Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yapay Zekâ

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yapay Zekâ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zekâ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Meme kanseri genç yaşlarda da görülüyor Haber

Meme kanseri genç yaşlarda da görülüyor

Meme kanserinin görülme sıklığı yaşla birlikte artsa da hastalık yalnızca ileri yaşların sorunu olarak değerlendirilmiyor. Uluslararası veriler, özellikle 50 yaş altındaki kadınlarda meme kanseri görülme sıklığının yükseldiğine işaret ederken, uzmanlar 20'li ve 30'lu yaşlardaki kadınların memelerinde fark ettikleri yeni değişiklikleri yaşları nedeniyle göz ardı etmemeleri gerektiğini belirtiyor. "Yaşım genç, meme kanseri olmam" denilmemeli Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, meme kanserinin görülme sıklığının yaşla birlikte arttığını ancak hastalığın yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkmadığını ifade etti. Son yıllarda özellikle 50 yaş altındaki kadınlarda meme kanseri tanılarında artış eğilimi görüldüğünü belirten Özdoğan, bunun meme kanserlerinin çoğunun artık genç yaşlarda görüldüğü anlamına gelmediğini söyledi. Özdoğan, 20'li ve 30'lu yaşlardaki kadınların memelerinde fark ettikleri yeni bir değişikliği "Yaşım genç" düşüncesiyle ertelememeleri gerektiğini vurguladı. Memedeki değişiklikler önemsenmeli Memede veya koltuk altında ele gelen yeni bir kitle, meme başından özellikle kanlı akıntı gelmesi, meme cildinde çekilme veya çökme, meme başında içe dönme ve tek memede kalıcı şekil ya da görünüm değişikliği gibi belirtilerin her yaşta değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Özdoğan, bu bulguların mutlaka kanser anlamına gelmediğini ancak kontrol edilmeden beklenmemesi gerektiğini belirtti. Özdoğan, özellikle genç kadınlarda meme dokusunun daha yoğun olması nedeniyle değerlendirme sırasında mamografinin yanı sıra ultrason gibi farklı görüntüleme yöntemlerinden de yararlanılabileceğini ifade ederek, kullanılacak yöntemin kişinin yaşı, bulguları ve risk durumuna göre belirlenmesi gerektiğini kaydetti. Her genç kadının mamografi yaptırması gerekmiyor Genç yaşlarda meme kanseri görülmesinin 20'li veya 30'lu yaşlardaki her kadının rutin olarak mamografi yaptırması gerektiği anlamına gelmediğini belirten Özdoğan, Türkiye'de toplum temelli meme kanseri taramasının ortalama risk grubundaki kadınlarda 40 yaşından itibaren uygulandığını söyledi. Ailesinde genç yaşta meme veya yumurtalık kanseri bulunan, BRCA1 veya BRCA2 gibi genetik değişiklik taşıyan ya da farklı nedenlerle yüksek risk grubunda değerlendirilen kadınlarda tarama programının daha erken başlayabileceğini aktaran Özdoğan, bu kişilerde takip yaşının ve kullanılacak görüntüleme yönteminin risk durumuna göre belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Ailede kanser öyküsünün olmaması riski sıfırlamıyor Meme kanseri tanısı alan her genç kadında genetik bir neden bulunmadığına dikkat çeken Özdoğan, ailede meme kanseri bulunmamasının da genetik yatkınlığı tamamen dışlamadığını belirtti. Özdoğan, özellikle genç yaşta tanı, ailede birden fazla meme veya yumurtalık kanseri öyküsü ve bazı özel tümör özellikleri bulunması halinde genetik danışmanlığın gündeme gelebileceğini söyledi. Genetik değerlendirmenin yalnızca hastanın tedavisinin planlanmasına değil, aile bireylerinin taşıyabileceği risklerin belirlenmesine de katkı sağlayabileceğini ifade etti. Tedavi tümörün özelliklerine göre planlanıyor Meme kanserinin tek tip bir hastalık olmadığını vurgulayan Özdoğan, tümörün hormon reseptörleri, HER2 durumu ile genetik ve moleküler özelliklerinin tedavinin belirlenmesinde önemli rol oynadığını aktardı. Son yıllarda hedefe yönelik tedaviler, antikor-ilaç tedavileri ve tümörün biyolojik özelliklerini değerlendirmeye yönelik moleküler yöntemlerde önemli gelişmeler yaşandığını belirten Özdoğan, amaçlarının her hastaya daha fazla tedavi vermek değil, doğru hastaya doğru zamanda uygun tedaviyi uygulamak olduğunu kaydetti. Özdoğan, özellikle genç hastalarda tedavi planlanırken kanserin kontrol altına alınmasının yanı sıra doğurganlığın korunması, gebelik planı, kemik ve kalp sağlığı ile uzun dönem yaşam kalitesinin de dikkate alınmasının önem taşıdığını ifade etti. Yapay zekâ ve moleküler yöntemler tedaviye yön veriyor Yapay zekâ destekli görüntüleme sistemlerinin mamografide şüpheli alanların değerlendirilmesine yardımcı olduğunu belirten Özdoğan, tümörün genetik ve moleküler özelliklerinin incelenmesinin de tedavi seçiminde yol gösterici olabildiğini söyledi. Özdoğan, özellikle bazı meme kanseri türlerinde kullanılan hedefe yönelik ve antikor-ilaç tedavilerinin, hastalığın tekrarlama riskini azaltmaya veya ileri evrede hastalığı kontrol altında tutmaya yönelik seçenekler arasında yer aldığını aktardı. Erken fark etmek tedavi seçeneklerini artırıyor Meme kanserinde farkındalığın yalnızca belirli bir yaşa gelindiğinde tarama yaptırmak anlamına gelmediğini vurgulayan Özdoğan, kadınların kendi memelerindeki normal görünümü ve yapıyı bilmelerinin, yeni gelişen değişiklikleri fark etmelerinin ve şüpheli bir durumda gecikmeden hekime başvurmalarının önem taşıdığını belirtti. Özdoğan, özellikle genç kadınların "Bu yaşta meme kanseri olmaz" düşüncesiyle belirtileri ertelememesi gerektiğini ifade ederek, yaş ne olursa olsun şüpheli bir bulgunun zamanında değerlendirilmesinin erken tanı ve tedavi seçenekleri açısından önemli avantaj sağlayabileceğini kaydetti.

