Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Vatan

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Vatan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vatan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

15 Temmuz şehidi babası Ayanoğlu: "Ben bir evlat verdim, 10 bin evlat kazandım" Haber

15 Temmuz şehidi babası Ayanoğlu: "Ben bir evlat verdim, 10 bin evlat kazandım"

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen hain darbe girişiminin üzerinden tam on yıl geçmesine rağmen o karanlık gecenin izleri akıllarda tazeliğini koruyor. O akşam Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla milli iradesine sahip çıkan Türk Halkı, sokaklara ve meydanlara çıkarak darbeci hainlere karşı milli mücadele vermişti. O karanlık gecenin kahramanlarından şehit Onur Ensar Ayanoğlu ve kardeşi gazi Oğuz Ayanoğlu’nun babası İhsan Ayanoğlu, hain kalkışmada yaşadıklarını İhlas Haber Ajansı’na (İHA) anlattı. "15 Temmuz gecesi ben bir can bir kan verdim" O günün mübarek cuma günü olarak çok güzel başladığını belirten Ayanoğlu, "Akşamına, bu olayı yaşadık hep beraber milletçe. Ama gece saat 02.30-03.00’ten sonra olay tamamen tersine döndü. Ben hep geriye dönük düşündüğüm zaman bizim o gece millet olarak farkında olmadan yaptığımız, bir doğru bir iş vardı; halkımızın sokağa çıkmasıyla bu alçaklar geriden takviye mühimmat gelmediğinden mermileri bitti, ondan sonra teslim oldular. Kötü başlayan bir gece yarısından sabaha aydınlığa ulaştırdık hep beraber milletçe, ülkece, ulusça. 15 Temmuz gecesi ben bir can bir kan verdim bu ülkenin bekası için. Bilenlere kanımız da canımız da helal hoş olsun ama bilmeyenlere ne bu dünyada ne ahir alemde zinhar hakkımı helal etmiyorum" dedi. "Canlı olarak son kez saat 00.00’da Kısıklı’da Cumhurbaşkanımızın konutunun önünde gördüm" Akşam olaylar başladığında çocuklarını telefonla mahalleye getirdiğini söyleyen Ayanoğlu, "Akşam saat 20.30 gibi bu olaylar başladığında, ben çocuklarımı telefonla mahalleye kadar, telefonla getirdim. Saat 21.30 gibiydi, çocuklar mahalleye geldiler. Ben de evdeydim. saat 23.45’de rahmetli oğlum bana telefon açtı, ‘Baba bizim şarjlarımız bitiyor, bize şarj cihazı getirir misin?’ dedi. Oğlum siz neredesiniz ? dedim. ‘Baba biz Kısıklı’da, Cumhurbaşkanımızın konutunun önündeyiz.’ dedi. Saat tam 23.45’di. Tamam oğlum dedim. Demek ki, biz anlayamadık onu, bizi helalleşmeye çağırıyormuş. Eşim de bana refakat etti, beraber Kısıklı’ya çıktık. Orada şarj cihazını verdim, bana sarıldı, annesine sarıldı. Eniştesiyle teyzesi vardı, onlara da sarıldı. Şarj cihazını aldı, en son canlı olarak saat tam 00.00’da Kısıklı’da Cumhurbaşkanımızın konutunun önünde gördüm. Oradan sonra saat 01.30 gibi köprüde insanları vuruyorlarmış diye bir laf konuşuldu. Bizde köprüye gittik. Hiç tanımadığımız insanlarla köprüye gittiğimizde, tam Beylerbeyi metrobüs durağının çıkışına kadar ilerlediğimde oradan daha ileri gidemedik insan selinden. Oraya vardık, böyle 3-5 dakika "Ne oluyor, ne gidiyor?" anlamaya çalışırken silah sesleri duyduk. Herkes yerlere yattı. Ben inan yatmadım. 150 metreden gelecek bir mermi eğer beni hayatıma, yaşamıma sonlandıracaksa yaşamayayım dedim. O zaman nedendir, gene hala daha cevabını kendime bile veremiyorum" ifadelerini kullandı. "27 yaşındaki evladımı morgda, 25 yaşındaki evladımı da ameliyathanede buldum" Ateş açılmaya başlandığında hemen oğlunun aklına geldiğini dile getiren Ayanoğlu, "Aradığımda, ‘Efendim baba’ dedi. Oğlum neredesiniz? dedim. ‘Baba biz gişelerin önündeyiz gişelerin altındayız, kardeşimde yanımda dedi. Oğlum ben insandan gelemiyorum, bari siz geri gelin beraber olalım, olur ya bir şey olur, birbirimize sahip çıkarız dedim. Tamam baba dedi. Tamam dedikten 8 dakika sonra bir kıyamet ateşi başladı ki hepimiz canımızın derdine düştük. Hepimiz asfaltlara yapıştık. Orada asfaltta kaç dakika yattığımı hala daha bilemiyorum 5 dakika desem de yalan, 10 dakika desem de yalan. Böyle bir şuur kaybı yaşadım zannediyorum. Böyle bir silkelendiğimi hatırlıyorum. Kendime geldiğimde bir arabanın bagaj tarafına geçtim de oradan oğluma telefon ettiğimde oğlumun telefonuna başkası baktı. Onur dedim, ‘Amca ben Onur değilim, telefonun sahibi vuruldu. Yere fırlattı telefonu, ben açtım.’ dedi. Ben babasıyım, nerede oğlum dedim. ‘Amca onu polisler hastaneye götürdü ama nereye götürdüklerini bilmiyorum.’ dedi. Telefonu kapattım, küçüğünü aradım. İki defa telefon kapanıncaya kadar çaldı, telefona bakmadı. Ondan sonra arkadaşlarına ulaştım. Amca Onur vurulmuş, Başkent Hastanesi’ne gitmiş, biz oraya gidiyoruz, sen de oraya gel. dediler. Başkent Hastanesi’ne vardığımda saat gece, sabahın 03:00’e çeyrek kalasında, bir oğlumu, 27 yaşındaki evladımı morgda, 25 yaşındaki evladımı da ameliyathanede buldum. Ne yapalım, "Vatan sağ olsun." dedik. O gece bu hainlerin sevinçlerini dünyada bu işin arkasında olan tüm ülkelerin sevinçlerini kursaklarında bıraktığımız için ben bir baba olarak, bir Türk vatandaşı olarak, bir Müslüman olarak ben son derece sevinçliyim" diye konuştu. "7/24 devletimin ve milletimin emrindeyim. Bir ‘Alo’ denilmesi, bir ‘Sokağa çık’ denilmesi yeterli" 27 yaşındaki evladını kaybetmenin üzüntüsünün tarifini mümkün olmadığını aktaran Ayanoğlu, "Hüzün kadar gururu