Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yatırım

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’nın ’Afet Anayasası’ ortak akılla şekillenecek Haber

Bursa’nın ’Afet Anayasası’ ortak akılla şekillenecek

Büyükşehir Belediyesi, Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan ‘Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi’ hakkında değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda Şahin Biba başkanlığında düzenlenen toplantıya, Büyükşehir Belediyesi’nin daire başkanlıkları ve iştiraklerinin yanı sıra akademik odaların temsilcileri katıldı. Bursa’yı deprem başta olmak üzere sel, heyelan, yangın, fırtına ve diğer afetlere karşı daha dirençli hale getirme hedefiyle hazırlanan beyanname, risklerin azaltılması, can ve mal kayıplarının en aza indirilmesi ve planlama, yatırım, altyapı, çevre ve sosyal hizmetlerde bilimsel yaklaşımı esas alan bir anlayışı üzerine oluşturuldu. Toplantıda beyannamenin kapsamı, hedefleri ve taahhütleri ele alınırken, katılımcıların görüş ve önerileri alındı. "Klasik belediyecilik kalıplarının ötesine geçeceğiz" ‘Dirençli Kent, Güvenli Gelecek’ anlayışıyla hazırlanan beyannamenin temel yaklaşımının risk yönetimi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, "Amacımız, kentimizde muhtemel bir afet anında meydana gelmesi beklenen riskleri henüz doğmadan bertaraf edebilmek. Hazırladığımız beyannameyle klasik belediyecilik kalıplarının ötesine geçeceğiz. Kurumumuzun tüm birimleri ve iştiraklerimiz için kentsel dirençliliği yasal, idari ve vicdani bir taahhüt haline getirmeyi hedefliyoruz" dedi. "Bilimsel tespitleri somut eylemlere dönüştüreceğiz" Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile ortaklaşa yürütülen proje çerçevesinde Bursa’nın teknik, fiziksel ve sosyal açıdan zayıf noktalarının bilimsel olarak ortaya konulduğunu ifade eden Başkan Vekili Biba, deprem ve afet gerçekliği karşısında şehrin detaylı şekilde analiz edildiğini belirtti. Biba, "Yapılan bilimsel tespitleri somut eylemlere dönüştürmek, sözlü temennilerden çıkarıp kurumsal bir anayasa fikri için bu beyannameyle kararlılığımızı net bir şekilde ifade ediyoruz" dedi. Beyannamenin hazırlanmasında mali gerçekçiliğin özellikle gözetildiğini dile getiren Başkan Vekili Biba, taahhütlerin Büyükşehir Belediyesi’nin görev, yetki ve sorumlulukları kapsamında uygulanabilir olmasına özen gösterildiğini söyledi. Kamu kaynaklarının sorumluluğunu taşıdıklarını belirten Şahin Biba, uygulanabilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir taahhütler ortaya koyduklarını vurguladı. "Risk azaltmaya ayırdığımız her kaynak geleceğimizin teminatıdır" Afet öncesinde risk azaltmaya yapılan yatırımların afet sonrasında ortaya çıkabilecek çok daha büyük kayıpların önlenmesinde kritik bir rol oynadığını dile getiren Başkan Vekili Biba, "Bugün risk azaltmaya ayırdığımız her kaynak, geleceğimizin teminatı olacaktır. Attığımız bu adımın bundan sonraki süreçte düzenli olarak izlenmesini, değerlendirilmesini ve geliştirilmesini sağlayacağız. Çünkü kentsel dirençlilik, tek bir kurumun veya anlayışın tek başına üstesinden gelebileceği bir mesele değildir. Bu hedef, kamu kurumlarımızın, ilçe belediyelerimizin, üniversitelerimizin, meslek odalarımızın, özel sektörümüzün, sivil toplum kuruluşlarımızın ve vatandaşlarımızın ortak sorumluluğudur" dedi. Bursa’nın ‘Afet Anayasası’ bilimin rehberliğinde şekillenecek Başkan Vekili Biba, 13 Ekim’de kamuoyuna açıklanacak beyannamenin son şeklini ortak akılla vermek amacıyla bir araya geldiklerini belirterek, "Odalarımızın mesleki ve akademik birikimiyle daire başkanlıklarımız ve iştiraklerimizin sahada edindiği kurumsal tecrübeler, beyannamemize değer katacaktır. İstiyoruz ki, bu beyannameyi Bursa’nın ‘Afet Anayasası’ haline getirelim. Bilimin ve ortak aklın rehberliğinde bu iradeyi birlikte büyütelim. Bursa’yı afet risklerini önceden gören, azaltan ve yöneten dirençli bir kent haline getirelim" ifadelerini kullandı. Konuşmanın ardından beyannamenin sunumu gerçekleştirilerek detaylar katılımcılarla paylaşıldı. Programın devamında söz alan oda temsilcileri ve Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, konuya ilişkin değerlendirme ve görüşlerini aktardı.

Bakan Bayraktar: "Türkiye ile Almanya arasındaki ikili ticaret hacmi 50 milyar doları aştı" Haber

