Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yapay Zekâ

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yapay Zekâ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zekâ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Tekin: " Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi gerici, sapkın bir azınlık diye tanımladılar" Haber

Bakan Tekin: " Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi gerici, sapkın bir azınlık diye tanımladılar"

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, "Ramazan ayında çocuklarımızın Türkiye Yüzyılı özelinde tanımladığımız merhamet, yardımlaşma, vatanseverlik, milli birlik gibi duygularla ilişkisini kurarak Ramazan ayında çocuklarımız Ramazan ayını yaşasınlar istedik. Maalesef Türkiye'de iktidar ne yapsa karşı çıkan birileri var. Öyle tuhaf argümanlarla karşı çıktılar ki, bir grup akademisyen bildiri yayınladı. Bildirilerinde ne dediler biliyor musunuz? Bir, Trump'ın ipine sarılmakla suçladılar beni. İki, gerici, sapkın bir azınlık diye bizi tanımladılar. Ramazan ayını bu şekilde değerlendirdiğimiz için. Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi toplumu Talibanlaştırmakla suçladılar. Bunu isimlerinin başında unvanları olan, kendilerince saygın olduğunu iddia eden kişiler yaptı" dedi. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Genç Diplomasi Derneği (GDD) tarafından Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda gerçekleştirilen Bosphorus Diplomasi Formuna katılım sağladı. Salı günü başlayan formun 4'üncü gününde gençlerle bir araya gelen Bakan Tekin, ‘ Yeni Yüzyılda Eğitimin Dönüşümü' isimli panelde BDF'26 Akademi Başkan Yardımcısı Mutullah Ömer Faruk Yayan, BDF'26 Halkla İlişkiler Başkan Yardımcısı Elif Toprak ve BDF'26 Halkla İlişkiler Başkanı Ömer Can'ın sorularını yanıtladı. Yapay zekanın eğitim ve öğretime etkisiyle ilgili soruyu yanıtlayan Bakan Tekin, "İki tane bakış açısı var. Birinci bakış açısı, önümüzdeki süreçte öğretmenlere ihtiyaç kalmayacak, her şeyi yapay zeka üzerinden yürüyecek. Ben bu bakış açısına katılmıyorum. Bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Ben ikincisini söyleyeceğim taraftayım. Eğitim ve öğretim süreçleri daha da form değiştirecek. Okulda öğretmenlerimizin daha az bilgi verdiği ama birlikte yaparak ürettikleri, birlikte yaparak öğrencilere rehberlik ettiği bir forma dönüşecek öğretmenlik ve okullardaki eğitim öğretim süreçleri. Buraya dönüştüğü zaman öğrencilerin yapay zekadan herhangi bir ödevi ya da bir projeyi kolaycılıkla yapmasını da bir problem olmaktan çıkaracak. Oradan bilgiyi alması, okulda öğretmeniyle birlikte bunu hayata geçirmesine engel olmayacak, tam tersine kolaylaştıracak." dedi. Yapay zeka uygulamalarının inanılmaz derecede hızlı geliştiğine dikkat çeken Tekin, "Ama önemli olan şey şu, bakış açımızı şöyle oturtmamız lazım; yapay zekayı insan hayatını kolaylaştıran, insan hayatını anlamlı hale getiren ve en sonunda benim forumun konusuyla da ilgili olduğu biçimde insanlığı önceleyen bir arka plan yazılımına dönüştürebilmek lazım. Hep beraber bunu oluşturabilmeliyiz. Ben bundan 10 yıl sonra öğretmen arkadaşlarımızın yapay zekadan yaygınlaştığı bir eğitimde öğretmen arkadaşlarımızın rolünün insanlara bilgi vermek değil, rehberlik etmek; birlikte bir sosyal projeyi yapmak, birlikte bu konuda etkinlikler organize etmek yani eğitim öğretim süreçlerinde öğrendikleri şeyi toplumun yararına kullanabilecek rehberlik faaliyetlerine dönüşeceğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı. " Asli vazifemiz bize emanet edilen çocuğu manevi değerlerine sahip çıkan, ülkesine sadakatle bağlı bir şekilde yetiştirmek" "Müfredatınız ile ahlaki, erdemlilik farkındalığını pekiştiren faaliyetler hakkındaki soruyu da yanıtlayan Bakan Tekin, "Benim Milli Eğitim sistemiyle ilgili en önemli beklentim; Milli Eğitim Bakanlığının kendisine emanet edilen, 12 yıl boyunca emanet edilen bir genci, bir çocuğu önce bu ülkeye, bu ülkenin geleceğine, bu ülkenin geçmişine, içinde yaşadığı milletin değerlerine, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, ülkesine sadakatle bağlı bir şekilde yetiştirmek. Bize emanet edilen çocuklarla ilgili asli vazifemiz bu. O yüzden bizim Bakanlığımızın adı Milli Öğretim değil de Milli Eğitim Bakanlığı. Bunu yapmak bizim kanunen asıl görevimiz burası. Diğer kısmını da yapacağız kuşkusuz. Öğretimle ilgili kısmını. Ama ikisinden herhangi birini ihmal etmemeliyiz." şeklinde konuştu " Biz çocuklarımızı barış, insan hakları konusunda eğitmemiz lazım, farkındalık oluşturmamız lazım" 2023'ten itibaren de yapılan etkinliklerin, özellikle daha eksik olduğu düşünülen milli ve manevi değerlere sahip çıkılması konusundaki hassasiyeti artırmak üzere yapıldığını aktaran Tekin, şunları söyledi: Müfredatın içerisine milli ve manevi değerlerimizi yerleştirdik. Başladığımız günden beri de yani 2023'ten beri bu ülkede çocuklarımızın konjonktürel