Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yarısı Bizden

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yarısı Bizden haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yarısı Bizden haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yarısı Bizden Kampanyası’na 1 yıllık uzatma Haber

Yarısı Bizden Kampanyası’na 1 yıllık uzatma

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın duyurduğu Yarısı Bizden Kampanyası’nın 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin kampanyanın 1 yıl daha uzatılarak yeni sürenin 31 Aralık 2027 olduğunu bildirdi. Kabinenin ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Aralık’ta tamamlanması planlanan kampanyanın 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıldığını açıkladı. Sosyal medya hesabından konuya ilişkin açıklama yapan Bakan Kurum, kampanya kapsamında bugüne kadar İstanbul’da 435 bin 683 bağımsız bölümün dönüşüm kapsamına alındığını, 108 bin 881 bağımsız bölümün ise dönüşümünün tamamlandığını belirtti. Bakan Kurum’un paylaştığı verilerde 2026 yılı sonuna kadar 500 binden fazla konutun kampanya kapsamına alınmasının hedeflendiği kaydedildi. ’Yarısı Bizden’ ile 1 milyon 875 bin lira destek İstanbul’da kentsel dönüşümü hızlandırmak için 22 Şubat 2024’te Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yürürlüğe giren Yarısı Bizden Kampanyası kapsamında vatandaşlara evlerini yeniden inşa ettirmeleri için 875 bin lira hibe, 875 bin lira kredi ve 125 bin lira de tahliye desteği olmak üzere toplam 1 milyon 875 bin lira destek veriliyor. Aynı şartlarda hak sahibinin bir dükkanı/iş yeri için 437 bin 500 lira hibe ve 437 bin 500 lira kredi, 125 bin lira taşınma desteği sağlanıyor. Hak sahibinin diğer her bir dükkan için 875 bin lira kredi imkanı sunuluyor. Alan bazlı dönüşümlerde TOKİ ve Emlak Konut desteği Kampanya kapsamında bina bazlı dönüşümün yanı sıra alan bazlı site benzeri büyük dönüşümler de yapılabiliyor. Bu dönüşümlerde; TOKİ veya Emlak Konut inşaatları üstleniyor. Bu modelde her bir hak sahibi için 875 bin liralık hibe desteği ve 125 bin liralık taşınma desteği sağlanıyor. Hibe tutarı bina maliyetinden düşürülüyor, arta kalan borç ise yine uzun vadeli uygun ödeme şartlarıyla taksitlendiriliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. Kabinenin 71. toplantısını tamamladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokakların daha emniyetli hale getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettiklerini belirtti. Erdoğan, ayrıca toplantıda vatandaşların refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldıklarını da açıkladı. "Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyet’e atlayan tarih okumalarını kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz" Kendilerinin tarihine sırt çeviren değil, ‘Mazisi olmayanın istikbali olmaz’ düsturuyla hareket eden bir kadro olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyetini bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sari köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyet’e atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmaya amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz" diye konuştu. "Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız" MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ve başka parti liderlerinin katılımıyla Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünü kutladıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir. Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine, içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. "(Girne’deki gemi kazası) 9 gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz" Girne açıklarında gerçekleşen gemi kazası ile ilgili de konuşan ve son durum hakkında bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı’mızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti, 14 kardeşimiz ise halen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda 9 gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dahil 8 mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir. Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama kurtarma çalışmalarımızla devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum" ifadelerini kullandı. "Dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz" Türkiye’nin tarihî ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeli ile dünyada yıldızının giderek parlayan bir ülke olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihî bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlar arası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şanghay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisi ile çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesi’ne iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık" Geride kalan haftada ekonomiye dair önemli verilerin açıklandığını hatırlatan ve bu konuda değerlendirmede bulunan Erdoğan, "İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülden tebrik ediyorum" dedi. "İsrail’in tertip ve tahrikleri ile başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir" Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerinin tüm dünya gibi Türkiye’de de hissedildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Amerika dahil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor. Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleri ile başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad Mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız Orta Vadeli Program bunun en son örneğidir" ifadelerini kullandı. "Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız" Orta Vadeli Program ile gelecek üç yıla ait yol haritasının kamuoyuyla paylaşıldığını söyleyen Erdoğan, "Orta Vadeli Program’la tarım ve sanayi sektörleri ile turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir. Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını arttıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen Orta Vadeli Program’ın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor, programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu. "190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği iklim zirvesini, tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz" Bugünkü Kabine Toplantısında 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek olan COP31 Zirvesi’nin ele alındığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar, işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanılacak. Expo alanı yenilenmiş haliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği iklim zirvesini, tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz" Kabine Toplantısında görüşülen bir diğer konunun ‘Kiralık Konut’ projesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ev Sahibi Türkiye’ diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kurallarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibarıyla anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de Kiralık Konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah ekim ayında ilk 1000 kiralık konutun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleri ile vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız" dedi. "Bu yıl sonu bitmesi planlanan ’Yarısı Bizden’ projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz" ‘Yarısı Bizden’ kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırdıklarını da söyleyen Erdoğan şöyle devam etti: "Bugüne kadar 108 bin 881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına, 435 bin 683 bağımsız bölümün de yapım süreçlerini başlattık. Yıl sonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız. Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yıl sonu bitmesi planlanan Yarısı Bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız Yarısı Bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste 2. defa Avrupa şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımı’nı tebrik etti. 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının öğrencilere, ailelere, hocalara hayırlı olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızın da altını çizerek ifade etmek istiyorum" dedi.