Bakan Bayraktar: "Türkiye ile Almanya arasındaki ikili ticaret hacmi 50 milyar doları aştı"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye-Kuzey Ren Vestfalya İş Forumu’na katıldı. Bakan Bayraktar, Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ilişkiler, küresel enerji krizleri ve iki ülkenin enerji alanındaki stratejik iş birliği imkanlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Almanya’nın Avrupa’daki başlıca ticaret ortağı olmaya devam ettiğini vurgulayan Bakan Bayraktar, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin bu ilişkilerin merkezinde yer aldığını ifade etti. "Kuzey Ren-Vestfalya ile ticaret hacmimiz 11 milyar euronun üzerine çıktı" Almanya ile yürütülen ticari ilişkilere değinen Bakan Bayraktar, "Sadece Kuzey Ren-Vestfalya ile olan ikili ticaret hacmimiz 11 milyar euronun üzerine çıktı. Bugün bin 300’den fazla Türk şirketi Kuzey Ren-Vestfalya’da faaliyet göstermekte ve ticaret, yatırım ile istihdama önemli katkılar sağlamaktadır. Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler büyümeye devam ediyor" dedi. "Enerji krizleri, kaynak çeşitliliğinin önemini ortaya koydu" Küresel konjonktürün getirdiği zorluklara dikkat çeken Bayraktar, "Son dönemdeki jeopolitik krizler, piyasalardaki süregelen dalgalanmalar ve geleneksel ticaret yolları boyunca artan kırılganlıklar temel bir gerçeği ortaya koymuştur: Enerji güvenliği ve kaynak çeşitliliği, endüstriyel rekabet gücü için vazgeçilmezdir. Bunu son dönemde Avrupa’da yaşanan enerji krizi sırasında açıkça gördük. Enerji maliyetlerindeki ani artış, keskin enflasyonist baskılara yol açtı ve enerji yoğun imalat sektörünü zor durumda bıraktı" şeklinde konuştu. "Nihai vizyonumuz tamamen enerji bağımsızlığına sahip bir Türkiye" Enerjinin güvenli, sürdürülebilir ve uygun maliyetlerle sunulmasının tüm hükümetler için en kritik öncelik haline geldiğini kaydeden Bayraktar, Türkiye'nin ulusal enerji politikasının üç temel direk üzerine inşa edildiğini belirtti: "Birincisi enerji arzının güvence altına alınması, ikincisi enerji ithalatına bağımlılığın ortadan kaldırılması ve üçüncüsü ise 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefimize doğru ilerlemeye devam etmek. Nihai vizyonumuz basit ama güçlüdür: Tamamen enerji bağımsızlığına sahip bir Türkiye" ifadelerini kullandı. "Yenilenebilir enerji kurulu gücümüz yüzde 63’ü aştı" Türkiye'nin elektrik tüketiminde Avrupa'da Almanya ve Fransa'nın ardından üçüncü sırada yer aldığını belirten Bakan Bayraktar, "Bu muazzam ve artan talebe rağmen, yenilenebilir enerji şu anda 125 bin megavatı aşan toplam kurulu gücümüzün yüzde 63’ünden fazlasını oluşturmaktadır. Daha net bir tablo sunmak gerekirse, yalnızca 2025 yılında, rüzgar ve güneş enerjisinden üretilen elektrik, tüm endüstriyel tüketimimizin yaklaşık yüzde 75’ini karşılamaya yetmiştir" şeklinde konuştu. "Yeni nesil ortak projeleri hayata geçirebiliriz" Türkiye'nin TANAP ve Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatları gibi projelerle enerji arzını güvence altına alma konusunda kanıtlanmış bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, "Bu stratejik enerji koridorları sadece iç talebimizi karşılamakla kalmıyor; yeni güzergahlar ve kaynaklar açarak Avrupa’nın arz güvenliğini de aktif olarak güçlendiriyor. Bu derin deneyime dayanarak ve Alman ortaklarımızla birlikte; doğal gaz ve yeşil hidrojenden modern elektrik şebekelerine ve kritik malzemelere kadar uzanan yeni nesil ortak projeleri hayata geçirebiliriz" dedi. "Almanya’nın finansal gücü belirleyici rol oynayabilir" Temiz enerji geçişinde küresel düzeyde devasa bir finansman açığı olduğuna dikkat çeken Bakan Bayraktar, uluslararası kurumların ve yatırımcıların cesur adımlar atması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "İşte bu noktada Almanya’nın finansal gücü, sermaye desteği ve ortak girişimlerde risk paylaşımı belirleyici bir rol oynayabilir. Türkiye’nin proje yürütme kapasitesini Almanya’nın finansal imkanlarıyla birleştirerek, iddialı geçiş hedeflerini finansman sağlanabilir, somut varlıklara dönüştürebiliriz." "COP31’de uzun vadeli iddialı hedeflerimizi açıklayacağız" Türkiye'nin iklim ve enerji vizyonuna da değinen Bayraktar, "Geleceğe bakarken hedeflerimizi daha da yükseltiyoruz. Türkiye’nin bu yılın ilerleyen aylarında Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapmasıyla birlikte, küresel topluma yenilenebilir enerji, şebeke yatırımı ve iklim konusunda daha da iddialı uzun vadeli hedeflerimizi açıklayacağız. Bugün enerji, lojistik ve inovasyon alanlarında imzalanan ticari anlaşmalar, sahada yatırım ve işbirliği yapma isteğinin şimdiden güçlü olduğunu göstermektedir" diye konuştu.

