Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yemek Borusu

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yemek Borusu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yemek Borusu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mide koruyucuya rağmen süren şikayetlerin altında başka hastalıklar yatabilir Haber

Mide koruyucuya rağmen süren şikayetlerin altında başka hastalıklar yatabilir

Mide koruyucu kullanılmasına rağmen devam eden yanma, ekşime ve ağza acı su gelmesi, yalnızca ilacın etkisiz kaldığı anlamına gelmeyebilir. İlacın kullanım zamanı, yakınmaların kaynağı ve eşlik eden belirtiler tedavinin yeniden değerlendirilmesinde önem taşıyor. Medicana Ataşehir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Keskin, bu ilaçların mide asidi salgısını azalttığını, ancak benzer şikayetlere yol açan her sorunu ortadan kaldırmadığını belirtiyor. Mide yanması ve ağza acı su gelmesi gibi yakınmaların ilaç kullanılmasına rağmen sürmesi, hastaların tedaviden sonuç alamadığını düşünmesine neden olabiliyor. Oysa yakınmaların neden devam ettiğinin anlaşılması için kullanılan ilacın yanı sıra belirtilerin süresinin ve eşlik eden bulguların da değerlendirilmesi gerekiyor. Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Keskin, tedaviye rağmen süren şikayetlerde yalnızca ilacı değiştirmeye odaklanılmaması gerektiğini ifade ediyor. Mide koruyucular mide asidi salgısını azaltıyor Halk arasında "mide koruyucu" olarak bilinen proton pompa inhibitörlerinin, mide asidinin salgılanmasını baskılayan ilaçlar olduğunu anlatan Doç. Dr. Murat Keskin, şu bilgileri verdi: "Bu ilaçlar mide asidi salgısını azaltarak gastrit, reflü ve ülserle ilişkili yakınmaların hafiflemesine yardımcı olur. Ancak mide koruyucu olarak adlandırılmaları, mideyle ilgili bütün şikayetleri ortadan kaldıracakları anlamına gelmez. İlacın nasıl ve ne zaman kullanıldığı da tedaviden alınan yanıtı etkiler. Bu gruptaki ilaçların çoğu sabah aç karnına kullanıldığında daha etkili olur; kullanılan ilaca ilişkin öneriye uyulması önemlidir." Keskin, ilaçların başka bir tedaviye eşlik etmesi gerektiği düşüncesiyle gereksiz kullanılmasının ve hekim kontrolü olmadan uzun süre sürdürülmesinin sık karşılaşılan kullanım sorunları arasında yer aldığını belirtiyor. Bazı ağrı kesicileri veya aspirin kullanan hastalarda ise geçmişte ülser ya da mide kanaması bulunması gibi risklerin ayrıca değerlendirildiğini ifade etti. Kullanım süresinin hastalığa ve bulgulara göre belirlendiğini vurgulayan Keskin, görüşmede ülser ve klasik reflü tedavisinde sıklıkla sekiz haftalık bir sürenin değerlendirildiğini, yemek borusunda iltihap ve hasar bulunması halinde bu sürenin uzayabildiğini anlattı. Uzun süreli kullanımın ise hekim takibiyle değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Devam eden yakınmalarda eşlik eden belirtiler yol gösteriyor İlaç kullanılmasına rağmen süren yanma ve ağrının her zaman reflüden kaynaklanmadığını belirten Doç. Dr. Murat Keskin, mide mikrobu olarak bilinen helicobacter pylori enfeksiyonunun ve benzer yakınmalara neden olabilen diğer hastalıkların da araştırılabildiğini ifade ediyor. Safra kesesi ve pankreasla ilgili sorunlar da hastanın belirtilerine göre değerlendirmeye dahil edilebiliyor. Keskin, inceleme kararında yaşın, şikayetlerin ne zamandır devam ettiğinin, tedaviye yanıtın ve eşlik eden belirtilerin birlikte ele alındığını vurguluyor. Özellikle yutma güçlüğü, açıklanamayan kilo kaybı, kansızlık, kanlı kusma ve siyah dışkılama gibi bulgularda değerlendirmeyi ertelememek gerekiyor. Ailede mide veya yemek borusu kanseri bulunması da hekimle paylaşılması gereken bilgiler arasında yer alıyor. Endoskopide yemek borusu ve mide incelenirken yemek borusunda hasar, mide fıtığı ve mide ile yemek borusu arasındaki geçiş bölgesinin yapısı değerlendirilebiliyor. Gerektiğinde mide mikrobu açısından örnek alınabiliyor. Elde edilen bulgular, yakınmaların nedeninin anlaşılmasına ve tedavinin nasıl sürdürüleceğinin belirlenmesine katkı sağlayabiliyor. İleri incelemeler ve girişimsel tedaviler hastaya göre planlanıyor Bazı hastalarda endoskopinin yanı sıra reflü ölçümüne ihtiyaç duyulabildiğini anlatan Medicana Ataşehir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Keskin, yemek borusunun aside maruz kalmasının pH ölçüm yöntemleriyle değerlendirilebildiğini belirtiyor. Burundan yerleştirilen ince bir kateterle veya endoskopik olarak yemek borusuna yerleştirilen ölçüm kapsülüyle gerçekleştirilebilen bu incelemeler her hastaya uygulanmıyor; gerekli görülen durumlarda tedavi kararına yardımcı oluyor. İncelemeler sonrasında seçilmiş hastalarda endoskopik reflü tedavileri gündeme gelebiliyor. Keskin, antireflü mukozal ablasyon olarak adlandırılan ARMA yönteminde, mide ile yemek borusunun birleşim bölgesindeki yüzey dokusuna kontrollü bir işlem uygulandığını; iyileşme sırasında oluşan doku değişikliğiyle geri kaçışın azaltılmasının hedeflendiğini anlatıyor. Endoskopik fundoplikasyonda ise özel cihazlarla içeriden dikiş veya sabitleme teknikleri uygulanarak bu bölgedeki bariyerin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Yalnızca ilaç kullanmak istememek, bu işlemlere karar verilmesi için yeterli olmuyor. Geçiş bölgesinin yapısı, mide fıtığının bulunup bulunmadığı ve büyüklüğü gibi özellikler birlikte değerlendiriliyor. Büyük mide fıtıklarında cerrahi seçenekler gündeme gelebiliyor. Keskin, işlemlerin kanama ve yutma güçlüğü gibi risklerinin bulunduğunu; yakınmaların tekrarlayabildiğini ve ek tedavi gerekebildiğini de hatırlatıyor. Günlük alışkanlıklar ve göğüs ağrısının değerlendirilmesi önem taşıyor Reflü yakınmalarının yönetiminde günlük alışkanlıkların da ele alınması gerektiğini belirten Doç. Dr. Murat Keskin, yatmadan önceki üç saat içinde yemek yenmemesini öneriyor. Kahve, yağlı yiyecekler, narenciye ve sirkeli gıdaların yanı sıra alkol ve sigaranın da reflü yakınmalarını artırabildiğine dikkat çekiyor. İlaç tedavisi veya endoskopik işlem sonrasında da bu alışkanlıkların önemini koruduğunu ifade eden Keskin, devam eden şikayetlerde yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini belirtiyor. Göğüste hissedilen yanma ve ağrının ise doğrudan mideye bağlanmaması gerekiyor. Keskin, kalp hastalıklarının da mide veya göğüs yanmasıyla kendini gösterebildiğini hatırlatarak özellikle göğüste baskı hissi ve boyuna ya da kola yayılan ağrı bulunduğunda acil değerlendirme gerektiğini vurguladı.