olarak gündeminde olan, takvim olarak gündeminde olan, ülke gündeminde olan bazı şeyleri çocuklarımız okullarda bu felsefeye uygun bir biçimde algılasınlar diye etkinlikler yaptık. Mesela unutulduğu için hatırlatmakta fayda var; İsrail'in Filistin'e, Gazze'ye ilk saldırısı başladığı yıl, Ekim ayında hemen Pazartesi günü okullarımızda çocuklar öğrensin diye 1 dakikalık saygı duruşuyla başladık. Her eğitim-öğretim döneminde bu tür konuları önceledik. Geçtiğimiz yıl İsrail-Filistin barış yani İsrail saldırılarının durdurulacağı ateşkes olduğu gelince bu sefer o eğitim-öğretim dönemini biz Çanakkale'den Gazze'ye Vatan Savunması temasıyla başlattık. Ateşkes sonra da Filistin'deki kardeşlerimize destek olacak nitelikte okullarımızda hayır etkinliği düzenledik. Bu, çocuklarımızın dünyada insan hakları hani Cumhurbaşkanımız diyor ya dünyada 5'ten büyüktür dünyada insan haklarının, barışın egemen bulunması bizim atalarımızın, dedelerimizin önemsediği bir konuydu. Dünyanın neresine giderseniz gidin bir zulüm söz konusu olduğunda, bir baskı söz konusu olduğunda insanlar Türk'ler gelecek bizi kurtaracak diye beklenti içerisindedir Dolayısıyla biz çocuklarımızı barış, insan hakları konusunda eğitmemiz lazım, farkındalık oluşturmamız lazım. Oradan başladık. Geçtiğimiz yıl Ramazan'dan önceki Şubat ayında da okulları başlatırken bayrak sevgisiyle başladık. Bayrağın ne anlama geldiğini çocuklar bilsinler" "Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi toplumu Talibanlaştırmakla suçladılar" Ramazan ayında yapılan etkinliklere de değinen Tekin, "Ramazan ayı bizim açımızdan, bizim toplumumuzda önemli bir ay. Ramazan ayında oruç tutulsun tutulmasın insanlar komşularını iftara çağırırlar, ihtiyaç sahiplerine yardım ederler, birlikte oruç açarlar, birlikte sahur yaparlar. Böyle manevi anlamda yardımlaşma ikliminin azami noktaya çıktığı bir dönem Ramazan ayı. Ve böyle baktığımızda da ülkede ulusal birlik açısından çok önemli. Biz de Ramazan ayında çocuklarımızın Türkiye Yüzyılı özelinde tanımladığımız merhamet, yardımlaşma, vatanseverlik, milli birlik gibi duygularla ilişkisini kurarak Ramazan ayında çocuklarımız Ramazan ayını yaşasınlar istedik. Maalesef Türkiye'de iktidar ne yapsa karşı çıkan birileri var. Öyle tuhaf argümanlarla karşı çıktılar ki bir grup akademisyen bildiri yayınladı. Bildirilerinde ne dediler biliyor musunuz? Bir, Trump'ın ipine sarılmakla suçladılar beni. İki, gerici, sapkın bir azınlık diye bizi tanımladılar. Ramazan ayını bu şekilde değerlendirdiğimiz için. Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi toplumu Talibanlaştırmakla suçladılar. Bunu isimlerinin başında unvanları olan, kendilerince saygın olduğunu iddia eden kişiler yaptı. Bakın bu eleştiri değil. Bu bir hakaret. Bir, bana 'gerici, sapkın bir azınlık' diyorsun. İki, benim yaptığım şeylerle toplumun değerleri arasındaki bağlantıyı kurduğum için toplumu da 'Talibanlaşmış' sayıyorsun. Dolayısıyla ben de bunun üzerine arkadaşlara 'Suç duyurusunda bulunun' dedim. Olmaz, hakaret çünkü. Ve Ramazan ayında böyle bir şeyi yaşadık ve tüm bu eleştirilere rağmen Milli Eğitim camiasında, toplumda çok güzel karşılık buldu ve istediğimiz şekilde Ramazan ayı toplumda bir farkındalık oluşturdu yardımlaşma, dayanışma açısından. Çok güzel bir etkinlik oldu. O yüzden bu etkinliğe destek olan öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum." diye konuştu. " Sınavla ilgili hiçbir değişiklik şu an gündemimizde yok" YKS ile ilgili soruya da cevap veren Tekin, " ‘Yeni müfredat geldi, sınav sistemi değişiyor.' diye bir spekülasyon yapıyorlar. Böyle bir şey yok arkadaşlar şu an gündemimizde. Ne bizim, ne de YÖK'ün gündeminde. Sınav sistemine ilişkin bir değişiklik yok. Yani ne liselere geçiş, ne üniversiteye geçiş. Ama ne değişmesi lazım? Hem liselere geçiş, hem üniversiteye geçiş sınavlar müfredattan olduğuna göre. Eski müfredata göre olan soruların önümüzdeki yıldan itibaren artık bir esprisi kalmayacak. Dolayısıyla, arkadaşlarımızın ona dikkat etmesi lazım. Şu anda hem ÖSYM, hem bizim bakanlık, bu yıl değil de bir sonraki yılın LGS ve YKS soruları için yepyeni bir havuz oluşturuyor. Sınavla ilgili bir değişiklik yok ama, sınavın içeriği ve soru havuzu yeni müfredata göre olacak. Öyle olmak zorunda zaten. Çünkü biz diyoruz ki; zaten sınav müfredattan olacak, Milli Eğitim'in ders kitaplarından olacak. Ortaöğretim, lise müfredatından çıkartıldıysa ondan soru sormayacağız demektir. Yapacağımız değişiklik sadece bu. Birileri sınav sistemini "Şöyle değiştiriyorlar, böyle değiştiriyorlar." diye bir şeyleri yazıyorlar, çiziyorlar sağda solda. Ben görünce ben de şaşırıyorum, nereden çıkartıyorlar bunları? Öyle bir şey yok. Sınavla ilgili hiçbir değişiklik şu an gündemimizde yok. Sadece dediğim gibi, sorular eski müfredata göre olan soru havuzu doğal olarak gözden geçirilecek. Yeni müfredata göre bir soru havuzu olacak" ifadelerini kullandı.

