Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Verimlilik

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

Mesleki eğitimde yalın düşünceye güçlü destek Haber

Mesleki eğitimde yalın düşünceye güçlü destek

Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü, BOSİAD ve Yeşim Grup iş birliğiyle Hüseyin Özdilek Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenlerine yönelik hayata geçirilen Yalın Düşünce Eğitim Programı başarıyla tamamlandı. Program kapsamında eğitimlerini tamamlayan öğretmenler için Yeşim Grup Bursa merkez üretim tesisinde sertifika töreni düzenlendi. Mesleki eğitimin güçlendirilmesi, öğretmenlerin güncel üretim uygulamalarıyla buluşturulması ve sanayi-okul iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen programın kapanış etkinliğinde öğretmenler, Yeşim Grup’un üretim süreçlerini yerinde inceleme fırsatı buldu. Program kapsamında düzenlenen teknik gezide katılımcılar kesim bölümü, otomasyon uygulamaları, konfeksiyon üretim alanı ve nakış bölümünü ziyaret ederek tekstil sektöründeki üretim süreçleri hakkında bilgi aldı. Üretim teknolojileri, dijitalleşme uygulamaları ve yalın üretim yaklaşımının sahadaki yansımaları katılımcılarla paylaşıldı. Teknik gezinin ardından Yeşim Akademi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sertifika törenine BOSİAD Başkanı Rasim Çağan, BOSİAD Başkan Yardımcısı Özgür Şahin, Yeşim Grup İnsan Kaynakları Direktörü Hande Kurter, Hüseyin Özdilek Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü A. Nevzat Tanışık, programın eğitmeni Yeşim Grup Yalın Liderlik ve Sürekli Geliştirme Yöneticisi Neslin Gazioğlu Özkaya ile öğretmenler katıldı. Tören, Özkaya’nın açılış konuşmasıyla başladı. Programın eğitmenliğini üstlenen Neslin Gazioğlu Özkaya, güçlü bir sanayinin ancak güçlü bir eğitim altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla mümkün olduğunu belirterek yaklaşık 20 yıldır yalın düşünceyi ve sürekli gelişim kültürünü kurumun temel çalışma anlayışlarından biri olarak benimsediklerini söyledi. Mesleki eğitimin iş dünyasıyla daha yakın temas kurmasının ve öğretmenlerin güncel uygulamaları yerinde deneyimleyerek öğrencilerine aktarmasının geleceğe yapılan önemli bir yatırım olduğuna dikkat çeken Özkaya, bu iş birliğinin hayata geçirilmesinde emeği bulunan tüm paydaşlara teşekkür etti. Eğitim kurumları ile sanayi kuruluşları arasındaki iş birliklerinin önemine dikkat çeken Hüseyin Özdilek Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü A. Nevzat Tanışık ise konuşmasında, mesleki ve teknik eğitimin gelişiminde okul-sanayi iş birliklerinin kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Yalın Düşünce Eğitimi kapsamında öğretmenlerin güncel üretim uygulamalarını yakından tanıma fırsatı bulduğunu belirten Tanışık, bu tür çalışmaların eğitim kalitesinin artırılmasına ve öğrencilerin iş hayatına daha güçlü hazırlanmasına önemli katkılar sağladığını ifade etti. Tanışık, projenin hayata geçirilmesinde emeği bulunan Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü, BOSİAD ve Yeşim Grup’a teşekkür etti. Proje paydaşlarından BOSİAD Başkanı Rasim Çağan da konuşmasında, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması ve rekabet gücünü artırabilmesi için verimlilik odaklı bir çalışma kültürünün büyük önem taşıdığını vurguladı. Mesleki eğitimin bu dönüşümde kritik bir rol üstlendiğini belirten Çağan, öğrencilerin iş hayatına daha donanımlı hazırlanabilmesi için okul-sanayi iş birliklerinin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti. Yalın Düşünce Eğitimi’nin öğretmenler aracılığıyla genç nesillere aktarılacak önemli kazanımlar sağlayacağını belirten Çağan, projenin hayata geçirilmesinde emeği bulunan tüm paydaşlara ve programa gösterdikleri ilgi nedeniyle öğretmenlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından eğitim programını başarıyla tamamlayan öğretmenlere, BOSİAD Başkanı Rasim Çağan, Yeşim Grup İnsan Kaynakları Direktörü Hande Kurter, Okul Müdürü A. Nevzat Tanışık ve programın eğitmeni Neslin Gazioğlu Özkaya tarafından sertifikaları takdim edildi. Tören, sertifika alan öğretmenler ve protokol üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Öğretmenlerin üretim ortamlarını yerinde gözlemlemelerine ve yalın düşünce yaklaşımını uygulamalı olarak deneyimlemelerine imkân sağlayan programın, eğitim ve sanayi arasındaki bilgi paylaşımını güçlendirmesi hedefleniyor.

