Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Doğu Akdeniz

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Doğu Akdeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğu Akdeniz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Mavi Vatan" Önemini Artırıyor Haber

"Mavi Vatan" Önemini Artırıyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi'nin devreye alındığını açıkladı. Sistemle KKTC çevresi ile Türkiye arasındaki deniz trafiğinin kesintisiz izleneceği ve deniz güvenliğinin artırılacağı belirtildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi'nin hizmete alındığını duyurdu. Bakan Uraloğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yeni sistem sayesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) çevresi ile Türkiye arasındaki deniz alanında gemi trafiğinin kesintisiz olarak izleneceğini belirterek, Mavi Vatan'daki hak ve menfaatlerin daha güçlü şekilde korunacağını ifade etti. Bakan Uraloğlu, proje kapsamında Gazimağusa Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi'nin kurulduğunu, Dipkarpaz, Sadrazamköy ve Çayırova'da bulunan trafik gözetleme istasyonlarının da aynı sistem altında birleştirildiğini açıkladı. Yeni sistemin deniz trafiğinin güvenli ve etkin şekilde yönetilmesine katkı sağlayacağını vurgulayan Uraloğlu, teknolojik altyapının güçlendirilmesiyle birlikte denizlerdeki gözetim ve kontrol kapasitesinin artırıldığını kaydetti. Uraloğlu, Türkiye'nin deniz güvenliği ve denizcilik altyapısını geliştirmeye yönelik çalışmaların sürdüğünü belirterek, Mavi Vatan'da teknolojik kabiliyetlerin her geçen gün daha da ileri taşındığını ifade etti.

