Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ziraat Odası

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ziraat Odası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ziraat Odası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Osmangazi’de Ekim Ayı Meclis Toplantısı Gerçekleşti Haber

Osmangazi’de Ekim Ayı Meclis Toplantısı Gerçekleşti

Osmangazi Belediye Meclis Salonu’nda yapılan toplantı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Parti sözcülerinin gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu toplantıda açılış konuşmasını yapan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Iğdır’ın Aralık ilçesinde meydana gelen trafik kazasında şehit olan kahraman askerlerimize, Ankara’da polis uygulama noktasına açılan ateş sonucu şehit olan polis memuru Ahmet Türkoğlu’na, Soma’da meydana gelen maden göçüğünde hayatını kaybeden 5 maden işçisine Allah’tan rahmet, yakınlarına ise baş sağlığı diledi. Eylül ayında gerçekleştirdiği çalışmalar hakkında bilgiler aktaran Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin 103. yıl dönümünü kutlayacaklarını ifade ederek, “Nice 29 Ekimlere” temennisinde bulundu. Aydınlatma Giderlerindeki Artış Gündeme Geldi Toplantıda parti sözcülerinden gelen talep ve istekler doğrultusunda bilgiler veren Başkan Aydın, sokak aydınlatma giderlerinin daha önce belediyelerden yüzde 10 oranında kesildiğini dile getirerek, göreve gelmelerinin ardından bu kesintinin önce yüzde 20’ye, Şubat ayında ise yüzde 60’a çıkarıldığını kaydetti. Başkan Aydın, sözlerine şu şekilde devam etti: “Sokak aydınlatma gideri özelleştirme başladığında yüzde 10 olarak görülüyordu, Şubat ayında birden bire yüzde 60’a çıkarılıyor, 6 ay kesilmiyor. Birden bire Eylül ayında 6 aylık toptan kesiliyor. Keşke aydınlatma bedeli, 1 milyona yakın Osmangazilinin, Osmangazi Belediyesi’nin cebinden çıkmasa da, üç gün fatura ödemediğinizde elektrik faturasını kesen İngiliz fondan çıksa, biz de bunu arzu ederiz ama maalesef bunu öngöremedik.” “Pazarcılar Odası ile Protokolümüz Var” Demirtaş’taki pazar yerine ilişkin de çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Başkan Aydın, bölgedeki Pazar esnafına ve bölgedeki üreticilere öncelikli tahsis edilmesine yönelik, “Yerleri belirledikten sonra pazarcılar odası ile protokolümüz var. Protokol bizden önce devam eden, bizim de devam ettiğimiz bir uygulama. Tahsis bedelleri ve kuradan sonra da hak sahipleri belirleniyor. 7 ay gibi kısa bir sürede kullanıma sunacağımız, 3 bin metrakarelik kapalı bir pazar alanı” dedi. “Hayvan Pazarı Kurulmasını Biz de İstiyoruz” Hayvan pazarı ile ilgili yasal mevzuatların son durumunun sorulması üzerine bilgi veren Başkan Aydın, “Yapı kayıt belgesi alınarak yapılmış bir alan. İmarlı hale çevirmek için de DSİ’den başvuru yaptık. Satın alması yapıldı. Eğer onaylanırsa DSİ’den daha sonra tarımdan da olumlu görüş alınırsa, oraların imarlı hale getirilip hem hayvan pazarı, hem diğer işlerin yapılmasıyla ilgili bir yasal sorunu tamamlamış olacağız ama çok ağır gidiyor. Biz takibindeyiz, özellikle ziraat odası bize defalarca geldi. Hayvan pazarı kurulmasını biz de istiyoruz. Çünkü vatandaşların talebini yerine getirecek önemli bir alan. Eğer bunları aşabilirsek orayı hayata geçirmek istiyoruz” açıklamalarında bulundu. Osmangazi Belediyesi Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı, gündem maddelerinin görüşülüp karara bağlanmasının ardından tamamlandı.