Özdilek'ten Badırga'ya 120 milyon dolarlık yatırım Haber

Özdilek'ten Badırga'ya 120 milyon dolarlık yatırım

Özdilek Holding'in ev tekstili alanındaki en önemli yatırımı olan Özdilek Üretim Kompleksi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Bursa Nilüfer Badırga'da, Bursa Tekstil Boyahaneleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde 90 bin metrekare arsa üzerinde hayata geçirilen kompleks, 60 bin metrekare inşaat oturum alanı ve 106 bin metrekare kapalı alanıyla modern ve entegre bir üretim tesisi olarak faaliyet gösterecek. Açılış törenine, kamu ve yerel yönetim temsilcilerinin yer aldığı protokol üyeleri ile Özdilek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emir Murat Özdilek, üst yönetim ekibi ve çok sayıda davetli katıldı. Kurdele kesimiyle Özdilek Üretim Kompleksi resmen hizmete açılırken, Emir Murat Özdilek, "55. yılımızı kutladığımız bu yıl, yaklaşık 50 yıllık Özdilek Havlu Fabrikamızı yenilemiş bulunuyoruz. 3 yıllık yoğun bir çalışma neticesinde bugün hayata geçen tesisimizde, şu anda 650 kişiye istihdam sağlanmaktadır. Bu sayı, ileriki dönemlerde bin 50 kişiye kadar da ulaşabilmektedir" dedi. 120 milyon dolarlık yatırım Özdilek Üretim Kompleksi'nin 120 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirildiğini ve dünyanın en üst standartlarında tasarlanmış bir tesis olduğunu belirten Emir Murat Özdilek, "6 bin 600 ton yıllık kapasitesi bulunan tesisimizdeki kapasite miktarı, farklı ürün talepleriyle daha da fazla artış gösterebilmektedir. Yatırımın maliyetinin 60 milyon doları makinelerden, 60 milyon doları ise yapıdan gelmektedir" ifadelerini kullandı. "Dokuma, boyahane ve konfeksiyon olmak üzere 3 ana bölümden oluşan kompleks, bugünden itibaren havlu - bornoz adına tüm üretim ihtiyaçlarımızı karşılayacaktır" diyen Emir Murat Özdilek, boya - baskı ve iplik üretimine yönelik diğer ihtiyaçların ise Bursa İnegöl OSB'deki tesislerinde karşılanmaya devam edeceğini belirtti. Üretimde verimlilik ve rekabet gücü Emir Murat Özdilek, yeni tesisin yalnızca kapasite artışı sağlayan bir yatırım olmadığını, küresel tekstil sektöründeki rekabet koşullarına karşı Özdilek'in gücünü artıracak stratejik bir adım olduğunu vurgulayarak, "Yeni tesisimizin teknolojisi de kapasitesi gibi takdire şayan. Üretim hızının eskiye nazaran yaklaşık yüzde 35 oranında artmasını beklemekteyiz. Süratteki bu kazanım, üretim maliyetlerine toplam etkisi yaklaşık yüzde 15 seviyesinde olacaktır" dedi. Konuşmasında yatırımın Özdilek'in ulusal ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücüne katkısına da değinen Emir Murat Özdilek, daha yüksek kalite ve katma değerli ürün geliştirme kabiliyetinin yeni üretim altyapısıyla daha da güçleneceğini belirtti. Ayrıca modern, verimli ve teknolojik üretim altyapısının Türkiye'de oluşturulmasının, katma değerli tekstil üretiminin sürdürülebilirliği ve sektörün uluslararası rekabet gücünün desteklenmesi açısından da önemli olduğunu vurguladı. Modern Çalışma Koşulları ve Sosyal İmkânlar Özdilek Üretim Kompleksi, çalışanlara sunduğu modern çalışma standartları ve sosyal imkânlarla da öne çıkıyor. Üretim alanlarında kullanılan son teknoloji ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sistemleriyle daha sağlıklı ve konforlu çalışma koşulları sunulurken 240 kişilik çok amaçlı salon ve farklı kapasitelerdeki toplantı odaları da ekip çalışmasını destekliyor. Komplekste ayrıca çalışanların ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla 20 kişi kapasiteli 170 metrekarelik sağlıklı yaşam ve spor alanı; 20 çocuk kapasitesi olan, 200 metrekarelik kapalı alanı ve 80 metrekarelik oyun bahçesi bulunan, 2 öğretmen ve 1 çocuk bakıcısının görev aldığı bir kreş bulunuyor. Enerjide verimlilik, üretimde sürdürülebilirlik Enerji verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik de kompleksin tasarımında önemli bir yer tutuyor. Bu doğrultuda tesisin çatısına kurulması planlanan Güneş Enerjisi Santrali (GES) ile yıllık 8 milyon 877 bin 600 kWh elektrik üretilmesi hedefleniyor. GES'in devreye alınmasıyla kompleksin toplam elektrik tüketim ihtiyacının yüzde 50'sinin, Özdilek Holding'in toplam elektrik tüketim ihtiyacının ise yüzde 6'sının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması planlanıyor. Özdilek Üretim Kompleksi ile 55 yıllık üretim deneyimini dijitalleşme, verimlilik ve sürdürülebilirlik odağında geleceğe taşımayı hedefleyen Özdilek Holding, Türkiye'nin ekonomisine katma değer sağlamaya devam edecek. Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Ak Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik, Ak Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, Yeni Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Devlet Eski Bakanı Cavit Çağlar ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba'da yaptığı konuşmada yatırımlarla ilgili memnuniyetlerini dile getirdi.

Özer Matlı’dan TEKNOSAB Lojistik Park ve seçim sürecine ilişkin açıklama Haber

Özer Matlı’dan TEKNOSAB Lojistik Park ve seçim sürecine ilişkin açıklama

Özer Matlı: “Anonim hesaplarla, ısmarlama kokan yazılarla bizi yıldıramazsınız” Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı yaptığı açıklamada, “BTSO seçimine günler kala, ortaya atılan bir iddiayla binlerce çalışanımızın emeği ve üretimimiz hedef alındı. Bu iddiayı kimlerin körüklediğini görüyoruz. Aslında olay çok net. Yapılan, şirketimizin gün sonu kasa ve banka fazlalarının, bankalar üzerinden yasal işlemlerle günlük olarak değerlendirilmesi. İşimiz ve kampanyamız aynı hızda devam ediyor. KOBİ’lerin ve küçük işletmelerin hakkını savunduğum, yaptıklarınızı deşifre ettiğim için bana saldırıyorsunuz. Sorun değil, biz yılmayız. Benden size ekmek çıkmaz.” dedi. Matlı, ardından TEKNOSAB Lojistik Park’a ilişkin sorularını yöneltti: “Fon diyorsanız, Lojistik Park için kurulan fonu konuşalım. BTSO adıyla tanıtılan bu yatırımda Oda’nın, yatırımcı şirketin ve fonun ilişkisi nedir? Oda’nın herhangi bir hükmünün olmadığı fon için arazi hangi koşullarla kullandırıldı? Fonun ilk yılında TL bazında yüzde 126 değer kazandığını siz açıkladınız. Henüz tesis hizmete açılmamışken bu artış nasıl hesaplandı? Değerleme raporunu ve dayandığı varlıkları üyelere gösterin. Kim yaptı bu değerlemeyi? Açık açık paylaşın. Herkese yatırım imkanı sunacağız dediniz, SPK görevlileri yönetecek dediniz ama şu anda %100’ü fonun olan bir şirkette A grubu hissedar olarak sadece fon yönetimi ve fona şirketi devreden sizler karar verebiliyorsunuz. Başka kimsenin söz hakkı yok. Martta inşaata başladığınızı söylediniz, Nisan’da ise temel atacağınızı açıkladınız. Şimdi seçimden bir hafta önce siyasilerin katıldığı bir temel atma töreni düzenlemenin anlamı nedir? Bunlar 15 Eylül’de resmen ilettiğimiz 34 soru arasınd

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İşgalci siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İşgalci siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız"

