Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yunanistan

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yunanistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yunanistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ersin Tatar: "KKTC'nin Doğu Akdeniz'deki önemi giderek artıyor" Haber

Ersin Tatar: "KKTC'nin Doğu Akdeniz'deki önemi giderek artıyor"

Bursa'da gerçekleştirdiği bir dizi ziyaretin ardından Bursa Fan Club üyeleriyle bir araya gelen KKTC 5'inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, basın mensuplarının sorularını cevapladı. Tatar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığı, hürriyeti, özgürlüğü bundan 52 yıl önce Kıbrıs Barış Harekâtı ile bir dönüm noktası olmuştur. Ondan sonraki süreçte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanları, kıta sahanlığı, karasuları, ekonominin hazır bölge hakları ve tam onların üzerinde olan hava sahasındaki hakları ile Türkiye Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde o bölgede önemli hale gelmiştir. O bölgedeki hâkimiyeti ve her türlü güvenlik, enerji ve küresel değişikliklerle Libya'dan, Gazze'den, Suriye'den, Irak'tan, İran'dan her türlü bu küresel dengelerin fevkalade sarsıldığı bir dönemde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin önemi giderek artmaktadır." "Bundan 52 yıl önce Kıbrıs Barış Harekâtı gerçekleştirildiğinde Kıbrıs'taki hakkımız ve hukukumuz, Kıbrıs Türk halkının mal ve can güvenliğinin önemiydi" diyen Tatar, "Şimdi ise bu küresel dengelerin değişmesiyle artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sadece Kıbrıs Türk halkının kendi toprağı ve yaşam varlığı değil, aynı zamanda ifade ettiğim çerçevede bu 'Mavi Vatan' dediğimiz Doğu Akdeniz'deki her türlü enerji ve diğer güvenlik meseleleri ve boyutlarıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bir bakıma bütün bu coğrafyanın bize göre denge unsuru olmuştur. İstikrarının da korunabilmesi için elbette oradaki hakkımızı hukukumuzu korumak ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni daha da güçlendirmek hepimizin millî iradenin bir gereğidir diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Türkiye Cumhuriyeti Libya Koridoru anlaşmasıyla bu bölgesindeki hak ve hukuklarının daha da önemli bir noktaya geldiğini ifade eden Tatar, "Baktığımızda bugün Güney Kıbrıs'ta ki çok haksızca Avrupa Birliği'ne alınmışlar. Avrupa Birliği'nde gerçekten Yunanistan'ın baskıcı zihniyetiyle ancak Güney Kıbrıs Avrupa Birliği'ne girmiştir. Çünkü Güney Kıbrıs'ın kanaatimce Avrupa Birliği'nde yeri yoktur. Avrupa Birliği'nden 2 bin 500 kilometre uzaklıkta ve Türkiye'den ana vatandan sadece 60 kilometre uzaklıkta olan Kıbrıs Adası'nın Avrupa Birliği'nde o şekilde olması beraberinde büyük sorunlar ortaya çıkarmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin önemi ve değeri ve kıymeti bu dönemde küresel dengelerin değiştiği bu çağda daha da önem ifade etmektedir. Dolayısıyla Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki bu bağların ve kutsal değerlerin, münasebetlerin bu iletişim çağında daha artmasıyla milletimizin, özellikle genç nesillerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin önemini daha da fazla idrak etmek suretiyle oradaki varlığımızın artması her türlüsüyse ekonomik ilişkiler, turizm gelişmeleri, sanayi, ticaret ve oradaki yatırımlarla bu önemli coğrafyada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin varlığını ekonomik anlamda da güçlendirmemizde büyük fayda vardır" şeklinde konuştu. "Kardeşlik, geleceğe bırakabileceğimiz en büyük emanettir" Bursa Fan Club Başkanı Murat Hoşgör ise, Cumhuriyet'in kuruluş ruhu ile Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesinin ortak değerler etrafında buluştuğunu belirtti. Hoşgör, konuşmasında şunları kaydetti: "Bu gece Cumhuriyetimizin kuruluş ruhu, Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesi ve milletimizin kardeşlik duygusuyla bir aradayız. Kardeşlik yalnızca geçmişten gelen bir miras değil, geleceğe bırakabileceğimiz en büyük emanettir. Bursa'daki Koza Han'ın ve Lefkoşa'daki Büyük Han'ın benzerliğine baktığınızda kardeşliğimizin imzası gibi 400 yılı aşkın süredir ayakta olduklarını göreceksiniz. Bu 2 tarihi yapı, ortak geçmişimizin, kültürümüzün ve birbirimize olan bağlılığımızın sembolleridir. Bugün Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının, uluslararası deniz ticaretinin, deniz ulaşımının ve bölgesel güvenliğin öneminin arttığı bir dönemde Kıbrıs'ın stratejik değeri her geçen gün daha da belirginleşmektedir. Bu çerçevede iki devletli çözüm, egemen eşitlikten asla taviz vermeden ve Kuzey Kıbrıs'ın uluslararası alanda tanınırlığının sağlanması için çaba sarf etmek bizim resmi devlet politikamızdır."

