Aldanma insanların samimiyetine,
Menfaatleri gelir her şeyden önce.
Vaad etmeseydi Allah cenneti,
O’na bile etmezlerdi secde.
Ağanın köpeği ölmüş taziyesi köye sığmamış. Ağanın kendisi ölmüş kimse taziyeye gelmemiş.
Sormuşlar,niye köpeğin ölüsüne Koşup geldiniz de kendi cenazesine gelmediniz?
----Demişler ki;Ağa öldü menfaatimiz bitti,niye gelelim ki.
Günümüz insanının özeti...
İnsan, doğası gereği sosyal bir varlıktır; hayatını sürdürebilmek, aidiyet hissetmek ve güvenli bir liman bulmak için başkalarıyla bağ kurma ihtiyacı duyar. Ancak tarih boyunca bu bağların niteliği değişmiş; saf ve karşılıksız paylaşımların yerini, zamanla bireysel çıkarların ve "menfaat" dengelerinin belirlediği ilişkiler almıştır. Girişte aktarılan halk hikâyesi, bu acı ama bir o kadar da gerçekçi dönüşümün en çarpıcı aynalarından biridir: Güçlünün, varlıklının ya da imkân sahibinin çevresinde dönen kalabalıklar, o imkânlar ortadan kalktığında bir anda sessizliğe gömülür.
Günümüz modern dünyasında bu hikâye, masalsı bir anekdot olmaktan çıkıp toplumsal yaşamın yazılı olmayan kuralı haline gelmiştir. Peki, bizi bu noktaya getiren dinamikler nelerdir? İlişkilerimiz neden birer "maliyet-fayda" hesabına dönüştü?
Menfaat ilişkilerinin modern yüzü: "Bana Ne Sağlıyorsun?"düşüncesine odaklıdır.
Geleneksel toplumlarda komşuluk, akrabalık ve dostluk bağları daha çok manevi değerler, ortak kader bilinci ve gelenekler üzerine kuruluydu. Günümüz bireyci ve tüketim odaklı toplumunda ise ilişkiler, piyasa ekonomisinin kurallarıyla yeniden yazıldı. İnsanlar artık karşılarındaki kişiden ziyade, o kişinin kendilerine sağlayacağı statü, konfor, maddi kazanç veya sosyal imkânlarla ilgileniyor.
Özellikle sosyal medyanın hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte, insan ilişkileri de birer "görünürlük" aracına dönüştü. Güçlü, popüler veya zengin biriyle görünenler, bu yakınlığı kendi imajlarını parlatmak için bir kaldıraç olarak kullanıyor.
Tüketim kültürünün "eskiyenin yerine yenisini koy" mantığı, ne yazık ki insan ilişkilerine de sıçradı. Bir kişiden elde edilecek menfaat tükendiğinde ya da başka bir alternatif çıktığında, o bağlar hiçbir vicdani rahatsızlık duyulmaksızın bir kenara atılabiliyor.
İkiyüzlülüğün ve sahte dostlukların yükselişi ilerliyor!
Ağanın köpeğine gösterilen sahte ihtimam, aslında günümüzdeki "yalakalık" ve "çıkarcı uyum" kültürünün bir metaforudur. Güç sahibinin şahsına, karakterine veya insanlığına değil; elindeki güce saygı duyan kalabalıklar, güç ellerinden kayıp gittiğinde en büyük yabancılaşmayı yaşarlar.
Bu durum, bireylerde derin bir yalnızlık ve güvensizlik hissi yaratır. Herkes herkesin çıkar ilişkisi içinde olduğunu bildiği halde, bu oyunu oynamaya devam eder. Sonuç mu? Kalabalıklar arasında yankılanan büyük bir yalnızlık ve samimiyetsizlik çölü.
Özü yakalamak ve saf bağlara dönüş mümkün mü?
Bu karamsar tablo karşısında umutsuzluğa kapılmamak elde değil; ancak insan ruhunun özünde hâlâ karşılıksız sevgi, vefa ve vicdan barındıran derin damarlar yer alıyor.Menfaat ilişkilerinin ötesine geçebilmek için şu bilinçle hareket etmek gerekir:
Gerçek dostluk ve vefa, en zor günde, elinde hiçbir imkân kalmadığında bile yanında durabilenlerle mümkündür.
Hikâyedeki ağanın köpeğine gösterilen iltifat ile kendi cenazesine gösterilen vefasızlık, aslında insanın çıkarcı doğasının en net özetidir. Günümüz insanı, "ne kadar kazandığına" değil, "ne kadar samimi olduğuna" odaklanmadığı sürece bu yalnızlık senaryosunu oynamaya devam edecektir. Asıl değerli olan menfaatler bittiğinde dahi bitmeyen vefadır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
RAMAZAN GÜÇLÜ
MENFEAT DÜNYASI
Aldanma insanların samimiyetine,
Menfaatleri gelir her şeyden önce.
