Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yapay Zekâ

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yapay Zekâ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zekâ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Reklamda yeni dönem... Yapay zekâ, fenomenler ve sahte yorumlara sıkı denetim! Haber

Reklamda yeni dönem... Yapay zekâ, fenomenler ve sahte yorumlara sıkı denetim!

Ticaret Bakanlığı, tüketiciyi yanıltıcı reklam ve uygulamaların önüne geçmek amacıyla Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nde kapsamlı değişikliklere gitti. Düzenlemeyle dijital reklamcılıkta şeffaflığın artırılması, tüketicinin yanıltılmasının önlenmesi ve özellikle yapay zekâ ile sosyal medya üzerinden yürütülen pazarlama faaliyetlerinin daha sıkı kurallara bağlanması hedeflendi. 1 AĞUSTOS 2026 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİRECEK Yeni düzenlemeye göre, reklamlarda yapay zekâ kullanılması veya yapay zekâ ile oluşturulan ve gerçek insandan ayırt edilemeyecek dijital karakterlere yer verilmesi halinde bunun tüketiciye açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir şekilde bildirilmesi zorunlu olacak. Ayrıca, gerçek kişilerin yapay zekâ ile oluşturulan dijital kopyalarının ürünü kullanmış ya da tavsiye etmiş gibi gösterildiği reklamlar yasaklandı. Sosyal medya etkileyicileri (influencer) için de yeni kurallar getirildi. Reklam karşılığı yapılan tüm paylaşımlarda "Reklam" veya "Tanıtım" ibaresinin kullanılması zorunlu hale gelirken, paylaşımın reklam olduğunun ilk bakışta anlaşılacak şekilde görünür olması şart koşuldu. E-ticaret sitelerindeki tüketici yorumlarına yönelik de önemli değişiklikler yapıldı. Bundan sonra yalnızca ürünü veya hizmeti satın aldığı doğrulanabilen tüketicilerin değerlendirmeleri yayımlanabilecek. Sahte yorumlar ve ücret karşılığında olumlu değerlendirme yaptırılması ise açıkça yasaklandı. İndirimli satış kampanyalarında da kurallar yeniden belirlendi. İndirim oranı hesaplanırken, ürünün kampanyadan önceki son 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyatı esas alınacak. Farklı satış kanallarında uygulanan fiyatlar ise birbirinin yerine kullanılamayacak. Yönetmelikle çevresel beyan içeren reklamlara da sıkı denetim getirildi. "Çevre dostu", "yeşil" gibi genel ifadelerin bilimsel dayanak olmadan kullanılmasının önüne geçilirken, çevresel iddiaların yetkili kurumlar veya akredite kuruluşlardan alınan belgelerle ispatlanması zorunlu olacak. Düzenleme ayrıca, çocuklara yönelik kişisel veriye dayalı hedefli reklam yapılmasını yasaklıyor. Takviye edici gıdaların normal beslenmenin yerine geçtiği izlenimini veren reklamlar ile beşerî tıbbi ürünler, elektronik sigaralar, tütün mamulleri ve alkollü içkilere ilişkin reklam yasağı da yönetmelikte açık şekilde düzenleniyor.

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

LGS Sonuçları ne zaman açıklanacak? İşte net tarih... Haber

LGS Sonuçları ne zaman açıklanacak? İşte net tarih...

