Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Uyuşturucu

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Uyuşturucu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uyuşturucu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çamaşırhane cinayetinde istenen cezalar belli oldu Haber

Çamaşırhane cinayetinde istenen cezalar belli oldu

Olay, 26 Aralık 2025 tarihinde akşam saatlerinde Kartepe ilçesi Köseköy Mahallesi Kartal Sokak'ta meydana geldi. Çamaşırhanede çalışan yabancı uyruklu şahıslar arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede bıçaklı kavgaya dönüşürken, Abdolraouf Gorgani hayatını kaybetti, Muhammadsafa A. ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Olaya ilişkin Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro ekipleri tarafından, iş yeri çalışanlardan Mehdi B. (29), Golbahar P. ve Ali K. (19), Raouf P. yakalanarak gözaltına alındı. Mevcutlu olarak Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edilen şüpheliler, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma süresinde Ali K., dava süresinde ise Golbahar P. tahliye edildi. "Abdolraouf ile aramızda husumet yoktu" Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuklu sanıklar Mehdi B. ve Raouf P., tutuksuz sanıklar Golbahar P. ve Ali K. ile avukatları katıldı. Maktul Abdolraouf Gorgani'ye yönelik 'kasten öldürme' suçundan yargılanan Raouf P., Abdolraouf ile aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını savunarak, "Olay gecesi Golbahar yanımıza gelerek Abdolraouf'un Ali'yi dövdüğünü söyledi. Olaya müdahale etmek için yanlarına gittik ancak kapı kapalıydı. İçerden Abdolraouf, Ali'ye 'Uyuşturucuyu neden çantana koydun?' diye bağırıyordu. Kapıyı açmasını söyledik açmayınca Mehdi kapıyı kırdı. Abdolraouf, Mehdi'ye 'Sen karışma, odadan çık' dedi. Mehdi çıkmayacağını söyleyince Abdolraouf onun yakasına yapıştı ve yumruk attı" dedi. "Bıçak Abdolraouf'un şah damarına geldi" Yaşanan olay sonrası kavga çıktığını söyleyen Raouf P., savunmasına şöyle devam etti: "Bunun üzerine kavga etmeye başladılar. Benim hiçbir şekilde Abdolraouf'a eylemim olmadı. Biz sadece odada onları kavgayı ayırmaya çalıştık. Daha sonra koridora çıktılar ve kan gördüm. Mehdi'nin bıçak çıkarttığını gördüm ama sapladığını görmedim. Abdolraouf'ta bıçak görmedim. Kan görünce korkuyla kaçmaya başladık. Kaçmamın sebebi Türkiye'de oturum iznimin olmamasından kaynaklıydı. Kaçtığımızda Mehdi bana, 'Bıçak Abdolraouf'un şah damarına geldi. Ölüp ölmediğini bilmiyorum' dedi. Abdolraouf'un Ali'yi odaya alıp kızma sebebi memleketten gelen eşyalarının arasından uyuşturucu çıkmasıymış. Suçsuzum, beraatimi istiyorum." "Kendimi kurtarmak amacıyla sadece bıçağı savurdum" Öldürme kastının olmadığını savunan Mehdi B. de "Abdolraouf beni bıçakladı, kendimi kurtarmak amacıyla sadece bıçağı savurdum. Olaya dahil olmamın sebebi sadece Ali'yi Abdolraouf'tan korumaktı. Odaya girdiğimde Abdolraouf'un Ali'ye tekme ve tokat ettiğini gördüm. Olay sebebiyle çok pişmanım" şeklinde konuştu. Tutuksuz sanık Golbahar P. ise önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyleyerek suçlamaları kabul etmedi. "Abdolraouf bana birkaç kez tokat attı, başka bir şey yapmadı" Tutuksuz sanık Ali K. ise savunmasında, "İş yerinde çalışan İbrahim, memleket izninden dönünce eşyalarımı getirmesini istemiştim. İbrahim eşyalarımı getirince içinden uyuşturucu çıkmış. İbrahim, bunu fotoğraflayıp Abdolraouf'a yollamış. Abdolraouf da durumu bana sordu. Uyuşturucunun bana ait olmadığını söyledim. Abdolraouf bana birkaç kez tokat attı, başka bir şey yapmadı. Kapı kırılınca da bana bir eylemde bulunmadı. Mehdi içeri girince Abdolraouf ona yöneldi, 'Çık dışarı' dedi. Mehdi, ustabaşımız olduğu için 'Bu benim elemanım, senin onunla ne işin olabilir?' dedi. Mehdi dışarı çıkmayınca Abdolraouf onun yakasına yapıştı yumruk attı. Bunun üzerine kavga başladı. Raouf'un maktule vurduğunu hiç görmedim. Abdolraouf'ta da bıçak görmedim" ifadelerini kullandı. 2 sanık için hapis, 2 sanık için beraat istendi Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında, Mehdi B.'nin Abdolraouf Gorgani'yi kasten öldürme suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Savcı ayrıca Mehdi B.'nin Muhammadsafa A.'yı öldürmeye teşebbüs suçundan 10 yıldan 18 yıla kadar hapis ve 6136 sayılı Kanun kapsamında ayrıca cezalandırılmasını istedi. Raouf P. hakkında ise Abdolraouf Gorgani'nin öldürülmesine iştirak suçundan 15 yıldan 18 yıla kadar, Muhammadsafa A.'nın öldürülmesine teşebbüse iştirak suçundan ise 6 yıl 8 aydan 12 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Mütalaada Ali K. ve Golbahar P.'nin ise kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraatleri istendi. Sanık avukatlarının mütalaaya karşı savunmalarının alınmasının ardından mahkeme heyeti, sanıkların mevcut hallerinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