Meriç Nehri'nde botu alabora olan Iraklı ailenin kayıp son çocuğu için arama çalışmaları sürüyor Haber

Meriç Nehri'nde botu alabora olan Iraklı ailenin kayıp son çocuğu için arama çalışmaları sürüyor

Edirne'de yasa dışı yollarla Yunanistan'a geçmek isteyen Irak uyruklu 5 kişilik ailenin bulunduğu botun Meriç Nehri'nde alabora olması sonucu kaybolan 12 yaşındaki çocuğu arama çalışmaları 6'ncı gününde devam ediyor. Olayda daha önce 10 yaşındaki bir erkek çocuğu ile 5 yaşındaki kız çocuğunun cansız bedenlerine ulaşılırken, kayıp son çocuğu bulmak için ekiplerin nehirdeki çalışmaları sürüyor. Olay, Meriç Nehri'nde Bosnaköy yakınlarındaki NATO Köprüsü mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Irak'ın Süleymaniye kentinden Edirne'ye gelen 5 kişilik aile, yasa dışı yollarla botla Meriç Nehri üzerinden Yunanistan'a geçmek isterken botun alabora olması sonucu suya düştü. Anne, baba ve çocuklardan biri nehirdeki adacığa ulaşarak kurtulurken, akıntıya kapılan 2 çocuk kayboldu. Olayın ardından başlatılan arama kurtarma çalışmalarında, 10 yaşındaki erkek çocuk sudan çıkarıldı. Hastaneye kaldırılan çocuk, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Arama çalışmalarının ilerleyen günlerinde ise 5 yaşındaki kız çocuğunun da cansız bedenine ulaşıldı. Çocuğun cenazesi, jandarma ekipleri eşliğinde Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna kaldırıldı. Nehirde kaybolan Hastyar Harem Mohammed'i bulmak için AFAD ekipleri zodyak botlarla, jandarma ekipleri kıyıdan arama çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmalara Çanakkale, İzmir ve Tekirdağ'dan gelen dalgıç polisler ile jandarma su altı arama kurtarma ekipleri de katılıyor. Dron desteğiyle ekipler Meriç Nehri boyunca çalışmalarına devam ediyor. Meriç Nehri'nde sağ kurtulan anne ve baba, Edirne İl Göç İdaresi Müdürlüğü ekiplerince botun battığı bölgeye getirilerek keşif çalışması yaptırıldı. Kayıp çocuğa ulaşmak amacıyla sürdürülen arama kurtarma çalışmaları 6'ncı gününde devam ediyor.