Osmangazi’de Günde Bin Yüz Ton Atık Toplanıyor Haber

Osmangazi’de Günde Bin Yüz Ton Atık Toplanıyor

Daha temiz ve yaşanabilir bir Osmangazi hedefiyle çalışmalarını sürdüren Osmangazi Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, cadde ve sokaklarda süpürme ve çöp toplama hizmetlerini düzenli olarak gerçekleştiriyor. Evsel atıkların toplanmasıyla çevre kirliliğinin önüne geçilirken, ilçede günlük ortalama 190 ekip ve 945 personel ile çöp toplama, taşıma ve süpürme hizmeti veriliyor. Osmangazi’de günlük yaklaşık 1.100 ton atık toplanırken, bunun yaklaşık 135 tonunu kaba atıklar ile çuvallı tadilat atıkları oluşturuyor. Osmangazi’de Yapay Zeka Destekli Kameralarla Takip Osmangazi Belediyesi, temizlik araçlarına yerleştirdiği yapay zeka destekli kameralar sayesinde ilçenin farklı noktalarındaki temizlik çalışmalarını anlık olarak takip ediyor. Kameralar aracılığıyla tespit edilen aksaklıklar, ilgili birimlere iletilerek hızlı bir şekilde gideriliyor. Osmangazi Belediyesi bünyesinde bulunan yeni nesil yer üstü atık konteynerlerinin kullanımını yaygınlaştırarak çöp toplama, süpürme ve konteyner yıkama araçları hizmetlerini de geliştiriyor. Tadilat Atıklarının 10 Çuvala Kadarı Ücretsiz Alınıyor Osmangazi’nin tüm mahallelerinde tadilat atıkları ve eski ev eşyalarının toplanması, geçmiş dönemlerden bu yana belediye meclisi kararları doğrultusunda ücretli olarak düzenli şekilde yürütülüyor. Vatandaşların üzerindeki yükü azaltmak amacıyla mevcut yönetim döneminde, 10 çuvala kadar tadilat atığının ücretsiz alınması uygulaması da başlatıldı. Bu miktarı aşan tadilat atıkları ile eski ev eşyalarının toplanması ise belediye meclisince belirlenen tarife kapsamında ücretli olarak sürdürülüyor. Bu uygulama ile atıkların uygun şekilde toplanması ve “kirleten öder” ilkesi doğrultusunda yönetilmesi amaçlanıyor. Özel Mülkiyetteki Alanların Temizliği Mülk Sahiplerinin Sorumluluğunda Son dönemde sosyal medyada Osmangazi’deki temizlik hizmetleriyle ilgili paylaşımlara konu olan alanların büyük bölümünün özel mülkiyette olduğu görüldü. Söz konusu alanların temiz tutulması ve korunması öncelikle mülk sahiplerinin sorumluluğunda bulunuyor. Osmangazi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri ise bu alanlarda oluşan kirliliğin giderilmesi ve tekrarının önlenmesi amacıyla görev ve yetkileri çerçevesinde gerekli çalışmaları sürdürüyor. Kaçak Atık Dökenlere Çevreyi Kirletenlere Anında Müdahale Osmangazi’de temizlenen alanların korunması ve kaçak atık dökümünün önlenmesinde vatandaşların desteği büyük önem taşıyor. Parklara, cadde ve sokaklara, boş arazilere veya belirlenmiş toplama noktaları dışındaki alanlara gelişigüzel atık bırakılmaması gerekiyor. Kaçak atık dökümü veya çevre kirliliğiyle ilgili durumların belediyeye bildirilmesi halinde ekipler tarafından gerekli incelemeler gerçekleştiriliyor. Yapılan incelemelerde mevzuata aykırılık tespit edilmesi durumunda, ilgili kişiler hakkında gerekli idari işlemler uygulanıyor. Osmangazililer, temizlik hizmetlerine ilişkin talep ve şikayetleri ile kaçak atık dökümü bildirimlerini 444 16 01 numaralı Osmangazi Belediyesi iletişim hattına iletebiliyor. Yapılan başvurular, belediye ekipleri tarafından yetki ve sorumluluklar çerçevesinde incelenerek sonuçlandırılıyor. “Şikayet Oranını Yüzde 14’den Yüzde 3’e Düşürdük” Osmangazi Belediyesi olarak haftanın 7 gün 24 saati çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürdüklerini ifade eden Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan, “Osmangazi Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü olarak 136 mahalle 9 bin 832 cadde ve sokakta evsel atıkların toplanması ve taşınmasıyla ilgili cadde ve sokakların temizleme çalışmalarımız haftanın 7 gün 24 saati devam etmektedir. Temizlik araçlarımızdaki yapay destekli kameralar sayesinde yapılan çalışmalar takip edilmektedir. Bu kamera sistemi sayesinde araç ve personel verimliliğiyle çalışmalarımız devam etmektedir. Biz ilk göreve geldiğimizde takribi olarak yüzde 13-14 oranında olan şikayetlerimiz bu yöntem sayesinde şuan yüzde 3’lere kadar düştü. Bu sistemin büyük bir faydasını gördük. Yaptığımız bu uygulama Türkiye’deki farklı belediyeler tarafından da örnek alınarak uygulamaya alındı. Bu durum bizi son derece mutlu etti” şeklinde konuştu. “Çalışmalarımız 7 Gün 24 Saat Hız Kesmeden Devam Ediyor” Göreve geldiklerinde tadilat atıklarıyla ilgili ciddi sorun olduğunu belirten Yıldızhan, “Bizden önceki yönetimde tadilat atıkları ve eski ev eşyalarının toplanması ücretliydi. Biz ise 10 çuvala kadar moloz atığı ücretsiz 10 çuvaldan sonrası ücretli olarak hizmet vermekteyiz. Kirleten öder ilkesi doğrultusunda böyle bir karar aldık. Son dönemde sosyal medyada yapılan temizlikle ilgili yapılan paylaşımları araştırma yaptık. Bu kirliklerin büyük oranda özel mülkiyet alanlarında olduğunu tespit ettik. Zabıta ekiplerimiz özel mülklerini kirleten vatandaşlarımıza gerekli uyarıları yapıyor. Vatandaşlarımızın bu konuda büyük bir hassasiyet göstermesini bekliyoruz. Temizlenen alanların korunması için vatandaşlarımızdan büyük bir hassasiyet bekliyoruz. Vatandaşlarımız temizlik, şikayet ve dilekleri için belediyemizin 444 16 01 numaralı telefonlarını aramaları yeterlidir. Biz 1 milyon nüfuslu büyük bir aileyiz. Büyük bir personel ordumuz ve ekipmanlarımızla 7/24 temizlik çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