Kadın istihdamında yapay zekâ uyarısı: Riskler ve fırsatlar bir arada Haber

Kadın istihdamında yapay zekâ uyarısı: Riskler ve fırsatlar bir arada

Yapay zekânın iş gücü piyasasında oluşturduğu dönüşüm, kadın istihdamı açısından yeni riskleri ve fırsatları da beraberinde getiriyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Selda Tunç Subaşı, yapay zekânın mevcut eşitsizlikleri derinleştirme potansiyeline dikkat çekerken, doğru eğitim ve istihdam politikalarıyla kadınlar için yeni kariyer alanlarının da önünün açılabileceğini belirtti. İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Selda Tunç, kadınların sekreterlik, büro hizmetleri, insan kaynakları, muhasebe ve çağrı merkezi gibi rutinleştirilebilir ve otomasyona daha açık işlerde yoğunlaşmasının uzun yıllardır devam eden cinsiyete dayalı mesleki ayrışmanın bir sonucu olduğunu belirtti. Yapay zekânın kadın istihdamını erkeklere kıyasla daha fazla etkileme ihtimalinin de bu yapı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Tunç Subaşı, "Yapay zekânın kadın istihdamını erkeklere kıyasla daha fazla etkileme ihtimalini, yalnızca teknolojik gelişmenin doğal bir sonucu olarak değerlendirmenin yanlış olacağı kanaatindeyim. Burada asıl mesele, mevcut iş gücü piyasasının zaten cinsiyet eşitsizliğine dayalı bir biçimde örgütlenmiş olmasıdır. Dolayısıyla yapay zekâ aslında sıfırdan yeni bir eşitsizlik oluşturmuyor, fakat cinsiyet eşitsizliklerini derinleştirme potansiyeli taşıyor" ifadelerini kullandı. Yapay zekâ iş kaybının yanı sıra güvencesiz çalışma riskini de beraberinde getirebilir Yapay zekânın kadın çalışanlar açısından oluşturabileceği risklerin yalnızca bazı işlerin tamamen ortadan kalkması üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Tunç Subaşı, mesleklerdeki bazı görevlerin yapay zekâya devredilmesinin çalışma şartlarını da değiştirebileceğini söyledi. İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Selda Tunç Subaşı, "Bana göre daha da önemlisi, bu mesleklerdeki görevlerin parçalanması, bazı işlevlerin yapay zekâya devredilmesi ve bunun sonucunda kadınların daha güvencesiz, daha düşük ücretli ya da daha sınırlı kariyer imkânı sunan pozisyonlara itilme ihtimalidir. Bu ihtimal, kadınların var olan istihdam oranlarını daha da aşağıya çekebilir ve kadın emeğini görünmez hale getirebilir" ifadelerini kullandı. Teknolojik dönüşümün yalnızca tehditler üzerinden okunmasının da eksik olacağına dikkat çeken Tunç Subaşı, yapay zekânın rutin ve tekrar eden görevleri üstlenmesinin çalışanların analiz, iletişim, problem çözme ve karar verme gerektiren alanlara yönelmesini sağlayabileceğini belirtti. "Yapay zekâ yeni çalışma alanlarına geçiş için fırsat oluşturabilir" Kadınların dijital becerilere, yapay zekâ okuryazarlığına ve yeniden yetkinlik kazandırma programlarına erişiminin güçlendirilmesinin yeni meslek ve kariyer alanlarının önünü açabileceğini ifade eden Tunç Subaşı, fırsatların kendiliğinden ve eşit biçimde paylaşılacağı varsayımının ise doğru olmayacağını vurguladı. Tunç Subaşı, "Kadınların yalnızca yapay zekâyı kullanan çalışanlar olarak değil, bu teknolojilerin geliştirilmesi, tasarlanması ve yönetilmesi süreçlerinde de yer almaları gerekiyor. Aksi halde mevcut cinsiyet eşitsizliklerinin dijital dünyada yeniden üretilmesi söz konusu olabilir" diyerek, "Eğitim, yeniden beceri kazandırma ve istihdam politikaları cinsiyet eşitliği temelinde oluşturulursa eğer, yapay zekâ kadınlar açısından yalnızca bir iş kaybı riski değil, daha nitelikli ve yeni çalışma alanlarına geçiş için önemli fırsatlar oluşturabilir" ifadelerini kullandı. "Kadınlara yalnızca ‘yeni beceriler öğrenmeleri gerektiğini’ söylemek yeterli değil" Özellikle hizmet, ofis ve idari işlerde çalışan kadınların yapay zekâ dönüşümüne hazırlanmasının bireysel bir uyum meselesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Tunç Subaşı, kadınların otomasyona açık işlerde yoğunlaşmasının bireysel tercihlerden çok iş gücü piyasasındaki cinsiyete dayalı mesleki ayrışmayla ilişkili olduğunu söyledi. Bu nedenle çözümün yalnızca çalışanlara yeni beceriler kazandırılmasıyla sınırlandırılamayacağını vurgulayan Tunç Subaşı, "Elbette yapay zekâ okuryazarlığının geliştirilmesi, dijital becerilerin artırılması ve yeniden yetkinlik kazandırma programlarının yaygınlaştırılması son derece önemlidir. Ancak bu eğitimlerin kadınlar açısından gerçekten erişilebilir olması gerekiyor. Bakım sorumlulukları, zaman yoksulluğu ya da ekonomik şartlar nedeniyle kadınların bu dönüşüm programlarına erişimde yeniden dezavantajlı hale gelmemesi için kurumların ve kamunun destekleyici mekanizmalar oluşturması oldukça önemlidir" dedi. Kadınların mevcut deneyim ve becerilerinin yapay zekâ dönüşümüyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de vurgulayan Tunç Subaşı, "Yapılması gereken, bu birikimi yapay zekâ araçlarıyla desteklemek ve çalışanları tamamen ikame etmek yerine onların daha nitelikli rollere geçişini sağlayacak modeller geliştirmek olmalıdır. Bu nedenle kadınları yapay zekâya karşı edilgen bir konuma yerleştirmekten çok, onları bu dönüşümün aktif özneleri haline getirmek temel hedef olmalıdır" ifadelerini kullandı. Üniversitelerde yapay zekâ eğitimi teknik becerilerle sınırlı kalmamalı Yapay zekâ dönüşümünün yükseköğretimde de kapsamlı bir değişimi gerekli kıldığını ifade eden Tunç Subaşı, üniversitelerin yalnızca müfredatlarına birkaç yapay zekâ dersi eklemesinin yeterli olmayacağını belirtti. Mesleklerin yapısının, iş yapma biçimlerinin ve çalışanlardan beklenen yetkinliklerin değiştiğine dikkat çeken Tunç Subaşı, yapay zekâ okuryazarlığının bütün disiplinlere yayılması gerektiğini vurguladı. Tunç Subaşı, "Öğrencilerin yalnızca yapay zekâ araçlarını kullanmayı öğrenmesinden söz etmiyorum. Bu teknolojilerin nasıl çalıştığını, hangi sınırlılıklara sahip olduğunu, ürettiği bilginin nasıl sorgulanacağını ve etik, toplumsal ve ekonomik sonuçlarının nasıl değerlendirileceğini de öğrenmeleri gerekiyor. Başka bir ifadeyle, teknik kullanım becerisi ile eleştirel düşünme birlikte geliştirilmelidir" dedi. "Cinsiyet eşitliği ilkesi müfredatın bir parçası haline gelmeli" Yapay zekânın kadın istihdamı açısından oluşturabileceği risklerin önüne geçilmesinde üniversitelerin de önemli bir role sahip olduğunu belirten Tunç Subaşı, teknolojik dönüşümün mevcut eşitsizlikleri nasıl etkileyebileceğinin eğitim sürecinde tartışılması gerektiğini belirterek, "Yapay zekânın kadınların istihdamına yönelik riskleri önündeki engelleri bertaraf etmek için cinsiyet eşitliği ilkesi müfredatın bir parçası haline gelmelidir. Üniversiteler öğrencileri yalnızca teknolojik dönüşüme hazırlamakla kalmamalı, bu dönüşümün mevcut eşitsizlikleri nasıl yeniden üretebileceğini de tartışmaya açmalıdır" diye konuştu. Yapay zekânın geleceğinin yalnızca teknoloji uzmanları tarafından belirlenmeyeceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Selda Tunç Subaşı, teknolojinin toplumsal etkilerinin farklı disiplinlerin ortak meselesi olduğunu vurguladı. Üniversitelerde gerçekleştirilecek müfredat dönüşümünün teknik becerilerin ötesine geçmesi gerektiğini belirten Tunç Subaşı, yapay zekâ çağında kadınların değişen iş gücü piyasasına daha güçlü katılımının sağlanabilmesi için eğitimden istihdama uzanan sürecin eşitlikçi ve kapsayıcı bir yaklaşımla ele alınmasının önemine dikkat çekti.

