Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yemen

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yemen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yemen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Fidan: "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor" Haber

Bakan Fidan: "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Suriye’nin zamana ihtiyacı var. İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor. Bunu kendisine tehdit olarak görüyor" dedi. Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye’ye gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Türk basın mensuplarına Suriye, İsrail, bölgesel iş birliği, Mekke İttifakı, SDG, Yunanistan ve S-400 konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bölgede son derece kritik gelişmelerin yaşandığını ve bu süreçte Suriye ile olan temasların artırıldığını dile getiren Fidan, "Bölgemizde son derece kritik gelişmeler yaşanıyor. Bu süreçte Suriye ile olan temaslarımızı artırıyoruz. Buraya iki günlük bir ziyaret yapmak istedik. Görüşülecek çok konumuz var. Şam’da konaklamış olmamız, Suriye’de hayatın normalleşmeye başladığının da bir göstergesidir" ifadelerini kullandı. Ziyaret kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaklaşık 2 saat süren bir görüşme yaptıklarını ve bu görüşmede tüm konuları ele aldıklarını kaydeden Fidan, şu anda Suriye’yi istikrarsızlığa sürükleme potansiyeli en yüksek olan tehdidin İsrail olduğunu söyledi. "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor" Suriye ile ilgili gelişmelerin iki senedir iyi bir yönde seyrettiğine dikkati çeken Fidan, "Suriye’yi yaptırım listesinden çıkarttılar, ekonomik yatırımların önünde bir engel yok. Terörizm listesinden çıkmaları da son derece önemliydi. Suriye’nin zamana ihtiyacı var. İstikrarın olduğu bir ortamda biraz da iyi yönetişim olursa potansiyelleri yüksek. Ama İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor. Bunu kendisine tehdit olarak görüyor. Bu tehdidin tanımından dolayı da buralara yönelik istikrarsızlaştırıcı eylemlerde bulunuyor. Halbuki Suriye bölgesinde barış içinde yaşamak istiyor. Bu yaklaşımı İsrail bir noktada ya tanıyacak, bölgesiyle barış içerisinde yaşamayı kabul edecek ya da bu saldırgan politikalarını sürdürecek ve uluslararası toplum içinde daha da yalnızlaşacak. Netanyahu çevrelerindeki bütün ülkeleri tehdit olarak görüyor. İsrail, o ülkelerin zayıflığından kendi güçlülüğünü üreten bir ülke" açıklamasında bulundu. Suriye’deki entegrasyon sürecine değinen Fidan, SDG’nin tehdit olmaktan çıkmasının birinci öncelik olduğunu belirterek, "Şu anda prensipte duyurulan unsurlar olumlu mesajlar içeriyor. Sürecin pratikte nasıl ilerlediğini yakından takip ediyoruz. Uygulamanın kamuoyuna duyurulan mesajlarla uyumlu olmasını bekliyoruz" diye konuştu. "Terör meselesi başta olmak üzere 40-50 yıldır ayağımıza pranga olan pek çok sorun esasen Suriye ve Irak kaynaklıydı" Suriye’nin günümüzde geldiği noktanın daha da ilerletebileceğini ve mevcut tehditleri ile gidilmesi gerek yolu bildiklerini aktaran Fidan, "Devam eden bir yol var. Bu başarı yolunu yürümeye devam etmeliyiz. 