KKTC, yapay zeka destekli dijital denizcilik altyapısına kavuştu Haber

KKTC, yapay zeka destekli dijital denizcilik altyapısına kavuştu

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Projesi kapsamında kurulan Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi’nin açılış töreni gerçekleştirildi. Gazimağusa kentindeki törene Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Türkiye Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar ile Kıbrıs Türk Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma Şirketi Genel Müdürü Murat Salel katıldı. Törende İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulunan HAVELSAN Genel Müdürü Nacar, Gazimağusa’da hizmete giren komuta kontrol merkezinin KKTC için önemli bir kazanım olduğunu belirtti. HAVELSAN Genel Müdürü Nacar, "Öncelikle Kıbrıs’a bugün açılışını gerçekleştireceğimiz Gemi Trafik Hizmetleri binamızın ve buradaki komuta kontrol merkezinin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu kapsamda kullanılan gerek radarlar, gerek elektro-optik sistemler, haberleşme sistemleri ve sahada kurulan kulelerle birlikte bizim bütünleştirdiğimiz, entegrasyonunu yaptığımız yerli yazılımla Kıbrıs ve çevresindeki Akdeniz bölgesindeki, Mavi Vatan’daki güvenliğimizi sağlayacak dijital denizcilik, gözetleme ve izleme ile yabancı gemi, insan kaçakçılığı ve illegal operasyonlar gibi bütün bu faaliyetleri tespit edebileceğimiz bir sistemi bugün burada hayata geçirmiş oluyoruz" dedi. "Daha yüksek yerlilik oranına sahip bir sistemi hayata alıyoruz" Türkiye’de daha önce de benzer bir sistemi devreye aldıklarını ifade eden Nacar, "Daha öncesinde 2023 yılında Türkiye’de Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri sistemini devreye almıştık. Orada daha önceden mevcut bulunan yabancı menşeli yazılımı HAVELSAN mühendislerinin teknolojik birikimiyle yerlileştirmiştik ve kullanılan birtakım sensörleri de yerli sensörlerle takviye etmiştik. Bugün burada daha fazla yerlilik oranına sahip bir sistemi hayata alıyoruz. Mevcut bulunan sistemlerle de entegre olabilen, Türkiye’deki mevcut sistemlerle de entegre çalışabilen, yazılımların birbiriyle konuştuğu, yapay zeka kullanarak tespitler yapabildiği ve verileri analiz edebildiği önemli bir sisteme Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetimiz kavuşmuş oluyor" diye konuştu. "Bu sistem KKTC’nin denizlerdeki durumsal farkındalığını artıracak" Sistemin KKTC’nin deniz güvenliğine önemli katkılar sağlayacağını vurgulayan Nacar, açılışın 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 52’nci yıl dönümünde gerçekleştirilmesinin de ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Mehmet Akif Nacar, "Bu sistem sayesinde burada olan biteni çok daha rahat bir şekilde tespit edip görüntüleyebilecekler. Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52’nci yıl dönümünde ve Barış ve Özgürlük Bayramı’nda bu tesisin açılışı bizi de HAVELSAN olarak ayrıca onurlandırdı" ifadelerini kullandı. "Havacılık alanında savaş yönetim yazılımları geliştiriyoruz" HAVELSAN’ın yalnızca Türkiye’de değil dost ve müttefik ülkelerde de benzer projeler yürüttüğünü belirten Nacar, "Biz HAVELSAN olarak Türkiye’de de, Türkiye dışında dost ve müttefik ülkelerde de bu ve benzeri sistemleri inşa ediyoruz. Sahil güvenlik gözetleme ve radar sistemleri konusunda Türkiye’nin yanı sıra Karadeniz bölgesinde, Güneydoğu Asya’da ve Afrika ülkelerinde bu tarz çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Bunun haricinde de sadece denizcilik alanında değil, havacılık alanında da simülasyon çalışmaları, komuta merkezleri, komuta kontrol sistemleri ve savaş yönetim yazılımları özellikle dost ve kardeş coğrafyalara ihraç ettiğimiz ürünler arasında. HAVELSAN 2026 yılında da büyüyerek yoluna devam edecek" şeklinde konuştu. "Yeni projelerin konuşulacağı bir döneme giriyoruz" HAVELSAN’ın 44 yıllık tecrübesiyle büyümeye devam edeceğini ifade eden Genel Müdür Nacar, "Geçtiğimiz hafta itibarıyla HAVELSAN’ımızın 44’üncü yıl dönümünü kutladık. Artık HAVELSAN dört dörtlük teknolojileriyle geleceğe daha emin adımlarla yürüyecektir. Büyük veri, yapay zeka ve bulut bilişim alanlarında önemli girişimlerin yapılacağı, yeni projelerin konuşulacağı bir döneme giriyoruz. 44 yılın birikimiyle yurt dışında da hem ihracat potansiyeli hem de geliştirdiğimiz teknolojilerin önemi açısından daha büyük projelere imza atacağımıza inanıyoruz" dedi. "Mavi Vatan içerisinde bulunan bu bölgeyi dijital olarak çok daha etkin şekilde gözlemleme şansı yakalayacağız" Yeni sistemin KKTC’nin denizlerdeki bağımsız hareket kabiliyetini güçlendireceğini söyleyen Mehmet Akif Nacar, "Bu sistem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne daha fazla özgürce hareket etme imkanı sağlayacak. Başkalarına bağımlı olmadan kendi sistemleriyle denizdeki durumsal farkındalığını artıracak, Mavi Vatan içerisinde bulunan bu bölgeyi dijital olarak çok daha etkin şekilde gözlemleme şansı yakalayacağız. Burada yapılabilecek kaçakçılık, illegal faaliyetler ve gemi trafiğinin emniyeti açısından bu sistemden azami ölçüde yararlanılacak. Yapay zeka desteği sayesinde gemilerin tanımlanması, hatırlanması, daha önce geçişlerde bırakmış olduğu bilgilerin derlenip toparlanabileceği entegre bir sistem inşa etmiş olduk" diye konuştu.