Küresel ekonominin şoklarla boğuştuğu bu dönemde Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardıklarını kaydeden Erdoğan, "Ekonomi politikamızın dört sütununu, yani üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı artırmak için gerektiğinde şartları zorlayarak her türlü adımı attık. Çevremizi saran istikrarsızlığa rağmen iş dünyamızın geleceğe güvenle bakabileceği bir iklimi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık ve yapıyoruz. 2002'de 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımız, 2025'te 273,2 milyar dolara yükseldi" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi'nde "MÜSİAD EXPO Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu"na katıldı. Kapanış programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'nin ekonomik ve ticari potansiyelini dünya ile buluşturan MÜSİAD; yurt içi ve yurt dışındaki 14 binden fazla üyesiyle 60 bin işletmeyi temsil ediyor. Yaklaşık 3 milyon kişiyi istihdam ediyor. Ülkemizin yanı sıra dünyanın 84 ülkesindeki 184 şube ve temsilcilikle geniş yelpazedeki faaliyetlerini güçlü bir şekilde sürdürüyor. İş dünyasının görüş, öneri ve beklentilerini samimiyetle aktarmaya devam eden MÜSİAD'ımızı kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum" dedi. İki yılda bir düzenlenen bu fuarın her seferinde göğsümüzü kabarttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İki yılda bir düzenlenen MÜSİAD Expo fuarlarımız ise Türkiye'nin üretim, ihracat ve yatırım kapasitesini küresel iş dünyasıyla bir araya getiren, firmalarımızın yeni pazarlara, yeni coğrafyalara erişimini kolaylaştıran, en önemlisi de Türkiye merkezli yeni ticari iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sunan yapısıyla maşallah her seferinde göğsümüzü kabartıyor. Fuara ilgi ve katılımın bu yıl da fazlasıyla yüksek olduğunu memnuniyetle öğrendim. MÜSİAD Expo'nun bir fuar olmanın ötesine geçerek uluslararası ticaret, yatırım, iş diplomasisi platformu haline dönüşmesinden ülkemiz adına gurur duyuyorum" diye konuştu. "Yapay zekâ modelleri üretim ve tüketim süreçlerini doğrudan etkiliyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlık tarihine şöyle bir baktığımızda şunu hepimiz çok net görüyoruz: Bazı kritik eşikler vardır ki bir defa aşıldığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Son yıllarda yapay zekâ başta olmak üzere teknolojide yaşadığımız devrim niteliğindeki dönüşüm bunlardan biridir. Avantajlarını sağlıktan eğitime, bilişimden ulaşıma, tarımdan ekonomiye her alanda hissettiğimiz yapay zekâ hem bireysel hem de iş hayatımızı yeniden şekillendiriyor. Gün geçtikçe gelişen yapay zekâ modelleri ve robotik teknolojiler üretim ve tüketim süreçlerini doğrudan etkiliyor. Şurası bir gerçek ki reel sektör yapay zekânın imkânlarını ne kadar kullanıyorsa girişimci, sanayici, yatırımcı da bu yeniliklerden o kadar istifade ediyor. Burada dikkatlerden kaçmaması gereken asıl tehlike şudur: Yapay zekâyı geliştirirken insan faktörüne gerekli önemi vermezseniz arzu ettiğinizin tam tersi neticelerle karşılaşabilirsiniz. İnsanı insan yapan değerleri, aileyi, toplumu, millî ve manevi hasletlerinizi korumazsanız; iş ahlakınızı saf dışı bırakıp rekabeti, ne pahasına olursa olsun galip gelmeyi merkeze koyarsanız geliştirdiğiniz yazılım ve algoritmalar, tüm bu teknolojiler fayda değil tam aksine zarar getirir; Allah muhafaza geniş çaplı bir yıkıma sebebiyet verir. Tam da bu yüzden kamu yönetiminden özel sektöre, akademiden iş dünyası ve sivil topluma bu konuların derinlikli bir şekilde ele alınması gerekiyor. Hele ki Ahilik gibi köklü bir kültürün mirasçıları olarak bizim böyle bir meseleye duyarsız kalmamız zaten düşünülemez" ifadelerini kullandı. Müslümanlar olarak ekonomik ve ticari münasebetlerimizi de hayatımıza yön veren temel değerler ışığında sürekli gözden geçirmek durumunda olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "29. Uluslararası İş Forumu'nun 'Yapay Zekâ Çağında İnsanın ve İş Dünyasının Dönüşümü' başlığıyla tertiplenmiş olmasını bu bakımdan çok kıymetli buluyorum. Forum kapsamında düzenlenen oturumlarda fikir, tespit ve önerilerini dile getiren tüm katılımcılara bir vesile tebriklerimi iletiyorum. Bu platformlarda yapılan ufuk açıcı istişarelerin hepimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi. "Küresel sistemin çıkmaza girdiği günlerden geçiyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel sistemin hem meşruiyet hem temsil hem de adalet boyutlarıyla çıkmaza girdiği günlerden geçiyoruz. Bilhassa ülkemizin merkezinde yer aldığı coğrafya, tabiri caizse tam bir kriz fırtınası yaşıyor. Ticaretten enerji arzına, gıda güvenliğinden ekonomik yaptırımlara pek çok alanda bu fırtınanın etkilerine hepimiz az ya da çok maruz kalıyoruz. Yakın geçmişte fikir teatileriyle çözülen meseleler, bugün füze ve dron teatileriyle çözülmeye çalışılmaktadır. Gücü gücü yetene düzeni ilk defa bu kadar uluslararası ilişkilere damga vurmaktadır" diye konuştu. "Savaş suçlularının yeri Birleşmiş Milletler kürsüsü değil" Birleşmiş Milletler 81. Genel Kuruluna hitabımda bu soruna özellikle dikkat çektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Somali'ye, Arakan'dan İran'a, içerisinde özellikle barışın, adaletin, sağduyunun yer almadığı hiçbir reçetenin sahada karşılığı olmadığını ifade ettik. Gazze'de, Lübnan'da on binlerce masumu katleden soykırımcı caniler bizim gerçekleri yüzlerine vurmamızdan rahatsız olsalar da hamdolsun biz bir kez daha doğru olanı, doğru bildiklerimizi cesaretle dile getirdik. Bundan sonra da hakkın hatırını yere düşürmeyecek; dilimiz döndüğü, gücümüz yettiği kadar hakikatleri anlatmaya, mazlum ve mağdurların sesi olmaya inşallah devam edeceğiz. Daha önce söyledim, bugün bir kez daha söylüyorum: Kendisini seçilmiş zanneden, kendisini diğer tüm insanlardan üstün gören; insafı, vicdanı, ahlakı, ilkesi olmayan işgalci Siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız. Ne