Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Virüs

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Virüs haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Virüs haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Keneye Karşı Basit Önlemler Hayat Kurtarıyor Haber

Keneye Karşı Basit Önlemler Hayat Kurtarıyor

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene vakalarında artış yaşanırken, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı da yeniden gündeme geldi. Nev Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirterek, hastalıktan korunmada kişisel önlemlerin büyük önem taşıdığını vurguladı. KKKA Nedir? Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nin kenelerin insanları ısırmasıyla bulaşan bir virüs tarafından oluşturulan ve ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve daha ciddi olgularda kanama gibi bulgu ve belirtiler oluşturarak ölümlere neden olabilen zoonotik, yani hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık olduğunu söyledi. Hastalığın ilk olarak Kırım bölgesinde, sonraki yıllarda ise Kongo’da tespit edildiğini belirten Özsoy, 1969 yılında bu iki bölgede görülen virüslerin aynı olduğunun anlaşılması üzerine hastalığın “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi” olarak isimlendirildiğini ifade etti. “Vakalar Bahar ve Yaz Aylarında Artıyor” KKKA vakalarının, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği bahar ve yaz aylarında görüldüğünü belirten Özsoy, hastalığın Türkiye’de ilk kez 2002 yılında Tokat’ta tespit edildiğini söyledi. Hastalığın çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaştığını kaydeden Özsoy, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Tokat, Yozgat, Sivas, Amasya, Çorum, Çankırı, Bolu, Kastamonu ve Karabük’ün hastalığın yoğun görüldüğü iller arasında yer aldığını dile getirdi. “Bulaşma Yollarına Dikkat” Hastalığın ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaştığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığın bulaştırıcısı olan asıl kene türünün Hyalomma marginatum olduğunu söyledi. Özsoy, bunun yanı sıra hastalığın viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku ve vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabildiğine dikkat çekti. “Belirtiler ve Kuluçka Süreci” Kuluçka döneminin genellikle 1 ila 3 gün arasında değiştiğini, en fazla ise 9 güne kadar uzayabildiğini belirten Özsoy, enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında bu sürenin 5 ila 6 gün, en fazla ise 13 gün olabileceğini ifade etti. “Hastalığın Özel Bir Tedavisi Bulunmuyor” KKKA’nın özel bir tedavisinin bulunmadığını vurgulayan Özsoy, tedavinin esasını destek tedavisinin oluşturduğunu söyledi. Günümüzde hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmadığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. “Her Yıl Nisan-Ekim Arasında Görülüyor” Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmaların Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü ifade eden Özsoy, kişisel korunma önlemlerinin alınmasının hastalığın kontrolünde ön planda olduğunu söyledi. Türkiye’de KKKA’nın her yıl nisan-ekim ayları arasında görüldüğünü, haziran ve temmuz aylarında ise vaka sayılarının zirveye ulaştığını belirten Özsoy, hastalığın yaklaşık yüzde 4-5 oranında ölümcül seyredebildiğini dile getirdi. Özsoy, 2002-2024 yılları arasında Türkiye’de 17 bin 132 vaka görüldüğünü ve 819 ölüm kaydedildiğini belirterek, en yüksek vaka sayısının 2009 yılında 1.318 vaka olarak gerçekleştiğini, 2017 yılında ise 343 vakanın tespit edildiğini söyledi. Hastalığın halen ülkemiz açısından önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ifade etti. “Risk Altındaki Meslek Grupları” Hastalığın özellikle endemik bölgelerde yaşayan tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçiler, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veteriner hekimler, veteriner sağlık teknisyenleri, enfekte hastalarla temas eden sağlık personeli, laboratuvar çalışanları, hasta yakınları, askerler ve kamp yapan kişiler açısından risk oluşturduğunu belirten Özsoy, bu grupların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. “Basit Tedbirlerle Korunmak Mümkün” Kene yönünden riskli alanlara gidilirken vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Özsoy, pantolon paçalarının çorap içine sokulmasının ve açık renkli kıyafetlerin kullanılmasının kenelerin fark edilmesini kolaylaştırdığını ifade etti. Riskli alanlardan dönüldüğünde vücudun dikkatlice kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Özsoy, kene tutunması halinde çıplak elle temas edilmeden uygun bir malzeme yardımıyla çıkarılması gerektiğini söyledi. Kenenin erken çıkarılmasının hastalığın bulaşma riskini azalttığını belirten Özsoy, kişinin keneyi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade etti. Hayvanların sağlıklı görünse bile hastalığı taşıyabileceğine dikkat çeken Özsoy, hayvanların kanı, vücut sıvıları ve dokularına çıplak elle temas edilmemesi gerektiğini söyledi. “Kene Çıplak Elle Ezilmemeli” Kenelerin uçan ya da zıplayan canlılar olmadığını, yerden yürüyerek insan vücuduna tırmandığını belirten Özsoy, vücuda tutunan veya hayvanlar üzerinde bulunan kenelerin kesinlikle çıplak elle öldürülmemesi ve patlatılmaması gerektiğini vurguladı. Kenelerin üzerine sigara basılması ya da kolonya ve gaz yağı gibi maddeler dökülmesinin yanlış bir uygulama olduğunu ifade eden Özsoy, bunun kenenin kasılmasına neden olarak virüsü kişiye bulaştırma riskini artırabileceğini söyledi. “Temas Sonrası Takip Önemli” Kene tutunan kişilerin 10 gün boyunca halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler açısından kendilerini izlemeleri gerektiğini belirten Özsoy, bu belirtilerden herhangi birinin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti. Maruz kalan kişilerin günlük vücut ısısı ölçümü ve haftalık tam kan sayımı da dahil olmak üzere iki haftalık bir izlem sürecinden geçirilmesi gerektiğini kaydeden Özsoy, karantina uygulanmasına gerek olmadığını söyledi. İzlem döneminde ateşli bir hastalık gelişmesi durumunda tanısal testlerin yapılması gerektiğini belirten Özsoy, Ribavirinin koruyucu amaçla kullanımının rolünün ise halen netlik kazanmadığını ve daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. “Çevre Temizliğinde Çamaşır Suyu Etkili” Çevre temizliği konusunda da bilgi veren Özsoy, sodyum hipokloritin, yani çamaşır suyunun virüse karşı oldukça etkili olduğunu söyledi. Kan ve vücut sıvılarıyla kirlenmiş yüzeylerde 1’e 10’luk solüsyonların kullanıldığını belirten Özsoy, organik materyaller uzaklaştırıldıktan sonra uygulanmasının etkinliği artırdığını ifade etti. Hazırlanan solüsyonların 24 saat sonra etkinliğinin azaldığını kaydeden Özsoy, bu nedenle günlük hazırlanması gerektiğini ve hazırlanan ortamın iyi havalandırılmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Prof. Dr. Oytun Erbaş: "Kenelerden kurtulmak için sülün en iyi çözüm" Haber