Bursa’da üretilen Boreal satışa çıkıyor Haber

Bursa’da üretilen Boreal satışa çıkıyor

Boreal, Renault’nun C segmentindeki uluslararası büyüme stratejisinin kilit modellerinden biri olarak öne çıkarken, markanın uluslararası pazarlarda büyüme ve elektrifikasyon hedeflerine de önemli katkı sağlıyor. Modern tasarımı, gelişmiş teknolojileri, bağlantılı sürüş deneyimi ve geniş yaşam alanıyla Boreal, Renault’nun Türkiye’deki SUV ürün gamında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Renault Boreal, Türkiye pazarı için üretimin yanı sıra Bursa’dan Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Sahra Altı Afrika’daki ülkelere ihraç edilerek Türkiye’nin Renault’nun küresel üretim ve ihracat ağındaki stratejik konumunu daha da pekiştiriyor. Türkiye’de yüzde 40’ın üzerinde yerli katkı oranıyla üretilecek olan Renault Boreal, ÖTV muafiyeti kapsamına girerek kullanıcılara önemli bir avantaj sunuyor. Bu kapsamda kullanıcılar, 200 bin lira tutarında, 6 ay vadeli ve sıfır faizli kredi kampanyasından da yararlanabilecek. Renault Boreal, Türkiye’de 1.3 turbo TCe EDC 145 hp benzinli motorun yanı sıra hibrit araçlara yönelik ÖTV teşvikinden yararlanabilen full hybrid E-Tech 160 hp motor seçeneğiyle de satışa sunuluyor. Verimlilik ve performansı bir araya getiren model, üç farklı donanım seviyesiyle 2 milyon 194 bin liradan başlayan lansmana özel fiyatlarla kullanıcılarla buluşuyor. Müşteri memnuniyetini ve uzun dönemli kullanım güvencesini desteklemek amacıyla Renault Boreal, 7 yıl veya 160 bin kilometreye kadar garanti kapsamıyla satışa sunuluyor. Renault’nun Türkiye’de üretilen yeni C segmenti SUV modeli Renault Boreal, Türkiye’de satışa sunuluyor. OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro’luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacak yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. MAİS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu "Renault Boreal, OYAK ve Renault Group iş birliğinin ortaya koyduğu güçlü vizyonu ve Türkiye’nin otomotiv üretimindeki stratejik konumunu net biçimde yansıtan çok değerli bir proje. Boreal’i yalnızca "Türkiye’de üretilen" bir model olarak değil, aynı zamanda "Türkiye için tasarlanan ve Türk kullanıcıların ihtiyaçlarına göre geliştirilen" bir model olarak konumlandırıyoruz. Türkiye’nin en büyük segmenti olan ve hızla büyüyen C-SUV segmentinde; güçlü ve iddialı tasarımı, geniş ve ferah yaşam alanı, ileri teknolojileri ve verimli motor seçenekleriyle Renault Boreal’in segmentinde dengeleri değiştirecek bir model olacağına inanıyoruz. Bu güçlü potansiyeline olan güvenimizle, Renault Boreal’in 2027 yılında Türkiye’nin en çok satan otomobili olmasını hedefliyoruz. Bugün Clio, Megane Sedan ve Duster ile Türkiye’nin en güçlü yerli ürün gamlarından birine sahibiz. Bursa’da üreteceğimiz Renault Boreal’in de bu başarı hikayesine katılmasıyla birlikte dört yerli modelden oluşan ürün gamımızı daha da güçlendirecek, pazardaki liderliğimizi daha da ileriye taşıyacağız. Türkiye’de yüzde 40’ın üzerinde yerli katkı oranıyla üretilecek olan Renault Boreal, bu sayede ÖTV muafiyetinden yararlanabilecek. Modelin, uzun süredir bu segmentte yeni bir model bekleyen müşterilerimiz için önemli bir alternatif oluşturacağını