Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yök

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yök haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yök haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BUÜ, 2026 yılında da ’Araştırma Üniversitesi’ ünvanını korudu Haber

BUÜ, 2026 yılında da ’Araştırma Üniversitesi’ ünvanını korudu

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı tarafından açıklanan 2026 yılı performans değerlendirme sonuçlarına göre Türkiye’nin seçkin "Araştırma Üniversiteleri" ligindeki yerini bir kez daha başarıyla korudu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Araştırma Üniversiteleri 2026 Yılı Performans Değerlendirme Toplantısı, devletin zirvesini ve akademik dünyayı bir araya getirdi. Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel katıldı. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı, BUÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Halil Sağlam ve Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Enes Yiğit de törende yerini aldı. Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Araştırma Üniversiteleri Destek Programı (ADEP) kapsamında bütçenin istikrarlı bir şekilde artırıldığını müjdeledi. Yılmaz, 2022 yılında 115,2 milyon lira olan destek miktarının, 2026 yılında merkezi bütçeden tahsis edilen 1,4 milyar liraya ulaştığını ve bu kaynakla 548 projenin desteklendiğini açıkladı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ise üniversitelerin sadece kampüslerle sınırlı kalmayıp ürettikleri bilimsel çıktıları toplumsal etkiye dönüştürmeleri gerektiğinin altını çizdi. Açıklanan verilerin ardından değerlendirmelerde bulunan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin başarı grafiğini ve gelecek vizyonunu şu sözlerle aktardı; "Bursa Uludağ Üniversitesi olarak, YÖK Başkanlığımız tarafından titizlikle yürütülen bu süreçte yerimizi korumaktan ve bu elit ligin bir parçası olmaya devam etmekten gurur duyuyoruz. Ancak mevcut durumumuzu asla yeterli görmüyoruz. Sıralamada kalıcı bir yer edinmek ve güçlü bir yükseliş trendi yakalamak adına akademik kadromuzla birlikte gece gündüz çalışıyoruz. Temel ve en büyük hedefimiz, önümüzdeki süreçte performansımızı daha da yukarılara taşıyarak ilk 10 üniversite arasına girmek ve orada kalıcı olabilmektir." Üniversitenin araştırma kapasitesini artırmak için AR-GE ve yenilikçi projelere öncelik vermeye devam edeceklerini belirten Rektör Yılmaz, elde edilen bu başarıda emeği geçen tüm akademisyenlere, araştırmacılara ve idari personele teşekkürlerini iletti.

BUÜ’de genç araştırmacılarla "Öncelikli Alan" buluşması Haber

BUÜ’de genç araştırmacılarla "Öncelikli Alan" buluşması

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Araştırma Üniversitesi vizyonu doğrultusunda nitelikli yayın kapasitesini artırmak ve araştırma ekosistemini güçlendirmek amacıyla stratejik bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. YÖK tarafından BUÜ’ye tahsis edilen Öncelikli Alan Araştırma Görevlilerinin katılımıyla düzenlenen toplantı; Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca ve genç araştırmacıların katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin araştırma odağını güçlendirmek adına kurumsal altyapıyı sürekli geliştirdiklerini ifade etti. SciVal ve LABSİS gibi sistemlerle akademik verileri ve cihaz envanterini şeffafça izlenebilir hale getirdiklerini belirterek merkez laboratuvar altyapısını akademisyenlerin hizmetine açtıklarını kaydeden Yılmaz, "Nitelikli insan kaynağını üniversite bünyesinde tutmak ve yetenekli akademisyenleri yapımıza kazandırmak temel önceliklerimiz arasındadır. Genç araştırmacılarımızdan beklentimiz, kendi uzmanlık alanlarında derinleşirken farklı disiplinlerle de etkileşim kurmaları ve güçlü bir akademik performans sergilemeleridir. Katma değerli yayın üreten ve projeleriyle öne çıkan tüm akademisyenlerimizin her zaman destekçisi olmaya devam edeceğiz" mesajını verdi. Toplantıda öncelikli alan araştırmacılarına ilişkin performans göstergelerini ve veriye dayalı izleme süreçlerini paylaşan Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca; Scopus ve SciVal veri tabanları üzerinden Q1 seviyesindeki yayınların ve dış kaynaklı projelerin yakından takip edildiğini aktardı. Amacın sadece veriyi izlemek değil, sürdürülebilir bir araştırma ekosistemi oluşturmak olduğunu belirten Karaca, "Genç araştırmacılarımızın bilimsel üretkenliklerini artırmak, kurumumuzun uluslararası görünürlüğüne katkı sağlamak ve disiplinler arası ortak çalışma kültürünü kalıcı kılmak adına mentörlük ve proje desteklerimizi aralıksız sürdürüyoruz" dedi. Akademi ile sanayi arasındaki etkileşimin ve ortak proje kültürünün önemine de değinen Karaca, Proje Ofisi’ndeki uzman kadro ve gönüllü mentör hocalarla araştırmacılara sürekli rehberlik sağladıklarını ifade ederek, düzenledikleri tematik etkinlikler ve akredite test imkânlarıyla üniversiteyi üst sıralara taşımayı hedeflediklerini sözlerine ekledi. Toplantı, araştırmacıların kendilerini ve çalışma alanlarını tanıtmalarının ardından, yeni döneme dair başarı dilekleri ve temennilerle sona erdi.

