önemli bir kazanımdır. Ancak kamu alımları mevzuatımızdaki mevcut asimetrinin, Avrupa’daki büyük kamu ihalelerinden dışlanmamıza yol açabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle bir yandan Gümrük Birliği’nin revizyonu için diplomatik girişimlerin artırılması gerekirken, diğer yandan iç piyasadaki kamu ihale mevzuatının AB’nin misilleme mekanizmalarını tetiklemeyecek şekilde daha rasyonel bir zemine oturtulması gerekmektedir.”

Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek ve yarı final eşleşmeleri belli oldu Haber

Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek ve yarı final eşleşmeleri belli oldu

Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek ve yarı final müsabakaları kura çekimi, İstanbul Finans Merkezi’ndeki Ziraat Bankası Oditoryumu’nda yapıldı. Kura çekimine Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, TFF 1. Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz, Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Abdullah Kavukcu, Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Torunoğulları, Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella ve kulüp yetkilileri katıldı. Kura çekimi, TFF Başkan Vekili Zehra Neşe Kavak tarafından gerçekleştirildi. Kura çekiminde Galatasaray, Beşiktaş, Samsunspor ve Konyaspor seri başı olarak yer alırken, Fenerbahçe, Gençlerbirliği, Trabzonspor ve Corendon Alanyaspor seri başı olmayan takımlar olarak katıldı. Hacıosmanoğlu: "Son 8 takım arasında kalan ekiplerimize bundan sonraki maçlarında başarılar diliyorum" Kura çekimine ev sahipliği yapan Ziraat Bankası’na teşekkür ederek sözlerine başlayan TFF Başkanı Hacıosmanoğlu, "Bugün burada Türk futbolunun en önemli markalarından Ziraat Türkiye Kupası kura çekimi heyecanını birlikte yaşıyoruz. Amatörden Süper Lig’e kadar geride kalan turlarda mücadele eden, milyonlarca taraftarın futbol hasretini dindiren ve bu tura renk katan tüm takımlarımıza teşekkür ediyorum. Son 8 takım arasında kalan ekiplerimize bundan sonraki maçlarında başarılar diliyorum. Çıktığımız bu yolda futbol ailemizin tüm paydaşlarıyla birlikte hareket etmeyi ve ortak değerler etrafında buluşmayı öncelik edindik. Bu amaçla futbolumuzun birlik ve beraberliğini güçlendirmeyi ve herkes için güven veren bir ortam oluşturmaya çalıştık. Amacımız ülkemizin eşsiz potansiyelini sahaya en güzel şekilde yansıtmak, Türk futbolunu hak ettiği uluslararası konuma ulaştırmaktır. Çünkü çocuklarımıza ve gelecek nesillerimize yalnızca kupa zaferleri değil, temiz bir futbol ve sağlam bir miras bırakma sorumluluğumuz var. Futbol, güçlü bir ekonomiye ve zengin bir kültüre sahip milyonları etrafında toplayan bir dev organizasyondur. Güçlü futbol yapılarının en önemli destekçileri ise sponsorlardır. İş ortaklarımızın desteği kulüplerimizin, liglerimizin ve organizasyonlarımızın daha güçlü bir yapıya kavuşmasının önemli unsurlarındandır. Bu yapının gelişmesi futbolumuzun hem sportif hem de finansal açıdan güçlenmesi için vazgeçilmezdir" diye konuştu. "Türkiye Kupası futbolumuzun en büyük markalarından biri olma özelliğini taşımaktadır" Türkiye Kupası’nda ülkenin dört bir yanından oyuncuların kendilerini gösterme şansı bulduklarına değinen Hacıosmanoğlu, "Türkiye Kupası bu özelliğiyle futbolumuzun en büyük markalarından biri olma özelliğini taşımaktadır. Lig tarihimizle neredeyse