Bakan Tekin, 2025-2026 eğitim öğretim yılının sona ermesi nedeniyle İstanbul Bakırköy'deki Medeni Berk İlkokulu'nda düzenlenen karne dağıtım törenine katıldı. Okulu gezerek öğrencilerin karnelerini inceleyen Bakan Tekin, çocuklarla sohbet ederek tebriklerini iletti. Basın mensuplarına yaptığı açıklamada ise 2025-2026 eğitim ve öğretim yılını değerlendiren Tekin, öğretmenlere de teşekkür etti. "Öğretmen arkadaşlarımıza huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum" Öğretmenlerin emeklerine değinerek onlara teşekkürlerini sunan Bakan Tekin, "Bu eğitim öğretim yılında da fedakarlıklarıyla, örnek davranışlarıyla, çocuklarımıza aşıladıkları ülke ve millet sevgisi konusundaki çabalarıyla koskoca bir eğitim öğretim yılında çocuklarımıza hem annelik, hem babalık, ablalık yapan öğretmen arkadaşlarımıza huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum. Allah kendilerinden razı olsun. Allah emeklerini zayi etmesin. İnşallah hep birlikte ülkemiz için, milletimiz için yararlı yepyeni bir kuşağı yetiştireceğiz" dedi. "Toplam 18 milyona yakın öğrencimiz var" Katıldığı programda öğrenci sayısına değinen Bakan Tekin, "Toplam 18 milyona yakın öğrencimiz var. Net rakamı da söyleyeyim. 17 milyon 583 bin 252 kayıtlı öğrencimiz var. Bu öğrencilerimizden 1 milyon 224 bin 135 kardeşimiz bu yıl itibarıyla ortaokullardan mezun olarak geçtiğimiz haftalarda yaptığımız LGS sınavına katıldı ve ortaöğretim kurumlarına devam edecekler. Ortaöğretimden ise 1 milyon 150 bin 911 öğrencimiz bu yıl itibarıyla mezun olmuş olacak. Onlara da yükseköğretim hayatlarında başarılar diliyorum. İnşallah YKS sınavında da Allah gönüllerine göre verir diyelim. Bu yıl eğitim kurumlarımıza okul öncesi ve ilkokula kayıt planladığımız yeni kayıt sayısı 1 milyon 321 bin 24. Bu da bizim için önemli, çağ nüfusu açısından da önemli bir gösterge" şeklinde konuştu. "10 Temmuz'da LGS sonuçlarını açıklayacağız" LGS sonuçlarının açıklanma tarihine değinen Bakan Tekin, "10 Temmuz'da sonuçları açıklayacağız. Bu yıl yapay zeka destekli bir tercih robotu oluşturduk. Elektronik ortamda LGS sınavında çocuklarımızın aldığı puanlara göre Türkiye'de sınavla öğrenci alan ortaöğretim kurumlarına nasıl tercihte bulunacaklarına, puanlarıyla uyumlu okulların hangileri olduğu, bu okulların ne tür imkanlara sahip olduğu gibi bilgilerin yapay zeka destekli olarak verildiği bir tercih robotuyla çocuklarımıza ve ailelerine yardımcı olmaya çalışacağız. Sonuçlar açıklandıktan sonra yerleştirme başvurularını alacağız. 5 Ağustos'ta ise yerleştirme sonuçlarını açıklayacağız" dedi. "1 milyon 216 bin 379 öğretmen arkadaşımızla hizmet vermeye çaba sarf ettik" Öğretmenlerin emeğinden ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin devam edeceğinden bahseden Tekin, "Biz Milli Eğitim camiası, Maarif ailesi olarak toplam 1 milyon 216 bin 379 öğretmen arkadaşımızla çocuklarımıza bu hizmeti vermeye çaba sarf ettik. Bu öğretmenlerimizden 1 milyon 69 bin 826'sı resmi eğitim kurumlarımızda, diğerleri ise özel öğretim kurumlarımızda öğretmenlik yapan arkadaşlarımız. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin uygulamasıyla ilgili ikinci eğitim öğretim yılını tamamladık. Önümüzdeki yıl her kademenin üçüncü sınıfında da uygulanmaya başlanacak. Okul öncesi ile ilkokul 1, 2 ve 3. sınıflarda, ortaokul 5, 6 ve 7. sınıflarda, liselerde ise 9, 10 ve 11. sınıflarda önümüzdeki yıl Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitim öğretim hayatımızda devam edecek" şeklinde konuştu. "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında çocuklarımız için bazı etkinlikler yaptık" Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında çocukların kişisel gelişimini artıracak çalışmalar yapıldığını vurgulayan Bakan Yusuf Tekin, "Bu yıl ilk defa uygulamaya koyduğumuz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında çocuklarımızın farkındalıklarını artıracak bazı etkinlikler yaptık. Eğitim öğretim yılına Yeşil Vatan, çevre sevgisi ve çevreye duyarlılık temasıyla başlamıştık. İkinci yarıyıla ise bayrak sevgisi ve bayrağın anlamı üzerine yaptığımız etkinliklerle başladık. Hemen ardından Ramazan ayında 'Maarifin Kalbinde Ramazan' mottosuyla okullarımızda çocuklarımızın merhameti, yardımlaşmayı ve dayanışmayı içselleştirdiği bir dizi etkinlik başlattık. Ardından Nisan ayında, 23 Nisan'ı barındırdığı için 'Maarifin Kalbinde Çocuk' mottosuyla ulusal egemenlik, çocuk demokrasisi ve çocuk hakları gibi konularda eğitim öğretim kurumlarımızda farkındalık eğitimleri yaptık" ifadelerini kullandı. "Dilim adıyla bir uygulama başlattık" Çocukların dil öğrenme sürecine katkı sağlamak için yeni bir uygulamanın başlatıldığını dile getiren Yusuf Tekin, "Yıl boyunca Bakanlığımız yapay zeka uygulamalarını okul güvenliğinden sınav ölçme ve değerlendirme çalışmalarına, kademeler arası geçiş sınavlarından bakanlık yönetim sistemine kadar her alanda kullanarak velilerimize, öğrencilerimize ve öğretmenlerimize hizmet etmeye çaba sarf ettik. En son geçtiğimiz hafta çocuklarımızın ve gençlerimizin yabancı dil konusundaki süreçlerine yardımcı olmak üzere 'Dilim' adıyla bir uygulama başlattık. Dilim şu an için iki dil üzerine kurgulandı. Birincisi Türkiye'deki yabancılara ve gurbetçilerimizin çocuklarına Türkçe öğretmek, ikincisi ise İngilizce öğretmek üzere hazırlandı. An itibarıyla 150 binden fazla kullanıcı bu uygulamayı indirmiş oldu" dedi.

Bakan Bolat: "Türkiye ile Latin Amerika arasındaki ticaret hacmi 25 yılda 18 kat artarak 16,4 milyar dolara yükseldi" Haber

Bakan Bolat: "Türkiye ile Latin Amerika arasındaki ticaret hacmi 25 yılda 18 kat artarak 16,4 milyar dolara yükseldi"

