Sinema dünyasının en prestijli ödüllerinden biri hatta belki de yaşanan büyük fiyaskolara rağmen en prestijlisi Akademi Ödülleri, bu sene 15 Mart gecesi 98.kez sahibini bulacak. Her sene olduğu gibi bu sene de bazı filmlere bol keseden adaylık dağıtılarak eleştirilerin odağı olmayı başaran Oscar’ın kategorilerine ve adaylarına yakından baktığımızda “Sinners”(16), “One Battle After Another”(13) ve “Sentimental Value”(9) gibi filmlere hak ettiğinden fazla adaylık verilmesi Akademi Ödülleri'nin yıllardır süregelen prestij kaybının bu sene de devam edeceğini düşündürüyor.
Çok geç alınan doğru kararlardan biri olan yeni kurala göre final oylamasında oy kullanacak Akademi üyelerinin kendi kategorilerindeki tüm aday filmleri izlemiş olmaları gerekiyor. Bu kuralın önceki senelerde yaşanan haksızlıklara bir nebze olsun engel olacağını düşünüyorum. Şimdi gelelim Oscar’ın en önemli üç ödülüne en iyi film, en iyi erkek ve kadın oyuncu ödülleri;
En iyi kadın oyuncu adayları arasından öyle bir performans var ki bence bu sene Oscar’In tartışmasız kazananı olmalı. Jessie Buckley, “Hamnet” filminde sergilediği kusursuz performansla bence diğer adaylara büyük bir üstünlük sağlamış durumda.
En iyi erkek oyuncu kategorisinde ne kadar son zamanlarda yaptığı açıklamalarla ödülü kazanma durumunu riske atmış olsa da diğer adaylara göre çok daha baskın bir oyunculuk performansıyla Timothée Chalamet, “Marty Supreme” filmiyle Akademi Ödülleri’nde en iyi erkek oyuncu ödülünü hak eden isim olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu kategoride “I Swear” filminde gösterdiği muazzam oyunculukla geçtiğimiz hafta Bafta ödülünü kazanan Robert Aramayo’nun aday gösterilmemesi de büyük bir rezillik.
En iyi film kategorisine baktığımızda her sene olduğu gibi bu sene de Akademi üyeleri tarafından kayrılan birkaç film göze çarpıyor. Hollywood’un vasat filmleri “Bugonia” ve “F1”’in yanı sıra hikayesinin bir noktada dokunaklı olduğuna hem fikir olduğum ama filmin seviyesinin asla bu adaylık olduğunu düşünmediğim “Sentimental Value” ve bana göre aday olduğu hiçbir kategoride bulunmaması gereken Brezilya yapımı The Secret Agent filmi de Akademi Ödülleri’nin en prestijli ödülünde aday olarak bulunuyor.
Bu dört adayı çıkardığımızda geriye kalan filmlerin en azından neden aday oldukları konusunda bir fikir sahibi olabiliyoruz. “Marty Supreme” filmi oyunculuk açısından ne kadar başarılı olsa da en iyi film adaylığını hak eden bir film olduğunu düşünmüyorum. Aynı şekilde görsel olarak muazzam bir yapım olan “Frankenstein” ve “Sinners” filmlerinin de bu adaylığı çok hak etmediğini düşünüyorum. Artık geriye üç film kalıyor: “One Battle After Another”, “Hamnet” ve “Train Dreams”. Kendi nezdimde bu senenin en iyi üç filmi olan bu adaylar arasından en iyi filmi seçecek olursak yasın ve görünmez bağların kusursuz anlatımı olan “Hamnet” bu senenin en iyi filmi olmayı hak ediyor.
Yazımın sonuna yaklaşırken en iyi uluslararası film kategorisine de değinmek istiyorum. Bu kategorinin favori iki adayı olan “Sentimental Value” ve “The Secret Agent” filmleri ve bu favorilere sürpriz yapabilme ihtimali olan iki film var. Jafar Panahi’nin intikam ve vicdan duygusunu harmanlayarak anlatan “It Was Just an Accident” filmi ve Gazze’de İsrail saldırısı altında arabada mahsur kalıp hayatını kaybeden 6 yaşındaki bir kızın gerçek hikayesini anlatan “The Voice of Hind Rajab” filmi. Burada konu kimin hak ettiği değil büyük ihtimal yaşanacaklar için bir eleştiri büyük ihtimalle siyonistleri koruyan düzenin çarkı olan Akademi Ödülleri geçen sene olduğu gibi bu sene de Gazze’yi konu alan bir filme ödül vererek bakın biz İsrail’e karşıyız, Filistin’in yanındayız imasıyla yapay bir duruş gösterecekler. Sektörde Filistin destekçisi ünlü bırakılmamaya çalışılmamış gibi bütün dünyadan da bu ödülle birlikte Filistin desteklendiğine inanmamızı bekleyecekler.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Berk Asıl
98.Akademi Ödülleri
Sinema dünyasının en prestijli ödüllerinden biri hatta belki de yaşanan büyük fiyaskolara rağmen en prestijlisi Akademi Ödülleri, bu sene 15 Mart gecesi 98.kez sahibini bulacak. Her sene olduğu gibi bu sene de bazı filmlere bol keseden adaylık dağıtılarak eleştirilerin odağı olmayı başaran Oscar’ın kategorilerine ve adaylarına yakından baktığımızda “Sinners”(16), “One Battle After Another”(13) ve “Sentimental Value”(9) gibi filmlere hak ettiğinden fazla adaylık verilmesi Akademi Ödülleri'nin yıllardır süregelen prestij kaybının bu sene de devam edeceğini düşündürüyor.