Gayrimenkul değerlemede yapay zekâ çağı ABD'den önce Türkiye'de Haber

Gayrimenkul değerlemede yapay zekâ çağı ABD'den önce Türkiye'de

ABD'de, UAD 3.6 kapsamında teknoloji destekli yeni raporlama yapısına zorunlu geçiş için 2 Kasım 2026 tarihi belirlenirken; ARGE Gayrimenkul Değerleme, Türkiye gayrimenkul değerleme sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda dijital dönüşümü desteklemek amacıyla geliştirilen yapay zekâ destekli, yerli ve millî SADES altyapısını bir yılı aşkın süredir aktif olarak kullanıyor. Geliştirilen yerli ve millî teknolojik altyapıyı operasyonlarına entegre eden ARGE Gayrimenkul Değerleme, veri toplama, analiz ve rapor kontrolü süreçlerini ileri teknoloji ve yapay zekâ çözümleriyle destekliyor. Sektörel uzmanlık ile teknolojiyi bir araya getiren SADES; değerleme süreçlerinde verinin daha etkin işlenmesine, analizlerin sistematik biçimde yürütülmesine ve rapor kontrol süreçlerinin daha hızlı, tutarlı ve güvenilir şekilde gerçekleştirilmesine katkı sağlıyor. ABD'de değerleme raporlarında yeni veri düzeni ABD'de FannieMae ve Freddie Mac tarafından yürütülen UniformAppraisalDataset (UAD) 3.6 çalışması, konut değerleme raporlarında kullanılan veri ve raporlama yapısını yeniliyor. İki kurumun yayımladığı bilgilere göre, ortak rapor iletim portalı UCDP'ye 2 Kasım 2026 ve sonrasında ilk kez sunulacak yeni değerleme raporlarında UAD 3.6 kullanımı zorunlu olacak. Yeni yapı, taşınmazın özelliklerine ve inceleme türüne göre şekillenen dinamik raporlamayı ve standart veri alanlarını esas alıyor. Çalışma kapsamında geliştirilen kontrol arayüzleri de rapor verilerini eksiksizlik, biçim ve veri türü geçerliliği ile makullük açısından inceliyor. "Sektörün ihtiyacını sahada gördük, yerli teknoloji geliştirilmesine öncülük ettik" Gayrimenkul değerleme sektöründe veri analizi ve rapor kontrolü ihtiyaçlarına teknolojiyle çözüm sunmak amacıyla SADES'in geliştirilmesine öncülük eden ARGE Gayrimenkul Değerleme Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Cem Gel, "SADES'in çıkış noktası, değerleme çalışmalarımızda doğrudan karşılaştığımız ihtiyaçlar oldu. Farklı kaynaklardan gelen bilgilerin birlikte analiz edilmesi, veri tutarlılığının sağlanması ve raporların daha sistematik biçimde kontrol edilmesi için mesleki deneyimimizi teknolojiyle buluşturduk. Geliştirdiğimiz yerli ve millî yapay zekâ altyapısını operasyonlarımızda kullanmaya başladık. ABD'de UAD 3.6 kapsamında yeni raporlama yapısına zorunlu geçiş Kasım 2026'da gerçekleşecekken, biz Türkiye'de kendi sektörümüzün ihtiyaçlarına yönelik geliştirilmesine öncülük ettiğimiz SADES'ten1,5 senedir yararlanıyoruz. ARGE Değerleme olarak, sahip olduğumuz saha deneyimi ve değerleme alanındaki uzmanlığımızla bu dijital dönüşüm sürecine aktif katkı sağlıyor; operasyonlarımızın tüm aşamalarında dijitalleşmeyi güçlendiriyoruz. Teknolojiyi süreçlerimize entegre ederek insan kaynaklı hata riskini azaltmayı, operasyonel verimliliği artırmayı ve raporlama süreçlerini daha hızlı, tutarlı ve güvenilir bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz." dedi. ARGE'nin değerleme deneyimi yerli teknolojiyle güçleniyor ARGE Gayrimenkul Değerleme'nin operasyonlarında yararlandığı Sayısal Akıllı Değerleme Süreç Yönetim Sistemi SADES; değer tahminleme, belge analizi, saha verisi yönetimi ve rapor kontrolü aşamalarını destekliyor. Geliştirilen sistem, lokasyon ve emsal bilgilerinin analiz edilmesinden tapu, ruhsat ve imar belgelerinin incelenmesine kadar farklı süreçlerde uzmanlara yardımcı oluyor. Sahadan elde edilen bilgilerin dijital ortamda kayıt altına alınmasını ve raporlardaki eksiklikler ile uyumsuzlukların belirlenmesini destekliyor. ARGE, bu altyapıdan yararlanarak taşınmaza ilişkin belgeleri, saha araştırmaları ve piyasa verilerini uzman değerlendirmesiyle birlikte ele alıyor. Kontrol gerektiren noktaların görünür hâle gelmesi, uzmanların ilgili belgeleri ve taşınmazın şartlarını daha ayrıntılı incelemesine yardımcı oluyor. "Uzman deneyimini verinin gücüyle buluşturuyoruz" Teknolojinin değerleme hizmetindeki rolüne değinen Dr. Ahmet Cem Gel, "Bir taşınmazın değerini belirlemek, farklı kaynaklardan gelen bilgileri o taşınmazın şartları ve piyasa gerçekleriyle birlikte değerlendirmeyi gerektiriyor. SADES ile uzmanlarımızın bu süreçte kullanabileceği veri analizi ve kontrol imkanlarını güçlendiriyoruz. Sistem tarafından işaretlenen bir eksikliğin ya da uyumsuzluğun ne anlama geldiğini incelemek, ek bilgi ihtiyacını belirlemek ve bunun değerlemeye etkisini ortaya koymak uzmanlarımızın sorumluluğunda. Mesleki birikimimizi yerli teknolojiyle destekleyerek müşterilerimize sunduğumuz hizmetin hızını, tutarlılığını ve izlenebilirliğini geliştirmeye odaklanıyoruz." ifadelerini kullandı.