da var. Bu ülke için şehitlik makamı bizim inancımıza göre Peygamberlikten sonraki en yüce bir makam olduğuna inanmış bir milletiz. Evladımız cennete gitti. Bu ülke için, bu millet için 15 Temmuz gecesi bir can bir kan verdi. Onun için diyorum ki, bu işi bilenlere kanımız da canımız da helal hoş olsun. Bilmeyenlere de ne bu dünyada ne ahir alem de zinhar hakkımı helal etmiyorum. Hainler bitmez, bitmez derken de biz kabuğumuza çekilecek halimiz yok. Benim iki tane evladım var, bir de ben, kendi ailemden üç kişiyiz. 7/24 devletimin ve milletimin emrindeyim. Bir ‘Alo’ denilmesi, bir ‘Sokağa çık’ denilmesi yeterli. Bana bunu çok sordular. Bunlar bir daha yapmak isterler, öyle olur, böyle olur. Ben de o zaman şunu dedim, eğer cesaretleri varsa, mahallinde bedelini ödemeyi gözü alanlar varsa buyursunlar yapsınlar. O gece cebimizde bir tırnak çakısı bile yokken darbeye karşı darbe yaptı bu şerefli millet, bu aziz millet. Bundan sonra öyle darbe yapıyoruz bilmem ne, onlar fasa fiso. Bu saatten sonra öyle mahkeme, karakol, polis yok. Bedelini mahallinde ödemeyi gözü alanlar varsa buyursunlar çıksınlar. Hiç sıkıntı yok, hodri meydan!" şeklinde konuştu. "Ben bir evlat verdim, belki 10 bin evlat kazandım" Oğlunun kendi çapında ismini yaşatmaya çalıştığın anlatan Ayanoğlu şunları söyledi: "Camiye ismi verildi, bizim köyde Kastamonu Cide’de İmam Hatip’te ismi var. Kendi köyümde, limanda ismi var. İzmir Torbalı’da ilkokul ve ortaokulda ismi var. Geçen hatta futbol turnuvasında orada öğrenciler şampiyon olmuşlar, orada lokum dağıttım. İsmi her zaman yaşayacak. Dört tane beş tane okulda ismi var, camide ismi var. Erkek olan ilk torunuma da gene rahmetli oğlumun ismini verdim, Onur Ensar diye, hem normal ismi hem de soy ismi Onur Ensar Ayanoğlu. Vallahi ben bir evlat verdim, belki 10 bin evlat kazandım. Açık yüreklilikle söyleyeyim. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin. Bizim gidecek başka ne bir vatanımız ne sığınacak bir devletimiz var. Buralarda bu topraklarda doğduk, bu topraklarda Rabbim nasip ettiyse ruhumuzu teslim edip ahir aleme göçeceğiz, ebedi aleme göçeceğiz. Bunun başka izahı yok. Onun için sizler de, ben de, hepimiz bu ülkeye, bu devlete, bu millete sahip çıkacağız. Başka bunun yolu yöntemi yok." Öte yandan, şehit Onur Ensar Ayanoğlu’nun ismi Kısıklı’da yaşadıkları evin hemen karşısında yer alan camiye verildi. Darbe girişiminin ardından yenilenen camii 10 Temmuz 2020’de Şehit Onur Ensar Ayanoğlu Camii adıyla yeniden ibadete açıldı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: "Baba ocağında market poşetlerinin içinde haram paralar olur mu?" Haber