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Latin Amerika ülkelerinin büyükelçileri ile istişare toplantısı gerçekleştirdi. Ticaret Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda Türkiye’nin Latin Amerika ülkeleriyle olan ticari ve ekonomik iş birlikleri ele alındı. Toplantıda konuşan Bakan Bolat, meydana gelen deprem nedeniyle Venezuela halkına ve yönetimine taziyelerini ileterek, Türkiye’nin doğal afetlerde her zaman yardım elini uzattığını ve Venezuela’nın yanında olmaya devam edeceklerini söyledi. "Latin Amerika ile halklarımız arasında kalpten gelen bir kültürel yakınlık var" Türkiye’nin Latin Amerika ve Karayipler açılım politikasının son yıllarda önemli sonuçlar verdiğini belirten Bolat, "Türkiye ile Latin Amerika’yı okyanus ayırsa bile, karşılıklı saygı, ortak değerler ve müşterek bir vizyon temelinde sınırları aşan köklü bir bağı paylaşmaktayız. Halklarımız arasında kalpten gelen bir kültürel yakınlık vardır" dedi. Bolat, Türkiye’nin 2002’de 6 olan bölgedeki diplomatik temsilcilik sayısının da 20’ye yükseldiğini söyledi. "Türkiye jeopolitik konumuyla dünya ekonomisinde öne çıkan aktörlerden biri olmayı sürdürmektedir" Küresel ekonomide jeopolitik gerilimler, savaşlar, korumacılık eğilimleri ve tedarik zinciri sorunlarının etkilerinin hissedildiğini belirten Bolat, bu süreçte ülkeler arasındaki ekonomik iş birliklerinin öneminin arttığını söyledi. Dijital dönüşüm, yapay zeka, büyük veri ve e-ticaretin ekonomik yapıları dönüştürdüğünü ifade eden Bolat, yeşil dönüşümün de küresel ticaret gündeminin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini dile getirdi. Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesi ve stratejik konumuyla öne çıktığını ifade eden Bakan Bolat, "Türkiye güçlü üretim yapısı, modern altyapısı, dinamik özel sektörü ve Avrupa, Asya ile Afrika’nın kesişim noktasındaki konumuyla dünya ekonomisinde öne çıkan aktörlerden biri olmayı sürdürmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Bolat, Türkiye’nin stratejik konumu sayesinde önemli bir üretim ve lojistik merkezi haline geldiğini belirterek, ülkenin geçen yıl 1,6 trilyon doları aşan milli gelirle dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olduğunu söyledi. Bolat, son 23 çeyrektir kesintisiz büyüme kaydedildiğini ve kişi başına düşen milli gelirin 18 bin doların üzerine çıktığını ifade etti. "Latin Amerika ve Karayipler bölgesi arasındaki ticaret hacmi 16,4 milyar dolara yükseldi" Türkiye ile Latin Amerika ve Karayipler bölgesi arasındaki ekonomik ilişkilerin son yıllarda önemli ölçüde geliştiğini vurgulayan Bakan Bolat, "2000 yılında Türkiye ile Latin Amerika ve Karayipler bölgesi arasındaki toplam ticaret hacmi sadece 920 milyon dolardı. Bu rakam 25 yılda tam 18 kat artarak 16,4 milyar dolara yükseldi. Bu toplam ticaretin 5,7 milyar doları Türkiye’nin Latin Amerika Karayipler bölgesine ihracatı, 10,6 milyar doları ise Latin Amerika Karayipler bölgesinden Türkiye’ye gelen ithalattır. Bu yılın ilk 5 ayında da bölge ile Türkiye’nin ticareti artmaya devam etmiş ve 8,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu anlamda Türkiye ile Latin Amerika arasındaki ticarette Türkiye’nin ihracatı hemen hemen ilk 5 ayda aynı kalırken, Latin Amerika bölgesinden ithalatı yüzde 19 bu yıl artış göstermiştir. Böylece dış ticaret hacmi yüzde 15,7 artmış olmaktadır" dedi. "Ekonomilerimiz arasında karşılıklı tamamlayıcılık var" Latin Amerika ülkeleriyle ekonomik yapının birbirini tamamladığını vurgulayan Bolat, "Türkiye’den Latin Amerika ülkelerine işlenmiş altın, mücevher eşyası, demir-çelik ürünleri, çimento, petrol yağları ve otomotiv ürünleri ihraç edilirken, Latin Amerika Karayipler bölgesinden Türkiye’ye canlı büyükbaş hayvan, ham işlenmemiş altın, soya fasulyesi, kahve, pamuk ve taş kömürü ithal edilmektedir. Bu tablo sanayi, tarım, madencilik ve enerji alanlarında ekonomilerimiz arasında karşılıklı tamamlayıcılığın somut göstergelerinden biridir" açıklamasında bulundu. Bölgeyle ticarette halen önemli bir potansiyel bulunduğunu belirten Bolat, "Latin Amerika ve Karayipler bölgesi Türkiye’nin dış ticaretinde henüz arzu ettiğimiz seviyede bir paya sahip değildir. 2025 yılında Türkiye’nin toplam ihracatında Latin Amerika Karayipler bölgesinin payı yüzde 2,1 iken, Türkiye’nin toplam ithalatında Latin Amerika Karayipler payı yüzde 2,9 olmuştur. Bu tablo, bölgeden tedarikimizin güçlendiğini göstermekle beraber dış ticarette daha fazla karşılıklı alım-satım ilişkilerimize önem vermemiz ve dengeli bir yapıya kavuşmamız gerektiğini işaret etmektedir. Büyükelçilerin, müsteşarların katkılarıyla önümüzdeki dönemde bu oranları daha yukarı taşıyacağız" ifadelerini kullandı. "Latin Amerika ülkeleriyle karşılıklı yatırımların da daha fazla artması gerektiği açıktır" Yatırımların artırılması gerektiğine dikkat çeken Bolat, "2025 sonu itibarıyla Türkiye’de faaliyet gösteren Latin Amerika-Karayip sermayeli tam 688 tane şirket kurulmuştur. Türkiye’ye getirdikleri sermaye yatırım stoku da 3,4 milyar dolardır. Türkiye’den de Latin Amerika ülkelerine giden doğrudan yatırım ve sermaye stoku 1,3 milyar dolardır. Türk şirketlerinin Latin Amerika bölgesinde liman işletmeciliğinden enerji yatırımına, inşaattan turizm sektörüne kadar birçok sektörde yatırımları bulunmaktadır. Aramızdaki potansiyeli düşündüğümüzde karşılıklı yatırımların da daha fazla artması gerektiği açıktır" diye konuştu. "Latin Amerika ülkelerinin Türk müteahhitlik firmaları açısından olumlu referanslar vermesi gerektiğini düşünüyoruz" Bolat, Türk müteahhitlik firmalarının Latin Amerika ve Karayipler bölgesindeki faaliyetlerinin potansiyelin gerisinde kaldığını belirterek, "Türk uluslararası müteahhitlik firmalarının Latin Amerika Karayipler bölgesinde üstlendikleri projelerin bugüne kadar toplam değeri 1,6 milyar dolar, proje sayısı da sadece 45’ti. Bu rakamlar müteahhitlik firmalarının Latin Amerika bölgesinde inşaat projeleri yapma noktasında oldukça sınırlı rakamlar olduğunun altını çizmek isteriz. Bu rakamlar gerçek potansiyelimizi yansıtmamaktadır. Bu açıdan sizin ülkelerinizin kamu otoritelerinin ve ilgili kurumlarınızın 138 ülkede başarıyla inşaat işleri yapan Türk müteahhitlik firmaları açısından olumlu referanslar vermesi gerektiğini düşünüyoruz" dedi. "ABD kıtasına yapılan bu dizi film ihracatının yaklaşık yüzde 40’ı Latin Amerika pazarındaki hizmet tüketicilerine ulaşmakta" Türk dizilerinin Latin Amerika bölgesindeki etkisine de değinen Bolat, "Elimizdeki son hizmet ihracatı verilerine göre yıllık 610 milyon dolar civarında Türkiye’nin dizi ihracatı bulunmakta ve bunun yüzde 22’si ABD kıtasına yapılmaktadır. ABD kıtasına yapılan bu dizi film ihracatının da yaklaşık yüzde 40’ı Latin Amerika pazarındaki hizmet tüketicilerine ulaşmaktadır. Bu noktada Latin Amerika’nın bu sektördeki köklü üretim tecrübesini de dikkate alıyoruz ve Türkiye’de de Latin Amerika dizileri yoğun bir şekilde ilgi görmektedir. Latin Amerika’daki dizi film üretim tecrübesiyle Türkiye’nin yapım gücünü birleştirerek ortak yapımlar, uyarlama yapımları, senaryo ve format değişimi gibi alanlarda yoğun işbirliği yapılabilir" diye konuştu. Bolat konuşmasını, "Türkiye ile Latin Amerika ve Karayip bölgesi ülkeleri arasındaki ilişkilerin stratejik önemde olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Önümüzdeki dönemde sizlerle yoğun bir temas ve ortak mesai içinde çalışacağız" sözleriyle tamamladı.