BTSO ve YÖK iş birliğiyle Bursa uygulamalı eğitimin üssü oluyor Haber

BTSO ve YÖK iş birliğiyle Bursa uygulamalı eğitimin üssü oluyor

Üniversite-sanayi iş birliğinde yeni bir dönemin kapılarını aralayan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Bursa’yı uygulamanın pilot merkezlerinden biri yaparak öğrencilerin eğitim dönemlerini doğrudan işletmelerde geçirmesini sağlayacak kritik iş birliği protokolünü hayata geçirdi. BTSO ve YÖK ortaklığında imzalanan protokolle, işletmelerde mesleki eğitimin yaygınlaştırılması ve yükseköğretim programlarının doğrudan sanayinin ihtiyaçlarına göre güncellenmesi hedefleniyor. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın ev sahipliğinde düzenlenen imza törenine; YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Milletvekilleri Osman Mesten ve Mustafa Yavuz'un yanı sıra kent protokolü, üniversite rektörleri, akademisyenler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Toplantının açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel rekabette üstünlüğü belirleyen temel unsurun yüksek teknoloji ve güçlü üretim kapasitesinin ötesinde, bu sistemleri sevk ve idare edecek nitelikli insan kaynağı olduğunu söyledi. Eğitimi ekonomik kalkınmanın, üretimin ve rekabet gücünün tam merkezinde gördüklerini belirten Burkay, "Fabrikayı kurabilir, teknolojiyi ithal edebilir ve üretim kapasitenizi katlayabilirsiniz. Ancak o teknolojiyi geliştirecek ve üretimi geleceğe taşıyacak yetişmiş insan kaynağınız yoksa, yapılan yatırımları kalıcı başarılara dönüştüremezsiniz. Gençlerimizin sadece iyi bir teorik eğitim alması yetmiyor; öğrencilik yıllarında üretim ortamını tanımalarını, iş kültürünü öğrenmelerini ve mesleklerini reel sektörün kalbinde deneyimlemelerini hedefliyoruz" dedi. "Teknoloji değişiyorsa beceriler de değişecek" İşletmede Mesleki Eğitim Modeli ile üniversite ve iş hayatı arasındaki mesafeyi tamamen kaldırdıklarını vurgulayan İbrahim Burkay, yeni nesil fabrikalara eski dünyanın yetkinlikleriyle insan kaynağı yetiştirilemeyeceğinin altını çizdi. Burkay, "Söz konusu modelle öğrencilerimizi mezuniyet sonrasında iş hayatına hazırlamak yerine, eğitimleri devam ederken iş dünyasının bir parçası haline getiriyoruz. Makine değişiyorsa eğitim de değişecek, teknoloji değişiyorsa beceriler de dönüşecek. TÜİK verilerine göre 15-24 yaş grubundaki gençlerimizin yaklaşık yüzde 23’ü ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bir tarafta iş gücü piyasasına kazandırmamız gereken gençlerimiz, diğer tarafta bu kaynağa ihtiyaç duyan işletmelerimiz var. Doğru beceriyi, doğru eğitimle ve doğru iş fırsatıyla buluşturmak en temel önceliğimizdir" ifadelerini kullandı. "GUHEM lisemizi 15 Eylül'de açıyoruz" BTSO olarak insan kaynağının gelişimini bütüncül bir anlayışla ele aldıklarını hatırlatan Başkan Burkay, BUTGEM, Bursa Model Fabrika, MESYEB, BUTEKOM ve Yeni Nesil Araçlar Mükemmeliyet Merkezi gibi projelerle üretimin ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri şehre kazandırdıklarını söyledi. GUHEM’in ardından eğitim yatırımlarına bir yenisini daha eklediklerini duyuran Burkay, "GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Lisemizi 15 Eylül’de gerçekleştireceğimiz açılış töreniyle ilk öğrencileriyle buluşturuyoruz. YÖK ile imzaladığımız bu protokol ise tüm bu altyapıyı yükseköğretim sistemimizle buluşturan stratejik bir halkadır. Bursa’nın sanayi tecrübesi ile üniversitelerimizin akademik birikimini buluşturan bu vizyoner yaklaşımı için YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ise uzun yıllardır sürdürülen klasik staj uygulamalarının, öğrencilerin mesleki gelişimini destekleme ve sektörlerin beklentilerini karşılama bakımından artık yeterli olmadığını söyledi. Özvar, "Bu nedenle staj uygulamasını kısa süreli ve sınırlı bir deneyim olmaktan çıkararak eğitim sürecinin bütünleyici bir unsuruna dönüştürüyoruz" dedi. Yeni uygulamanın "uzatılmış staj" olmadığının altını çizen Özvar, işletmede geçirilen dönemin kredilendirileceğini, ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulacağını ve akademik olarak düzenli biçimde izleneceğini belirtti. Özvar, yeni model sayesinde öğrencilerin henüz üniversitedeyken