Tuz ruhunu su zanneden 14 yaşındaki çocuk ölümden döndü Haber

Tuz ruhunu su zanneden 14 yaşındaki çocuk ölümden döndü

Kahramanmaraş’ta su şişesine konulan tuz ruhunu yanlışlıkla içen 14 yaşındaki çocuk, yemek borusu ve midesinde oluşan ciddi yanıklar nedeniyle kaldırıldığı hastanede yapılan endoskopi sonucu sağlığına kavuştu. Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde yaşayan 14 yaşındaki Oğuzhan Çelik, iş yerinde bulunan tuz ruhunu su zannederek içti. Mide ve yemek borusunda ciddi kimyasal hasar oluşan çocuk, bir süre sonra rahatsızlanarak 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Kahramanmaraş’taki HG Hospital’a sevk edilen çocuk, burada tedavi altına alındı. Yapılan endoskopik incelemede, içilen kimyasal maddenin mide ve yemek borusunda ciddi hasara neden olduğu belirlendi. Midede yaygın kanama odakları, ülserler ve derin doku hasarı tespit edilirken, yemek borusunda da kimyasal maddeye bağlı yanıklar görüldü. Hastanede uygulanan tedavinin ardından 14 yaşındaki çocuk sağlığına kavuştu. "Endoskopisinde yaygın yanıklar ve midede derin ülserler mevcuttu" HG Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Çocuk Gastroenteroloji Hepatoloji ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Hamza Karabiber, temizlik ürünlerinin orijinal kutularında muhafaza edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Hastamız iş yerinde buzdolabına konulan tuz ruhunu yanlışlıkla içmesi sonucu yemek borusu ve midesinde ağır yaralar ve yanıklar oluşan bir hastamız. İlk başvurusunda hemen endoskopisini yaptık. Endoskopisinde yaygın yanıklar ve midede derin ülserler mevcuttu. Bu tür vakalarda ağızdan beslenmeyi kesiyoruz. Bir süreliğine damardan besliyoruz. Hastamızı da bu tedbirlerin yanı sıra uyguladığımız ilaç tedavileriyle yavaş yavaş ağızdan beslemeye başladık. Şu anda gayet iyi durumda. Bu tür yanıcı ve yakıcı maddelere maruz kalan çocuklarla maalesef sık karşılaşıyoruz. Son bir ay içerisinde bu üçüncü vakamızdı. En son dün gece dördüncü bir vakayı kabul ettik. O hastamız da yanıcı ve yakıcı madde içeren bir şurubu fazla miktarda içmiş. Ona da bu sabah endoskopiyle müdahalede bulunduk. Sık karşılaştığımız bir durum. Çocuk sağlığı açısından önemli bir halk sağlığı problemi. Bu yanıcı ve yakıcı temizlik maddelerinin orijinal kutularında muhafaza edilmesi, çocuk kilidi bulunan kapaklı ambalajlarda saklanması çok önemli. Kendi orijinal kutusu dışında muhafaza edildiğinde, bu hastamızda olduğu gibi su şişesine konulduğunda çocuklar yanlışlıkla içebiliyor. Son iki vakamızda da su şişesine konulan tuz ruhunun yanlışlıkla içilmesi sonucu bu problemle karşılaştık" dedi. "Su sanmıştım kendi orijinal kabında değildi" Hasta Oğuzhan Çelik ise kuaförde çalıştığı sırada müşterilere su götürmek için buzdolabını açtığını belirterek, "Su sanmıştım kendi orijinal kabında değildi. Ben bunu karton bir bardağa doldurdum ve delik açıldı damlamaya başladı ben de bardak daha öncesinden çatlak sandım ve içtim. Başka bir bardağa doldurup müşteriye verecektim. İçtiğim gibi boğazımdan aşağı yakmaya başladı. Daha sonrasını hatırlamıyorum. Hocamıza teşekkür ederim. Sağlık durumum çok iyi" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.