Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yargılama

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yargılama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargılama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Seçil Erzan’a 211 yıl 9 aya kadar hapis talebi: İstinafın bozma kararının ardından yeni mütalaa Haber

Seçil Erzan’a 211 yıl 9 aya kadar hapis talebi: İstinafın bozma kararının ardından yeni mütalaa

Yüksek karlı güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolculardan Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 30’dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan Seçil Erzan hakkında verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından bozulmuştu. Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere kararda yer vermediğini, bu durumun denetimi zorlaştırdığını kaydetmişti. Daire, istinaf başvurularını yerinde bularak, yargılama sürecinde bazı usul kurallarının uygulanmadığını belirtmişti. Dosya yargılamanın yeniden yapılması için İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. Bu kapsamda Erzan’ın yeniden yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Tutuklu Seçil Erzan duruşmaya SEGBİS sistemi ile katıldı. Duruşmada taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşmada celse arasında mütalaa açıklandığı kaydedildi. Mütalaada Erzan’ın 3 kişiye karşı ‘nitelikli dolandırıcılık’, aralarında Arda Turan ve Mert Zeydanlı, Selçuk İnan, Muslera, Buse Terim’in de bulunduğu 27 kişiye karşı ‘dolandırıcılık’ ve ‘özel belgede sahtecilik’ suçlarından 56 yıl 6 aydan 211 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Mütalaada 5 diğer sanık hakkında ise değişen oranlarda hapis cezası talep edildi. Duruşma tarafların mütalaaya karşı beyanda bulunması için süre verilerek ertelendi.

Prof. Dr. Karatay'ın "meslekten men" cezası AYM'den döndü Haber

Prof. Dr. Karatay'ın "meslekten men" cezası AYM'den döndü

İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, 2018 yılında katıldığı bir televizyon programında aşılarla ilgili sözleri nedeniyle 1 ay meslekten geçici men cezası almıştı. İstanbul Tabip Odası tarafından Prof. Dr. Karatay'ın 1 ay meslekten men edilmesine karar verilmiş ve karar Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu tarafından da onanmıştı. Karatay'ın karara itirazının ardından Anayasa Mahkemesi, Karatay'ın açıklamaları nedeniyle cezalandırılmasını "ifade özgürlüğüne müdahale" olarak değerlendirerek, kararı bozdu. "Tıbbi açıklamalar nedeniyle verilen disiplin cezasının hukuki dayanağının ve müdahalenin gerekliliğinin yeterince ortaya konulmadığı" sonucuna varıldığını belirten AYM tarafından ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Ankara 14. İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine hükmedildi. "Rockefeller tıbbına karşı illa o uygulanacak diye onların hizmetkarları tarafından suçlanıyorum" İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, meslekten men kararının hukuka aykırı olduğunu dile getirerek, aşılarla ilgili düşüncelerinin arkasında olduğunu söyledi. Prof. Dr. Karatay, hekimliğin belli bir kalıp üzerinden ilerlememesi gerektiğini savunarak, şu ifadelere yer verdi: "Zaten kanunsuz bir uygulamaydı. 2018'deki bir konuşmamdan sonra İstanbul Tabip Odası ve idare mahkemesi 1 ay meslekten men cezası verdi. Tabii ki öyle bir şey olmadı; biz bunlara itiraz ettik ve en sonunda 8 sene sonra Yüksek Mahkeme'den karar çıktı ki böyle bir ceza olamaz diye. 'Bu kanunsuz bir hükümdür, Karatay'ın ifadesi serbesttir, ifade hürriyeti vardır' dedi. Çünkü hiçbir yasal dayanağı yok ve yanlış bir karar. Onun için tekrar 14. İdare Mahkemesi'ne geri verdi, 'Alın bunu tekrar gözden geçirin' diye. Çünkü ben bazı aşıların gereksiz olduğunu açıklamıştım, ki yine aynı fikirdeyim. Bunların tehlikeli olduğunu söylemiştim. 60 yıllık bir hekim ve bir akademisyen olarak fikrimi serbestçe söyledim. Bana her zaman bu şekilde maalesef 'Rockefeller tıbbı'nı uygulayanlar ve yalnızca onun önerilerini tıp olarak sananlar bana hücum ediyorlar. Ama hiçbir zaman kazanmadılar, her zaman ben kazandım. Bütün davalar hala devam ediyor, 135 tane davam var. Ben düşündüğümü dile getirdim fakat Rockefeller tıbbına karşı illa o uygulanacak diye onların hizmetkarları tarafından suçlanıyorum. Çünkü bizim okuduğumuz devirde böyle bir şey yoktu 'illa bunlar yapılacak, bunun dışında bir şey yapılınca yanlıştır' diye." "Herkes aynı fikirde olmak zorunda değil" Bilimin farklı düşüncelerin çatışmasıyla gelişeceğine inandığını söyleyen Prof. Dr. Karatay, tıbbın artık bir 'ticaret' olduğunu belirtti. Karatay, "Herkesin fikri değişiktir ve değişik olmalıdır. Bilim değişik fikirlerle çatışarak gelişir. Benim söylediklerime karşı hiçbir argüman ileri sürmüyorlar, yalnız susayım istiyorlar, konuşmayayım istiyorlar. Neden? Çünkü tıp bir ticaret oldu artık. O ticarete hizmet ediyorlar ve gayet güzel de söylediler: 'Onu konuşturmayın; o konuşunca satışlarımız yüzde 30 düşüyor.' Çünkü tıp bir ticarettir artık. Tıp aslında Aristo'nun da dediği gibi kutsal bir sanattır ve objesi canlı insandır. Biz öyle eğitim gördük ve ben onu uyguladığım için fikrime karşı argüman kabul etmeyebilirler. Herkes aynı fikirde olmak zorunda değil. Buna karşı bir argüman ve başka bir fikir ileri sürmelerini bekliyorum. İlla konuşmasın diye mücadele ediyorlar ve beni susturuyorlar. Yüksek Mahkeme de 'Böyle bir kanunsuzluk olamaz, Karatay Anayasa'nın 26. maddesine göre fikrini açıkça söylemeye haklıdır, bu hak ihlalidir' dedi. Her şeyi susayım ve konuşmayayım diye yapıyorlar. Bilim karşılıklı fikirlerin çakışmasıyla gelişir; susmakla, susturulmakla bilim ve ilim gelişmez" dedi.

