Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Zulüm

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Zulüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zulüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail'e iltimas geçiliyor" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail'e iltimas geçiliyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen TRT World Forum 2026'da katılımcılara hitap etti. Güç rekabetinin giderek sertleştiği, kuralların yok sayıldığı, kural temelli sistemin çok ciddi manada aşındığı, değerlerin adeta toprak kaymasına uğradığı sancılı bir dönemden geçildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel yönetişim mekanizmaları, karşı karşıya olduğumuz sorunların çözüme ulaştırılmasında yetersiz ve işlevsiz kalıyor. Uluslararası sistemin üzerine bina edildiği norm ve ilkelerin tamamı bugün ayaklar altına alınıyor. Eskinin ölmekte olduğu, yeninin ise henüz doğamadığı yapısal bir krizi hep beraber tecrübe ediyoruz. Akıl ve vicdan sahipleri olarak bu krizi adil ve hakkaniyetli çözümlerle sona erdirmenin hepimizin ortak mesuliyeti olduğuna inanıyorum. Bu seneki forumun 'Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder' başlığıyla düzenlenmesini bu bakımdan fevkalade isabetli buluyorum. Yalnızca bizler değil, artık tüm dünya şu gerçeği görüyor ve anlıyor; dünün reçeteleriyle bugünün sorunlarına çare bulunmaz. 81 yıl öncesinin güç ve imtiyaz sahipleri tarafından dizayn edilen mevcut uluslararası sistemin çıkmazlarını hepimiz yakından takip ediyoruz. En başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde cereyan eden hadiselere baktığımızda sistemin iflas bayrağını çektiği görülüyor" dedi. "Gazze'de modern zamanların en büyük soykırımı yaşandı" Şu anda on milyonlarca insanın savaşların, çatışmaların, istikrarsızlıkların, açlık ve yoksulluğun pençesinde hayata tutunmaya çalıştığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Durum öyle bir hal aldı ki zulüm ve kötülük sıradanlaşırken barış ve sağduyu çağrısı yapanlar azınlıkta kaldı. Hemen yanı başımızda, Gazze'de modern zamanların en büyük soykırımı yaşandı. Ekim 2023'ten bu yana, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere, Gazze'de 75 bin kişi İsrail saldırılarında acımasızca katledildi. 176 bin kişi yaralandı. Bu rakam, 1995'te yine tüm dünyanın gözleri önünde işlenen Srebrenitsa soykırımındaki şehit sayısının neredeyse 10 katına tekabül ediyor. Sadece geride bıraktığımız bir sene içerisinde bin 500 kardeşimiz hayatını kaybetti. Aynı saldırılarda 5 bin 500'e yakın Filistinli yaralandı. Harabeye çevrilen Gazze'de bugün bile insanlar yıkık dökük evlerde, enkaz yığınları içinde hayata tutunma mücadelesi veriyor. Hastanelerde yakıt ve ekipman sıkıntısı çekiliyor. İnsani yardım girişleri hala engelleniyor. 2 milyonu aşkın sivil derme çatma çadırlarda, görenleri insanlığından utandıran ibtidai şartlarda yaşamak zorunda bırakılıyor. Gazze'yle birlikte Batı Şeria da bu acımasızlığın hedefi haline gelmiştir. Filistinlileri asırlardır yaşadıkları vatan topraklarından zorla göç ettirmeyi amaçlayan yerleşimci terörü, modern dünyanın kayıtsız bakışları altında her gün daha da pervasız hale geliyor. Önceki hafta aralarında milletvekilleri, akademisyenler ve siyasetçilerin de olduğu uluslararası bir heyetin Batı Şeria'ya girişine izin verilmedi. Yine 20 gün önce Amerika merkezli bir gazetenin foto muhabiri Batı Şeria'daki yerleşimci çete üyeleri tarafından darbedilerek ağır yaralandı" dedi. "Vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm vardır" Sadece ekim ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik 3 binden fazla saldırı ve ihlalin kayıtlara geçtiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çoğu kayıtlara bile girmeyen hak ihlallerini daha da uzatmak mümkün. Peki, tüm bu olup biten karşısında bizim elimizi vicdanımıza koyup şunu sormamız gerekmiyor mu? Hangi gerekçe böyle bir insan kıyımını, işgali, gaspı meşrulaştırabilir? Çadır kentlere, hastanelere, okullara, masum çocukların yaşadığı evlere bomba atmanın evleri zaten başlarına yıkılmış insanların üzerine ölüm yağdırmanın, insanları göçe zorlamanın ne tür gerekçeleri olabilir? Hepimiz biliyoruz ki ne bu cinnet halinin ne de bu cinnet hali karşısında sergilenen acizliğin hiçbir haklı sebebi yoktur ve olamaz. Ortada Müslüman, Hristiyan veya Musevi fark etmeksizin vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm vardır. Bu zulüm bölgemizin tamamında öfkeyi ve nefreti körüklemektedir. Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar daha önce Ruanda'da, Srebrenitsa'da ve kana bulanan pek çok yerde olduğu gibi Gazze'de de yaşananları tribünden seyretmektedir. İnsanlık trajedilerini endişeyle izlemekten veya endişeyle karşılamaktan, bütün bunlardan başka hiçbir adım atmıyorlar. İranlıların o meşhur atasözünde denildiği gibi; oturuyorlar, konuşuyorlar ve dağılıyorlar. Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan ahde vefa ilkesi hayata geçirilemiyor. Bu şekilde hiçbir sorunun çözülemeyeceğini artık herkes anlamalıdır. Bu şekilde ancak kin ve nefret ikliminin büyüyeceğini herkes görmelidir" diye konuştu. "İsrail'e halen iltimas geçildiğini görüyoruz" "Şurası son derece dikkat çekici ve utanç vericidir; Gazze soykırımı sırasında 270'in üzerinde basın mensubu katledildi" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: "Bunların çoğu işgal güçleri tarafından hedef gözetilerek kasten öldürüldü. Fakat kimi sözde bağımsız kuruluşların hazırladığı basın özgürlüğü raporlarına göz attığımızda İsrail'e halen iltimas geçildiğini görüyoruz. Türkiye söz konusu olduğunda aslan kesilenler, mesele soykırım şebekesi olunca bakıyorsunuz hemen kağıttan kaplana dönüşüyor. Kimse alınmasın ama bu çifte standardın en bayağı halidir. En az Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kadar kendini basın özgürlüğü konusunda otorite sayan bu kuruluşların da güvenirliği sorgulanmalıdır. Basın özgürlüğü kavramının gerektiğinde bedel ödeme pahasına küresel adaletsizliklere itiraz eden ülkelere ve siyasetçilere karşı bir sopa olarak kullanılması kabul edilebilir bir durum değildir. Biz de bunu kabul etmiyoruz. Ülkemizin sırf ilkeli ve onurlu duruşundan dolayı hedef gösterilmesini, ülkemize karşı alenen haksızlık yapılmasını içimize sindiremiyoruz. Türkiye'yi art niyetli bir şekilde küresel ölçekte karalamaya ve sıkıştırmaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğimizin bilinmesini açıkça isterim. Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için sadece elimizi değil, bütün bedenimizi, kalbimizi, hatta yüreğimizi taşın altına koymuş durumdayız. Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Ukrayna'ya uzanan, hatta vuku bulan tüm bu savaşların, krizlerin, trajedilerin barışçıl yollarla çözüme ulaştırılması için elimizden geleni yapıyoruz. Birileri rahatsız olsa da, birileri kirli kampanyalarla şahsımızı ve ülkemizi yolundan çevirmeye çalışsa da bundan asla geri adım atmayacağız. Ne pahasına olursa olsun doğru bildiklerimizi cesaretle dillendirmeye, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle paylaşmaya, hakkı ve hakikati kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz." "Güçlünün haklı olduğu günümüz dünyasında barışı, adaleti ve insan onurunu savunmak da kolay değildir" Barışı, adaleti ve insan onurunu savunmanın kolay olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizin son asırda yetiştirdiği en kıymetli münevverlerden olan rahmetli Ayşe Şasa, hakikat yolculuğunu şöyle dile getiriyordu. 'Kıyamet gününde yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim.' Kuşkusuz böyle bir hikayeyi ebedi aleme taşıyabilmek için evvelemirde bunu dünyada yazmak, yazdığını gür bir sesle okumak ve bu sesi tüm dünyada yankılandırmak gerekir. Bunun kolay olmadığını, mücadele ve sabır gerektirdiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Aynı şekilde haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu günümüz dünyasında barışı, adaleti ve insan onurunu savunmak da kolay değildir. Bu zorlu mücadeleyi ancak cesur olanlar verebilir. Bu engebeli yolu ancak kararlı olanlar, gerektiğinde canını ortaya koyanlar yürüyebilir. Mazlum ve mağdurların sesini ancak kalbinde merhamet adlı bir çınar olanlar duyabilir ve dünyaya duyurabilir" dedi.