Jeoloji Mühendisleri Odası'ndan 17 Ağustos mesajı; "1 ile önlemek mi, 6 ile ödemek mi?" Haber

Jeoloji Mühendisleri Odası'ndan 17 Ağustos mesajı; "1 ile önlemek mi, 6 ile ödemek mi?"

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümünde yaptığı açıklamada, deprem riskine karşı önleyici çalışmaların önemine dikkat çekerek, "1 birim maliyet ile önlemek mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ödemek mi?" sorusunu yöneltti. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız tarafından yapılan açıklamada, 17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi'nde resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 50 bin kişinin yaralandığı ve 375 bin yapının hasar gördüğünü hatırlattı. Depremin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen acıların tazeliğini koruduğu belirtilen açıklamada, depremin tek başına bir doğa olayı olduğu, afete dönüşmesinin ise yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, yapılaşma ve denetim eksiklikleri gibi nedenlerle ortaya çıktığı vurgulandı. Türkiye'nin deprem ülkesi olduğuna dikkat çekilen açıklamada, afet risklerinin önceden belirlenmesi ve azaltılması gerektiği ifade edildi. Kentlerin jeolojik yapısının ortaya çıkarılması, mikro bölgeleme çalışmalarının tamamlanması, aktif faylar ve sıvılaşma başta olmak üzere çeşitli tehlikelerin belirlenmesi gerektiği kaydedildi. "Kentsel dönüşüm rant odaklı olmamalı" Kentsel dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesine indirgenmemesi gerektiği belirtilen açıklamada, dönüşüm süreçlerinde deprem tehlikesi, zemin sağlamlığı, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların esas alınması istendi. Açıklamada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen "Yarısı Bizden" kampanyasına da değinilerek, İstanbul'da uygulanan finansal destek modelinin Güney Marmara'daki yüksek riskli yapı stoku bulunan illerde de uygulanması gerektiği savunuldu. Jeoloji Mühendisleri Odası, Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale'de riskli yapı stokunun yüksek olduğuna dikkat çekerek, bu illerin muhtemel Marmara Depremi öncesinde öncelikli olarak desteklenmesi gerektiğini belirtti. Yıldız yaptığı açıklamada, "Tek bir canımızı dahi kaybetmemek adına, muhtemel Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘önlemek' mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘ödemek' mi?" ifadelerine yer verdi. "Kaybedecek 27 yılımız daha olmamalı" Odanın talepleri arasında tüm yerleşimlerde mikro bölgeleme çalışmalarının tamamlanması, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesi ve yapı ile zemin denetiminin güçlendirilmesi yer aldı. Ayrıca "Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı" kurulması, afet hukuk sisteminin oluşturulması ve afet suçlarına yönelik daha ağır yaptırımlar uygulanması çağrısında bulundu. Yıldız, açıklamasının sonunda, deprem sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan, afet öncesinde riskleri azaltan bütünleşik afet yönetimine geçilmesi gerektiğini vurgulayarak, "27 yıl geçti ancak hala doğa olaylarının afete dönüşmemesi için hazır değiliz. Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı" dedi.

