Kamu kaynaklarının kullanımı, sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda bir ahlak ve emanet bilincidir. Bu konudaki en sarsıcı ve güzel örneklerden biri, İslam tarihinin adalet timsali Hz. Ömer’in "iki mum" kıssasıdır.
Bir Adalet Manifestosu: "Hangi Mumu Yakayım?"
Hz. Ömer, bir gece makamında devlet işleriyle meşgulken bir dostu ziyaretine gelir. Ömer, dostu içeri girince önündeki yanan mumu söndürür ve başka bir mumu yakar. Dostu bu duruma şaşırarak nedenini sorduğunda şu cevabı alır:
"Söndürdüğüm mum devletin parasıyla alınmıştı; o yanarken seninle özel sohbet etseydim beytülmale (kamu hazinesine) ihanet etmiş olurdum. Şimdiki yaktığım mum ise kendi paramla aldığım şahsi mumumdur."
Kamuda Tasarruf ve Sorumluluk
Bu olay, kamu israfı ve liyakat üzerine bugün yazılan binlerce sayfalık yönetmeliğin özeti niteliğindedir. İşte Hz. Ömer’in bu tavrından çıkarılması gereken modern dersler:
* Emanet Bilinci: Kamu malı "sahipsiz" değil, "herkesin hakkı olan" bir değerdir. Bu malın üzerindeki sorumluluk, kişisel malımızdan çok daha fazladır.
* Küçük Kalemlerde Büyük Tasarruf: "Bir mumdan ne çıkar?" dememek gerekir. İsraf, zihniyette başlar. Küçük harcamalardaki titizlik, büyük yolsuzlukların önündeki en güçlü barajdır.
* Şeffaflık ve Örneklik: Bir liderin veya kamu görevlisinin özel hayatı ile görev hayatı arasındaki çizgiyi net çizmesi, topluma verilecek en büyük güvendir.
Günümüzde kamu israfı; gereksiz makam araçları, lüks ofis harcamaları, gerek kültür ve tanıtım adı altınnda gerekse temsil ve ağırlama,uğurlama adı altında veya verimsiz projelerle tartışılırken; Hz. Ömer’in mumu, bize vicdani bir denetim mekanizması sunar. Kamu kaynağını harcarken atılan her adımda "Bu mum devletin mi, benim mi?" sorusunu sormak, yolsuzluğun ve israfın en kesin çözümüdür.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ramazan Güçlü
Kamu İsrafı ve Adaletin Simgesi: Hz. Ömer’in Mumu
Kamu kaynaklarının kullanımı, sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda bir ahlak ve emanet bilincidir. Bu konudaki en sarsıcı ve güzel örneklerden biri, İslam tarihinin adalet timsali Hz. Ömer’in "iki mum" kıssasıdır.
Bir Adalet Manifestosu: "Hangi Mumu Yakayım?"
Hz. Ömer, bir gece makamında devlet işleriyle meşgulken bir dostu ziyaretine gelir. Ömer, dostu içeri girince önündeki yanan mumu söndürür ve başka bir mumu yakar. Dostu bu duruma şaşırarak nedenini sorduğunda şu cevabı alır:
"Söndürdüğüm mum devletin parasıyla alınmıştı; o yanarken seninle özel sohbet etseydim beytülmale (kamu hazinesine) ihanet etmiş olurdum. Şimdiki yaktığım mum ise kendi paramla aldığım şahsi mumumdur."
Kamuda Tasarruf ve Sorumluluk
Bu olay, kamu israfı ve liyakat üzerine bugün yazılan binlerce sayfalık yönetmeliğin özeti niteliğindedir. İşte Hz. Ömer’in bu tavrından çıkarılması gereken modern dersler:
* Emanet Bilinci: Kamu malı "sahipsiz" değil, "herkesin hakkı olan" bir değerdir. Bu malın üzerindeki sorumluluk, kişisel malımızdan çok daha fazladır.
* Küçük Kalemlerde Büyük Tasarruf: "Bir mumdan ne çıkar?" dememek gerekir. İsraf, zihniyette başlar. Küçük harcamalardaki titizlik, büyük yolsuzlukların önündeki en güçlü barajdır.
* Şeffaflık ve Örneklik: Bir liderin veya kamu görevlisinin özel hayatı ile görev hayatı arasındaki çizgiyi net çizmesi, topluma verilecek en büyük güvendir.
Günümüzde kamu israfı; gereksiz makam araçları, lüks ofis harcamaları, gerek kültür ve tanıtım adı altınnda gerekse temsil ve ağırlama,uğurlama adı altında veya verimsiz projelerle tartışılırken; Hz. Ömer’in mumu, bize vicdani bir denetim mekanizması sunar. Kamu kaynağını harcarken atılan her adımda "Bu mum devletin mi, benim mi?" sorusunu sormak, yolsuzluğun ve israfın en kesin çözümüdür.