36 milyon dolarlık kaldırım taşı dolandırıcılığı davasında 10 sanık hakkında 10 yıla kadar hapis cezası talebi Haber

36 milyon dolarlık kaldırım taşı dolandırıcılığı davasında 10 sanık hakkında 10 yıla kadar hapis cezası talebi

Çin'e bakır yerine kaldırım taşı göndererek 36 milyon dolarlık vurgun yaptığı iddia edilen dolandırıcılık şebekesi yöneticisi ve üyesi 16 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Çağrı K. ile tarafların avukatları katıldı. Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, Bietsan Bakır Pirinç Sanayi Ticaret ve Anonim Şirketinin Çin'e yapmış olduğu 8 ayrı sevkiyatta toplam 326 konteynerle alıcı firma Mercuria'ya külçe bakır yerine kaldırım taşı gönderdiği aktarıldı. Mütalaada sanıkların 36 milyon dolar değerindeki bakır külçelerin gönderilmesine ilişkin sözleşme kapsamında konteynerlerdeki bakırların kaldırım taşlarıyla değiştirilmesi ve ihracat bedelinin yüzde 90'ına karşılık gelen 32 milyon 400 bin doların tahsil edilmesiyle haksız menfaat sağladıklarının dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğu belirtildi. Savcılık, eylemlerin örgüt faaliyeti kapsamında emir-komuta zinciri ve süreklilik unsurlarını taşımadığı değerlendirmesinde bulunarak, sanıkların ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma', ‘örgüte üye olma ve örgüte yardım etme' suçlarından ayrı ayrı beraatlarına karar verilmesini talep etti. Mütalaada, sahte olduğu iddia edilen belgelerin asıllarının ele geçirilememesi nedeniyle sanıkların ‘özel belgede sahtecilik' suçundan da beraatları talep edildi. Sanıklar hakkında 10 yıla kadar hapis cezası talep edildi Esasa ilişkin mütalaada, tutuksuz sanıklar Hasan K, Sinan Ç., Başak Y., Bora İ., Çağrı K, Muammer K, Orhan M, Ramazan Ö, Tayfun G. ile Vedat U'nun fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, şirket ve kooperatif yöneticilerini dolandırdıklarının sabit olduğu vurgulandı. Savcılık, 10 sanığın ‘nitelikli dolandırıcılık' suçundan 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıyla ayrı ayrı cezalandırılmalarını talep etti. Mütalaada tutuksuz sanıklar Başak Y, Bora İ, Çağrı KDursun Ç, Ferhat U, Kartal S. başta olmak üzere 16 sanığın ‘özel belgede sahtecilik' suçundan söz konusu belgelerin asıllarının ele geçirilememiş olması nedeniyle ayrı ayrı beraatları talep edildi. Savcılık, sanıklar Kartal S, Dursun Ç, Soner Ç, Saime Ç, Ferhat U, Sedat U, Ufuk Ç'nin ‘nitelikli dolandırıcılık' suçundan suçun işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlarını talep etti. Savunma yapan tutuksuz sanık Çağrı K, "Ben, bütün mahkemelere geldim. