Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Yağ Dokusu

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Yağ Dokusu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yağ Dokusu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kilo vermek kişiden kişiye değişiyor: "25'er kilo veren iki kişinin cildi neden farklı toparlanıyor" Haber

Kilo vermek kişiden kişiye değişiyor: "25'er kilo veren iki kişinin cildi neden farklı toparlanıyor"

Kilo kaybının ardından bazı kişilerde karın, kol ve uyluk bölgelerinde deri fazlalığı ortaya çıkarken bazı kişilerde yüz bölgesindeki hacim kaybı daha belirgin hale geliyor. Aynı miktarda kilo veren iki kişinin farklı sonuçlarla karşılaşabildiğine dikkat çeken Medicana Ataşehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Doğan, "Herkes için geçerli bir kilo sınırı yok. Kilo kaybının başlangıç ağırlığına oranının yanı sıra yaş, derinin kalınlığı ve elastikiyeti, deri altındaki yağ dokusu ve geçmişte yaşanan kilo değişimleri de değerlendirmede önem taşıyor" dedi. Derinin de bir kilo geçmişi var Tekrarlayan kilo alıp verme süreçlerinin ciltteki gevşekliği belirginleştirebildiğini söyleyen Prof. Dr. Doğan, "Bu durum, ‘derinin hafızası' olarak tanımlanabilmektedir. Özellikle daha önce birkaç kez 30-40 kilogram verip yeniden alan kişilerde deri fazlalığı daha belirgin görülebildiği için cerrahi öncesinde sadece mevcut kilo değil, hastanın kilo geçmişi de değerlendirilmektedir. Bunun yanında derinin kalınlığı ve esnekliği yanı sıra güneş maruziyeti ve deri altında kalan yağ dokusu da dikkate alınmaktadır" şeklinde görüş verdi. Kilo kaybı yüz ve karın bölgesini farklı etkiler Kilo kaybıyla birlikte yüz bölgesindeki yağ dokusunun azalmasının yanaklarda hacim kaybına ve daha çökük bir görünüme yol açabildiğini belirten Prof. Dr. Doğan, karın bölgesindeki sarkmanın ise farklı unsurlardan kaynaklandığını ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü: "Karındaki deri fazlalığının yanı sıra deri altında kalan yağ dokusu ve karın duvarındaki gevşeklik de görünümü etkiler. Muayenede bu unsurlar ayrı ayrı değerlendirilir. Böylece kişinin şikâyetine neden olan değişimin hangi dokulardan kaynaklandığı belirlenir." Cerrahi müdahale için kilo dengesinin sağlanması beklenir Kilo kaybı sonrasında ameliyat için uygun zamanın belirlenmesinde son aylardaki kilo seyrinin önem taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Doğan, kilo verme süreci devam eden kişilerde vücut ölçülerinin de değişmeyi sürdürdüğünü kaydetti. Bu nedenle cerrahi planlamanın genellikle kilonun dengelenmesinin ardından yapıldığını belirten Doğan, "Deri fazlalığının bulunduğu bölgelerin ve bu durumun günlük yaşama etkisi de karar sürecinde dikkate alınır. Çünkü deri fazlalığı yalnızca estetik kaygılara yol açmaz. Yürürken deri kıvrımlarının birbirine sürtünmesi, aynı bölgelerde tekrarlayan pişikler veya deri kıvrımlarında yara oluşması kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir. Bu tür şikâyetler cerrahi değerlendirmeyi gündeme getirebilir. Ancak ameliyatın zamanlamasını hastanın kilo seyri ve genel sağlık durumunu birlikte değerlendirerek belirlenir" diye konuştu. Hastanın beslenme durumu da cerrahide önemli Kilo dengesi sağlandıktan sonra cerrahi değerlendirmede beslenme durumu ve yara iyileşmesini etkileyebilecek sağlık sorunlarının da incelendiğini belirten Prof. Dr. Doğan, "Özellikle obezite cerrahisi geçiren kişilerde vitamin ve mineral eksiklikleriyle karşılaşılabilmektedir. Ameliyat öncesinde yapılan tetkiklerde saptanan beslenme eksiklikleri ve kontrol altında olmayan diyabet gibi sağlık sorunları cerrahi takvimi etkileyebilmektedir. Ameliyat öncesinde hastanın genel sağlık durumunun, beslenme değerlerinin ve iyileşme sürecini etkileyebilecek risklerin değerlendirilmesi gerekiyor. Ameliyat sonrasında yeniden belirgin kilo değişimi yaşanması da işlem yapılan bölgelerin görünümünü etkileyebiliyor. Bu nedenle kilo kontrolü, ameliyat sonrasındaki takip sürecinde de önem taşıyor" ifadelerini kullandı.