BUÜ’nün Erasmus Mundus projelerine Avrupa Komisyonu’ndan onay Haber

BUÜ’nün Erasmus Mundus projelerine Avrupa Komisyonu’ndan onay

Gelecekte hayata geçirilmesi planlanan uluslararası ortak yüksek lisans programlarının akademik, idari ve kurumsal altyapısının hazırlanmasını amaçlayan projelerde; ortak müfredat ve diploma yapılarının geliştirilmesi, öğrenci hareketliliğinin planlanması, kalite güvencesi, tanınma ve akreditasyon süreçlerinin oluşturulması ile sürdürülebilir yönetişim modellerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor. Hazırlanan altyapı, ilerleyen dönemlerde Erasmus Mundus Joint Master programlarına yapılacak başvurular açısından da önemli bir temel oluşturuyor. Doğrudan Avrupa Komisyonu’na yapılan başvurular sonucunda kabul edilen projeler, BUÜ’nün Erasmus Mundus Design Measures kapsamında desteklenen ilk projeleri olma özelliğini taşıyor. TwinLead ile ikiz dönüşüm ve etik liderlik bir araya geliyor TwinLead projesi, BUÜ İnegöl İşletme Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölüm Başkanı ve Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (UZEM) Müdürü Prof. Dr. Melih Engin koordinatörlüğünde yürütülüyor. Proje; yapay zekâ, veri analitiği ve siber güvenlik gibi ileri teknolojileri katılımcı yönetişim, etik, insani değerler ve ikiz dönüşüm yaklaşımlarıyla bütünleştiren uluslararası bir yüksek lisans programının tasarlanmasını amaçlıyor. Geliştirilecek programla, dijital ve yeşil dönüşüm süreçlerine liderlik edebilecek, teknolojik yetkinliklerini etik ve sürdürülebilir yönetişim anlayışıyla bir araya getirebilen yeni nesil profesyonellerin yetiştirilmesine yönelik güçlü bir akademik altyapı oluşturulması hedefleniyor. E-Resilience ile dijital dünyanın yeni risklerine eğitim odaklı yaklaşım Desteklenmeye hak kazanan bir diğer proje olan E-Resilience, BUÜ Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şehnaz Baltacı koordinatörlüğünde gerçekleştiriliyor. Proje, gelecekte hayata geçirilmesi planlanan Erasmus Mundus ortak yüksek lisans programının akademik, kurumsal ve stratejik temellerini oluşturmayı hedefliyor. E-Resilience; dijital riskler, dezenformasyon, algoritmik yönlendirme, yapay zekâ destekli manipülasyon, siber zorbalık, veri güvenliği ve toplumsal kutuplaşma gibi güncel sorunlara eğitim alanından bütüncül bir yaklaşım geliştirmeyi amaçlıyor. Uluslararasılaşma kapasitesine önemli katkı Her iki proje de Avrupa Birliği’nin dijital dönüşüm, kapsayıcılık, demokratik yaşama katılım, etik liderlik, sürdürülebilirlik ve yükseköğretimde uluslararasılaşma öncelikleriyle örtüşüyor. Projelerin Erasmus+ ve uluslararasılaşma süreçleriyle kurumsal düzeyde koordinasyonu, BUÜ Erasmus Kurum Koordinatörü Doç. Dr. Recep Yücedoğru’nun katkılarıyla yürütülüyor. "Kurumsal kapasitemiz güçleniyor" Projeleri kabul edilen akademisyenleri ağırlayan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, TwinLead ve E-Resilience projelerinin desteklenmesiyle birlikte uluslararası ortak yüksek lisans programları geliştirme, ortak diploma modelleri oluşturma ve Avrupa’daki akademik iş birliklerini derinleştirme yönünde önemli adımlar attıklarını vurguladı. Projeler kapsamında edinilecek deneyim ve oluşturulacak uluslararası ortaklıkların, gelecekte gerçekleştirilecek Erasmus Mundus Joint Master başvurularına yönelik kurumsal kapasiteyi de güçlendireceğini ifade eden Rektör Yılmaz; "Üniversitemizin Erasmus Mundus Design Measures alanındaki ilk kabulü olma özelliğini taşıyan TwinLead ve E-Resilience projeleri, Üniversitemizin Avrupa yükseköğretim alanındaki görünürlüğünün artırılması ve sürdürülebilir uluslararası akademik iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir kazanımdır" şeklinde konuştu. Yılmaz, akademisyenleri tebrik ederek, başarılarının devamı temennisinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İşgalci siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İşgalci siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız"