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Sanık avukatları ise, davada dinlenmeyen tanıkların bulunduğunu belirterek, bu kişilerin dinlenilmesini talep ettiler. Avukatlar ayrıca, malzemelerin denizdeki görevliler ya da müştekiler tarafından değiştirilmiş olabileceğini öne sürdüler. Beyanda bulunan müşteki avukatları, konuya ilişkin Çin'de bir soruşturma yürütülmediğini, sadece bakır yerine kaldırım taşı gönderildiğine dair noter raporu bulunduğunu belirterek, dinlenmeyen tanıklar yönünden zorla getirme kararı çıkarılmasını talep ettiler. Taraflara süre verildi Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tarafların açıklanan mütalaaya karşı savunma hazırlayabilmeleri için süre verilmesine ve eksik hususların giderilmesine hükmederek, duruşmayı erteledi. Duruşma sonrası açıklama yapan müşteki avukatı Müşerref Gözde Z, "Duruşma 18 Aralık'a bırakıldı. Çin adli makamlarından bir istinabe yazısının sonucunu bekliyordu mahkeme, buna istinaden biz birtakım taleplerde bulunduk. Mahkeme, Çin makamından adli istinabe sonucunun beklenmesine karar verdi. Şu an halen sanıkların dinlenmesi aşamasındayız. Dava 2021 yılında başladı ancak kapsamlı bir dosya yürütüldüğü için ve çok fazla tanık dinlendiği için yargılama ve kovuşturma aşaması biraz uzun sürdü ve halen devam ediyor. Tanıkların dinleniyor olma süreci devam etmesine rağmen iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Bizim için biraz sürpriz oldu. Bir kısım sanıkların ‘dolandırıcılık' suçundan, şikayet etmiş olduğumuz şirketin yetkilisi başta olmak üzere mahkumiyetine, bir kısım sanıkların ise ‘dolandırıcılık' suçundan beraatına ilişkin bir mütalaa oldu. ‘Evrakta sahtecilik' ve ‘örgüt' suçları bakımından beraat talep etti iddia makamı. Şu an dava henüz kovuşturma aşamasının sonunda değil, karar aşamasında değil. Mahkeme, yazılacak olan yazıların cevabını bekleyecek. Tanıkların dinlenmesi tamamlanacak. Devam edeceğiz davamızı takip etmeye" şeklinde konuştu. İddianameden Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, merkezi İsviçre'de bulunan şirketle Tekirdağ'da bulunan şirket arasında saf bakır alımına dair yapılan sözleşmeye yer verilmişti. Sözleşme gereği saf bakırların Tekirdağ'dan Çin'in Lianyungang kentine 36 milyon dolar ödeme karşılığında gönderileceği anlatılmıştı. İddianamede firmaya sevkiyatın ulaştığı esnada konteynerlerde saf bakır yerine maddi değeri olmayan kaldırım taşı gönderildiğinin tespit edilmesi üzerine soruşturma başlatıldığı açıklanmıştı. Savcılık, örgüt yöneticisi sanıklar Hasan Kayacıköse ile Soner Çokyiğit'in 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'nitelikli dolandırıcılık' ve 'zincirleme olarak özel belgede sahtecilik' suçlarından 33 yıl 3 aya kadar hapis ile cezalandırılmasını talep etmişti. Diğer sanıklar Saime Ç, Dursun Ç, Muammer K, Orhan M, Ferhat U, Başak Y, Sinan Ç, Ufuk Ç, Tayfun G, Ramazan Ö ve Vedat U'nun 'örgüte üye olma', 'nitelikli dolandırıcılık' ve 'zincirleme olarak özel belgede sahtecilik' suçlarından ayrı ayrı 29 yıl 3 aya kadar hapsi talep edilmişti. Sanıklar Sedat U, Çağrı K ve Bora İ. hakkında ise 'örgüte üye olmamakla birlikte yardım etmek', 'nitelikli dolandırıcılık' ve 'zincirleme olarak özel belgede sahtecilik' suçundan aynı oranda hapis cezası talep edilmişti.