MSB’den yoğun diplomasi ve eğitim trafiği Haber

MSB’den yoğun diplomasi ve eğitim trafiği

Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye’nin garantör devlet olarak uluslararası anlaşmalardan doğan hakları çerçevesinde Kıbrıs Barış Harekâtı’nın gerçekleştirildiğini hatırlatarak, "Türk askerinin Ada’daki varlığı yarım asrı aşkın süredir barışın, güvenliğin ve istikrarın teminatı olmaya devam etmektedir. TSK, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini hedef alan her türlü hasmane tutuma karşı gerekli karşılığı verme konusunda bugün her zamankinden daha fazla kararlıdır" dedi. Milli Savunma Bakanlığı tarafından HAVELSAN’ın Ankara Teknoloji Kampüsü’nde haftalık basın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, toplantının gerçekleştirildiği HAVELSAN’ın Türk savunma sanayisindeki yerine dikkati çekerek, 1982 yılında kurulan şirketin komuta kontrol, simülasyon, eğitim, otonom sistemler, siber güvenlik ile bilgi ve iletişim teknolojileri alanlarında yerli ve milli çözümler geliştirdiğini söyledi. Aktürk, ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, Hava Muharebe Bilgi Sistemi (HvBS), BARKAN, KAPGAN, BOZBEY, BAHA ve SANCAR gibi platformların yanı sıra yapay zekâ destekli savunma teknolojileri, siber güvenlik çözümleri ve kritik bilgi sistemleri başta olmak üzere birçok stratejik projenin HAVELSAN tarafından geliştirildiğini vurguladı. HAVELSAN’ın 44’üncü kuruluş yıl dönümünü kutlayan Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güç ve etkinliğinin daha da artırılmasına katkı sağlayan HAVELSAN’ın 44’üncü kuruluş yıl dönümünü bir kez daha kutluyor, ülkemizin savunma gücüne değerli katkılar sunan tüm çalışanlarına başarılar diliyoruz" dedi. "Son bir haftada 3 PKK’lı terörist teslim oldu" Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Aktürk, "Geride bıraktığımız hafta içerisinde 3 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir" diye konuştu. Hudut güvenliğine ilişkin verileri de paylaşan Aktürk, "Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 404 şahıs yakalanmış, 701 şahıs ise sınırı geçemeden engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçiş teşebbüsünde bulunurken yakalananların sayısı 6 bin 19’a, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı ise 41 bin 830’a ulaşmıştır" ifadelerini kullandı. "20 Temmuz’da KKTC’de SOLOTÜRK gösterisi yapılacak" 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 52’nci yıl dönümünü şimdiden kutladıklarını belirten Aktürk, Kıbrıs Türk halkının varlık ve güvenliğinin teminatı olan Kıbrıs Barış Harekâtı’nın önemine vurgu yaptı. Aktürk, "20 Temmuz’da Girne’de TCG Gökova, TCG Tufan ve TCG Dolunay tarafından liman ziyareti, SOLOTÜRK tarafından gösteri uçuşu ile Lefkoşa’da muharip uçak geçişi icra edilecektir" dedi. "İsrail’in saldırıları müzakereleri baltalamayı amaçlıyor" Orta Doğu’daki gelişmelere de değinen Aktürk, İsrail’in Lübnan ve Filistin’de sivillere yönelik saldırılarını kınadıklarını belirterek, "İsrail’in işgal ve ilhak politikalarının yansıması olan bu saldırılar, nihai aşamaya gelen müzakereleri de baltalamayı amaçlamaktadır. Tarafların yapıcı bir anlayışla müzakereleri tamamlamasının bölgemizin ve dünyanın barış, refah ve istikrarına hizmet edeceğini yineliyoruz" diye konuştu. Aktürk, Türkiye ile Suriye arasındaki askerî iş birliğinin geliştirilmesi ve Suriye Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar kapsamında Deniz Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyetin 13 Temmuz’da TCG İstanbul, TCG Bora, TCG Tufan, TCG Gemlik ve TCG Heybeliada ile Lazkiye’ye ziyaret gerçekleştirdiğini açıkladı. "Deniz Kuvvetlerimize ait gemilerin 18 yıl aradan sonra ilk kez Lazkiye Limanı’na gerçekleştirdiği ziyaret çerçevesinde Suriye Deniz Kuvvetleri Komutanı ile heyetler arası görüşmeler yapılmış ve Lazkiye Askerî Limanı’nda incelemelerde bulunulmuştur" diyen Aktürk, ziyaretin iki ülke arasındaki askerî iş birliği açısından önem taşıdığını ifade etti. MSB’den yoğun diplomasi ve eğitim trafiği Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in son bir haftada Mısır Savunma ve Askerî Üretim Bakanı ile "Savunma İş Birliği İyi Niyet Mektubu"nu imzaladığını, Pakistan Kara Kuvvetleri ve Savunma Kuvvetleri Komutanı’nı kabul ettiğini ve "Türkiye’nin Savunma Stratejisi ve Kapasitesi" konulu bir konferans verdiğini aktardı. Aktürk, Genelkurmay Başkanı’nın Pakistan Kara Kuvvetleri ve Savunma Kuvvetleri Komutanı’na Türk Silahlı Kuvvetleri Üstün Hizmet Madalyası tevcih ettiğini söyledi. Aktürk ayrıca, 20-24 Temmuz tarihleri arasında Fas’ın Rabat kentinde düzenlenecek 2026 Afrika Deniz Kuvvetleri Zirvesi’ne Amfibi Kolordu Komutanı’nın katılacağını, Hava Kuvvetleri Komutanlığınca 14 Temmuz’da Doğu Akdeniz’de Deniz Muhafızı Harekâtı kapsamında Hava İhbar Kontrol uçağıyla uçuş görevi icra edildiğini bildirdi. Milli Savunma Üniversitesi 2026 yılı askerî öğrenci temini seçim aşaması faaliyetlerinin 7 Ağustos’a kadar devam edeceğini belirten Aktürk, adayların 15 Temmuz-31 Ağustos tarihleri arasında Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarından faydalanabileceğini kaydetti. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi’ne ilişkin çalışmaların çok yönlü olarak sürdüğünü de belirterek, somut gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi. Yapılan açıklamada, "S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemleri ile ilgili çalışmalar çok yönlü olarak devam etmektedir. Somut gelişmeler olduğunda kamuoyuyla paylaşılacaktır" ifadelerine yer verildi. "TSK, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini hedef alan her türlü hasmane tutuma karşı gerekli karşılığı verme konusunda bugün her zamankinden daha fazla kararlıdır" Bakanlık, Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs Barış Harekâtı’na ilişkin kararına sert tepki göstererek, Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan iddiaları "mesnetsiz, akıl dışı ve alçakça" olarak nitelendirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Kıbrıs Barış Harekâtı hakkında kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan mesnetsiz, akıl dışı ve alçakça iddiaları ve alınan kararı şiddetle reddediyoruz" denildi. Açıklamada, Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı katliamların ve zorla göç ettirmelerin görmezden gelindiği belirtilerek, "Bu karar, Avrupa Parlamentosu'ndaki akıl tutulmasının ve Rum propagandasını esas alan tek taraflı yaklaşımın açık bir göstergesidir" ifadeleri kullanıldı. Türkiye’nin garantör devlet olarak uluslararası anlaşmalardan doğan hakları çerçevesinde Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştirdiği vurgulanan açıklamada, "Türk askerinin Ada’daki varlığı yarım asrı aşkın süredir barışın, güvenliğin ve istikrarın teminatı olmaya devam etmektedir" denildi. Açıklamada ayrıca, "Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini hedef alan her türlü hasmane tutuma karşı gerekli karşılığı verme konusunda bugün her zamankinden daha fazla kararlıdır" ifadelerine yer verildi. "Suriye ile denizcilik alanındaki iş birliği bölgesel istikrara katkı sağlayacak" Bakanlıktan yapılan açıklamada, Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin farklı alanlara genişletilmesi ve Suriye Deniz Kuvvetlerinin kapasitesinin geliştirilmesinin bölgesel istikrara katkı sağlayacağı belirtilerek, "Ülkemiz ve Suriye Arap Cumhuriyeti arasında uyum içerisinde devam eden ilişkilerin farklı alanlara genişletilmesi, yeni iş birliklerinin kurulması ve Suriye Deniz Kuvvetlerinin kapasitesinin geliştirilmesinin bölgenin istikrarına katkı sağlayacağına inanıyoruz" ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, Deniz Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyetin 13 Temmuz’da Türkiye ile Suriye arasında denizcilik alanındaki askerî iş birliği ve koordinasyonun güçlendirilmesi amacıyla Suriye’ye ziyaret gerçekleştirdiği bildirildi. "Türkiye ile Mısır arasındaki savunma iş birliği yeni bir ivme kazandı" Türkiye ile Mısır arasındaki savunma ilişkilerine de değinen Bakanlık, son dönemde gerçekleştirilen üst düzey temaslarla askeri iş birliğinin önemli bir ivme kazandığını bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, haziran ayında iki ülkede düzenlenen hava unsurlarının katıldığı tatbikatların birlikte çalışabilirliğin geliştirilmesine ve müşterek harekât kabiliyetinin artırılmasına önemli katkı sağladığı belirtildi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Mısır Savunma Bakanı arasında imzalanan "Savunma İş Birliği İyi Niyet Mektubu"na işaret edilen açıklamada, söz konusu belgenin Türkiye ile Mısır arasındaki savunma ve güvenlik iş birliğinin kurumsal zeminde daha da geliştirilmesine yönelik ortak iradeyi ortaya koyduğu vurgulandı. Açıklamada, bu iradenin tarihi bağlardan güç alan ilişkilerin karşılıklı güven ve ortak çıkarlar temelinde derinleştirilmesine ve bölgesel barış, istikrar ile güvenliğe katkı sağlayacak yeni iş birliği alanlarının geliştirilmesine yönelik güçlü bir adım olduğu ifade edildi.