yaparlarsa yapsınlar, geri adım atmayacağız. Uluslararası Ceza Mahkemesinin hakkında yakalama kararı verdiği savaş suçlularının yeri Birleşmiş Milletler kürsüsü değil, işledikleri cinayetlerin, döktükleri kanların hesabını verecekleri mahkeme salonlarıdır. İnşallah o günler de mutlaka gelecektir. Henüz 6 yaşındayken ailesiyle birlikte 335 kurşunla vahşice şehit edilen Hind Receb yavrumuzun hesabı hukuk önünde sorulacaktır. Yemek kuyruklarında, kuvözlerde, camilerde, okullarda, hastanelerde göz göre göre katledilen sivillerin hesabı elbette adalete verilecektir. Eğer soykırım yapanlar adalete hesap vermezse, eğer bunlardan hukuk önünde, tarih önünde hesap sorulmazsa aynı vahşet tekrar yaşanacak, aynı insani trajediyle biliniz ki çocuklarımız da karşılaşacak" açıklamasında bulundu. "Son nefesimize kadar adalet mücadelesi içinde olacağız" Biz şahsen son nefesimize kadar adalet mücadelesi içinde olacaklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye ve Türk milleti aynı şekilde bunun mücadelesi içinde olacak. Hangi dinden, kültürden, kökenden olursa olsun adalete inananlar bunun mücadelesi içinde olacak. Filistin halkı yalnız değildir, asla sahipsiz değildir. Gazzeli kardeşlerimiz hak ve adalet arayışlarında tek başına değildir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu bu gerçeği bir kez daha teyit etmiştir. İnsanlık İttifakı'nın temsilcisi olarak Genel Kurul, savaş suçlularına hak ettikleri cevabı vermiştir. Diplomatik heyetlerin salonu terk ederek sergiledikleri ilkeli tavır, soykırım şebekesinin yüzüne adeta bir tokat gibi inmiştir. Şahsımızı ve ülkemizi alakasız iddialarla hedef koymalarının sebebi işte budur. Türkiye; vicdanlı, onurlu, ahlaklı ve yürekli duruşuyla hem mazlumlara umut olmuş hem de diğer ülkelere cesaret aşılamıştır. Genel Kurul salonunda ve kürsüsünde insanlığın müşterek vicdanına tercüman olan tüm ülkeleri ve liderleri gönülden tebrik ediyorum. Türkiye olarak ne pahasına olursa olsun zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya devam edeceğimizin bilinmesini istiyorum" dedi. "Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir yandan hem bölgemize hem de insanlığa umut olacak hakkaniyetli çözümleri savunurken diğer yandan ülkemizi bu risk ve tehdit ortamından uzak tutacak politikaları kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Küresel ekonominin şoklarla boğuştuğu bu dönemde Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardık. Ekonomi politikamızın dört sütununu, yani üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı artırmak için gerektiğinde şartları zorlayarak her türlü adımı attık. Çevremizi saran istikrarsızlığa rağmen iş dünyamızın geleceğe güvenle bakabileceği bir iklimi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık ve yapıyoruz" diye konuştu. "16 yıllık kesintisiz büyüme performansımızı sürdürdük" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada çok kısa bir şekilde bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz yıl Türkiye ekonomisini yüzde 3,7 oranında büyüterek 16 yıllık kesintisiz büyüme performansımızı sürdürdük. Ekonomimiz 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 2,6; ikinci çeyreğinde ise yüzde 2,3 oranında büyüdü. Böylelikle Türkiye ekonomisi son 24 çeyrektir kesintisiz büyüme yaşadı. Şu anda dünyanın 16'ncı, Avrupa'nın ise 6'ncı en büyük ekonomisiyiz. 2002'de 3 bin 616 dolar olan kişi başına gelirimiz, yaklaşık 5 kat artışla 2025'te 18 bin 103 dolara çıktı. Ekonomimizin büyüklüğü ise cari fiyatlarla 1 trilyon 602 milyar dolar oldu" ifadelerini kullandı. "İhracatımız, 2025'te 273,2 milyar dolara yükseldi" İhracat tarafındaki başarılarımızı sizlerin de desteğiyle sürdürüyoruz diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, " 2002'de 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımız, 2025'te 273,2 milyar dolara yükseldi. Bu yılın ağustos ayındaki ihracatımız geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre yüzde 8,1 artarak 23,5 milyar doları buldu. Ocak-ağustos döneminde ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4 artarak 185 milyar dolara erişti. Ağustos ayında yıllıklandırılmış mal ihracatımızı 280 milyar doların üzerine taşıdık. Yıllıklandırılmış hizmet ihracatımızın ise ağustos ayı itibarıyla 125 milyar dolar civarına geldiğini tahmin ediyoruz. Ağustos ayında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatımızın toplamının 405 milyar dolara ulaşacağını öngörüyoruz. İhracatçı firmalarımızın sayısına baktığımızda da tablonun bütününe yayılan başarıyı daha net görebiliyoruz. 2002'de ihracat yapan firmalarımızın sayısı yalnızca 33 bin iken, 2025 yılında tam 168 bin firmamız ihracat gerçekleştirdi. Savunma ve havacılık ihracatımız ise Ocak-Ağustos 2026 döneminde geçen yıla kıyasla yüzde 16,2 artarak 6 milyar 300 milyon dolar oldu" dedi. "Türk Eximbank'ın ödenmiş sermayesini 100 milyar liraya çıkardık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İçinde bulunduğumuz zorlu dönemde firmalarımızın finansmana erişimini kolaylaştırmak için elimizden geleni yapıyoruz. Türk Eximbank'ın ödenmiş sermayesini 100 milyar liraya çıkardık. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla Türk Eximbank; kredi, sigorta ve garanti olmak üzere ülkemiz ihracatına toplam 54,2 milyar dolar destek sağladı. Bankamızın bu yılki ihracat destekleri Ağustos 2026 sonu itibarıyla 44 milyar dolara yaklaştı. Doğrudan yabancı yatırımlarda da önemli mesafeler kat ettik. Sadece geçen yıl yatırımlarda 3,3 milyar dolar net giriş elde ettik. Yurt dışındaki Türk yatırımları ise 2025 yıl sonu itibarıyla 70 milyar doları buldu. Burada saymaya vaktimizin elvermeyeceği daha pek çok başarıya, rekora MÜSİAD'ımızla ve sizlerle birlikte ulaştık.20 gün önce açıkladığımız yeni Orta Vadeli Program'la sürdürülebilir ve dengeli büyüme hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum" şeklinde konuştu.