Güllü davasında ilk duruşma yarın: Kızı hakim karşısına çıkacak Haber

Güllü davasında ilk duruşma yarın: Kızı hakim karşısına çıkacak

Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yaklaşık 10 aylık soruşturma sürecinin ardından hazırlanan 21 sayfalık iddianame, Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. İddianamede Gül Tut'un 26 Eylül 2025 tarihinde saat 01.26 sıralarında Çınarcık ilçesindeki evinin penceresinden yaklaşık 18,17 metre yükseklikten düşerek hayatını kaybettiği belirtildi. İlk duruşmayla birlikte mahkeme, iddianamede yer alan delilleri, tanık beyanlarını ve sanık savunmasını değerlendirecek. Duruşmada soruşturma aşamasında ifadeleri alınan bazı tanıkların da dinlenmesi bekleniyor. Duruşma 1 Ekim 2026 Perşembe günü Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılacak. İddianamede ağırlaştırılmış müebbet talebi İddianamede Tuğyan Ülkem Gülter hakkında, 'tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Savcılık, olayın meydana geliş şekli, kamera ve ses kayıtları, bilirkişi raporları, tanık anlatımları, WhatsApp yazışmaları, HTS kayıtları ve diğer dijital delilleri birlikte değerlendirdi. Sanık Gülter ise suçlamayla ilgili yargılama sırasında savunmasını mahkemeye sunacak. Güllü'nün kanında 3,53 promil alkol tespit edildi İddianamede Adli Tıp Kurumu raporlarına da yer verildi. Rapora göre Gül Tut'un kanında 3,53 promil alkol tespit edildi. Tedavi dozunda bazı ilaç etken maddelerinin bulunduğu ancak bunların ölüm nedeni olmadığı belirtildi. Adli Tıp Kurumu, ölümün yüksekten düşmeye bağlı genel beden travması, kafatası kırıkları, beyin kanaması, çok sayıda kemik kırığı ile iç organ ve büyük damar yaralanmaları sonucu meydana geldiğini değerlendirdi. "Zemin kaygandı" iddiasına kriminal inceleme Soruşturma kapsamında olayın yaşandığı odanın zemininin kaygan olduğu yönündeki iddialar da araştırıldı. Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından yapılan incelemede zeminde kayganlığa neden olabilecek herhangi bir kimyasal madde kalıntısına rastlanmadığı iddianamede yer aldı. Olay gecesinin ses kayıtları dosyada İddianamenin önemli bölümlerinden birini olay gecesine ilişkin kamera ve ses kayıtları oluşturdu. Bilirkişi incelemesinde Gül Tut'un banyodan çıktıktan sonra odadaki kişilerle konuştuğu ve "Malkata" isimli Roman havasının çaldığı belirtildi. İddianamede, Gül Tut'un "Herkes tamam mı?", "Vallahi şahane bak, bak manyaklara bak, aç müziği" ve "Gel gel, kız gelsene buraya" şeklindeki sözlerine de yer verildi. Savcılık, Tuğyan Ülkem Gülter'in olay öncesinde Sultan Nur Ulu'dan Gül Tut'un sevdiği belirtilen "Malkata" isimli şarkıyı açmasını istemesini de değerlendirdi. İddianamede müziğin Gül Tut'un düşme anına kadar devam ettiği, Tuğyan ve Sultan'ın aşağıya koşmaya başlamasıyla birlikte müziğin kesildiği ve kamera kayıtlarında silinti ya da manipülasyon tespit edilmediği belirtildi. Düşme öncesi üç darbe sesi Bilirkişi incelemesinde olay öncesinde kayıtlara yansıyan üç ayrı darbe veya vurma sesi de değerlendirildi. İddianamede, ilk sesin hafif, ikinci sesin sert zemine vurma, üçüncü sesin ise daha yumuşak bir zemine veya deriye yönelik darbe, vurma ya da sürtme sesi olabileceği yönündeki değerlendirmelere yer verildi. Savcılık