üretim disiplinini, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü ve çalışma hayatının işleyişini öğrenme fırsatı bulacağını, işletmelerin de gelecekte istihdam edebilecekleri gençleri mezuniyetlerinden önce yakından tanıyacağını ifade etti. Eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki bağ güçlendirilecek Prof. Dr. Özvar, yeni yükseköğretim yaklaşımının temel ayaklarından birinin üniversiteler ile sektörler arasındaki ilişkinin yeniden kurulması olduğunu belirtti. "Üniversite-sektör iş birliğini bir tercihten ziyade sistemin işleyişi bakımından yapısal bir gereklilik olarak değerlendiriyoruz." diyen Özvar, eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki bağın zayıflamasının hem mezunların istihdama katılmasını güçleştirdiğini hem de sektörlerin nitelikli insan kaynağına erişimini zorlaştırdığını söyledi. Özvar, temel hedeflerini, "Yükseköğretim sistemimizin yetiştirdiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, kalıcı ve sürdürülebilir bir uyum oluşturmak" sözleriyle açıkladı. Özvar, "Sektör temsilcilerinin programların müfredatlarının güncellenmesi konusunda iş birliğini önemsiyoruz. Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesindeki 15 MYO’dan önce 5’inin, ardından 10’unun program müfredatlarının belirlenmesinde sizi iş birliğine davet ediyorum" dedi. Vali Ayyıldız: "Gençler geleceğe daha donanımlı hazırlanacak" Bursa Valisi Erol Ayyıldız da konuşmasında, protokolün karşılıklı ihtiyaçların birbirini tamamlamasına ve gençlerin geleceğe daha donanımlı ve hazırlıklı hâle gelmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Ayyıldız, yükseköğretim ile sanayi iş birliğinin güçlendirilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı ve protokolün hayırlı olmasını diledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feridun Yılmaz da üniversitenin meslek yüksekokulları ve öğrencileri açısından güçlü bir konumda bulunduğunu belirterek, "Güçlü firmaları bulunan bir ilde, güçlü meslek yüksekokullarının ve öğrencilerin bulunduğu bir üniversite olarak pilot iller içerisinde bu modeli en iyi şekilde ve layıkıyla uygulayan üniversitelerden biri olmak istiyoruz." dedi. Bursa Uludağ Üniversitesinin fiilen sanayiyle iş birliği içinde olan bir üniversite olduğunu vurgulayan Yılmaz, Yükseköğretim Kurulunun belirlediği çerçeve kapsamında 60 programla uygulamaya başlayacaklarını söyledi. 120 bin öğrenci iş hayatıyla buluşacak İşletmede mesleki eğitim modeli ilk olarak Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin üretim ve sanayi kapasitesi yüksek 7 pilot ilinde uygulanacak. Pilot uygulamayla klasik, kısa süreli staj modelinin yerine öğrencilerin bir veya iki dönem boyunca doğrudan işletmelerde eğitim aldığı yeni bir sisteme geçiliyor. İlk aşamada yaklaşık 120 bin öğrencinin eğitim gördüğü 185 mesleki ön lisans programı uygulama kapsamına alınacak. Yeni sistemde meslek yüksekokullarında 3+1 ve 2+2, lisans programlarında ise 7+1 ve 6+2 modelleri uygulanacak. Böylece öğrenciler yalnızca mezuniyet öncesinde birkaç haftalık staj yapmak yerine eğitimlerinin bir bölümünü doğrudan çalışma hayatının içinde geçirecek. Uygulama yalnızca üniversiteler ve işletmeler arasında yürütülmeyecek. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, meslek kuruluşları ve sektör temsilcileri de sürece katılacak. Eğitim programları sektörle birlikte oluşturulacak Yükseköğretim Kurulu ile BTSO arasında imzalanan protokolle Bursa’daki yükseköğretim programları ile sanayinin ihtiyaçları arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Sanayinin değişen ihtiyaçlarına göre mevcut eğitim programları güncellenecek, ihtiyaç duyulan alanlarda yeni programlar açılabilecek ve ders içerikleri sektör temsilcilerinin katkısıyla zenginleştirilecek. İşletmede mesleki eğitimin koordinasyonu için sektör temsilcileri, öğretim elemanları ve insan kaynakları uzmanlarının yer aldığı ortak çalışma grupları kurulacak. İşletmelerde öğrencilere rehberlik edecek eğitici personel de hizmet içi eğitimlerle desteklenecek. İş birliği kapsamında sektörün ihtiyaç duyduğu Ar-Ge çalışmalarının üniversitelerin bilimsel kapasitesiyle birlikte yürütülmesi de amaçlanıyor.

