Hava Durumu

BİR MÜCADELENİN KAZANDIRDIĞI MAKAMLAR, BİR AHLAKIN KAYBETTİRDİKLERİ

Yazının Giriş Tarihi: 07.11.2026 14:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.11.2026 14:02

Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde başörtüsü meselesinin nasıl büyük bir mücadeleye dönüştüğünü hepimiz hatırlıyoruz. Yıllarca insanlar yalnızca inançları ve kıyafetleri nedeniyle eğitim haklarından, çalışma hayatından ve toplumsal imkânlardan mahrum bırakıldı.

Başörtülü kadınların üniversite kapılarından çevrildiği, rektörlerin önlerinde bekletildiği, ikna odalarında başlarını açmaya zorlandığı, kamu kurumlarında görev yapamadığı yılları unutmadık. İmam Hatip öğrencilerinin katsayı uygulamasıyla önlerinin kesildiği, başörtülü kadınların ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğü bir Türkiye vardı.

1999 yılında Merve Kavakçı’nın başörtüsüyle Meclise girmesi üzerine yaşananları hatırlayalım. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in Meclis kürsüsünden yaptığı müdahaleyi ve yaşanan siyasi baskıyı unutmadık. Bir milletvekilinin başındaki örtü üzerinden nasıl bir siyasi linç ortamı oluşturulduğunu bütün Türkiye gördü.

O günlerde başörtüsü yalnızca bir kıyafet değildi. Bir insanın eğitim hakkı, çalışma hakkı, özgürlüğü ve onuruydu.

Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yükselişinde de bu mağduriyetlerin ortadan kaldırılması mücadelesinin çok önemli bir yeri vardı. Yıllarca dışlanan, hor görülen, devlet kapılarından çevrilen insanların umutları bu siyasi hareketin en büyük toplumsal dayanaklarından biri oldu.

Bugün bir zamanlar üniversite kapılarında bekletilen kadınlar rektör, akademisyen, bürokrat ve bakan olabiliyor. Dün başörtüsü nedeniyle kamu kurumlarına giremeyen kadınlar bugün devletin en üst makamlarında görev yapabiliyor.

Bunlar küçümsenecek gelişmeler değildir. Verilen mücadelenin sonucudur.

Ancak insanın içini acıtan, tam da bu noktadan sonra başlıyor.

Dün başörtüsüyle üniversite kapılarından çevrilen bir ülkede, bugün başörtülü bir bakanın adı milyarlarca liralık finansal kazanç iddialarıyla anılıyor.

Fatma Betül Sayan Kaya meselesine biraz da bu açıdan bakmak gerekiyor.

Kendisi yalnızca bir milletvekili veya bakan değildi. Aynı zamanda yıllarca mücadele edilmiş bir siyasi anlayışın temsilcilerinden biriydi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yaptı, AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. Siyasetin en üst basamaklarına kadar yükseldi.

Peki, bütün bunlar ne içindi?

Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın Özata Denizcilik hisselerine toplam yaklaşık 163 milyon lira yatırım yaptığı, birkaç ay içerisinde bu hisseleri yaklaşık 2 milyar 170 milyon liraya sattığı ortaya çıktı.

Kaya’nın kendi işlemlerinde yaklaşık 63 milyon liralık yatırım karşılığında 1 milyar 340 milyon lira civarında satış gerçekleştirdiği bildirildi.

Bu işlemler nedeniyle yürütülen soruşturma sonucunda Fatma Betül Sayan Kaya 6 Kasım 2026 tarihinde tutuklandı. Hakkındaki suçlamalar yargı sürecinde değerlendirilecek. Elbette mahkeme kararı olmadan kimseyi suçlu ilan edemeyiz. Ancak bir siyasetçinin taşıdığı sorumluluğu tartışmak için mahkûmiyet kararını beklemek zorunda da değiliz.

Benim asıl üzerinde durduğum mesele budur.

Bir zamanlar ekonomik sıkıntılar yaşadığı, milletvekilliğinin ilk dönemlerinde ev kiralamak için dahi destek aradığı anlatılan bir insanın, bugün bu büyüklükteki finansal işlemlerle gündeme gelmesi insanı düşündürüyor.

Bir insanın hayatı değişebilir. Ekonomik durumu düzelebilir. Siyasette yükselebilir. Bunların hiçbirine itirazım yok.

Ancak insan makam sahibi olduktan sonra hangi değerlerinden vazgeçtiğini kendisine sormalıdır.

Milletvekilliği yapmışsın, bakanlık yapmışsın, devletin en üst kademelerinde görev almışsın. Toplumun sana gösterdiği itibar, sahip olduğun makam, aldığın maaş, siyasi geleceğin ve sağlanan imkânlar zaten önemli bir güvence değil mi?

Daha ne istedin?

İnsanın önünde bu kadar imkân varken daha fazlasını elde etme arzusu nasıl bu kadar büyüyebilir?

İşte ben buna anlam veremiyorum.

Üstelik bu mesele yalnızca para meselesi de değil. Temsil ettiğini söylediğin değerlerin meselesidir.