Süper Lig'de 25 yıllık yapay zekâ tahmini! Haber

Süper Lig'de 25 yıllık yapay zekâ tahmini!

Trendyol Süper Lig'de 2026-2027 sezonunun başlamasına sayılı günler kala yapay zekânın Türk futbolunun geleceğine ilişkin 25 yıllık tahmini gündem oldu. 2026/27'den 2050/51'e kadar şampiyonların tahmin edildiği listede Galatasaray, Beşiktaş ve Bursaspor beşer kez zirvede gösterilirken, Trabzonspor dört, Fenerbahçe ise iki kez şampiyon olarak öngörüldü. Tahminin kupa ayağında ise Bursaspor için oldukça dikkat çekici bir senaryo ortaya çıktı. Trendyol Süper Lig'de yeni sezon için geri sayım sürüyor. Kulüpler transfer çalışmalarını tamamlarken futbolseverlerin gözü, sezon sonunda şampiyonluk kupasını hangi takımın kaldıracağında. Yeni sezon öncesinde şampiyonluk adayları konuşulmaya devam ederken, yapay zekânın Türk futbolunun geleceğine ilişkin hazırladığı 25 yıllık tahmin listesi dikkat çekti. Yapay zekâ tarafından hazırlanan projeksiyonda 2026/27 sezonundan 2050/51 sezonuna kadar toplam 25 sezonun Süper Lig şampiyonları tahmin edildi. Listede Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor gibi Türk futbolunun önde gelen kulüplerinin yanı sıra Bursaspor, Ankaragücü, Sakaryaspor, Erzurumspor ve Bayburt İl Özel İdaresi gibi takımların da şampiyonluk yaşayacağı öngörüldü. 25 yılda üç takım beşer kez şampiyon olacak Tahmine göre 25 yıllık dönemde Galatasaray, Beşiktaş ve Bursaspor beşer kez Süper Lig şampiyonluğu yaşayacak. Trabzonspor'un dört, Fenerbahçe'nin ise iki kez zirveye çıkacağı tahmin edilirken; Erzurumspor, Sakaryaspor, Ankaragücü ve Bayburt İl Özel İdaresi'nin de birer kez şampiyon olacağı öngörüldü. Listenin en dikkat çekici takımlarından biri ise Bursaspor oldu. Bursaspor için 5 şampiyonluk tahmini Yapay zekânın tahminine göre Bursaspor, 2028/29, 2031/32, 2033/34, 2038/39 ve 2048/49 sezonlarında Süper Lig şampiyonu olacak. Böylece yeşil-beyazlı ekip, 25 yıllık projeksiyonda toplam 5 kez Süper Lig şampiyonluğu yaşayacak. Bursaspor'un mevcut 1 Süper Lig şampiyonluğu da hesaba katıldığında, bu tahmin gerçekleşirse kulübün toplam lig şampiyonluğu sayısı 6'ya yükselecek. Yeşil-beyazlıların 2009/10 sezonunda elde ettiği tarihi şampiyonluğun ardından yeniden zirveye çıkması, yapay zekânın tahmin listesindeki en dikkat çekici senaryolardan biri olarak öne çıkıyor. 2051 yılında şampiyonluk sayıları nasıl olacak? 2025/26 sezonu itibarıyla Galatasaray'ın 26, Fenerbahçe'nin 19, Beşiktaş'ın 16, Trabzonspor'un 7, Bursaspor ve Başakşehir'in ise 1'er Süper Lig şampiyonluğu bulunuyor. Yapay zekânın 25 yıllık tahminleri gerçekleşirse 2050/51 sezonunun ardından Galatasaray 31, Fenerbahçe 21, Beşiktaş 21, Trabzonspor 11 ve Bursaspor 6 Süper Lig şampiyonluğuna ulaşacak. Ankaragücü, Sakaryaspor, Erzurumspor ve Bayburt İl Özel İdaresi ise birer Süper Lig şampiyonluğuna sahip olacak. Bu senaryoda Galatasaray zirvedeki yerini korurken, Fenerbahçe ve Beşiktaş 21'er şampiyonlukta buluşacak. Bursaspor ise 6 şampiyonlukla Trabzonspor'un ardından gelen takımlar arasında yer alacak. Bursaspor için kupa yağmuru Yapay zekânın tahmini yalnızca Süper Lig ile sınırlı kalmadı. Ziraat Türkiye Kupası ve Türkiye Süper Kupa için de 25 yıllık bir gelecek senaryosu oluşturuldu. Bu senaryoda Bursaspor'un özellikle kupa organizasyonlarında büyük bir çıkış yakalayacağı öngörüldü. Bursaspor'un 2026/27-2050/51 arasındaki 25 yıllık dönemde tam 6 kez Ziraat Türkiye Kupası'nı kazanacağı tahmin edildi. Yeşil-beyazlıların mevcut 1 Türkiye Kupası şampiyonluğu da hesaba katıldığında, Bursaspor'un toplam Türkiye Kupası sayısı 7'ye yükselecek. Bursaspor için Süper Kupa tarafında da dikkat çekici bir tahmin yapıldı. Yeşil-beyazlıların 25 yıllık dönemde 4 kez Türkiye Süper Kupa'yı kazanacağı öngörüldü. Böylece Bursaspor, 2051 yılına gelindiğinde 6 Süper Lig şampiyonluğu, 7 Türkiye Kupası ve 4 Süper Kupa olmak üzere toplam 17 büyük kupaya ulaşmış olacak. Bursaspor Türk futbolunun zirvesine çıkacak Söz konusu tahmin gerçekleşirse Bursaspor, 25 yıllık dönemde yalnızca Süper Lig'de değil, Türkiye Kupası ve Süper Kupa'da da önemli bir başarı grafiği yakalayacak. Yeşil-beyazlıların 5 yeni Süper Lig şampiyonluğunun yanı sıra 6 Türkiye Kupası ve 4 Süper Kupa kazanması, kulübü 2051 yılına kadar Türk futbolunun en başarılı ekipleri arasına taşıyacak. Bursaspor açısından ortaya çıkan toplam tablo ise oldukça iddialı. 