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: "Baba ocağında market poşetlerinin içinde haram paralar olur mu?"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kurban Bayramı’nın 4’üncü gününde partisinin genel merkezinde partililer ve vatandaşlarla bir araya gelerek bayramlaştı. Burada açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, CHP’nin arınarak siyasi yoluna devam edeceğini belirtti. CHP’nin bir halk yuvası olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, CHP’nin kimliğinde rüşvet, hırsızlık ve adam kayırmanın olmadığını vurguladı. CHP’nin mahkeme salonlarında sürünmeyeceğinin de özellikle altını çizen Kılıçdaroğlu, bu olaylar neticesinde sorumlulardan hesap soracağını sözlerine ekledi. "Burası halkın yuvasıdır" CHP’nin halkın bir evi, halkın merkezi olduğunu ve tüm Türkiye ile birlikte var olacaklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Burası halkın yuvasıdır. Bugün burada CHP’nin tarihi namusunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik güvenliğini, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyorum. Çünkü yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir. Yalnızca kimin genel başkan olacağı meselesi de değildir. Bu mesele Türkiye’de siyasetin ahlakla mı parayla mı, hukukla mı operasyonla mı, millet iradesiyle mi veya aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir. Kimseyi aşağılamadan, hedef göstermeden ve kimseye haksızlık etmeden gerçeği söyleyeceğim. Çünkü bizim geleneğimiz budur. Çünkü biz CHP’liyiz. Bizim kitabımızda intikam yoktur. Bizim kitabımızda iftira yoktur. Bizim kitabımızda kin yoktur. Bizim kitabımızda mertçe helalleşme vardır, hesaplaşma vardır. Bizim kitabımızda arınma vardır ama bu arınma tasfiye değil, yeniden bir doğuştur. 38. Kurultayda bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün ‘CHP’de demokrasi esastır’ dedik ve geri çekildik. Maalesef gördük ki durum öyle değil. O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır. O gün yaşananlar, o günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar, kamuoyunda oluşan derin kuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir. Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse, milletin iradesine duyulan güven sarsılır ve derin bir yara alır" diye konuştu. "Ahlaki meşruiyet sorunu yaşanırsa, o partinin Türkiye’de demokrasi vaat etmesi de imkansız hale gelir" CHP iradesinin mahkeme salonlarına ve rüşvet operasyonlarına kadar düştüğünü vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Ahlaki meşruiyet sorunu yaşanırsa, o partinin Türkiye’de demokrasi vaat etmesi de imkansız hale gelir. Biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti? Şimdi bana ne yapacağımı soruyorlar. Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım, herkes bunu bilsin. Sonra kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Tertemiz bir kurultay yapacağız. Partililerimiz, partimizin güvenli limanını inşa edecek. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Doğru düzgün bir limana gideceğiz. Güvenli limanı ben değil, sizler inşa edeceksiniz. O sandıktan kim çıkarsa partinin lideri olacaktır. Başımızın tacı olacaktır. Biz usulsüzlüğe de koltuk sevdasına da geçit vermeyiz. Ben hayatı boyunca hem bürokratik yaşamında hem de siyasi yaşamımda sadece vatana ve millete hizmet etmiş bir kardeşinizim. Hesap uzmanlığından genel müdürlüğe, milletvekilliğinden genel başkanlığa kadar devletin ve milletin her kademesinde görev yaptım. Boğazımdan aşağı tek bir kuruş haram lokma inmedi. Kul hakkı yemedim, yedirmedim" şeklinde konuştu. "Benim tek odağım vatandır" Kendisine ve partililere çamur atmaya kalkışanların amaçlarına ulaşamadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, "Benim tek odağım vatandır ve Türkiye’dir. Bize çamur atmaya kalkanların çamurları kendi ellerinde kalmıştır. Tarih önünde de hep ellerinde kalacaktır. Bu yürüyüş benim yürüyüşüm değil. Bu yürüyüş adaletin, dürüstlüğün, temiz siyasetin son büyük nöbetidir. Bu yürüyüş arınmanın, arınarak çoğalmanın, çoğalarak kazanmanın yürüyüşüdür. Bu yürüyüş asırlık çınarı kuruluş kodlarına, tertemiz ahlaki zemine geri oturtma yürüyüşüdür. Birilerinin siparişleriyle, birilerinin fermanıyla atılan o kirli sloganları duydum. 