KADIN MÜHENDİSLER GELECEĞİ KURGULUYOR Haber

KADIN MÜHENDİSLER GELECEĞİ KURGULUYOR

Podyum Davet’te bu yıl ‘Mühendislik Zekâsının Yükselişi’ temasıyla 5.’ncisi gerçekleştirilen organizasyona, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş, Gürsu Belediye Başkan Yardımcısı Adem Yıldırım, Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, MARSİFED Başkanı Osman Akın, TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, GİFED Başkanı Oya Eroğlu, BUMİAD Başkanı Mustafa Gümüş, ARSİYAD Başkanı Erdinç Acar, BİSİAD Başkanı İdris Doğrul, YAPİDER Başkanı Sevcan İlici, YASAV Başkanı Emire Cantürk Eren, çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcileri ile davetlilerin yanı sıra TÜMKAD üyeleri katıldı. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda, TÜMKAD’ın çalışmalarını anlatan tanıtım filmi gösterimi gerçekleştirildi. ‘Mühendislik Zekâsının Yükselişi’ Programda açılış konuşmasını gerçekleştiren TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, bu yılki konferans temalarını ‘Mühendislik Zekâsının Yükselişi’ olarak belirlediklerini belirterek, “Bundan yüz yıl sonra, bugünün tarih kitapları yazıldığında; insanlığın yapay zekâyı geliştirdiği dönem olarak değil, yapay zekâyla birlikte kendini yeniden tanımladığı dönem olarak anılacağız. Bu yıl temamız: Mühendislik Zekâsının Yükselişi. Neden böyle bir tema seçtik? Çünkü zekâ anlar, mühendislik zekâsı çözer. Zekâ ‘ne oluyor?’ diye sorar. Mühendislik zekâsı ‘nasıl yapılır?’ diye sorar. Zekâ ‘ne’ye odaklanır, mühendislik zekâsı ‘nasıl’a. Aradaki mesafe işte tam burada başlıyor. Bir problem düşünün. Herkes onu tarif edebilir. ‘Su yok.’ ‘Köprü lazım.’ ‘Bu çalışmıyor.’ Tarif etmek kolaydır. Ama mühendis tarifin ötesine geçer: nasıl çözülür, nasıl yapılır tarafına. Mühendis kısıt altında çözer. Bütçe sınırlıdır. Zaman azdır. Malzeme bellidir. Ve fizik pazarlık etmez. İşte mühendislik zekâsı bu duvarların arasında doğar. Zekâ tek bir doğru arar. Mühendislik zekâsı dengeyi, optimumu, uzlaşmayı veya ortak yolu seçer. Mükemmeli değil, optimumu. Çünkü mühendis bilir: her kazanç, bir şeyden vazgeçmektir. Zekâ fikri konuşur. Mühendislik zekâsı fikri çalışan bir şeye dönüştürür. Bir fikir, çalışana kadar sadece bir temennidir. Zekâ parçayı görür. Mühendislik zekâsı sistemi görür. Parçaların birbirini nasıl ittiğini, nasıl çektiğini, nerede kırılacağını görür. Ve şu soruyu sorar: ‘Hata olursa ne olur?’ Zekâ ‘doğru mu?’ diye sorar. Mühendis ‘ya yanlışsa?’ diye sorar. Ve güvenlik payını oraya koyar. Bir köprünün ayakta kalması, en parlak fikre değil, en iyi hesaplanmış hata payına bağlıdır. Zekâ bir kez çözer ve gider. Mühendislik zekâsı ölçeklenebilir çözer, tekrarlanabilir çözer. Bir kişiyi kurtaran çözüm güzeldir. Bir milyonu kurtaran çözüm mühendisliktir. Ve en önemlisi: Zekâ cevabı bilince durur. Mühendislik zekâsı dener, ölçer, düzeltir. Sonra tekrar dener. Hep sorgular. Mühendis ilk seferde haklı olmaya çalışmaz; sonunda doğruya ulaşmaya çalışır. Çünkü zekâ ‘olmaz’ deyince biter. Mühendislik zekâsı ise tam orada başlar: ‘Peki nasıl olabilir?’ Mühendislik zekâsı yalnızca fiziksel bağlamda değil; toplumsal, ekonomik, ekolojik, psikolojik bağlamda da aynı prensiplerle çalışır, çalışmak zorundadır. Çünkü yalın zekâmızla çözüm bekleyen pek çok sorun yarattık. Daha da yaratacak gibiyiz. Ve bunları çözmek için her alanda mühendislik zekâsına ihtiyacımız var” diye konuştu. Kadın mühendislerin mühendislik zekâsı Kadın mühendislerin mühendislik zekâsını temsil ettiklerini vurgulayan Öztürk, dünyaya ve ülkemize damga vuran mühendislerden örnekler verdiği konuşmasına şöyle devam etti: “Mühendislik zekâsı bir cinsiyetin değil, bir diplomanın değil, bir bakışın adıdır. Ama o bakışın yarısını yüzyıllarca masaya çağırmadık. Bugün çağırıyoruz. Hem de hemen, şimdi ve hiç zaman kaybetmeden! Ve iddiamız büyük: Bu bakış artık yalnızca mühendislerde değil, her alanda yükselmeli. Bir hekim, bir iktisatçı, hatta bir sosyolog da mühendislik zekâsına, yani algoritmik (adım adım, kurallı düşünme) ve sistemli bakışa bağlanmalı. Çünkü bu çağ, bu düşünme biçiminin çağı. Çünkü çözülecek o kadar çok problem var ki: iklim, su, enerji, yapay zekâ, demografik ve ekolojik değişim... Bu problemler tek bir cins beynin, eril organik ve yapay zekânın çözebileceğinden çok daha büyük. Artık, bugün de aramızda olan, bize yıllardır ‘gelecek tıpkı tarih gibi bir bilgidir; onu akıllıca kullanmalıyız’ diyerek fütürist bakışı aşılayan sevgili Ufuk Tarhan’ın işaret ettiği gibi: geleceği tarif edecek çok insan var. ‘Geleceği bilemeyiz’ diyemiyoruz artık; nasıl olabileceğine, nasıl olması gerektiğine dair pek çok şey biliyoruz. Eksiğimiz, onu inşa edecek mühendisler. Özellikle de kadın mühendisler. Yapay zekanın tetiklediği bu yeni çağ, düşünce biçimimizi değiştiriyor ve bugün burada bizimle olan tüm değerli konuşmacılarımız düşünce biçimlerimiz ve yeni çağın beklentilerini bizimle paylaşacaklar. İşte burada olmamızın, bunları konuşmamızın nedeni bu: Mühendislik zekâsını yükseltmek ve kadın mühendisleri bu fırsatlarla dolu yeni çağda olmaları gereken yere taşımak. Başarılarını görünür kılmak, geleceğin mühendislik dünyasını konuşmak ve birlikte önemli bir kilometre taşına tanıklık etmek için. Beş yıl önce başlattığımız bu konferanslarda bir hayalimiz vardı: kadın mühendislerin daha görünür olduğu, birbirinden güç aldığı, genç kızlara ilham verdiği ve mühendislikte iş birliğinin büyüdüğü bir ekosistem kurmak. Bugün dönüp baktığımızda görüyoruz ki o hayal artık yalnızca bir konferans değil. Bir dayanışma ağına, bir gelişim platformuna ve her geçen gün büyüyen bir mühendislik hareketine dönüştü.” TÜMKAD uluslararası arenada Çıktıkları yolculukta kendileriyle beraber yürüyen tüm üyelerine, gönüllülerine ve paydaşlarına teşekkür eden Öztürk, 160’ı aşan üyeleri, 11 kurumsal üyeleri, ulusal ve uluslararası 7 temsilcilikleriyle; ‘Kutup Yıldızım Mentörlük Projesi’, ‘Dönüşüm Bugün Projesi’, ‘Liselerde Geleceğin Meslekleri Fütürizm Konferansları’, ‘GIF-T Idethon’, ‘Yeşil Okuryazarlık Projesi’, ‘TÜMKAD ve TEV Burs Fonu Tiyatro Projesi’, ‘QueengTech Buluşmaları (QTB) ve QTBinside’, ‘İlham Veren Mühendis KadınlarPodcast’i’ olmak üzere 10 ayrı projeyi aynı anda yürüttüklerine dikkat