Bakan Tekin: " Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi gerici, sapkın bir azınlık diye tanımladılar" Haber

Bakan Tekin: " Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi gerici, sapkın bir azınlık diye tanımladılar"

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, "Ramazan ayında çocuklarımızın Türkiye Yüzyılı özelinde tanımladığımız merhamet, yardımlaşma, vatanseverlik, milli birlik gibi duygularla ilişkisini kurarak Ramazan ayında çocuklarımız Ramazan ayını yaşasınlar istedik. Maalesef Türkiye'de iktidar ne yapsa karşı çıkan birileri var. Öyle tuhaf argümanlarla karşı çıktılar ki, bir grup akademisyen bildiri yayınladı. Bildirilerinde ne dediler biliyor musunuz? Bir, Trump'ın ipine sarılmakla suçladılar beni. İki, gerici, sapkın bir azınlık diye bizi tanımladılar. Ramazan ayını bu şekilde değerlendirdiğimiz için. Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi toplumu Talibanlaştırmakla suçladılar. Bunu isimlerinin başında unvanları olan, kendilerince saygın olduğunu iddia eden kişiler yaptı" dedi. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Genç Diplomasi Derneği (GDD) tarafından Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda gerçekleştirilen Bosphorus Diplomasi Formuna katılım sağladı. Salı günü başlayan formun 4'üncü gününde gençlerle bir araya gelen Bakan Tekin, ‘ Yeni Yüzyılda Eğitimin Dönüşümü' isimli panelde BDF'26 Akademi Başkan Yardımcısı Mutullah Ömer Faruk Yayan, BDF'26 Halkla İlişkiler Başkan Yardımcısı Elif Toprak ve BDF'26 Halkla İlişkiler Başkanı Ömer Can'ın sorularını yanıtladı. Yapay zekanın eğitim ve öğretime etkisiyle ilgili soruyu yanıtlayan Bakan Tekin, "İki tane bakış açısı var. Birinci bakış açısı, önümüzdeki süreçte öğretmenlere ihtiyaç kalmayacak, her şeyi yapay zeka üzerinden yürüyecek. Ben bu bakış açısına katılmıyorum. Bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Ben ikincisini söyleyeceğim taraftayım. Eğitim ve öğretim süreçleri daha da form değiştirecek. Okulda öğretmenlerimizin daha az bilgi verdiği ama birlikte yaparak ürettikleri, birlikte yaparak öğrencilere rehberlik ettiği bir forma dönüşecek öğretmenlik ve okullardaki eğitim öğretim süreçleri. Buraya dönüştüğü zaman öğrencilerin yapay zekadan herhangi bir ödevi ya da bir projeyi kolaycılıkla yapmasını da bir problem olmaktan çıkaracak. Oradan bilgiyi alması, okulda öğretmeniyle birlikte bunu hayata geçirmesine engel olmayacak, tam tersine kolaylaştıracak." dedi. Yapay zeka uygulamalarının inanılmaz derecede hızlı geliştiğine dikkat çeken Tekin, "Ama önemli olan şey şu, bakış açımızı şöyle oturtmamız lazım; yapay zekayı insan hayatını kolaylaştıran, insan hayatını anlamlı hale getiren ve en sonunda benim forumun konusuyla da ilgili olduğu biçimde insanlığı önceleyen bir arka plan yazılımına dönüştürebilmek lazım. Hep beraber bunu oluşturabilmeliyiz. Ben bundan 10 yıl sonra öğretmen arkadaşlarımızın yapay zekadan yaygınlaştığı bir eğitimde öğretmen arkadaşlarımızın rolünün insanlara bilgi vermek değil, rehberlik etmek; birlikte bir sosyal projeyi yapmak, birlikte bu konuda etkinlikler organize etmek yani eğitim öğretim süreçlerinde öğrendikleri şeyi toplumun yararına kullanabilecek rehberlik faaliyetlerine dönüşeceğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı. " Asli vazifemiz bize emanet edilen çocuğu manevi değerlerine sahip çıkan, ülkesine sadakatle bağlı bir şekilde yetiştirmek" "Müfredatınız ile ahlaki, erdemlilik farkındalığını pekiştiren faaliyetler hakkındaki soruyu da yanıtlayan Bakan Tekin, "Benim Milli Eğitim sistemiyle ilgili en önemli beklentim; Milli Eğitim Bakanlığının kendisine emanet edilen, 12 yıl boyunca emanet edilen bir genci, bir çocuğu önce bu ülkeye, bu ülkenin geleceğine, bu ülkenin geçmişine, içinde yaşadığı milletin değerlerine, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, ülkesine sadakatle bağlı bir şekilde yetiştirmek. Bize emanet edilen çocuklarla ilgili asli vazifemiz bu. O yüzden bizim Bakanlığımızın adı Milli Öğretim değil de Milli Eğitim Bakanlığı. Bunu yapmak bizim kanunen asıl görevimiz burası. Diğer kısmını da yapacağız kuşkusuz. Öğretimle ilgili kısmını. Ama ikisinden herhangi birini ihmal etmemeliyiz." şeklinde konuştu " Biz çocuklarımızı barış, insan hakları konusunda eğitmemiz lazım, farkındalık oluşturmamız lazım" 2023'ten itibaren de yapılan etkinliklerin, özellikle daha eksik olduğu düşünülen milli ve manevi değerlere sahip çıkılması konusundaki hassasiyeti artırmak üzere yapıldığını aktaran Tekin, şunları söyledi: Müfredatın içerisine milli ve manevi değerlerimizi yerleştirdik. Başladığımız günden beri de yani 2023'ten beri bu ülkede çocuklarımızın konjonktürel olarak gündeminde olan, takvim olarak gündeminde olan, ülke gündeminde olan bazı şeyleri çocuklarımız okullarda bu