Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

Makam Peşinde Geçen Bir Ömür

Yazının Giriş Tarihi: 02.06.2026 23:31
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.06.2026 23:35

Bir insanın ömrü boyunca neyi düşündüğü, neyin peşinden koştuğu ve geride nasıl bir iz bıraktığı, onun hayata ve topluma yaptığı katkıyı belirler. Ne yazık ki zaman zaman kamu kurumlarında görev yapan bazı kişilerin, hizmet üretmekten çok makam ve kariyer hedeflerine odaklandıkları yönünde eleştiriler gündeme gelmektedir.

Özellikle geçmiş yıllarda devlet imkânlarıyla yurt dışında yüksek lisans veya çeşitli eğitim programlarına gönderilen bazı kişilerin, bu süreçlerden beklenen düzeyde fayda sağlayamadıkları yönünde toplumda değerlendirmeler yapılmaktadır. Oysa bu tür eğitimlerin amacı yalnızca diploma almak değildir. Gidilen ülkelerin çalışma disiplinini, üretim anlayışını, sanayi ve teknoloji alanındaki gelişmelerini, çevre bilincini, kamu yönetimi uygulamalarını, ekonomik başarılarının temel nedenlerini ve toplumsal değerlerini inceleyerek bunları ülkeye taşıyabilmektir.

Bir kişinin yurt dışında eğitim görmesi tek başına bir başarı ölçütü değildir. Asıl önemli olan, edindiği bilgi ve tecrübeyi ülkesinin gelişimine ne ölçüde aktarabildiğidir. Devletin sağladığı imkânlarla eğitim alan bir kişinin dönüşünde kurumuna, şehrine ve ülkesine değer katacak projeler üretmesi, çözüm geliştirmesi ve sorumluluk üstlenmesi beklenir. Eğer yıllar sonra geriye dönüp bakıldığında somut bir katkı görülemiyorsa, bu durum doğal olarak sorgulanmaktadır.

Bazı kişiler uzun yıllar kamu görevinde bulunmalarına rağmen yaşadıkları çevreye, kurumlarına veya ülkeye kalıcı eserler bırakmadan görev sürelerini tamamlayabilmektedir. Günlük işlerin yürütülmesi elbette önemlidir; ancak kamu yönetiminin temel amacı yalnızca mevcut düzeni sürdürmek değil, geleceği planlamak ve gelişimi sağlamaktır.

Bu anlayışın zayıf olduğu yerlerde proje üretimi azalır, yenilikçilik geriler ve kurumlar zamanla durağanlaşır. İnsanlar risk almaktan kaçınır, sorumluluk üstlenmek istemez ve enerjilerini hizmet yerine kariyer hesaplarına yönlendirebilirler. Oysa kamu görevi, kişisel yükselişten önce toplumsal faydayı gözetmeyi gerektirir.

Daha da dikkat edilmesi gereken konu, bazı yöneticilerin enerjilerini kamu yararına projeler geliştirmek yerine çevrelerini genişletmeye, yakınlarını desteklemeye veya makamlarını korumaya harcamalarıdır. Devlet kurumları kişisel çıkarların değil, millet adına yürütülen hizmetlerin merkezidir.

Kamu görevi maaş almak için değil, değer üretmek için vardır. Bir memurun, müdürün veya yöneticinin görevi; sorunları tespit etmek, çözüm üretmek, kaynakları verimli kullanmak ve bulunduğu kurumu ileri taşımaktır. Görev süresi boyunca hiçbir yenilik ortaya koymayan, hiçbir plan geliştirmeyen ve hiçbir sorumluluk üstlenmeyen bir anlayışın kuruma da topluma da beklenen katkıyı sağlaması mümkün değildir.

Bu nedenle kamuda görev alacak kişilerin değerlendirilmesinde yalnızca diploma ve sınav sonuçlarına değil; karakterlerine, görev bilincine, üretkenliklerine, çalışkanlıklarına, sorumluluk anlayışlarına ve ülkeye katkı sağlama iradelerine de dikkat edilmelidir. Bir kişinin aldığı eğitim kadar, o eğitimi nasıl değerlendirdiği ve elde ettiği imkânları hangi amaçlarla kullandığı da önemlidir.

Devlet adına önemli görevlere getirilecek kişilerin geçmiş çalışmalarının, yöneticilik anlayışlarının, kamu kaynaklarını kullanma biçimlerinin, aile ve sosyal sorumluluk anlayışlarının, makam odaklı mı yoksa hizmet odaklı mı olduklarının dikkatle incelenmesi gerektiği yönünde görüşler bulunmaktadır. Çünkü büyük sorumluluklar, yalnızca bilgi sahibi olmayı değil; aynı zamanda güçlü bir karakter, yüksek ahlak anlayışı ve kamu yararını her şeyin üzerinde tutabilmeyi gerektirir.

Bugün bazı kurumlarda planlama ve yönetim görevlerinde bulunan kişilerin, sorumlu oldukları alanları yeterince tanımadıkları yönünde eleştiriler duyulmaktadır. Yönetim; ezber bilgilerle değil, sahayı tanıyarak, araştırarak, çalışarak ve üreterek yapılabilir. Makamı korumaya çalışmak ile görev yapmak aynı şey değildir.

Bütün eksikliklerine rağmen bu ülke hâlâ ilerliyorsa, bunu işini gerçekten seven, sorumluluk hisseden, gece gündüz çalışan ve ülkesine değer katmaya çalışan insanların gayretine borçludur.

Bu nedenle devletten beklenti; önemli görevlere yapılacak atamalarda yalnızca şekli kriterlere değil, gerçekten görevin hakkını verebilecek, ülkesine hizmet etmeyi amaç edinmiş, üretken, dürüst ve sorumluluk sahibi insanların tercih edilmesidir. Çünkü koltuklar geçicidir, maaşlar geçicidir, unvanlar geçicidir. Kalıcı olan ise geride bırakılan eserler, yetiştirilen insanlar ve topluma yapılan katkılardır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.