çekti. Mühendislik zekâsının yükseldikçe kadınların yükseleceğine işaret eden TÜMKAD Kurucu Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, kadınların yükselmesinin de geleceğin yükselmesi anlamına geleceğini ifade etti. Konferanslarının beşinci yılını kutladıklarına değinen Öztürk, ‘5’ sayısının kendileri için özel bir anlam ifade ettiğini belirtti. ‘5’ sayısının çocuklukların da defterlerine gururla yazılan ‘pekiyi’ notunu ifade ettiğini hatırlatan Öztürk, ‘5’ sayısının aynı zamanda bugün Türkiye’nin 5G teknolojisine geçişini, hızlanan dijital dönüşümü ve geleceğe duyulan inancı simgelediğini vurguladı. TÜMKAD olarak, Endüstri 5.0 ve yapay zekâ çağında mühendislik zekâsıyla üreten, dönüştüren ve geleceğe yön veren kadın mühendislerle yol almaya devam edeceklerine işaret eden Öztürk, geleceği beklemeyip, geleceği tasarladıklarını ifade etti. Öztürk’ten anlamlı teşekkür Sponsorlara ve etkinlikte emeği geçenlere teşekkür eden TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Hepinizin 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü’nü kutluyor; keyifli, ufuk açıcı ve mühendislik zekâmızı yükselten bir gün diliyorum.’ Öztürk’ün konuşmasının ardından protokol konuşmalarına geçildi. Kadın mühendislerin teknolojiye büyük katkısı Konuşmasına TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk’ü ve TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyeleri ile Komisyon Üyelerini tebrik ederek başlayan MARSİFED Başkanı Osman Akın, mühendis kadınların teknolojinin gelişimine büyük katkıları bulunduğunu söyledi. Kadın girişimci iş gücünün teknolojik gelişime büyük katkısı bulunduğunu vurgulayan Akın, başarılı çalışmaları nedeniyle TÜMKAD’ı tebrik etti. Federasyonları çatısı altında faaliyet gösteren TÜMKAD’ın, MARSİFED’e değer kattığını ifade eden Akın, her durum ve koşulda, TÜMKAD’ın yanında olduklarını da sözlerine ekledi. Mühendis kadınların siyasetteki gücü Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir de TÜMKAD’ın şahsında ‘Dünya Kadın Mühendisler Günü’nü kutladı. Mühendis kadınların siyaset sahnesinde de yer almalarının, sorunların çözümüne, çözüm odaklı pratik mühendis bakış açısının getireceğini ifade eden Özdemir, TÜMKAD’a çalışmalarında başarılar diledi. Nilüfer’in kadın şehri olduğuna işaret eden Özdemir, “Çalışan annelerimizin yanında yer almak ve onların hayat yüklerini hafifletebilmek için çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bunlardan biri de ‘Nilüfer 95’ projesi. Adını 36 aylık bebeklerin boy ortalamasından alan projemiz, anne karnına düşen yavrularımızın 7’nci ayından itibaren doğumundan sonraki 36 aylık sürece kadar geçen dönemdeki bedensel ve psikolojik gelişimlerine destek olmayı hedefliyor. Çocuklarımızı 36 ayın ardından kreşlerimize alacağız. Yavrularımızı kreşlerimizde, Atatürk’ün öğretileri doğrultusunda çağdaş uygar bireyler olarak yetiştireceğiz” diye konuştu. Açılış ve protokol konuşmalarının ardından sponsorlara teşekkür plaketi törenine geçildi. Ana sponsorlar Etkinliğin ana sponsoru İstanbul Gelişim Üniversitesi adına İstanbul Gelişim Üniversitesi ve Gökkuşağı Kolejleri Yönetim Kurulu Üyesi Betül Gayretli ile diğer ana sponsor CW Enerji Plus Bursa adına Genel Müdür Alperen Elmalı’ya teşekkür plaketlerini TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk takdim etti. Yaka İpi sponsoru ESA Lojistik adına ESA Lojistik Mühendislik ve Operasyon Geliştirme Yöneticisi Aslı Şarkışla’ya plaketini TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyesi Gökçe Yurdakul İleri takdim etti. Destek sponsorları Femtek Mühendislik adına Femtek Mühendislik kurucularından TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Elif Kuş’a, Martur Fompak International adına Sosyal Sürdürülebilirlik Müdürü Saadet Çağal’a, Özel Tan Balat Okulları adına Genel Müdür Can Akyollu adına İpek Akyollu’ya, Promsonn Teknoloji adına Fabrika Müdürü Ramiz Er’e, Ritim Yönetim adına Genel Müdür Yardımcısı Pınar Kamber Borazan’a, Zone İnşaat adına Zone İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Şimşek’e plaketlerini TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Köksal takdim etti. Ulaşım Sponsoru ARCA Otomotiv adına ARCA Otomotiv SEAT Kupra Satış Müdürü Bahar Durmuş’a, Medya Prodüksiyon Sponsoru DODO Prodüksiyon adına DODO Prodüksiyon Kurucusu Doğan Batman’a, Hediye Sponsoru Kozaş Kozmetik adına Kozaş Kozmetik Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ecz. Neslihan Şahin ve Kozaş Kozmetik Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ecz. Melike Şahin’e, Yaka Kartı Sponsoru Nilüfer Belediyesi adına Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş’e plaketlerini TÜMKAD Kurucu Üyesi ve Yönetim Kurulu Üyesi Funda Geyimer takdim etti. Medya ve İletişim Sponsoru BPR İletişim Adına BPR İletişim Danışmanlığı Kurucusu Kenar Kibar’a, Tasarım Sponsoru Kırmızı Küp Ajans adına Kırmızı Küp Ajans Kurucusu Göktuğ Konukoğulları’na, Etkinlik Sponsoru Patansiyel İnşaat adına Potansiyel İnşaat Kurucusu Sennur Çelik’e, Tekstil Sponsoru Yeşim Tekstil adına Yeşim Grup Yalın Liderlik ve Sürekli Geliştirme Yöneticisi Neslin Gazioğlu Özkaya’ya TÜMKAD üyesi Sevil Arslan’a ‘Sevil’in Fırçası’ sergisi nedeniyle plaketlerini TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Elif Kuş takdim etti. Son olarak, TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyesi Gökçe Yurdakul İleri’ye organizasyonun düzenlenmesine 3 yıldır liderlik ettiği için teşekkür plaketi takdim etti. Plaketleri takdim edilen ana sponsorlar ve destek sponsorları toplu fotoğrafta bir araya geldi. Sponsorlara plaket takdiminin ardından panel ve oturumlara geçildi. Fuaye alanında stantlar Etkinliğin fuaye alanında ise konuklar; Vodafone standında 5G deneyimini tecrübe ettiler. Yine konuklar, İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin geliştirdiği ‘insansız hava aracı’nı inceleme fırsatı buldular. Konuklar ayrıca TÜMKAD Üyesi Sevil Arslan’ın “Sevil’in Fırçası” sergisinde, tablolar üzerindeki karekodları okutarak Arslan’ın kendi sesinden tablonun ortaya çıkış hikayesini dinleyerek, tabloyu hareketli ve 3 boyutlu olarak da izleyebildiler. Etkinlik kapsamında ayrıca Ufuk Tarhan’ın T-İnsan kitabının son baskısı da fuaye alanında okurları için imzaladı.