İNŞAAT SEKTÖRÜ ORTAK AKILDA BULUŞTU Haber

İNŞAAT SEKTÖRÜ ORTAK AKILDA BULUŞTU

Federasyon bünyesindeki derneklerin başkan ve başkan yardımcılarının katıldığı toplantıda, makroekonomik gelişmeler, finansmana erişim, inşaat maliyetleri, kentsel dönüşüm, yapı denetim sistemi, nitelikli iş gücü ve sektörün kurumsal temsiliyeti başta olmak üzere birçok stratejik konu ele alındı. Toplantı sonrasında yapılan değerlendirmede, sektörün mevcut sorunlarının çözümünün ancak kamu kurumları, yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve sektör temsilcilerinin ortak aklıyla mümkün olabileceği vurgulanırken, İMSİFED'in çözüm odaklı çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceği ifade edildi. İMSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir, toplantının ardından yaptığı açıklamada, "İnşaat sektörü yalnızca konut üreten bir sektör değildir. Yaklaşık 250 alt sektörü besleyen, yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan ve şehirlerimizin geleceğini şekillendiren stratejik bir üretim alanıdır. İMSİFED olarak sorunları dile getirmekle yetinmiyor, çözüm önerilerimizi ilgili kurumlarımızla paylaşarak sektörümüzün ve şehirlerimizin geleceğine katkı sunmayı görev kabul ediyoruz. Özellikle deprem gerçeğiyle yaşayan Bursa'mız için kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması ve finansman imkânlarının güçlendirilmesi artık ertelenemeyecek bir ihtiyaçtır" dedi. "Sektörel İstikrarı Korumak ve Konuta Erişimi Kolaylaştırmak Önceliğimiz Olmalı" Yönetim Kurulu toplantısında ilk olarak makroekonomik gelişmeler, inşaat maliyetleri ve bu gelişmelerin konut üretimine etkileri ele alındı. Konut satışları ile yapı izin istatistikleri incelenirken, sektörün sürdürülebilir üretim yapısını koruyabilmesi için kamu ve özel sektörün ortak adımlar atmasının önemine dikkat çekildi. Finansmana erişimin kolaylaştırılmasının hem üreticiler hem de vatandaşlar açısından kritik önem taşıdığı belirtilerek “"Bankaların konut ve ticari kredilerde uyguladığı yüksek faiz oranları, ağır teminat şartları ve krediye erişimde yaşanan zorlukların hafifletilmesi, hem üretimin devamlılığı hem de vatandaşlarımızın güvenli konutlara ulaşabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Finansmana erişim bugün yalnızca sektörümüzün değil, toplumun ortak meselesidir" değerlendirilmesinde bulunuldu. "Kentsel Dönüşüm Destekleri Bursa'yı da Kapsayacak Şekilde Genişletilmeli" Toplantıda deprem gerçeği karşısında kentsel dönüşümün hızlandırılmasının zorunluluğu vurgulandı. İMSİFED Yönetim Kurulu "Yarısı Bizden" ve 3 milyon TL'ye kadar dönüşüm kredisi gibi uygulamaların yalnızca belirli illerle sınırlı kalmaması, deprem riski yüksek Bursa başta olmak üzere Marmara Bölgesi'ni de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda İMSİFED'in önerileri; artan inşaat maliyetleri dikkate alınarak teşvikler, muafiyetler ve kira yardımlarının güncellenmesi, ada bazlı dönüşüm, parsel birleştirmeleri ve riskli alan projelerinin de teşvik kapsamına alınması, Bursa için kamu bankaları ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle uzun vadeli ve uygun maliyetli dönüşüm finansman modellerinin oluşturulması, Bakanlık tarafından sağlanan hibe, kredi ve rezerv alan desteklerinin deprem riski yüksek Bursa ve çevresinde daha etkin kullandırılması şeklinde sıralandı. İMSİFED, bu konuda ilgili tüm kurumlarla yapıcı diyalog ve iş birliğini sürdüreceğini belirtti. Toplantıda sektörün en önemli yapısal sorunlarından biri olan nitelikli iş gücü eksikliği de öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. Kalifiye usta, kalıpçı, demirci ve operatör ihtiyacının her geçen gün arttığına dikkat çekilirken; mesleki eğitimin güçlendirilmesi gençlerin sektöre yönlendirilmesi ve kamu-özel sektör iş birliğiyle yeni eğitim modellerinin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. "Yapı Denetim Sistemi Güçlenmeli, Üretimi Zorlaştırmamalıdır" Güvenli yapılaşma süreçlerinde denetim mekanizmalarının önemli bir rolü olduğunu belirten İMSİFED Yönetim Kurulu, yapı denetim sisteminin sistemin asıl başarısının şantiyelerdeki üretim akışını kesintiye uğratmadan, kolaylaştırıcı bir yaklaşımla kurgulanmasında yattığını vurguladı. Federasyonun teklifinin, yapı denetimini zayıflatmaya değil, sistemi daha etkin, öngörülebilir ve sürdürülebilir hale getirmeye yönelik olduğu dile getirilirken, küçük metrekareli projelerde yapı denetim hizmet bedellerinin daha dengeli hale getirilmesi, bölgesel uygulama farklılıklarının giderilmesi, risk esaslı ve proje büyüklüğüne göre farklılaştırılmış denetim modellerinin geliştirilmesi ile güvenli yapı üretimini aksatmayacak, uygulamayı kolaylaştıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesine yönelik önerilerde görüş birliğine varıldı. "Sektörün Güçlü Temsiliyeti Ortak Sorumluluğumuzdur" İMSİFED Yönetim Kurulu, sektörün karar alma mekanizmalarında daha etkin temsil edilmesinin önemine de dikkat çekti. Bu kapsamda federasyona bağlı derneklerin ortak hareket kültürünü güçlendirmesi, Ticaret ve Sanayi Odaları başta olmak üzere sektörün temsil edildiği platformlarda inşaat sektörünün daha güçlü ve etkin şekilde temsil edilmesi gerektiği vurgulandı. İMSİFED, bu süreçte koordinasyonu güçlendirmeye ve ortak akıl anlayışıyla hareket etmeye devam edeceğini ifade etti. Toplantının sonunda İMSİFED Yönetim Kurulu, sektörün sorunlarını yalnızca tespit eden değil, çözüm önerileri geliştiren, kamu kurumlarıyla iş birliği içerisinde hareket eden ve ülkemizin güvenli şehirler hedefi doğrultusunda sorumluluk üstlenen bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceğini vurguladı. İMSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir açıklamasını "Güçlü bir inşaat sektörü güçlü şehirler, güçlü ekonomi ve güvenli yaşam alanları demektir. İnşaat Müteahhitleri Sanayicileri ve İş İnsanları Federasyonu olarak ortak akla, istişareye ve çözüm üretmeye dayalı anlayışımızı sürdürecek; Bursa'mızın ve ülkemizin geleceği için üzerimize düşen her sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz" diyerek tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.