Filistinli çocuklar için resim çizecekler Haber

Filistinli çocuklar için resim çizecekler

Yetim Vakfı tarafından 3 Ekim Cumartesi günü Gazze’de hayalleri yok edilen çocuklar için 81 ilin meydanlarında eş zamanlı resim çizme etkinliği düzenlenecek. Yetim Vakfı Bursa Şube Başkanı Ali Yılmaz Bursalılara Yıldırım Bayrak Alanına gelerek resim çizmeleri için çağrıda bulundu. Bursalıları resim çizme etkinliğine davet eden Yetim Vakfı Bursa Şube Başkanı Ali Yılmaz "Bugün burada elimizde kalemler, boyalar ve tuvaller var. Fakat bizi bir araya getiren şey bir resim etkinliği değil. Bugün burada, çocuklarımızın çizgileriyle Filistinli çocuklarımızın sesine ses katmak; dünyanın gözleri önünde yaşananları unutmamak ve unutturmamak için bir aradayız. Çünkü bugün Gazzeli bir çocuğun zihninde yer bulmaya çalışan ev, okul, aile, oyun ve gelecek kavramları artık bizim çocuklarımızın bildiği anlamları taşımıyor. Bu kelimeler artık onlar için gerçek anlamlarını kaybetti. İşgal sürecinin unutamayacağımız bir parçası haline gelen 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de çocuklar, tarihin en ağır insani krizinin, en ağır soykırımının ortasında yaşam mücadelesi veriyor. İsrail insanlığın en karanlık sayfalarından birini acımasızca yeniden yazıyor. Gazze’de 75 bin kardeşimiz şehit oldu ve bunun 22 binini çocuklar oluşturuyor. 45 bin çocuk yaralandı. Ve bunun 11 binden fazlası hayatlarının geri kalanını etkileyecek derecede ağır yaralanmalarla karşı karşıya kaldı. 65 bini aşkın çocuk yetim kalırken, 22 bin çocuk ise refakatsiz bulunuyor. Bu rakamların her biri bir çocuk. Her biri yarım kalan bir hayat, bir isim, bir hikâye. Ve geride kalan yüz binlerce çocuk için savaşın etkileri yalnızca fiziksel yaralarla sınırlı değil" dedi. ‘Filistinli Çocuklar İçin Çiz’ etkinliği ile Gazze’de yaşanan soykırımın karşısında durduklarını belirten Şube Başkanı Ali Yılmaz "Bugün Gazze’de yaklaşık 1 milyon çocuk psikolojik desteğe ihtiyaç duyuyor. 658 bin çocuğun eğitime erişimi kesintiye uğramış durumda. Çocuklar, hayatlarının en kıymetli dönemlerini okul sıralarında değil; yıkılmış binaların, geçici barınma alanlarının ve kayıplarının arasında geçiriyor. Üstelik şiddet sona ermiş değil. Ekim 2025’te ilan edilen ateşkesin ardından geçen 1 seneye yakın zamanda UNICEF verilerine göre en az 300 çocuk daha hayatını kaybetti. Yani ateşkes döneminde bile ortalama her gün bir çocuğun canına kıyıldı. Bugün hala çocukların öldürüldüğü, yaralandığı; temiz suya, gıdaya, sağlık hizmetlerine, eğitime ve güvenli bir barınma alanına erişmekte güçlük çektiği bir Gazze gerçeğiyle karşı karşıyayız. İşte ‘Filistinli Çocuklar İçin Çiz’ etkinliğimiz tam olarak bu acı gerçeğin karşısında durduğumuz yeri anlatıyor" ifadelerini kullandı. Çocuklara verilen boya kalemleri ile sadece resim yapmalarını