Dikkat! Spora ve diyete rağmen görülen meme büyümesinin nedeni jinekomasti olabilir Haber

Dikkat! Spora ve diyete rağmen görülen meme büyümesinin nedeni jinekomasti olabilir

Erkeklerde meme bölgesindeki büyüme çoğu zaman kilo artışıyla ilişkilendirilse de bu görünümün arkasında meme bezinin büyümesiyle karakterize jinekomasti bulunabiliyor. Ergenlik ve ileri yaş dönemlerinde hormonal değişimlere bağlı olarak ortaya çıkabilen bu durum, bazı kişilerde kendiliğinden gerilerken bazılarında kalıcı hale gelebiliyor. Özellikle fiziksel görünümünden rahatsızlık duyan ve sosyal yaşamında çekingenlik yaşayan erkeklerde jinekomasti, yaşam kalitesini etkileyen bir soruna dönüşebiliyor. Medicana Çamlıca Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İlkay Şamil Beydilli, jinekomastinin nedenlerinin doğru değerlendirilmesinin tedavi sürecindeki önemine işaret ederek "Erkeklerde meme dokusunun büyümesi ekseriyâ kozmetik bir sorun olarak görülse de bazı durumlarda hormonal dengesizlikler, kullanılan ilaçlar veya endokrin hastalıklarla ilişkili olabilir. Bu nedenle öncelikle büyümenin nedeninin belirlenmesi gerekir" dedi. Her meme büyümesi fazla kilodan kaynaklanmıyor Jinekomastinin ergenlik ve ileri yaş dönemlerinde fizyolojik olarak ortaya çıkabildiğini belirten Op. Dr. İlkay Şamil Beydilli, ergenlik dönemindeki hormonal değişimlerin geçici meme büyümesine yol açabildiğini, ileri yaşlarda ise androjen hormonlarının etkisindeki azalmanın benzer bir tablo oluşturabildiğini ifade etti. Göğüs bölgesindeki yağ dokusu artışı ile meme bezinin büyümesinin birbirinden farklı durumlar olduğuna dikkat çeken Op. Dr. İlkay Şamil Beydilli, tedavi planının da bu ayrım doğrultusunda şekillendiğini belirtti. Özellikle diyet ve egzersize rağmen devam eden meme büyümesinde yalnızca kilo kontrolüne odaklanmak yerine uzman değerlendirmesinin önem taşıdığını vurguladı. Cerrahi tedavi her hasta için gerekli olmayabilir Jinekomastide tedavi kararının hastanın yaşı, meme dokusunun yapısı, şikâyetlerin süresi ve altta yatan nedenler dikkate alınarak verilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. İlkay Şamil Beydilli, özellikle ergenlik döneminde görülen bazı vakaların kendiliğinden gerileyebildiğini söyledi. Kalıcı hale gelen ve kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen durumlarda ise cerrahi tedavinin değerlendirilebildiğini ifade eden Op. Dr. İlkay Şamil Beydilli, "Ameliyat öncesinde hastanın beklentilerini ayrıntılı şekilde dinliyoruz. Meme bölgesindeki yağ ve bez dokusunun dağılımını değerlendirerek kişiye uygun cerrahi yöntemi belirliyoruz. Burada önemli olan yalnızca fiziksel görünümü düzeltmek değil, hastanın sağlık durumunu ve beklentilerini birlikte ele almak" açıklamasında bulundu. Ameliyatta yağ ve meme bezi dokusuna yönelik farklı yöntemler uygulanabiliyor Jinekomasti ameliyatında kullanılacak yöntemin meme dokusunun özelliklerine göre belirlendiğini aktaran Op. Dr. İlkay Şamil Beydilli, bazı hastalarda liposuction yöntemiyle fazla yağ dokusunun uzaklaştırılabildiğini, meme bezinin belirgin olduğu durumlarda ise cerrahi olarak doku çıkarılmasının gerekebildiğini anlattı. Genel anestezi altında gerçekleştirilen ameliyatın ekseriyâ yaklaşık 1-1,5 saat sürdüğünü belirten Beydilli, gerekli durumlarda liposuction ve cerrahi doku çıkarma işlemlerinin birlikte uygulanabildiğini ifade etti. Ameliyat sonrasında küçük cerrahi kesilere bağlı izlerin oluşabileceğini, bu izlerin zamanla daha az belirgin hale gelebildiğini de sözlerine ekledi. Günlük yaşama dönüş birkaç gün içinde mümkün olabiliyor Jinekomasti ameliyatı sonrasında iyileşme sürecinin hastanın genel sağlık durumuna ve uygulanan cerrahi yönteme göre değişebildiğini belirten Op. Dr. İlkay Şamil Beydilli, ameliyatın ardından ilk günlerde hafif ağrı ve ödem görülebileceğini söyledi. Hastaların uygun şartlarda yaklaşık 4-5 gün içerisinde iş yaşamlarına dönebildiğini ifade eden Op. Dr. İlkay Şamil Beydilli, "Ameliyat sonrası ilk dört hafta destekleyici medikal korse kullanılmasını öneriyoruz. Ayrıca yaklaşık bir ay boyunca ağırlık kaldırma ve yoğun fitness aktivitelerinden uzak durulması gerekiyor. Göğüs bölgesinin son şeklini alması ise yaklaşık 4-5 ayı bulabiliyor" dedi. Her cerrahi işlemde olduğu gibi jinekomasti ameliyatında da enfeksiyon, kanama ve asimetrik görünüm gibi risklerin bulunabileceğini hatırlatan Op. Dr. İlkay Şamil Beydilli, başarılı bir tedavi sürecinde doğru hasta seçimi, kişiye uygun cerrahi planlama ve ameliyat sonrası önerilere uyumun önemli olduğunu vurguladı.