aynı şekilde sahip bu kupayı 162 yıllık köklü ve geleneğe sahip ülkemizin bayrak kurumlarından olan Ziraat Bankası’nın ismiyle özdeşleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kurulduğu günden bu yana ülkesinin ve milletinin yanında olan Ziraat Bankası’nın verdiği destek sayesinde gençlerimize ve ülkemize daha büyük fırsatlar sunma imkanı buluyoruz. Hepinizin bildiği gibi Milli Takım’ın Dünya Kupası’na katılım yolunda önemli son iki maçı var. Allah’ın izniyle teknik direktörümüz Montella’nın yönetiminde milli takımımız bizleri onurlandıracak ve 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası biletini alacaktır. Bu maçlar öncesinde tüm taraftarlarımızı ve futbol paydaşlarımızı tek yürek olmaya davet ediyorum. Burası futbolun zirvesi; o zirvede yer alarak Türk futbolunun gücünü dünyaya göstermek istiyoruz. Bizim için ayrı bir gurur vesilesi Kadın Milli Takımımız oldu. Dünya Kupası elemelerinde oynadıkları ilk maçı kazandılar. İnşallah bundan sonraki maçları da alacaklar ve aldıkları güzel sonuçlarla Türk kadınının gücünü bir kez daha dünyaya göstereceklerdir" ifadelerini kullandı. Alpaslan Çakar: "Ziraat Türkiye Kupası bu yıl da futbolseverlere unutulmaz hikayeler yaşatsın" Futbol haricinde voleybol başta olmak üzere birçok branşı da desteklediklerini aktaran Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, "Ziraat Bankası olarak sporun birleştirici gücüne ve toplum üzerindeki olumlu etkisine yürekten inanıyoruz. Bu anlayışla yalnızca futbola değil, ülkemizin farklı spor branşlarına da hem sponsor oluyoruz hem de yatırım yapmaya devam ediyoruz. Ziraat Türkiye Kupası organizasyonuna tam 17 yıldır aralıksız olarak ana sponsor, Ziraat Bankası olmaya devam ediyor. Biz bunu sadece bir sponsorluk olarak değerlendirmiyoruz. Bu, bizim Türk sporuna duyduğumuz güçlü bağlılığın ve sorumluluğun bir ifadesi olarak değerlendiriyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz kura çekimiyle birlikte Ziraat Türkiye Kupası’nda heyecan daha da artacak. Çeyrek final ve yarı final mücadeleleri futbolseverlere farklı bir rekabet ve yüksek bir futbol kalitesi sunacaktır inşallah. Bu aşamaya kadar gelerek çeyrek finale kalan bütün takımlarımızı yürekten tebrik ediyor ve onlara bundan sonraki maçlarında da başarılar diliyorum. Değerli misafirler, Ziraat Bankası olarak Türk sporunun gelişmesine katkı sağlamaya, sporu ve sporcuları desteklemeye bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü biz sporun sadece sahalarda oynanan bir oyun olmadığına; birlik, dayanışma ve ortak ruh duygusunun en güçlü temsilcilerinden biri olduğuna yürekten inanıyoruz. Temennimiz odur ki, Ziraat Türkiye Kupası bu yıl da futbolseverlere unutulmaz hikayeler yaşatsın. Sahada centilmenlik, tribünlerde dostluk ve Türk futbolunun marka değerine değer katsın" şeklinde konuştu. Türkiye Kupası’nda çeyrek final maçları 21-22-23 Nisan, yarı final müsabakaları ise 12-13-14 Mayıs tarihlerinde tek maç eleme usulüne göre yapılacak. Ziraat Türkiye Kupası çeyrek ve yarı final eşleşmeleri şu şekilde: Çeyrek Final Beşiktaş - Corendon Alanyaspor Konyaspor - Fenerbahçe Galatasaray - Gençlerbirliği Samsunspor - Trabzonspor Yarı Final Galatasaray - Gençlerbirliği / Samsunspor - Trabzonspor Beşiktaş - Corendon Alanyaspor / Konyaspor - Fenerbahçe

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.