Günümüz insanı zamansızlıktan şikâyet ediyor. Hepimiz çok meşgulüz: İş, okul, sorumluluklar, bildirim sesleri, sosyal medya...
Fakat ilginçtir, saatlerce ekrana bakmaya zaman bulurken, günde sadece yirmi dakika kitap okumaya vakit ayıramadığımızı söylüyoruz.
Oysa kitap okumak bir "boş zaman" faaliyeti değil, tam aksine kendimize ayırdığımız en verimli zamandır. Çünkü okuduğumuz her kitap, aslında başka bir insanın birikimini, tecrübesini ve düşünce dünyasını birkaç saat içinde bize sunar. Yani kitap, insanın ömrünü uzatmasa bile derinleştirir.
Kendini geliştirmek denince çoğu insanın aklına seminerler, eğitimler, sertifikalar gelir. Bunlar elbette değerlidir. Ancak en ulaşılabilir ve en kalıcı gelişim, düzenli okumayla başlar. Okuyan insan daha iyi düşünür, daha doğru ifade eder ve en önemlisi kendini tanır. Çünkü kitaplar sadece dünyayı değil, insanın kendi iç dünyasını da aydınlatır.
Bir toplumun aynası, kütüphaneleridir denir. Kitap okuma oranı yükseldikçe, empati artar, önyargılar azalır, tartışmalar daha seviyeli hale gelir. Okuyan birey, eleştirmeden önce anlamaya çalışır; konuşmadan önce düşünür.
Belki de mesele zaman bulmak değil, öncelik vermektir. Günde birkaç sayfa bile olsa, düzenli okuma alışkanlığı insanın hayatını sessizce ama derinden değiştirir. Çünkü bazen bir kitap, bir insanın bütün yönünü değiştirecek tek cümleyi içinde barındırır.
Unutmayalım: Kendine yatırımın en ucuz, en etkili ve en kalıcı yolu bir sayfa daha
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Reyhan Soykan
Bir Sayfa Daha: Kendine Açılan Kapı
Günümüz insanı zamansızlıktan şikâyet ediyor. Hepimiz çok meşgulüz: İş, okul, sorumluluklar, bildirim sesleri, sosyal medya...
Fakat ilginçtir, saatlerce ekrana bakmaya zaman bulurken, günde sadece yirmi dakika kitap okumaya vakit ayıramadığımızı söylüyoruz.
Oysa kitap okumak bir "boş zaman" faaliyeti değil, tam aksine kendimize ayırdığımız en verimli zamandır. Çünkü okuduğumuz her kitap, aslında başka bir insanın birikimini, tecrübesini ve düşünce dünyasını birkaç saat içinde bize sunar. Yani kitap, insanın ömrünü uzatmasa bile derinleştirir.
Kendini geliştirmek denince çoğu insanın aklına seminerler, eğitimler, sertifikalar gelir. Bunlar elbette değerlidir. Ancak en ulaşılabilir ve en kalıcı gelişim, düzenli okumayla başlar. Okuyan insan daha iyi düşünür, daha doğru ifade eder ve en önemlisi kendini tanır. Çünkü kitaplar sadece dünyayı değil, insanın kendi iç dünyasını da aydınlatır.
Bir toplumun aynası, kütüphaneleridir denir. Kitap okuma oranı yükseldikçe, empati artar, önyargılar azalır, tartışmalar daha seviyeli hale gelir. Okuyan birey, eleştirmeden önce anlamaya çalışır; konuşmadan önce düşünür.
Belki de mesele zaman bulmak değil, öncelik vermektir. Günde birkaç sayfa bile olsa, düzenli okuma alışkanlığı insanın hayatını sessizce ama derinden değiştirir. Çünkü bazen bir kitap, bir insanın bütün yönünü değiştirecek tek cümleyi içinde barındırır.
Unutmayalım: Kendine yatırımın en ucuz, en etkili ve en kalıcı yolu bir sayfa daha