İpek Öz, W50 Stara Zagora’da şampiyon oldu Haber

İpek Öz, W50 Stara Zagora’da şampiyon oldu

Milli sporcu İpek Öz, Bulgaristan’da düzenlenen W50 Stara Zagora turnuvasında şampiyonluğa ulaştı. Toprak kortta 12-18 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen organizasyonun finalinde Çek tenisçi Alena Kovackova’yı 6-2, 7-5’lik setlerle mağlup eden İpek Öz, profesyonel kariyerinin altıncı tekler şampiyonluğunu elde etti. Turnuvaya ana tablodan katılan ENKA Spor Kulübü sporcusu İpek Öz, ilk turda İlay Yörük’ü 6-3, 6-0’lık setlerle mağlup ederek ikinci tura yükseldi. İkinci turda Sırp rakibi Anja Stankovic karşısında 7-6(3), 0-6, 6-4’lük setlerle galip gelen İpek, çeyrek finalde Bulgar tenisçi Iva Ivanova’yı 6-1, 6-2 yenerek adını yarı finale yazdırdı. Yarı finalde Çek tenisçi Lucie Petruzelova karşısında etkili bir performans sergileyen milli sporcu, rakibini 6-2, 6-1’lik setlerle mağlup ederek finale yükseldi. Şampiyonluk mücadelesinde bir diğer Çek tenisçi Alena Kovackova ile karşılaşan İpek Öz, mücadeleden 6-2, 7-5 galip ayrılarak W50 Stara Zagora’da şampiyonluğa ulaştı. Geçtiğimiz hafta Yunanistan’da düzenlenen W50 Heraklion turnuvasında da final oynayan İpek Öz, üst üste ikinci hafta final başarısı gösterirken Bulgaristan’daki organizasyonu şampiyonlukla tamamlayarak başarılı performansını sürdürdü. Bulgaristan’da kazandığı W50 düzeyindeki bu şampiyonluk, İpek Öz’ün profesyonel kariyerinin en büyük şampiyonluğu olma özelliğini taşıyor.

Bakan Gürlek duyurdu: "2026’nın ilk 9 ayında 294 kişi Türkiye’ye iade edildi" Haber

Bakan Gürlek duyurdu: "2026’nın ilk 9 ayında 294 kişi Türkiye’ye iade edildi"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, suç ve suçlularla mücadelenin sınır ötesinde de kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Yurt dışına kaçan suçluların yakalanarak Türkiye’ye getirilmeleri için tüm imkanların seferber edildiğini kaydeden Gürlek, Adalet Bakanlığının, İçişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ile koordinasyon içerisinde iade süreçlerini yakından takip ettiğini ifade etti. Gürlek, 1 Temmuz’da yaptığı "Suç işleyip adaletten kaçabileceğini sananlar, dünyanın neresine saklanırlarsa saklansınlar kendilerini güvende hissedemeyecekler" açıklamasını hatırlatarak, geçen 3 aylık süreçte de bu kararlılıktan taviz verilmediğini belirtti. 16 ülkeden 89 kişi Türkiye’ye iade edildi 1 Temmuz-30 Eylül 2026 tarihlerini kapsayan yılın 3. çeyreğinde, adi suçlar ve terör suçları kapsamında 16 farklı ülkeden 89 kişinin Türkiye’ye iade edildiğini açıklayan Gürlek, bu kişilerin 48’inin Gürcistan’dan, 12’sinin Almanya’dan, 10’unun Yunanistan’dan, 3’ünün ise İngiltere’den Türkiye’ye getirildiğini bildirdi. İlk 9 ayda 294 kişi getirildi Gürlek, 2026 yılının ilk 9 ayında yurt dışından Türkiye’ye getirilen toplam kişi sayısının 294’e ulaştığını açıkladı. Bu dönemde Gürcistan 137 kişiyle ilk sırada yer alırken, Almanya’dan 67, Yunanistan’dan 19, Karadağ’dan 9, Bulgaristan’dan 8 ve İngiltere’den 5 kişinin Türkiye’ye getirildiği belirtildi. Uluslararası adli iş birliğinde mütekabiliyet ilkesini gözetmeye ve haklı iade taleplerine verilen karşılığı dikkate almaya devam edeceklerini vurgulayan Gürlek, "Hangi suç örgütüne mensup olursa olsun, hangi ülkeye kaçarsa kaçsın; teröristlerin, organize suç örgütü mensuplarının, dolandırıcıların ve milletimizin huzuruna kasteden suç odaklarının peşini bırakmayacağız" paylaşımında bulundu.