78 yıllık ömrünü bu vatana adamış bu adama ‘hain’ diye bağıranları duydum. Onlara o sloganları attıran kirli zihniyete tarih önünde sesleniyorum. Bu vatanda ihanet ile vatan kahramanlığı arasındaki çizgi kıldan ince, kılıçtan keskindir. Bu çaba bizi yolumuzdan döndüremez. Bu çaba sadece ve sadece kendi acizliklerinin, kendi korkularının tecellisidir. Ömrünün en zor yürüyüşünü yapan bu kardeşinize, tam da bu noktada tarih önünde açıkça hakkınızı helal edin. Benim bu millete, cefakar örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan gizlice sızan, ruhunu satmış FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe, biz millet dedikçe kapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman, onlardan yardım dileyen o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum" dedi. "Baba ocağında market poşetlerinin içinde haram paralar olur mu?" Yaklaşık 3 yıldır süregelen rüşvet operasyonları ve diğer olumsuzluklar için tüm Türkiye’den özür dileyen Kılıçdaroğlu, "Sizin o nasırlı ellerinize, helal lokmalarınızdan artırarak bu partiye verdiğiniz emekleri kendi kurdukları o haram sofralara meze yapanları fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. CHP’nin şerefli delegelerini pavyon masalarında pazarlık konusu yapanların, Mustafa Kemal’in partisini mahkeme kapılarına düşürüp itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum. Halkın belediyesinde yetimin hakkına göz dikip, rüşvete talanına bulaşan o rüşvetli belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım, onları tek tek ayıklayamadığım için sizlerden özür diliyorum. Hakkınızı helal edin ve beni affedin. Uşak Belediyesi’nde rüşvete ve talana göz yummak, yetimin hakkını peşkeş çekmek baba ocağının kitabında yazar mı? Baba ocağında market poşetlerinin içinde haram paralar olur mu? Baba ocağında kutuların içinde rüşvet verilir mi? Baba ocağında FETÖ’cü hesapların talimatlarıyla kumpaslar kurulur mu? Baba ocağı helaldir ve temizdir. Baba ocağımız vatandır. Biz bu baba ocağının sahipleriyiz. Baba ocağının sofrasında asla haram lokma olmaz. Her şey helaldir. Çünkü baba ocağıdır. Baba ocağında oturanlar, Gazi Meclisi’nin çatısı altında rüşvet iddiaları karşısında sessiz kalamaz. Bu ki bu lekeyi Gazi Meclisimize ve Cumhuriyet Halk Partimize düşürenlerle nasıl yol yürüyeceğiz? Biz değil. Siz karar vereceksiniz. Kapatma olursa yedek parti hazır diyenler şunu çok iyi bilsinler. CHP devlete istikamet çizen bir partidir. CHP; ahlakın, erdemin, ülkesine ve vatandaşına hizmet etmeyi temel ilke edinenlerin, demokrasiyi savunanların partisidir" ifadelerini kullandı. "Rüşvetçilerden ve hırsızlardan arınacağız" CHP’nin rüşvet operasyonlarında adı geçen belediye başkanlarından ve yardımcılarından arınacağının sözünü veren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Rüşvetçiler ve hırsızlardan arınacağız. Önce CHP, sonra Türkiye arınacak. Biz kendi evimizi hukukla, ahlakla temizlerken asıl görevimiz olan bu milletin dertlerini unutmayacağız. Sokaklarımızı zehirleyen uyuşturucu baronları da dinlesin. Halkın tepesine çöken mafya artıkları da dinlesin. Kemal Kılıçdaroğlu hayatta olduğu müddetçe, bu can bu bedende kaldığı müddetçe size asla ve asla geçit vermeyeceğiz. Sizden korkmayacağız. Ben bu kavgayı yeniden başlatıyorum. İçerideki haramzadeleri maşa gibi kullanarak Türkiye’yi sömüren uluslararası tefeciler ve Türkiye düşmanları siz de iyi dinleyin. Herkes şunu çok iyi bilsin. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu iradesi CHP’dir. Bu iradenin sarsılmaz ve sönmez ruhu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Biz bugün burada o kurucu iradeye canımız pahasına sahip çıkıyor şerefle ve gururla taşıyoruz. CHP dimdik ayaktadır, yıkılmayacaktır ve dağılmayacaktır. Biz sadece geçmişi temizlemeyeceğiz. Biz geleceği de inşa edeceğiz. Bu ülkenin tüm namuslu evlatlarını bir araya getireceğiz. Adaletin, ahlakın ve dürüstlüğün sarsılmaz kalesi olarak bu anlayışı hep birlikte yeniden inşa edeceğiz. Geçmişte söyledik, şimdi de söylüyoruz. Umutsuzluğu çöpe atın. Güneşli günler çok yakın." Kılıçdaroğlu, yaptığı açıklama sonrası kendisine verilen beyaz güvercinleri gökyüzüne bıraktı. Program Kılıçdaroğlu’nun tekrardan makamına geçiş yapmasıyla son buldu.