2009/10 sezonunda kazanılan Süper Lig şampiyonluğu ve geçmişte elde edilen Türkiye Kupası'nın üzerine, yapay zekânın 25 yıllık tahminindeki 5 Süper Lig, 6 Türkiye Kupası ve 4 Süper Kupa eklenirse yeşil-beyazlıların üç büyük organizasyondaki toplam kupa sayısı 17'ye ulaşacak. Türkiye Kupası'nda da büyük rekabet TFF'nin resmi tarihçesine göre Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ve Fenerbahçe Türkiye Kupası'nın en başarılı takımları arasında bulunuyor. Yapay zekânın 25 yıllık tahmininde ise Galatasaray'ın 7, Beşiktaş'ın 5, Fenerbahçe'nin 5, Trabzonspor'un 2 ve Bursaspor'un 6 kez Ziraat Türkiye Kupası'nı kazanacağı öngörülüyor. Bu tahmin gerçekleşirse 2051 yılında Galatasaray 26 Türkiye Kupası ile zirvede yer alacak. Beşiktaş 16, Trabzonspor ve Fenerbahçe 12'şer, Bursaspor ise 7 Türkiye Kupası'na ulaşacak. Bursaspor böylece Türkiye Kupası tarihindeki şampiyonluk sayısında Fenerbahçe'nin mevcut seviyesine kadar yükselecek. Süper Kupa'da da Bursaspor sürprizi Türkiye Süper Kupa'da da yapay zekânın tahmini dikkat çekiyor. 25 yıllık dönemde Galatasaray'ın 7, Fenerbahçe'nin 6, Beşiktaş'ın 5, Trabzonspor'un 3 ve Bursaspor'un 4 kez Süper Kupa kazanacağı tahmin edildi. Bursaspor'un 4 yeni Süper Kupa kazanması, yeşil-beyazlıların bu organizasyonda da Türk futbolunun önde gelen kulüpleri arasına girmesini sağlayacak. Böylece 2051 yılında Süper Kupa'da Galatasaray'ın 24, Fenerbahçe'nin 16, Beşiktaş'ın 15, Trabzonspor'un 13 ve Bursaspor'un 4 şampiyonluğa ulaşacağı öngörülüyor. 25 yıllık tahminin en büyük sürprizi Bayburt Listenin en büyük sürprizlerinden biri ise 2044/45 sezonu için yapıldı. Yapay zekâ, Bayburt İl Özel İdaresi'ni söz konusu sezonda Süper Lig şampiyonu olarak gösterdi. Bunun yanı sıra Erzurumspor'un 2027/28, Sakaryaspor'un 2035/36 ve Ankaragücü'nün 2036/37 sezonlarında şampiyonluk yaşayacağı tahmin edildi. Bu sonuçlar, Türk futbolunda önümüzdeki yıllarda Anadolu kulüplerinin yeniden güç kazanabileceği yönünde oldukça sıra dışı bir gelecek senaryosu ortaya koyuyor. İşte yapay zekânın 25 yıllık Süper Lig şampiyonluk tahmini 2026/27 sezonu şampiyonu TRABZONSPOR 2027/28 sezonu şampiyonu ERZURUMSPOR 2028/29 sezonu şampiyonu BURSASPOR 2029/30 sezonu şampiyonu GALATASARAY 2030/31 sezonu şampiyonu BEŞİKTAŞ 2031/32 sezonu şampiyonu BURSASPOR 2032/33 sezonu şampiyonu TRABZONSPOR 2033/34 sezonu şampiyonu BURSASPOR 2034/35 sezonu şampiyonu GAZİANTEP FK 2035/36 sezonu şampiyonu SAKARYASPOR 2036/37 sezonu şampiyonu ANKARAGÜCÜ 2037/38 sezonu şampiyonu TRABZONSPOR 2038/39 sezonu şampiyonu BURSASPOR 2039/40 sezonu şampiyonu BEŞİKTAŞ 2040/41 sezonu şampiyonu GALATASARAY 2041/42 sezonu şampiyonu BEŞİKTAŞ 2042/43 sezonu şampiyonu FENERBAHÇE 2043/44 sezonu şampiyonu GALATASARAY 2044/45 sezonu şampiyonu BAYBURT İL ÖZEL İDARESİ 2045/46 sezonu şampiyonu GALATASARAY 2046/47 sezonu şampiyonu TRABZONSPOR 2047/48 sezonu şampiyonu BEŞİKTAŞ 2048/49 sezonu şampiyonu BURSASPOR 2049/50 sezonu şampiyonu BOLUSPOR 2050/51 sezonu şampiyonu GALATASARAY Yapay zekânın tahmini gerçekleşir mi? 25 yıllık bu liste kesin bir gelecek öngörüsü değil, yapay zekâ tarafından oluşturulan hipotetik bir senaryo niteliğinde. Futbolda kulüp yönetimleri, ekonomik koşullar, transfer politikaları, teknik direktör değişiklikleri, altyapı yatırımları ve saha içi performans gibi çok sayıda değişken bulunuyor. Bu nedenle 2051 yılına kadar uzanan tahminlerin kesin sonuç olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Ancak ortaya çıkan tablo şimdiden oldukça dikkat çekici. Galatasaray'ın 31, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın 20'şer, Trabzonspor'un 11, Bursaspor'un ise 6 Süper Lig şampiyonluğuna ulaşacağı öngörülüyor. Bursaspor açısından ise tahmin çok daha iddialı. 5 yeni Süper Lig şampiyonluğu, 6 Ziraat Türkiye Kupası ve 4 Süper Kupa... Yani yeşil-beyazlıların 25 yıllık dönemde toplam 15 yeni büyük kupa kazanacağı ve mevcut kupalarıyla birlikte 2051 yılında 17 büyük kupaya ulaşacağı tahmin ediliyor. Türk futbolunun 2051 yılında gerçekten böyle bir tabloya ulaşıp ulaşmayacağını ise zaman gösterecek.