Bakan Fidan: "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor" Haber

Bakan Fidan: "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Suriye’nin zamana ihtiyacı var. İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor. Bunu kendisine tehdit olarak görüyor" dedi. Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye’ye gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Türk basın mensuplarına Suriye, İsrail, bölgesel iş birliği, Mekke İttifakı, SDG, Yunanistan ve S-400 konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bölgede son derece kritik gelişmelerin yaşandığını ve bu süreçte Suriye ile olan temasların artırıldığını dile getiren Fidan, "Bölgemizde son derece kritik gelişmeler yaşanıyor. Bu süreçte Suriye ile olan temaslarımızı artırıyoruz. Buraya iki günlük bir ziyaret yapmak istedik. Görüşülecek çok konumuz var. Şam’da konaklamış olmamız, Suriye’de hayatın normalleşmeye başladığının da bir göstergesidir" ifadelerini kullandı. Ziyaret kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaklaşık 2 saat süren bir görüşme yaptıklarını ve bu görüşmede tüm konuları ele aldıklarını kaydeden Fidan, şu anda Suriye’yi istikrarsızlığa sürükleme potansiyeli en yüksek olan tehdidin İsrail olduğunu söyledi. "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor" Suriye ile ilgili gelişmelerin iki senedir iyi bir yönde seyrettiğine dikkati çeken Fidan, "Suriye’yi yaptırım listesinden çıkarttılar, ekonomik yatırımların önünde bir engel yok. Terörizm listesinden çıkmaları da son derece önemliydi. Suriye’nin zamana ihtiyacı var. İstikrarın olduğu bir ortamda biraz da iyi yönetişim olursa potansiyelleri yüksek. Ama İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor. Bunu kendisine tehdit olarak görüyor. Bu tehdidin tanımından dolayı da buralara yönelik istikrarsızlaştırıcı eylemlerde bulunuyor. Halbuki Suriye bölgesinde barış içinde yaşamak istiyor. Bu yaklaşımı İsrail bir noktada ya tanıyacak, bölgesiyle barış içerisinde yaşamayı kabul edecek ya da bu saldırgan politikalarını sürdürecek ve uluslararası toplum içinde daha da yalnızlaşacak. Netanyahu çevrelerindeki bütün ülkeleri tehdit olarak görüyor. İsrail, o ülkelerin zayıflığından kendi güçlülüğünü üreten bir ülke" açıklamasında bulundu. Suriye’deki entegrasyon sürecine değinen Fidan, SDG’nin tehdit olmaktan çıkmasının birinci öncelik olduğunu belirterek, "Şu anda prensipte duyurulan unsurlar olumlu mesajlar içeriyor. Sürecin pratikte nasıl ilerlediğini yakından takip ediyoruz. Uygulamanın kamuoyuna duyurulan mesajlarla uyumlu olmasını bekliyoruz" diye konuştu. "Terör meselesi başta olmak üzere 40-50 yıldır ayağımıza pranga olan pek çok sorun esasen Suriye ve Irak kaynaklıydı" Suriye’nin günümüzde geldiği noktanın daha da ilerletebileceğini ve mevcut tehditleri ile gidilmesi gerek yolu bildiklerini aktaran Fidan, "Devam eden bir yol var. Bu başarı yolunu yürümeye devam etmeliyiz. 