Başındaki örtüyle yıllarca ayrımcılığa uğrayan insanların mücadelesi sayesinde bugün bakanlık koltuğunda oturuyorsun. O mücadeleye gönül vermiş milyonlarca insanın güvenini taşıyorsun. Peki, bu güvenin karşılığı bu mu olmalıydı?

Hiç mi düşünmedin?

Başındaki örtünün temsil ettiği değerlerin, geçmişte bu ülkenin meydanlarında, üniversite kapılarında, mahkeme salonlarında ve devlet dairelerinde nasıl bir mücadeleyle savunulduğunu hiç mi hatırlamadın?

Sana o makamları kazandıran insanların beklentilerini hiç mi düşünmedin?

Bir de Recep Tayyip Erdoğan’ın yaşadıklarını hatırlayalım.

Eşi Emine Erdoğan’ın başörtüsü nedeniyle hastane ziyaretinde dahi engellerle karşılaştığı günler yaşandı. Başörtüsü, siyasi mücadelenin en önemli sembollerinden biri hâline geldi. Erdoğan yıllarca bu mesele üzerinden siyaset yaptı ve sonunda bu yasakların kaldırılmasını sağladı.

Bugün ise aynı siyasi hareketin içinden yetişmiş, o mücadelenin sağladığı imkânlarla bakanlığa kadar yükselmiş bir insan, milyarlarca liralık işlemler ve soruşturma nedeniyle Türkiye’nin gündeminde.

İnsan ister istemez soruyor:

Sayın Erdoğan, yıllarca bu insanların önünü açmak için mücadele ederken, onların bir gün böyle iddialarla gündeme geleceğini düşünmüş müdür?

Bir siyasi hareketin en büyük başarısı, kendi kadrolarını bakan yapması değildir. O kadroların makam sahibi olduktan sonra da dürüstlüğünü ve ahlakını koruyabilmesidir.

Çünkü makam insanı büyütmez. İnsan, makamı nasıl kullandığıyla büyür.

Benim başörtüsüyle, başörtülü kadınlarla veya geçmişte verilen özgürlük mücadelesiyle hiçbir problemim yok. Tam tersine, o mücadelenin ne kadar zor şartlarda verildiğini bilenlerdenim.

Ama bir gerçeği de söylemek zorundayız:

Başörtüsü insanı kendiliğinden ahlaklı yapmaz. Bir siyasi davaya mensup olmak da insanı kendiliğinden dürüst kılmaz.

İnsanı değerli yapan; makamda da, para karşısında da, güç sahibi olduğunda da değişmeyen karakteridir.

Kur’an-ı Kerim’in anlattığı ahlak anlayışı; dürüstlüğü, adaleti, emanete sahip çıkmayı ve kul hakkını gözetmeyi gerektirir. Bunları dilinden düşürmeyip hayatında karşılığını göstermemek, temsil ettiğini iddia ettiğin değerlere verilebilecek en büyük zararlardan biridir.

Bugün Türkiye’de milyonlarca insan geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor. Emekli pazardan filesini dolduramıyor, asgari ücretli ay sonunu getiremiyor, gençler geleceklerinden endişe ediyor. İnsanlar yıllarca çalışarak bir ev, bir araba sahibi olabilmenin hesabını yapıyor.

Böyle bir ülkede kamuoyunun karşısına milyarlarca liralık kazanç iddialarıyla çıkmak, üstelik bunu geçmişte büyük bir özgürlük mücadelesinin içinden gelen bir siyasetçinin yapması, toplumun vicdanında çok daha ağır bir karşılık buluyor.

Benim öfkem de, hayal kırıklığım da burada.

Bir insanın gözünü makam, para ve güç hırsı bürüdüğünde, geçmişte hangi mücadelelerden geçtiğini unutması ne büyük bir çelişkidir!

Bir zamanlar başörtüsünü savunmak için mücadele edenlerin, bugün başörtüsünün temsil ettiği değerleri davranışlarıyla tartışmalı hâle getirmesi kabul edilemez.

Kimse geçmişte çekilen sıkıntıları bugünkü iddiaların üzerini örtmek için kullanamaz. Kimse yıllarca verilen mücadeleyi kişisel menfaatlerinin kalkanı hâline getiremez.

Çünkü bir davaya en büyük zararı, onun karşısında duranlar değil, o davayı temsil ettiğini söyleyip onun değerlerine sırt çevirenler verir.

Benim asıl üzüntüm, bir insanın siyasi geleceği veya makamını kaybetmesi değil. Yıllarca uğruna mücadele edilmiş değerlerin, bu değerleri temsil ettiğini söyleyenlerin davranışları yüzünden toplumun gözünde yıpranmasıdır.

Bir zamanlar başörtüsü nedeniyle kapılarından çevrilen insanların mücadelesi, bugün o kapılardan içeri girenlerin makam ve menfaat mücadelesine dönüşmemeliydi.

Mesele başörtülü olmak değil, başörtüsünün temsil ettiği ahlakı taşıyabilmektir.

Ve insanın kendisine sorması gereken en önemli soru şudur:

Bunca mücadele, bunca emek, bunca fedakârlık sonunda geldiğimiz yer gerçekten bu muydu?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.