Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yenilenebilir Enerji

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yenilenebilir Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenilenebilir Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BUSİAD Enerji Okulu eğitime başladı Haber

BUSİAD Enerji Okulu eğitime başladı

BUSİAD Evi’nde 4 hafta, 15 oturum halinde gerçekleştirilecek ve konusunda uzman isimlerin eğitim vereceği okulun açılışında konuşan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, “Enerji, yalnızca üretimin devamlılığı için ihtiyaç duyduğumuz bir girdi değil; sanayinin rekabet gücünü, ülkelerin ekonomik bağımsızlığını ve geleceğin dünyasındaki konumunu belirleyen stratejik bir unsur” ifadelerini kullandı. “Rekabet gücümüz, üretim kapasitemiz kadar kaynaklarımızı ne kadar verimli kullandığımıza da bağlı” diyen BUSİAD Başkanı Hatunoğlu, “Katılımcılarımızın burada edinecekleri bilgileri kendi işletmelerine taşımasını, somut projelere dönüştürmesini ve elde ettikleri sonuçları paylaşmasını istiyoruz” dedi. OKULDA NELER VAR? Ölçme ve dijitalleşmeden bina ve tesis otomasyonuna, elektrik motorlarından yenilenebilir enerji kaynaklarına, yalıtımdan izlenebilirliğe, fizibilite hazırlamaktan hibe ve destek programlarına kadar geniş bir çerçevenin işleneceği programa, 16 firmadan 27 kişi katılırken, BUSİAD Başkanı Hatunoğlu konuşmasında, şunları da dile getirdi: “Enerji dönüşümünü yalnızca teknoloji ve yatırım başlığı altında değerlendiremeyiz. Bunun aynı zamanda bir yönetim anlayışı ve kurum kültürü meselesi olduğuna inanıyoruz. Sürdürülebilirlik de ancak böyle bir anlayışla kalıcı hale gelebilir. Enerji kaynaklarını verimli kullanmak, karbon salımını azaltmak, yenilenebilir enerji olanaklarından yararlanmak ve çevresel etkilerimizi yönetmek; hem gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuzun hem de sanayimizin uzun vadeli rekabet gücünün gereğidir.” Açılışta konuşan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Enerji Grubu Sorumlusu Hüsamettin Çoban daha sonra ilk dersi de verdi. Çoban, “Enerji yöneticisinin yeni rolü: Tasarruftan karbon stratejisine” başlıklı sunumunda; enerji yöneticisinin artık, sadece enerji maliyetini hesaplayan ya da düşüren değil, ihracat, mevzuat uyumu ve rekabet gücünü belirleyen stratejik birisi olduğunu kaydetti. 10 Kasım’a kadar sürecek olan Enerji Okulu’nda, uygulama ve vaka analizleri de yapılacak.

Bakan Bayraktar: "Türkiye ile Almanya arasındaki ikili ticaret hacmi 50 milyar doları aştı" Haber

Bakan Bayraktar: "Türkiye ile Almanya arasındaki ikili ticaret hacmi 50 milyar doları aştı"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye-Kuzey Ren Vestfalya İş Forumu’na katıldı. Bakan Bayraktar, Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ilişkiler, küresel enerji krizleri ve iki ülkenin enerji alanındaki stratejik iş birliği imkanlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Almanya’nın Avrupa’daki başlıca ticaret ortağı olmaya devam ettiğini vurgulayan Bakan Bayraktar, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin bu ilişkilerin merkezinde yer aldığını ifade etti. "Kuzey Ren-Vestfalya ile ticaret hacmimiz 11 milyar euronun üzerine çıktı" Almanya ile yürütülen ticari ilişkilere değinen Bakan Bayraktar, "Sadece Kuzey Ren-Vestfalya ile olan ikili ticaret hacmimiz 11 milyar euronun üzerine çıktı. Bugün bin 300’den fazla Türk şirketi Kuzey Ren-Vestfalya’da faaliyet göstermekte ve ticaret, yatırım ile istihdama önemli katkılar sağlamaktadır. Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler büyümeye devam ediyor" dedi. "Enerji krizleri, kaynak çeşitliliğinin önemini ortaya koydu" Küresel konjonktürün getirdiği zorluklara dikkat çeken Bayraktar, "Son dönemdeki jeopolitik krizler, piyasalardaki süregelen dalgalanmalar ve geleneksel ticaret yolları boyunca artan kırılganlıklar temel bir gerçeği ortaya koymuştur: Enerji güvenliği ve kaynak çeşitliliği, endüstriyel rekabet gücü için vazgeçilmezdir. Bunu son dönemde Avrupa’da yaşanan enerji krizi sırasında açıkça gördük. Enerji maliyetlerindeki ani artış, keskin enflasyonist baskılara yol açtı ve enerji yoğun imalat sektörünü zor durumda bıraktı" şeklinde konuştu. "Nihai vizyonumuz tamamen enerji bağımsızlığına sahip bir Türkiye" Enerjinin güvenli, sürdürülebilir ve uygun maliyetlerle sunulmasının tüm hükümetler için en kritik öncelik haline geldiğini kaydeden Bayraktar, Türkiye'nin ulusal enerji politikasının üç temel direk üzerine inşa edildiğini belirtti: "Birincisi enerji arzının güvence altına alınması, ikincisi enerji ithalatına bağımlılığın ortadan kaldırılması ve üçüncüsü ise 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefimize doğru ilerlemeye devam etmek. Nihai vizyonumuz basit ama güçlüdür: Tamamen enerji bağımsızlığına sahip bir Türkiye" ifadelerini kullandı. "Yenilenebilir enerji kurulu gücümüz yüzde 63’ü aştı" Türkiye'nin elektrik tüketiminde Avrupa'da Almanya ve Fransa'nın ardından üçüncü sırada yer aldığını belirten Bakan Bayraktar, "Bu muazzam ve artan talebe rağmen, yenilenebilir enerji şu anda 125 bin megavatı aşan toplam kurulu gücümüzün yüzde 63’ünden fazlasını oluşturmaktadır. Daha net bir tablo sunmak gerekirse, yalnızca 2025 yılında, rüzgar ve güneş enerjisinden üretilen elektrik, tüm endüstriyel tüketimimizin yaklaşık yüzde 75’ini karşılamaya yetmiştir" şeklinde konuştu. "Yeni nesil ortak projeleri hayata geçirebiliriz" Türkiye'nin TANAP ve Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatları gibi projelerle enerji arzını güvence altına alma konusunda kanıtlanmış bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, "Bu stratejik enerji koridorları sadece iç talebimizi karşılamakla kalmıyor; yeni güzergahlar ve kaynaklar açarak Avrupa’nın arz güvenliğini de aktif olarak güçlendiriyor. Bu derin deneyime dayanarak ve Alman ortaklarımızla birlikte; doğal gaz ve yeşil hidrojenden modern elektrik şebekelerine ve kritik malzemelere kadar uzanan yeni nesil ortak projeleri hayata geçirebiliriz" dedi. "Almanya’nın finansal gücü belirleyici rol oynayabilir" Temiz enerji geçişinde küresel düzeyde devasa bir finansman açığı olduğuna dikkat çeken Bakan Bayraktar, uluslararası kurumların ve yatırımcıların cesur adımlar atması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "İşte bu noktada Almanya’nın finansal gücü, sermaye desteği ve ortak girişimlerde risk paylaşımı belirleyici bir rol oynayabilir. Türkiye’nin proje yürütme kapasitesini Almanya’nın finansal imkanlarıyla birleştirerek, iddialı geçiş hedeflerini finansman sağlanabilir, somut varlıklara dönüştürebiliriz." "COP31’de uzun vadeli iddialı hedeflerimizi açıklayacağız" Türkiye'nin iklim ve enerji vizyonuna da değinen Bayraktar, "Geleceğe bakarken hedeflerimizi daha da yükseltiyoruz. Türkiye’nin bu yılın ilerleyen aylarında Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapmasıyla birlikte, küresel topluma yenilenebilir enerji, şebeke yatırımı ve iklim konusunda daha da iddialı uzun vadeli hedeflerimizi açıklayacağız. Bugün enerji, lojistik ve inovasyon alanlarında imzalanan ticari anlaşmalar, sahada yatırım ve işbirliği yapma isteğinin şimdiden güçlü olduğunu göstermektedir" diye konuştu.

