Bir ülkede patron da çalışan da işini ciddiye almıyorsa, vicdan ve sorumluluk duygusu zayıflamışsa kalkınma sadece afişlerde kalır. Patron adil davranmaz, çalışan görevini savsaklarsa ne üretim artar ne de huzur sağlanır. Sağlam ekonomi, önce sağlam insan ister.
Bugün iş hayatında en büyük sorun kopukluktur. Üst yönetimle çalışanlar aynı gerçekliği yaşamıyor. Aynı sofraya oturmayan, aynı sıkıntıyı hissetmeyen insanlar arasında güven oluşmaz. Güvenin olmadığı yerde verimlilik de uzun vadeli başarı da olmaz.
Toplum olarak gösterişe fazlasıyla teslim olmuş durumdayız. İnsanlar gelirine değil, çevresinin beklentisine göre harcıyor. İlk maaşla lüks telefon alan, borç içindeyken pahalı araba hayali kuran biri aslında geleceğini tüketiyor. Eşya arttıkça huzur artmıyor, tam tersine yük büyüyor.
Bir başka problem de tüketimle özgürlüğü karıştırmamız. Sürekli satın almaya zorlanan, borçla yaşayan insan özgür değildir. Dışarıdan bakıldığında rahat görünen bu hayat, içeride ciddi bir baskı ve stres üretir.
Gerçek itibar; pahalı kıyafetlerde, lüks mekânlarda ya da alkışlarda değildir. Zor bir günde kimin yanında kaldığına bakmak yeterlidir. Kalabalık zamanlarda çok olanlar, sıkıntı geldiğinde hızla azalır.
Bizim meselemiz para yokluğu değil; ölçü, akıl ve ahlak eksikliğidir. Üretimi, emeği ve sorumluluğu yeniden merkeze koymadan ne ekonomi düzelir ne toplum toparlanır. Önce insanı düzeltmeden sistemi düzeltmek mümkün değildir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa Şayık
Ahlak Olmadan Kalkınma Olmaz
Bir ülkede patron da çalışan da işini ciddiye almıyorsa, vicdan ve sorumluluk duygusu zayıflamışsa kalkınma sadece afişlerde kalır. Patron adil davranmaz, çalışan görevini savsaklarsa ne üretim artar ne de huzur sağlanır. Sağlam ekonomi, önce sağlam insan ister.
Bugün iş hayatında en büyük sorun kopukluktur. Üst yönetimle çalışanlar aynı gerçekliği yaşamıyor. Aynı sofraya oturmayan, aynı sıkıntıyı hissetmeyen insanlar arasında güven oluşmaz. Güvenin olmadığı yerde verimlilik de uzun vadeli başarı da olmaz.
Toplum olarak gösterişe fazlasıyla teslim olmuş durumdayız. İnsanlar gelirine değil, çevresinin beklentisine göre harcıyor. İlk maaşla lüks telefon alan, borç içindeyken pahalı araba hayali kuran biri aslında geleceğini tüketiyor. Eşya arttıkça huzur artmıyor, tam tersine yük büyüyor.
Bir başka problem de tüketimle özgürlüğü karıştırmamız. Sürekli satın almaya zorlanan, borçla yaşayan insan özgür değildir. Dışarıdan bakıldığında rahat görünen bu hayat, içeride ciddi bir baskı ve stres üretir.
Gerçek itibar; pahalı kıyafetlerde, lüks mekânlarda ya da alkışlarda değildir. Zor bir günde kimin yanında kaldığına bakmak yeterlidir. Kalabalık zamanlarda çok olanlar, sıkıntı geldiğinde hızla azalır.
Bizim meselemiz para yokluğu değil; ölçü, akıl ve ahlak eksikliğidir. Üretimi, emeği ve sorumluluğu yeniden merkeze koymadan ne ekonomi düzelir ne toplum toparlanır. Önce insanı düzeltmeden sistemi düzeltmek mümkün değildir.