"Su İçsem Yarıyor Diyorsanız Lipödem Olabilirsiniz" Haber

"Su İçsem Yarıyor Diyorsanız Lipödem Olabilirsiniz"

Klasik Kilo Verme Yöntemlerine Direnç Gösteriyor Halk arasında sıkça kurulan "Su içsem yarıyor" cümlesinin altında lipödemin yatabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Karacalar, hastalığı şu sözlerle tanımladı:"Lipödem, çoğunlukla kadınlarda görülen, simetrik ve ağrılı yağ dokusu birikimi ile karakterize; özellikle bacak, kalça, alt karın ve kollarda görülen kronik bir hastalıktır. Klinik olarak en dikkat çekici özelliklerinden biri, bu yağ dokusunun klasik kilo verme yöntemlerine, özellikle diyet ve egzersize direnç göstermesidir." Diyet Neden Lipödem Yağlarını Eritemez? Doğru beslenmenin lipödem sürecindeki etkilerini değerlendiren Prof. Dr. Karacalar, yağ yakımının neden gerçekleşmediğini bilimsel bir temele dayandırdı:"Doğru diyetin lipödemdeki etkisi; yangıyı azaltması, şikayetleri hafifletmesi ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatması olabilir. Ancak lipödemli yağ dokusunu ortadan kaldırmaz. Lipödemdeki yağ dokusunda dolaşım bozuktur ve düşük oksijenli bir ortam vardır. Bu durum, yağ dokusunun metabolik olarak aktif şekilde kullanılmasını engeller. Diyetle sağlanan enerji açığına rağmen bu bölgelerde yağ yakımı gerçekleşmez." "Mide Küçültme Ameliyatı Lipödemde Anlamlı Bir Gerileme Sağlamaz" Lipödemin obezite ile karıştırılmaması gerektiğini ve obezite cerrahisinin lipödemi tedavi edemeyeceğini vurgulayan Karacalar, sözlerine şöyle devam etti:"Mide küçültme ameliyatı, enerji alımını azaltarak kilo kaybı sağlayan etkili bir yöntemdir; ancak, enerji dengesinden bağımsız gelişen bölgesel bir yağ dokusu hastalığıdır. Bu nedenle ameliyat, lipödemli dokuda anlamlı bir gerileme sağlamaz." Tedavide 'Özellikli Liposuction' ve Koruyucu Program Vurgusu Günümüzdeki en etkili tedavi yöntemine de değinen Prof. Dr. Karacalar, klasik uygulamalardan farklı bir yaklaşım izlenmesi gerektiğinin altını çizerek, "Lipödem tedavisinde şu an bilinen en etkili yöntem liposuction'dır. Ancak burada daha özellikli liposuction yöntemleri (Superdry 4D gibi) ve koruyucu bir program uygulanmaktadır." ifadeleriyle açıklamalarını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.