Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Veda

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Veda haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veda haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ünlü oyuncu Serhat Kılıç için duygusal anma: 30 yıl yetmedi Serhat seni çok özleyeceğim Haber

Ünlü oyuncu Serhat Kılıç için duygusal anma: 30 yıl yetmedi Serhat seni çok özleyeceğim

İstanbul’da hayatını kaybeden ünlü oyuncu Serhat Kılıç için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde anma töreni düzenlendi. Törene katılan oyuncu Emre Karayel, "30 yıl boyunca birbirimizin hayatına şahit olduk. Şimdi buradan onun ardından konuşuyor olmak çok zor. Bana öğrettiklerin, verdiklerin için, yanımda olduğun bütün zamanlar için teşekkür ederim sana kardeşim. 30 yıl yetmedi Serhat seni çok özleyeceğim. Hakkım varsa helal olsun sen de hakkını helal et" dedi. 51 yaşında hayatını kaybeden ünlü oyuncu Serhat Kılıç için Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi. Ünlü oyuncunun Türk bayrağına sarılı tabutu tören için Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ne getirildi. Törene, Kılıç’ın yakın çevresinden sanatçı dostları Ertan Saban, Birol Güven, Bennu Yıldırımlar, Mahir İpek, Ahmet Mümtaz Taylan, Selim Bayraktar, Emre Karayel, Alina Boz, Umut Evirgen, Özlem Esmergül, Barış Falay, Ayça Bingöl ve daha birçok ünlü isim yer aldı. Törende kürsüye çıkarak ünlü oyuncuya anlatan ünlü isimler gözyaşlarını tutamadı. "Serhat çok özel bir yetenekti" Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, "Sinema genel müdürüyüm ama burada sinema genel müdürü olarak bulunmuyorum. Serhat’ın dostu olduğumu düşünüyorum, o yüzden buradayım. Bizim yolumuz Seksenler dizisinde kesişmişti. Ben kendisini daha önce biliyordum ama tanımıyordum, Seksenler’le tanıdım. İtiraf etmek gerekirse ona gerçekten çok küçük bir rol teklif ettim. O da hiç dert etmedi ama o rolü öyle bir oynadı ki, öyle bir büyüttü ki Tabii ki diğer arkadaşlarımızla birlikte bir anda bizim dizinin en önemli hikayesi haline geldi. Serhat öyleydi zaten. Her şeyi büyütüyordu. Ona bir kar topu verin, çığ yapıyordu. Mutluyken çok mutlu oluyordu. Üzülünce çok üzülüyordu, çok gülüyordu, çok ağlıyordu. Serhat her şeyi çok yapıyordu. Bir gün geldi dedi ki, ’Ben Ankara’da bir oyunculuk kursu açacağım’ dedi. Bir hafta sonra geldi, ’Ben konservatuvar açacağım’ dedi. Kamera önünde çok özel bir yetenekti. Sahnede çok farklı bir yetenekti ama orkestranın önünde de çok özeldi. Çok iyi bir şarkıcıydı. Şarkıcılığıyla insanları, özellikle de profesyonel müzisyenleri şaşırtmayı gerçekten çok seviyordu, onunla çok eğleniyordu. Ne diyelim. Mekanı cennet olsun, nur içinde yatsın. Varsa hakkımız helal olsun" dedi. "Gülmenin aksine fazla ağlardı" Törende konuşan oyuncu Ertan Saban, "Geçenlerde bir şey okumuştum. Çok ağlayanlar, çok takanlar ve çok terleyenler bu gezegene, bu hayata hizalanmakta zorlanırmış. Diyorum ki, umuyorum ki İnşallah öbür tarafta çok iyi bir simetri yakalarız, güzel kardeşim. Gülmenin aksine fazla ağlardı. Yani tüm Türkiye’yi güldüren kardeşimiz, 10 parmağında 11 marifet olan kardeşimiz, abimiz, oğlumuz. Son bir, bir buçuk senemizi beraber geçirme fırsatı bulduk. Daha önce de beraber çalışmıştık. Son projemizde odalarımız yan yanaydı. Herhalde bana göz kulak olsun diye yanıma verdiler" şeklinde konuştu. "Hepimizin hayatına başka bir şekilde dokunmuştur" Törende konuşan oyuncu Emre Karayel, "Konuşmak şu anda zor. Onunla Bilkent’te tiyatro bölümde tanıştık. 