• Bugün insanın en büyük problemi bilgisizlik değil; fazla bilgi içinde neyin doğru olduğunu seçememek. Herkes bir şey söylüyor, herkes bir şey öneriyor ama insan kendi yönünü tayin etmekte zorlanıyor.
• Eskiden insanlar “doğru yaşamak” derdindeydi, bugün ise daha çok iyi görünmek derdinde. Görünüş ile gerçek arasındaki fark açıldıkça, insan kendi içinden uzaklaşıyor.
• İyilik bile artık sade bir davranış olmaktan çıktı, çoğu zaman gösterilecek bir içerik haline geldi. Oysa en değerli olan, kimsenin bilmediği, sessizce yapılan iyiliktir.
• İnsan yaptığı bir şeyi sürekli anlatma ihtiyacı hissediyorsa, orada bir eksiklik vardır. Çünkü gerçekten sağlam olan şeyler, ispat ihtiyacı duymaz.
• En büyük hatalardan biri de yapılan her şeyden kendine pay çıkarmak. “Ben yaptım, ben başardım” düşüncesi büyüdükçe, yapılan işin değeri küçülür.
• Bugün birçok değer, amaç olmaktan çıkıp araç haline geldi. İnsanlar bazen inançlarını, bazen doğrularını; para, çevre ya da statü kazanmak için kullanabiliyor. Bu da güven duygusunu zedeliyor.
• Hayatın her alanında bir dağınıklık hali var. İnsan bir yerde oturuyor ama aklı başka yerde, biriyle konuşuyor ama zihni başka bir şeyle meşgul. Bu parçalanmışlık, iç huzuru yavaş yavaş tüketiyor.
• Özellikle kalabalıklar içinde insan daha çok kayboluyor. Çünkü kalabalık, çoğu zaman insanı kendinden uzaklaştıran bir gürültüye dönüşüyor.
• Gösteriş arttıkça sadelik kayboluyor. Gürültü arttıkça anlam azalıyor. İnsan ise bu karmaşanın içinde neyi neden yaptığını unutuyor.
• Oysa hayatın dengesi aslında çok basit: Az ama gerçek olan, çok ama yüzeysel olandan her zaman daha değerlidir.
• Büyük değişimler çoğu zaman büyük adımlarla değil, küçük ama istikrarlı davranışlarla olur. İnsan önce kendi içini toparlamadan dış dünyayı düzeltmeye çalıştığında sonuç alamaz.
• Kendini düzeltmek zor bir iştir, çünkü insanın en zor yüzleştiği şey kendi hatalarıdır. Ama bu yüzleşme olmadan hiçbir şey gerçekten değişmez.
• Bugün herkes bir şeyleri eleştiriyor ama çok az kişi kendine dönüp bakıyor. Oysa gerçek dönüşüm, dışarıyı değil içeriyi değiştirmekle başlar.
• Sonuç olarak mesele karmaşık değil: İnsan, ne yaptığını bilen, neden yaptığını unutmayan ve kendini kaybetmeden yaşayan biri olabildiği ölçüde yolunu bulur.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa Şayık
Kendini Kaybetmeden Yaşamanın Notları
• Bugün insanın en büyük problemi bilgisizlik değil; fazla bilgi içinde neyin doğru olduğunu seçememek. Herkes bir şey söylüyor, herkes bir şey öneriyor ama insan kendi yönünü tayin etmekte zorlanıyor.
• Eskiden insanlar “doğru yaşamak” derdindeydi, bugün ise daha çok iyi görünmek derdinde. Görünüş ile gerçek arasındaki fark açıldıkça, insan kendi içinden uzaklaşıyor.
• İyilik bile artık sade bir davranış olmaktan çıktı, çoğu zaman gösterilecek bir içerik haline geldi. Oysa en değerli olan, kimsenin bilmediği, sessizce yapılan iyiliktir.
• İnsan yaptığı bir şeyi sürekli anlatma ihtiyacı hissediyorsa, orada bir eksiklik vardır. Çünkü gerçekten sağlam olan şeyler, ispat ihtiyacı duymaz.
• En büyük hatalardan biri de yapılan her şeyden kendine pay çıkarmak. “Ben yaptım, ben başardım” düşüncesi büyüdükçe, yapılan işin değeri küçülür.
• Bugün birçok değer, amaç olmaktan çıkıp araç haline geldi. İnsanlar bazen inançlarını, bazen doğrularını; para, çevre ya da statü kazanmak için kullanabiliyor. Bu da güven duygusunu zedeliyor.
• Hayatın her alanında bir dağınıklık hali var. İnsan bir yerde oturuyor ama aklı başka yerde, biriyle konuşuyor ama zihni başka bir şeyle meşgul. Bu parçalanmışlık, iç huzuru yavaş yavaş tüketiyor.
• Özellikle kalabalıklar içinde insan daha çok kayboluyor. Çünkü kalabalık, çoğu zaman insanı kendinden uzaklaştıran bir gürültüye dönüşüyor.
• Gösteriş arttıkça sadelik kayboluyor. Gürültü arttıkça anlam azalıyor. İnsan ise bu karmaşanın içinde neyi neden yaptığını unutuyor.
• Oysa hayatın dengesi aslında çok basit: Az ama gerçek olan, çok ama yüzeysel olandan her zaman daha değerlidir.
• Büyük değişimler çoğu zaman büyük adımlarla değil, küçük ama istikrarlı davranışlarla olur. İnsan önce kendi içini toparlamadan dış dünyayı düzeltmeye çalıştığında sonuç alamaz.
• Kendini düzeltmek zor bir iştir, çünkü insanın en zor yüzleştiği şey kendi hatalarıdır. Ama bu yüzleşme olmadan hiçbir şey gerçekten değişmez.
• Bugün herkes bir şeyleri eleştiriyor ama çok az kişi kendine dönüp bakıyor. Oysa gerçek dönüşüm, dışarıyı değil içeriyi değiştirmekle başlar.
• Sonuç olarak mesele karmaşık değil: İnsan, ne yaptığını bilen, neden yaptığını unutmayan ve kendini kaybetmeden yaşayan biri olabildiği ölçüde yolunu bulur.