Küresel ekonominin şoklarla boğuştuğu bu dönemde Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardıklarını kaydeden Erdoğan, "Ekonomi politikamızın dört sütununu, yani üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı artırmak için gerektiğinde şartları zorlayarak her türlü adımı attık. Çevremizi saran istikrarsızlığa rağmen iş dünyamızın geleceğe güvenle bakabileceği bir iklimi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık ve yapıyoruz. 2002'de 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımız, 2025'te 273,2 milyar dolara yükseldi" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi'nde "MÜSİAD EXPO Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu"na katıldı. Kapanış programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'nin ekonomik ve ticari potansiyelini dünya ile buluşturan MÜSİAD; yurt içi ve yurt dışındaki 14 binden fazla üyesiyle 60 bin işletmeyi temsil ediyor. Yaklaşık 3 milyon kişiyi istihdam ediyor. Ülkemizin yanı sıra dünyanın 84 ülkesindeki 184 şube ve temsilcilikle geniş yelpazedeki faaliyetlerini güçlü bir şekilde sürdürüyor. İş dünyasının görüş, öneri ve beklentilerini samimiyetle aktarmaya devam eden MÜSİAD'ımızı kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum" dedi. İki yılda bir düzenlenen bu fuarın her seferinde göğsümüzü kabarttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İki yılda bir düzenlenen MÜSİAD Expo fuarlarımız ise Türkiye'nin üretim, ihracat ve yatırım kapasitesini küresel iş dünyasıyla bir araya getiren, firmalarımızın yeni pazarlara, yeni coğrafyalara erişimini kolaylaştıran, en önemlisi de Türkiye merkezli yeni ticari iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sunan yapısıyla maşallah her seferinde göğsümüzü kabartıyor. Fuara ilgi ve katılımın bu yıl da fazlasıyla yüksek olduğunu memnuniyetle öğrendim. MÜSİAD Expo'nun bir fuar olmanın ötesine geçerek uluslararası ticaret, yatırım, iş diplomasisi platformu haline dönüşmesinden ülkemiz adına gurur duyuyorum" diye konuştu. "Yapay zekâ modelleri üretim ve tüketim süreçlerini doğrudan etkiliyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlık tarihine şöyle bir baktığımızda şunu hepimiz çok net görüyoruz: Bazı kritik eşikler vardır ki bir defa aşıldığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Son yıllarda yapay zekâ başta olmak üzere teknolojide yaşadığımız devrim niteliğindeki dönüşüm bunlardan biridir. Avantajlarını sağlıktan eğitime, bilişimden ulaşıma, tarımdan ekonomiye her alanda hissettiğimiz yapay zekâ hem bireysel hem de iş hayatımızı yeniden şekillendiriyor. Gün geçtikçe gelişen yapay zekâ modelleri ve robotik teknolojiler üretim ve tüketim süreçlerini doğrudan etkiliyor. Şurası bir gerçek ki reel sektör yapay zekânın imkânlarını ne kadar kullanıyorsa girişimci, sanayici, yatırımcı da bu yeniliklerden o kadar istifade ediyor. Burada dikkatlerden kaçmaması gereken asıl tehlike şudur: Yapay zekâyı geliştirirken insan faktörüne gerekli önemi vermezseniz arzu ettiğinizin tam tersi neticelerle karşılaşabilirsiniz. İnsanı insan yapan değerleri, aileyi, toplumu, millî ve manevi hasletlerinizi korumazsanız; iş ahlakınızı saf dışı bırakıp rekabeti, ne pahasına olursa olsun galip gelmeyi merkeze koyarsanız geliştirdiğiniz yazılım ve algoritmalar, tüm bu teknolojiler fayda değil tam aksine zarar getirir; Allah muhafaza geniş çaplı bir yıkıma sebebiyet verir. Tam da bu yüzden kamu yönetiminden özel sektöre, akademiden iş dünyası ve sivil topluma bu konuların derinlikli bir şekilde ele alınması gerekiyor. Hele ki Ahilik gibi köklü bir kültürün mirasçıları olarak bizim böyle bir meseleye duyarsız kalmamız zaten düşünülemez" ifadelerini kullandı. Müslümanlar olarak ekonomik ve ticari münasebetlerimizi de hayatımıza yön veren temel değerler ışığında sürekli gözden geçirmek durumunda olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "29. Uluslararası İş Forumu'nun 'Yapay Zekâ Çağında İnsanın ve İş Dünyasının Dönüşümü' başlığıyla tertiplenmiş olmasını bu bakımdan çok kıymetli buluyorum. Forum kapsamında düzenlenen oturumlarda fikir, tespit ve önerilerini dile getiren tüm katılımcılara bir vesile tebriklerimi iletiyorum. Bu platformlarda yapılan ufuk açıcı istişarelerin hepimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi. "Küresel sistemin çıkmaza girdiği günlerden geçiyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel sistemin hem meşruiyet hem temsil hem de adalet boyutlarıyla çıkmaza girdiği günlerden geçiyoruz. Bilhassa ülkemizin merkezinde yer aldığı coğrafya, tabiri caizse tam bir kriz fırtınası yaşıyor. Ticaretten enerji arzına, gıda güvenliğinden ekonomik yaptırımlara pek çok alanda bu fırtınanın etkilerine hepimiz az ya da çok maruz kalıyoruz. Yakın geçmişte fikir teatileriyle çözülen meseleler, bugün füze ve dron teatileriyle çözülmeye çalışılmaktadır. Gücü gücü yetene düzeni ilk defa bu kadar uluslararası ilişkilere damga vurmaktadır" diye konuştu. "Savaş suçlularının yeri Birleşmiş Milletler kürsüsü değil" Birleşmiş Milletler 81. Genel Kuruluna hitabımda bu soruna özellikle dikkat çektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Somali'ye, Arakan'dan İran'a, içerisinde özellikle barışın, adaletin, sağduyunun yer almadığı hiçbir reçetenin sahada karşılığı olmadığını ifade ettik. Gazze'de, Lübnan'da on binlerce masumu katleden soykırımcı caniler bizim gerçekleri yüzlerine vurmamızdan rahatsız olsalar da hamdolsun biz bir kez daha doğru olanı, doğru bildiklerimizi cesaretle dile getirdik. Bundan sonra da hakkın hatırını yere düşürmeyecek; dilimiz döndüğü, gücümüz yettiği kadar hakikatleri anlatmaya, mazlum ve mağdurların sesi olmaya inşallah devam edeceğiz. Daha önce söyledim, bugün bir kez daha söylüyorum: Kendisini seçilmiş zanneden, kendisini diğer tüm insanlardan üstün gören; insafı, vicdanı, ahlakı, ilkesi olmayan işgalci Siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız. Ne yaparlarsa yapsınlar, geri adım atmayacağız. Uluslararası Ceza Mahkemesinin hakkında yakalama kararı verdiği savaş suçlularının yeri Birleşmiş Milletler kürsüsü değil, işledikleri cinayetlerin, döktükleri kanların hesabını verecekleri mahkeme salonlarıdır. İnşallah o günler de mutlaka gelecektir. Henüz 6 yaşındayken ailesiyle birlikte 335 kurşunla vahşice şehit edilen Hind Receb yavrumuzun hesabı hukuk önünde sorulacaktır. Yemek kuyruklarında, kuvözlerde, camilerde, okullarda, hastanelerde göz göre göre katledilen sivillerin hesabı elbette adalete verilecektir. Eğer soykırım yapanlar adalete hesap vermezse, eğer bunlardan hukuk önünde, tarih önünde hesap sorulmazsa aynı vahşet tekrar yaşanacak, aynı insani trajediyle biliniz ki çocuklarımız da karşılaşacak" açıklamasında bulundu. "Son nefesimize kadar adalet mücadelesi içinde olacağız" Biz şahsen son nefesimize kadar adalet mücadelesi içinde olacaklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye ve Türk milleti aynı şekilde bunun mücadelesi içinde olacak. Hangi dinden, kültürden, kökenden olursa olsun adalete inananlar bunun mücadelesi içinde olacak. Filistin halkı yalnız değildir, asla sahipsiz değildir. Gazzeli kardeşlerimiz hak ve adalet arayışlarında tek başına değildir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu bu gerçeği bir kez daha teyit etmiştir. İnsanlık İttifakı'nın temsilcisi olarak Genel Kurul, savaş suçlularına hak ettikleri cevabı vermiştir. Diplomatik heyetlerin salonu terk ederek sergiledikleri ilkeli tavır, soykırım şebekesinin yüzüne adeta bir tokat gibi inmiştir. Şahsımızı ve ülkemizi alakasız iddialarla hedef koymalarının sebebi işte budur. Türkiye; vicdanlı, onurlu, ahlaklı ve yürekli duruşuyla hem mazlumlara umut olmuş hem de diğer ülkelere cesaret aşılamıştır. Genel Kurul salonunda ve kürsüsünde insanlığın müşterek vicdanına tercüman olan tüm ülkeleri ve liderleri gönülden tebrik ediyorum. Türkiye olarak ne pahasına olursa olsun zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya devam edeceğimizin bilinmesini istiyorum" dedi. "Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir yandan hem bölgemize hem de insanlığa umut olacak hakkaniyetli çözümleri savunurken diğer yandan ülkemizi bu risk ve tehdit ortamından uzak tutacak politikaları kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Küresel ekonominin şoklarla boğuştuğu bu dönemde Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardık. Ekonomi politikamızın dört sütununu, yani üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı artırmak için gerektiğinde şartları zorlayarak her türlü adımı attık. Çevremizi saran istikrarsızlığa rağmen iş dünyamızın geleceğe güvenle bakabileceği bir iklimi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık ve yapıyoruz" diye konuştu. "16 yıllık kesintisiz büyüme performansımızı sürdürdük" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada çok kısa bir şekilde bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz yıl Türkiye ekonomisini yüzde 3,7 oranında büyüterek 16 yıllık kesintisiz büyüme performansımızı sürdürdük. Ekonomimiz 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 2,6; ikinci çeyreğinde ise yüzde 2,3 oranında büyüdü. Böylelikle Türkiye ekonomisi son 24 çeyrektir kesintisiz büyüme yaşadı. Şu anda dünyanın 16'ncı, Avrupa'nın ise 6'ncı en büyük ekonomisiyiz. 2002'de 3 bin 616 dolar olan kişi başına gelirimiz, yaklaşık 5 kat artışla 2025'te 18 bin 103 dolara çıktı. Ekonomimizin büyüklüğü ise cari fiyatlarla 1 trilyon 602 milyar dolar oldu" ifadelerini kullandı. "İhracatımız, 2025'te 273,2 milyar dolara yükseldi" İhracat tarafındaki başarılarımızı sizlerin de desteğiyle sürdürüyoruz diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, " 2002'de 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımız, 2025'te 273,2 milyar dolara yükseldi. Bu yılın ağustos ayındaki ihracatımız geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre yüzde 8,1 artarak 23,5 milyar doları buldu. Ocak-ağustos döneminde ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4 artarak 185 milyar dolara erişti. Ağustos ayında yıllıklandırılmış mal ihracatımızı 280 milyar doların üzerine taşıdık. Yıllıklandırılmış hizmet ihracatımızın ise ağustos ayı itibarıyla 125 milyar dolar civarına geldiğini tahmin ediyoruz. Ağustos ayında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatımızın toplamının 405 milyar dolara ulaşacağını öngörüyoruz. İhracatçı firmalarımızın sayısına baktığımızda da tablonun bütününe yayılan başarıyı daha net görebiliyoruz. 2002'de ihracat yapan firmalarımızın sayısı yalnızca 33 bin iken, 2025 yılında tam 168 bin firmamız ihracat gerçekleştirdi. Savunma ve havacılık ihracatımız ise Ocak-Ağustos 2026 döneminde geçen yıla kıyasla yüzde 16,2 artarak 6 milyar 300 milyon dolar oldu" dedi. "Türk Eximbank'ın ödenmiş sermayesini 100 milyar liraya çıkardık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İçinde bulunduğumuz zorlu dönemde firmalarımızın finansmana erişimini kolaylaştırmak için elimizden geleni yapıyoruz. Türk Eximbank'ın ödenmiş sermayesini 100 milyar liraya çıkardık. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla Türk Eximbank; kredi, sigorta ve garanti olmak üzere ülkemiz ihracatına toplam 54,2 milyar dolar destek sağladı. Bankamızın bu yılki ihracat destekleri Ağustos 2026 sonu itibarıyla 44 milyar dolara yaklaştı. Doğrudan yabancı yatırımlarda da önemli mesafeler kat ettik. Sadece geçen yıl yatırımlarda 3,3 milyar dolar net giriş elde ettik. Yurt dışındaki Türk yatırımları ise 2025 yıl sonu itibarıyla 70 milyar doları buldu. Burada saymaya vaktimizin elvermeyeceği daha pek çok başarıya, rekora MÜSİAD'ımızla ve sizlerle birlikte ulaştık.20 gün önce açıkladığımız yeni Orta Vadeli Program'la sürdürülebilir ve dengeli büyüme hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum" şeklinde konuştu.