Orhangazi TSO’nun 100. yılına özel görkemli gece: Ekonomiye değer katanlar ödüllendirildi Haber

Orhangazi TSO’nun 100. yılına özel görkemli gece: Ekonomiye değer katanlar ödüllendirildi

Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TSO) kuruluşunun 100’üncü yılı, ilçenin ekonomik hayatına yön veren iş insanları ve firmaların onurlandırıldığı özel bir törenle kutlandı. Gecede üretimden ihracata, yatırımdan istihdama kadar birçok alanda Orhangazi’nin gelişimine katkı sunan kişi ve kuruluşlara ödülleri verildi. Orhangazi TSO’nun bir asrı geride bırakması dolayısıyla Hektaş Çiftliği toplantı salonunda düzenlenen "100. Yıl Ödül Töreni", iş dünyasının önemli isimlerini bir araya getirdi. Programa TOBB Başkan Yardımcısı Şekib Avdagiç’in yanı sıra Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Orhangazi TSO Yönetim Kurulu Başkanı Erol Hatırlı, Orhangazi Kaymakamı Zafer Karamehmetoğlu, Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın, milletvekilleri, Bursa ve Orhangazi protokolü, oda ve borsa başkanları, kamu kurumlarının temsilcileri, sanayiciler, iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Bir asırlık ekonomik yolculuk ekrana taşındı Törenin dikkat çeken bölümlerinden biri, Orhangazi TSO’nun kuruluşundan bugüne geçirdiği süreci anlatan tanıtım filminin gösterimi oldu. 1926 yılında başlayan oda tarihinin ele alındığı filmde, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden itibaren Orhangazi’de yaşanan ekonomik değişim ve dönüşüm, ilçenin bugün ulaştığı sanayi ve ticaret yapısıyla birlikte anlatıldı. İlçenin ekonomik gelişiminde iz bırakan kişi ve firmaların da anıldığı gecede, farklı kategorilerde başarı gösterenlere ödülleri takdim edildi. Üretim, yatırım, ihracat ve istihdamın yanı sıra Ar-Ge ve inovasyon ile girişimcilik alanlarında öne çıkan isimler ödüllerini aldı. Ödüllerin, yalnızca ticari başarıların karşılığı olmadığı, aynı zamanda Orhangazi’nin büyümesine ve kalkınmasına katkı sağlayan kişi ve kuruluşlara yönelik bir vefa göstergesi olduğu vurgulandı. Avdagiç: "Orhangazi çok güçlü bir şehir" Gecede konuşan TOBB Başkan Yardımcısı Şekib Avdagiç, Orhangazi’nin Türkiye ekonomisindeki ağırlığına dikkat çekti. İlçenin üretim ve ticaretteki gücünün yıllar içerisinde oluşan köklü bir kültürün sonucu olduğunu ifade eden Avdagiç, Orhangazi’nin Türkiye ekonomisine 2 milyar doların üzerinde katkı sağladığını belirtti. Orhangazi’nin doğrudan ihracatının 600 milyon doların üzerinde olduğunu kaydeden Avdagiç, ithalatla birlikte ilçenin dış ticaret hacminin 1 milyar doları aştığını söyledi. Avdagiç, "İstihdamı, üretimi, ihracatı, ithalatı, ticaretiyle çok güçlü bir şehir. Ticaret ve üretim Orhangazililerin alın yazısı, damarlarında dolaşan kan gibi. Asırlık çınar olmak hiç de kolay değil. Güven, istikrar ve köklü bir gelenek olmak gerekir. Tüccarın, sanayicinin yanında durmak gerekir. Orhangazi’nin ekonomisiyle, istihdamıyla, ticaretiyle bunu başardığını görüyoruz" dedi. Burkay: "Bursa’nın medarı iftiharı" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise Bursa’nın dış ticaret performansına değindi. Bursa’nın 20 milyar doları aşan ihracatının yanı sıra 16 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdiğini belirten Burkay, kentin toplam dış ticaret hacminin 36 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu ifade etti. Orhangazi’nin de bu ekonomik yapının önemli parçalarından biri olduğunu dile getiren Burkay, ilçenin yalnızca sanayisiyle değil, tarımı, turizmi ve özel endüstri bölgeleriyle de Bursa ekonomisine değer kattığını söyledi. Orhangazi’de faaliyet gösteren şirketlerin özellikle ihracat alanında ortaya koyduğu performansa dikkat çeken Burkay, ödül alan firmaların başarılarını kutlayarak, "Bugün de bu şirketlerin ödül ve gurur gecesi. Dereceye giren şirketleri kendim adına, ülkem adına tebrik ediyorum" dedi. İkinci yüzyılın hedefi dijital dönüşüm ve yüksek katma değer Orhangazi TSO Yönetim Kurulu Başkanı Erol Hatırlı da gecede odanın 100 yıllık geçmişinin yanı sıra gelecek hedeflerini anlattı. Hatırlı, 100’üncü yılın yalnızca geride kalan bir asrın kutlanması anlamına gelmediğini, aynı zamanda odanın ikinci yüzyılına güçlü bir başlangıç olduğunu belirtti. Bir kurumun asırlık olmasının tek başına yeterli olmadığını ifade eden Hatırlı, asıl önemli olanın bu birikimi geleceğe taşıyabilmek olduğunu söyledi. Orhangazi’de bir asır önce yakılan üretim ve ticaret meşalesinin bugün daha güçlü şekilde sürdüğünü dile getirdi. Hatırlı, önümüzdeki dönemde dijital dönüşüm, yapay zeka, sürdürülebilir üretim ve yüksek katma değerli ekonomi başlıklarına ağırlık vereceklerini açıkladı. Orhangazi’nin yatırım ve üretim kapasitesinin artırılması, ilçedeki işletmelerin rekabet gücünün yükseltilmesi ve ekonomik potansiyelin ulusal ve uluslararası alanda daha görünür hale getirilmesi için çalışmaların devam edeceğini belirten Hatırlı, 100 yıllık geçmişin ortak bir başarı ve dayanışma hikayesi olduğunu söyledi. Hatırlı, "Geride bıraktığımız yüzyıl başarı hikayesinin, ortak aklın ve dayanışmanın ortak mirasıdır. Bu mirası gelecek kuşaklara güçlü bir şekilde emanet etmenin bilincindeyiz" diye konuştu. Programda Orhangazi Kaymakamı Zafer Karamehmetoğlu ile Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın da konuşma yaptı. Konuşmaların ardından farklı kategorilerde ödüle layık görülen kişi ve firmalara plaketleri takdim edildi. Tören, ödül sahiplerinin toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Yıldırım'da gençler geleceğe hazırlanıyor Haber

Yıldırım'da gençler geleceğe hazırlanıyor

Yıldırım Belediyesi, dijital dönüşüm vizyonunu gençlere ve çocuklara yönelik Robotik Kodlama Eğitimi ile güçlendiriyor. Yıldırım Belediyesi, teknoloji odaklı belediyecilik ve dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Akıllı Şehir ve Kent Bilgi Sistemleri Müdürlüğü tarafından kurulan Yıldırım Yapay Zeka ve Teknoloji Merkezi'nde, çocuklara ve gençlere yönelik Robotik Kodlama Eğitimi veriliyor. Programa; ilkokul 4. sınıftan üniversite düzeyine kadar farklı yaş gruplarından gençler yoğun ilgi gösterdi. Eğitimler kapsamında öğrencilere; algoritmik düşünme, temel elektronik ve programlama mantığı uygulamalı olarak öğretiliyor. Program sayesinde gençlerin algoritmik ve robotik düşünme becerilerinin geliştirilmesi hedeflenirken, teknolojiyi yalnızca kullanan değil aynı zamanda üreten bireyler olarak yetişmeleri amaçlanıyor. Geleceğin dünyasına hazırlıyoruz Teknolojinin günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirtilen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Günümüzde en büyük güç teknoloji üretebilen ve yenilik geliştirebilen insan kaynağıdır. Evlatlarımızın çağın gerektirdiği yetkinliklerle yetişmesini önemsiyoruz. Bu doğrultuda Yıldırım Yapay Zeka ve Teknoloji Merkezi'nde verdiğimiz Robotik Kodlama Eğitimi ile çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğin dünyasına hazırlıyoruz. Evlatlarımızın teknolojinin sadece kullananı değil, aynı zamanda tasarlayanı ve yön vereni olmasını hedefliyoruz. Yıldırım Belediyesi olarak geleceğin teknolojilerine yatırım yapmaya, gençlerimizin yapay zeka ve dijital dönüşüm çağının güçlü bireyleri olarak yetişmesi için projeler geliştirmeye devam edeceğiz" dedi.