Şehitlerin adı Esentepe’de yaşatılacak Haber

Şehitlerin adı Esentepe’de yaşatılacak

Nilüfer Belediyesi’nin, Çanakkale Savaşı’ndan günümüze vatan uğruna hayatını kaybeden tüm Nilüferli şehitlerin adını yaşatacağı Şehitler Anı Parkı, bu yıl Esentepe Mahallesi’nde Nilüferlilerle buluşacak. Şehitlerin aziz hatırasını yaşatmak amacıyla hayata geçirilecek parkta yer alacak abide de, tüm Nilüferli şehitlerin isimlerini onlara yakışır bir vefa ile geleceğe taşıyacak. Nilüfer Belediyesi’nin, ilçedeki tüm şehitlerin hatırasını yaşatmak amacıyla hayata geçirdiği Şehitler Anı Parkı projesinde çalışmalar sürüyor. Şehitlerin aziz hatırasını tek bir anı mekânında yaşatmayı amaçlayan park, yalnızca bir anıt alanı değil; ailelerin bir araya gelip ortak hafızayı yaşatabileceği anlamlı bir buluşma noktası olacak. Esentepe Mahallesi’nde inşa edilecek olan parkta, Çanakkale Savaşı’ndan Milli Mücadele’ye, Kore Savaşı’ndan Cumhuriyet dönemine kadar vatan uğruna hayatını kaybeden tüm Nilüferli şehitlerin isimlerine yer verilecek. Kent dokusuna nefes aldıracak nitelikte 2 bin 956 metrekarelik bir alanda planlanan parkın bin 960 metrekaresi yeşil alan olacak. Park içinde şehit anıtı, tören alanı, amfi düzenlemesi, açık kütüphane, okuma alanları Nilbel Kafe, dinlenme alanları, yürüyüş alanları, bisiklet park alanı ve otopark bulunacak. Yıl boyunca anma törenleri ve resmi programlara ev sahipliği yapabilecek şekilde planlanan Şehitler Anı Parkı, 24 saat güvenlik önlemleri ile korunacak. Şehitlerin hatırasını yaşatmanın kendileri için bir borç olduğunu dile getiren Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Bizler için şehitlerimizin aziz hatırası ve ailelerin talepleri her zaman ilk sıradadır. Bu vatan için toprağa düşen hiçbir kahramanımızın adını güvenliği tam sağlanamayan, zamanla yıpranma riski olan sokak arası parklara hapsetmek istemedik. Onlara olan minnet borcumuzu; 24 saat korunan, kütüphanesiyle ve dev anıtıyla gençlerimize ilham verecek, ailelerimizin her daim başköşede ağırlanacağı Şehitler Anı Parkı ile ödemeyi görev bildik. Bu projeyi en başından beri şehit ailelerimiz ve gazilerimizle kurguladık; çünkü o isimlerin nasıl yaşatılacağına dair en doğru cevabı yalnızca onlar verebilirdi. Her bir Nilüferli şehidimizin adı bu parkta; çocukların sesiyle, ailelerin dualarıyla yaşamaya devam edecek" dedi.

Başkan Erkan Aydın Bursa'da fetih duasına katıldı Haber

Başkan Erkan Aydın Bursa'da fetih duasına katıldı

Tarihi Ulu Cami’nin manevi atmosferinde gerçekleşen fetih duası, birlik ve beraberlik duygularını pekiştiren anlamlı anlara sahne oldu. Manevi atmosferin hâkim olduğu programa katılanlar, edilen dualara hep bir ağızdan eşlik etti. Fetih duasına, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın başta olmak üzere kardeş belediyelerin başkanları, Osmangazi belediye başkan yardımcıları, Osmangazi Belediyespor Başkanı Fatih Karayılan ve vatandaşlar katıldı. Programda, Ulu Cami Baş İmamı Ali Keleş tarafından Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Ardından, Orhan Gazi, Mustafa Kemal Atatürk ve vatan uğruna canını feda eden tüm şehitler için dualar edildi. “Tüm Atalarımızın Ruhları Şad, Mekânları Cennet Olsun” Bursa’nın fethinin 700’üncü yılını bir kez daha tebrik ettiğini ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Sabah namazı ve fetih duası için Bursa Ulu Camii’nde bir araya geldik. Bursa’nın fethinin 700’üncü yılını bir kez daha tebrik ediyorum. Allah, nice yüzyıllar boyunca bu topraklarda birlik ve beraberlik içinde yaşamayı bizlere nasip etsin. Başta Orhan Gazi olmak üzere, Bursa’yı fetheden tüm atalarımızın ruhları şad, mekânları cennet olsun. İnşallah hep birlikte barış, huzur ve kardeşlik içerisinde bu güzel topraklarda yaşamaya devam ederiz.” şeklinde konuştu. Sabah namazı ve fetih duasının ardından vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Aydın, Ulu Cami avlusunda vatandaşlara çorba ikramında bulundu.

Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünde Bursa şehitlerini unutmadı Haber

Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünde Bursa şehitlerini unutmadı

Türk milletinin şanlı direnişinin simgesi olan Çanakkale Zaferi her yıl olduğu gibi bu yıl Bursa’da gurur ve minnetle anıldı. Hamitler Kent Mezarlığındaki Şehitlikte yapılan törenlerde asker ve polis şehitlerinin kabirleri tek tek ziyaret edilip karanfil dağıtıldı. Şehitlik anıtına çelenk koyma ile başlayan törenler İstiklal Marşı, saygı duruşu ve saygı atışının ardından şehit kabirlerinin ziyaret edilmesiyle devam etti. Törene Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Selçuk Türkoğlu, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mustafa Bozbey, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Ak Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Bursa İl Jandarma Komutanı İdris Tataroğlu, Bursa İl Emniyet Müdürü Kadir Gökçe ile çok sayıda Çanakkale gazisi ve asker ve polis şehit yakını katıldı. Bursa Valisi Erol Ayyıldız öncülüğünde törenlere katılan protokol tarafından şehit kabristanları tek tek ziyaret edilip karanfil bırakıldı. Şehitler için Kuran’ı Kerim okunup dualar edildi. 2006 yılında Bursa’nın Karacabey ilçesinde yaşanan bir trafik kazasına müdahale ederken bir başka aracın kendisine çarpmasıyla şehit olan polis memuru Ali Demircioğlu’nun eşi Selma Demircioğlu, biri babası gibi polis olan 30 yaşındaki ikiz oğulları ile birlikte eşini kabri başında andı. Şehit polis memurunun engelli oğlu Batuhan Demircioğlu atölyede kendi eliyle yaptığı üzerinde mutlu bayramlar yazan resmi Bursa İl Emniyet Müdürü Kadir Gökçe’ye hediye etti. Bir oğlunu da babası gibi polis olarak yetiştiren Selma Demircioğlu, Çok gururluyum ancak bir o kadar da üzüntülüyüm. Bir oğlum babası gibi polis memuru oldu. Diğer oğlum engelli. Engelli oğlum dün öğretmeni ile birlikte güzel bir çalışma yaptı. Bugün o çalışmayı İl Emniyet Müdürümüz Kadir Gökçe’ye takdim ettik. Çok seviyoruz kendisini Allah razı olsun kendisinden bizi hiç bir zaman unutmuyor. Çok zor günler yaşadık ama bir oğlum da babası gibi polis oldu. Gurur duyuyorum kendisiyle" diye konuştu. Engelli genç Batuhan Demircioğlu’da tek hayalinin bir gün kendi atölyesini açmak olduğunu belirtti. Şehit Komiser İrfan Aydoğan’ın annesi Mediha Aydoğan ise Oğlu vatan uğruna şehit olduğu için gururlu olduğunu belirterek "6 yıldır oldu özlemim hiç bitmedi günden güne daha da çok artıyor. Azalmıyor. Bugünde yeğenleri ile birlikte ziyarete geldik. Allah bütün şehit anne ve babalarına sabır versin. Vatanımız Milletimiz sağolsun" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.