Bahçeli'den sert AB çıkışı Haber

Bahçeli'den sert AB çıkışı

MHP Lideri Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmanın ara başlıkları şöyle; Ankara, işgal kapıya dayandığında geri çekilmeyen iradenin; yokluk içinde devletimizi küllerinden yeniden doğuran, ateşten gömlek giyip milletine istiklal biçen ferasetin adıdır. Bir zamanlar direnişin karargahı olan bu aziz şehir, bugün küresel güvenlik mimarisinin tartışıldığı uluslararası platformlara ev sahipliği yaparken; yeni dönemin stratejik tartışmalarına istikamet kazandıran bir merkez olduğunu göstermiştir. Bu sebeple Ankara’da toplanan NATO Zirvesi’ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır. Ankara’da, yetmiş yılı aşan ittifak hukukunun muhasebesi yapılmış; Soğuk Savaş yıllarının hayalet cephe hatlarından bugünün çok katmanlı güvenlik bunalımlarına uzanan uzun yolun hesabı görülmüştür. Ankara’da; 5. maddenin müşterek savunma ruhundan Ukrayna’ya verilen askeri desteğin geleceğine, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamlelerinden savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarına, Avrupa’nın yıllarca ertelediği caydırıcılık açıklarından müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkilerine, İran’ın nükleer programından Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer emniyetine, Suriye’de açılmak istenen yeni sayfadan Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerimize kadar geniş bir güvenlik kuşağının bütün açmazları aynı anda ele alınmıştır. Ankara’da, müttefikliğin yalnızca kameraların parlak ışıkları altında verilen pozlardan, kriz günlerinde yayımlanan yavan kınama mesajlarından, kürsülerde cilalanmış cümleleri birbiri ardına sıralamaktan ibaret olmadığı; hakiki müttefikliğin hakkaniyet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine bina edileceği açıkça anlaşılmıştır. Zira devletler de ittifaklar da kürsülerden haykırılan süslü beyanların geçici cazibesiyle değil; badire anlarında sınanan sadakatlerin, yük omuzlara çöktüğünde gözlerin çevrildiği adaletin, gecesini gündüzüne katarak çalışan iradenin gösterdiği sebatla ayakta durur. Kadim Türk devlet mirası, bu hakikati zamanın aşındıramadığı bir mutlak esas olarak akıllarımıza nakşetmiştir. Bilge Tonyukuk’un bin yılı aşkın zaman önce “Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım” derken anlattığı şey ne kadar yorulduğu değil; devleti kurmanın, devleti yaşatmanın ve milleti felaketten sakınmanın bedelinin ne denli ağır olduğudur. NATO Ankara Zirvesi müzakereleri devam ederken, dünyanın dikkati bir anda Ankara ile Hürmüz Boğazı arasında bölünmüştür. Zirve devam ederken Trump mutabakat sürecinin kendisi için bittiğini ifade etmiştir. Bu gelişme yalnızca Vaşington – Tahran hattında yoğunlaşan gerilim ile nükleer program başlığı altında sarmala dönen ihtilafın ifadesi değildir. Daha iki hafta önce bu kürsüden mutabakat sözlerine ilişkin duyduğumuz memnuniyeti ve fakat temkinli yaklaştığımızı