Arıcılıkta yapay zeka dönemi Haber

Arıcılıkta yapay zeka dönemi

Tokat’ın Reşadiye ilçesinde 56 yıllık arıcı Neşet Sarıyar, yapay zeka destekli mobil sistemle bal üretimini yüzde 40 oranında arttırmayı hedefliyor. Tokat’ın Reşadiye ilçesinde arıcılıkta dijital dönüşümün kapısını aralayan akıllı kovan sistemi, bal üretiminde verim ve kaliteyi artırıyor. İlçeye bağlı Çevrecik beldesindeki yaklaşık 1400 rakımlı yaylalarda kullanılan sistem sayesinde kovanların ağırlık değişimi, sıcaklık, nem ve nektar akışı anlık olarak takip ediliyor. Elde edilen veriler doğrultusunda yapılan doğru zamanlı müdahalelerle bal veriminde yüzde 20 ila 40 arasında artış sağlanabiliyor. Veriye dayalı üretim modeliyle daha az ilaç ve kimyasal kullanımına da imkân tanıyan teknoloji, 56 yıllık arıcılık deneyimine sahip 76 yaşındaki Neşet Sarıyar’ın doğal bal üretiminde de aktif olarak kullanılıyor. Babasından aldığı iki kovan arıyla başladığı yolculukta bugün 250 kovana ulaştığını dile getiren Neşet Sarıyar, ürettiği bala yoğun talep olduğunu ancak üretiminin Türkiye geneline göndermeye yetmediğini söyledi. Balın büyük bölümünü Reşadiye, Başçiftlik ve çevre ilçelerdeki müşterilerine ulaştırdığını belirten Sarıyar, arıcılığın kendisi için yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda yaşam biçimi olduğunu vurguladı. 76 yaşında olmasına rağmen her gün arılarının başına geldiğini ifade eden Sarıyar, temiz havada çalışmanın ve doğal ürünler tüketmenin sağlıklı kalmasına katkı sağladığını belirterek, "Babamdan aldığım iki arıyla başladım. Ölene kadar da bu işi yapmaya devam edeceğim" dedi. Akıllı kovan sistemiyle verim hedefi Arıcılık üzerine çalışmalar yapan Savaş Koç ise, 1400 rakımda bulunan Reşadiye’nin zengin bitki örtüsü sayesinde arıcılık açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Neşet Sarıyar’ın yıllara dayanan tecrübesini örnek gösteren Koç, bölgenin profesyonel arıcılık için değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Yaklaşık 15 yıldır arıcılık yaptığını belirten Koç, dört yıldır kullandıkları akıllı kovan sistemi sayesinde kovanların ağırlık değişimi, iç ve dış sıcaklık, nem oranı ile nektar girişini anlık olarak takip edebildiklerini söyledi. Sistemin internet üzerinden veri aktarımı yapabildiğini belirten Koç, bu sayede arıcıların hangi dönemde yer değişikliği yapacaklarını, ne zaman sağım gerçekleştireceklerini ve varroa mücadelesi için en uygun zamanı rakamsal verilerle belirleyebildiğini ifade etti. Akıllı kovan teknolojisinin daha az ilaç ve kimyasal kullanımına imkân sağladığını belirten Koç, doğru zamanda yapılan müdahaleler sayesinde kovan başına bal veriminde yüzde 20 ila yüzde 40 arasında artış sağlanabildiğini kaydetti. Koç, veriye dayalı üretimin hem arıcının maliyetlerini düşürdüğünü hem de kaliteli bal üretimine önemli katkı sunduğunu söyledi.