Zirai ilaçlı çeltik suyu domateste 7 tona varan verim kaybına yol açtı Haber

Zirai ilaçlı çeltik suyu domateste 7 tona varan verim kaybına yol açtı

Karacabey Ziraat Odası İkinci Başkanı Ramazan Düzen ve bölge üreticileri, verim kaybına yol açan durumun çözümü için çeltik tahliye sularının sulama kanallarından ayrılmasını istiyor. Çeltik suyundan etkilenen domateste dönüm başı 7 tona varan verim kaybı Gölden gelen suyun sebzelerde gelişim bozukluğuna yol açtığını belirten Ramazan Düzen, şunları söyledi: "Yaklaşık 220 bin dönüm arazimiz Manyas Gölü'nden gelen suyla sulanıyor. Manyas ve Gönen tarafından çeltik sularının derelere karışması tarım arazilerimize geldiğinde zararlı madde oluşturuyor. Domateslerimiz yapraklarını kıvırıyor ve verim düşüklüğü yaşanıyor. Çeltik sahasından gelen su ile artezyen suyu arasında dönümde 5, 6, hatta 7 ton verim farkı oluşuyor. Çeltik ekilmesine karşı değiliz, o da üretilmeli fakat suyunu ve yolunu ayıracak bir devlet politikası şart. Manyas Barajı'ndan direkt temiz su indirilebilir ya da çeltik suyunun dereye akıtılması engellenebilir." Düzen, bu yıl da domateste çeltik suyu yüzünden büyük verim kayıpları yaşandığını belirterek, önümüzdeki sezona kadar bu konuda bir adım atılmasını, çözüm bulunmasını istedi. "Artezyenle suladığımız alanda verim iki katına çıkıyor" Bölge üreticilerinden Şakir Akkuş ise ilaçlı suyun rekolteyi doğrudan düşürdüğünü ifade ederek, "Çeltik suyu ile sulanan yerlerde 5-6 ton kayıp yaşıyoruz. İlaçlı su Manyas ve Gönen tarafından buraya ulaşıyor. Kendi imkanlarımızla çözebileceğimiz bir durum değil, bu suyun bize ulaşması önlenmeli" dedi. Artezyen ile sulama yaptığı alanda verimin iki katına çıktığını aktaran Akkuş, "Dönümde 12-13 tonun altında üretim yapmak zarar etmek demektir. Çeltik üreticisi kazanırken biz zarar etmek istemiyoruz" diye konuştu.