felsefeye uygun bir biçimde algılasınlar diye etkinlikler yaptık. Mesela unutulduğu için hatırlatmakta fayda var; İsrail'in Filistin'e, Gazze'ye ilk saldırısı başladığı yıl, Ekim ayında hemen Pazartesi günü okullarımızda çocuklar öğrensin diye 1 dakikalık saygı duruşuyla başladık. Her eğitim-öğretim döneminde bu tür konuları önceledik. Geçtiğimiz yıl İsrail-Filistin barış yani İsrail saldırılarının durdurulacağı ateşkes olduğu gelince bu sefer o eğitim-öğretim dönemini biz Çanakkale'den Gazze'ye Vatan Savunması temasıyla başlattık. Ateşkes sonra da Filistin'deki kardeşlerimize destek olacak nitelikte okullarımızda hayır etkinliği düzenledik. Bu, çocuklarımızın dünyada insan hakları hani Cumhurbaşkanımız diyor ya dünyada 5'ten büyüktür dünyada insan haklarının, barışın egemen bulunması bizim atalarımızın, dedelerimizin önemsediği bir konuydu. Dünyanın neresine giderseniz gidin bir zulüm söz konusu olduğunda, bir baskı söz konusu olduğunda insanlar Türk'ler gelecek bizi kurtaracak diye beklenti içerisindedir Dolayısıyla biz çocuklarımızı barış, insan hakları konusunda eğitmemiz lazım, farkındalık oluşturmamız lazım. Oradan başladık. Geçtiğimiz yıl Ramazan'dan önceki Şubat ayında da okulları başlatırken bayrak sevgisiyle başladık. Bayrağın ne anlama geldiğini çocuklar bilsinler" "Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi toplumu Talibanlaştırmakla suçladılar" Ramazan ayında yapılan etkinliklere de değinen Tekin, "Ramazan ayı bizim açımızdan, bizim toplumumuzda önemli bir ay. Ramazan ayında oruç tutulsun tutulmasın insanlar komşularını iftara çağırırlar, ihtiyaç sahiplerine yardım ederler, birlikte oruç açarlar, birlikte sahur yaparlar. Böyle manevi anlamda yardımlaşma ikliminin azami noktaya çıktığı bir dönem Ramazan ayı. Ve böyle baktığımızda da ülkede ulusal birlik açısından çok önemli. Biz de Ramazan ayında çocuklarımızın Türkiye Yüzyılı özelinde tanımladığımız merhamet, yardımlaşma, vatanseverlik, milli birlik gibi duygularla ilişkisini kurarak Ramazan ayında çocuklarımız Ramazan ayını yaşasınlar istedik. Maalesef Türkiye'de iktidar ne yapsa karşı çıkan birileri var. Öyle tuhaf argümanlarla karşı çıktılar ki bir grup akademisyen bildiri yayınladı. Bildirilerinde ne dediler biliyor musunuz? Bir, Trump'ın ipine sarılmakla suçladılar beni. İki, gerici, sapkın bir azınlık diye bizi tanımladılar. Ramazan ayını bu şekilde değerlendirdiğimiz için. Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi toplumu Talibanlaştırmakla suçladılar. Bunu isimlerinin başında unvanları olan, kendilerince saygın olduğunu iddia eden kişiler yaptı. Bakın bu eleştiri değil. Bu bir hakaret. Bir, bana 'gerici, sapkın bir azınlık' diyorsun. İki, benim yaptığım şeylerle toplumun değerleri arasındaki bağlantıyı kurduğum için toplumu da 'Talibanlaşmış' sayıyorsun. Dolayısıyla ben de bunun üzerine arkadaşlara 'Suç duyurusunda bulunun' dedim. Olmaz, hakaret çünkü. Ve Ramazan ayında böyle bir şeyi yaşadık ve tüm bu eleştirilere rağmen Milli Eğitim camiasında, toplumda çok güzel karşılık buldu ve istediğimiz şekilde Ramazan ayı toplumda bir farkındalık oluşturdu yardımlaşma, dayanışma açısından. Çok güzel bir etkinlik oldu. O yüzden bu etkinliğe destek olan öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum." diye konuştu. " Sınavla ilgili hiçbir değişiklik şu an gündemimizde yok" YKS ile ilgili soruya da cevap veren Tekin, " ‘Yeni müfredat geldi, sınav sistemi değişiyor.' diye bir spekülasyon yapıyorlar. Böyle bir şey yok arkadaşlar şu an gündemimizde. Ne bizim, ne de YÖK'ün gündeminde. Sınav sistemine ilişkin bir değişiklik yok. Yani ne liselere geçiş, ne üniversiteye geçiş. Ama ne değişmesi lazım? Hem liselere geçiş, hem üniversiteye geçiş sınavlar müfredattan olduğuna göre. Eski müfredata göre olan soruların önümüzdeki yıldan itibaren artık bir esprisi kalmayacak. Dolayısıyla, arkadaşlarımızın ona dikkat etmesi lazım. Şu anda hem ÖSYM, hem bizim bakanlık, bu yıl değil de bir sonraki yılın LGS ve YKS soruları için yepyeni bir havuz oluşturuyor. Sınavla ilgili bir değişiklik yok ama, sınavın içeriği ve soru havuzu yeni müfredata göre olacak. Öyle olmak zorunda zaten. Çünkü biz diyoruz ki; zaten sınav müfredattan olacak, Milli Eğitim'in ders kitaplarından olacak. Ortaöğretim, lise müfredatından çıkartıldıysa ondan soru sormayacağız demektir. Yapacağımız değişiklik sadece bu. Birileri sınav sistemini "Şöyle değiştiriyorlar, böyle değiştiriyorlar." diye bir şeyleri yazıyorlar, çiziyorlar sağda solda. Ben görünce ben de şaşırıyorum, nereden çıkartıyorlar bunları? Öyle bir şey yok. Sınavla ilgili hiçbir değişiklik şu an gündemimizde yok. Sadece dediğim gibi, sorular eski müfredata göre olan soru havuzu doğal olarak gözden geçirilecek. Yeni müfredata göre bir soru havuzu olacak" ifadelerini kullandı.