değil Gazzeli arkadaşlarını görebilmeyi, onlara umut olmayı, ses olmayı ve onlardan uzakta olsalar dahi ne kadar büyük vicdanlara sahip olduklarını resmetmelerini istediklerini aktaran Ali Yılmaz "Bugün çocuklarımızdan Filistin için resim yapmalarını isterken onlara yalnızca bir tuval ve birkaç boya kalemi vermiyoruz. Onlara Gazzeli arkadaşlarını görebilmeyi, onlara umut olmayı, ses olmayı ve onlardan uzakta olsalar dahi ne kadar büyük vicdanlara sahip olduklarını resmetmelerini istiyoruz.Çünkü çocukların çizdiği dünya aslında son derece basittir: Bir ev vardır. Bir aile vardır. Bir okul vardır. Gökyüzünde bir güneş vardır. Sokakta oynayan çocuklar vardır. Fakat bugün Gazze’de bütün bunlar, binlerce çocuk için sıradan bir hayatın parçaları değil; ulaşılması güç birer özleme, birer umuda dönüşmüş durumda. Bu nedenle bugün çizilen her resim, aynı zamanda bir hatırlatmadır. Bir umudun temsilidir. Bir resmin savaşı, bir soykırımı durduramayacağını biliyoruz. Bir boya kaleminin yıkılmış bir evi yeniden inşa edemeyeceğini de biliyoruz. Fakat bir çocuğun başka bir çocuk için eline kalem alması bize hala çok önemli bir şeyi söylüyor. İnsanlık, başka bir insanın acısını görebildiği sürece vardır. Bu nedenle ‘Filistinli Çocuklar İçin Çiz’, yalnızca Filistin’e yönelik bir dayanışma etkinliği değil; aynı zamanda çocuklarımızın vicdanına bırakılan bir emanettir. Onlara bugün yaşananları unutmamayı, zulmün karşısında sessizleşmemeyi öğreten bir buluşmadır. Bugün çocuklarımız Filistin için çiziyor. Özgürlüğü çiziyor. Evine dönen çocukları çiziyor. Yeniden açılan okulları çiziyor. Annesinin elini tutan bir çocuğu çiziyor. Bombaların olmadığı bir gökyüzünü çiziyor ve belki de hepsinden önemlisi, Gazze’deki çocukların ellerinden alınan çocukluğu yeniden çiziyor. Umudu yeniden çiziyor. Bugün buradan Filistinli çocuklara bir kez daha sesleniyoruz. Sizi görüyoruz. Sizi duyuyoruz. Sizi unutmadık" şeklinde konuştu. Başkan Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti: "Siz televizyonlardan takip ettiğimiz rakamlardan ibaret değilsiniz. Sizler birer sayı değilsiniz. Çocuklarımızın bugün çizdiği her resim de bunun şahididir. Temennimiz; Filistinli çocukların bir gün savaşı, açlığı ve kayıplarını değil; evlerini, okullarını, arkadaşlarını ve geleceklerini konuştuğu günlere kavuşmasıdır. Bir gün Gazze’de bir çocuğun eline yeniden boya kalemleri verildiğinde, ondan savaşın resmini çizmesi istenmesin. O çocuk, sadece hayalini çizsin. ‘Filistinli Çocuklar İçin Çiz’ etkinliğinde bu ortak vicdana ses veren bütün çocuklarımıza, ailelerimize, gönüllülerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve kıymetli katılımcılarımıza teşekkür ediyoruz. Zulüm sona erene dek bizler; Gazze’nin kalemi, Gazze’nin sesi olmaya devam edeceğiz. Gazze’yi konuşmaya devam edeceğiz."