8 Aralık’ta rejim devrildikten sonra her şeyin daha yeni başladığını söylemiştim. Gelinen noktada taktik ve stratejik açılardan güzel şeyler oluyor. Terör meselesi başta olmak üzere 40-50 yıldır ayağımıza pranga olan pek çok sorun esasen Suriye ve Irak kaynaklıydı. AK Parti’nin iktidara gelmesiyle, Cumhurbaşkanımızın koyduğu iradeyle ve vizyonla, hem kendi ülkemizdeki siyasi, ekonomik meseleleri çözdük hem de dış gelişmelere yönelik stratejik kültürü, güvenlik kültürünü yeniden inşa ettik. Bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren bir güvenlik paradigması oluşturduk. Komşu ülkelerden kaynak sorunlarımızı usulüyle çözmeyi başardık. Ancak bu konuda ödevimiz bitmiş değil. Çalışmaya, çaba harcamaya devam edeceğiz" dedi. "İş birliği ve dayanışma içerisinde gelişmeleri çok profesyonel bir şekilde analiz ettik" Bölge ülkelerinin özellikle Gazze meselesinde ortaya koyduğu ortak çaba sonucunda önemli bir netice üretildiğine dikkati çeken Bakan Fidan, "İş birliği ve dayanışma içerisinde gelişmeleri çok profesyonel bir şekilde analiz ettik. Oradaki iş birliğimizi Suriye’de de kullandık. Şimdi İran-ABD savaşında da bu iş birliğimizi kullanıyoruz ve giderek daha da kurumsallaştırıyoruz. İsrail’in bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolü karşısında iş birliğine ve barışçı diplomasiye dayalı bir çaba içerisindeyiz. İnşallah bölgede bu attığımız tohum filizlenir, baş verir. Bu yapıcı anlayış büyürse daha büyük bir istikrar havzası ortaya çıkacak" ifadelerini kullandı. "Ya beraber çalışıp sorunları çözeceğiz ya da ‘bana dokunma nereyi yakarsan yak’ diyeceğiz" Başta İsrail olmak üzere bölgede istikrarsızlık isteyen aktörlerin yapabileceği başka operasyonların da var olduğunun altını çizen Fidan, "Onlar da boş durmayacaklar, onlar da faaliyete geçecekler. Ama bölgedeki ülkeler, istikrarın olabileceğini, beraber çalışırsak bir şeyler yapılabileceğini ve beraber çalışmak dışında da bir seçeneğin olmadığını görüyorlar. Ya beraber çalışıp sorunları çözeceğiz ya da önceki usulde olduğu gibi hegemona veya hegemonun buradaki mümessiline gidip ‘bana dokunma, nereyi yakarsan yak’ diyeceğiz. Ama yakılan her yer gelip seni de yakıyor. Örneğin Ürdün, Irak’ta olan bütün olaylardan etkileniyor, Suriye’de olan bütün olaylardan etkileniyor. Bir kaçış yok. Dolayısıyla herkesin bu çok yoğun yeni dönemde bir iş birliği arayışı var. Cumhurbaşkanımızın bu noktada vizyon ortaya koyması, liderlik ortaya koyması, ilişkilerini kullanarak aktörleri bir yere getirmesi daha önce görülmemiş bir husus olduğu için insanlar da açıkçası güveniyorlar bu sürece" dedi. "Amacımız Mekke İttifakı’nı genişletmek" Mekke İttifakı’nın kurumsallaşma sürecinin devam ettiğini ve Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın teknik düzeyde görüştüğünü söyleyen Bakan Fidan, sözlerine şöyle devam etti: "Genel Karargah’ın yapısı nasıl olacak, hangi birimde kaç kişi görev alacak gibi hususları görüşüyoruz. Bu süreç tamamlanmak üzere. Amacımız Mekke İttifakı’nı genişletmek. Bundan sonra atılacak adımlar daha somut olacak. Suudi Arabistan’ın hem güneyden hem kuzeyden vurulması, Irak’ta konuşlu saldırganlar tarafından hedef alınması kabul edilebilir bir şey değil. Yemen sorunu epeydir mevcut, çeşitli şekillerde çeşitli formlar alıyor. Olay kuzeyden ve güneyden kuşatmaya, kritik altyapıyı imha etmeye, sadece Suudi Arabistan’a değil, bölgeye zarar vermeye yönelik bir faaliyete dönüştüğünde hiç kimsenin buna tepkisiz kalması mümkün değil. Biz Mekke İttifakı’nın ruhuna uygun olarak