Araç muayenesinde kart komisyonu tarih oluyor! Haber

Araç muayenesinde kart komisyonu tarih oluyor!

Türkiye'de araç muayene hizmetlerinde yeni bir dönemin hazırlıkları sürerken, hizmeti 15 Ağustos 2027 itibarıyla yürütecek olan TURKA'dan araç sahiplerini yakından ilgilendiren bir açıklama geldi. Şirket, kredi kartı ve banka kartıyla yapılan araç muayene ödemelerinde komisyon alınmayacağını duyurdu. TURKA İcra Kurulu Üyesi Serhan Salman, araç sahiplerinden gelen geri bildirimlerin yeni hizmet modelinin şekillendirilmesinde önemli rol oynadığını belirterek, özellikle kartlı ödemelerde uygulanan komisyonun vatandaşların en fazla şikâyet ettiği konular arasında yer aldığını söyledi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile yürütülen görüşmeler sonucunda mutabakata varıldığını ifade eden Salman, "15 Ağustos 2027'den itibaren hizmet sunacağımız dönemde kredi kartı ve banka kartı ile yapılacak ödemelerde herhangi bir komisyon uygulanmayacak" dedi. 81 İLDE 249 İSTASYON KURULACAK Türkiye genelinde araç muayene altyapısına yönelik yoğun yatırım programı yürüttüklerini belirten Salman, amaçlarının yalnızca yeni istasyonlar açmak değil, ülkenin her noktasında aynı standartta hizmet veren, dijital altyapıyla desteklenen ve erişilebilir bir sistem oluşturmak olduğunu vurguladı. Bu kapsamda 81 ilde toplam 249 yeni nesil araç muayene istasyonunun hizmet vereceğini açıklayan Salman, şartnamede yer alan 75 mobil istasyonun üzerine çıkarak ilk etapta 100 mobil istasyonu devreye almayı hedeflediklerini söyledi. Mobil istasyon sayısının ilerleyen dönemde 250'ye çıkarılması planlanıyor. TURKA'nın araç muayene süreçlerini dijital teknolojilerle yeniden tasarlamayı hedeflediğini belirten Serhan Salman, yapay zekâ destekli görüntü işleme sistemleri, çok noktalı kamera altyapıları ve lazer tarayıcı teknolojilerinin kullanılacağı örnek bir istasyonun İstanbul'da faaliyete geçirileceğini açıkladı. Türkiye'de trafikte 34 milyondan fazla aracın bulunduğunu hatırlatan Salman, tekrar muayenelerle birlikte yılda yaklaşık 16 milyon araç muayenesi gerçekleştirildiğini belirterek, hedeflerinin yüksek kapasiteli, hızlı ve kullanıcı dostu bir muayene sistemi kurmak olduğunu ifade etti.

‘Daha Yeşil Bursa’ adına dünyadaki iyi uygulamalar yakın takipte Haber

‘Daha Yeşil Bursa’ adına dünyadaki iyi uygulamalar yakın takipte

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Yeşil Şehirler Belediye Başkanları Toplantısı İngiltere’nin Başkenti Londra’da gerçekleştirildi. EBRD Yeşil Şehirler Programı'nın 10. yılında Londra’da düzenlenen ve iki gün süren etkinlikte, şehirlerin ulaşım, ısıtma ve konut sistemlerini daha temiz ve uygun maliyetli enerjiyle nasıl elektriklendirebilecekleri ele alındı. Ayrıca, uzun vadeli maliyetleri azaltan, düşük karbonlu ve geleceğe hazır konutların nasıl hayata geçirilebileceği ile iklim değişikliğine uyum, döngüsel kaynak kullanımı ve sel direncini desteklemek amacıyla atık su sistemlerinin nasıl modernize edilebileceği değerlendirildi. Etkinlikte, yükselen sıcaklıklar karşısında ısı direncinin nasıl güçlendirilebileceği ve iklim kaynaklı şoklara müdahalede yapay zekânın gelişen rolü de mercek altına alındı. Toplantıya Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba’nın yanı sıra Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da katıldı. Program kapsamında çeşitli temaslarda bulunan ve ‘Yarına yatırım yapmak: herkes için yeşil ve dayanıklı şehirler inşa etmek’ temalı Yeşil Şehirler Belediye Başkanları Toplantısı’na katılan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, “Londra’da gerçekleşen EBRD Yeşil Şehirler Belediye Başkanları Toplantısı’na katılarak geleceğin şehirleri üzerine önemli değerlendirmelerde bulunduk. İklim değişikliğiyle mücadeleden şehir hizmetlerinde yenilikçi çözümlere, düşük karbonlu ulaşım ve altyapıdan yapay zekâ destekli kentsel yönetim uygulamalarına kadar pek çok konuda uluslararası deneyimleri dinleme ve paylaşma imkânı bulduk. Programa Türkiye'den katılan belediye başkanlarımız ile birlikte şehirlerimizin geleceğine dair verimli temaslarda bulunduk. Bursa’mızı daha yeşil, daha güçlü ve daha dirençli bir şehir haline getirmek için dünyadaki iyi uygulamaları yakından takip ediyor, yeni iş birlikleri için temaslarımızı ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz” değerlendirmelerinde bulundu.

