Her gün bir şeylere başlamayı erteliyoruz. Bazen birinin bize yüklediği sorumluluk oluyor ertelediklerimiz, bazen kendimizin üstlendiği sorumluluklar, bazen hayallerimiz…
Hatta çoğumuz her gün yataktan çıkıp güne başlamayı erteliyoruz.
Bu ertelemelerin birçok farklı sebebi olabilir tabii.
Bazen o işe başlamayı gerçekten istemiyoruz, bazen doğru zaman olduğunu hissetmiyor gerekli enerjiyi içimizde bulamıyoruz. Bazen o işin tamamlanması gereken son tarihi kendimize referans alıp son ana kadar ertelemeye devam ediyoruz.
Son zamanlarda kendi başlayamama sebeplerimin başında gideceğim yolun tümünü düşünüp korkmanın geldiğini fark ettim. İsteğimiz ne kadar kuvvetli olursa olsun resmin büyüğüne odaklanmanın korkunç görünmesi ve ilk adımı atmanın aslında hiçbir şey ifade etmediği inancına sıkı sıkıya bağlı olmak bu korkuyu güçlendiren sebeplerdi.
Bu inançlarımı kontrol etmeli ve korkumu yenmeliydim.
Kendime günlük, haftalık, aylık hatta yıllık hedefler koymayı hep sevmişimdir.
Bu hedefleri yazıya döküp her birine “tik atacağım” anı bekler, atamadıkça da üzülürdüm.
Fark ettim ki koyduğum hedefleri ne kadar büyük tutarsam başlama zamanım o kadar geç oluyor, belki de hiç atamıyorum o ilk adımı. Bunu fark ettikten sonra kendime “hatırlatıcı” hedeflerin yanında daha küçük adımlardan oluşan yollar çizmeye başladım.
Örneğin notlarıma “x işini bitir” yerine “x işine başla” yazmaya başladım.
Böylece günün hedefi ulaşılması zor olmaktan çıktı ve çok daha verimli, daha az ertelemeli günler geçirmeye başladım..
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Reyhan Soykan
HEDEF
Her gün bir şeylere başlamayı erteliyoruz. Bazen birinin bize yüklediği sorumluluk oluyor ertelediklerimiz, bazen kendimizin üstlendiği sorumluluklar, bazen hayallerimiz…
Hatta çoğumuz her gün yataktan çıkıp güne başlamayı erteliyoruz.
Bu ertelemelerin birçok farklı sebebi olabilir tabii.
Bazen o işe başlamayı gerçekten istemiyoruz, bazen doğru zaman olduğunu hissetmiyor gerekli enerjiyi içimizde bulamıyoruz. Bazen o işin tamamlanması gereken son tarihi kendimize referans alıp son ana kadar ertelemeye devam ediyoruz.
Son zamanlarda kendi başlayamama sebeplerimin başında gideceğim yolun tümünü düşünüp korkmanın geldiğini fark ettim. İsteğimiz ne kadar kuvvetli olursa olsun resmin büyüğüne odaklanmanın korkunç görünmesi ve ilk adımı atmanın aslında hiçbir şey ifade etmediği inancına sıkı sıkıya bağlı olmak bu korkuyu güçlendiren sebeplerdi.
Bu inançlarımı kontrol etmeli ve korkumu yenmeliydim.
Kendime günlük, haftalık, aylık hatta yıllık hedefler koymayı hep sevmişimdir.
Bu hedefleri yazıya döküp her birine “tik atacağım” anı bekler, atamadıkça da üzülürdüm.
Fark ettim ki koyduğum hedefleri ne kadar büyük tutarsam başlama zamanım o kadar geç oluyor, belki de hiç atamıyorum o ilk adımı. Bunu fark ettikten sonra kendime “hatırlatıcı” hedeflerin yanında daha küçük adımlardan oluşan yollar çizmeye başladım.
Örneğin notlarıma “x işini bitir” yerine “x işine başla” yazmaya başladım.
Böylece günün hedefi ulaşılması zor olmaktan çıktı ve çok daha verimli, daha az ertelemeli günler geçirmeye başladım..