düşünüyoruz. Sunduğu yüksek teknoloji, üstün konfor ve geniş yaşam alanıyla Renault Boreal’in, ÖTV muafiyetinden yararlanan kullanıcılar tarafından da yoğun ilgi göreceğine inanıyoruz. Renault Boreal için sunduğumuz 7 yıl veya 160 bin kilometreye kadar garanti kapsamıyla müşterilerimize yalnızca yeni bir otomobil değil, uzun yıllar güvenle kullanabilecekleri kapsamlı bir sahiplik deneyimi de sunuyoruz. OYAK ve Renault Group’unun güçlü ortaklığıyla hayata geçirilen bu projenin, ülkemizin otomotiv sanayisine, ihracatına ve ekonomik gelişimine uzun vadeli katkılar sunacak bir başarı hikayesi olacağına inanıyoruz" dedi. Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet "Boreal’i Türkiye pazarına sunmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Bu model, yıllar süren adanmışlığın, titiz çalışmaların ve sarsılmaz kararlılığın somut bir yansımasını ortaya koyuyor. Elde edilen bu başarı; Renault Group’un uluslararası ekipleri arasındaki güçlü koordinasyonu, yakın iş birliğini ve üstün çabayı gözler önüne seriyor. Boreal, yalnızca yeni bir model olmanın ötesinde, ortak hedeflerimizin ve kolektif uzmanlığımızın güçlü bir ifadesini temsil ediyor. Yoğun rekabetin yaşandığı C-SUV segmentinde Boreal, kendine özgü nitelikleriyle belirgin bir şekilde farklılaşıyor. Geniş ve rafine iç mekânı, iddialı dış tasarımı, ileri teknoloji E-Tech full hybrid motoru ve Google entegreli, bağlantılı OpenR Link multimedya sistemiyle Türk kullanıcılarının beklentilerine eksiksiz bir yanıt veriyor. Ürün özelliklerinin ötesinde Boreal, aynı zamanda stratejik bir dönüm noktasını temsil ediyor. Bursa’daki Oyak Renault kampüsümüzde üretilecek olması hem iç pazardaki talebi destekleyecek hem de ihracat hedeflerimize katkı sağlayarak Türkiye’nin küresel otomotiv ekosistemindeki konumunu daha da güçlendirecek. SUV segmentinde Duster ile yakalanan güçlü ivmenin üzerine inşa edilen Boreal, bu başarıyı C segmentine taşıyarak bir üst seviyeye çıkarıyor. Aynı zamanda Renault Group’un uluslararası stratejik planını tutarlı bir şekilde hayata geçirme ve vizyonunu somut sonuçlara dönüştürme yetkinliğini de açıkça ortaya koyuyor. Değerli ortağımız OYAK ile, yerel yetkinliklerimizi geliştirmeye, ekiplerimizi güçlendirmeye ve Türkiye otomotiv ekosisteminin sürdürülebilir gelişimine katkı sağlamaya kararlılıkla devam ediyoruz" şeklinde konuştu Türkiye, Renault’nun küresel üretim ağında stratejik rolünü güçlendiriyor Bursa’da Megane Sedan ve Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda üretilen Clio ve Duster’ın ardından Renault Boreal’in de yerli üretim portföyüne katılması, Türkiye’nin yüksek katma değerli araç üretimindeki rolünü daha da güçlendirirken, Renault’nun küresel büyüme planındaki stratejik önemini de ortaya koyuyor. Renault, özellikle C ve D segmentlerindeki varlığını güçlendirmeyi hedeflerken, Türkiye bu stratejinin önemli üretim merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Boreal’in üretimiyle birlikte OYAK Renault Bursa Fabrikaları, modelin uluslararası pazarlara ihracatıyla hem iç pazar hem de ihracat operasyonlarındaki rolünü daha da güçlendiriyor. SUV modellerin toplam pazardaki ağırlığının her geçen gün arttığı Türkiye’de Renault Boreal, markanın C segmentindeki iddiasını güçlendiren önemli modellerden biri olarak öne çıkıyor. Renault, Türkiye’deki üretim gücünü uluslararası ölçekte büyüme hedefleriyle birleştirerek Boreal’i global başarı hikâyesinin önemli parçalarından biri olarak konumlandırıyor. Güçlü, zarif ve dikkat çekici SUV tasarımı Renault Boreal heybetli gövde yapısı, keskin omuz çizgileri, güçlü ön tasarımı ve modern ışık imzası modelin güçlü duruşunu ilk bakışta hissettiriyor. 