ayrıca Tuğyan Ülkem Gülter'in olay sırasında Gül Tut'a temas ve farkındalık mesafesinde bulunduğu yönündeki bilirkişi değerlendirmesine de iddianamede yer verdi. Sultan Nur Ulu'nun ifadeleri dosyanın önemli başlıklarından Olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu'nun ifadeleri de iddianamede önemli yer tuttu. Ulu'nun soruşturmanın ilk aşamalarında Gül Tut'un pencereden düştüğünü anlattığı, daha sonraki aşamalarda ise farklı beyanda bulunduğu belirtildi. İddianamede Sultan Nur Ulu'nun daha sonraki anlatımında Tuğyan'ın Gül Tut'a arkadan yaklaşarak kalça ve bacak bölgesinden kavradığını gördüğünü söylediği aktarıldı. Ulu hakkında ayrıca "yalan tanıklık" suçundan ayrı dava açıldı. "Bir gün annemi camdan atıp öldüreceğim" iddiası İddianamede yer alan tanık beyanları da yarın başlayacak yargılamanın önemli başlıkları arasında bulunuyor. Tanık M.A., S.D. ve G.Y., olaydan yaklaşık üç ay önce Tuğyan Ülkem Gülter'in kendilerine annesinin evlenmesine izin vermediğini söyleyerek, "Bir gün annemi camdan atıp öldüreceğim" dediğini öne sürdü. Tanık R.G. ise Tuğyan'ın yıllar önce annesini öldüreceğine ilişkin sözler söylediğini, Gül Tut'un yükseklik korkusu bulunduğunu ve yüksek yerlerde cam kenarına yaklaşamadığını ileri sürdü. Tanık S.C. de Tuğyan'ın kendisine "Bir gün ya annemi ya da kendimi öldüreceğim" dediğini iddia etti. Bu beyanlar iddianamede tanık anlatımları olarak yer alırken, söz konusu iddiaların mahkeme tarafından yargılama sürecinde değerlendirilmesi bekleniyor. WhatsApp mesajları da iddianamede İddianamede Tuğyan Ülkem Gülter'in annesiyle yaşadığı sorunlara ilişkin bazı WhatsApp yazışmalarına da yer verildi. Eski erkek arkadaşı Kervan Eminoğlu ile yaptığı yazışmalarda "Bıktım bu annemden", "Gebersin" ve "Bu kadına öyle bir pişmanlık yaşatacağım" şeklinde ifadeler kullandığı aktarıldı. Başka bir mesajında ise "Ben Güllü'nün kızı değilim, ben Tuğyan'ım" ifadelerini kullandığı belirtildi. İddianamede ayrıca Gül Tut'un ölümünden önce Tuğyan'ın bazı kişilere gönderdiği mesajlarda annesinden kurtulmak istediğini belirttiği ve annesinin ölmesini istediğine ilişkin ifadelerin bulunduğu kaydedildi. İnternet aramaları da dijital deliller arasında İddianamede Tuğyan Ülkem Gülter'in dijital materyallerinin incelenmesi sırasında yaptığı bazı internet aramalarına da yer verildi. Buna göre Gülter'in "Saçta metamfetamin çıkar mı?", "Esrar saçtan kaç günde çıkıyor?", "Uyuşturucu saçtan ne zaman temizlenir?", "Esrar vücudunuzda ne kadar süre kalır?", "Esrar 2 ay içilmese çıkar mı testte?", "Kokain saçta ne zaman çıkar?" ve "Haloperidol" şeklinde aramalar yaptığı belirtildi. İddianamede ayrıca 24 Kasım 2025 tarihinde "Çözülmemiş davalar seri katil davası dedektif oyunu suçluyu bulma" isimli bir kutu oyununun internet üzerinden incelendiği kaydedildi. Mahkeme yarın tarafları dinleyecek Gül Tut'un ölümüne ilişkin soruşturma aşamasında toplanan çok sayıda delilin yer aldığı dosyada artık yargılama aşamasına geçildi. Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yarınki ilk duruşmasında tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter'in savunmasının alınması, tarafların dinlenmesi ve dosyada yer alan tanıkların beyanlarının değerlendirilmesi bekleniyor.

