Hava Durumu

Erkeklerde sinsi tehlike çoğu zaman belirti vermiyor

Haber Giriş Tarihi: 13.08.2026 12:14
Haber Güncellenme Tarihi: 13.08.2026 12:15
Kaynak: İHA
Erkeklerde sinsi tehlike çoğu zaman belirti vermiyor

İlerleyen yaşla birlikte erkeklerde sıkça görülen iyi huylu prostat büyümesi, yeni nesil cerrahi yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Lazer kullanılarak kapalı yöntemle gerçekleştirilen 'HoLEP' cerrahisinin açık ameliyatlara göre sunduğu avantajları anlatan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaba, sinsi ilerleyen prostat kanseri tehlikesine karşı da uyardı.
VM Medical Park Gebze Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaba, iyi huylu prostat büyümesinin yaş ve testosteron hormonuyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti.

70 yaşından sonra her 10 erkekten 7-8'ini etkiliyor
Prostat büyümesinin tamamen önlenmesinin mümkün olmadığını aktaran Doç. Dr. Kaba, hastalığın 50 yaşından sonra her 10 erkekten 3-4'ünü, 70 yaşından sonra ise 7-8'ini etkilediğini kaydetti. Büyüyen prostatın sık idrara çıkma, gece uykudan uyanma, kesik kesik idrar yapma ve idrara başlamada güçlük gibi şikayetlere yol açtığını anlatan Kaba, "Prostatı büyümüş olan kişi daha sık idrara çıkar, gece idrara kalkmaya başlar, kesik kesik idrarını yapar, idrara başlamakta zorluk çeker, idrar bir türlü bitmek bilmez. Prostattan dolayı gece bir kereden fazla idrara çıkılması, gündüz çok büyük bir motivasyon kaybına sebep olacak ve yorgunluğu artıracaktır. Genelde şikayet veren kısım prostat büyümesi hastalarıdır. Prostat kanseri ise genellikle şikayet vermez. Bunu ayırmak için 50 yaşından sonra yıllık rutin kontrollerin yapılması gerekir. PSA dediğimiz kan parametrelerine bakılması ve rektal muayenenin yapılması gerekir. Bunların sonucuna göre hastanın prostat kanseri veya prostat büyümesi olduğu yönünde bir ayrıma gideriz. Fakat kesin tanıyı prostat biyopsisi yaparak koyarız. Eğer iyi bir yöntemle HoLEP ameliyatı yapılmışsa, yani bütün prostat dokusu tamamen çıkarılmışsa, bunda tekrarlama olmaz" ifadelerini kullandı.

Eskiden açık ameliyatla yapılan işlem kapalı şekilde uygulanıyor
HoLEP cerrahisini anlatan Doç. Dr. Kaba, "HoLEP cerrahisi, Holmium lazer kullanılaraktan prostatı bir portakala benzetirsek, kabuğun iç tarafının tamamen alınmasına HoLEP'le prostat ameliyatı diyoruz. Prostattaki bu yöntem, eskiden açık ameliyatla yaptığımız yöntemin birebir aynısıdır fakat kapalı şekilde yapılmasıdır. Eskiden açık ameliyatlarda biz bu ameliyatı batından girerek gerçekleştiriyorduk. Operasyonda mesane açılıyordu, prostat komple iç taraftan alınıyordu, prostatın büyümüş kısımları tamamen alınıyordu ve sonda konup işlem tamamlanıyordu. Ameliyat süresi çok uzundu, kanama miktarı daha fazlaydı. Aynı işlemi idrar yolundan girerek prostat kapsülüyle, yani kabuğu, portakalın kabuğu gibi düşünürsek, yemişi arasına girerek tamamen içerisindeki adenom dokusunun mesanenin içine bırakılıp, oradan parçalanarak dışarıya alınması yöntemidir" dedi.

80 gramdan büyük prostatlarda güvenle uygulanabilir
HoLEP cerrahisinin özellikle büyük prostatlarda tercih edildiğini belirten Kaba, "Prostat büyüklüğü 80 gramdan daha büyükse ve cerrahi bir karar verilmişse bu hastalara HoLEP yöntemi güvenli şekilde uygulanabilir. Fakat daha düşük gramlı prostatlarda da güvenli şekilde uygulanmaktadır. Bu yöntem, cerrahi olarak ameliyat edilmesine karar verilmişse her yaş için uygundur. HoLEP ameliyatından sonra hastalar birinci gün ya da en geç ikinci gün sondaları alınıp günlük hayatlarına dönebilirler. Fakat kabız kalmamaya, aşırı eforlu iş yapmamaya özen göstermeleri gerekir. Açık ameliyatlara göre kapalı ameliyatlarda yatış süresi her zaman daha kısadır" diye konuştu.

Prostatın içindeki bütün doku çıkarılıyor
HoLEP cerrahisi ile TUR prostat ameliyatı arasındaki farklara da değinen Doç. Dr. Kaba, şöyle devam etti:
"HoLEP'in diğer kapalı yöntem dediğimiz TUR prostat rezeksiyonundan farkı; prostatı bir portakala benzetirsek, TUR ameliyatında portakalın tam orta hattından girilerek alabileceğimiz süre içinde maksimum dokuyu alıyoruz. Fakat HoLEP yönteminde prostatın, yani kapsülün içindeki bütün dokuyu komple aldığımız için bu hastalarda işeme hızı normal TUR ameliyatlarına göre daha yüksektir. İlaç tedavisine rağmen hastalarda yine aynı şikayetler devam ediyorsa, o zaman cerrahi bir tedaviye karar verilmesi için üroflowmetre dediğimiz işeme fonksiyon testleri yapılır. Bunlarda eğer akım hızı ilaca rağmen belli değerlerin altındaysa bu hastalara cerrahi tedavi düşünülmesi gerekir."

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.