Özdilek'ten Badırga'ya 120 milyon dolarlık yatırım Haber

Özdilek'ten Badırga'ya 120 milyon dolarlık yatırım

Özdilek Holding'in ev tekstili alanındaki en önemli yatırımı olan Özdilek Üretim Kompleksi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Bursa Nilüfer Badırga'da, Bursa Tekstil Boyahaneleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde 90 bin metrekare arsa üzerinde hayata geçirilen kompleks, 60 bin metrekare inşaat oturum alanı ve 106 bin metrekare kapalı alanıyla modern ve entegre bir üretim tesisi olarak faaliyet gösterecek. Açılış törenine, kamu ve yerel yönetim temsilcilerinin yer aldığı protokol üyeleri ile Özdilek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emir Murat Özdilek, üst yönetim ekibi ve çok sayıda davetli katıldı. Kurdele kesimiyle Özdilek Üretim Kompleksi resmen hizmete açılırken, Emir Murat Özdilek, "55. yılımızı kutladığımız bu yıl, yaklaşık 50 yıllık Özdilek Havlu Fabrikamızı yenilemiş bulunuyoruz. 3 yıllık yoğun bir çalışma neticesinde bugün hayata geçen tesisimizde, şu anda 650 kişiye istihdam sağlanmaktadır. Bu sayı, ileriki dönemlerde bin 50 kişiye kadar da ulaşabilmektedir" dedi. 120 milyon dolarlık yatırım Özdilek Üretim Kompleksi'nin 120 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirildiğini ve dünyanın en üst standartlarında tasarlanmış bir tesis olduğunu belirten Emir Murat Özdilek, "6 bin 600 ton yıllık kapasitesi bulunan tesisimizdeki kapasite miktarı, farklı ürün talepleriyle daha da fazla artış gösterebilmektedir. Yatırımın maliyetinin 60 milyon doları makinelerden, 60 milyon doları ise yapıdan gelmektedir" ifadelerini kullandı. "Dokuma, boyahane ve konfeksiyon olmak üzere 3 ana bölümden oluşan kompleks, bugünden itibaren havlu - bornoz adına tüm üretim ihtiyaçlarımızı karşılayacaktır" diyen Emir Murat Özdilek, boya - baskı ve iplik üretimine yönelik diğer ihtiyaçların ise Bursa İnegöl OSB'deki tesislerinde karşılanmaya devam edeceğini belirtti. Üretimde verimlilik ve rekabet gücü Emir Murat Özdilek, yeni tesisin yalnızca kapasite artışı sağlayan bir yatırım olmadığını, küresel tekstil sektöründeki rekabet koşullarına karşı Özdilek'in gücünü artıracak stratejik bir adım olduğunu vurgulayarak, "Yeni tesisimizin teknolojisi de kapasitesi gibi takdire şayan. Üretim hızının eskiye nazaran yaklaşık yüzde 35 oranında artmasını beklemekteyiz. Süratteki bu kazanım, üretim maliyetlerine toplam etkisi yaklaşık yüzde 15 seviyesinde olacaktır" dedi. Konuşmasında yatırımın Özdilek'in ulusal ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücüne katkısına da değinen Emir Murat Özdilek, daha yüksek kalite ve katma değerli ürün geliştirme kabiliyetinin yeni üretim altyapısıyla daha da güçleneceğini belirtti. Ayrıca modern, verimli ve teknolojik üretim altyapısının Türkiye'de oluşturulmasının, katma değerli tekstil üretiminin sürdürülebilirliği ve sektörün uluslararası rekabet gücünün desteklenmesi açısından da önemli olduğunu vurguladı. Modern Çalışma Koşulları ve Sosyal İmkânlar Özdilek Üretim Kompleksi, çalışanlara sunduğu modern çalışma standartları ve sosyal imkânlarla da öne çıkıyor. Üretim alanlarında kullanılan son teknoloji ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sistemleriyle daha sağlıklı ve konforlu çalışma koşulları sunulurken 240 kişilik çok amaçlı salon ve farklı kapasitelerdeki toplantı odaları da ekip çalışmasını destekliyor. Komplekste ayrıca çalışanların ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla 20 kişi kapasiteli 170 metrekarelik sağlıklı yaşam ve spor alanı; 20 çocuk kapasitesi olan, 200 metrekarelik kapalı alanı ve 80 metrekarelik oyun bahçesi bulunan, 2 öğretmen ve 1 çocuk bakıcısının görev aldığı bir kreş bulunuyor. Enerjide verimlilik, üretimde sürdürülebilirlik Enerji verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik de kompleksin tasarımında önemli bir yer tutuyor. Bu doğrultuda tesisin çatısına kurulması planlanan Güneş Enerjisi Santrali (GES) ile yıllık 8 milyon 877 bin 600 kWh elektrik üretilmesi hedefleniyor. GES'in devreye alınmasıyla kompleksin toplam elektrik tüketim ihtiyacının yüzde 50'sinin, Özdilek Holding'in toplam elektrik tüketim ihtiyacının ise yüzde 6'sının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması planlanıyor. Özdilek Üretim Kompleksi ile 55 yıllık üretim deneyimini dijitalleşme, verimlilik ve sürdürülebilirlik odağında geleceğe taşımayı hedefleyen Özdilek Holding, Türkiye'nin ekonomisine katma değer sağlamaya devam edecek. Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Ak Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik, Ak Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, Yeni Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Devlet Eski Bakanı Cavit Çağlar ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba'da yaptığı konuşmada yatırımlarla ilgili memnuniyetlerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Bursa’da: 210 milyon dolarlık Lojistik Park’ın temeli atıldı Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Bursa’da: 210 milyon dolarlık Lojistik Park’ın temeli atıldı