davranıyoruz. Suudilerin yanında olduğumuzu zaten açıkladık. İlgili diğer taraflara da gerekli mesajları verdik. Bir dayanışma içerisindeyiz." "Çevremizde güvenlik alanında bu kadar sınama varken Yunanistan bunlara bir yenisini eklememeli" Bakan Fidan, Yunanistan’ın bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve kaosa sürüklemek isteyenlerin oyuncağı olmasını istemediklerini vurgulayarak, "İyi komşuluk ilişkisi içinde olmak istiyoruz. Özellikle güvenlikle ilgili yanlış anlaşılma olmamalı. İki taraf da bunların önüne geçmeli. Bizim, tabii ki belli adaların silahlandırılması yönünde çok ciddi hassasiyetimiz var. Bunları biliyorlar, bunu ilettik. Özellikle silahsız statüsü olan adaların silahlandırılması bizim için tehdit. Tabii bir de orada seçim süreci var. Yunan siyasetinde Türkiye aleyhtarlığı tarihi olarak yaygındır. Dikkatlerimizi en çok yoğunlaştırdığımız konulardan biri, uluslararası antlaşmalarla gayriaskeri statü altına alınan ve tartışmasız bir şekilde bu statünün muhafaza edilmesi gereken adalarda, Yunanistan’ın ahdi yükümlülükleri hilafına bir takım gayretler içine girmesidir. Bu aslında yeni bir durum değil. 1960’lardan beri yaşanan ve birbiriyle bağlantılı Ege sorunlarının önemli bir boyutunu oluşturan bir mesele. Biz Türkiye olarak 1960’lardan bu yana gerekli tepkimizi ortaya koyduk, gerek ikili kanaldan Yunanistan’a uyarılarımızı ve itirazlarımızı yaptık, gerek NATO’da konu gündeme geldiğinde pozisyonumuzu ortaya koyduk, keza konuyu Birleşmiş Milletler’e de taşıdık. Komşumuz ve müttefikimiz Yunanistan’ı müttefiklik ruhuyla uyumlu, daha olgun bir şekilde ahdi yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. Çevremizde güvenlik alanında bu kadar sınama varken Yunanistan bunlara bir yenisini eklememeli. Son dönemde başlattığımız sorunları çözmeye yönelik olumlu atmosferi ve ruhu arttırarak devam ettirmeliyiz" ifadelerini kullandı. S-400 ile ilgili görüşmelerin de devam ettiğini söyleyen Fidan, ilgili tüm ülkeler arasında teknik müzakerelerin devam ettiğini kaydetti. "Diyarbakır’da Terörsüz Türkiye’nin ortaya koyduğu hedefin benimsendiğini gözlemledik" Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretlerini de değerlendiren Fidan, ziyaret esnasında ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin çok büyük bir kabul gördüğünü gözlemlediklerini belirterek, "Terörsüz Türkiye’nin ortaya koyduğu hedefin benimsendiğini gözlemledik. Çok sayıda STK ve değişik siyasi görüşlere mensup insanlarla bir araya geldik. Örgütün silah bırakmayı deklare etmiş olması toplum tabanında büyük bir memnuniyet oluşturmuş. Artık sorunların silahsız tartışılması meselesi konusunda bir anlayış oluşmuş. Ekonomik konuların, kalkınmanın ön plana çıkması isteniyor. Bölgenin sanayisi nasıl geliştirilir, altyapı konusunda hangi adımlar atılmalı, nerelere sınır kapısı gerekir, komşu ülkelerle ticaret nasıl artırılır gibi konuları toplantılarımızda ele aldık. 5-6 yıldır zaten bir silahlı konu yok ortalıkta. Ama bunun kalıcı olarak bitecek olması, büyük yatırımların korkusuzca oraya gelmesini temin edecek. İnsanlar özellikle kimlik inkarının AK Parti’yle beraber kalkmış olmasını önemsiyorlar. Eylül 2013’teki Demokratikleşme Paketi ile Türkiye’de seçmeli dilin de önü açıldıktan sonra Kürtlerin problem alanı olan kimlik inkarı meselesi çözülmüş oldu" dedi.