12 Eylül’ün acı izleri Ulucanlar’da: Yıllar geçse de yaşanılanlar unutulmadı Haber

12 Eylül’ün acı izleri Ulucanlar’da: Yıllar geçse de yaşanılanlar unutulmadı

12 Eylül 1980 darbesinin mağdurları, aradan geçen 46 yıla rağmen yaşadıkları zulmü unutamıyor. Mahkumlar, insanlık dışı uygulamaları anlattı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye genelinde çok sayıda kişi gözaltına alınırken, binlerce kişi askeri mahkemelerde yargılandı. Darbe döneminde cezaevlerinde yaşanan işkence ve zulüm ise aradan geçen yıllara rağmen mağdurların anlatımlarıyla gündemdeki yerini korudu. Darbe döneminde yargılanan ve cezaevlerinde kalan Hakverdi Satılmış ile darbe sonrasında idam cezası alan çok sayıda ülkücü sanığın avukatlığını üstlenen Şevket Can Özbay, Ulucanlar Cezaevi’nde düzenlenen etkinlikte o dönemde yaşadıklarını anlattı. Hakverdi Satılmış, 1978 yılında henüz 15 yaşındayken cezaevine girdi. Satılmış, gözaltında işkence gördüğünü ve bir süre Ulucanlar Cezaevi’nde kaldığını belirtti. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından ise ‘MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’ kapsamında 220 kişiyle birlikte idam talebiyle yargılandı. Satılmış, yıllar sonra çıkarılan af kapsamında serbest kaldı. Satılmış, darbe sonrasında Mamak Cezaevi’nde de tutulduğunu ve burada işkence ve kötü muamele gördüğünü ifade etti. Cezaevlerinde özellikle hücre uygulamaları, kötü yaşam şartları, yetersiz beslenme ve hijyen sorunları bulunduğunu anlattı.

İnegöl’de birlik ve beraberlik sofrası kuruldu Haber

İnegöl’de birlik ve beraberlik sofrası kuruldu

İnegöl Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa Kaymakam Eren Arslan, AK Parti Bursa Milletvekili Ayhan Salman, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Belediye Başkan Yardımcıları ve daire müdürleri, AK Parti İnegöl İlçe Başkanı Mustafa Durmuş ile kamu kurumlarının müdürleri ve mahalle muhtarları katıldı. “BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZ DAİM OLSUN” Programda selamlama konuşması yapan Başkan Alper Taban, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çekerek sözlerine teşekkürle başladı. Başkan Taban açıklamasında, “Birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde bu sofrayı bereketlendirdiğiniz için her birinize teşekkür ediyor, Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyorum. Elhamdülillah bizleri bu günlere ulaştıran Cenab-ı Allah’a şükrediyoruz. Ancak bir taraftan da ülkemizin çevresinde yaşanan hadiseleri görüyoruz. Coğrafyamız adeta bir ateş çemberi. İran’da yaşanan olaylar, Gazze’deki zulüm ve farklı coğrafyalardaki acılar yüreğimizi yakıyor. Yapılan zulümleri lanetliyor, kınıyoruz. Cenab-ı Allah kötüye fırsat vermesin. Bu birlik ve beraberlikle ettiğimiz duaların kabul olmasını niyaz ediyorum.” dedi. “İNEGÖL BİRÇOK İLDEN BÜYÜK SORUMLULUK ALANINA SAHİP” İnegöl’ün her geçen gün büyüdüğünü belirten Başkan Alper Taban, şehrin artık 300 bini aşan nüfusuyla büyük bir yerleşim merkezi olduğunu ifade etti. Son bir yılda 3 bin 750 kişilik artış yaşandığını