30 yıllık arkadaşım benim. Bir kaç cümleye nasıl sığdırabilirim. Tuhaf adam tuhaf şapkasıyla hayatıma girdi. Beni yetiştirdi. Bana emek verdi. Sonra hepimiz başka yerlere savrulduk. Bazı insanlar vardır Serhat gibi, yerleri değişmez. Serhat benim için öyle biriydi. Arkadaşımdı, dostumdu, sırdaşımdı, akıl hocamdı, en çok da kardeşimdi. Dün ağabeyim beni ağlayarak aradı. ’Ailemizden birini kaybettik’ dedi. 30 yıl boyunca birbirimizin hayatına şahit olduk. Şimdi buradan onun ardından konuşuyor olmak çok zor. Hepimizin hayatına başka bir şekilde dokunmuştur. Hayatımdan geçtiği için çok şanslıyım. Bana öğrettiklerin, verdiklerin için, yanımda olduğun bütün zamanlar için teşekkür ederim sana kardeşim. Sana söyleyecek daha çok şey vardı. Herhalde insanın canını en çok yakan bu oluyor. 30 yıl yetmedi Serhat seni çok özleyeceğim. Hakkım varsa helal olsun sen de hakkını helal et" ifadelerini kullandı. "Daha önce hiç senin gibi bir dostla karşılaşmamıştık" Törende Kılıç’a gözyaşları içinde veda eden oyuncu Bennu Yıldırımlar, "Takdir edersiniz ki sevdiğiniz insanların ardından bir iki kelam edebilmek çok zordur. Ne söyleseniz eksik kalacakmış gibi gelir ya, işte öyle. Bir şeyler karalamak istedim kağıda, onu anlatabilmek adına. Dilim döndüğünce artık Hayata ve mesleğine tutkuyla yaklaşan, ailesine, sevdiklerine, ona emeği geçen tüm öğretmenlerine karşı vefasını esirgemeyen coşkusu yüksek bir arkadaşımızdı. Meslektaş olarak bulunmaz Hint kumaşıydı. Provada yorulmayan, ekip ruhuna inanan, namuslu, samimi, sahnede sırtını güvenle yaslayabileceğin, oyun oynamaktan sonsuz keyif alan, hücrelerine kadar komple oyuncuydu. Mizah duygusunu elden bırakmadan çelişkileri gören gözleriyle anlattığı hikâyeleri unutulmaz. Sahne dışında da seyirci olarak onu izlemeye devam ettik. İyi bir gözlemci ve hikayeciydi. Sesi ve müziği de öyleydi. 2009’a kadar kalabalık ortamlarda birbirimize sadece bir merhaba deyişimiz vardır. 2009 yıllında bir televizyon programında gece şovu yapıyordu. Yine çok sevdiğim bir oyuncu arkadaşım, ’Gider misin’ dedi. Gidebileceğimi söyledim ve Serhat’la asıl orada tanıştık. O sıralarda ’İntiharın Genel Provasına’ başlamak üzereydik. Fakat dört ayrı karakteri oynayacak bir rol vardı, hepimizi sürükleyecek. Onu gördükten sonra, ’Serhat, tiyatro yapmaz mısın şu sıralar. Yani uygun musun. Var mı bir şey. Ben sana metni göndereyim’ dedim. Göndermemi söyledi. Metni çok beğendi. Yönetmenimiz Nurullah Tuncer’di. Duşan Kovaçeviç’in yazdığı ’İntiharın Genel Provası’; Bora Seçkin, ben, İbrahim Can... O kadar güzel bir prova süreci. Onun, Ankara’ya gidiş gelişleri, filmleri vesaire hep birlikte bu oyunu çıkardık Üsküdar’da 2009’da. 2010’da da bu sahnedeydik. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılıp açıldıktan sonra ilk oyun o oldu. Saat 12.00’de burada öğlen onu oynadık ve Ümraniye’deki oyunlarımıza yetiştik. O gün üç tane o oyundan üç tane oynadık. Hatıralar bitmez. Biz yurt dışı turnelerinde de bulunduk. Çok neşeli ortamlardı ama bir yerde oynadık ki Arnavutluk’a gitmiştik. Orada Elbasan’da oynadık. Hiçbir teknik olanağı olmayan bir tiyatroydu. Bizim oyunumuz da çok teknikle ilişkiliydi. Altyazı yok, hiçbir şey yok ve biz o oyunu orada oynadık. Yine reaksiyon aldık. ’Biz orada oynadıysak nerede oynarsak oynayalım bu oyun mutlaka seyirciyle buluşur’ dedik. Çok hoş bir dönemdi. Teknisyeninden yönetmenimize kadar herkes tarafından o kadar çok sevildi ki. Ne diyeyim? Ruhu şad olsun. Birkaç son sözüm daha var. Bir şey daha eklemek istiyorum. Asıl ödül senindi. Bizim için gönlümüzdeki ödülün sahibi sendin, bunu unutma. Bizler hayata karşı çocuksu merakına ve yüksek enerjine yetişmeye çalışanlar, daha önce hiç senin gibi bir dostla karşılaşmamıştık. Evet, eksildik. Biz seni çok sevdik. Hatıraların, yüreğine dokunduğun insanlarla yaşamaya devam edecek" diye konuştu. Törenin ardından ünlü oyuncunun naaşı defnedilmek üzere cenaze ambulansıyla Ankara’ya gönderildi. Kılıç, yarın Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde ikindi namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Özgür Özel'den açıklamalar Haber

Özgür Özel'den açıklamalar

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada yeni bir siyasi parti kuracaklarını açıkladı. Özel, milletvekilleriyle birlikte kurulacak yeni partinin TBMM'de ana muhalefet görevini sürdüreceğini belirterek, "Miras bizdedir, meşruiyet bizdedir, yetki bizdedir" dedi. CHP Grup Başkanı Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada hem CHP'de yaşanan yargı sürecini hem de siyasi yol haritalarını değerlendirdi. Konuşmasını "hüzünlü bir veda" olarak nitelendiren Özel, milletvekilleriyle birlikte yeni bir siyasi parti kuracaklarını duyurdu. Konuşmasının başında NATO Ankara Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamaları eleştiren Özel, tutuklu bulunan isimlerle dayanışma içinde olduklarını ifade etti. "BUGÜN BİR VEDA, YARIN YENİ BİR BAŞLANGIÇ" "Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla çıktım." diyen Özel, tarihi bir dönemeçte olduklarını belirterek, asıl tarihi konuşmayı yapılacak ilk genel seçimlerin ardından yapacaklarını söyledi. Yaşanan süreçlerin unutulmayacağını dile getiren Özel, "Tarih herkesi bugün nerede duruyorsa öyle yazacak." ifadelerini kullandı. "PARTİNİN ADI DEĞİŞİR AMA BİRLİK BOZULMAZ" CHP'nin köklü bir gelenekten geldiğini vurgulayan Özel, parti içindeki birlik mesajını şu sözlerle verdi: "Partinin adı, logosu değişir. Gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir ama bizi, bu birlikteliği bölemezler. Biz bir bütünüz. Bu bütün 103 yıllık bir gelenektir." KILIÇDAROĞLU'NA ELEŞTİRİLER Özel, CHP'de "mutlak butlan" kararı sonrasında yaşanan sürece de değinerek, yeniden genel başkanlık görevine dönen Kemal Kılıçdaroğlu'na kurultay çağrısı yaptıklarını ancak olumlu yanıt alamadıklarını söyledi. Parti üyelerine yeniden sandık kurulmasını önerdiğini belirten Özel, "İki milyon üyemiz karar versin. Yüzde 90'ın altında oy alırsam bunu güvensizlik sayarım ve partinin önünü açarım." dedi. Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde yeni siyasi oluşumu açıklayan Özel, milletvekilleriyle birlikte yeni bir parti kuracaklarını duyurdu. Özel, "Bugün seçilmiş il başkanlarımızla, yarın Parti Meclisimiz ve MYK'mizle, ardından milletvekillerimizle bir araya geliyoruz. Teknik işlemlerin ardından milletvekillerimizle birlikte yeni partimizi kuruyoruz. Hiç şüphe olmasın ki yeni partimiz TBMM'nin açık ara ana muhalefet partisi olacaktır." diye konuştu. "CHP'NİN MİRASI BİZDEDİR" CHP'nin Atatürk'ün emaneti olduğunu vurgulayan Özel, yargı kararları nedeniyle partinin "işgal altında" olduğunu savunarak, "Biz binayı terk ettik ama çıkarken mirası ve emaneti alıp çıktık. Miras bizdedir, meşruiyet bizdedir, yetki bizdedir, görev bizdedir." ifadelerini kullandı. Yeni siyasi süreçte kimsenin dışlanmayacağını söyleyen Özel, "Bu iktidar yürüyüşünde ne Ekrem İmamoğlu'nu geride bırakırız ne Mansur Yavaş'ı. Ne Zeydan Karalar Adana'da kalır ne Vahap Seçer Mersin'de. 'Ben onlarla değilim' sözünü kendi ağzından duymadığınız herkes bizimle birliktedir." dedi. Konuşmasının sonunda tüm demokratlara seslenen Özel, Atatürk, Cumhuriyet ve Misakımilli değerleriyle sorunu olmayan herkesi "Türkiye İttifakı" çatısı altında buluşmaya davet ederek, "Yeni yolu açıyoruz. İktidara birlikte yürüyeceğiz." sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Özgür Aras: "Bu, ayrılıktan sonra kendini kaybetmemek için yazılmış bir kitap” Haber

Özgür Aras: "Bu, ayrılıktan sonra kendini kaybetmemek için yazılmış bir kitap”

Ünlü isimlerin iletişim danışmanı Özgür Aras, kimi zaman yazar, kimi zaman da gece hayatına yön veren bir işletmeci olarak karşımıza çıkıyor. Bu kez gündeminde 14’üncü kitabı ‘Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim’ var. Özgür Aras’la yeni kitabı vesilesiyle bir araya geldik... Özgür Aras’ın 33 yıllık başarısını bana özetler misin? Senin sırrın ne? Başarımı en etkileyecek kişileri seçtim. Onlarla doğrudan ve sürekli irtibat halinde oldum. Şu an ki durumumu yarın hatta bugün değişmeyeceğini asla sanmadım. Kendimi bir pazarlamacı gibi gördüm. Yapıp söylediklerimin gelecekteki sonuçlarını hep düşündüm. Her felaket de zaferin tohumlarını ve zafere tohumlarını aradım. Yalan söylemedim. Doğruyu söyleyemiyorsam da sustum. Yalan söylemeye başladığı andan itibaren yok olanları gördüm çünkü. Kimseden sır tutmasını beklemedim. Sır diye bir şey yoktur çünkü. Duyulmasını istediğim her şeyi fısıldadım duyuldu. Duyulmasını istemediğim her şey içimde halen. Mümkün olduğunca az hata yapmaya çalıştım tek bir hatanın fark edilebileceğini düşündüm. Düşmanlar hayatın bir gerçeğidir. Ama birkaçı bile gereğinden fazladır. Öz sezilerime hep kulak verdim. Çünkü herkesin mantığı kadar doğrular. Kazandığımda da kaybettiğimde de gülümseyerek çevreme yenilmez olarak ün saldım. Verdiğim ya da verdiğim sanılan sözleri tuttum. İki numaralı adamlar her zaman ilgi alanımda oldu. Onların gücünü asla küçümsemedim. Teşekkürlerimi hep ilettim, iltifat ettim ama beni istismar etmelerine izin vermedim. İşimi kendi seviyemde biriyle rekabet ediyormuş gibi yaptım. Başarı için çok şey gereklidir ama bunların en önemlisi kendine güvendir ben kendime çok güvendim. Bu kitabı yazma fikri nasıl doğdu? Ayrılık hakkında herkes konuşuyor ama kimse onun ne anlatmak