Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yorgunluk

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yorgunluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yorgunluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Her dönemde farklı bir beslenme programına gerek yok Haber

Her dönemde farklı bir beslenme programına gerek yok

Kadınların adet öncesi dönemde şişkinlik, cilt değişiklikleri, yorgunluk, ruh hali değişiklikleri ve kendisini görünüş olarak daha kötü hissetmesi, sosyal medyada "luteal uglies" yani "luteal çirkinlikler" ifadesiyle gündem oldu. Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Doç. Dr. Çiğdem Pulatoğlu, adet öncesi dönemde yaşanan fiziksel ve ruhsal değişimlere dair önemli bilgiler vardı. Medicana Ataköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Doç. Dr. Çiğdem Pulatoğlu, adet döngüsü boyunca östrojen ve progesteron düzeylerinde meydana gelen değişimlerin yalnızca üreme sistemini değil, beyin, cilt, uyku, iştah ve sıvı dengesi gibi birçok sistemi etkileyebildiğini belirterek, "Burada önemli olan yalnızca hormonların düzeyi değil, kişinin bu hormonal değişimlere verdiği yanıttır. Aynı hormonal değişikliği yaşayan iki kadından biri hiçbir belirti yaşamazken, diğerinde belirgin ruhsal ve fiziksel yakınmalar ortaya çıkabilir" dedi. Hormonlarda iniş çıkışlar oluyor Yumurtlamanın ardından başlayan luteal dönemde progesteron yükselirken, östrojenin de bir süre daha yüksek seviyelerde seyrettiğine değinen Doç. Dr. Çiğdem Pulatoğlu, "Gebelik oluşmadığında ise döngünün sonuna doğru her iki hormonun düzeyi düşüyor ve adet kanaması başlıyor. Bu hormonal dalgalanmalar bazı kadınlarda adet öncesi belirtilere yol açabilir. Adet öncesinde sinirlilik, tahammülsüzlük, daha kolay ağlama, kaygı, konsantrasyon güçlüğü ve motivasyon azalması görülebilir. Fiziksel olarak ise yorgunluk, baş ağrısı, meme hassasiyeti, karında şişkinlik, ağrı, uyku bozukluğu ve iştah değişiklikleri yaşanabilir. Özellikle 'Adetim yaklaşınca sürekli çikolata istiyorum', 'Karnım balon gibi oluyor' veya 'Cildim bir anda bozuldu' şeklindeki şikâyetlerin de biyolojik bir karşılığı vardır ancak bunlar her kadında aynı görünmeyebilir" şeklinde görüş verdi. Adet öncesi sinirlilik sadece "mod değişikliği" değil Adet öncesinde ortaya çıkan sinirlilik ve tahammülsüzlüğün de bilimsel olarak tanımlanmış belirtiler arasında yer aldığını belirten Doç. Dr. Pulatoğlu, "Östrojen ve progesterondaki değişiklikler serotonin ve GABA gibi nörotransmitter sistemlerini etkileyebilir. Bunun yanında uyku bozukluğu, şişkinlik, ağrı ve iştah değişiklikleri de kişinin stres eşiğini düşürebilir. Normalde kolaylıkla tolere ettiğimiz bir