Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Verimlilik

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Otomotivde üretim düştü, ihracat yükseldi! Haber

Otomotivde üretim düştü, ihracat yükseldi!

Türkiye otomotiv tedarik sanayisi, 2026'nın ilk 7 ayında jeopolitik gelişmeler, değişen ticaret politikaları, elektrikli araç dönüşümü ve küresel belirsizliklerin etkisiyle zorlu bir dönem geçirdi. Avrupa başta olmak üzere ana pazarlardaki talep yavaşlarken, sektör ihracatta büyümeyi sürdürdü. TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Birinci'nin aktardığı OSD ve OİB verilerine göre, yılın ilk 7 ayında toplam otomotiv üretimi yüzde 8,1 düşüşle 767 bin 216 adede, otomobil üretimi ise yüzde 18,6 gerilemeyle 424 bin 667 adede indi. Buna karşılık toplam otomotiv ihracatı yüzde 2,4 artarak 24 milyar 423 milyon dolara, otomotiv tedarik sanayisi ihracatı ise yüzde 4,7 yükselerek 9 milyar 473 milyon dolara ulaştı. "REKABET GÜCÜNÜ KORUMAK ZORLAŞIYOR" Kur-enflasyon makasının açılması ve özellikle işçilik maliyetlerindeki artışın firmaların uluslararası rekabet gücünü zorladığını belirten Birinci, ihracatçı sektörleri destekleyecek adımların önemine dikkat çekti. Birinci, küresel tedarik zincirindeki konumu güçlendirmek için teknoloji, üretim kabiliyeti ve verimlilik yatırımlarına devam edeceklerini söyledi. MADE İN EU İÇİN TEMASLAR SÜRÜYOR TAYSAD'ın bir diğer gündeminin ise Made in EU olduğunu belirten Birinci, OİB ve OSD ile Ankara ve Brüksel'de temaslar yürüttüklerini açıkladı. Birinci, Türkiye'nin Avrupa otomotiv değer zincirindeki güçlü üretim ve tedarik entegrasyonunun korunması gerektiğini vurguladı.

