"Öl söz verme, öl sözünden dönme" Hacı Bektaş-ı Veli'ye ait olduğu kabul edilen bu söz, verilen sözün ne kadar önemli olduğunu, namusla eşdeğer tutulduğunu ve ölüm pahasına dahi olsa sözün tutulması gerektiğini vurgulayan bir öğüttür.Modern dünyanın karmaşasında sıkça unuttuğumuz bir hakikati; "söz"ün insan onuruyla eşdeğer olduğu gerçeğini hatırlatır. Bu ifade, sadece bir tutarlılık çağrısı değil, aynı zamanda kişinin karakter inşasında dürüstlüğü en tepeye koyan bir yaşam felsefesidir.
İfadenin ilk yarısı olan "Öl söz verme", bizleri ihtiyatlı olmaya davet eder. Modern çağın "her şeye evet" diyen hızı ve yüzeyselliği içinde, yerine getiremeyeceğimiz vaatlerde bulunmak toplumsal güveni zedeleyen en büyük etkendir. Bir sözü vermeden önce ölümü göze alacak kadar düşünmek, kişinin kendi sınırlarını bilmesi ve dürüstlüğünü her türlü geçici menfaatin üzerinde tutması demektir. Gerçek bir kalite ve sükunet arayışındaki birey için, az ama öz konuşmak, tutamayacağı yükün altına girmemek bir erdemdir.
İfadenin ikinci kısmı, "Öl sözünden dönme", verilen sözün artık kişiliğin bir parçası haline geldiğini vurgular. Söz ağızdan çıktıktan sonra, o vaat artık sadece bir cümle değil, kişinin itibarıdır. Şartlar ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın, verilen sözden dönmemek; sadakati, güvenilirliği ve sağlam bir karakteri temsil eder. Toplumsal değerlerin erozyona uğradığı, "sözün uçtuğu ama yazıya bile güvenilmediği" bir dönemde, sözünün eri olmak en kıymetli hazinedir.
Güvenin kaybolduğu bir toplumda, bireyler arasındaki bağlar zayıflar ve yerini şüpheye bırakır.
"Öl sözünden dönme" düsturunu benimsemiş bireylerin çoğunlukta olduğu bir toplumda ise;ilişkiler daha derin ve anlamlıdır.Özellikle Siyaset,ticaret ve sosyal hayatta bu düstüra riayet edilmesi toplumsal huzur için çok çok elzemdir.
Bireysel huzur ise, tutarlı bir yaşam sürmenin getirdiği içsel tatminle pekişir.
Söz vermek, bir insanın ruhunu ortaya koymasıdır. Ölümü göze alıp söz vermemek, aslında o sözün değerini korumaktır. Verilen sözden dönmemek ise, şartlar ne olursa olsun şahsiyetinden ödün vermemektir. Geleceği sağlam temellere oturtmak isteyen her birey, kadim değerlerimizden süzülüp gelen bu "özü sözü bir olma" halini, hayatının pusulası yapmalıdır. Çünkü insan, ancak verdiği söz kadar hür ve tuttuğu söz kadar değerlidir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ramazan Güçlü
ÖL SÖZ VERME, ÖL SÖZÜNDEN DÖNME
"Öl söz verme, öl sözünden dönme" Hacı Bektaş-ı Veli'ye ait olduğu kabul edilen bu söz, verilen sözün ne kadar önemli olduğunu, namusla eşdeğer tutulduğunu ve ölüm pahasına dahi olsa sözün tutulması gerektiğini vurgulayan bir öğüttür.Modern dünyanın karmaşasında sıkça unuttuğumuz bir hakikati; "söz"ün insan onuruyla eşdeğer olduğu gerçeğini hatırlatır. Bu ifade, sadece bir tutarlılık çağrısı değil, aynı zamanda kişinin karakter inşasında dürüstlüğü en tepeye koyan bir yaşam felsefesidir.
İfadenin ilk yarısı olan "Öl söz verme", bizleri ihtiyatlı olmaya davet eder. Modern çağın "her şeye evet" diyen hızı ve yüzeyselliği içinde, yerine getiremeyeceğimiz vaatlerde bulunmak toplumsal güveni zedeleyen en büyük etkendir. Bir sözü vermeden önce ölümü göze alacak kadar düşünmek, kişinin kendi sınırlarını bilmesi ve dürüstlüğünü her türlü geçici menfaatin üzerinde tutması demektir. Gerçek bir kalite ve sükunet arayışındaki birey için, az ama öz konuşmak, tutamayacağı yükün altına girmemek bir erdemdir.
İfadenin ikinci kısmı, "Öl sözünden dönme", verilen sözün artık kişiliğin bir parçası haline geldiğini vurgular. Söz ağızdan çıktıktan sonra, o vaat artık sadece bir cümle değil, kişinin itibarıdır. Şartlar ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın, verilen sözden dönmemek; sadakati, güvenilirliği ve sağlam bir karakteri temsil eder. Toplumsal değerlerin erozyona uğradığı, "sözün uçtuğu ama yazıya bile güvenilmediği" bir dönemde, sözünün eri olmak en kıymetli hazinedir.
Güvenin kaybolduğu bir toplumda, bireyler arasındaki bağlar zayıflar ve yerini şüpheye bırakır.
"Öl sözünden dönme" düsturunu benimsemiş bireylerin çoğunlukta olduğu bir toplumda ise;ilişkiler daha derin ve anlamlıdır.Özellikle Siyaset,ticaret ve sosyal hayatta bu düstüra riayet edilmesi toplumsal huzur için çok çok elzemdir.
Bireysel huzur ise, tutarlı bir yaşam sürmenin getirdiği içsel tatminle pekişir.
Söz vermek, bir insanın ruhunu ortaya koymasıdır. Ölümü göze alıp söz vermemek, aslında o sözün değerini korumaktır. Verilen sözden dönmemek ise, şartlar ne olursa olsun şahsiyetinden ödün vermemektir. Geleceği sağlam temellere oturtmak isteyen her birey, kadim değerlerimizden süzülüp gelen bu "özü sözü bir olma" halini, hayatının pusulası yapmalıdır. Çünkü insan, ancak verdiği söz kadar hür ve tuttuğu söz kadar değerlidir.