Bakan Yumaklı: "Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırarak 140 milyon tonu aştık" Haber

Bakan Yumaklı: "Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırarak 140 milyon tonu aştık"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Bu yılki bitkisel üretim beklentimiz 140 milyon tonu aşmış durumda. Bu rakam Cumhuriyet tarihimiz boyunca ulaştığımız en yüksek rakamdır" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Edirne'de katıldığı programda Türkiye'nin tarımsal üretimi, tarım diplomasisi ve sektöre yönelik yeni finansman imkanlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yumaklı, Türkiye'nin tarımsal hasılada dünyada 7'nci sıraya yükseldiğini, 2026 yılı bitkisel üretim beklentisinin 140 milyon tonu aştığını ve Dünya Bankası ile imzalanan proje kapsamında 10 yıl boyunca 5,3 milyar dolarlık finansman sağlanacağını açıkladı. Türkiye'nin hedeflerini büyüttüğünü belirten Bakan Yumaklı, tarım diplomasisinin önemine dikkat çekerek Çin, Almanya ve Rusya ile temasların güçlendirildiğini söyledi. "Türkiye artık eski Türkiye değil" Bakan Yumaklı, Türkiye'nin bölgesel ve küresel alanda artan ağırlığına ilişkin, "Türkiye artık eski Türkiye değil. Bugün vizyonunu ve hedeflerini büyütmüş, çıtayı çok daha yükseklere koymuş bir Türkiye'yi konuşuyoruz. Bunun en somut ifadelerinden birisi de Türkiye Yüzyılı hedefini önümüze koymuş olmamız. Bu bizim yeniden tarih yazan bir aktör olarak ortaya çıkma iddiamızdır. Bu konuda hem ülkemizin hem de milletimizin potansiyeline güveniyoruz, inanıyoruz. Terörsüz Türkiye sürecinde ise inşallah çok önemli bir eşiği aşmak üzereyiz. Hepimiz bundan son derece eminiz ki bu süreç ülkemizi gerçek gücüne daha da yaklaştıracaktır. Bu süreç hem milli birliğimiz, kardeşliğimiz ve demokrasimiz adına büyük bir kazanım olacaktır hem de bu ülkenin kaynaklarını artık bu ülkenin eğitimine, sağlığına, tarımına, sanayisine aktarmak için de bizlere önemli fırsatlar verecektir. Türkiye'nin hem bölgemizde hem de küresel zeminde artan prestijini ve ağırlığını da kuvvetlendirecektir" dedi. "Mağdur halkların o mağduriyetini, o mazlumiyetini ifade eden Cumhurbaşkanımız ve Türkiye olmuştur" Yumaklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmasına da değinerek, "Cumhurbaşkanımızın vizyoner siyasetinin bölgemiz ve dünya üzerinde etkisini güçlü bir şekilde hissettirdiği bir dönemden geçiyoruz. Cumhurbaşkanımız Türkiye olarak güçten değil, haktan yana olduğumuzu bir kez daha en açık bir şekilde ifade etmiştir. Bunun en son örneği de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yapmış olduğu konuşmadır. Katliamlara, haksızlığa, sömürüye karşı hukukun ve adaletin hakim olduğu bir dünya için, hakim olması gereken bir dünya için bütün vicdanlara Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden seslenmiştir. Ben bu ülkenin bir evladı olarak Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Biz haktan ve haklıdan yana olmayı milletimiz için, ülkemiz için bir onur meselesi olarak görüyoruz. Bunun AK Parti için önemi başından bu yana ifadesinde makes bulmuştur. O da güçlülerin değil, milletin davası olmuştur. Bu dava Edirne'den Gazze'ye kadar, Gazze'den Arakan'a kadar gönül köprüsü kuranların, dünyanın neresinde bir mazlum varsa onun gözyaşını silme derdinde olanların davasıdır. Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler kürsüsünde seslendirdiği üzere Sezai Karakoç'un o muhteşem ifadeleriyle söylersek eğer: ‘Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Biz sussak tarih susmayacak, tarih dahi sussa hakikat susmayacak.' Nitekim dünya da sussa ta en başından bu yana mazlum ve mağdur halkların o mağduriyetini, o mazlumiyetini ifade eden Cumhurbaşkanımız ve Türkiye olmuştur. Ben Cumhurbaşkanımızla beraber bütün AK Partili, bütün Cumhur İttifakı'na dahil olan partiler de dahil olmak üzere bu gür sedayı vermeye devam edeceğimizi buradan tekrar ifade etmek istiyorum" diye konuştu. "Tarım diplomasisini öne çıkarıyoruz" Tarım diplomasisinin önemine dikkat çeken Yumaklı, "Ülkemizin bölgesinde ve dünyada güçlenen bir diplomasi anlayışının en önemli unsurlarından birisi olarak da artık tarım diplomasisini öne çıkardığımızı