Çok geç alınan doğru kararlardan biri olan yeni kurala göre final oylamasında oy kullanacak Akademi üyelerinin kendi kategorilerindeki tüm aday filmleri izlemiş olmaları gerekiyor. Bu kuralın önceki senelerde yaşanan haksızlıklara bir nebze olsun engel olacağını düşünüyorum. Şimdi gelelim Oscar’ın en önemli üç ödülüne en iyi film, en iyi erkek ve kadın oyuncu ödülleri;
En iyi kadın oyuncu adayları arasından öyle bir performans var ki bence bu sene Oscar’In tartışmasız kazananı olmalı. Jessie Buckley, “Hamnet” filminde sergilediği kusursuz performansla bence diğer adaylara büyük bir üstünlük sağlamış durumda.
En iyi erkek oyuncu kategorisinde ne kadar son zamanlarda yaptığı açıklamalarla ödülü kazanma durumunu riske atmış olsa da diğer adaylara göre çok daha baskın bir oyunculuk performansıyla Timothée Chalamet, “Marty Supreme” filmiyle Akademi Ödülleri’nde en iyi erkek oyuncu ödülünü hak eden isim olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu kategoride “I Swear” filminde gösterdiği muazzam oyunculukla geçtiğimiz hafta Bafta ödülünü kazanan Robert Aramayo’nun aday gösterilmemesi de büyük bir rezillik.
En iyi film kategorisine baktığımızda her sene olduğu gibi bu sene de Akademi üyeleri tarafından kayrılan birkaç film göze çarpıyor. Hollywood’un vasat filmleri “Bugonia” ve “F1”’in yanı sıra hikayesinin bir noktada dokunaklı olduğuna hem fikir olduğum ama filmin seviyesinin asla bu adaylık olduğunu düşünmediğim “Sentimental Value” ve bana göre aday olduğu hiçbir kategoride bulunmaması gereken Brezilya yapımı The Secret Agent filmi de Akademi Ödülleri’nin en prestijli ödülünde aday olarak bulunuyor.
Bu dört adayı çıkardığımızda geriye kalan filmlerin en azından neden aday oldukları konusunda bir fikir sahibi olabiliyoruz. “Marty Supreme” filmi oyunculuk açısından ne kadar başarılı olsa da en iyi film adaylığını hak eden bir film olduğunu düşünmüyorum. Aynı şekilde görsel olarak muazzam bir yapım olan “Frankenstein” ve “Sinners” filmlerinin de bu adaylığı çok hak etmediğini düşünüyorum. Artık geriye üç film kalıyor: “One Battle After Another”, “Hamnet” ve “Train Dreams”. Kendi nezdimde bu senenin en iyi üç filmi olan bu adaylar arasından en iyi filmi seçecek olursak yasın ve görünmez bağların kusursuz anlatımı olan “Hamnet” bu senenin en iyi filmi olmayı hak ediyor.
Yazımın sonuna yaklaşırken en iyi uluslararası film kategorisine de değinmek istiyorum. Bu kategorinin favori iki adayı olan “Sentimental Value” ve “The Secret Agent” filmleri ve bu favorilere sürpriz yapabilme ihtimali olan iki film var. Jafar Panahi’nin intikam ve vicdan duygusunu harmanlayarak anlatan “It Was Just an Accident” filmi ve Gazze’de İsrail saldırısı altında arabada mahsur kalıp hayatını kaybeden 6 yaşındaki bir kızın gerçek hikayesini anlatan “The Voice of Hind Rajab” filmi. Burada konu kimin hak ettiği değil büyük ihtimal yaşanacaklar için bir eleştiri büyük ihtimalle siyonistleri koruyan düzenin çarkı olan Akademi Ödülleri geçen sene olduğu gibi bu sene de Gazze’yi konu alan bir filme ödül vererek bakın biz İsrail’e karşıyız, Filistin’in yanındayız imasıyla yapay bir duruş gösterecekler. Sektörde Filistin destekçisi ünlü bırakılmamaya çalışılmamış gibi bütün dünyadan da bu ödülle birlikte Filistin desteklendiğine inanmamızı bekleyecekler.