Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

YERALTINDAN NOTLAR

Yazının Giriş Tarihi: 05.04.2026 11:54
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.04.2026 12:00

Ölüm, insanlık tarihinin en büyük gizemi ve üzerine en çok kafa yorulan mutlak hakikatidir. Yaşamın gürültüsü kesilip, toprak üzerimize bir yorgan gibi serildiğinde başlayan o sonsuz sessizlikte, zihnin (veya ruhun) neyle meşgul olduğu, edebiyatın ve felsefenin kadim sorularından biri olmuştur. Eğer toprak altındaki o mutlak yalnızlıktan, bir şeyler söylenseydi heralde sessizliğin içinde ki o derin yankıdan not defterine şunlar düşerdi:

Toprağın altında saatler, günler veya mevsimler yoktur. Mezardaki bir bilinç için zaman, doğrusal bir akıştan ziyade yekpare bir an haline gelir. Yukarıda güneşin doğuşu, yağmurun yağışı veya rüzgarın uğultusu devam ederken; yeraltındaki notlar, zamanın artık bir rakip değil, bir boşluk olduğunu fısıldar.

Hayattayken devasa görünen hırslar, öfkeler ve hayal kırıklıkları, toprağın statik yapısı karşısında moleküllerine ayrılır.

Sesin olmadığı yerde düşünceler daha yüksek çıkar. Mezar, insanın kendi vicdanıyla yaptığı en dürüst ve en çıplak konuşmanın mekanıdır.

Yaşarken sahip olduğumuz ünvanlar, mal varlıkları ve sosyal statüler yüzeyde kalır. Toprak altındaki notlar, insanı sadece kendi özüyle tanımlar. Burada karmaşa yerini mutlak bir sadeliğe bırakır.

​"Dünya üzerindeyken karmaşık olan her şey, burada bir toprak zerresi kadar basitleşiyor."

"Ne kadar yüksek olursa olsun,rütbe ve şanın

Âkıbet; iki taş olur nişanın"

​Bu noktada kişi, belki hayatındaki "eksik veya fazlalıkları" düşünür. Belki de en çok, yaşarken ıskalanan küçük detaylar -bir dostun gülümsemesi, bir fincan çayın sıcaklığı veya gökyüzünün maviliği- zihinde devleşir.

Mezardaki birinin belki en büyük meşgalesi, geride bıraktığı izlerdir. Maddi bir mirastan ziyade, "Nasıl hatırlandığı" üzerine bir muhakeme başlar.

• ​Güvenilir bir insan olmanın huzuru mu?

• ​Yoksa kırılan kalplerin ağırlığı mı?

Yeraltından gelen bu hayali notlar, aslında yaşayanlara bir ayna tutar. Tarihin tozlu sayfalarından bugüne kalan tek gerçek, karakterin ve erdemin kalıcılığıdır.

Toprak her şeyi örter ama dürüst ve erdemli bir yaşamın bıraktığı yankıyı asla susturamaz.Yunusun"Ölen hayvan imiş âşıklar ölmez"dediği gibi.

Eğer yeraltından notlar yazacak olsaydık, bu muhtemelen pişmanlıklar, yaşamın ne kadar kıymetli ve basit değerler üzerine kurulu olduğuna dair bir farkındalık metni olurdu.Sahi siz ne yazardınız? Ölümün soğukluğu, aslında yaşamın sıcaklığını daha iyi anlamamız için bize bırakılmış sessiz bir derstir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.