İran: "Yemen'de yaşananlarla hiçbir şekilde ilişkimiz yok" Haber

İran: "Yemen'de yaşananlarla hiçbir şekilde ilişkimiz yok"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi düzenlediği haftalık basın toplantısında Yemen'deki Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmaya değinerek, "Yemen'de yaşananlarla hiçbir şekilde ilişkimiz yok. Birçok ülke, İran ile diğer bölge ülkeleri arasına nifak sokmak amacıyla yaşanan gelişmelerden faydalanıyor" dedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi düzenlediği haftalık basın toplantısında bölgede yaşanan çatışmalara ilişkin konuştu. Bekayi, ABD'nin "uzun süredir devam eden uluslararası düzeni ihlal eden eylemlerine" karşı rakiplerinin yanı sıra müttefiklerinden de tepki gördüğünü belirtti. İranlı sözcü, "İran asla izole edilemez. Aksine, ABD'nin uluslararası alandaki konumuna bakın. Egemen bir ülke olan İran'a saldırarak ve Gazze'de etnik temizlik ve soykırım savaşı yürüten korkak ve suçlu yapıyla el ele vererek çirkin suçlar işlediler. Bütün bu uluslararası hukuk kuralları ABD tarafından hiçe sayıldı" dedi. "Kazma Dağı içerisinde nükleer tesisler bulunduğu iddia edilemez" ABD'nin İran'daki Kazma Dağı bölgesinde nükleer faaliyet yürütüldüğüne ilişkin iddialarının temelsiz olduğunu belirten Bekayi, "Kazma Dağı içerisinde nükleer tesisler bulunduğu iddia edilemez" ifadelerini kullandı. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, söz konusu haberlerin Washington tarafından yürütülen "medya ve psikolojik savaşın bir parçası" olduğunu belirtti. "Umman'daki toplantı Yemen'de yaşanan gelişmeler nedeniyle iptal edildi" İran ve Umman'ın Hürmüz Boğazı'nın yönetimine ilişkin "sorumlu bir yaklaşım benimsemeyi amaçlayan ortak bir karar aldığını aktaran İsmail Bekayi, bugün Maskat'ta yapılması planlanan toplantının "Yemen'de yaşanan gelişmeler" nedeniyle iptal edildiğini açıkladı. İranlı sözcü, "Bu toplantı gerçekleşmiş olsaydı, yeni politikayı görüşmek için çok uygun bir fırsat olacaktı. Hiçbir sorumlu ülkenin herhangi bir şekilde dış güçlerin dikte etmesini veya baskısına maruz kalmayı kabul edeceğine inanmıyorum" diye konuştu. Yemen'in içişlerine müdahale etmediklerini vurgulayan Bekayi, "Yemen'de yaşananlarla hiçbir şekilde ilişkimiz yok" açıklamasını yaptı. Birçok ülkenin yaşanan gelişmelerden İran ile diğer bölge ülkeleri arasındaki ilişkileri bozmak amacıyla yararlandığını belirten İsmail Bekayi, "Birçok ülke, İran ile diğer bölge ülkeleri arasına nifak sokmak amacıyla yaşanan gelişmelerden faydalanıyor" dedi. "ABD ve İsrail Basra Körfezi'ndeki güvenliği hedef almaya devam ediyor" ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a yönelik başlattığı savaşta sivillerin bombalandığını ve "savaş suçu" işlendiğini söyleyen Bekayi, ABD ve İsrail'in saldırılarda misket bombası kullandığını iddia etti. İran dışişleri bakanlığı sözcüsü, "Bu, tüm insani standartların ve insanlık değerlerinin tamamen ihlalidir" şeklinde konuştu. Bekayi Keşm Adası yakınlarında İran ticari gemisine düzenlenen saldırıya da değinerek, hayatını kaybeden ve yaralananlar arasında gemide çalışan iki Pakistan vatandaşının da bulunduğunu söyledi. İsmail Bekayi, ABD ve İsrail'in "Basra Körfezi'ndeki güvenliği hedef almaya devam ettiğini" belirtti.

