Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

MODERN ÇAĞIN GÖRÜNMEZ YALNIZLIĞI

Yazının Giriş Tarihi: 21.01.2026 10:20
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.01.2026 10:21

Hızın kutsandığı, dijitalin fizikselin önüne geçtiği bir çağda yaşıyoruz. Ancak her "ilerleme" malesef beraberinde bir şeyleri de alıp götürüyor. Bugün modern insanın en büyük paradoksu; dünyanın her yeriyle bağlantıda olmasına rağmen, kendi iç dünyasıyla, komşusuyla ve geçmişiyle olan bağlarının hiç olmadığı kadar zayıflamış olmasıdır.

​Eskiden "bağ kurmak" emek isteyen, zaman ayrılan bir süreçti. Bir mektubun gitmesini beklemek, bir dostun kapısını çalmak veya bir akşam yemeğinde saatlerce sohbet etmek... Bu süreçler sabrı ve sadakati beslerdi. Bugün ise her şey "anlık" ve "tüketilebilir."

Dijitalleşme ve yüzeysellik çağında Sosyal medya bizi "bağlı" tutuyor ama "ilişki" kurmamızı sağlamıyor. Beğeni sayıları, gerçek bir sarılmanın ya da göz teması kurarak yapılan bir dertleşmenin yerini tutamıyor.

Bireyselleşmenin yan etkisi olarak "Kendi kendine yetme" mottosu, bizi toplumsal birer varlık olmaktan çıkarıp atomize bireylere dönüştürdü. Dayanışmanın yerini rekabet, paylaşmanın yerini ise sergileme aldı.

Değerlerimiz manadan maddeye döndü.

​Bağların kopmasıyla birlikte, bizi bir arada tutan ortak değerler de aşınmaya başladı. Geleneksel değerler setinde yer alan vefa, kanaat ve tevazu gibi kavramlar, modern dünyanın "başarı ve güç" odaklı yeni sözlüğünde karşılık bulmakta zorlanıyor.

VEFASIZLIK:
Eskiden bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varken, şimdilerde ilişkiler "fayda" eksenine oturmuş durumda. İşlevi biten her şey gibi, insan ilişkileri de hızla terk ediliyor.

KANAATSİZLİK:
Modern sistem, bizi hep daha fazlasına sahip olmaya zorluyor. Bu durum, elimizdekilerin değerini bilmemize ve onlarla manevi bir bağ kurmamıza engel oluyor.

​ÇARE NEDİR?
Kaybolan bu bağları ve değerleri geri kazanmak, teknolojiyi reddetmek değil, onu insani değerlerin hizmetine sunmakla mümkündür.

Yavaşlamak: Her şeye yetişme telaşından vazgeçip, yanımızdakine gerçekten "bakmak."

Dinlemek: Cevap vermek için değil, anlamak için dinleme becerisini yeniden kazanmak.

Sadelik: Maddiyatın gürültüsünü azaltıp, manevi derinliğe yer açmak.

​Sonuç olarak; İnsan, sadece tüketen bir canlı değil, anlam arayan bir varlıktır. Değerlerimize ve birbirimize olan bağlarımıza sahip çıkmak, aslında kendi insanlığımıza sahip çıkmaktır. Unutulmamalıdır ki; bizi ayakta tutan şey, sahip olduğumuz eşyalar değil, kurduğumuz samimi dostluklar ve bağlardır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.