8 Aralık’ta rejim devrildikten sonra her şeyin daha yeni başladığını söylemiştim. Gelinen noktada taktik ve stratejik açılardan güzel şeyler oluyor. Terör meselesi başta olmak üzere 40-50 yıldır ayağımıza pranga olan pek çok sorun esasen Suriye ve Irak kaynaklıydı. AK Parti’nin iktidara gelmesiyle, Cumhurbaşkanımızın koyduğu iradeyle ve vizyonla, hem kendi ülkemizdeki siyasi, ekonomik meseleleri çözdük hem de dış gelişmelere yönelik stratejik kültürü, güvenlik kültürünü yeniden inşa ettik. Bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren bir güvenlik paradigması oluşturduk. Komşu ülkelerden kaynak sorunlarımızı usulüyle çözmeyi başardık. Ancak bu konuda ödevimiz bitmiş değil. Çalışmaya, çaba harcamaya devam edeceğiz" dedi. "İş birliği ve dayanışma içerisinde gelişmeleri çok profesyonel bir şekilde analiz ettik" Bölge ülkelerinin özellikle Gazze meselesinde ortaya koyduğu ortak çaba sonucunda önemli bir netice üretildiğine dikkati çeken Bakan Fidan, "İş birliği ve dayanışma içerisinde gelişmeleri çok profesyonel bir şekilde analiz ettik. Oradaki iş birliğimizi Suriye’de de kullandık. Şimdi İran-ABD savaşında da bu iş birliğimizi kullanıyoruz ve giderek daha da kurumsallaştırıyoruz. İsrail’in bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolü karşısında iş birliğine ve barışçı diplomasiye dayalı bir çaba içerisindeyiz. İnşallah bölgede bu attığımız tohum filizlenir, baş verir. Bu yapıcı anlayış büyürse daha büyük bir istikrar havzası ortaya çıkacak" ifadelerini kullandı. "Ya beraber çalışıp sorunları çözeceğiz ya da ‘bana dokunma nereyi yakarsan yak’ diyeceğiz" Başta İsrail olmak üzere bölgede istikrarsızlık isteyen aktörlerin yapabileceği başka operasyonların da var olduğunun altını çizen Fidan, "Onlar da boş durmayacaklar, onlar da faaliyete geçecekler. Ama bölgedeki ülkeler, istikrarın olabileceğini, beraber çalışırsak bir şeyler yapılabileceğini ve beraber çalışmak dışında da bir seçeneğin olmadığını görüyorlar. Ya beraber çalışıp sorunları çözeceğiz ya da önceki usulde olduğu gibi hegemona veya hegemonun buradaki mümessiline gidip ‘bana dokunma, nereyi yakarsan yak’ diyeceğiz. Ama yakılan her yer gelip seni de yakıyor. Örneğin Ürdün, Irak’ta olan bütün olaylardan etkileniyor, Suriye’de olan bütün olaylardan etkileniyor. Bir kaçış yok. Dolayısıyla herkesin bu çok yoğun yeni dönemde bir iş birliği arayışı var. Cumhurbaşkanımızın bu noktada vizyon ortaya koyması, liderlik ortaya koyması, ilişkilerini kullanarak aktörleri bir yere getirmesi daha önce görülmemiş bir husus olduğu için insanlar da açıkçası güveniyorlar bu sürece" dedi. "Amacımız Mekke İttifakı’nı genişletmek" Mekke İttifakı’nın kurumsallaşma sürecinin devam ettiğini ve Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın teknik düzeyde görüştüğünü söyleyen Bakan Fidan, sözlerine şöyle devam etti: "Genel Karargah’ın yapısı nasıl olacak, hangi birimde kaç kişi görev alacak gibi hususları görüşüyoruz. Bu süreç tamamlanmak üzere. Amacımız Mekke İttifakı’nı genişletmek. Bundan sonra atılacak adımlar daha somut olacak. Suudi Arabistan’ın hem güneyden hem kuzeyden vurulması, Irak’ta konuşlu saldırganlar tarafından hedef alınması kabul edilebilir bir şey değil. Yemen sorunu epeydir mevcut, çeşitli şekillerde çeşitli formlar alıyor. Olay kuzeyden ve güneyden kuşatmaya, kritik altyapıyı imha etmeye, sadece Suudi Arabistan’a değil, bölgeye zarar vermeye yönelik bir faaliyete dönüştüğünde hiç kimsenin buna tepkisiz kalması mümkün değil. Biz Mekke İttifakı’nın ruhuna uygun olarak davranıyoruz. Suudilerin yanında olduğumuzu zaten açıkladık. İlgili diğer taraflara da gerekli mesajları