Suudi Veliaht Prensi Selman’ın Husilere saldırı talebine Trump’tan ret Haber

Suudi Veliaht Prensi Selman’ın Husilere saldırı talebine Trump’tan ret

ABD merkezli Axios haber sitesi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Yemen’deki İran destekli Husilere yönelik saldırı talebinin ABD Başkanı Donald Trump tarafından reddedildiğini aktardı. Suudi Arabistan’ın saldırı talebine ABD’den ret. ABD merkezli Axios haber sitesinde yer alan haberde, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın dün ABD Başkanı Donald Trump’ı iki kez arayarak Yemen’deki İran destekli Husilere yönelik saldırı düzenlemesi talebinde bulunduğu aktarılarak, Trump'ın ise bu talebi reddettiği ifade edildi. Selman’ın perşembe günü, Husilerin Kızıldeniz'deki hayati öneme sahip Mocha şehrinin kontrolünü ele geçirmeleri ve stratejik Babülmendep Boğazı'na yaklaşmaları sonrası durumun kötüleştiği konusunda Trump'a bilgi vermek üzere kendisini aradığı aktarılan haberde, birkaç saat sonra Selman’ın Trump'ı yeniden arayarak ABD'nin Husilere yönelik saldırı emri vermesini istediği aktarıldı. Axios'a konuşan iki ABD'li yetkili, Trump yönetiminin şu aşamada Husilere karşı doğrudan müdahalede bulunma planının olmadığını belirtti. Yetkililer, ABD'nin son haftalarda Suudi muhataplarına Trump'ın talimatının, Amerikan güçlerinin İran ve Hürmüz Boğazı'na odaklanması ve yeni bir cephe açılmasından kaçınılması yönünde olduğunu bildirdiğini ifade etti. Haberde, ABD'li bir yetkilinin, ABD yönetiminin Suudi Arabistan'a Husiler hakkında istihbarat ve hedefleme verileri sağlayacağını söylediği belirtildi. ABD'li yetkililer, Suudi Arabistan'da yaklaşık 200 ABD askerinin bulunduğunu açıklayarak, "ABD, Kızıldeniz'de seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması gibi temel ulusal güvenlik çıkarlarımızı korumaya odaklanırken, bölgesel güvenlik sorunlarının yönetilmesi ve çözümünde liderliği bölgesel ortaklarımıza bırakıyor. Bölgesel istikrar konusunda Suudi Arabistan ve Yemen Hükümeti ile sürekli diyalog halindeyiz" ifadelerini kullandı. Konuyla ilgili bilgi sahibi iki kaynak ise, ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Brad Cooper’ın acil koordinasyon toplantıları için perşembe günü Suudi Arabistan'a gittiğini aktardı. Haberde, Suudi Arabistan'ın doğrudan ABD’den askeri harekât talep etmesi, Suudi Arabistan’ın geçtiğimiz temmuz ayında Husilerle tek başına başa çıkabileceğini ABD’ye bildirmesinin ardından önemli bir politika değişikliğine işaret ettiğine dikkat çekildi. ABD'li yetkililer Suudi Arabistan'da yaklaşık 200 ABD askerinin bulunduğunu açıklayarak, "ABD, Kızıldeniz'de seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması gibi temel ulusal güvenlik çıkarlarımızı korumaya odaklanırken, bölgesel güvenlik sorunlarının yönetilmesi ve çözümünde liderliği bölgesel ortaklarımıza bırakıyor. Bölgesel istikrar konusunda Suudi Arabistan ve Yemen Hükümeti ile sürekli diyalog halindeyiz" ifadelerini kullandı.

Trump: "İran’dan öldürdükleri ve ağır yaraladıkları tüm kişiler için tazminat talep ediyorum" Haber

Trump: "İran’dan öldürdükleri ve ağır yaraladıkları tüm kişiler için tazminat talep ediyorum"

ABD Başkanı Donald Trump, "İran temsilcilerinin son 5 aylık askeri çatışma sırasında kendilerine verilen zararlar için tazminat talep ettiğini görüyorum. Bu ilginç bir fikir. Çünkü ben de şimdi İran’dan, öldürdükleri ve ağır yaraladıkları tüm kişiler için tazminat talep ediyorum" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yapılan görüşmelerdeki tazminat konusuna ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Trump sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İran temsilcilerinin son 5 aylık askeri çatışma sırasında kendilerine verilen zararlar için tazminat talep ettiğini görüyorum. Ancak bu konu, müzakerelerimizin veya toplantılarımızın hiçbirinde gündeme gelmedi. Ancak bu ilginç bir fikir. Çünkü ben de şimdi İran’dan, General Kasım Süleymani’nin öncülüğünde gerçekleştirilenler de dahil olmak üzere birçok çatışmada öldürdükleri ve ağır yaraladıkları tüm kişiler için tazminat talep ediyorum" dedi. Trump, 2000 yılında Yemen’in Aden Limanı’nda ABD ordusuna ait USS Cole savaş gemisine düzenlenen ve 17 ABD askerinin hayatını kaybettiği, 39 askerin yaralandığı bombalı saldırıyı hatırlatarak, bu saldırıda hayatını kaybedenlerin aileleri için de tazminat istediğini söyledi. ABD Başkanı, İran’daki sokak protestolarında binlerce kişinin hayatını kaybettiğini yineleyerek, "Ayrıca İran’ın son 50 yılda öldürdüğü yüz binlerce masum protestocunun ailelerine de tazminat ödenmeli. Son 5 ayda öldürülen 52 bin kişiden ise hiç bahsetmiyorum bile. Temsilcilerime, bu konunun bundan sonraki tüm müzakerelere kesinlikle dahil edilmesi talimatını verdim" ifadelerini kullandı. Trump açıklamasında, "Ayrıca İran, Lübnan, Suriye, Yemen ve Gazze’de halka verilen zarar ve ölümlerden sorumlu tutulmalıdır" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.