MHK soruşturmasında ilk şikayet dilekçesini veren Avukat Halil İbrahim Atabay: "Ahmet Şahin özelinde para trafiği MASAK tarafından araştırılacaktır" Haber

MHK soruşturmasında ilk şikayet dilekçesini veren Avukat Halil İbrahim Atabay: "Ahmet Şahin özelinde para trafiği MASAK tarafından araştırılacaktır"

‘Evrakta sahtecilik’ ve ‘mobbing’ gibi suçlamalarıyla başlatılan soruşturma kapsamında Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu, TFF Faal Hakemler Derneği Başkanı Ferdi Karadoruk, TFF Merkez Hakem Kurulu Eski Başkan Vekili Ahmet Şahin, TFF Merkez Hakem Kurulu Eski Üyesi Yunus Yıldırım, MHK Üyesi ve TFF Eğitim ve 4. Bölge Sorumlusu Sebahattin Şahin, TFF Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği İstanbul Şubesi Teşkilat Sorumlusu Alican Sağlar, TFF Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği İstanbul İl Hakem Kurulu Başkanı Emre Kosif gözaltına alındı. 8 Mart 2022 tarihinde MHK'nin aldığı kararla görevlerine son verilen Cüneyt Çakır, Fırat Aydınus, Alper Ulusoy, Hüseyin Göcek, Tugay Kaan Numanoğlu, Bahattin Şimşek, Burak Şeker, Mert Güzenge, Murat Erdoğan, Kutluhan Bilgiç, Serkan Tokat, Süleyman Abay, Hakan Ceylan gibi hakemlerin avukatlığını üstlenen Avukat Halil İbrahim Atabay, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Ferhat Gündoğdu ve diğer sorumlular hakkındaki ilk şikayet dilekçesini 2025 yılının eylül ayında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na teslim eden Atabay, "Futbol ailesine gölge düşürenlerin haksız yere tasfiye edilen hakemler değil, bizzat kendileri olduğu ortaya çıktı" dedi. "Elimizdeki bilgi, belgelerin hepsini Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na bizzat teslim ettik" Hakem atamaları ve klasman yükseltilmelerinin usulsüzlüğü, sınav sorularının önceden belli adaylara verilmesi, hakem değerlendirmelerinin usule aykırı yapılması konusunda söz konusu isimler hakkında şikayetlerini tam 1 sene önce yaptıklarını dile getiren Atabay, "Hakem atamalarının usulsüzlüğü, klasman yapmalarının ve belirlemelerinin usulsüzlüğü, sınav sorularının önceden verilmesi, hakem değerlendirmelerinin usule aykırı yapılması... Bunların hepsi sezon sonunda veya sezon içerisinde hakem klasmanları yapılırken kimin klasmanı düşürülüp kimin klasmanı yükseltileceğine yönelik eylemleri Ferhat Gündoğdu, Yunus Yıldırım, Ahmet Şahin (PMİK) ve diğer MHK üyeleri belirliyordu. Bunun usulsüzlük tespitine ilişkin suç duyurusu geçtiğimiz sene dokuzuncu ayda yapıldı. Bu süreçle alakalı olarak özellikle PMİK üyeleri sorumluydu. Biz o dönemde elimizde hangi bilgi, belge varsa hepsini Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na bizzat teslim ettik. " ifadelerini kullandı. "Ahmet Şahin’in görünmeyen başkan olduğundan bahsettik" 8 Mart'ta mağdur olan hakemlerin o dönemki tahkim kurulunda avukatlığını üstlendiğini hatırlatan Halil İbrahim Atabay, "O tahkim davalarını kazandım. Bu kez ikinci 8 Mart vakası yaşandı. Bu kararda yine tahkime ben gittim. Bu defa tahkime bir şekilde müdahale edildiğini düşünüyoruz, çünkü bir önceki kazanılan Tahkim Kararının gerekçesinde bahsedildiği üzere ortada somut ve değerlendirilebilir hiçbir veri ve delil yoktu. Aynı hakemlerin ve o dönem bu yanlış uygulamaya karşı çıkan hakem ve gözlemcilerin hepsini yine gönderdiler. Bu MHK gönderdi. Biz bunların usulsüz olduğunu, nasıl usulsüzlük yapıldığını, hepsini açık açık anlattık; elimizdeki evraklarla, belgelerle. Bu adamların mobbing yapılarak maç verilmeyerek, bazılarının seminere çağrıldığını, bazılarının seminere dahi çağrılmadığını anlattık. Evraklarını verdik. O dönem federasyonda görevli olan Eren Acar isimli şikayetçilerden bir tanesi, buradaki usulsüzlüklerin nasıl yapıldığını elinde belgelerle beraber savcılığa teslim etti. O yardımcı oldu bu konuda. Bu şekildeki bütün hukuksuzluklarını açıkça belgeleriyle beraber somutlaştırdık. Bir senedir soruşturma dosyası devam ediyordu. O kadar çok ifade veren vardı ki dosyada. Bunların hepsini derleyip toplayıp bir araya getirmeleri bir seneyi buldu. Biz, Ahmet Şahin'in bu oluşturulan Merkez Hakem Kurulu yapısının içerisindeki yerinden bahsettik. Ne kadar önemli olduğundan, aslında görünmeyen başkan olduğunu anlattık." şeklinde konuştu. "Yunus Yıldırım, Ali