Prof. Dr. Oytun Erbaş: "Kenelerden kurtulmak için sülün en iyi çözüm"

Havaların ısınmasıyla birlikte kene kaynaklı hastalık riski yeniden gündeme geldi. Prof. Dr. Oytun Erbaş, kenelerin Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, Lyme hastalığı ve Q ateşi gibi çeşitli hastalıkların taşıyıcısı olabildiğini belirterek, özellikle yaz aylarında vatandaşların dikkatli olması gerektiğini ifade etti. "Keneler birçok virüs ve bakteriyi barındırıyor" Keneleri birçok hayvandan kan emdiğini söyleyen Prof. Dr. Erbaş, "Tavuk, koyun, kirpi ve ayrıca insandan da kan emebilir. Keneler birçok virüs ve bakteriyi barındırıyor. Kırım Kongo, Lyme hastalığı, Q ateşini barındırıyor. Kenelerin en büyük sorunu enfeksiyon yaymaları. Bir de hızlı damar sertliği gelişiyor. Keneler ayrıca sizi alerjilere karşı duyarlı hale getiriyor. Keneler sadece mikrop taşımakla kalmıyor, ete karşı da alerji oluşturabiliyor. Dünyada bin adet kene cinsi var. Türkiye’de ise 47 kene var. Bunlardan bazıları virüs taşıyor, bazıları ise taşımıyor. Bazı keneler de çiftleşip virüsleri birbirine aktarabiliyor. Kene büyük bir sorun. "Her zaman doğaya ait çözümler yine doğal olmak zorunda" Keneler ilaçlanabildiğini belirten Erbaş, "İlaca karşı da direnç geliştiriyorlar. İlaçlama tabii yapılsın ama bir de doğal yoldan çözümü var. Tavuk, sülün gibi hayvanlar kenelerin düşmanları. Bunları salmak gerekiyor. Park ve bahçelerde sülün gezmeli. Çok fazla ilaçlama durumu insanlara da zarar verir. Çünkü insanlar da bahçede piknik vs yapıyor. Kene sorunu için kaz, tavuk gibi kanatlı hayvanlar bırakılabilir. Sülün en iyi çözüm olacaktır. Doğada bir denge var. Her zaman doğaya ait çözümler yine doğal olmak zorunda" dedi. "Özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında sıcaklık artışıyla birlikte kenelerde de artış yaşanacak" Kenelerin en aktif olduğu dönemin Nisan ve Ekim ayları aralığında olduğunu belirten Pr. Dr. Erbaş, "Şu zamanlarda aktiflikleri yine artacak. Özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında sıcaklık artışıyla birlikte kenelerde de artış yaşanacak. Keneler şu an yumurtlama döneminde. Küresel ısınma ile birlikte daha çok artış yaşanacak. Şehirlerde bu sorunu çözmemiz gerekiyor. Kenenin kan emeceği hayvanlar var. Şu an İstanbul’da kenelerde kırım Kongo yok ama çiftleşme ile bulaşmalar olabilir. Çorum, Tokat, Sivas, Erzurum gibi yerlerde gördüğümüz kırım Kongo İstanbul’a da gelebilir. "Pikniğe gitmeden içinde permetrin içeren krem sürebilirsiniz" Kenelere karşı uyarılarda bulunan ve yapılabilecek önlemleri sıralayan Prof. Dr. Erbaş şunları söyledi: "İstanbul kenelerinde Lyme var, bu çok ciddi bir hastalık. Antibiyotiklere rağmen kronik Lyme olabiliyorsunuz. Halsizlik, yorgunluk, eklem hastalıkları gibi belirtiler olabilir. Lyme çok pis bir hastalıktır. Keneyle temas etmeyin. Piknik yapmaya giderken mutlaka önlem alın. Uzun çoraplar, ayakkabılar giyebilirsiniz. Eve gelince kulak arkaları, koltuk altı, kasık bölgesine bakın. Pikniğe gitmeden içinde permetrin içeren krem sürebilirsiniz. Kene kovucu kremler var. Kene sadece bugünün sorunu değil yarının da sorunu olmaya devam edecek."