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde Türkiye’nin yüksek teknolojili üretim merkezi olarak hayata geçirilen TEKNOSAB’da, kentin üretim ve ticaret altyapısını yeni bir seviyeye taşıyacak Lojistik Park projesinin temeli atıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen törende; eski İçişleri Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, milletvekilleri, yerel yönetim temsilcileri ve iş dünyası bir araya geldi. Tören öncesinde TEKNOSAB’da incelemelerde bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bölgenin özellikle yer altı altyapısının kendisini etkilediğini belirterek, TEKNOSAB’ı "yeni nesil bir OSB" ve "Türkiye Yüzyılı’nın OSB’si" olarak tanımladı. "Bursa’ya öncü olmak yakışır" TEKNOSAB’ın fiber optik altyapıdan enerji sistemlerine kadar bütünleşik biçimde planlandığını belirten Yılmaz, bölgenin ortak akıl ve ortak finansman anlayışıyla hayata geçirilmesinin önemine dikkati çekti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın şahsında projede emeği geçenleri tebrik eden Yılmaz, TEKNOSAB’ın dijital ve yeşil dönüşüm hedefleriyle örtüştüğünü söyledi. Bursa’nın Türkiye’de sanayinin öncü şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Bursa’ya öncü olmak yakışır, lider olmak yakışır, örnek olmak yakışır" değerlendirmesinde bulundu. Bursa’nın yaklaşık 20 milyar dolarlık ihracat düzeyiyle Türkiye’nin en büyük ihracatçı şehirleri arasında yer aldığını dile getiren Yılmaz, TEKNOSAB’ın bu güçlü üretim altyapısının geleceğe dönük vizyonunu oluşturduğunu kaydetti. TEKNOSAB’da 30 civarında firmanın üretime başladığını, bu firmaların yatırımlarının 60 milyar liraya, istihdamın ise 7 bin 500 kişiye ulaştığını aktaran Yılmaz, 2026 yılı sonuna kadar üretimdeki firma sayısının 42’ye, toplam yatırımın 100 milyar liraya, istihdamın ise 9 bine çıkmasının öngörüldüğünü söyledi. "Lojistik Park rekabet gücü kazandıracak" Lojistiğin günümüzde rekabet gücünün en kritik unsurlarından biri haline geldiğini belirten Cevdet Yılmaz, TEKNOSAB içinde böyle bir merkezin kurulmasının son derece kıymetli olduğunu ifade etti. Lojistik Park’ın demiryolu, otoyolu ve liman bağlantılarıyla sanayi ürünlerinin pazarlara daha hızlı ve daha düşük maliyetle ulaştırılmasına katkı sağlayacağını kaydeden Yılmaz, projenin Türkiye’nin üretim merkezlerini limanlara bağlama hedefleriyle de örtüştüğünü söyledi. Yılmaz, daha temel atma aşamasında önemli şirketlerin projede yer almak istemesinin yatırımın potansiyelini ortaya koyduğunu belirterek, Lojistik Park’ın zaman içinde çok güçlü bir lojistik merkez haline geleceğini ifade etti. Efkan Ala’dan BTSO ve Burkay’ın Vizyonuna Övgü AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala da Bursa iş dünyasının alınan kararları hızla uygulamaya geçiren güçlü bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Dünyada ülkeler kadar şehirlerin de yoğun bir rekabet içinde bulunduğunu belirten Ala, Bursa’nın üretim, ihracat ve ticaret kapasitesiyle Türkiye’nin en önemli ekonomik merkezlerinden biri olduğunu ifade etti. BTSO’nun hayata geçirdiği projelere değinen Ala, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve yönetimini ortaya koydukları vizyoner çalışmalar dolayısıyla tebrik etti. Geleceğin ekonomisinde vizyon sahibi şehirlerin öne çıkacağını dile getiren Ala, "Vizyon olmadan bugünkü dünyada hak ettiğimiz yeri almamızın imkanı yoktur. Vizyoner projeleri sonuna kadar destekleriz. İhtiyacımız olan geleceğe ilişkin bir söz, vizyon, proje ve programdır." ifadelerini kullandı. "Bursa’nın ekonomi tarihinde iz bırakacak" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise Bursa’nın ekonomi tarihinde iz bırakacak büyük bir projenin daha hayata geçtiğini söyledi. Bursa’nın yüzyıllardır üretim, ticaret ve girişimciliğin merkezinde yer aldığını belirten Burkay, küresel ekonomide üretimin, ticaret yollarının, teknolojinin ve sermayenin yön değiştirdiği bir dönemde şehirlerin kendi geleceklerini bugünden planlaması gerektiğini ifade etti. BTSO olarak 2013 yılından bu yana 60’ı aşkın projeyi hayata geçirdiklerini kaydeden İbrahim Burkay, TEKNOSAB’ın da Bursa sanayisinin yüksek teknoloji, ölçek ekonomisi ve ihracat odaklı üretime geçişinin temel projelerinden biri olduğunu söyledi. TEKNOSAB’da yenilenebilir enerji kaynaklarından fiber optik iletişim altyapısına, su ve doğal gaz hatlarından yer altı beton galeri sistemine kadar tüm altyapının kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla kurgulandığını belirten Burkay, bölgenin şimdi çok daha kapsamlı bir ekosistemle tamamlandığını anlattı. Üretim, ticaret, teknoloji ve lojistik aynı merkezde BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, TEKNOSAB’ın genişleme alanı içinde KOBİ OSB, Gıda OSB, Organize Ticaret Bölgeleri, Serbest Bölge, Teknopark, Defence HUB, Data Center gibi projelerle üretim, ticaret, teknoloji ve lojistiği aynı merkezde buluşturan yeni bir kalkınma modeli oluşturduklarını söyledi. TEKNOSAB Lojistik Park’ın da bu vizyonun en stratejik halkalarından biri olduğunu vurgulayan Burkay, projenin Bursa’da üretilen katma değerin dünya pazarlarına daha hızlı ve daha düşük maliyetle ulaştırılmasında önemli rol üstleneceğini kaydetti. Burkay, projenin finansmanında da farklı bir model uyguladıklarına işaret ederek, Girişim Sermayesi Yatırım Fonu aracılığıyla küçük esnaftan KOBİ’lere, sanayicilerden büyük işletmelere kadar yaklaşık 650 yatırımcıyı aynı projenin ortağı haline getirdiklerini bildirdi. Fonun ilk yılında Türk lirası bazında yüzde 126, dolar bazında yüzde 86 değer artışı sağladığını ifade eden Burkay, asıl önemli olanın Bursa’daki farklı kesimlerin kentin geleceğine birlikte yatırım yapması olduğunu söyledi. TEKNOSAB’dan GUHEM’e, Bursa Business School’dan BUTEKOM ve Model Fabrika’ya kadar birçok projeyle Bursa’nın geleceğine yatırım yaptıklarını belirten Burkay, "Bursa Büyürse Türkiye Büyür" anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti. "Yeni Bir Dönemin Kapısını Aralıyoruz" Bursa Valisi Erol Ayyıldız da TEKNOSAB Lojistik Park’ın Bursa’nın üretim gücünü Türkiye’nin gelecek vizyonuyla buluşturan önemli bir yatırım olduğunu söyledi. Bursa’nın üretim kültürünü geleceğe taşımanın artık daha nitelikli, daha hızlı, daha teknolojik ve sürdürülebilir üretimden geçtiğine işaret eden Ayyıldız, projenin otoyol, demiryolu ve liman bağlantılarıyla Bursa’nın üretim gücünü küresel tedarik zincirlerine daha güçlü biçimde bağlayacağını ifade etti. Ayyıldız, projenin yüzlerce yatırımcıyı aynı hedef etrafında buluşturan yapısına da dikkati çekerek, yatırımın hayata geçirilmesinde emeği bulunan BTSO’ya, Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a, TEKNOSAB yönetimine ve yatırımcılara teşekkür etti. 262 bin metrekare kiralanabilir alan, 2 bin tır kapasitesi Yaklaşık 210 milyon dolarlık yatırım büyüklüğüne sahip TEKNOSAB Lojistik Park, yeni nesil lojistiğin ihtiyaç duyduğu çok sayıda fonksiyonu tek merkezde buluşturuyor. Projede gümrük sahası, antrepolar, soğuk hava depoları ve akıllı depolama sistemlerinin yanı sıra 262 bin 600 metrekareyi aşan kiralanabilir alan yer alacak. Tesiste 300’ün üzerinde yükleme rampası ile 2 bin TIR kapasiteli park alanı oluşturulacak. Kurulacak 12 megavatlık güneş enerjisi sistemi ile tesisin enerji ihtiyacının önemli bölümünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor. Gemlik ve Bandırma limanlarına, demiryolu ve otoyol bağlantılarına yakın konumuyla Lojistik Park’ın Bursa sanayisinin lojistik maliyetlerini azaltması ve ihracat operasyonlarının hızını artırması amaçlanıyor. Projenin ilk etabının 2027 yılının son çeyreğinde hizmete açılması planlanıyor. Temel atılmadan ilk kiralama anlaşması yapıldı TEKNOSAB Lojistik Park, daha temeli atılmadan önemli bir ticari anlaşmaya da imza attı. Tören kapsamında Türkiye’nin önde gelen e-ticaret ve lojistik şirketlerinden Hepsiburada ve HepsiJET ile kiralama protokolü imzalandı. Anlaşmayla birlikte projenin henüz inşaat aşamasına geçmeden önemli bir kapasitesinin ticari kullanıma yönelik değerlendirilmesi sağlandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da anlaşmaya dikkati çekerek, güçlü şirketlerin daha temel atma aşamasında projeyi tercih etmesinin Lojistik Park’ın sahip olduğu potansiyeli gösterdiğini ifade etti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise uluslararası kuruluşlarla görüşmelerin sürdüğünü belirterek, Hepsiburada ve HepsiJET ile atılan ilk adımın yeni anlaşmalarla devam edeceğini bildirdi.