istediğini dinlemiyor. Ben bu kitabı bir ayrılık anında değil, ayrılığın sessizliğinde yazdım. “Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim” aslında kendime yazdığım ama herkesin kendinden bir şey bulabileceği bir mektup.” Bu bir ayrılık kitabı mı? Bu bir ayrılık kitabı değil. Bu, ayrılıktan sonra kendini kaybetmemek için yazılmış bir kitap. Ayrılık bir olaydır, ama sonrası bir süreçtir. Ben o süreci anlattım. İsmini de Sezen Aksu koymuş nasıl karar verdiniz bu isme? Ben kitapları yazarken aklıma gelen isimleri sürekli not alırım. Bu kitabın ilk adı da yayın evine gönderdiğimde ‘Sevgili Ayrılık’ tı. Kitabı yayın evine yolladığım gün bir çıktısını da Sezen Aksu’ya gönderdim. Sonrasında yayın evimle isim üzerine konuşurken birçok alternatif ortaya çıktı. Ben de fikrini almak için Sezen Hanım’a sordum. Bana ‘Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim’ dedi. Hepimiz o isme bayıldık. Böylece kitabın adı da ortaya çıkmış oldu. Benim için de hayat boyu unutmayacağım çok güzel bir anı kaldı. Ayrılık insanı neden bu kadar sarsıyor? Çünkü ayrılıkta sadece birini kaybetmeyiz; hayal ettiğimiz geleceği, kendimize anlattığımız hikâyeyi de kaybederiz. İnsan en çok buna yas tutar. Ayrılıkta insanın gerçek yüzü ortaya çıkar diyorsunuz, neden? Çünkü mutluyken herkes iyidir. Ayrılıkta ise insan ya incitir ya olgunlaşır. O an verdiğimiz tepkiler, kim olduğumuzu gösterir. Çivi çiviyi söker mi? Bazen söker ama izi kalır. Yeni bir ilişkiyle eski bir acıyı kapatmaya çalışmak, iyileşmek değil, ertelemektir. Affetmek neden bu kadar zor? Başkalarını affederken güçlü hissederiz, kendimizi affederken ise suçluluğumuzla yüzleşiriz. Bu yüzden kendimizi affetmek en büyük cesarettir. Acıya tutunmak diye bir şey gerçekten var mı? Evet. Bazı insanlar acıyla var olur. Onu bırakırlarsa boşlukta kalacaklarını sanırlar. Oysa acı kimlik değildir, sadece bir duraktır. Aşka yeniden inanmak mümkün mü? Aşka değil, önce kendine inanmak gerekir. Kendine güvenen insan aşktan korkmaz. Her veda gerçekten yeni bir başlangıç mı? Evet ama aynı yerden başlamazsın. Bir şeyler eksik, bir şeyler daha bilge olur. O yüzden her başlangıç farklıdır. Bu kitabı kimler okumalı? Ayrılık yaşayanlar değil. Ayrılıktan sonra kendini kaybetmek istemeyenler. Tek bir cümleyle “Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim” ne anlatıyor? Ayrılık bir son değil, insanın kendine söylediği en dürüst cümledir. Bu kitap kişisel bir ayrılığın ürünü mü? Bu kitap tek bir ayrılığın değil, ayrılığın insanlarda bıraktığı ortak izlerin ürünü. Kendi hikayelerimde çokça izler var ama kitap bireysel bir hikâye anlatmıyor, evrensel bir duyguyu konuşuyor. Kendini ilişki uzmanı gibi mi konumlandırıyorsun? Ben uzmanlık iddiasında değilim. Ben bir şey öğretmiyorum, eşlik ediyorum. Bu kitap ‘böyle yap’ diyen bir kitap değil, ‘yalnız değilsin’ diyen bir kitap. Piyasada çok fazla ilişki kitabı yok mu? Ama çoğu ilişkiyi anlatıyor, ayrılığı değil. Ayrılığı anlatanların çoğu da ya romantize ediyor ya da yargılıyor. Ben ayrılığın içinden geçmeyi sakin bir dille anlatmak istedim. Ayrılığı bu kadar normalleştirmek, insanları vazgeçmeye teşvik etmez mi? Ayrılığı normalleştirmek vazgeçmeyi değil, gerçeği