Havalar ısındı, kene tehlikesi yeniden kapıda! Haber

Havalar ısındı, kene tehlikesi yeniden kapıda!

Havaların ısınmasıyla birlikte Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yeniden görülmeye başlayan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakaları endişe oluştururken, uzmanlar özellikle Kurban Bayramı öncesi kırsal alanlara gidecek vatandaşlara uyarılarda bulundu. Ölümcül seyredebilme riski bulunan hastalığa karşı kene temasının hayati önem taşıdığı belirtilirken, vatandaşların açık renkli kıyafet tercih ederek keneyi erken fark etmesi, dış ortamdan döndükten sonra vücutlarını detaylı şekilde kontrol etmesi ve kene tutunması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiği vurgulandı. "Kurbanlarını kesecek olan kişilerin çok dikkatli olması gerekiyor" Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, Türkiye’de kene ile buluşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin 2002 yılından itibaren görüldüğünü belirterek, "Bu yıllara göre değişmekle birlikte havaların ısınması ile birlikte vakalar ortaya çıkmaktadır. Bölgemizde henüz bir vaka tespit etmedik ancak ülkemizde vakalar var. Özellikle Nisan ayı sonu itibari ile vakaları ortaya çıktı. Hastalar gerek ayaktan gerek yatırılarak tedavi edildiler. Genç bir arkadaşımızın öldüğü ile ilgili bilgimiz var. Bu sene havaların biraz daha soğuk gitmesi itibarıyla vakalar az olarak karşımıza çıkıyor ama önümüzde Kurban Bayramı var. Bu dönemde köylerine gidecek, orada kurbanlarını kesecek olan kişilerin çok dikkatli olması gerekiyor. Çünkü keneler halen mevcut ve halen enfekte. Bağışıklığı olmayan, daha önce bunu geçirmemiş olan kişiler bu hastalığa açıklar ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ölümcül seyredebiliyor. Böyle bir durumla mutlaka önlemlerini almaları gerekiyor. Dışarı çıkıp evlerine döndükleri zaman üzerlerine bakmaları lazım. Vücudunun her tarafında kene aramaları gerekiyor. İkinci olarak dışarı çıkarken çoraplarını pantolonların içine sokmaları gerekiyor ki kene deriye ulaşmasın. Açık giysiler giyerlerse kişiler keneyi çok rahatlıkla görebilirler. Kene yapışınca da bir sağlık durumuna başvursunlar ve o keneyi sağlık kuruluşunda çıkarsınlar. Bir an önce hızlı bir şekilde henüz daha o virüsü kusmadan vücudun içine o keneyi çıkarmak gerekiyor" dedi. "O kadar ölümcül değil erken müdahale ile tedavi edebiliyoruz" Bölgeden yüzlerce hastanın Kırım Kongo Kanamalı Ateşi nedeniyle hastanelere başvurduğunu kaydeden Yılmaz, "Sahildeki kenelerde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi yok. Özellikle Kelkit Vadisi ile Torul bölgesi, Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk ve Bayburt bölgelerinden hastalar geliyor. Kırsala gidenler mutlaka önlemlerini almaları gerekiyor. Daha önce bunu geçirmemiş insanlar daha çok risk altında. Şu ana kadar hastanemize daha önce Kırım Kongo olarak gelip de sonradan tekrar Kırım Kongo olarak gelen hastamız olmadı. Bölgeden yüzlerce hastamız var. Bunların bir kısmı vefat etti diğerleri hayatını sürdürüyor. Kırım Kongo ölümcül bir hastalık olarak düşünülüyor. O kadar ölümcül değil erken müdahale ile tedavi edebiliyoruz. Kişinin erken tespit etmesi gerekiyor. Hemen sağlık kuruluşuna giderek o keneyi çıkartması gerekiyor. O kişi hasta olmadan bile düzelebiliyor. Vücutta ne kadar uzun süre kalırsa vücuda o kadar çok virüs verebiliyor. Virüsün fazlalığı, cinsi etkileyebiliyor. Kişinin bağışıklığı burada önem arz ediyor" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.