BUÜ’lü genç yetenekler TEKNOFEST finallerinde Haber

BUÜ’lü genç yetenekler TEKNOFEST finallerinde

Türkiye’nin Millî Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda düzenlenen dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’te finaller için geri sayım başladı. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) öğrencileri, bu yıl da geliştirdikleri yerli ve millî projelerle zorlu eleme süreçlerini geride bırakarak farklı kategorilerde finale kalma başarısı gösterdi. Açıklanan final sonuçlarına göre BUÜ’nün yetenekli öğrenci toplulukları ve takımları, insansız hava araçlarından yapay zekaya, otonom sistemlerden biyoteknolojiye kadar geniş bir yelpazede üniversiteyi finallerde temsil edecek. 14 takım 12 farklı kategoride yarışacak TEKNOFEST yönetimi tarafından açıklanan finalistler listesinde BUÜ’nün 14 takımı yer alıyor. 12 farklı kategoride mücadele edecek takımlar en iyi olabilmek için hünerlerini sergileyecek. BUÜ’den Sema Aviation Takımı, YZT - ARTIN, YZT - MEVZUU, DEMETAL - YZT, YZT - TALOS, YZT - PATİSİM, Patholia, UniS, KAPSÜL KIRLANGIÇ, BoviSpark-12, NanoQuadLM, Kırlangıç, Otonom Sistemler Geliştirme Topluluğu ve Uludağ Elektromobil takımlarının finallerde yer alacağı organizasyonda BUÜ ekipleri; Savaşan İHA, Havacılıkta Yapay Zeka, Yapay Zeka Dil Ajanları, Robotaksi Otonom Araç (Özgün), Robotaksi Otonom Araç (Hazır), Robotaksi Binek Otonom, Biyoteknoloji, Biyoteknoloji ve İnovasyon Yarışması, İnsansız Kara Aracı Yarışması, Hareketli Uydu Terminali ve Elektromobil kategorilerinde boy gösterecek. Rektör Yılmaz'dan tebrik mesajı BUÜ’lü gençlerin TEKNOFEST finallerinde elde ettiği bu büyük başarıyla iftihar ettiklerini belirten Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "BUÜ olarak, ülkemizin Millî Teknoloji Hamlesi doğrultusunda ortaya koyduğu vizyona en güçlü desteği vermeyi temel sorumluluğumuz görüyoruz. Araştırma üniversitesi kimliğimizin bir gereği olarak, teorik bilgiyi sahada pratiğe dönüştüren, üreten ve ürettiği teknolojiyle katma değer sağlayan gençlerimizin her zaman arkasındayız. Bugün yapay zekâdan otonom araçlara, biyoteknolojiden havacılık sistemlerine kadar pek çok kritik alanda takımlarımızın finallere kalması, üniversitemizin sahip olduğu Ar-Ge potansiyelinin ve öğrenci odaklı çalışma ekosisteminin en somut göstergesidir. Gece gündüz demeden büyük bir fedakârlıkla çalışan tüm öğrencilerimizi, kaptanlarımızı ve onlara rehberlik eden kıymetli akademisyenlerimizi yürekten tebrik ediyor; finallerde üniversitemizi ve Bursa’mızı en iyi şekilde temsil edeceklerine yürekten inanarak başarılar diliyorum."