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı Haber

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı

Bursa’nın tarihi İznik ilçesinde "sarı altın" olarak bilinen ve geçmişi Bizans dönemine kadar uzanan Müşküle üzümünün hasadı başladı. Yaklaşık 10 bin dekarlık alanda yetiştirilen ve yıllık 30 bin ton üretimi yapılan coğrafi işaretli Müşküle üzümü, hem lezzeti hem de sağlık açısından sunduğu faydalar nedeniyle üreticilerin gözdesi olmaya devam ediyor. Tarlada kilosu 35 liradan müşteri bulan Müşküle üzümündeki rekolte bolluğu çiftçinin yüzünü güldürdü. Türkiye’nin 5. büyük gölü olan İznik Gölü kıyısındaki verimli topraklarda yetişen Müşküle üzümü, yüzyıllardır bölgenin en önemli tarımsal ürünleri arasında yer alıyor. Tarihi kaynaklara göre bu özel üzümün geçmişi Bizans Devleti dönemine kadar uzanırken, İznik’in Osmanlı tarafından fethedilerek başkent ilan edildiği yıllarda da beyliğin sofralarında tüketildiği biliniyor. Kendine has aroması, ince kabuğu ve uzun süre saklanabilme özelliğiyle dikkat çeken Müşküle üzümü, halk arasında "sarı altın" olarak anılıyor. Her yıl eylül ayında başlayan hasat döneminde yüzlerce üretici bağlara girerek yıl boyunca emek verdiği ürünleri toplamaya başlıyor. Çekirdeğiyle dikkat çekiyor Sadece lezzetiyle değil sağlık yönüyle de öne çıkan Müşküle üzümünün çekirdeklerinin antioksidan bakımından zengin olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, üzüm çekirdeğinin vücudu serbest radikallere karşı korumaya yardımcı olabilecek bileşenler içerdiğini belirtirken, halk arasında çekirdeğinin tüketilmesinin kansere karşı koruyucu etkileri olduğuna inanılıyor. İznik’te yaklaşık 10 bin dekarlık alanda üretimi yapılan Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. İç piyasanın yanı sıra yurt dışında da Azerbaycan ve Rusya’ya gönderilen üzüm, bölge ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Hasadın başlamasıyla birlikte üreticiler kaliteli ürün ve verimli sezon beklentisi taşıyor. "Vatandaş üzümü ucuza yesin" İznik Çamdibi Mahallesi Muhtarı ve üzüm üreticisi Halil Küçüker, aracılar nedeniyle üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çekerek şunları söyledi: "Tüketici ucuza yesin biz onu istiyoruz. Bizden 30 liraya aldıkları ürünü 100 liraya satmasınlar, 40-50 liraya satsınlar vatandaşlar ucuza yesin. Mahsul dalında kalmasın. Yüzde 200 kazanmak da ne demek. O kadar kazanılmasın, herkes yesin." Müşküle üzümünün Osmanlı’dan günümüze ulaşan çok eski bir üzüm çeşidi olduğunu belirten Küçüker, "Coğrafi işaretli bir ürün. Çekirdekleri ile tüketildiğinde kansere karşı faydalı olduğuna inanılıyor. İsterse kar yağsın aralık sonuna kadar dalında kalabilen bir üzüm. Bu yıl rekoltemiz çok güzel. Sürümden kazanmak istiyoruz ancak girdi maliyetleri çok yüksek. Ürünlerimiz ağırlıklı olarak iç pazarda satılıyor ancak Azerbaycan ve Rusya’ya da ihraç ediliyor" dedi. "Dalında aylarca bekleyebilen bir üzüm" İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakır ise Müşküle üzümünün bölge için önemli bir değer olduğunu ifade ederek, "Bölgemize coğrafi işaretini aldığımız bir üzüm çeşidi. Müşküle üzümü çok eski yıllara dayanıyor ve Bizans döneminden kaldığı bilinen bir çeşit. Raf ömrü oldukça uzun, dalında aylarca bekleyebiliyor" diye konuştu. Üretimin ağırlıklı olarak İznik’te yapıldığını belirten Çakır, "Pamukova ve Geyve’de de yetiştirilen bir üzüm çeşididir. Hep söylediğimiz şey üreticinin ürettiği ürünün tüketicinin önüne 100 liradan çıkmamasıydı. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın başlattığı çalışmaların başarılı olmasını umuyoruz. Bizim istediğimiz tarlada 15 liraya satılan ürünün tüketiciye 25-30 liraya ulaşmasıdır. Böylece vatandaş bir kilo yerine iki kilo tüketebilir" ifadelerini kullandı. 10 bin dekarda 30 bin ton üretim İznik ve çevresinde yaklaşık 10 bin dekarlık alanda yetiştirilen Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. Uzun süre bozulmadan saklanabilmesi sayesinde üreticiye pazarlama avantajı sağlayan ürün, hem iç piyasada yoğun talep görüyor hem de ihracat yoluyla ülke ekonomisine katkı sunuyor. Bizans’tan Osmanlı’ya, oradan da günümüze taşınan Müşküle üzümü, bu yıl da bereketli hasadıyla İznikli üreticilerin yüzünü güldürürken, tüketicilerin sofralarına ulaşmayı bekliyor.