Kestel Belediyesi ile Bursa Uludağ Üniversitesi arasında ‘İşletmede Mesleki Eğitim’ Protokolü imzalandı Haber

Kestel Belediyesi ile Bursa Uludağ Üniversitesi arasında ‘İşletmede Mesleki Eğitim’ Protokolü imzalandı

Kestel Belediyesi, gençlerin mesleki gelişimine katkı sunacak önemli bir iş birliğini daha hayata geçirdi. Bursa Uludağ Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Peyzaj ve Süs Bitkileri Yetiştiriciliği Programı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından pilot üniversitelerde uygulanan 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim (İME) modeli kapsamında İşletmede Mesleki Eğitim Protokolü imzalandı. Gençlerin eğitimine ve mesleki gelişimine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdüren Kestel Belediyesi, üniversite-belediye iş birliğine yeni bir halka daha ekledi. Hayata geçirilen iş birliği kapsamında Kestel Belediyesi Peyzaj ve Süs Bitkileri Yetiştiriciliği Programı öğrencilerine uygulamalı eğitim imkânı sunacak. İmzalanan protokol kapsamında Bursa Uludağ Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Peyzaj ve Süs Bitkileri Yetiştiriciliği Programı öğrencileri, eğitimlerinin uygulamalı bölümünü Kestel Belediyesi bünyesinde gerçekleştirecek. Öğrenciler, belediyenin Park ve Bahçeler Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili birimlerinde görev alarak teorik eğitimlerini uygulamayla pekiştirme fırsatı bulacak. Öte yandan uygulamalı eğitim süresince öğrenciler; peyzaj düzenlemeleri, yeşil alanların planlanması ve bakımı, süs bitkileri yetiştiriciliği ile çevre düzenleme çalışmalarına aktif olarak katılacak. Böylece hem mesleki bilgi ve becerilerini geliştirecek hem de çalışma hayatını mezun olmadan önce yakından tanıma imkânı elde edecek. Başkan Erol, "Teorik Bilgi İle Uygulamayı Buluşturan Bu İş Birliğinin Hem Öğrencilerimiz Hem De İlçemiz Adına Hayırlı Olmasını Diliyorum" İmzalanan protokole ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, eğitime yapılan her yatırımın geleceğe yapılan yatırım olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Gençlerimizin eğitim hayatını destekleyen her çalışmayı önemsiyoruz. Üniversitelerimizle kurduğumuz iş birlikleri sayesinde öğrencilerimiz mesleklerini sahada öğrenme fırsatı bulurken, bizler de onların gelişimlerine katkı sunuyoruz. Teorik bilgi ile uygulamayı buluşturan bu iş birliğinin hem öğrencilerimiz hem de ilçemiz adına hayırlı olmasını diliyorum."

Balıkesir Üniversite'sine 309 personel Haber

Balıkesir Üniversite'sine 309 personel

Balıkesir Üniversitesi, farklı kadrolarda görevlendirilmek üzere 309 sözleşmeli personel alımı yapacak. AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, hem personel alımının hem de üniversitelerde görev yapan idari personelin becayiş sürecinin başlamasının Balıkesir için önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Balıkesir'de iş arayan binlerce adayın merakla beklediği personel alımı süreci başladı. AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, Balıkesir Üniversitesi bünyesinde istihdam edilmek üzere toplam 309 sözleşmeli personel alınacağını açıkladı. Aydemir ayrıca, devlet üniversitelerinde görev yapan idari personelin uzun süredir beklediği karşılıklı yer değişikliği (becayiş) uygulamasının da Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından hayata geçirildiğini duyurdu. Balıkesir Üniversitesi'nde 309 Kişiye İstihdam Kapısı Balıkesir Üniversitesi'nin çeşitli akademik birimleri ile üniversite hastanesinde görevlendirilmek üzere gerçekleştirilecek personel alımı, 2024 KPSS (B) grubu puan sıralamasına göre yapılacak. Açılan kadrolar arasında 150 hemşire, 115 destek personeli, 17 sağlık teknikeri, 10 büro personeli, 4 teknisyen, 4 şoför, 3 tekniker, 2 mühendis, 2 psikolog, 1 fizyoterapist ve 1 diyetisyen yer alıyor. Özellikle sağlık hizmetleri alanındaki kadroların ağırlıkta olması, Balıkesir Üniversitesi Hastanesi'nin personel ihtiyacının karşılanmasına önemli katkı sağlayacak. Başvurular Ağustos Ayında Alınacak Personel alımı için elektronik başvurular 3 Ağustos 2026 tarihinde başladı ve 17 Ağustos 2026 saat 23.59'da sona erecek. Başvurularını Cumhurbaşkanlığı Kariyer Kapısı sistemi üzerinden tamamlayan adayların, sistemden alacakları başvuru belgesini 21 Ağustos 2026 saat 17' ye kadar Balıkesir Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı'na şahsen teslim etmeleri gerekiyor. Yerleştirme sonuçlarının ise 25 Eylül 2026 tarihinde Balıkesir Üniversitesi'nin resmi internet sitesinden ilan edilecek.