Bakan Tekin, yurt dışına gidecek bursiyer öğrencilerle bir araya geldi: "Sizi aynı zamanda bir Türkiye Cumhuriyeti elçisi olarak gönderiyoruz" Haber

Bakan Tekin, yurt dışına gidecek bursiyer öğrencilerle bir araya geldi: "Sizi aynı zamanda bir Türkiye Cumhuriyeti elçisi olarak gönderiyoruz"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, burslu olarak yurt dışına gidecek öğrencilere seslenerek, "Sizi aynı zamanda yurt dışına bir Türkiye Cumhuriyeti elçisi olarak gönderiyoruz. Gittiğiniz her ortamda, bulunduğunuz her ortamda bizim milli birliğimiz, beraberliğimiz, ülkemizin geleceği için sizin bir örnek kişilik olmanızı istiyoruz" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Yıldız Teknik Üniversitesi Tarihi Hamam Kültür Merkezi'nde düzenlenen 1416 Bursları Uyum ve Vizyon Programında yurt dışında lisansüstü eğitim alacak bursiyer öğrencilerle bir araya geldi. Programın açılış konuşmasını yapan Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğü Müdürü Faruk Berat Akçe, "Bugün burada yurt dışında lisansüstü eğitim görmeye hak kazanan 506 genç arkadaşımızla bir aradayız. Bursiyerlerimizin 403’ü 62 üniversitemiz adına 101’i ise 24 kurumumuz adına Kanada’dan Yeni Zelanda’ya Almanya’dan Singapur’a uzanan 26 farklı ülkede eğitim görecekler. Yapay zekâ veri bilimine sağlık teknolojilerine, enerji ve savunma teknolojilerinden iklim değişikliği ve sürdürebilirliğe kadar ülkemiz ihtiyaç duyduğu stratejik alanlarda dünyanın önde gelen bilim ve araştırma merkezlerinde uzmanlaşacaklar" dedi. Yurt dışına gidecek öğrencilere tavsiyelerde bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Yurt dışına gideceğimizde ülkemiz için, ülkemizin gelişimi için, ülkemizin akademik anlamda daha rekabetçi, güçlü hale gelmesi için yapabileceğimiz şeyleri, Türkiye için uygun olan şeyleri çalışıp ona göre hazırlık yapmak gerekiyor. Bu gelenekle başlıyor. 1416 bursları, akabinde Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte bu büyüklüğü kullandığımız yasal düzenleme, yani ecnebi memleketlere gönderilecek talebe hakkında kanun yürürlüğe giriyor. O tarihten sonra uzun bir süre yurt dışına öğrenci gönderdik" diye konuştu. Bakan Tekin, "2013 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na müsteşar olarak başladığımda benim üzerimde en çok durduğum konulardan bir tanesi bu konuydu. Bunun hem uygulanmasıyla ilgili sorunlar vardı. Bilhassa o dönemin koşullarında devlet üzerine çökmeye çalışan vesayetçi yapılar bu bursları kendi uhdelerine alıp kendi siyasal ekonomik çıkarlarına hizmet edecek bir mekanizma haline dönüştürmüşlerdi. 2013 yılından itibaren bu süreci düzeltecek bir dizi adımı atmak için o zaman Cumhurbaşkanımız Başbakan idi. Kendisine kapsamlı bir projeksiyon sundum. Bunlardan bir kısmı biraz önce sunucu arkadaşımızın söylediği yurt dışına bu burstan faydalanmak için giden arkadaşlarımızın yaşadığı sorunlar. İşte 6,7,8 yıl sen yurt dışında bulunup döndükten sonra memuriyete yeni başlamış bir kişi gibi başlamak. Yani 25 yaşında gittiğimizi farz ederseniz döndüğünüzde kamu bürokrasisine 9’a 1'den başlamak, 35 yaşında bir kişi olarak bunların memuriyet hizmetinden sayılmaması, eş ve çocuklarda ilgili sağlık hizmetinden yararlanmayla ilgili karşılaşılan problemler. Bunların bir kısmı teknik problemler idi. Fakat bu teknik problemlerin ötesinde bir de olayın felsefesiyle ilgili bazı sorunlarımız var idi" şeklinde konuştu. "O zamanki hükümet, imam hatip mezunu olmam gerekçesiyle bizim burstan faydalanmamızı istemedi" Kendisinin imam hatip mezunu olduğunu için burstan faydalanamadığını ifade eden Bakan Tekin, "Ben de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdikten sonra, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 1416 bursunu kazandım. Ama o zamanki hükümet, imam hatip mezunu olmam gerekçesiyle bizim burstan faydalanmamızı istemedi, izin vermedi ve biz 1416 bursundan faydalanamadık, izin vermedi. Yargıya taşıdık, yargıda mahkemenin önce lehimize sonuçlandı. Ama yargı kararı uygulanıncaya kadar üst mahkemeden karar bozuldu tekrar. Dolayısıyla bu konuyu düzenlemek benim için bir uhteydi. Sizi biz, yurt dışına sadece akademik eğitimlerinizi başarılı bir şekilde yapasınız diye göndermiyoruz arkadaşlar. Biz sizi yurt dışına aynı zamanda, 28 Mehmet Çelebi örneğini verdiğim gibi, sizi aynı zamanda yurt dışına bir Türkiye Cumhuriyeti elçisi olarak gönderiyoruz. Gittiğiniz her ortamda, bulunduğunuz her ortamda bizim milli birliğimiz, beraberliğimiz, ülkemizin geleceği için sizin bir örnek kişilik olmanızı istiyoruz" dedi. Bakan Tekin, "Dolayısıyla devletimizin öncelikleri, hassasiyetleri konusunda bilgi sahibi olmanız, buna yönelik hazırlık yapabilmeniz açısından biz bu oryantasyon programlarını da başlatmıştık. Biz size gittiğiniz ülkeye hayranlık besleyin, öykünün, orada ne varsa gelip Türkiye'nin toplumsal yapısına, Türk milletinin yapısına uyar mı, uymaz mı diye analiz etmeden getirip hemen burada uygulamaya koyun gibi bir duruma düşmenizi asla istemiyoruz. Biz geçmişimiz binlerce yıllık devlet ve toplum geleneğimizle birçok ileri gelen ülkelerin birçoğuna örnek teşkil ettik. İleri gelen ülkelerdekilerin birçoğu, ben bir örneğini iyi biliyorum" ifadelerini kullandı.

