Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

Susmak Masumiyet Değildir

Yazının Giriş Tarihi: 09.01.2026 10:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.01.2026 10:12

Elimde imkân, bilgi ve söz söyleme özgürlüğü varken; toplumun göz göre göre yanlış yöne gittiği bazı hayati meselelerde susarsam, kendime ne derim?
Bugün susmak, çoğu zaman “tarafsızlık” diye sunuluyor ama gerçekte bu, yanlışın önünü açmaktan başka bir şey değil. Bazı dönemlerde sessizlik, açık bir sorumluluktur.

Son yıllarda en çok yıpranan şey, ortak değer duygusu. İnsanlar neye inanırsa inansın, artık doğru ile yanlış arasındaki çizgi bulanık. Her şey kişisel tercih başlığı altına sokuluyor. Sorumluluk, disiplin ve ölçü ise neredeyse ayıp sayılıyor.

Toplum olma refleksi zayıfladı.
Birlikte yaşama kültürü geriledi.
Herkes hak talep ediyor ama kimse yük almak istemiyor.

Gösteriş, içerikten daha kıymetli hale geldi. Ne yaptığımızdan çok, nasıl göründüğümüz önemli. Sosyal medya, hayatın kendisi sanılıyor. Okumak, düşünmek, derinleşmek zahmetli bulunduğu için; hızlı tüketilen, yüzeysel ve parlak olan tercih ediliyor. Bu da insanı geliştirmiyor, sadece oyalıyor.

Zenginlik meselesi de ayrı bir problem.
Parası artanların önemli bir kısmı daha bilinçli, daha duyarlı hale gelmiyor. Tam tersine; lüks normalleşiyor, israf sıradanlaşıyor. Daha büyük evler, daha pahalı arabalar, daha gösterişli hayatlar… Ama daha az paylaşma, daha az empati, daha az sorumluluk.

“Param yok” bahanesi artık kimseyi ikna etmiyor.
En pahalı telefonları alan, her yıl cihaz değiştiren insanların “kitap pahalı” demesi inandırıcı değil. Bu bir öncelik meselesi. Bilgiye, eğitime ve kişisel gelişime yatırım yapmayan toplumlar; konfora para bulur ama geleceğe bulamaz.

Bir başka tehlike ise ahlaki ikiyüzlülük.
Yanlışı eleştirmeyen, haksızlık karşısında susan; ama kendini “düzgün insan” olarak tanımlayan büyük bir kitle oluştu. Oysa meşru yollarla kötülükle mücadele etmeyen herkes, o kötülüğün yayılmasına dolaylı olarak katkı sağlar.

Kültürel saygı da hızla aşınıyor.
Bir zamanlar insanlar, başkasının hassasiyetine dikkat ederdi. Bugün ise bilerek rahatsız etmek, provoke etmek, sınırları zorlamak marifet sayılıyor. Ölçü “baskı”, nezaket “geri kalmışlık” olarak etiketleniyor.

Bunları yazmak kimilerini rahatsız edebilir.
Ama rahatsızlık her zaman kötü değildir. Bazen insanı uyandırır, düşündürür, kendine getirir.

Benim derdim kimseyi dışlamak ya da üstünlük kurmak değil.
Ama şuna inanıyorum: Eğer konuşması gerekenler susarsa, gürültüyü yanlışlar doldurur. Eğer uyarı yapmazsak, çürüme normalleşir.

Bugün susmak, yarın şikâyet etme hakkını kaybetmektir.
O yüzden yazıyorum.
Çünkü bazı dönemlerde susmak masumiyet değil, çöküşe ortak olmaktır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.