Gençlere hayati uyarılar Haber

Gençlere hayati uyarılar

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından milyonlarca genç için heyecanla beklenen tercih dönemi başladı. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi (KOSTÜ) Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, YKS tercih dönemindeki adaylara yapay zeka ve dijital dönüşüm uyarısında bulundu. Elmas, "Sıradan işleri yapay zeka yapacak. Ancak kendi alanının çok iyi uzmanlarına duyulan ihtiyaç her alanda daha da artacak ve önemli bir fırsat ortaya çıkacaktır" değerlendirmesinde bulundu. Geleceklerini şekillendirecek bu kritik karar aşamasında adaylara tavsiyelerde bulunan KOSTÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, değişen iş dünyasına ve yapay zeka devrimine dikkat çekti. Prof. Dr. Elmas, dünyada yaşanan hızlı değişim nedeniyle öğrencilerin tercih yaparken yalnızca bölümün cazibesine, üniversitenin geçmişine veya geleneksel derslere odaklanmaması gerektiğini söyledi. Yapay zeka, büyük veri ve robotik teknolojilerin etkilerinin gelecek yıllarda daha fazla hissedileceğine dikkat çeken Elmas, üniversitelerin öğrencilerine mezuniyet sonrasında dünyaya kolayca uyum sağlayabilecekleri beceriler kazandırmasının çok fazla önem taşıdığını ifade etti. "Gelecek gelmiştir" Üniversitelerin günümüzdeki gelişmeleri anlayarak eğitim sistemlerini buna göre planlaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Muzaffer Elmas, "Yaklaşık 2 yıldır söylediğimiz bir cümle var: 'Aslında gelecek gelmiştir' Bugünün dünyasını ve gelişmeleri dünyadaki gelişmeleri çok iyi anlayarak eğitim öğretim sistemini buna göre planlayan üniversiteler ve bölümler, öğrencileri bölüm farkı olmaksızın geleceğe hazırlamış demektir. Öğrenciler tercih yaparken bölümlerin cazibesinden veya üniversitelerin kaç yıllık olduğundan ziyade, o bölümde temel derslerin dışında öğrencilere hangi becerilerin, nasıl kazandırıldığına bakmalı. Bunları daha önce de söylemiştik ancak bugün bu konu çok hayati bir duruma geldi. Bir üniversite, günümüzde yaşanan bu kadar hızlı bir değişime ayak uydurabilecek yetkinlikleri öğrencilere kazandırabiliyorsa, temel ve geleneksel eğitimin ve yöntemin dışına çıkarak bunu sağlayabiliyorsa öğrenciler o üniversiteleri bulup seçsinler. Üniversitenin kaç yıllık olduğu, hocaların kaç yıldır görev yaptığı veya derslerin kaç yıllık olduğu gibi kavramların öğrenci açısından anlamı değişiyor" dedi. Bu konularda YÖK de üniversitelerin önünü açmakta, son çıkan mikro yeterlikler yönetmeliği de bu konuda büyük esneklik sağlamaktadır. "Bu modelimizle hem dünyaya hem de ülkemize örnek bir kurum olmaya çalışıyoruz" Eğitim modelini değişen şartlara göre dönüştürdüklerini ifade eden Elmas, akademisyenlerin bilgi aktaran kişilerden ziyade öğrencilerin gelişimine yön veren mentörler haline geldiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Öğrencilerimiz artık net olarak, 'Bu okuldan mezun olduktan sonra nasıl iş bulabilirim, nereden iş bulabilirim ve okulun bu konudaki imkanları nelerdir?' sorularına odaklanıyor. Bunun yolu da üniversitelerin öğrencileri eğitimleri sırasında iş dünyasına ve değişime hazırlamasından geçiyor. Öğrenci mezun olduğu zaman kendi alanında veya başka bir alanda kolayca çalışabilmeli. Bir kişinin, eğitimini aldığı alanda ömür boyu çalışacağı şeklinde bir kavram artık yok. Kişi kolayca değişerek başka bir alana geçebilecek. Bu nedenle en kritik nokta, üniversitelerin öğrencileri buna hazırlamasıdır. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi olarak 3-4 yıldır bunun temellerini atıyoruz ve artık net olarak uygulamaya başladık. Bizim üniversitemizde farklı olan nedir? Bilgi aktarma dönemi artık kapanmıştır. Bilgi aktarımını yapay zeka araçları ve diğer desteklerle gerçekleştiriyoruz. Hocalarımız ise bir mentör ve eğitim koçu gibi öğrencilerle 2 veya 3 saatlik ders sürelerini değerlendiriyor. Dersleri, öğrencilerin bilgileri muhakeme ve analiz ettikleri, aynı zamanda farklı yetkinlikler kazandıkları bir hale dönüştürdük. Bunu ilk dönemde uyguladık. Bütün üniversitede bu sistemi bu şekilde uygulayan belki de Türkiye'deki ilk üniversiteyiz. Bu modelimizle hem dünyaya hem de ülkemize örnek bir kurum olmaya çalışıyoruz." "Yapay zekanın etkilemediği hiçbir şey kalmayacak" Mesleklerin tamamen ortadan kalkmasından ziyade yapılma biçimlerinin değişeceğini belirten Elmas, "Şu bir gerçek ki yapay zeka ve diğer araçlar, büyük veri ve robotlar her şeyi değiştirecek ve altüst edecek. Bu değişiklik, geçmişteki değişimler gibi doğrusal olmayacak. Eski değişimler doğrusal ilerliyordu ancak bu değişim hızla yukarı doğru giden bir şekilde gerçekleşecek. Dolayısıyla etkilemediği hiçbir şey kalmayacak. Benim mesleğimi, sizin mesleğinizi ve sağlık alanındaki diğer meslekleri etkileyecek. Bu değişim en fazla sağlık alanlarında söz konusu olacak. Olaya bu şekilde baktığımızda, böyle bir değişimin mutlaka yaşanacağını ve geleneksel süreçlerin artık anlamını yitirdiğini kabul edersek, ‘Ne yapmalıyız?' sorusunu düşünmeye başlarız. Bunu düşündüğümüz zaman da aslında bugünü anlamış oluruz. Burada mesleklerin yok olması veya ortadan kalkmasından ziyade bir dönüşüm söz konusu. Yapay zeka aracı yalnızca akademik alana değil, idari ve diğer bütün süreçlere dokunacak şekilde hızla geliyor. Bu süreci kim iyi yönetirse onun için büyük bir fırsat doğacak. Bunu anlayıp yöneten; üniversite, hoca, idari birim veya işletme olabilir. Kim olursa olsun bu süreç, insanlara bir fırsat oluşturuyor. Burada korkulacak bir şey yok. Bu dönüşüm yalnızca üniversitede okuyanlar için değil, şu anda çalışan herkes için geçerli. Herkes, yaptığı işin ve mesleğin nasıl değişeceğini düşünmeli. Mesela siz şu anda bu işi yapıyorsunuz. Belki 3 yıl sonra böyle bir yönteme gerek kalmayacak. Ancak yine röportajlar ve çalışmalar olacak. Bunlar başka bir şekilde ve başka bir yöntemle yapılacak. Belki bu röportajı bir robot yapacak. Geçtiğimiz günlerde Cenevre'de Birleşmiş Milletlerin düzenlediği bir yapay zeka fuarına gitmiştim. Orada bir robotla sohbet ettik. Üniversiteyi tanıttı, üniversitenin özelliklerini ve dünyadaki gelişmeleri anlattı. Hatta Türkiye'yi de sordum ve bence gayet güzel cevaplar verdi. Sizin yaptığınız işi o yapacak, benim yaptığım işi başka bir araç yapacak. Ancak burada kritik olan nokta şu: Bunları yönetecek ve yönlendirecek çok bilge ve birikimli kişilere daha fazla ihtiyaç olacak" diye konuştu. "Gençlere onların kullandığı araçlarla yön verebiliriz" Gençler ile aileleri arasında dünyaya bakış ve teknoloji kullanımı açısından farklılıklar bulunduğuna işaret eden Elmas, "Olaya bu şekilde baktığımızda herkesin farklı bir düşünce içerisinde olduğunu görüyoruz. 17-18 yaşındaki gençlerimiz farklı bir düşünce atmosferinde bulunurken onların babaları, anneleri ve dedeleri, farklı bir yaklaşım içerisinde bulunuyor. Ancak doğru olan şu: Bizim, gençlerin düşünce atmosferine ve yaklaşımına dönüşmemiz gerekiyor. Biz onlara çok fazla yön veremeyiz. Artık biraz böyle bir dünya var. 'Maalesef' demeyeyim çünkü bu durum bizleri de değiştiriyor. Biz sürekli çocuklarımıza ve gençliğe yön vermemiz gerektiğini söylüyoruz. Artık onlara ancak onların araçlarını kullanarak yön verebilir ve bu şekilde etki edebiliriz. Mesleklerin hızla değiştiği, yapay zekanın birçok alanı dönüştürdüğü günümüzde anne-babaların geçmiş deneyimleri tek başına yeterli olmayabilir. Doğru tercih; anne ve baba tecrübesi, öğrencinin yeteneği ve isteği, güncel meslek verileri ile üniversitenin sunduğu imkanların birlikte değerlendirilmesiyle yapılabilir" dedi.