söylemiş, verilen sözün nihayete ulaşmasının önemini ifade etmiştik. Devletler arasında tesis edilen mutabakatın itibar ve bağlayıcılığına vurgu yapmıştık. Diplomasinin barışa susamış insanlığın ağzına bir parmak bal çalmak için kullanılan geçici bir aldatmaca mı, yoksa savaşın yolunu kapatacak samimi ve kalıcı bir çözüm iradesi mi diye sormuştuk. Henüz kısa bir süre önce bölgeye umut veren, çatışmanın ateşini kesen ve nihai anlaşmaya ulaşılması için bir takvim ortaya koyan mutabakatın, daha bir ay geçmeden etkisizleştirilmesi, ardından İran topraklarının yeniden bombalanması, barış ihtimaline duyulan güveni sarsmıştır. Ankara Zirvesi’nin ardından Avrupa başkentlerinde yeniden ele alınması şart olacak, Brüksel koridorlarında tekrar gündeme oturacak en mühim başlıklardan biri, Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakere sürecidir. Avrupa’nın stratejik geleceği yeniden masaya yatırılmalı ve hakkaniyetli bir gelecek planı oluşturulmalıdır. Çünkü bugün Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu sorunlar, artık eski ezberlerle yönetilemeyecek kadar ağırlaşmıştır. Enerji arz güvenliğinden düzensiz göçe, Savunma kapasitesinden demografik daralmaya, Tedarik zincirlerinden ekonomik rekabete kadar uzanan geniş bir alanda Avrupa yeni bir yol ayrımına gelmiştir. Bu yol ayrımında görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir hakikat vardır: O hakikatin adı da Türkiye’dir! Ukrayna sahasından Karadeniz’e, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Doğu Akdeniz’den Ortadoğu’ya kadar uzanan geniş jeopolitik kuşakta Türkiye’nin bulunmadığı hiçbir güvenlik denklemi kalıcı olamayacaktır. Türkiye’nin hesaba katılmadığı hiçbir enerji koridoru sürdürülebilir olmayacaktır. Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı hiçbir bölgesel istikrar projesi başarıya ulaşamayacaktır. Bu durum bir temenni değil, değişen dünyanın ortaya çıkardığı stratejik bir gerçektir. Ne var ki Avrupa Birliği, uzun yıllardır bu gerçeği görmek yerine günü kurtaran siyasi reflekslerle hareket etmeyi tercih etmiştir. Türkiye’nin üyelik süreci teknik kriterlerden çok siyasi ön yargılarla değerlendirilmiştir. Açılması gereken fasıllar bloke edilmiş, Yerine getirilmesi gereken yükümlülükler ertelenmiş, Verilen sözler tutulmamış, Türkiye’nin haklı beklentileri sürekli başka gündemlerin gölgesinde bırakılmıştır. Bu yaklaşım yalnızca Türkiye’ye değil Avrupa’ya da zarar vermiştir. Çünkü Avrupa Birliği, Türkiye’yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır. Türkiye’yi dışarıda bırakarak Avrupa’nın daha güçlü olacağını düşünenler, bugün karşı karşıya kaldıkları güvenlik ve istikrar sorunlarına dönüp bakmalıdır."

KKTC Eski Cumhurbaşkanı Tatar: "Ana vatan, yavru vatan, mavi vatan ve gök vatan anlayışıyla geleceğe güçlü adımlarla yürüyoruz" Haber

KKTC Eski Cumhurbaşkanı Tatar: "Ana vatan, yavru vatan, mavi vatan ve gök vatan anlayışıyla geleceğe güçlü adımlarla yürüyoruz"