söylemek istiyorum. Son 3 haftadır özellikle tarım diplomasisinde çok önemli adımlar attık. Bu süreçte Çin, Almanya ve Rusya ile temaslarımızı güçlendirdik. Bu görüşmeleri imzaladığımız anlaşmalarla, yapmış olduğumuz mutabakatlarla da ülkemiz lehine ve menfaatine sonuçlara dönüştürmüş olduk. Buraya dün gece geç saatlerde Rusya'dan geldik ve ayağımızın tozuyla da bugün Edirne'deyiz. Bütün bu çalışmalarımızda gıda arz güvenliğimizi küresel gelişmelere ve yeni şartlara daha dayanıklı hale getirmeye gayret ediyoruz. Bunu ifade etmek istiyorum. Tabii mevcut gündelik sorunları ya da güncel sorunları çözmeye devam ederken aynı zamanda üreticilerimizin ürünlerinin de bu pazarlarda yer alması için onların önünü açmak üzere çok yoğun bir çaba ve gayret içerisindeyiz. Türk tarımının dünyadaki mevcut gücünü daha ileriye taşımak üzere gayret ediyoruz" dedi. "2026 yılı tarımsal üretimde çok güzel bir yıl oldu" Türkiye'nin tarımsal hasılada ulaştığı seviyeye değinen Yumaklı, "Tabii bütün bunların da bir sonucu oluyor elbette. Bu ülkenin tecrübeli ve kadimden gelen bilgi ve deneyimiyle üreten üreticilerinin, çiftçilerinin oluşturmuş olduğu tarımsal hasıla 2025 yılı sonu itibarıyla 83.2 milyar dolara ulaşmış durumda. 24 yıl öncesini düşünürsek eğer Türkiye dünyada tarımsal hasılada 12. sıradaydı, şu anda 7. sırada. Bu başarıda emeği olan bütün üreticilerimize, bütün çiftçilerimize, bütün sanayicilerimize, sektörün bütün paydaşlarına buradan canıgönülden teşekkür ediyorum. 2026 yılı ise tarımsal üretimde hamdolsun çok güzel bir yıl oldu. İklim şartları da bize yardımcı oldu hamdolsun ve sektörün de altyapısının güçlü olması ile birlikte bu yılki bitkisel üretim beklentimiz 140 milyon tonu aşmış durumda. Bu rakam Cumhuriyet tarihimiz boyunca ulaştığımız en yüksek rakamdır; bunu da altını çizerek ifade etmek istiyorum. Tabii bugünlerde yeni üretim sezonu için çiftçilerimiz, üreticilerimiz hazırlıklarına da başladı bir yandan. İnşallah yeni dönemin de aynı 2026'da olduğu gibi bereketli bir yıl olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "5,3 milyar dolarlık finansman paketi" Dünya Bankası ile imzalanan finansman anlaşmasına ilişkin bilgi veren Yumaklı, "14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nde Cumhurbaşkanımızın duyurmuş olduğu bir gelişmenin bir adım daha öteye taşındığını buradan sizlerle paylaşmak istiyorum. Dünya Bankası tarafından sağlanacak bir kaynakla Türkiye Tarım-Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi'nin bu yıl başlayacağını Cumhurbaşkanımız ifade etmişti. Bu finansman paketi için dün itibarıyla Dünya Bankasıyla artık kesin bir netice olarak imzalar atılmış oldu. Bu projeyle gıda ve tarım sektörüne yatırım yapmak isteyen girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştıracağız. Bu neden önemli? Evet, biz üretiyoruz ancak hep ifade ettiğimiz gibi eğer katma değerli bir ürüne dönüştürmezseniz aslında bir potansiyeli de heba etmiş olursunuz. Biz bu konuda özellikle üretim planlaması 2024 yılında yürürlüğe girdi, hayata geçti; şimdi bunun ikinci adımını, yani üretmiş olduğumuz ürünlerin üretiminin de katma değerli hale getirilmesinin de planlaması aşamasına geçmiş durumdayız. Bu finansman desteğinin tarım ve gıda alanında yapılacak tesis, inşaat ve makine-ekipman yatırımlarına verileceğini söylemek istiyorum. Ve tabii ki elbette bizim öngördüğümüz vizyon ve uygulanacak istikamet çerçevesinde. Tabii temel amacımız üreticilerimizin üretmiş olduğu ürünlerin pazarlama sorunu yaşamayacağı, ürünlerinin doğru yerde ve doğru sanayi tesisinde işleneceği bir sistemin hayata geçirilmesi buradaki temel amacımız. 10 yıl boyunca devam edecek bu proje ve 5.3 milyar dolarlık bir rakamı ihtiva ediyor. İnşallah Dünya Bankası tarafından onaylanan ilk 750 milyon doların çağrısını bu yıl bitmeden yapmak istiyoruz. Projenin başvuru şartlarını ve detaylarını TKDK kurumumuz yürütücü olarak devam edeceği için açıklayacak inşallah" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz Bursa iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldi Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz Bursa iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldi

Bursa programı kapsamında BTSO Hizmet Binası’nda düzenlenen toplantıda BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Valisi Erol Ayyıldız ve AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala da konuşma yaptı. "Artan maliyetler ve finansman yükü firmalarımızı çok ciddi anlamda zorlamıştır" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, konuşmasında iş dünyasının karşı karşıya kaldığı ekonomik zorluklara değinerek artan maliyetler ve finansman yükünün firmalar üzerindeki etkisini anlattı. Üretim hatlarının yeniden kurulmasının ve kaybedilen müşterilerin geri kazanılmasının uzun zaman aldığını belirten Burkay, işletmelerin finansmana erişiminin önemini vurgulayarak, "Bir üretim hattını sağlamak belki kolay, ama onu yeniden kurmak ve kaybedilen müşteriyi geri kazanmak yıllar alıyor" dedi. Finansman imkanlarının üretimini sürdüren, çalışanını koruyan ve ihracat yapan işletmelere ulaşmasının önemine dikkat çeken Burkay, bu desteklerin firmaların mevcut dönemi daha rahat atlatabilmesi açısından gerekli olduğunu ifade etti. Bursa’nın üretim ve ihracat kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Burkay, kentin yüksek teknolojili üretim ve ihracat alanında yeni bir ekosistem oluşturmak için çalıştığını belirtti. Bursa’nın 118 ülkeye 20 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini ve dış ticaret hacminin 36 milyar dolara ulaştığını ifade eden Burkay, bu başarıda sanayicilerin ve çalışanların emeğinin önemli rol oynadığını söyledi. BTSO Başkanı İbrahim Burkay, konuşmasında 1 Ekim’de gerçekleştirilecek oda seçimlerine de değindi. BTSO üyelerine çağrıda bulunan Burkay, "Tüm üyelerimizi odalarına sahip çıkmaya, sandıkta göstermeye bekliyoruz. Bursa’nın geleceğinde söz sahibi olan, bu şehrin dışında emek veren her birimizin huzuru için bunun gerçekten çok iyi olacağına inanıyorum. İnanıyorum ki çıkacak güçlü bir iradeyle Bursa için omuz omuza çalışmaya tekrar devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bursa, ekonomik kalkınmanın öncü şehirlerinden" Bursa Valisi Erol Ayyıldız, konuşmasında kentin üretim gücü ve ekonomik potansiyeline dikkat çekti. Bursa’nın sahip olduğu insan kaynağıyla Türkiye’nin ekonomik kalkınmasında önemli bir konumda bulunduğunu belirten Ayyıldız, "İçerideki insan kaynağıyla ülkemizin ekonomik kalkınmasının öncü şehirlerinden birisi olmuştur. Otomotivden tekstile, makineden gıdaya uzanan geniş üretim yapımız, Bursa’yı Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda ileriye taşıyacak önemli bir imkâna sahiptir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan kalkınma anlayışına değinen Ayyıldız, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı kalkınma anlayışı doğrultusunda Bursa olarak da üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Kamu ve özel sektör arasındaki iş birliğinin önemine de değinen Ayyıldız, "Önümüzdeki dönemde de kamu, özel sektör ve iş dünyası arasındaki güçlü iş birliğini daha da geliştirmemiz bu alanda büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Dünyanın en gelişmiş, en kalkınmış on ülkesi arasına girmeye mecburuz" AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, konuşmasında Türkiye’nin ekonomik ve demokratik gelişim hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin dünyanın en gelişmiş ve kalkınmış 10 ülkesi arasına girmesi gerektiğini belirten Ala, bu hedefe ulaşmak için ekonomik gelişmenin yanı sıra demokratikleşmenin de önem taşıdığını ifade etti. Ala, "Şimdi biz mecburuz. Dünyanın en gelişmiş, en kalkınmış on ülkesi arasına girmeye mecburuz. Diyoruz da peki, biz ne yapacağız bunu? Ekonomisiyle on ülke arasına girecek, demokrasisiyle on ülke arasına girecek. Çünkü siyasetinizle girmiyorsa zaten ekonominiz gelişemez" dedi. Türkiye’nin ekonomik dönüşüm sürecine değinen Ala, tarım ekonomisinden sanayiye, sanayiden bilgi ekonomisine geçişe dikkat çekerek, "Tarım ekonomisi 250 senedir devam ediyordu, ardından sanayi devrimi geldi. Ama şimdi bilgi ekonomisinin eşiğindeyiz artık arkadaşlar" ifadelerini kullandı. Hazırlanan projelerin hayata geçirilmesi için çalışmaların sürdüğünü belirten Ala, "Bunları yapan ve yolumuza devam edelim diye bizim bakanlığımızda da çalışmayı yaptık ve gönderdik. Onları peyderpey hayata geçiriyoruz, geçireceğiz" diye konuştu. "Bursa gerçekten gurur duyduğumuz bir şehir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bursa’nın üretim, girişimcilik ve yenilikçilik alanlarındaki gücüne dikkat çekti. Bursa’nın Türkiye’nin sanayi ve üretim alanındaki mücadelesinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Yılmaz, "Bursa gerçekten gurur duyduğumuz bir şehir. Üreten bir şehir, girişimci, yenilikçi bir şehir. Bunu bir kez daha bugün TEKNOSAB’da gördük" dedi. TEKNOSAB’da gerçekleştirilen çalışmalara değinen Yılmaz, "Bugün Söz İstikbal Projesi’nin temelini attık. Orada da söyledim. Bu, yeni nesil bir organize sanayi bölgesi" ifadelerini kullandı. TEKNOSAB’ın planlama ve altyapı yapısına dikkat çeken Yılmaz, "Biraz gezdirdi başkanımız, sağ olsun. Özellikle bu yer üstünde değil de yer altında görülmeyen kısımlarıyla, mimarisiyle, arkasındaki zihniyetle, bütüncül planlama yaklaşımıyla çok önemli. İlk Bursa’da kurulmuş. Ülkemizin ilk on senelik deneyimi Bursa’da yaşanmış. İnşallah yeni nesil ilk OSB’ler de Bursa’dan çıkacak ve tüm Türkiye’ye yayılacak" diye konuştu. "Mal ve hizmet ihracatımız 405 milyar dolara ulaştı" Türkiye’nin ihracat performansına ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik koşullara rağmen ihracattaki gelişimin sürdüğünü belirtti. Yılmaz, "Bütün bu şartlara rağmen, yıllıklandırılmış mal ihracatımız 280 milyar doları aşmıştır. Bugün 280 milyar dolar mal ihracatı, 125 milyar dolar hizmet ihracatını topladığınızda 405 milyar dolara ulaşan bir ihracatımız var" dedi. İhracatta yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürünlerin payının arttığını belirten Yılmaz, "İhracatımız içinde orta-yüksek ve yüksek teknolojideki ürünlerimizin payı 2024 yılında yüzde 40’lara çıktı. 2026’da, bu sene ihracatımız çok fazla artmıyor gibi görünse de aslında bir miktar artış var. Ama kilogram başına kazancımızı, yani ihracatımızın değerini de artırdık. Dolayısıyla daha zorlu şartlara rağmen doğru istikamette devam ettiğimizi görüyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin ihracat hedeflerine ulaşmasında sanayici ve ihracatçıların önemli rol oynadığını vurgulayan Yılmaz, "Ülkemizi ihracatta hedeflere taşıyan tüm sanayicilerimizi, tüm ihracatçılarımızı gönülden tebrik ediyorum. Hepsine şükranlarımızı sunuyorum" diye konuştu. "Krizler artık istisna olmaktan çıktı, neredeyse kural haline geldi" Dünyadaki ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklara da değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ölçekte yaşanan belirsizliklerin giderek daha sık hale geldiğini ifade etti. Yılmaz, "Geldiğimiz noktada dertlerimiz var ama aynı zamanda şanslıyız. Nedir dünyada en büyük mesele? Bugün neredeyse istikrarlı bir şekilde istikrarsızlık yaşayan bir ortamdır bu dünya. Krizler artık istisna olmaktan çıktı, neredeyse kural haline geldi" dedi. Böyle bir ortamda Türkiye’nin istikrarını korumasının önemine dikkat çeken Yılmaz, "Böyle bir ortamda istikrarımızı koruduğumuz sürece geçmişten daha fazla ilerleme kaydediyoruz. Türkiye’de çok şükür siyasi istikrar var, güçlü bir liderlik ve gelişmiş kadrolar var. Özellikle bu zor zamanlarda tecrübenin ve liderliğin önemi bir kat daha artmış durumda" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.