Akademik sahteciliğe ağır yaptırım Haber

Akademik sahteciliğe ağır yaptırım

TBMM Genel Kurulu'nda görüşmeleri süren, öğrenci affı ve yükseköğretim sistemine ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin ilk 13 maddesi kabul edildi. Kabul edilen düzenlemeye göre, azami öğrenim süresini dolduran son sınıf öğrencilerine intörnlük dönemi hariç başarısız oldukları dersler için iki ek sınav veya tekrar hakkı tanınacak. Uygulamalı eğitim ya da intörnlük eğitimini tamamlayamayan öğrencilere ise eğitimlerini tamamlama imkânı sağlanacak. Teklifle, emeklilik yaş haddine ulaşan öğretim üyeleri, ihtiyaç duyulan bölüm ve programlarda YÖK kararıyla 75 yaşını geçmemek üzere ikişer yıllık sözleşmelerle görev yapabilecek. Türk Cumhuriyetleri ve akraba topluluklarındaki üniversitelerden davet alan akademisyenlere ise belirli şartlarla üç yıla kadar aylıklı izin verilebilecek. Akademik etik ihlallerine yönelik yaptırımlar da ağırlaştırıldı. Başkalarına ücretli veya ücretsiz tez, makale, kitap ya da proje hazırlatarak akademik unvan veya diploma alanların unvanları geri alınacak ve üniversite öğretim mesleğinden çıkarılacak. Bu çalışmaları hazırlayan veya aracılık eden kişiler hakkında ise yüksek tutarlı adli para cezaları uygulanacak. TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre teklif kapsamında disiplin soruşturmalarında ifade ve savunma süreçleri yeniden düzenlenirken, savunma hakkının kapsamı ve usulleri Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda yeniden şekillendirildi. Vakıf üniversitelerine yönelik idari yaptırımlar da kanunla netleştirildi. Eğitim faaliyetlerini sürdüremeyecek duruma gelen vakıf üniversitelerinin faaliyet izinleri kaldırılabilecek, öğrencileri ise garantör ya da uygun görülen devlet üniversitelerine devredilecek. Ayrıca yükseköğretim kurumlarının ortak teknoloji transfer ofisleri kurabilmesine, yurt dışında kampüs ve akademik birimler açabilmesine yönelik düzenlemeler de teklif kapsamında kabul edildi. Genel Kurul görüşmeleri sırasında AK Parti'nin önergesiyle, yabancı uyruklu kontenjanında uzmanlık eğitimi görenlerin döner sermaye gelirinden pay alamayacağına ilişkin madde teklif metninden çıkarıldı. Kanun teklifinin kalan maddelerinin g

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.