4,56 metre uzunluğu ve 2,70 metre aks mesafesiyle Renault Boreal, C segmenti ortalamalarının üzerine çıkan ve D segmentini çağrıştıran boyutlarıyla dikkat çekiyor. Geniş iç yaşam alanı ve 630 litreye varan bagaj hacmiyle segmentinde farkını ortaya koyuyor. Gövde rengi ön ızgara, yeni "Nouvel’R" logosu, ince LED far tasarımı ve Niagara konseptinden ilham alan ışık imzası aracın modern karakterini vurguluyor. Yan profilde dikkat çeken güçlü çamurluk yapısı ve akıcı tavan çizgisi, Boreal’in hem şehir içinde hem uzun yol kullanımında premium algısını güçlendiriyor. 19 inç elmas kesim jantlar, siyah tavan, elektrikli açılır panoramik cam tavan ise modele üst segment bir nitelik kazandırıyor. Renault Boreal’in iç mekanı, dijital teknolojiler ve konforu bir araya getiren modern ve ferah bir yaşam alanı sunuyor. Ergonomik tasarım anlayışıyla şekillendirilen kokpit, sürücü odaklı yapısı ve geniş ekran teknolojileriyle dikkat çekiyor. Modelde 10 inç dijital gösterge ekranı ve 10 inç merkezi openR link multimedya ekranı birlikte sunuluyor. Ergonomik yerleşim sayesinde sürücünün dikkati yolda kalırken, bağlantılı teknolojilere erişim kolaylaşıyor. Çok işlevli direksiyon simidi arkasında bulunan vites seçici kulakçıklar iç mekandaki modern atmosferi destekliyor. 48 farklı renk seçeneğine sahip ambiyans aydınlatması, Multi-Sense sürüş modlarına göre otomatik olarak değişebiliyor. İç mekanda kullanılan yumuşak dokulu yüzeyler, lazer işlemeli dekoratif detaylar ve kontrast dikişli koltuklar yüksek kalite algısını güçlendiriyor. Türkiye pazarı için özel olarak sunulan gri tonlu perfore döşeme seçeneği, Boreal’in modern karakterine farklı bir imza katıyor. Elektrikli ön koltuklar, hafızalı ve masaj fonksiyonlu sürücü koltuğu, çift bölgeli otomatik klima, soğutmalı kablosuz şarj ünitesi ve geniş saklama alanları günlük kullanımı daha konforlu hale getiriyor. Arka koltuklarda sunulan havalandırma kanalları, USB-C girişleri, arka kol dayama ve Easy Break arka koltuk katlama sistemi de aile kullanımını destekleyen detaylar arasında yer alıyor. 630 litreye varan bagaj hacmi, arka koltuklar yatırıldığında 1.868 litreye kadar ulaşıyor. Düşük yükleme eşiği ise kullanım kolaylığı sağlıyor. Google entegre bağlantılı sürüş deneyimi Bağlantılı araç teknolojilerinde öncü markalardan biri olan Renault, yeni Boreal modeliyle de gelişmiş dijital ekosistem ve bağlantılı sürüş özelliklerini kullanıcılarla buluşturuyor. openR link multimedya sistemi sayesinde kullanıcılar Google Haritalar, Google Asistan ve Google Play uygulamalarına doğrudan erişebiliyor, evlerindeki Google Home entegrasyonuna uygun akıllı cihazlarını yönetebiliyor. Gerçek zamanlı trafik bilgileri, sesli komut sistemi ve kişiselleştirilmiş dijital deneyim, Boreal’i günlük yaşamın doğal bir uzantısına dönüştürüyor. Youtube, Spotify, Prime