durum, adet öncesinde çok daha rahatsız edici hale gelebilir. Ancak yaşanan her duygusal değişiklik de hormonlara bağlanmamalı. Belirtiler her ay belirgin şekilde tekrarlıyor ve kişinin iş, sosyal yaşam veya ilişkilerini etkiliyorsa daha ağır bir premenstrüel tablo olan PMDD açısından değerlendirme yapılması gerekir" şeklinde konuştu. Tartıdaki birkaç günlük artışın tamamı yağ değildir Luteal dönemde yalnızca ruh halinde değil, görünüşte de geçici değişiklikler yaşanabileceğini belirten Doç. Dr. Pulatoğlu, "Bu dönemde özellikle ciltte yağlanma ve akne eğiliminde artış olabilir. Ayrıca karın, meme, el ve yüzde dolgunluk hissedilebilir. Tartıda birkaç günlük artış da görülebilir. Ancak bu artışın tamamını yağlanma olarak değerlendirmemek gerekir. Geçici sıvı tutulumu önemli bir rol oynayabilir" dedi. Her dönemde farklı bir beslenme programına gerek yok "Luteal dönemde mutlaka protein ağırlıklı beslenmek gerekir" şeklinde bir kural olmadığını ifade eden Doç. Dr. Çiğdem Pulatoğlu, "Yeterli protein, sebze ve meyveler, tam tahıllar, baklagiller ve sağlıklı yağları içeren dengeli bir beslenme temel yaklaşım olmalı. Adet öncesinde karbonhidrat ve tatlı isteği artabilir. Bu nedenle karbonhidratı tamamen kesmek yerine yulaf, bulgur, tam tahıllar, patates ve baklagiller gibi kompleks karbonhidratları tercih etmek daha doğru. Fiziksel egzersiz de bırakılmamalıdır. Adet döneminde ağrı veya yorgunluk varsa yürüyüş, yoga, pilates veya daha hafif egzersizler tercih edilebilir. Enerjimizin yüksek olduğu dönemlerde daha yoğun antrenmanlar yapılabilir. Luteal dönemin sonlarında yorgunluk veya ağrı artıyorsa egzersizin şiddetini azaltmak mantıklıdır" ifadelerini kullandı. Adet öncesi uyku da bozulabilir Hormonal değişimlerin uyku düzenini de etkileyebildiğini belirten Doç. Dr. Pulatoğlu, özellikle luteal dönemin sonlarında bazı kadınlarda uykuya dalma güçlüğü, gece uyanmaları veya sabah yorgun uyanma görülebileceğini söyledi. Adet öncesinde hafif düzeyde PMS belirtilerinin yaygın olduğunu ancak belirtilerin şiddetli olması durumunda profesyonel değerlendirme gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Çiğdem Pulatoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Her ay adet öncesinde birkaç gün süren hafif değişiklikler yaşayabiliriz. Ancak yoğun depresif duygu durum, belirgin kaygı, kontrol edilmesi güç öfke veya günlük yaşamı, iş hayatını ve ilişkileri ciddi şekilde etkileyen belirtiler varsa bunu yalnızca 'hormonlarım böyle' diyerek kabullenmemek gerekir. PMDD gibi tedavi edilebilir tablolar söz konusu olabilir. Önemli olan kendi döngümüzü tanımak, belirtilerimizi takip etmek ve yaşam kalitemizi etkileyen durumlarda destek almaktır."