Vaad etmeseydi Allah cenneti,
O’na bile etmezlerdi secde.
Ağanın köpeği ölmüş taziyesi köye sığmamış. Ağanın kendisi ölmüş kimse taziyeye gelmemiş.
Sormuşlar,niye köpeğin ölüsüne Koşup geldiniz de kendi cenazesine gelmediniz?
----Demişler ki;Ağa öldü menfaatimiz bitti,niye gelelim ki.
Günümüz insanının özeti...
İnsan, doğası gereği sosyal bir varlıktır; hayatını sürdürebilmek, aidiyet hissetmek ve güvenli bir liman bulmak için başkalarıyla bağ kurma ihtiyacı duyar. Ancak tarih boyunca bu bağların niteliği değişmiş; saf ve karşılıksız paylaşımların yerini, zamanla bireysel çıkarların ve "menfaat" dengelerinin belirlediği ilişkiler almıştır. Girişte aktarılan halk hikâyesi, bu acı ama bir o kadar da gerçekçi dönüşümün en çarpıcı aynalarından biridir: Güçlünün, varlıklının ya da imkân sahibinin çevresinde dönen kalabalıklar, o imkânlar ortadan kalktığında bir anda sessizliğe gömülür.
Günümüz modern dünyasında bu hikâye, masalsı bir anekdot olmaktan çıkıp toplumsal yaşamın yazılı olmayan kuralı haline gelmiştir. Peki, bizi bu noktaya getiren dinamikler nelerdir? İlişkilerimiz neden birer "maliyet-fayda" hesabına dönüştü?
Menfaat ilişkilerinin modern yüzü: "Bana Ne Sağlıyorsun?"düşüncesine odaklıdır.
Geleneksel toplumlarda komşuluk, akrabalık ve dostluk bağları daha çok manevi değerler, ortak kader bilinci ve gelenekler üzerine kuruluydu. Günümüz bireyci ve tüketim odaklı toplumunda ise ilişkiler, piyasa ekonomisinin kurallarıyla yeniden yazıldı. İnsanlar artık karşılarındaki kişiden ziyade, o kişinin kendilerine sağlayacağı statü, konfor, maddi kazanç veya sosyal imkânlarla ilgileniyor.
Özellikle sosyal medyanın hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte, insan ilişkileri de birer "görünürlük" aracına dönüştü. Güçlü, popüler veya zengin biriyle görünenler, bu yakınlığı kendi imajlarını parlatmak için bir kaldıraç olarak kullanıyor.
Tüketim kültürünün "eskiyenin yerine yenisini koy" mantığı, ne yazık ki insan ilişkilerine de sıçradı. Bir kişiden elde edilecek menfaat tükendiğinde ya da başka bir alternatif çıktığında, o bağlar hiçbir vicdani rahatsızlık duyulmaksızın bir kenara atılabiliyor.
İkiyüzlülüğün ve sahte dostlukların yükselişi ilerliyor!
Ağanın köpeğine gösterilen sahte ihtimam, aslında günümüzdeki "yalakalık" ve "çıkarcı uyum" kültürünün bir metaforudur. Güç sahibinin şahsına, karakterine veya insanlığına değil; elindeki güce saygı duyan kalabalıklar, güç ellerinden kayıp gittiğinde en büyük yabancılaşmayı yaşarlar.
Bu durum, bireylerde derin bir yalnızlık ve güvensizlik hissi yaratır. Herkes herkesin çıkar ilişkisi içinde olduğunu bildiği halde, bu oyunu oynamaya devam eder. Sonuç mu? Kalabalıklar arasında yankılanan büyük bir yalnızlık ve samimiyetsizlik çölü.
Özü yakalamak ve saf bağlara dönüş mümkün mü?
Bu karamsar tablo karşısında umutsuzluğa kapılmamak elde değil; ancak insan ruhunun özünde hâlâ karşılıksız sevgi, vefa ve vicdan barındıran derin damarlar yer alıyor.Menfaat ilişkilerinin ötesine geçebilmek için şu bilinçle hareket etmek gerekir:
Gerçek dostluk ve vefa, en zor günde, elinde hiçbir imkân kalmadığında bile yanında durabilenlerle mümkündür.
Hikâyedeki ağanın köpeğine gösterilen iltifat ile kendi cenazesine gösterilen vefasızlık, aslında insanın çıkarcı doğasının en net özetidir. Günümüz insanı, "ne kadar kazandığına" değil, "ne kadar samimi olduğuna" odaklanmadığı sürece bu yalnızlık senaryosunu oynamaya devam edecektir. Asıl değerli olan menfaatler bittiğinde dahi bitmeyen vefadır.