Video, HBO Max, Waze ve Vivaldi gibi popüler uygulamalar sistem içerisinde kullanılabiliyor. Uzaktan OTA güncelleme altyapısı sayesinde bilgi-eğlence sistemi ve sürüş destek teknolojileri sürekli güncel kalabiliyor. My Renault uygulaması üzerinden kullanıcılar araçlarının kornasını ve ışıklarını uzaktan etkinleştirebiliyor ve araç konumunu görüntüleyebiliyor. Renault Boreal’de ayrıca Jean-Michel Jarre iş birliğiyle geliştirilen Harman Kardon premium ses sistemi de yer alıyor. On hoparlörlü ve 435 Watt gücündeki sistem; Stüdyo, Konser, Kulüp ve Salon dahil olmak üzere farklı ses atmosferleriyle sürükleyici bir deneyim sunuyor. Gelişmiş sürüş destek sistemleri Renault Boreal, aktif güvenlik ve sürüş destek sistemleri konusunda segmentinin en kapsamlı modellerinden biri olarak konumlanıyor. Modelde versiyona ve donanım seviyesine bağlı olarak 25 adede kadar gelişmiş ADAS teknolojisi sunuluyor. Şerit Takip Asistanı, Kör Nokta Uyarı Sistemi, Güvenli Çıkış Asistanı, Arka Çapraz Trafik Uyarısı ve Acil Duruş Asistanı gibi teknolojiler sürüş güvenliğini artırıyor. Seviye 2 otonom sürüş desteği sunan Aktif Sürüş Yardımı sistemi; dur & kalk özellikli adaptif hız sabitleyici ve şerit ortalama fonksiyonunu bir araya getirerek yoğun trafikte sürüşü daha konforlu hale getiriyor. Eller Serbest Park Sistemi ve 360 derece çevre görüş kamerası sayesinde araç paralel veya dikey park manevralarını sürücü müdahalesi olmadan gerçekleştirebiliyor. Full LED far teknolojisi ise gece sürüşlerinde görüş kalitesini artırırken diğer sürücüler için göz kamaşmasını azaltıyor. Verimli motor seçenekleri ve EDC otomatik şanzıman Renault Boreal performans, verimlilik ve sürüş konforunu bir araya getiren full hybrid E-Tech 160 hp, 1.3 turbo TCe EDC 145 hp ve hybrid E-Tech 4x4 150 hp motor seçenekleriyle geliştirildi. Boreal, Türkiye’de lansman döneminde full hybrid E-Tech 160 hp ve turbo TCe EDC 145 hp motor seçenekleriyle satışa sunuluyor. 2026 yılının son çeyreğinde sunulan motor seçeneklerine hybrid E-Tech 4x4 150 hp versiyonu da eklenecek ve müşteri beklentileriyle buluşacak. 1.3 turbo TCe EDC 145 hp benzinli motor ve 6 ileri ıslak çift kavramalı (EDC) motor seçeneği ise performans ve sürüş konforunu dengeli bir şekilde bir araya getiriyor. Bu versiyon, WLTP normlarına göre 149 gram/kilometre karma CO emisyon değeri ve 6,6 litre/100 kilometre karma yakıt tüketimi değerlerine sahip. Renault Boreal full hybrid E-Tech 160 hp versiyonu ise özellikle verimlilik odaklı bir sürüş deneyimi sunuyor. Sisteminin kalbinde, Türkiye’de Oyak Horse tarafından Bursa’da üretilen ve dünyaya ihraç edilen HR18 kodlu hibrit motoru yer alıyor. Şehir içinde yüzde 80’e kadar elektrikli sürüş gerçekleştirebilen sistem, 110 kilometre/saat hıza kadar elektrikli sürüş imkanı sağlayabiliyor. Çok modlu otomatik şanzımanla sunulan model, WLTP normlarına göre 108 gram/kilometre karma CO emisyon değeri ve 4,8 litre/100 kilometre karma yakıt tüketimiyle dikkat çekiyor. Multi-Sense sürüş sistemi; Eco, Comfort, Sport ve Perso modlarının yanında yeni Smart Mod seçeneğiyle geliyor. Sistem; direksiyon sertliği, motor tepkisi, ambiyans aydınlatması ve ses atmosferini sürüş şartlarına göre otomatik olarak adapte edebiliyor.