Bursa’da enerji verimliliği ve sıfır atık masaya yatırıldı Haber

Bursa’da enerji verimliliği ve sıfır atık masaya yatırıldı

Türkiye Kentsel Tesis Yönetim Derneği (TRKTYD), Bursa’da “Binalarda Enerji Verimliliği ve Sıfır Atık Forumu” düzenledi. “Temiz Çevre, Temiz Toplum” mottosuyla gerçekleştirilen organizasyonda, binalarda enerji tasarrufundan atıkların doğru ayrıştırılmasına, yenilenebilir enerji sistemlerinden sürdürülebilir tesis yönetimine kadar birçok konu ele alındı. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen foruma; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bakır, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Numan Çakır, TRKTYD Genel Başkanı Suat Sandalcı, TRKTYD Genel Başkan Vekili ve Kadın Kolları Başkanı Mine Akaltun’un yanı sıra sektör temsilcileri, akademisyenler, iş insanları ve uzmanlar katıldı. Forumda özellikle toplu yaşam alanlarında enerji tüketiminin azaltılması, sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve tesis yönetimlerinin sürdürülebilirlik sürecindeki rolü üzerinde duruldu. “ARTIK BİNLERCE HANENİN BULUNDUĞU YAŞAM ALANLARINI YÖNETİYORUZ” Programın açılışında konuşan TRKTYD Genel Başkan Vekili ve Kadın Kolları Başkanı Mine Akaltun, tesis yönetimi sektörünün geldiği noktaya dikkat çekti. Sektörün artık yalnızca apartmanların yönetiminden ibaret olmadığını vurgulayan Akaltun, binlerce hanenin bulunduğu büyük yaşam alanlarının yönetildiğini belirterek, bu alanlarda atık kontrolü ve enerji verimliliği konusunda toplumun da bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Akaltun, forum kapsamında sektör temsilcileri, akademisyenler ve uzmanların deneyimlerini paylaşacağını belirterek, binalarda enerji kullanımından atıkların ayrıştırılmasına ve geri dönüşüme kadar pek çok konuda katılımcılara bilgi verileceğini söyledi. ENERJİ TASARRUFUNUN EKONOMİK BOYUTUNA DİKKAT ÇEKTİ Binalardaki enerji tüketiminin önemli boyutlara ulaştığını dile getiren Akaltun; hidrofor, jeneratör, asansör ve ortak kullanım alanlarındaki sistemlerde yapılacak iyileştirmelerin ciddi tasarruf sağlayabileceğine işaret etti. Güneş enerjisi sistemleri ve LED aydınlatmalar başta olmak üzere enerji verimliliğini artıracak uygulamaların yaygınlaştırılmasının hem vatandaşların bütçesine hem de ülke ekonomisine katkı sunacağını kaydeden Akaltun, geri dönüşüm konusunda da atıkların doğru şekilde ayrıştırılmasının önemini vurguladı. BAKIR: “COP31 SÜRECİ BİZİ HAZIRLIKLI HALE GETİRİYOR” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bakır ise forumda ele alınan konuların COP31 hazırlıkları açısından da önem taşıdığını söyledi. Bakanlığın COP31 sürecindeki çalışmalarına değinen Bakır, enerji verimliliği ve çevre odaklı bu tür organizasyonların hazırlık sürecine katkı sağladığını belirterek, forumdan elde edilen bilgi ve deneyimlerin yürütülen çalışmalara da yansıtıldığını ifade etti. SANDALCI: “TESİS YÖNETİM SEKTÖRÜNE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR” TRKTYD Genel Başkanı Suat Sandalcı da konuşmasında COP31 gündemine dikkat çekti. Antalya’da gerçekleştirilecek konferansta binalarda enerji verimliliği, sıfır enerjili yapılar, karbon salımının azaltılması ve sıfır atık uygulamalarının önemli başlıklar arasında bulunacağını belirten Sandalcı, tesis yönetimi sektörünün bu süreçte önemli bir sorumluluk üstleneceğini söyledi. Tesis yönetiminin yalnızca mevcut bina ve toplu yaşam alanlarının işletilmesi anlamına gelmediğini vurgulayan Sandalcı, geleceğin yaşam alanlarının oluşturulmasında da sektörün önemli bir rolü bulunduğunu ifade etti. Sandalcı, “Temiz Çevre, Temiz Toplum” anlayışıyla düzenledikleri forumda ortaya çıkan görüşlerin önemine işaret ederek, COP31 kapsamında alınacak kararların sahada uygulanması noktasında site, bina ve tesis yöneticilerinin aktif rol üstlenmesini beklediklerini kaydetti. UZMAN İSİMLER DÖRT PANELDE BULUŞTU Açılış konuşmalarının ardından forum, farklı başlıklarda düzenlenen panellerle devam etti. TRKTYD Başkan Vekili Doğukan Keskin’in moderatörlüğündeki ilk bölümde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bakır ile Uludağ Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Eğitmeni Muzaffer Ulaşdı görüşlerini paylaştı. TRKTYD Genel Başkan Vekili Mine Akaltun’un moderatörlüğündeki bölümde ise Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Simav Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Öğr. Üyesi Kudret Armağan katılımcılara bilgi verdi. Doğukan Keskin’in moderatörlüğünü üstlendiği ikinci panelde TRKTYD Genel Başkanı Suat Sandalcı, Genel Başkan Vekili Hayati Ceyhun Yıldızdoğan ile Genel Başkan Yardımcıları Volkan Yeşilyurt, Abdullah Özar ve Kadir Tutun; enerji verimliliği ve sıfır atık uygulamalarını tesis yönetimi perspektifinden değerlendirdi. TRKTYD Genel Sekreteri Kübra Ulaş’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen üçüncü panelde Tesis Yöneticileri ve Tedarikçileri Federasyonu Başkanı Süleyman Görenekli, TRKTYD Genel Başkan Vekili Meryem Er ile yönetim kurulu üyeleri Ogan Tozkaldıran, Ali Fuat Sabancı ve Murat Azman yer aldı. Forumun son panelinin moderatörlüğünü ise Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ziya Söğüt yaptı. Makine Yüksek Mühendisi Sefa Orakçı, Emre Özmen, Oğuz Toraman ve Hamit Mutlu; enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve sıfır atık konusunda değerlendirmelerde bulundu. Program, panellerin tamamlanmasının ardından katılımcılara plaket takdim edilmesiyle sona erdi.

Uludağ Elektrik’ten sürdürülebilir enerji tüketimine sertifikalı destek Haber

Uludağ Elektrik’ten sürdürülebilir enerji tüketimine sertifikalı destek

Uludağ Elektrik, müşterilerinin elektrik tüketimlerini yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilişkilendirmelerine ve sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemelerine imkan sağlıyor. I-REC (International Renewable Energy Certificate) ve YEK-G (Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Belgesi) gibi yenilenebilir enerji sertifikalarıyla işletmeler, kullandıkları elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini belgelendirebiliyor. Yenilenebilir enerji tüketimi belgelenebiliyor Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC), yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik enerjisinin kaynağının takip edilmesine ve tüketimle ilişkilendirilmesine imkan sağlayan uluslararası bir sertifikasyon sistemi olarak öne çıkıyor. Sertifika; elektriğin üretildiği tesis, üretim tarihi ve enerji kaynağı gibi bilgileri içeriyor. Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, yenilenebilir enerji kullanımının işletmeler açısından giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, "Enerji dönüşümünün hızlandığı bir dönemde işletmelerin enerji tüketimleri ile birlikte, bu enerjinin kaynağını da dikkate almaları gerekiyor. Uludağ Elektrik olarak müşterilerimizin sürdürülebilirlik yolculuklarına yenilenebilir enerji sertifikalarıyla destek oluyoruz. I-REC ve YEK-G gibi uygulamalar sayesinde işletmeler, elektrik tüketimlerini yenilenebilir kaynaklarla ilişkilendirerek çevresel hedeflerini destekleyebiliyor ve bu tüketimi belgelendirebiliyorlar. Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir yaklaşım değil, işletmelerin uzun vadeli iş süreçlerinin de önemli bir parçası. Biz de müşterilerimizin bu dönüşümüne enerji alanındaki çözümlerimizle eşlik ediyoruz. Yenilenebilir enerji sertifikalarıyla işletmelerin çevresel hedeflerine katkı sağlarken, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının ve gelişiminin desteklenmesine de katkıda bulunuyoruz" dedi.