VİTAMİN EKSİKLİKLERİ HAYAT KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR Haber

VİTAMİN EKSİKLİKLERİ HAYAT KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR

Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Elyesa Karaca, vitamin eksikliklerinin dünya genelinde oldukça yaygın görüldüğünü belirterek, erken teşhis ve doğru tedaviyle çoğu eksikliğin önlenebilir ve kontrol altına alınabilir olduğunu söyledi. Vitaminlerin, vücudun ihtiyaç duyduğu ancak çok küçük miktarlarda alınmasına rağmen hayati görevler üstlenen mikro besinler olduğunu ifade eden Uzman Dr. Elyesa Karaca, eksikliklerin yalnızca yetersiz beslenmeye bağlı gelişmediğini vurguladı. Uzman Dr. Elyesa Karaca, “Kişi düzenli ve sağlıklı beslendiğini düşünse bile bazı hastalıklar, ilaç kullanımı, sindirim sistemi sorunları ya da emilim bozuklukları nedeniyle vitamin eksikliği yaşayabilir. Bu nedenle uzun süren şikâyetler dikkate alınmalı ve mutlaka değerlendirilmelidir” dedi. Vitamin eksikliği belirtileri Vitamin eksikliklerinin belirtilerinin hangi vitaminin eksik olduğuna ve eksikliğin derecesine göre değişebildiğini belirten Uzman Dr. Elyesa Karaca, bazı işaretlerin toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman farklı nedenlere bağlandığını söyledi. Sürekli yorgunluk hissi, halsizlik, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü ve unutkanlığın bazı vitamin eksikliklerinin habercisi olabileceğini belirten Dr. Elyesa Karaca, ciltte kuruluk, döküntü, saç dökülmesi ve tırnak kırılmalarının da önemli belirtiler arasında yer aldığını ifade etti. Görme problemleri, gece görmede zorlanma, kas güçsüzlüğü, denge kaybı, ellerde ve ayaklarda uyuşma ya da karıncalanma gibi sinir sistemi belirtilerinin de vitamin eksikliğine işaret edebileceğini kaydeden Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Elyesa Karaca, duygu durum değişiklikleri, huzursuzluk ve depresif hislerin de bazı vitamin yetersizliklerinde ortaya çıkabileceğini dile getirdi. Her eksiklik yalnızca beslenmeyle ilgili değil Vitamin eksikliklerinin yalnızca yanlış beslenme alışkanlıklarından kaynaklanmadığını vurgulayan Uzman Dr. Elyesa Karaca, birçok farklı sağlık sorununun da bu tabloya neden olabileceğini söyledi. Özellikle mide ve bağırsak sistemi hastalıkları, uzun süreli aşırı alkol kullanımı, bazı genetik hastalıklar ve bağışıklık sistemi sorunlarının vitamin emilimini olumsuz etkileyebildiğini belirten Dr. Elyesa Karaca, vegan ve vejetaryen beslenme biçiminde de bazı vitaminlerin yeterli alınamama riskinin bulunduğunu ifade etti. Bazı ilaçların da vitamin düzeylerini etkileyebildiğini dile getiren Dr. Elyesa Karaca, özellikle diyabet ilaçları, bazı antibiyotikler ve mide-bağırsak sistemi üzerinde etkili ilaçların uzun süreli kullanımında doktor kontrolünün önemli olduğunu söyledi. Uzman Dr. Elyesa Karaca, “Özellikle D vitamini eksikliği güneş ışığından yeterince yararlanamayan kişilerde daha sık görülüyor. B12 vitamini eksikliği ise vegan beslenen bireylerde ve emilim problemi yaşayan hastalarda daha yaygın karşımıza çıkabiliyor” diye konuştu. Tedavi edilmezse ciddi sonuçlara yol açabiliyor Vitamin eksikliklerinin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Uzman Dr. Elyesa Karaca, tedavi edilmeyen bazı eksikliklerin sinir hasarı, bağışıklık sisteminin zayıflaması, görme kaybı ve nörolojik problemlere kadar ilerleyebileceğini söyledi. Bazı vitamin eksikliklerinin çocuklarda büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkileyebildiğini, gebelik döneminde ise doğumsal anomaliler riskini artırabildiğini belirten Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Elyesa Karaca, bu nedenle özellikle risk grubundaki bireylerin düzenli kontrollerini aksatmaması gerektiğini ifade etti. Basit bir kan testiyle tespit edilebiliyor Vitamin eksikliklerinin çoğu zaman kan testleriyle kolaylıkla saptanabildiğini belirten Uzman Dr. Elyesa Karaca, düzenli sağlık kontrollerinin önemine dikkat çekti. Uzman Dr. Elyesa Karaca, “Bazı vitamin eksiklikleri aylar boyunca belirti vermeyebilir. Bu nedenle yalnızca şikâyet olduğunda değil, rutin kontroller sırasında da vitamin düzeylerinin değerlendirilmesi önemlidir. Erken teşhis, olası kalıcı hasarların önüne geçebilir” dedi. Vitamin eksikliklerini önlemenin en etkili yolunun dengeli ve çeşitli beslenme olduğunu söyleyen Uzman Dr. Elyesa Karaca, sebze, meyve, kaliteli protein kaynakları ve vitamin yönünden zengin besinlerin düzenli tüketilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Doktor önerisi olmadan bilinçsiz vitamin kullanımının doğru olmadığını vurgulayan Dr. Elyesa Karaca, “Her eksiklik aynı değildir. Kişinin ihtiyacına göre planlanan tedavi daha etkili sonuç verir. Bu nedenle vitamin takviyeleri mutlaka uzman kontrolünde kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Sahuru ihmal etme, uyuma! Haber

Sahuru ihmal etme, uyuma!