Aras Kargo, Türkiye ve bölgedeki yatırımlarını artıracak Haber

Aras Kargo, Türkiye ve bölgedeki yatırımlarını artıracak

Aras Kargo, operasyonel kapasite, dijital altyapı, sürdürülebilirlik ve uluslararası büyümeye yönelik dönüşüm programını kamuoyuyla paylaştı. Aras Kargo, "Yolun geçtiği her yerde olma" vizyonuyla başlattığı çok yönlü dönüşüm programını İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı. Son yıllarda 100 milyon euronun üzerinde yatırım yapan şirket, önümüzdeki 3 yıl içinde 100 milyon euroluk yeni bir yatırım hamlesiyle büyüme yolculuğunu hızlandırıyor. 28 transfer merkezi, 800'ü aşkın şube, 6 bine yakın Aras Burası esnaf noktası ve yaklaşık 14 bin kişilik ekibiyle her gün 1 milyondan fazla adrese hizmet veren Aras Kargo, dönüşüm programını kamuoyuyla paylaştı. Şirketin dönüşüm programı; kültürel dönüşümde insan ve toplumsal cinsiyet dengesi, ticari dönüşümde müşteri memnuniyeti ve uluslararası büyüme, operasyonel dönüşümde kapasite artışı, verimlilik ve yeşil lojistik, dijital dönüşümde ise teknoloji, verimlilik ve inovasyon başlıklarına odaklanıyor. Şirketten alınan bilgilere göre yeni kurumsal marka kimliği, 45 yıllık deneyimden ilham alan "Yol" hikayesi üzerine kurgulandı. Aras Kargo, "Yolun geçtiği her yerde olma" vizyonu doğrultusunda Yeni Nesil Şubeler, 7/24 kargo otomatları ve uluslararası lojistik ağı gibi uygulamaları hayata geçirmeye devam ediyor. Şirketin uluslararası operasyonları Aras Global çatısı altında birleştirilirken, yeni kurumsal kimliğin Gürcistan ve Özbekistan'da uygulanmasına başlandı. Azerbaycan'daki dönüşümün ise 2027 yılında tamamlanması planlanıyor. Şirket tarafından yapılan açıklamada, transfer merkezi yatırımlarıyla kargo işleme kapasitesinin saatte 365 bine, saniyede yaklaşık 100'e çıkarıldığı belirtildi. Açıklamada, 2025'te 8,3 milyon euro yatırımla yenilenen Hadımköy Transfer Merkezi'nin günlük kapasitesinin 600 binin üzerine çıkarıldığı, Gaziantep'te 15 bin 200 metrekarelik yeni transfer merkezi açıldığı ve Ankara Transfer Merkezi'nin kapasitesinin 6 katın üzerinde artırıldığı aktarıldı. 2026'da İstanbul Fenertepe başta olmak üzere Afyonkarahisar, Denizli, Diyarbakır, Düzce ve Kayseri'de sorter ve transfer merkezi yatırımlarının hayata geçirilmesi planlanıyor. Doğrudan Dağıtım Merkezi modeliyle de aynı gün teslimat kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Aras Kargo, Yeşil İlçe programı kapsamında 10 ilçede elektrikli teslimat gerçekleştirirken, bu sayının 2026 sonunda 13'e çıkarılması hedefleniyor. Dört ülkede yenilenebilir enerji sertifikalarıyla 109 bin 500 ton karbon emisyonu ve 16,8 milyon kWh elektrik kaynaklı emisyon dengelendi. Şirketin açıklamasına göre yılda 1 milyon kilogramdan fazla atık geri dönüştürülüyor. Aras Rotalama Platformu ile rota optimizasyonu sağlanırken, 5 bini aşkın araç ve kuryeden oluşan filonun sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda dönüştürülmesi planlanıyor. Aras Dijital Aras Kargo'nun ilk iştiraki Aras Digital tarafından geliştirilen teknolojilerin Avusturya Postanesi şirketlerine ihraç edildiği belirtildi. Yapay zekâ destekli Aras Rotalama Platformu ile rota, yakıt ve karbon optimizasyonu sağlanırken, NESY sistemiyle altı ülkede planlama, operasyon, müşteri yönetimi ve kargo takibi tek platformda yürütülüyor. 2026 teknoloji mimarisi Aras DigiCore kapsamında yapay zekâ, otomasyon, bulut, siber güvenlik, sensör ve veri teknolojilerinin bir araya getirilmesi planlanıyor. Aras Kargo CEO'su Barbara Hagen: "Türkiye'ye ve büyüme potansiyeline inanıyoruz" İstanbul'da düzenlenen toplantı kapsamında açıklamalarda bulunan Aras Kargo CEO'su Barbara Hagen, "Türkiye'ye ve büyüme potansiyeline güçlü bir şekilde inanıyoruz. Aras Kargo olarak bugün yalnızca kargo taşımıyor, Türkiye'nin ticaretinin ve e-ticaret ekosisteminin büyümesini mümkün kılan altyapıyı inşa ediyoruz. İnsan, teknoloji, operasyon ve sürdürülebilirlik odağında yürüttüğümüz çok boyutlu dönüşümle; yerel pazar liderliğimizi Avusturya Postanesi'nin uluslararası gücüyle birleştirirken, geliştirdiğimiz teknoloji ve operasyonel uzmanlığı Avrupa'ya da taşıyoruz. Son yıllarda 100 milyon euronun üzerinde yatırım gerçekleştirdik, önümüzdeki üç yılda 100 milyon euro daha yatırım yapacağız. Her yatırımımızı yalnızca bugünün kapasitesini artıran bir adım değil, Türkiye'nin gelecekteki büyümesini taşıyacak bir altyapı yatırımı olarak görüyoruz. Hedefimiz net: Teknolojiyle hızlanan, insanıyla güçlenen ve attığı her adımla daha sürdürülebilir bir Aras Kargo inşa etmek" dedi. Aras Global Genel Müdürü Ramazan Altınay: "Aras Kargo sadece Türkiye'de değil bölgesel lider olma yolunda da adımlar atıyor" Aras Global Genel Müdürü Ramazan Altınay ise yaptığı açıklamada, "Aras kargo bir dönüşüm sürecinde. İnsan odaklı bir dijital dönüşüm içindeyiz. Kargonun geleceğinde insansız bir dönüşüm olamaz, bunu dijital dönüşüm ile destekliyoruz. İnsan odaklı dönüşümü dijitalleşme ile beraber harmanlayıp geleceğimizi çiziyoruz. Yatırımlarımız da bu yönde devam ediyor. Aras Kargo e-ticaret firmaları tarafından en fazla tercih edilen iş ortağı konumunda. E-ticaret Türkiye'nin büyüyen bir ekosistemi. Biz de buna göre şekilleniyoruz. Gönderilerimizin yüzde 70-80'i e-ticaretten gelmekte. Yatırımlarımızın çoğu e-ticaret odaklı. Bu yıl da kapasitemizi artıracak yatırımlar yaptık. Aras Kargo sadece Türkiye'de değil bölgesel lider olma yolunda da adımlar atıyor. Bu noktada bizim Azerbaycan'da, Gürcistan'da, Özbekistan'da yatırımlarımız gerçekleşti. Girdiğimiz pazarlarda çok hızlı ve güçlü konumlanıyoruz. Azerbaycan'da pazar lideri konumuna geldik, Gürcistan'da önemli oyuncu haline geldik. Sadece bu ülkeler değil yeni fırsat olacak pazarları da değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı.