Anahtar Parti 2050 Kalkınma Vizyonu'nu İstanbul'da tanıttı Haber

Anahtar Parti 2050 Kalkınma Vizyonu'nu İstanbul'da tanıttı

İstanbul'da gerçekleşen programa Bursa'dan Anahtar Parti İl Başkanı Fikret Aslan ile İl Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı İsmail Gökhan Özkul,Birim Başkan Yardımcısı Uğur Aksoy, Genel Merkez SİMO Başkan Yardımcısı Fuat Üçüncü katıldı. İş dünyası temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği toplantıda, Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı Sedat Yalçın tarafından hazırlanan kalkınma modeli detaylı şekilde anlatıldı. Yalçın'ın sunumunda, dünyanın farklı ülkelerinde incelenen başarılı kalkınma örneklerinden hareketle Türkiye için yeni bir ekonomik ve sosyal dönüşüm vizyonu ortaya konuldu. Sunumda; yüksek teknoloji üretimi, yapay zekâ yatırımları, katma değerli ihracat, lojistik ve sanayi koridorları, eğitim reformu, kadın ve genç istihdamının artırılması, verimlilik odaklı büyüme ve adil gelir paylaşımı gibi başlıklar öne çıktı. Anahtar Parti'nin 2050 hedefleri arasında Türkiye'nin yüksek gelirli ülkeler ligine yükselmesi, 5 trilyon dolarlık ekonomi büyüklüğüne ulaşması, ihracatın 900 milyar dolara çıkarılması ve dünya ekonomisinde ilk 10 ülke arasına girilmesi yer alıyor. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu'nun da konuşma gerççekleştirdiği lansmanın ardından değerlendirmelerde bulunan Anahtar Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı İsmail Gökhan Özkul, programın Türkiye'nin geleceği açısından önemli bir yol haritası sunduğunu söyledi. Özkul açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu'nun teşrifleri ve Genel Başkan Yardımcımız Sayın Sedat Yalçın'ın etkileyici sunumuyla gerçekleştirilen lansmanımız, Türkiye'nin geleceğine dair umutlarımızı daha da güçlendirmiştir. Biz Türkiye'mize, insanımıza ve özellikle gençlerimize güveniyoruz. En önemlisi de kendimize güveniyoruz. Eğer milletimiz bize inanır ve bizimle aynı hedef doğrultusunda yürürse, doğru planlama ve adil paylaşım anlayışıyla ülkemiz çok kısa sürede hak ettiği noktaya ulaşacaktır." Özkul, açıklamasında kalkınmanın yalnızca ekonomik büyüme rakamlarından ibaret olmadığını belirterek şunları kaydetti: "Sedat Başkanımızın ortaya koyduğu vizyon, üretimi teknolojiyle buluşturan, gençleri ve kadınları kalkınmanın merkezine yerleştiren, yüksek katma değerli üretimi hedefleyen bir modeldir. Türkiye'nin orta gelir tuzağından kurtulması, yapay zekâdan yarı iletken teknolojilerine kadar stratejik alanlarda söz sahibi olması gerektiği açıkça ortaya konulmuştur. Bu vizyon, sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de refahını planlayan kapsamlı bir kalkınma manifestosudur." Özkul, önümüzdeki süreçte Türkiye'nin farklı şehirlerinde gerçekleştirilecek programlarla 2050 Kalkınma Vizyonu'nun vatandaşlara anlatılacağını belirterek, "Sedat Başkanımızın uzun yıllara dayanan çalışmalarıyla hazırlanan bu kapsamlı modeli Türkiye'nin dört bir yanında anlatacak, kalkınmanın anahtarının doğru planlama, üretim ve adalet olduğunu milletimizle paylaşacağız. Daha iyisi mümkündür ve daha iyisi mutlaka olacaktır." İfadelerini kullandı. Lansman, katılımcıların soru-cevap bölümü ve değerlendirme toplantılarının ardından sona erdi. Programda Türkiye'nin kalkınma hedeflerine ilişkin ortaya konulan vizyon, iş dünyası ve akademik çevreler tarafından da ilgiyle takip edildi.