Bursa'nın yeni ekonomi haritası şekillendi Haber

Bursa'nın yeni ekonomi haritası şekillendi

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa iş dünyası için müjde niteliğinde olan tarihi projeleri ilk kez kamuoyuyla paylaştı. Kentin üretim, ticaret, teknoloji ve lojistik altyapısını yeni nesil ekonomi vizyonuyla güçlendirecek projelerini Hilton Otel’de düzenlenen lansmanda paylaşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO’nun son 13 yılda kentin geleceğine yön veren güçlü bir dönüşüm hamlesini başarıyla hayata geçirdiğini ifade etti. Başkan Burkay, “Bursa’mızın yeni dönem ekonomi vizyonunu, birlikte kurduğumuz güçlü bir geleceğin adımlarını ve bu şehrin iş dünyasının ortak iradesini paylaşmak üzere bir aradayız. Bugün sizlerle sadece yeni hedefler değil; tamamlanmış, Bursa iş dünyasının gerçek ihtiyaçlarından doğmuş somut adımları paylaşıyorum.” dedi. “16 MAKRO PROJEDEN 60’TAN FAZLA DEV ESERE ULAŞTIK” BTSO’nun 25 Mart 2013’te “Bursa için hayalimiz var” diyerek çıktığı yolda 16 makro projeyle başlayan vizyonun bugün 60’tan fazla projeye ulaştığını hatırlatan İbrahim Burkay, bu projelerin her birinin Bursa’nın üretim, ihracat, teknoloji, eğitim, istihdam ve ticaret altyapısını güçlendiren kalıcı eserler olduğunu dile getirdi. Başkan Burkay, “Ne mutlu ki bugün; 60 bini aşkın üyemizin inancı ve desteğiyle, her bir üyemize dokunan, bu kentin ve ülkemizin ekonomi tarihine geçen 60’tan fazla dev eseri Bursa’mıza kazandırdık. Bugün gönül rahatlığıyla ifade edebiliriz ki Bursa, son 13 yılda 50 yıllık bir altyapı hamlesini gerçekleştirmiştir.” ifadelerini kullandı. Bu süreçte Türkiye’nin terör saldırılarından ekonomik dalgalanmalara, küresel krizlerden pandemiye ve asrın deprem felaketine kadar çok büyük sınamalardan geçtiğini hatırlatan Burkay, BTSO’nun her kriz döneminde üyeleriyle daha yakın temas kurarak çözüm üreten bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. BURSA’NIN YENİ EKONOMİ HARİTASI ŞEKİLLENDİ BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, lansmanda Bursa’nın yeni ekonomi haritasının temel başlıklarını da kamuoyuyla paylaştı. Yeni dönemde TEKNOSAB KOBİ OSB, Organize Ticaret Bölgeleri, Gıda İhtisas OSB, inşaat sektörü için lojistik depolama alanları, Data Center Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, TEKNOSAB Teknopark, Yapay Zeka Dönüşüm Merkezi ve Fidan Han gibi projelerin Bursa’nın büyüme modelinin ana unsurları olacağını belirten Burkay, bu projelerin üretimden ticarete, teknolojiden lojistiğe kadar bütüncül bir kalkınma yaklaşımının parçaları olduğunu kaydetti. İbrahim Burkay, “KOBİ’lerimizin büyümeye ihtiyacı var. Gıda sektörümüzün ihtisaslaşmış üretim alanına ihtiyacı var. İnşaat sektörümüzün düzenli üretim ve depolama alanlarına ihtiyacı var. Ticaret erbabımızın yeni, planlı ve güçlü ticaret bölgelerine ihtiyacı var. Sanayimizin lojistik güce, teknoloji altyapısına ve yeni nesil yatırım modellerine ihtiyacı var. Biz bu ihtiyaçları ayrı ayrı değil, Bursa’mızın yeni ekonomi haritasının parçaları olarak görüyoruz.” diye konuştu. KOBİ’LERE TARİHİ MÜJDE: TEKNOSAB KOBİ OSB HAYATA GEÇTİ Başkan Burkay, TEKNOSAB ekosisteminin sunduğu altyapı, lojistik, teknoloji ve yatırım avantajlarının artık KOBİ’lerle buluşacağını belirterek, KOBİ’lerin üretim alanı ihtiyacına cevap verecek projede kamu yararı onaylarının tamamlandığını ve kamulaştırma sürecinin başladığını açıkladı. İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB’de nihai taleplerin kısa süre içinde toplanacağını duyurarak, projenin KOBİ’ler için yeni bir dönüşüm döneminin başlangıcı olacağını ifade ederek, “KOBİ OSB ile uzun yıllardır büyük bir heyecanla beklenen önemli bir yatırımı hayata geçirdik. Kamu yararı onaylarımız çıktı. Kamulaştırma sürecimiz başladı. Temmuz ve Ağustos aylarında nihai taleplerimizi toplayacağız. TEKNOSAB ekosisteminin sunduğu avantajlarla KOBİ’lerimiz için dönüşüm resmen başladı. KOBİ’lerimiz ve Bursa’mız için hayırlı olsun.” değerlendirmesinde bulundu. Projenin, Bursa’da küçük ve orta ölçekli işletmelerin daha planlı, güçlü ve rekabetçi üretim alanlarına kavuşması açısından tarihi bir adım olduğuna işaret eden Burkay, KOBİ’lerin yeni nesil sanayi altyapısı içinde büyümesinin Bursa ekonomisinin geleceği için kritik önemde olduğunu vurguladı. BTSO Başkanı İbrahim Burkay, ticaretin de sanayi gibi yeni nesil altyapıya, lojistik bağlantılara ve planlı gelişim bölgelerine ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Bu kapsamda TEKNOSAB içinde Organize Ticaret Bölgesi projesinin de hazırlandığını, merkezin kurulacağı alanın belirlendiğini ve yakın zamanda taleplerin toplanacağını açıklayan Başkan Burkay, projenin Bursa ticaret erbabı için planlı, modern ve güçlü bir büyüme alanı oluşturacağını söyledi. Başkan Burkay, 2015 yılında projelendirilen ve Bursa’nın sektörel ihtiyaçlarına yanıt verecek Gıda İhtisas OSB ile inşaat sektörü için lojistik depolama alanlarının