Tuna üzerinden bir oteldeki kaydın araştırılmasını istedi" Avukat Atabay, gözaltına alınan isimlerden Yunus Yıldırım'ın, Ali Tuna üzerinden bir oteldeki kaydın araştırılmasını istediğine değinerek, "Yunus Yıldırım'ın, Ali Tuna üzerinden bir oteldeki kaydın araştırılmasını isteyip ret cevabı geldikten sonra Ali Tuna'ya maç verilmeyip ve sonunda da hakem yazılı sınavından geçerli not alamadığı bahanesiyle klasman düşürülerek hakemliğinin bitirilmesi olayına kadar süreçlerin hepsini anlattık. Ali de sağ olsun bunların hepsine ilişkin suç duyurusunda bulunmuştu. Ve sınav kağıdındaki yazıların kendisine ait olmadığını ileri sürerek evrakta sahtecilik suçuna ilişkin suç duyurusunda bulunarak tabiri caizse ilk taşı atmış oldu. Sonucu bugün beklediğimiz gibi oldu sonunda. Hepsi gözaltına alındı. Bu işin içerisinde sadece Ahmet Şahin’den bahsetmek olmaz. Ferdi Karadoruk da bu işin içerisinde aktif olarak rol alıyor görüldüğü üzere. Sosyal medyada yazışmalarını tek tek okuduk somut olarak. Buna ilişkin birden fazla kişi o dönem sınav sorularını kendisine yakın olan ve klasman yükseltmek istediği hakemlere verdiğine yönelik beyanlarda bulunmuştu ve suç duyurusunda bulunmuştu. O dönemde mağdur edilen hakemlerin hepsinin kirli olduğu yönünde asılsız bir sürü iddiadan bahsedildi. Basında buna ilişkin haberler yaptırıldı. Tahkim kurulunun gerekçeli kararında da futbol ailesine gölge düşürdüklerinden bahsedildi. Bugün anlıyoruz ki futbol ailesine gölge düşürenlerin aslında o haksız ve hukuksuz yere tasfiye edilen hakemler değil, bizzat kendileri olduğu ortaya çıkmış oldu. Bu süreç o yüzden çok değerli. İnşallah tutuklulukla sonuçlanır ki bundan sonra hakemlerin üzerindeki baskı da kalmış olur. Hakemler daha rahat maç yönetecek diye inanıyorum" diye konuştu. "Hakemleri ‘HTS kayıtların elimizde kimlerle görüştüğüne dikkat et’ diye tehdit ettiler" Mevcut hakemlerin de içinde bulunduğu birçok hakemin, MHK tarafından özel görüşmeler esnasında ‘HTS kayıtların elimizde kimlerle görüştüğüne dikkat et’ şeklinde cümlelerle tehdit edildiğini savunan Atabay, şöyle devam etti: "Hakemler inanılmaz baskılı bir süreç yaşıyorlardı. Herkesin seminerlerde özel olarak odalara çağrılıp ‘HTS kayıtların elimizde kimlerle görüştüğüne dikkat et’ diyecek kadar cesaret alıp da bir şekilde hukuk dışı yollara saparak, insanların kimlerle irtibatta olduklarına dahi kayıtları ellerine aldıklarına ilişkin olarak beyanları var birçok hakemin. Aktif olan hakemlerden bahsediyorum. Bunların hepsi yargılama sırasında tek tek ortaya çıkacak. İnsanların birçoğu korkudan konuşamıyordu. Çünkü sistemin içerisindeyken sistemin başındaki insana karşı konuşmak çok zordur. Yargılama süreci başladığı zaman aktif hakemlerin birçoğunu tanık olarak dosyada çağıracaklardır. O zaman Türkiye çok daha büyük şeyler öğrenecektir. Maçların sonuçlarına tesir edilmeye çalışıldı mı, MHK başkanı tarafından veya başkan vekili tarafından. Bunların hepsi tek tek ortaya ortaya çıkacaktır. Böylece insanların kafalarında oluşan birçok soru da aydınlanmış olacaktır hakemlerle ilgili." "Ahmet Şahin özelinde para trafiği MASAK tarafından araştırılacaktır" Halil İbrahim Atabay, gözaltı işlemi uygulanan 7 kişiden sonra bir ikinci dalga bir operasyon beklediğini de aktararak, "Sanırım oraya ilişkin araştırma devam ediyor. Çünkü Ahmet Şahin özelinde bir parasal anlamda trafik, MASAK tarafından araştırılacaktır. En zayıf halka konuştuğu zaman da tüm sistemleri çökecektir" dedi. "Ferhat Gündoğdu ve MHK üyelerinin hepsinin el yazılarının alınması lazım" Eski hakem ve avukat Halil İbrahim Atabay, soruşturmanın seyrine ilişkin öngürüsünün sorulması üzerine ise şunları belirtti: "Resmi evrakta sahtecilik durumu var. Ali Tuna’nın el ürünü olmayan ve bunun kriminal olarak raporlanmış bir şekilde adli raporu var. O evrak varken artık burada suç işlenmiş ve somut delil elde edilmiş duruma geliyor. Ferhat Gündoğdu'nun ve aslına bakarsanız diğer MHK üyelerinin hepsinin el yazılarının alınması lazım. İmza örneklerinin alınması lazım. O yazıyı kim yazdı? Onun bulunması lazım. Ondan dolayı da tutukluluğun geleceğine benim inancım sonsuz. Çünkü çok ciddi bir delil tespit edilmeseydi ve ortaya konulmasaydı bu operasyonu yapmazlardı."