Kendi enerjisini üreten Gürsu’dan üçüncü GES yatırımı Haber

Kendi enerjisini üreten Gürsu’dan üçüncü GES yatırımı

Bursa’da güneş enerji santrali yatırımları ile çevreci projelerini geliştiren Gürsu Belediyesi, ilçedeki üçüncü GES projesi için son hazırlıklarını tamamladı. 50 Milyon TL yatırım ücreti ile hayata geçen son tesis için, ‘Proje ve Hibe Lideri’ Gürsu Belediyesi Yenilenebilir Enerji Fonu temin etti. Yeni tesis ile yılda 2,1 Milyon KWH temiz elektrik üretimi hedefleniyor. GÜRSU’DA YILDA 2,1 MİLYON KWH TEMİZ ELEKTRİK ÜRETİLECEK Dünya Bankası’ndan 13 yıl vade alma imkanı sağlayan Gürsu Belediyesi, üçüncü GES tesisi için üç yıl geri ödemesiz, 10 yıl vadeli ödeme olarak bir ödeme programı planladı. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık’ın seçim vaatlerinden birisi olan bu projenin Dünya Bankası finansmanı ile yürütülmesi planlandı. Türkiye Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi (PUMREP/KABYEP) kapsamında yer alan Güneş Enerji Santrali (GES) Projesiyle ilçedeki GES yatırımı sayısı üçe çıktı. Enerjisini üreten Gürsu Belediyesi yeni tesiste yılda yaklaşık 2,1 Milyon KWH temiz elektrik üretmeyi hedefliyor. BAŞKAN IŞIK: 2025 YILINDA 7 MİLYON 250 BİN TL GELİR ELDE ETTİK Mevcut GES projelerinden 2025 yılında 7 Milyon 250 Bin TL gelir sağlayan Gürsu Belediyesi, 1. 113.000 KHW temiz elektrik üretti. Yeni tesisin inşa çalışması başlamadan evvel, ilgili şirket ile sözleşme için imza atan Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, “ Yeni GES projemiz çevreci yatırımımız olarak uzun süredir her detayı ile ilgilendiğimiz bir projeydi. Artık bu sürece fiilen de başlıyoruz. Bu tesiste sağladığımız üretimle yaklaşık 700 hanenin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer temiz elektrik üreteceğiz. Yılda yaklaşık 1.315 ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyonunun önlenmesini amaçlıyoruz. Bu çevresel katkı, 60.000 ağacın yıllık karbon tutumuna eşdeğer. Tesisin üreteceği temiz enerji yılda yaklaşık 740–860 ton kömürün yakılmasını önleyebilecek. Her yönüyle ilçemizi ve çevremizi koruyacağız” dedi. Atılan imzaların ardından başlayacak olan proje Gürsu’nun Ericek Mahallesi sınırlarında yapılacak. Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü’nün koordinesinde ilerleyen yeni proje, ekonomik tasarruf sağlamanın yanı sıra belediyenin karbon nötr olma hedefini destekleyen, çevresel ve toplumsal etkisi yüksek, güçlü bir sürdürülebilirlik yatırımı olacak.

Bakan Bayraktar: "Türkiye olarak enerji vizyonumuzu ve planlarımızı yeni elektrik dünyasına göre hazırlıyoruz" Haber