da yine TEKNOSAB’ın genişleme alanındaki bölgede yerlerinin belirlendiğini belirtti. Gıda sektörünün ihtisaslaşmış üretim alanlarına, inşaat sektörünün ise düzenli üretim ve depolama bölgelerine ihtiyaç duyduğunu ifade eden Burkay, bu projelerin sektörlerin verimliliğini, kapasitesini ve rekabetçiliğini artıracağını söyledi. TEKNOSAB’DA YATIRIM TUTARI 100 MİLYAR LİRAYA ULAŞACAK BTSO’nun en önemli vizyon projelerinden TEKNOSAB’ın Bursa’nın üretim gücünü büyüten stratejik bir yatırım olduğunu belirten İbrahim Burkay, bölgenin 3 yılda yatırıma hazır hale getirildiğini hatırlattı. TEKNOSAB’da 60 milyar liralık yatırımla 27 fabrikanın üretimde olduğunu aktaran Burkay, 2027 sonunda ise üretime geçen firma sayısının 52’ye ulaşacağını bildirdi. Burkay, TEKNOSAB’da toplam yatırım tutarının 100 milyar liraya çıkacağını, 2030 yılında ise tüm parsellerde üretim hedeflendiğini kaydetti. Burkay, TEKNOSAB Lojistik Teknopark’ın Bursa’da ortak akıl, ortak yatırım ve ortak kazancın en somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Küçük esnaftan sanayiciye kadar Bursa iş dünyasının aynı yatırımda buluştuğunu belirten Burkay, projede 650’den fazla yatırımcının yer aldığını, 75 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirildiğini, Türkiye’nin en geniş katılımlı girişim sermayesi yatırım fonlarından birinin bu modelle hayata geçtiğini ifade etti. Burkay, projenin 210 milyon dolarlık yatırım bütçesine sahip olduğunu, döviz bazında yüzde 87, Türk lirası bazında ise yüzde 126 değer artışı sağladığını bildirdi. DATA CENTER, TEKNOPARK VE YAPAY ZEKÂ DÖNÜŞÜM MERKEZİ BTSO’nun yeni dönem vizyonunda dijital altyapı, veri ekonomisi, teknoloji geliştirme ve yapay zeka dönüşümü de önemli yer tutuyor. Başkan Burkay, dünya ekonomisinde üretim gücünün teknolojiyle, sanayi kabiliyetinin dijital dönüşümle, şehirlerin rekabet avantajının ise yapay zeka ve veri temelli yeni ekonomiyle belirlendiği bir döneme girildiğini söyledi. Bu kapsamda Data Center, TEKNOSAB Teknopark ve Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi projeleriyle Bursa’nın yeni nesil üretim ve dijital dönüşüm süreçlerine liderlik edecek bir konuma taşınmasının hedeflendiğini ifade eden Burkay, “Bursa; teknolojik gelişmeleri geriden takip eden değil, yeni nesil üretim, dijital dönüşüm ve yapay zekâ odaklı ekonomi sürecine doğrudan yön veren bir şehir olma iradesine sahiptir.” dedi. BTSO’nun Bursa’nın tarihi ticaret merkezlerine yönelik projelerine de değinen Burkay, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin kentin ticaret hafızasını ve kültürel kimliğini taşıyan en değerli merkezlerden biri olduğunu söyledi. Payitaht Çarşı projesiyle bu güçlü mirası korurken çarşı esnafını yeni dönemin ticaret anlayışına hazırlamayı hedeflediklerini belirten Burkay, eğitim ve gelişim programlarıyla esnafın kurumsal kapasitesini artırdıklarını, Dijital Dönüşüm Merkezi ile de işletmelerin dijitalleşme süreçlerine destek verdiklerini ifade etti. Payitaht Çarşı Alışveriş Günleri gibi organizasyonlarla bölgedeki ticari hareketliliği güçlendirdiklerini aktaran Burkay, mülkiyeti BTSO’ya ait İç Fidan Han ve Kubbeli Hal alanında da modern bir dönüşüm projesi hayata geçireceklerini açıkladı. Açık pazar, müze çarşı ve yaşayan han konseptiyle tarihi dokuyu ticari canlılıkla buluşturacak projeyle İç Fidan Han’a doğrudan erişim sağlanacağını vurgulayan Burkay, böylece hanların görünürlüğünün artırılacağını, bölgenin tarihi değerlerinin yeniden gün yüzüne çıkarılacağını ve çarşı üyelerinin en önemli taleplerinden biri olan erişilebilirlik ile ticari hareketlilik ihtiyacına güçlü bir çözüm sunulacağını kaydetti. Başkan Burkay, BTSO’nun yeni dönem vizyonunun merkezinde ortak akıl, güven, emek ve Bursa’ya inanma iradesinin bulunduğunu vurguladı. Bursa’nın gelecek yüzyılına güçlü bir ekonomi, planlı üretim alanları, yeni nesil teknoloji altyapısı ve yüksek rekabet gücüyle hazırlanmayı hedeflediklerini belirten Burkay, BTSO’nun 60 bini aşkın üyesinden aldığı güçle ortak aklın rehberliğinde çalışmaya devam edeceğini söyledi. Burkay, amaçlarının çocuklara daha güçlü bir ekonomi, daha itibarlı bir şehir ve daha büyük hedefleri olan bir Bursa bırakmak olduğunu belirterek, "Bugüne kadar nasıl ilkleri birlikte başardıysak, bundan sonra da aynı kararlılıkla, aynı heyecanla ve aynı inançla çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Bursa iş dünyasının cesaretine, hedef koyma iradesine ve başarma azmine inandıklarını ifade eden İbrahim Burkay, “Bu yolculukta her üyemizin emeği, katkısı ve desteği bizim için değerlidir. Bursa için çıktığımız bu yolda yine birlikte yürüyeceğiz. Üretimde, ticarette, teknolojide, ihracatta ve ortak yatırım hedeflerimizde aynı inançla hareket edeceğiz. Güçlü Bursa için omuz omuza verecek, şehrimizin ve ülkemizin kalkınma yolculuğuna hep birlikte değer katacağız. Birliğimiz daim, yolumuz açık olsun.” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.