"Fatih Terim Fonu" davasında Seçil Erzan yeniden hakim karşısında Haber

"Fatih Terim Fonu" davasında Seçil Erzan yeniden hakim karşısında

Yüksek faiz vaadi ile kurduğu fona Fatih Terim gibi isimlerin de dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolcuların da bulunduğu 30’dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan tutuklu Seçil Erzan, İstinafın bozma kararının ardından yeniden hakim karşısına çıktı. Erzan duruşmada "Tekraren yargılandığım için çok inançlıyım. Ben adil yargılanmadığımı düşünüyorum. 3 buçuk yıl boyunca söylediğim hiçbir şeye itibar edilmedi. Aleyhime kararlar verildi. Sadece katılanların söylediği mutlak doğru kabul edildi. Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım. Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin. 1’e 5 imkansızken 1’e 5 veren başka Seçil Erzan yok. Ben bir sistem hiçbir şey kurmadım. Ben her şeyimi verdim. 1 liram yok" dedi. Yüksek faiz vaadi ile kurduğu fona Fatih Terim gibi isimlerin de dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolculardan Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 30’dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan Denizbank Levent Şubesi eski Müdürü Seçil Erzan hakkında verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından bozulmuştu. Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere kararda yer vermediğini, bu durumun denetimi zorlaştırdığını kaydetmişti. Daire, istinaf başvurularını yerinde bularak, yargılama sürecinde bazı usul kurallarının uygulanmadığını belirtmişti. Dosya yargılamanın yeniden yapılması için İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. Bu kapsamda Erzan yeniden hakim karşısına çıktı. "Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım" Duruşmada söz verilen Seçil Erzan "Tekraren yargılandığım için çok inançlıyım. Ben adil yargılanmadığımı düşünüyorum. 3 buçuk yıl boyunca söylediğim hiçbir şeye itibar edilmedi. Aleyhime kararlar verildi. Sadece katılanların söylediği mutlak doğru kabul edildi. Ben her şeyin ne olduğunu özetlemek istiyorum. Birincisi hakkımda bir önce yargılandığım mahkemede savcılıkta verdiğim beyanlar ile diğer beyanlarım arasında çelişki bulunduğu gerekçesi ile sadece savcılık beyanlarım esas alındı. Ben yeterli hukuki desteği alamadım. O dönem bir takım yönlendirmeler ile ifade verdim. Size şu an her şeyi doğru açık şekilde anlatmak istiyorum. Ben kaçmadım, ben o sabah telefonumu kapattım izinliydim, Çorlu’ya gittim. Kendimde değildim çok kötüydüm. O gün telefonumu açamıyordum. Benden para almak isteyen, kapıya dayananlar vardı. Kendi rızam ile bankaya gidip başıma gelen durumu o halimle 2 gün boyunca anlatmaya çalıştım. O gün bile darp edildim ben. Annemin gözünün önünde darp edilip senetler verdim. Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım. Banka anlamaya çalıştı. Serum takıldı bana. Bana banka yetkilileri bir avukat yönlendi. Savcıya gittim, beyanlarımda da savcıya sığındım o gün. Her şeyi açık doğruluğu ile anlatmaya çalıştım. Söylediğim her şey bağlamından koparılmış. Para bende değil onu anlattım o gün. Bankanın avukatı ‘yukardan baskı varmış seni tutuklanıyorsun’ dedi" ifadelerini kullandı. "Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin" Seçil Erzan devamında "Ben korku, baskı altında herkese fon dedim o gün. Bunu bana söyleyen avukatların elinde bir mektup var onu sunmak istiyorum. Ben fon demedim. Ben banka ile görüşmeler yaptım. Ben o gece bana ne dedilerse karşısına yazdım. Bu fon beyanları bir temele oturtuldu. ‘Ben kandırdım, iradelerini fesada uğrattım’ bu oturtuldu. Ben bir sistem kurmadım. Yüksek faiz vaadi ile somutlaştırılacak bir davranışım yok. Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin. Bana verdiği parayı 15 günde aldı. Bana küfürler etti. Bu bir sistemse bu sistemi yöneten kim? 1’e 5 imkansızken 1’e 5 veren başka Seçil Erzan yok. Ben bir sistem hiçbir şey kurmadım. Ben her şeyimi verdim. 1 liram yok. Ödeyemedim, ödemek için her şeyi yaptım. Her şeyi sattım. Öldürmüyorlar ölmek lüks. O parayı bulacaksın. Hiç kimsenin iradesini fesada uğratma kastım olmadı. Arkadaşlarımın geri ödemelerini yapamadım. Annemin babamın bütün her şeyini sattım. Yeter ki kapansın bitsin. Faiz oranı ile kimseyi kandıramazsınız" dedi. Duruşmaya öğle arası verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.