Özel Keşan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Esra Meltem Karahan, Ramazan ayında sağlıklı beslenme konusunda açıklamada bulunurken, sahurun önemine dikkat çekti. Karahan, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sahura kalkmak gün içerisindeki açlıktan ve sıvı kaybından en az etkilenmenizi ve daha enerjik bir gün geçirmenizi sağlayacaktır. Sakın uykuya yenilmeyin ve sahuru geçiştirmeyin. Ramazan ayında sahura kalkmadan oruç tutamayanlar, güzel sahur sofraları hazırlayanlar olduğu gibi, uykusundan vazgeçemeyip iftar ile ya da sadece sahurda su içerek oruç tutanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Peki, uykudan az da olsa fedakârlık edip sahura kalkarak oruç tutmak gerçekten önemli mi? Evet. Bu 30 günlük sürede her gün aynı enerjiyle günü bitirmek, günlük aktiviteleri keyifle yerine getirmek, sağlığınızdan ödün vermemek istiyorsanız sahuru ihmal etmeyin. Günlük hayatınızdaki az ve sık beslenme kuralını uyarlayarak gün içerisinde alamadığınız besin öğesi ihtiyaçlarınızı dengeli bir şekilde sağlayabilirsiniz. Ramazanda sağlıklı beslenmeye giden yol az önce söylediğim gibi “sahur” dan geçiyor. Ortalama 13 saatlik bir sürede oruç tuttulduğu için gün içerisinde kan şekeri düşebiliyor. Eğer kişiler sahura da kalkmıyor ise kan şekerinin düşüşü günün erken saatlerinde başlayıp, daha düşük değerlere ulaşabiliyor. Bu da gün içerisinde halsizlik, yorgunluk, uyku hali ve enerji düşüklüğü ile sonuçlanabiliyor. Sahura kalkarak gün içerisindeki kan şekeri düşüklüğü, yorgunluk, halsizlik, sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon yükselmesi, vücudun susuz kalması gibi bir çok durumu engellemiş olursunuz. Sahurda tercih edilen yiyeceklerde en az sahura kalkmak kadar önemlidir. Genel olarak midede uzun süre kalarak tok kalmanızı sağlayacak, kan şekerinde ani değişiklik yaratmayacak ve sıvı dengesini sağlayacak besinler seçilmelidir. SAHUR SEÇİMLERİ NASIL OLMALI? Yeniden uykuya geçişe uygun olmalı, Gün boyu tok kalmanıza yardım etmeli, Tuz oranı yüksek olmamalı, Yeterli sıvıyı içermeli, Yeterli lifi sağlamalı, Protein, karbonhidrat ve yağ içeren besinlerden oluşmalı, Vitamin ve mineral alımını desteklemeli, Kolay hazırlanabilir ve pratik yenebilir olmalı. Sahurda yapılacak güzel bir kahvaltı, bir gün sonrasının orucuna hazırlık için idealdir. İftarda olduğu gibi sahurda da ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınmalıyız. Peynir, yumurta, süt, lifli gıdalar, ideal bir sahur sofrası için yeterlidir. Susuzluğu arttıracağı için sahurda zeytin yerine 4-5 ceviz veya 10-15 badem fındık gibi seçimler, 1-2 tatlı kaşığı zeytinyağı daha iyi bir tercih olarak karşımıza çıkar. Ana yemek tercih edilirse; kıymalı veya tavuklu sebze yemekleri, baklagiller, bulgur, kepekli makarna, mercimek ve bulgur eklenmiş tahıllı çorbalar tercih edilebilir. Sıvı desteği için; şekersiz komposto, ayran, bitki çayları, şekersiz limonata, bol su ve maden suyu seçilebilir. SAHUR İÇİN ÖRNEK MENÜLER Örnek Menü-1: 1 bardak süt, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, 1 dilim az tuzlu peynir, 1 haşlanmış yumurta, yeşillik, 2-3 ceviz, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su Örnek Menü-2: 1 kase sebze çorbası, 1 küçük tabak kıymalı makarna, 1 kase yoğurt, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su. Örnek Menü-3: 1 bardak ayran, sebzeli menemen, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 10-15 tane badem-fındık, 2 -3 bardak su.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.