KKTC Eski Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Yalova Ticaret ve Sanayi Odası (YTSO) Konferans Salonu’nda düzenlenen "Doğu Akdeniz’de Türk Varlığı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Stratejik Önemi" konulu konferansta konuştu. Kıbrıs’ta yaklaşık 60 yıl boyunca federasyon temelinde çözüm arayışlarının sürdürüldüğünü belirten Tatar, "Türkiye’nin adaya ayak basmasıyla birlikte mücadelemizde yeni bir dönem başladı. 1983’te, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilan edilmesiyle bütün dünyaya Kıbrıs’ta tek devlet anlayışının mümkün olmadığı gösterildi. Ancak o dönemin şartlarında federal bir çözüm anlayışıyla ortaklık arayışları devam etti. 60 yıldan fazla bir süre federal temelde bir anlaşma için her türlü müzakerede zaman tüketildi. Ancak neticede Rumlar hiçbir zaman iyi niyet göstermedi ve bütün önerileri reddetti. On beş kez farklı önerilerle masaya gelinmesine rağmen süreçler Rum tarafının tutumu nedeniyle sonuçsuz kaldı. En son Annan Planı’nda, bundan yaklaşık 20 yıl önce, biz Türkler ‘evet’ dedik, Rumlar ise ‘hayır’ dedi. Buna rağmen Rum tarafını Avrupa Birliği’ne aldılar. Yani Annan Planı’na ‘hayır’ diyen taraf Avrupa Birliği üyeliğiyle ödüllendirildi. Bu da Kıbrıs meselesinin çözümünü daha da zorlaştırdı. Çünkü artık Avrupa Birliği’nin içindeler. Yunanistan da Avrupa Birliği’nin içerisinde" dedi. "Ana vatan, yavru vatan, mavi vatan ve gök vatan anlayışıyla" 2017 yılında İsviçre’nin Crans-Montana kentinde gerçekleştirilen görüşmelerde de sonuç alınamadığını belirten Tatar, federasyon temelindeki çözüm modelinin artık geride kaldığını, bu nedenle iki devletli siyaseti savunduklarını ve bu politikayı uluslararası platformlarda anlatmaya devam ettiklerini kaydetti. Kıbrıs Türk halkının ayrı bir devlet ve ayrı egemen bir halk olarak varlığını sürdürmesinin önemine dikkati çeken Tatar, şöyle konuştu: "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sadece kuzeydeki 3 bin 800 kilometrekarelik topraktan ibaret değildir. Aynı zamanda deniz yetki alanları, kıta sahanlığı, karasuları ve münhasır ekonomik bölgesiyle büyük bir egemenlik alanına sahiptir. Türkiye ile birlikte bu bölgede hakkımızı, hukukumuzu ve onurumuzu koruyoruz. Ana vatan, yavru vatan, mavi vatan ve gök vatan anlayışıyla geleceğe güçlü adımlarla yürüyoruz." "KKTC Doğu Akdeniz’deki bayrağımız, vatanımız, tarihimiz ve maneviyatımızdır" Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yalnızca kara parçasından ibaret olmadığını, deniz yetki alanları, kıta sahanlığı ve diğer egemenlik haklarıyla Doğu Akdeniz’de önemli bir konuma sahip olduğunu ifade eden Tatar, şöyle konuştu: "Türkiye Cumhuriyeti benim ana vatanımdır. Doğu Akdeniz’de, mavi vatanda en güçlü ülkedir. Garantör devlettir. Türkiye Cumhuriyeti, tarihî haklarını, hukukunu ve sahip olduğu bütün imkânları sonuna kadar koruyacaktır. Tek doğru vardır. Bütün bunlar geçicidir. Önemli olan, Rauf Denktaş’ın da dediği gibi egemenliktir. Egemenlik tapudur. Egemenlik devlettir. Devlet demek gelecek demektir. Devlet demek güvenlik, barış, huzur ve istikrar demektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin gücü, büyüklüğü ve teknolojisi bütün Türk devletlerine büyük katkılar sağlamaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bugün tanınmamış olabilir, çeşitli mağduriyetler yaşayabilir. Ancak Doğu Akdeniz’deki bayrağımız, vatanımız, tarihimiz ve maneviyatımızdır. Bu nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne sonuna kadar sahip çıkmak ve egemenlik haklarımızdan hiçbir zaman taviz vermemek bize yakışandır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.