kabul etmeyi sağlar. İnsan gerçeği kabul etmeden sağlıklı kalamaz. Bu kitap insanları daha duygusal, daha kırılgan yapmaz mı? Duygusal olmak zayıflık değil. Duygularını bastıran insanlar kırılgan olur. Bu kitap bastırmayı değil, fark etmeyi öneriyor. Mutlu ilişkiler yaşayanlar için bu kitap fazla karamsar değil mi? Çünkü bu kitap ayrılığı övmüyor. Ayrılık ihtimaline rağmen insanın kendisiyle bağını korumasını anlatıyor. Bu kitap ayrılığı teşvik ediyor mu? Bu kitap ayrılığı değil, ayrılıktan sonra kendini kaybetmemeyi teşvik ediyor. Aşk acısından para kazanmak etik mi? İnsanlar acıyı zaten yaşıyor. Ben o acıyı sömürmüyorum; onunla baş edebilmeleri için bir dil sunuyorum. Bu kitabı yazmak senin için bir terapi miydi? Terapi kişisel bir süreçtir. Bu kitap, insanların yaşadığı ortak duygulara ayna tutma çabası. Okur bu kitaptan neyle çıkmalı? Kendini suçlamadan, kendine daha şefkatli bakarak ve acele etmeden devam edebileceğini hissederek. Tek bir cümleyle bu kitabın derdi ne? Ayrılık bitince hayat bitmez, insan kendini yeniden kurar. Daha önce Mutlu Aşk da var, Aşk Ayrılıktan da Acı diye kitaplar yazdın şimdi Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim diyorsun Ben aşkı tek bir yerden anlatmadım hiçbir zaman. Aşk bazen mutluluk, bazen acı, bazen de ayrılıktır. Hayat nasılsa, aşk da öyle. “Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim” aşkı inkâr etmiyor; aşkın bittiği yerde insanın kendisiyle ne yaptığına bakıyor. Sen aşka inanmıyorum demişsin bir röportajında sevgiye inandığını söylemişsin? Aşka inanmıyorum derken şunu kastediyorum: Aşk çok güçlü bir duygu ama geçici. Ben sevginin gücüne inanıyorum; çünkü sevgi emek ister sabır ister kalır. “Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim” da tam bunu anlatıyorum. Aşk bittiğinde her şey bitmiyor; sevgi varsa insan kendine şefkatle bakmayı öğreniyor, yoksa da ayrılık öğretmen oluyor. Aşk insanı yakar, sevgi insanı tutar. Bu kitapta aşkın geçip gittiği yerde, sevginin insana kendisiyle nasıl kalmayı öğrettiğini anlatıyorum. İletişim danışmanlığı, açtığın mekânlar, kitapların… Farklı alanlarda farklı kariyerler. En çok hangisinin içindeyken kendini daha çok ‘Özgür’ hissediyorsun? Yazarken mi, yeni bir mekânında dans ederken mi… Aslında hepsi benim. Kendimden bir parça koymadığım, enerjimi katmadığım hiçbir işin başarılı olacağına inanmıyorum. Bir mekan açarken de, kitap yazarken de, iletişim danışmanlığı yaparken de aynı Özgür var. Ben önce yaptığım işi sevmeli, eğlenmeli ve benimsemeliyim ki o duygu insanlara da geçsin. Yazarken de, mekanımda dans ederken de kendimi farklı hissetmiyorum; çünkü hepsi benim üretimimin ve karakterimin farklı yansımaları. Peki 15. kitap gelir mi ne dersin? Kesinlikle gelir. Okuyucuyla buluşmanın ve onlardan gelen yorumları okumanın ne kadar özel bir duygu olduğunu hissettim ben. Yazmak benim için tamamen duygularla beslenen bir süreç. Bazen birinden hoşlanmam, bazen içimde uçuşan kelebekler üretimimi inanılmaz hızlandırır. O zaman kelimeler sayfalara kendiliğinden dökülür. Ben daha uzun yıllar hem yazmaya hem de aşık olmaya devam edeceğim. Bu yüzden yeni kitaplar da hayatımda olmaya devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.