Araç muayenede temassız taramalar yaygınlaşıyor Haber

Araç muayenede temassız taramalar yaygınlaşıyor

Teknolojideki hızlı gelişim, araç muayene süreçlerini de kökten dönüştürüyor. Uzun yıllardır kullanılan kanal sistemleri yerini, akıllı kamera altyapıları ve yapay zekâ destekli temassız tarama teknolojilerine bırakmaya başlıyor. Aracın altı dahil olmak üzere birçok kontrol noktası, fiziksel müdahale gerekmeksizin kısa sürede analiz edilebiliyor. Bu dönüşüm yalnızca teknik bir yenilik değil; muayene sürelerini kısaltan, işlem akışını hızlandıran ve milyonlarca araç sahibi için daha pratik bir deneyim sunan yeni bir verimlilik standardı anlamına geliyor. KAMERALAR ARACIN ALTINI GÖRÜYOR Günümüzde geliştirilen şasi tarama cihazları, zemine yerleştirilen yüksek çözünürlüklü kamera sistemleri aracılığıyla araç muayenelerinde kritik öneme sahip pek çok kusuru tespit edebiliyor. Bu teknoloji sayesinde aracın sistemin üzerinden geçmesiyle özellikle kanala inilerek tespit edilen; motor, şanzıman, aks ve diferansiyeldeki yağ kaçakları, şasi kırıkları ve teknik standartlara uymayan tamiratlar, egzoz sistemindeki hasarlar, araç altındaki metal aksamlarda oluşan korozyon (paslanma), lastiklerdeki kesik, balon gibi yapısal bozukluklar ile dış yüzeydeki ölçü ve hasar durumları saniyeler içinde görüntülenerek kayıt altına alınabiliyor. Araç muayenesinde sürücüler açısından öne çıkan başlıklardan biri istasyonlardaki bekleme süreleri. Randevu sistemine rağmen sahada oluşan yoğunluk ve işlem süreçlerinde kullanılan mevcut altyapı, araç başına düşen süreyi uzatıyor. Türkiye genelinde birçok istasyonda randevu saatinde gelen araç sahipleri uzun kuyruklarla karşılaşabiliyor. Özellikle büyük şehirlerde randevu bulma süresi ve istasyonlardaki bekleme süreleri en sık dile getirilen sorunlar arasında yer alıyor. SEKTÖRDE TÜNEL MUAYENE SİSTEMLERİ YAYGINLAŞIYOR Araç muayene sektöründe, istasyonların tam otomatik tarama tünellerine dönüşmesine yönelik çalışmalar hız kazanıyor. Bu sistemlerde araçlar çok noktalı kamera altyapıları, lazer tarayıcılar ve yapay zekâ destekli görüntü işleme teknolojileriyle eş zamanlı olarak analiz ediliyor. Bulgular anlık olarak raporlanırken, süreçte insan müdahalesi sınırlı düzeyde tutuluyor. Otomatik tarama sistemleri, aynı istasyon alanında daha fazla aracın muayene edilmesine imkân tanıyor. Bu durum, mevcut altyapının daha verimli kullanılmasını sağlarken istasyonların fiziksel planlamasında da daha kompakt çözümleri mümkün kılıyor. Dijital olarak elde edilen muayene verileri ise zamanla geniş bir veri setine dönüşüyor. Araç parkının genel durumu, arıza türleri ve bölgesel dağılımlar gibi bilgiler, sektör ve ilgili paydaşlar için referans niteliği taşıyor.