Büyükşehir ile Nilüfer’de içme suyu kapasitesi büyüyor Haber

Büyükşehir ile Nilüfer’de içme suyu kapasitesi büyüyor

Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, Nilüfer ilçesine bağlı Çamlıca, Konak ve Kültür mahallelerinde içme suyu kapasitesini artırmaya yönelik isale hattı ve su depolarının Çınarcık İçme Suyu Sistemi’ne entegre edilmesi için harekete geçti. Haziran 2026 itibarıyla başlayan ve yoğun mesai ile sürdürülen çalışmalarda proje yüzde 70 düzeyinde fiziki gerçekleşmeye ulaştırıldı. İÇME SUYU KAPASİTESİ GÜÇLENDİRİLİYOR Nilüfer’de 3 mahallenin günlük 80 bin metreküplük içme suyu kapasitesini 120 bin metreküpe çıkarmayı hedefleyen çalışmalar kapsamında 1.200 metre uzunluğunda 1,2 metre çapında çelik boru isale hattının 750 metresinde imalat tamamlandı. Aynı zamanda 2 vantuz, 2 tahliye odası ve mevcut depo bağlantısını da nihayete erdiren ekipler, kalan isale hattı ve vana odaları kazı çalışmalarına aralıksız devam ediyor. VERİMLİLİK ARTARKEN RİSKLER AZALIYOR Çınarcık İçme Suyu Arıtma Tesisi kapasitesinin daha etkin kullanılmasına katkı sağlayacak olan bu çalışmalar neticesinde içme suyu şebekesine verilen arıtılmış su miktarı artacak, bölgedeki su depoları Çınarcık sisteminden beslenebilecek, sistemde işletme esnekliği ve altyapı yatırımlarının verimliliği artırılacak ve aynı zamanda kuraklık riskine karşı içme suyu altyapısı daha güçlü kılınacak. İÇME SUYUNDA ARZ GÜVENLİĞİ ARTIYOR Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, il genelinde sürdürülen içme suyu altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalar hakkında yaptığı değerlendirmede “Bursa’mızda içme suyu arz güvenliğini tesis etmek öncelikli gündem maddelerimizden biridir. Bu kapsamda 17 ilçede içme suyu kapasitesini, yeni yatırımlarla güçlendiriyor ve kentsel gelişimle birlikte artan talep ve ihtiyaçlara hazır hale getiriyoruz. Vatandaşımıza layık olduğu sağlıklı içme suyu hizmetini kesintisiz olarak sunabilmek için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Nilüfer’de 3 mahallenin içme suyu ihtiyacının karşılandığı su depolarının Çınarcık İçme Suyu Sistemi’ne entegre edilmesi ve isale hattı ile bölgede içme suyu kapasitesinin artırılmasının vatandaşlar için önemli bir hizmet olduğunu söyleyen Çamlıca Mahallesi Muhtarı Hasan Serçe, Büyükşehir Belediyesi’ne ve BUSKİ ekiplerine teşekkürlerini iletti.

BNP Paribas Cardif Türkiye'de Ümit Helva ataması Haber

BNP Paribas Cardif Türkiye'de Ümit Helva ataması

Hayat sigortacılığı ve BES alanlarındaki faaliyetleriyle, koruma sigortaları alanında Türkiye’nin önde gelen sigorta kuruluşları arasında yer alan BNP Paribas Cardif Türkiye’nin Verimlilik, Teknoloji ve Operasyon Genel Müdür Yardımcılığı görevine 22 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla Ümit Helva atandı. Bilgi teknolojileri, dijital dönüşüm, operasyon yönetimi ve müşteri deneyimi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip olan Ümit Helva, kariyeri boyunca teknoloji ve iş hedeflerini bir araya getiren başarılı dönüşüm projelerine liderlik etmiştir. Kariyerine yazılım mühendisi olarak başlayan Helva; KoçSistem, Hewlett-Packard (HP), Turkcell ve Dias Teknoloji gibi sektörünün öncü kurumlarında farklı liderlik görevleri üstlenmiştir. Ümit Helva, Turkcell’de Bilgi Teknolojileri Direktörü olarak müşteri ve kanal çözümleri, dijital kanallar, e-ticaret platformları, CRM dönüşümü, veri analitiği ve saha operasyonları gibi kritik alanla rdan sorumlu olmuştur. Son olarak Dias Teknoloji’de ise Yazılım Çözümlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Helva, kurumun teknoloji organizasyonunun yapılandırılmasına, bulut dönüşümü, güvenlik, CRM, ERP ve yapay zekâ tabanlı çözümlerinin geliştirilmesine liderlik etmiştir. Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunu olan Ümit Helva; teknoloji liderliği, dijital dönüşüm, çevik organizasyonlar ve operasyonel mükemmeliyet alanlarında güçlü bir uzmanlığa sahiptir.

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.