Herkesin konuştuğu bir çağdayız.
Ama herkesin ne söylediğini bildiği şüpheli.
Sosyal medya bize büyük bir güç verdi.
Bir tuşla fikir açıklıyoruz,
bir cümleyle insan harcıyoruz.
Eleştiri sandığımız şeylerin çoğu aslında öfke.
Bağırmak, küçümsemek, aşağılamak.
Buna eleştiri demek, eleştiriyi kirletmek.
Ben şuna inanıyorum:
Eleştiri; savcı olmak değildir.
Hâkim kesilmek hiç değildir.
Cellatlığa soyunmak zaten ahlâksızlıktır.
Gerçek eleştiri sakin olur.
Ölçüyü kaçırmaz.
Karşındakine cevap hakkı tanır.
Delil olmadan hüküm vermez.
Tahminle, zanla insan mahkûm etmez.
Yanıldığını anlarsa da geri adım atmaktan kaçmaz.
Bugün en çok kaybettiğimiz şeylerden biri üslup.
Üslup gidince haklılık da gidiyor.
Çünkü söz, sahibinin karakterini ele verir.
Bir başka büyük yanlış genelleme.
Bir kişi hata yapıyor,
bedeli koca bir gruba kesiliyor.
Bir dindar yanlış yapıyor,
inanç hedef alınıyor.
Bir gazeteci yalan söylüyor,
bütün medya suçlanıyor.
Bu kolaycılıktır.
Adalet değildir.
Adalet, tek tek bakmayı gerektirir.
Kim ne yaptıysa, hesabı ona sorulur.
Kalabalıklar suçlu ilan edilmez.
Bir de şu var:
Yanlış “bizden” olunca susanlar var.
Karşı mahalle olunca bağıranlar.
Ben buna samimiyet demiyorum.
Bu, konforlu ahlâktır.
Bir değeri savunuyorsan,
o değeri kirletenlere de karşı duracaksın.
Yoksa savunduğun şey slogandan ibaret kalır.
Gençlere özellikle şunu söylemek istiyorum:
Fikriniz olabilir, sert de olabilir.
Ama edepsiz olmak zorunda değil.
Yaşla, kimlikle, inançla hakaret edilmez.
Bu zekâ değil, zayıflıktır.
“Bana ne” demek kolay.
Ama toplumlar böyle düzelmez.
Yanlış karşısında susanlar,
yanlışın büyümesine yardım eder.
Ben gürültüden yana değilim.
Ben adaletten yanayım.
Ben eleştirinin ahlâklı olanından yanayım.
Çünkü eleştirinin edebi kaybolursa,
geriye sadece bağıran kalabalıklar kalır.
Kalabalıklar ise hiçbir şeyi düzeltmez.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa Şayık
Eleştirmenin de Bir Edebi Var
Herkesin konuştuğu bir çağdayız.
Ama herkesin ne söylediğini bildiği şüpheli.
Sosyal medya bize büyük bir güç verdi.
Bir tuşla fikir açıklıyoruz,
bir cümleyle insan harcıyoruz.
Eleştiri sandığımız şeylerin çoğu aslında öfke.
Bağırmak, küçümsemek, aşağılamak.
Buna eleştiri demek, eleştiriyi kirletmek.
Ben şuna inanıyorum:
Eleştiri; savcı olmak değildir.
Hâkim kesilmek hiç değildir.
Cellatlığa soyunmak zaten ahlâksızlıktır.
Gerçek eleştiri sakin olur.
Ölçüyü kaçırmaz.
Karşındakine cevap hakkı tanır.
Delil olmadan hüküm vermez.
Tahminle, zanla insan mahkûm etmez.
Yanıldığını anlarsa da geri adım atmaktan kaçmaz.
Bugün en çok kaybettiğimiz şeylerden biri üslup.
Üslup gidince haklılık da gidiyor.
Çünkü söz, sahibinin karakterini ele verir.
Bir başka büyük yanlış genelleme.
Bir kişi hata yapıyor,
bedeli koca bir gruba kesiliyor.
Bir dindar yanlış yapıyor,
inanç hedef alınıyor.
Bir gazeteci yalan söylüyor,
bütün medya suçlanıyor.
Bu kolaycılıktır.
Adalet değildir.
Adalet, tek tek bakmayı gerektirir.
Kim ne yaptıysa, hesabı ona sorulur.
Kalabalıklar suçlu ilan edilmez.
Bir de şu var:
Yanlış “bizden” olunca susanlar var.
Karşı mahalle olunca bağıranlar.
Ben buna samimiyet demiyorum.
Bu, konforlu ahlâktır.
Bir değeri savunuyorsan,
o değeri kirletenlere de karşı duracaksın.
Yoksa savunduğun şey slogandan ibaret kalır.
Gençlere özellikle şunu söylemek istiyorum:
Fikriniz olabilir, sert de olabilir.
Ama edepsiz olmak zorunda değil.
Yaşla, kimlikle, inançla hakaret edilmez.
Bu zekâ değil, zayıflıktır.
“Bana ne” demek kolay.
Ama toplumlar böyle düzelmez.
Yanlış karşısında susanlar,
yanlışın büyümesine yardım eder.
Ben gürültüden yana değilim.
Ben adaletten yanayım.
Ben eleştirinin ahlâklı olanından yanayım.
Çünkü eleştirinin edebi kaybolursa,
geriye sadece bağıran kalabalıklar kalır.
Kalabalıklar ise hiçbir şeyi düzeltmez.