Bursa Business School’dan "Yapay Zeka ile Verimlilik Eğitimi" Haber

Bursa Business School’dan "Yapay Zeka ile Verimlilik Eğitimi"

Bursa Business School dijital dönüşüm yolculuğunda rekabet avantajı elde etmek isteyen yöneticiler ve kurumlara yönelik eğitimlerini sürdürüyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) vizyonuyla hayata geçirilen Bursa Business School ev sahipliğinde düzenlenen "Tüm Departmanlar İçin: Yapay Zeka ile Verimlilik Üretmek" eğitimi yoğun ilgi gördü. BNC Insight Kurucusu ve Danışmanı Emre Tuna Aydın tarafından verilen eğitimde katılımcılar, iki gün boyunca üretken yapay zekayı iş süreçlerine entegre etme fırsatlarını keşfetme imkânı buldu. Eğitim kapsamında katılımcılara doğru prompt yazımıyla hedef odaklı çıktılar üretme, karar alma süreçlerini güçlendirme ve iş akışlarını daha verimli hale getirme konularında uygulamalı bilgiler aktarıldı. "İnsan ile yapay zeka etkileşimini güçlendirmek istiyoruz" Eğitmen Emre Tuna Aydın, makine öğrenmesi, veri analitiği ve yapay zeka alanlarında yaklaşık 10 yıldır eğitim ve danışmanlık faaliyetleri yürüttüğünü belirterek, Bursa Business School’un iş dünyasına yönelik olarak Uludağ’da sunduğu eğitim ortamının son derece değerli olduğunu ifade etti. Aydın, "BBS’de üretken yapay zeka ile verimlilik üretme konusunu ele alıyoruz. Temel amacımız, insan ile yapay zeka arasındaki etkileşimi güçlendirmektir. Bunu; bilgi seviyesini artırarak, doğru yöntemleri geliştirerek ve kullanılan araç çeşitliliğini zenginleştirerek gerçekleştiriyoruz." dedi. Üretken yapay zeka araçlarının etkin ve doğru kullanımının iş süreçlerinde verimliliği artırdığını ve zaman tasarrufu sağladığını vurgulayan Aydın, "Eğitimlerimiz son derece verimli geçiyor ve katılımcı geri bildirimleri oldukça olumlu. Katılımcılar, edindikleri bilgileri iş hayatlarında aktif olarak uygulama imkânı buluyorlar." ifadelerini kullandı. "Kapsamlı bir eğitim gerçekleştirildi" Eğitime katılan üretken yapay zeka uzmanı Kardelen Yurtkuran Kömürcü, "Yapay zeka ve verimlilik üzerine oldukça kapsamlı bir eğitimdeyiz. İş hayatında verimliliği artırmak ve yapay zeka araçlarını daha etkin kullanmak adına çok değerli bilgiler ediniyoruz. İşe döndüğümde hem kendimin hem de ekip arkadaşlarımın verimliliğini artırma konusunda ciddi katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bursa Business School’un da Uludağ’daki konumu gerçekten harika. Bu ortamı sağlayan BTSO’ya ve değerli eğitmenimize teşekkür ediyorum" dedi. "Sunulan imkanlar oldukça etkileyici" Lojistik sektöründe yaklaşık 20 yıllık deneyime sahip olan Nuri Gökçe Güngör ise eğitime ilişkin şunları söyledi: "Bursa Business School’un düzenlediği yapay zeka eğitimindeyiz ve oldukça verimli geçiyor. Yapay zekanın tüm sektörlerdeki kullanım alanlarını ve özellikle lojistikte sağlayacağı katkıları görmek çok değerli. Bu kampüste ilk kez bir eğitime katılıyorum ve hem eğitim ortamı hem de sunulan imkanlar oldukça etkileyici."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.