Yıldırım’da Bilimfest coşkusu Haber

Yıldırım’da Bilimfest coşkusu

Yıldırım Belediyesi Bayrak Alanı’nda gerçekleştirilen ‘Bursa Bilim Şenliği: BilimFest’, her yaştan bilim ve teknoloji meraklıları tarafından büyük ilgi gördü. İki gün süren şenlik boyunca düzenlenen uygulama atölyeleri, bilim gösterileri, söyleşiler ve sergiler; katılımcılara bilimi deneyimleyerek öğrenme fırsatı sundu. Yıldırım Belediyesi’nin örnek projelerinden olan Molla Yegan Çocuk Üniversitesi de etkinlikte yerini aldı. Molla Yegan Çocuk Üniversitesi’nin standı ziyaretçi akınına uğrarken, eğitim faaliyetleri ve bilimsel çalışmaları katılımcılara tanıtıldı. Ayrıca Robotik Kodlama Atölyesi’nde öğrenciler tarafından geliştirilen robotlar da şenlikte sergilendi. Gençleri geleceğe hazırlıyoruz Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa Bilim Şenliği: BilimFest’i ziyaret etti. Stantları tek tek gezen Başkan Yılmaz, Yıldırım Belediyesi olarak etkinliğin parçası olmaktan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi. Yılmaz, "Bilginin hızla üretildiği ve teknolojinin hayatımızı yeniden şekillendirdiği bir çağdayız. Yapay zekadan biyoteknolojiye kadar her alanda dünyada büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Bizler de çocuklarımızın bu dönüşüme yön vermesini istiyoruz. Teknolojiyi yalnızca kullanan değil, geliştiren nesiller yetiştirmeyi hedefliyoruz. Bu anlayışla Yıldırım’da çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğe hazırlıyoruz" dedi. Bilimin merkezi yıldırım Yıldırım’ı bilimin ve teknolojinin merkezi yapmak için çalıştıklarını vurgulayan Başkan Oktay Yılmaz, "Molla Yegan Çocuk Üniversitemizde evlatlarımız robotik kodlamayı öğreniyor, yapay zekayla tanışıyor ve uzayı keşfediyor. Yıldırım Yapay Zeka ve Teknoloji Merkezimizde gençlerimiz yeni imkanlar sunuyor, bilim ve teknoloji etkinliklerini destekliyoruz. Yılın belirli zamanlarında çocuklarımız için bilim şenlikleri, gençlerimiz için teknoloji festivalleri düzenliyoruz. Bilimi kentimizin merkezine almaya gayret ediyoruz. Bizler istiyoruz ki evlatlarımız kendi fikirlerinin peşinden gitsin, denesin ve üretsin" dedi. Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer ise festivale katkılarından, bilime ve gençlere verdiği desteklerden dolayı Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a teşekkür etti.

Trump, Xi'yi hava üssünde kırmızı halıyla karşıladı Haber

Trump, Xi'yi hava üssünde kırmızı halıyla karşıladı

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, eşi Peng Liyuan ile birlikte 3 günlük ziyaret kapsamında ABD'ye geldi. Xi ve eşi, ABD Başkanı Donald Trump ve Melania Trump tarafından başkent Washington DC dışındaki Joint Base Andrews Havalimanında kırmızı halıyla karşılandı. Tören sırasında askeri bando iki ülkenin milli marşlarını çalarken, top atışı yapıldı. B-1 bombardıman uçağı gösteri uçuşuyla Trump ve Xi'yi selamladı. Liderler, karşılama töreninin ardından havalimanından ayrıldı. 11 yıl sonra ilk ABD başkanları ülkeyi ziyaret eden yabancı liderleri genellikle Beyaz Saray'da karşılıyor. Bu nedenle Trump'ın Xi'yi havalimanında karşılaması "diplomatik jest" olarak görülüyor. Bu, 2015'te ABD Başkanı Barack Obama'nın Vatikan Devlet Başkanı Papa Francis'i karşılamasından bu yana bir ABD başkanının 11 yıl içinde ilk kez bir yabancı lideri Joint Base Andrews'te karşılaması oldu. "ABD ve Çin rakip değil, ortak olmalı" Çin Devlet Başkanı Xi Jinping karşılama töreninin ardından yazılı açıklama yaptı. Devlet Başkanı Xi, Çin ve ABD'nin rakip değil, ortak olması gerektiğini belirtti. Xi, "Çin ve ABD büyük ülkeler ve her iki halk da büyük halklardır" ifadelerini kullandı. İki halkın uzun süredir dostane ilişkiler sürdürdüğünü ve çıkarlarının derinden iç içe geçtiğini belirten Xi, "Çin ulusunun yeniden şahlanışı" ve "ABD'yi yeniden büyük yapma" hedefinin birbirini tamamlayabileceğini ve dünyaya fayda sağlayabileceğini vurguladı. Xi, iki büyük ülke olarak Çin ve ABD'nin yeni dönemde doğru bir şekilde geçinmenin yolunu bulabileceklerine olan güvenini dile getirdi. Bu yılın Çin ve ABD'nin karşılıklı gelişimi için çok önemli bir yıl olduğunu kaydeden Xi, mayıs ayında Trump'ın Çin ziyaretinde stratejik istikrara dayalı yapıcı bir Çin-ABD ilişkisi kurma konusunda anlaştıklarını ve bunun ikili ilişkilerin gelecekteki gelişimi için stratejik bir rehber sağladığını belirtti. Xi, Çin ve ABD'nin aynı yönde çalışması, iş birliğini temel alan, ılımlı rekabeti, yönetilebilir farklılıkları ve barış vaatlerini içeren istikrarlı bir ilişkiyi teşvik etmesi gerektiğini ifade etti. Ortak çabalarla ABD ziyaretinin verimli geçeceğinden emin olduğunu kaydeden Xi, ABD'de her kesimden insanla kapsamlı bir şekilde etkileşim kurmayı ve dostluğu derinleştirmeyi dört gözle beklediğini vurguladı. Xi, stratejik istikrar temelinde yapıcı Çin-ABD ilişkilerini zenginleştirmeyi sabırsızlıkla beklediğini belirtti. Beyaz Saray'da bir araya gelecekler Trump ve Xi, bugün Beyaz Saray'da görüşme gerçekleştirecek. Görüşmelerde bazı gümrük vergilerinin düşürülmesi, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ve asker diyaloğun genişletilmesi konuları gündemde olacak. ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı, yapay zeka ve Çin'in kendi topraklarının bir parçası olarak gördüğü özerk bölgesi Tayvan ile ABD'nin ilişkileri de ele alınacak. Trump'ın aurıca Çin'de tutuklu bulunan ABD'lilerin ve diğer bazı kişilerin serbest bırakılmasını talep etmesi de bekleniyor. Ticaret anlaşması uzatıldı ABD Hazine Bakanı Scott Bessent Fox News'e verdiği röportajda, Xi'nin ziyareti öncesinde Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile görüştüğünü söyledi. Bessent, "Bugün, Busan Anlaşması olarak adlandırdığımız anlaşmayı uzatma konusunda mutabakata vardık" dedi. Böylece 10 Kasım'da sona ermesi beklenen ticaret anlaşması, 10 Ocak'a kadar uzatılmış oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.