Bakan Bayraktar: "Türkiye olarak enerji vizyonumuzu ve planlarımızı yeni elektrik dünyasına göre hazırlıyoruz"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Elektrikleşmenin dünyanın iklim değişikliği ile alakalı mücadelesinde de önemli olduğuna inanıyoruz ve Türkiye olarak enerji vizyonumuzu ve planlarımızı yeni elektrik dünyasına göre hazırlıyoruz" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bayraktar, Türkiye’nin COP31 kapsamında ortaya koyacağı enerji politikaları, elektrikleşme hedefleri, yenilenebilir enerji yatırımları, nükleer enerji çalışmaları, Karadeniz’deki petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri ile enerji arz güvenliğine yönelik projeler hakkında açıklamalarda bulundu. "COP31’in Antalya’da çok başarılı olacağını ve Türkiye açısından önemli olacağını düşünüyorum" Türkiye’nin COP31 öncesinde ortaya koyacağı çalışmaların içeriğine değinen Bayraktar, "Türkiye’nin COP31’de dünyaya vermek istediği mesaj; ‘Artık taahhütten aksiyona geçelim’ olacak. Aksiyon almamız lazım ki bu emisyonları sınırlandıralım ve iklim değişikliği ile alakalı hedefi tutturalım. COP31’in Antalya’da çok başarılı olacağını hem Türkiye açısından hem de dünya iklim mücadelesi açısından önemli olacağını düşünüyorum. Türkiye’nin ortaya koyduğu bu ‘Taahhütten aksiyona geçelim, harekete geçelim’ metaforu, etrafında ümit ediyorum önemli değerlendirmeler, önemli kararlar alınacak. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde birçok ülkenin devlet başkanı, hükümet başkanları, bakanları burada olacak. 100 bin insanı bekliyoruz. 9-20 Kasım’da bütün dünyanın gözü burada olacak" ifadelerine yer verdi. "2040 Türkiye Ulusal Enerji Planı’nı çalışıyoruz COP31 öncesinde Türkiye’ye ve dünyaya ilan etmek istiyoruz" Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji vizyonunda elektrikleşmeyi merkeze aldıklarını belirterek, "COP31’de dünyaya vereceğimiz en önemli mesajlardan bir tanesi elektrikleşme. Çok iddialı bir şekilde ortaya koyduğumuz unsurlardan bir tanesi 2035’te yüzde 35 elektrikleşme hedefi. Bunu eğer başarırsak bu hakikaten çok önemli bir çıktı olur. Geleceğin elektrik çağı olduğunu söylememiz lazım net bir şekilde. Elektrikleşmenin dünyanın iklim değişikliği ile alakalı mücadelesinde de önemli olduğuna inanıyoruz ve Türkiye olarak enerji vizyonumuzu ve planlarımızı yeni elektrik dünyasına göre hazırlıyoruz. 2040 Türkiye Ulusal Enerji Planı’nı çalışıyoruz ve muhtemelen COP31 öncesinde, yani ekim sonu, kasımın ilk haftası COP31 başlamadan Türkiye’ye ve dünyaya ilan etmek istiyoruz. Bu yeni stratejinin merkezine elektrikleşmeyi koyuyoruz. Bunu yapmak için Türkiye’nin yenilenebilir enerjide çok iddialı hedefleri var. 2035 için 120 bin megavatlık bir hedef ortaya koymuştuk. 2040’ta daha büyük bir hedefi ortaya koyacağız. Türkiye’nin enerjisini verimli kullanması gerekiyor. 2030’a kadarki 20 milyar dolarlık enerji verimliliği projelerini şimdi 2030 sonrası için Türkiye’nin Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı olarak çalışıyoruz ve daha iddialı bir hedef ortaya koyacağız" değerlendirmesinde bulundu. Bakan Bayraktar, elektrikleşmede ulaştırma sektörünün önemli bir dönüşüm alanı olduğunu belirterek, 2035’te Türkiye yollarında 7-10 milyon elektrikli araç bulunmasını hedeflediklerini söyledi. Belediyelerin otobüslerinin ve bireysel araçların önemli bölümünün elektrikliye dönüşmesi gerektiğini ifade eden Bayraktar, bu dönüşümün petrol talebini ve emisyonları azaltarak dışa bağımlılığı düşüreceğini, bunun için 200 milyar doların üzerinde yatırım gerektiğini kaydetti. Bakan Bayraktar, Türkiye’nin güneş ve rüzgâr enerjisindeki potansiyeline dikkat çekerek, "Potansiyele baktığınızda toplamda yüzde 70’lik pay güneşe, yüzde 30’luk pay rüzgâra ait olacak gibi gözüküyor kapasite olarak. Bunların birini birine tercih etmemiz söz konusu değil, ikisine de ihtiyacımız var. Yenilenebilir alan, bizim için olmazsa olmazlardan bir tanesi. Yapabildiğimiz kadar güneş ve rüzgâr yatırımı yapacağız" şeklinde konuştu. "Yeni adımlarımızdan bir tanesi, depolamalı hidrolik santraller" Hidroelektrik santrallerde depolama kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini de ifade eden Bayraktar, "Yeni adımlarımızdan bir tanesi, depolamalı hidrolik santraller. Hidrolik santrallerimizde suyun tekrar kaynağa basıldığı, ucuz saatlerde o suyu kullanarak pompayla alıp tekrar yukarı gönderdiğiniz ve sonra tekrar elektriğin daha uygun fiyatlı olduğu, daha iyi fiyatların olduğu zamanlarda tekrar elektrik ürettiğiniz pompaj depolamayla alakalı bir hedefimiz var" diye konuştu. "Akkuyu’da hedefimiz bu yıl sonuna kadar santralin fiziki çalışmasını başlatmak" Akkuyu Nükleer Santrallerine ilişkin de konuşan Bayraktar, birinci reaktörden elektrik üretimiyle alakalı artık sona yaklaşıldığını söyleyerek, "Şu anda test aşamasındayız. Hedefimiz bu yıl sonuna kadar artık santralin fiziki çalışmasını başlatmak" dedi. "Sinop ve Trakya’daki nükleer santral projelerine ilişkin müzakereler sürüyor" Bayraktar, Sinop ve Trakya’daki nükleer santral projelerine ilişkin müzakerelerin sürdüğünü