BTSO'dan KOBİ’ler için dev dönüşüm hamlesi Haber

BTSO'dan KOBİ’ler için dev dönüşüm hamlesi

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB başta olmak üzere yeni dönem projeleriyle Bursa'nın üretim, teknoloji ve ticaret alanında Türkiye'nin en önemli merkezlerinden biri olmayı güçlenerek sürdüreceğini söyledi. BTSO'nun son 13 yılda hayata geçirdiği projelerin yeni dönemde daha güçlü bir ekosisteme dönüşeceğini belirten Burkay, 2030 vizyonu doğrultusunda KOBİ'leri geleceğin ekonomisine hazırlayacak adımlar attıklarını ifade etti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, göreve geldikleri 2013 yılından bu yana Bursa'nın rekabet gücünü artıracak onlarca stratejik projeyi hayata geçirdiklerini söyledi. BTSO'nun bugün yalnızca bir meslek kuruluşu değil, aynı zamanda Türkiye'nin en önemli dönüşüm ve uzmanlık merkezlerinden biri haline geldiğini vurguladı. Başkan Burkay, "Göreve geldiğimiz 2013 yılından bu yana 16 makro projeyle başladığımız yolculukta bugün 60'ın üzerinde büyük ölçekli projeyi hayata geçirdik. TEKNOSAB, GUHEM, BUTEKOM, MESYEB, Model Fabrika ve Bursa Business School bunlardan sadece bazıları. Bir projeyi üretmek kadar onu doğru anlatmak da büyük önem taşıyor. Türkiye'nin 60 bin üyeye sahip en büyük ticaret ve sanayi odası olarak güçlü bir proje üretim kapasitesine sahibiz. BTSO bugün bakanlıklarla ortak çalışan, ülke hedeflerini sahaya yansıtan güçlü bir uzmanlık merkezine dönüştü. Genç ve nitelikli kadrolarımızla Türkiye'nin dönüşümüne katkı sağlayan projeler üretmeye devam ediyoruz. Bursa'nın geleceğini şekillendirecek çalışmaları aynı kararlılıkla sürdürüyoruz." 2030 vizyonunun merkezinde TEKNOSAB ekosistemi var BTSO Başkanı Burkay, dijitalleşme, yapay zeka ve yüksek teknoloji odaklı dönüşümün Bursa sanayisi için kaçınılmaz olduğunu belirterek, TEKNOSAB'ın bu dönüşümün en önemli adresi haline geldiğini söyledi. 2030 vizyonunu bu temelde şirketleri yeni nesil teknolojilere hazırlamak istediklerini kaydeden Başkan İbrahim Burkay, "Dijitalleşme, yapay zeka ve yüksek teknoloji artık bütün sektörlerin geleceğini belirliyor. TEKNOSAB bugün Türkiye'nin en önemli yüksek teknoloji üretim merkezlerinden biri konumunda. TOGG yatırımının Bursa'da hayata geçirilmesi de bu dönüşümü hızlandırdı. Otonom sürüş teknolojileri, elektronik komponentler, sensör sistemleri ve yarı iletken teknolojilerinde önemli çalışmalar yürütüyoruz. Firmalarımızın bu alanlara yatırım yapmaları için kamu ve özel sektörle ortak projeler geliştiriyoruz. Bursa'nın teknoloji üretiminde öncü şehirlerden biri olması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yeni dönemde bu dönüşüm çok daha güçlü şekilde devam edecek." TEKNOSAB KOBİ OSB ile yeni bir ekosistem kuruluyor Başkan Burkay, TEKNOSAB'ın genişleme alanının onaylanmasıyla birlikte yalnızca yeni bir organize sanayi bölgesi değil, KOBİ'leri merkeze alan bütüncül bir üretim ve ticaret ekosisteminin kurulacağını ifade etti. Yoğun bir çalışmanın ardından TEKNOSAB'ın genişleme alanını hayata geçirdiklerini ifade eden Başkan İbrahim Burkay, "Burada yalnızca KOBİ OSB kurmuyoruz; aynı zamanda dünyada örnek gösterilecek bir KOBİ ekosistemi oluşturuyoruz. Gıda OSB, Savunma OSB, Organize Ticaret Bölgesi, inşaat sektörüne yönelik lojistik depolama alanları ve KOBİ Diyalog Merkezi bu yapının önemli parçaları olacak. KOBİ'lerimiz finansmana erişimden yeni pazarlara ulaşmaya kadar her alanda desteklenecek. Müthiş bir ekosistem oluşturuyoruz. Üretim, ticaret ve lojistik aynı ekosistem içerisinde buluşacak. Firmalarımızın rekabet gücünü artıracak bütün hizmetler tek merkezden sunulacak. Bu model Türkiye'de olduğu kadar dünyada da örnek gösterilecek bir yapı olacak. Bursa üretim ve ticarette yeni bir döneme hazırlanıyor." dedi. Bursa bölgesel ticaretin merkezi olacak TEKNOSAB Lojistik Park ve Organize Ticaret Bölgesi projeleriyle Bursa'nın bölgesel ticaret üssü haline geleceğini belirten Burkay, yeni lojistik modelinin ihracata önemli katkılar sağlayacağını söyledi. Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile TEKNOSAB Lojistik TEKNOPARK’ı bölgede hayata geçeceğini hatırlatan Başkan Burkay, fonun Türkiye'nin en büyük katılımcılı fonu noktasında ve değersel anlamda da en büyük 10 fon içinde yer aldığını vurguladı. TEKNOSAB Lojistik Teknopark projesinin inşaatına başlandığını ve 2027 Eylül ayında hayata geçeceğini ifade eden Başkan İbrahim Burkay, "Bu projeyle üreticilerimizi dünyanın önemli pazarlarına çok daha güçlü şekilde ulaştıracağız. Marmara Bölgesi'nin üretim gücünü ticaret merkeziyle buluşturacağız. Kuzey Afrika'dan Körfez ülkelerine, Balkanlar'dan Türk Cumhuriyetlerine kadar geniş bir coğrafyada lojistik merkezler kuracağız. Böylece ürünlerimiz müşterilere çok daha hızlı ulaşacak. Operasyonel maliyetleri azaltarak ihracatçılarımızın rekabet gücünü artıracağız. Dünyada artık ürün kadar lojistik maliyetleri de belirleyici hale geldi. Biz bu yeni iş modeliyle Bursa'yı yakın coğrafyanın ticaret merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz. Bu proje hem Bursa'nın hem de Türkiye'nin ihracatına önemli katkılar sağlayacak." KOBİ'lerin tek gündemi üretim ve ticaret olacak Yeni ekosistemde KOBİ'lerin tüm altyapı ve danışmanlık ihtiyaçlarının karşılanacağını belirten Burkay, işletmelerin yalnızca üretim ve satışa odaklanacağını söyledi. Yeni genişleme alanında 5 bin KOBİ’yi üretimle buluşturmayı hedeflediklerini ifade eden Başkan Burkay, "Modern altyapısı tamamlanmış, yüksek teknolojiye uygun bir sanayi ekosistemi oluşturuyoruz. Fiber altyapısından enerji sistemlerine, çevre yatırımlarından arıtma tesislerine kadar tüm ihtiyaçlar planlandı. Firmalarımız gerekli tüm izin ve sertifikaları çok daha kolay alabilecek. Danışmanlık hizmetlerinden finansal yönetim süreçlerine kadar her konuda KOBİ'lerimizin yanında olacağız. Biz istiyoruz ki işletmelerimizin tek gündemi üretmek ve satmak olsun. Diğer süreçleri güçlü TEKNOSAB altyapısıyla biz yöneteceğiz. Bursa KOBİ'leri büyüdükçe Bursa, Bursa büyüdükçe de Türkiye kazanacak." Yapay Zeka Dönüşüm Merkezi Bursa'nın rekabet gücünü artıracak Başkan Burkay, BTSO bünyesinde kurulacak Yapay Zeka Dönüşüm Merkezi ile şirketlerin dijitalleşme ve yapay zeka uygulamalarına hızla adapte olacağını belirtti. Merkezin, Bursa sanayisinin uluslararası rekabet gücünü artıracak stratejik bir dönüşüm üssü olacağını ifade eden İbrahim Burkay, "Dünya ekonomisi çok hızlı değişiyor ve bu değişimin merkezinde artık yapay zeka bulunuyor. Biz de Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak bu dönüşüme öncülük edecek Yapay Zeka Dönüşüm Merkezimizi hayata geçiriyoruz. Model Fabrika'da bugüne kadar yalın üretim, Endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm alanında önemli çalışmalar yürüttük. Şimdi bu altyapıyı yapay zeka teknolojileriyle daha ileri bir seviyeye taşıyoruz. Finans, muhasebe, üretim planlama, pazarlama ve birçok iş sürecinde yapay zeka tabanlı dönüşümü şirketlerimize kazandıracağız. Bu merkez sayesinde firmalarımız maliyetlerini azaltırken verimliliklerini ve rekabet güçlerini artıracak. Bakanlıklarımız ve uluslararası iş ortaklarımızla birlikte Bursa'yı yapay zeka dönüşümünde örnek bir merkez haline getireceğiz. Bu dönüşümün sonunda Bursa'nın üretimde ve ihracatta Türkiye'nin lider şehirlerinden biri olmayı daha da güçlendireceğine inanıyoruz." Hedef 50 bin üyeye birebir ulaşmak Başkan Burkay, BTSO'nun üyeleriyle sürekli iletişim halinde olduğunu belirterek, hazırlanan projelerin sahadan gelen talepler doğrultusunda geliştirildiğini söyledi. Seçim sürecine kadar 50 bin üyeye birebir ulaşmayı hedeflediklerini ifade eden Başkan İbrahim Burkay, "Her gün üyelerimizle bir araya geliyor, onların taleplerini doğrudan dinliyoruz. Biz sadece projelerimizi anlatmıyoruz; aynı zamanda üyelerimizin geri bildirimlerini de alıyoruz. Çünkü bu projelerin gerçek faydalanıcısı iş dünyamızdır. Sürekli güncellenen bir çalışma modelimiz var ve bunu yüz yüze temaslarla daha da güçlendiriyoruz. Seçim sürecine kadar hedefimiz 50 bin aktif üyemize birebir ulaşmak. Bu görüşmelerden elde edeceğimiz katkılar 2030 vizyonumuzu daha da güçlendirecek. İş dünyasının beklentilerini merkeze alan bir yönetim anlayışıyla hareket ediyoruz. Bursa'nın geleceğini üyelerimizle birlikte inşa ediyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.