Yaşam koşulları biz insanları değişik hedefler peşinde koşturabilir. Bu hedefler bizi toplum içinde söz veya varlık sahibi bir konuma da getirebilir.
Toplumsal yaşamda, mevki veya makam olarak üst düzeyde olmalarına karşın insanlıktan ve insani değerlerden uzak, insan olarak varlığını kaybetmiş bazı insanların yaptıklarını görsel ve yazılı medyada okuyup irkilmekteyiz.
Sahip olduğu gücü insana tahakküm aracı olarak kullanan, eğitimli olmasına rağmen insanları küçümseyen, sağlıklı bir iletişim kurma yerine şiddeti benimseyen, yaptığı icraatlarla ayrımcılığa yol açan bazı insanlar maalesef insan olmanın erdemine ulaşamamış sadece canlılık belirtisi gösteren varlıklardır.
İnsanlar yaşamlarında planladığı hedeflerine ulaşabilir. Önemli olan bu hedefleri insani kimlikleri ile birlikte yaşatabilmektir.
Toplumda kabul gören yaşam modeli; mesleğinin yanında insani değerlerini de yaşatabilen ve yakınındaki insanlara sevgi, saygı ve hoşgörüyle yaklaşabilen bir yaşam tarzıdır.
Fransız matematikçi, bilim adamı ve filozof olan ünlü düşünürlerden Rene Descartes’in ( 1596-1650 ) söylediği gibi: "Sana ışık tutanlara sırtını dönersen, göreceğin şey kendi karanlığındır."
O halde insan olarak bu dünyada güzellikleri yaşamak ve yaşatmak istiyorsak, bizi dünyaya bağlayan geçici kimliğimizi bir yana bırakarak, önce insan olmanın verdiği duygu, davranış ve değerlere uygun bir yaklaşım tarzı sergilemeliyiz.
Romalı eski felsefe adamı Cicero’nun (M.Ö 106-43) ifade ettiği gibi: "İnsan ne kadar yükselirse, gönlü o kadar alçalmalıdır." Bazı insanlar vardır ki; yaşamdan zevk almazlar, olaylara bakışları kötümserdir, olumlu düşünme yetileri yok denecek azdır, çevrelerine de moral vermekten uzak bir tutum sergilerler…
Bu gruba giren insanlar yarısına kadar dolu olan bardağın boş tarafına takıldıkları için, yaşadıkları olayların da olumsuz yanlarından etkilenir, olumlu yanlarından ders çıkarmazlar.
İyimser insanlar için aynı benzetmeleri tabii ki yapamayız… İyimser insan; olumlu düşünen, bardağın dolu tarafı ile ilgilenen kendini olumsuz etkileyen olaylardan da olumlu dersler çıkarmasını başarabilen insandır.
Elbette, yaşamın gerçekleri çoğu zaman acımasızdır!
Bu gerçekler çoğu zaman insanları katı bir kimlik arayışına da yönlendirebilir.
Ne var ki; yaşamları ve olgun davranışları örnek olan insanlar, gece karanlığında yeryüzüne ışık saçan yıldızlar gibidir!
Bir bakıma içinde yaşadığımız ortamda insan olarak her birimizi etkiliyor…
Eğitimden, sevgi dolu aile ortamından uzak, şiddet kültürünün etkisi altında kalarak yetişen çocuklarımızdan iyimser tabiatlı örnek bir model çıkmasını bekleyemeyiz. Halbuki içinde yaşadığımız toplumun geleceği açısından örnek davranışlar sergileyen insanlara o kadar çok muhtacız ki…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Reyhan Soykan
ÖRNEK İNSAN OLMAK
Yaşam koşulları biz insanları değişik hedefler peşinde koşturabilir. Bu hedefler bizi toplum içinde söz veya varlık sahibi bir konuma da getirebilir.
Toplumsal yaşamda, mevki veya makam olarak üst düzeyde olmalarına karşın insanlıktan ve insani değerlerden uzak, insan olarak varlığını kaybetmiş bazı insanların yaptıklarını görsel ve yazılı medyada okuyup irkilmekteyiz.
Sahip olduğu gücü insana tahakküm aracı olarak kullanan, eğitimli olmasına rağmen insanları küçümseyen, sağlıklı bir iletişim kurma yerine şiddeti benimseyen, yaptığı icraatlarla ayrımcılığa yol açan bazı insanlar maalesef insan olmanın erdemine ulaşamamış sadece canlılık belirtisi gösteren varlıklardır.
İnsanlar yaşamlarında planladığı hedeflerine ulaşabilir. Önemli olan bu hedefleri insani kimlikleri ile birlikte yaşatabilmektir.
Toplumda kabul gören yaşam modeli; mesleğinin yanında insani değerlerini de yaşatabilen ve yakınındaki insanlara sevgi, saygı ve hoşgörüyle yaklaşabilen bir yaşam tarzıdır.
Fransız matematikçi, bilim adamı ve filozof olan ünlü düşünürlerden Rene Descartes’in ( 1596-1650 ) söylediği gibi:
"Sana ışık tutanlara sırtını dönersen, göreceğin şey kendi karanlığındır."
O halde insan olarak bu dünyada güzellikleri yaşamak ve yaşatmak istiyorsak, bizi dünyaya bağlayan geçici kimliğimizi bir yana bırakarak, önce insan olmanın verdiği duygu, davranış ve değerlere uygun bir yaklaşım tarzı sergilemeliyiz.
Romalı eski felsefe adamı Cicero’nun (M.Ö 106-43) ifade ettiği gibi:
"İnsan ne kadar yükselirse, gönlü o kadar alçalmalıdır."
Bazı insanlar vardır ki; yaşamdan zevk almazlar, olaylara bakışları kötümserdir, olumlu düşünme yetileri yok denecek azdır, çevrelerine de moral vermekten uzak bir tutum sergilerler…
Bu gruba giren insanlar yarısına kadar dolu olan bardağın boş tarafına takıldıkları için, yaşadıkları olayların da olumsuz yanlarından etkilenir, olumlu yanlarından ders çıkarmazlar.
İyimser insanlar için aynı benzetmeleri tabii ki yapamayız…
İyimser insan; olumlu düşünen, bardağın dolu tarafı ile ilgilenen kendini olumsuz etkileyen olaylardan da olumlu dersler çıkarmasını başarabilen insandır.
Elbette, yaşamın gerçekleri çoğu zaman acımasızdır!
Bu gerçekler çoğu zaman insanları katı bir kimlik arayışına da yönlendirebilir.
Ne var ki; yaşamları ve olgun davranışları örnek olan insanlar, gece karanlığında yeryüzüne ışık saçan yıldızlar gibidir!
Bir bakıma içinde yaşadığımız ortamda insan olarak her birimizi etkiliyor…
Eğitimden, sevgi dolu aile ortamından uzak, şiddet kültürünün etkisi altında kalarak yetişen çocuklarımızdan iyimser tabiatlı örnek bir model çıkmasını bekleyemeyiz.
Halbuki içinde yaşadığımız toplumun geleceği açısından örnek davranışlar sergileyen insanlara o kadar çok muhtacız ki…