Sıfır kimyasal sıfır maliyet: Bedava hayvansal gübreyle üretim yapıyor Haber

Sıfır kimyasal sıfır maliyet: Bedava hayvansal gübreyle üretim yapıyor

Bursa’nın Gürsu ilçesinde meyve üreticiliği yapan Mehmet Yıldırım, bahçesinde kimyasal yerine hayvansal gübre kullanarak hem gübre maliyetini sıfıra indiriyor hem de doğal ve yüksek lezzetli meyveler yetiştiriyor. Türkiye’nin şeftali, nektarin ve armut üretim merkezlerinden Gürsu’da meyve hasadı sürerken, rekoltede geçen yıla göre yüzde 30 artış yaşanıyor. Orta Doğu’daki ABD-İran gerilimi ve küresel krizler nedeniyle kimyasal gübre fiyatları rekor seviyelere ulaşırken, Gürsu Ziraat Odası Meclis Üyesi ve üretici Mehmet Yıldırım, doğal hayvan gübresi kullanarak hem üretimde gübre maliyetini sıfırladı hem de meyvelerinin lezzetini katladı. "Gübreye beş kuruş ödemiyorum, besiciler ayağıma getiriyor" 100 dönümlük alanda nektarin, şeftali ve armut yetiştiren Yıldırım, kimyasal gübrenin hem yüksek maliyet getirdiğini hem de toprağı kilitlediğini belirtti. Hayvancılık da yapan Yıldırım, gübre kaynağını ve uyguladığı yöntemi şöyle anlattı: "Ahırda biriken gübreleri bahçelerime taşıyorum. Aynı zamanda çevremizde hayvancılık yapıp gübreyi dökecek yer bulamayan besiciler de malzemeyi getirip benim alanıma döküyor. Yani hayvan gübresinin azalması veya yer bulunamaması benim işime yarıyor; bedava ve doğal gübreye zahmetsizce ulaşıyorum. Bedava gübre varken niye kimyasalına para vereyim? Yaz boyunca kuruyan gübreyi ağustos ve eylül aylarında makineyle aktarıp, ağaçlar uykuya daldığında bahçeye yayıyorum. Benim gübre maliyetimi etkileyen hiçbir durum yok." Doğal gübre lezzete lezzet katıyor Birçok çiftçinin kolayına geldiği için pahalı kimyasal gübre kullandığını ifade eden Yıldırım, "Toprağına tahlil yaptıran yok; azot mu lazım, fosfor mu bilen yok. Oysa hayvan gübresinde aranan her şey var ve tamamen doğal. Kimyasal gübre kullanırsam işim bir günde biter ama toprak kilitlenir. Ben 10 günümü veriyorum ama toprağımı ve meyvemi koruyorum. Ürün tamamen doğal hayvan gübresiyle yetişince lezzeti de çok farklı oluyor. Daha geç çeşitlerin hasadına başlamadan, meyvenin lezzetini bilen müşterilerimden şimdiden siparişleri almaya başladım" dedi.

İznikli üreticiden fiyat tepkisi Haber

İznikli üreticiden fiyat tepkisi

Tarihi ve turizmiyle olduğu kadar verimli tarım arazileriyle de öne çıkan Bursa'nın İznik ilçesinde nektarin ve şeftali hasadı tüm hızıyla devam ediyor. Halk arasında tüysüz şeftali olarak bilinen ve dünyanın birçok ülkesine ihraç edilen İznik nektarini üreticinin yoğun emeğiyle tüketiciye ulaşıyor. Ancak üreticiler, tarlada kilogramı 10-15 TL arasında alıcı bulan nektarinin market raflarında 100 TL'ye kadar satılmasına tepki gösteriyor. İznikli çiftçiler, üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği ve tüketicinin de daha uygun fiyatlarla ürüne ulaşabileceği bir piyasa düzeni oluşturulmasını istiyor. İznik'te nektarin üretimi yapan Müjgan Öztürk, "Biz büyük emek ve masrafla yetiştirdiğimiz ürünü 10-15 TL'ye satıyoruz. Vatandaş ise aynı ürünü markette yaklaşık 100 TL'ye almak zorunda kalıyor. Bu fiyat farkının nedenleri araştırılmalı. Hem üretici hem de tüketici mağdur oluyor" diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi. Vatandaşlara marketten pahalı ürün almak yerine yarı fiyatına tarladan almaları için çağrıda bulunan tarım işçisi Remziye Renda ise, "Üretiyoruz ama kazanamıyoruz, şu an 20 liradan alan yok ne yapacağız biz, aracılar kazanıyor biz bir şey kazanamıyoruz çiftçi çok mağdur" dedi. Nektarinin tarladan üreticiden 15 liradan alındığını belirten İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakar ise "Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkı kabul edilemez boyutlara ulaştı. Üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği, tüketicinin de daha uygun fiyatlarla ürüne ulaşabileceği bir piyasa düzeni oluşturulmalı. Bu konuda gerekli adımların atılması için ilgili kurumlarla görüşmelerimizi sürdürüyoruz" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.