hatırlatarak, “Türkiye’de bin nüfuslu ilçeler var. Bu açıdan baktığımızda İnegöl artık birçok ilden daha büyük bir sorumluluk alanına sahip. Bu şehir tek başına bir kişinin gayretiyle yönetilemez; hepimizin ortak emeğiyle büyüyor. İnegöl için emek veren herkesten Allah razı olsun. Gayretlerinize şahidim ve her birinize teşekkür ediyorum. İnşallah daha güzel hizmetleri vatandaşlarımıza ulaştırmak için can birliğiyle çalışmaya devam edeceğiz.” dedi. “RAMAZAN AYI RUHUNU İNEGÖL GENELİNE YAYIYORUZ” Ramazan ayı boyunca İnegöl Belediyesi olarak cami merkezli programlara ağırlık verdiklerini ifade eden Taban, kıymetli hafızların davet edildiğini ve teravih buluşmalarında vatandaşlarla bir araya gelindiğini söyledi. İftar programlarında ise sivil toplum kuruluşları, kaymakamlık ve belediye organizasyonlarıyla İnegöl’de güçlü bir dayanışma ortamı oluştuğunu vurguladı. “BİRLİK İÇİNDE GÜÇLÜ İNEGÖL” AK Parti Bursa Milletvekili Ayhan Salman da programda yaptığı konuşmada Ramazan ayının bereketini ve huzurunu aynı sofrada paylaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Bu anlamlı organizasyon için Belediye Başkanı Alper Taban’a ve Kaymakam Eren Arslan’a teşekkür eden Salman, İnegöl’ün muhtarların, belediyenin ve kurum müdürlerinin gayretiyle her geçen gün daha da güçlendiğini söyledi. Ankara ayağında da destek vermeye devam ettiklerini belirten Salman, sanayisi, tarımı ve ekonomisiyle hızla büyüyen İnegöl’ün güvenlikten sağlığa, eğitimden çevreye kadar tüm alanlarda koordinasyon içinde yönetildiğini vurguladı. “El ele verdiğimizde daha güçlü bir şehir ortaya çıkıyor. Hedefimiz, bizden sonraki nesillere daha gelişmiş, daha huzurlu bir İnegöl bırakmak” diyen Salman, birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekti. Konuşmasında İslam coğrafyasında yaşanan acılara da değinen Salman, özellikle Gazze’de devam eden saldırıların yürekleri dağladığını belirterek, Ramazan ayında yaşanan zulmü kınadıklarını ifade etti. “İŞBİRLİKLERİYLE SORUNLAR KARARLILIKLA ÇÖZÜLÜYOR” İlçe Kaymakamı Eren Arslan da yaptığı konuşmada, Ramazan ayının hayırlara vesile olmasını temenni ederek tüm ibadetlerin kabulünü diledi. Program için Belediye Başkanı Alper Taban’a ve emeği geçen belediye personeline teşekkür eden Arslan, İnegöl’de huzurlu ve uyumlu bir çalışma ortamı bulunduğunu ifade etti. Kurumlar arası güçlü iş birliği sayesinde sorunların kararlılıkla çözüldüğünü belirten Arslan, Ankara’da da desteklerini esirgemeyen Milletvekili Ayhan Salman’a teşekkür etti. Dünyada ve İslam coğrafyasında yaşanan gelişmelere de değinen Arslan, adaletin, huzurun ve barışın hâkim olduğu günlere ulaşma temennisiyle konuşmasını tamamladı. İFTAR SONRASI TERAVİH VE TATLI İKRAMI Programın ardından protokol üyeleri ile birlikte Halitpaşa Camii’nde teravih namazı eda edildi. Manevi atmosferin hâkim olduğu gecede, birlik ve beraberlik duygusu cami avlusunda da devam etti. Teravih namazı sonrası vatandaşlara tatlı ikramında bulunularak Ramazan’ın paylaşma ve kardeşlik ruhu hep birlikte yaşandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.