hatırlatarak, "Bu konuda özellikle son dönemde Kanada ile devam eden çalışmalarımız hızlı ilerliyor. Ümit ediyorum önümüzdeki aylarda orada daha net bir tabloyu göreceğiz. İkisine birden bakıyoruz; Sinop sahası biraz daha hazır bir saha ama esas itibarıyla bizim elektrik açısından önceliğimiz Trakya’da. Trakya’yı biraz daha önce yapmak icap ediyor. Orada da saha çalışmalarımız devam ediyor. Çin’le görüşmelerimiz var, Rusya’nın önemli bir ilgisi var ve Güney Kore’yle de müzakerelerimiz bu anlamda devam ediyor" dedi. "Karadeniz’de tespit ettiğimiz sahalarda yeni sondajlar yapıyor" Derin deniz sondaj gemi sayısını 6’ya çıkardıkları kaydeden Bayraktar, "Bunların bir tanesi Somali’de şu anda çalışıyor. Üretim geliştirme programının yanı sıra bir diğeri de Karadeniz’de Batı Karadeniz’de, Orta Karadeniz’de ve Doğu Karadeniz’de tespit ettiğimiz sahalarda yeni sondajlar yapıyor. Önümüzdeki günlerde petrol hedefli, bir sondaja başlayacağız. Biraz uzun sürecek, zor bir sondaj. Batı Karadeniz’de petrol hedefli bir sondaja yakın zamanda başlayacağız" bilgisini paylaştı. Katar gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasını öngören proje için yaklaşık 2 bin-2 bin 200 kilometrelik boru hattına ihtiyaç olduğunu kaydeden Bakan Bayraktar, projenin hayata geçirilmesi için öncelikle Türkiye, Katar ve Avrupa Birliği arasında siyasi irade oluşması gerektiğini söyledi. Bayraktar, mevcut krizi yeni enerji projeleri için fırsata dönüştürmek istediklerini kaydetti. Bayraktar, Ceyhan’ın önemli bir petrol merkezine dönüşebilecek potansiyele sahip olduğunu belirterek, bölgedeki petrol kaynaklarının depolama, rafineri ve petrokimya yatırımlarıyla birleştirilmesi halinde Türkiye üzerinden Avrupa’ya günlük 2,5 milyon varile kadar petrol taşınabileceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Savaşın etkisi olmasaydı enflasyon yüzde 25 seviyesinde olacaktı" Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Savaşın etkisi olmasaydı enflasyon yüzde 25 seviyesinde olacaktı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5’lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programı (OVP) Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasının ortaya konulduğu toplantıda büyüme, enflasyon, istihdam, bütçe dengesi ve cari açık başta olmak üzere temel makroekonomik hedefler kamuoyuyla paylaşıldı. Yılmaz, burada programın detaylarına ilişkin gerçekleştirdiği sunumunun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Yılmaz, enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikasından ibaret olmadığını belirterek, para ve maliye politikalarının yanı sıra arz yönlü politikaların da devreye alınacağını söyledi. Yılmaz, 2027’de yönetilen ve yönlendirilen fiyatlara daha hassas yaklaşılacağını, gıda arzını artırmak için sulama yatırımları başta olmak üzere gerekli tüm politika araçlarının kullanılacağını ifade etti. "Önümüzdeki dönemde sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız" Konut, arz yönlü politikaların da önemine değinen Yılmaz, "Deprem konutlarının bitmesiyle deprem alanlarında kiralarda çok ciddi bir etkilenmeyi gördük. Merkez Bankamızın da bir güzel çalışması vardı. Konut arzının kiralara yansıdığını o çalışmalarda teyit ediyor. Önümüzdeki dönemde bu sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız. 500 bin konut ve 15 bin kiralık konut başladı biliyorsunuz ama bu süreci önceliklendiriyoruz. Bütçemizden de destek veriyoruz. Bütçe dışı alanlardan da buraya gerekli destekleri, gelirleri oluşturmaya kararlıyız" diye konuştu. Yenilenebilir enerji ve demiryolu yatırımlarıyla üretim ve lojistik maliyetlerinin düşürüleceğini ifade eden Yılmaz, para, maliye ve arz yönlü politikaların bütüncül şekilde sürdürüleceğini söyledi. "Savaşların enflasyona daha fazla etki etmesinin nedeni atalet" Yılmaz, ‘bölgedeki savaşlardan Türkiye’nin neden diğer ülkelerden daha fazla etkilendiği’ ise, "Atalet dediğimiz bir şey var. Geçmişten gelen yüksek bir enflasyon oranınız varsa, bu belli oranda ne yaparsanız yapın yansıyor. Daha düşük bazla bu sürece girenlerle daha yüksek enflasyonla girenler aynı şekilde etkilenmiyorlar. Belki yüzdelik oran olarak benzer şekilde etkilenebilirler ama o geçmişin getirdiği atalet var. Belki puan olarak yüksek gelmeyebilir ama geçmişe oransal baktığınız zaman ciddi bir etkilenme olduğunu görüyorsunuz" yanıtını verdi. "Savaşın etkisi olmasa bugün 31 buçuktan değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık" Enflasyonla mücadelenin uzamasına ilişkin konuşan Yılmaz, dış konjonktürün burada etkili olduğunun altını çizerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Doğrusu, dış konjonktür bize hiç destek olmadı, hep olumsuz sürprizlerle karşılaştık, savaşlar, başka birtakım gelişmeler. Programlar yaşanırken kontrol edemediğiniz sürprizler her zaman olur. Bu bazen olumlu, bazen olumsuz bir sürpriz olur. Biz bu dönem, son 3 yılda pek olumlu sürpriz görmedik doğrusu. Genelde programı olumsuz etkileyen hususlar oldu. O da bir miktar mücadelemizi uzattı diyebiliriz. Sadece bu savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5’lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti. Ama