verdik. Bir dayanışma içerisindeyiz." "Çevremizde güvenlik alanında bu kadar sınama varken Yunanistan bunlara bir yenisini eklememeli" Bakan Fidan, Yunanistan’ın bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve kaosa sürüklemek isteyenlerin oyuncağı olmasını istemediklerini vurgulayarak, "İyi komşuluk ilişkisi içinde olmak istiyoruz. Özellikle güvenlikle ilgili yanlış anlaşılma olmamalı. İki taraf da bunların önüne geçmeli. Bizim, tabii ki belli adaların silahlandırılması yönünde çok ciddi hassasiyetimiz var. Bunları biliyorlar, bunu ilettik. Özellikle silahsız statüsü olan adaların silahlandırılması bizim için tehdit. Tabii bir de orada seçim süreci var. Yunan siyasetinde Türkiye aleyhtarlığı tarihi olarak yaygındır. Dikkatlerimizi en çok yoğunlaştırdığımız konulardan biri, uluslararası antlaşmalarla gayriaskeri statü altına alınan ve tartışmasız bir şekilde bu statünün muhafaza edilmesi gereken adalarda, Yunanistan’ın ahdi yükümlülükleri hilafına bir takım gayretler içine girmesidir. Bu aslında yeni bir durum değil. 1960’lardan beri yaşanan ve birbiriyle bağlantılı Ege sorunlarının önemli bir boyutunu oluşturan bir mesele. Biz Türkiye olarak 1960’lardan bu yana gerekli tepkimizi ortaya koyduk, gerek ikili kanaldan Yunanistan’a uyarılarımızı ve itirazlarımızı yaptık, gerek NATO’da konu gündeme geldiğinde pozisyonumuzu ortaya koyduk, keza konuyu Birleşmiş Milletler’e de taşıdık. Komşumuz ve müttefikimiz Yunanistan’ı müttefiklik ruhuyla uyumlu, daha olgun bir şekilde ahdi yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. Çevremizde güvenlik alanında bu kadar sınama varken Yunanistan bunlara bir yenisini eklememeli. Son dönemde başlattığımız sorunları çözmeye yönelik olumlu atmosferi ve ruhu arttırarak devam ettirmeliyiz" ifadelerini kullandı. S-400 ile ilgili görüşmelerin de devam ettiğini söyleyen Fidan, ilgili tüm ülkeler arasında teknik müzakerelerin devam ettiğini kaydetti. "Diyarbakır’da Terörsüz Türkiye’nin ortaya koyduğu hedefin benimsendiğini gözlemledik" Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretlerini de değerlendiren Fidan, ziyaret esnasında ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin çok büyük bir kabul gördüğünü gözlemlediklerini belirterek, "Terörsüz Türkiye’nin ortaya koyduğu hedefin benimsendiğini gözlemledik. Çok sayıda STK ve değişik siyasi görüşlere mensup insanlarla bir araya geldik. Örgütün silah bırakmayı deklare etmiş olması toplum tabanında büyük bir memnuniyet oluşturmuş. Artık sorunların silahsız tartışılması meselesi konusunda bir anlayış oluşmuş. Ekonomik konuların, kalkınmanın ön plana çıkması isteniyor. Bölgenin sanayisi nasıl geliştirilir, altyapı konusunda hangi adımlar atılmalı, nerelere sınır kapısı gerekir, komşu ülkelerle ticaret nasıl artırılır gibi konuları toplantılarımızda ele aldık. 5-6 yıldır zaten bir silahlı konu yok ortalıkta. Ama bunun kalıcı olarak bitecek olması, büyük yatırımların korkusuzca oraya gelmesini temin edecek. İnsanlar özellikle kimlik inkarının AK Parti’yle beraber kalkmış olmasını önemsiyorlar. Eylül 2013’teki Demokratikleşme Paketi ile Türkiye’de seçmeli dilin de önü açıldıktan sonra Kürtlerin problem alanı olan kimlik inkarı meselesi çözülmüş oldu" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.