tabii ki elimizde olmayan unsurlara karşı gerekli tedbirleri alıp yolumuza devam etmek zorundayız. Bu süreci ve programı yürütürken büyüme ile enflasyonla mücadele arasında da bir denge kurmaya gayret ettik." "Gelecek dönemde programda revizyonlar olabilir" Gelecek dönemde programda revizyon yapılıp yapılamayacağına dair de değerlendirmede bulunarak, "Elbette olabilir. Bütün programlar revizyona açıktır. Bu Türkiye’ye özgü bir şey de değil. Uluslararası kuruluşların tahminleri de bizden daha çok revize ediyorlar. Yıl içinde defalarca revize eden kurumlar oluyor, ülkeler oluyor. Biz yıllık bazda bu revizyonu yapıyoruz. Dış faktörler programınızı etkileyebilir ama ana çerçevesini ve istikametini değiştirmemeli. Bizim de programımızın ana çerçevesi ve istikameti bellidir. Burada bir değişiklik söz konusu değildir. Tabii ki güncellemeler var. Atıl iş gücüne daha fazla yoğunlaşıyoruz. Sanayiyi bu dönem daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Ekonomik güvenlik kavramını daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Dünyanın, ülkemizin geldiği şartlara göre bu güncellemeleri, eklemeleri elbette yapıyoruz. Programımızın ana çerçevesi belli. Fiyat istikrarına doğru daha güçlü yürüyen bir Türkiye. Büyümesini, ihracatını, yatırımını, istihdamını artıran bir Türkiye. Bu artan gelirlerini de geniş toplumsal kesimlerle sosyal refah anlamında daha fazla paylaşan bir Türkiye. Bunun mücadelesi içindeyiz" şeklinde konuştu. Yılmaz, 2027 enflasyon hedeflerinin savaşlar ve dış konjonktürdeki olumsuzluklar dikkate alınarak daha gerçekçi ve ihtiyatlı belirlendiğini ifade ederek, hedeflenen oranın üzerine çıkmayı değil, daha iyi bir performans göstermeyi hedeflediklerini söyledi. "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz" Yılmaz, 2027-2029 döneminde 2,1 milyon kişilik istihdam artışı öngördüklerini belirterek, bunun yıllık yaklaşık 700 bin kişiye karşılık geldiğini ve tarihi ortalamalarla uyumlu olduğunu söyledi. Yılmaz, büyümenin yanı sıra iş gücü piyasası reformları ve aktif iş gücü politikalarıyla bu hedefe ulaşılacağına inandıklarını ifade etti. İşsizlik hesaplamalarına yönelik eleştirilere ilişkin konuşan Yılmaz, "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz. Kendi icat ettiğimiz bir yöntem yok. Eurostat’ın yöntemi neyse, Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplar Sistemi’ndeki yöntem neyse TÜİK de o yöntemle hesaplıyor. Bir insan iş aramıyorsa işsiz olarak sınıflandırılmıyor. Dünyada böyle, biz de böyleyiz. Atıl iş gücü ise potansiyel iş gücü ve zamana bağlı eksik istihdamdan oluşuyor. İş aramayan ancak uygun bir iş olduğunda çalışacağını belirtenler potansiyel iş gücünde, daha fazla çalışmak isteyenler ise zamana bağlı eksik istihdam kapsamında atıl iş gücüne dahil ediliyor. Bunu azaltmaya yönelik politikalar ortaya koymuş durumdayız. Genç nesillere emeğin değerini çok iyi anlatmamız lazım. Maalesef iş gücü piyasalarına gelmeyen, çalışmayan ve çalışmaya ilgi duymayan önemli bir kitle olduğunu görüyoruz. Bunu azaltmamız lazım. Bu da emeği ve üretimi yüceltmekle, eğitim sisteminden iletişim politikalarına kadar bunu güçlendirmekle mümkün olabilir" dedi. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin ekonomiye etkisine de değinen Yılmaz, terörün Türkiye’ye uzun vadeli ekonomik maliyetinin en az 2,3 trilyon dolar olduğunu belirtti. Yılmaz, terörün sona ermesiyle özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da tarım, hayvancılık, turizm ve yatırımların olumlu etkileneceğinin de altını çizerek, güvenliğin sağlanmasıyla sermaye ve nitelikli insanın bölgeye yönelmesinin ekonomik büyümeyi destekleyeceğini ve Türkiye’nin daha güçlü hale geleceğini ifade etti. "Programı hazırlarken seçimlerin zamanında olacağını düşünerek hazırladık" OVP’nin hazırlanmasında seçim takviminin nasıl değerlendirildiğine ilişkin soruya da yanıt veren Yılmaz, "Biz bu programı hazırlarken seçimlerin zamanında olacağını düşünerek hazırladık. 2028 baharı veya yazına doğru bir seçim var biliyorsunuz. Burada spekülatif bir varsayım içinde olmadık. Bu konular Meclisimizin karar vereceği konular. Seçimi biraz daha öne alacaksa o Meclis’in takdirinde. Bizim şimdiden bir varsayım yapmamız doğru olmaz diye düşündük. Ancak şunu da ifade etmek isterim. Ekonominin amacı ne? Niye yapıyoruz bütün bunları? Rakamlar büyüsün diye mi yapıyoruz? Hayır. Ekonominin amacı insanın, toplumun refahını iyileştirmektir. Bütün ekonomik politikalarımızın amacı budur. Başka da bir amaç koymak doğru değil. Ekonominin en büyük amacı da insana hizmet etmek. Dolayısıyla biz AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan her zaman insan odaklı bir kalkınmadan, ekonomiden yana olmuştur. Bu bütçelerimizi hazırlarken biz de elbette bunu gözetiyoruz. Geniş toplumsal kesimlerin ihtiyaçlarını, beklentilerini gözetmeyen bir siyasetin hiçbir şekilde geçerliliği olamaz. Dolayısıyla geniş toplumsal kesimlerin beklentilerini, taleplerini elbette görüyoruz, gözetiyoruz" açıklamasında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.