Ormanda boğazı kesilerek öldürülen Gökçe'nin ailesi konuştu: Son görüntüleri yürek burktu Haber

Ormanda boğazı kesilerek öldürülen Gökçe'nin ailesi konuştu: Son görüntüleri yürek burktu

Olay, Karacabey ilçesi Güngörmez Mahallesi'ndeki ormanlık alanda meydana geldi. İddiaya göre Gökçe Alkan (18) ile erkek arkadaşı Mustafa B. (24), otomobille ormanlık alana gitti. İkili arasında ayrılma meselesi yüzünden tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Mustafa B.'nin bıçakla Gökçe Alkan'ın boğazını kestiği öne sürüldü. Genç kız olay yerinde hayatını kaybederken, şüpheli de kendisine zarar verip boynundan yaralandı. Jandarma ekiplerince gözaltına alınan şüphelinin hastanedeki tedavisinin sürdüğü bildirildi. "Çıkma dedim ama çıkacağım dedi" Kızının ölümünden önce son kez birlikte vakit geçiren anne Alkan, Gökçe'nin olay günü saat 18.00 sıralarında dışarı çıkmak istediğini söyledi. Saat 18.00'a kadar kızıyla birlikte olduğunu belirten acılı anne, "18.00'a kadar beraberdik. O saatten sonra 'Dışarı çıkacağım anne' dedi. 'Çıkma' dedim ben ona. 'Çıkacağım' dedi' ifadelerini kullandı. Kızının erkek arkadaşıyla yaşadığı sorunları kendisine anlatmadığını söyleyen anne, daha önce tehdit edilip edilmediğini de bilmediğini belirterek, "Hiçbir şey demedi. İçinde yaşıyordu, saklıyordu. Hiçbir şey söylemedi" dedi. Saatlerce telefonuna ulaşamadı Gökçe'den haber alamayınca endişelenmeye başladığını anlatan anne Alkan, saat 21.00'den sonra kızını defalarca aradığını ancak telefonlarına cevap verilmediğini söyledi. Bir süre sonra damadının kendilerine Gökçe'nin erkek arkadaşıyla kavga ettiğini söylediğini aktaran anne, önce hastaneye gittiklerini, ardından karakola geçtiklerini ve gerçeği burada öğrendiğini belirtti. "Adalet istiyorum" Kızının ölümünün ardından tek taleplerinin adalet olduğunu söyleyen Zeynep Alkan, "Adalet istiyorum. Benim kızıma nasıl öldürdüyse ona da aynısının yapılmasını istiyorum" dedi. Anne Alkan, 5 Ekim'de Gökçe için düzenlenen yürüyüşte de "Bütün Gökçelere, bütün kızlara adalet istiyorum. Benim yaşadığımı hiçbir anne yaşamasın" sözleriyle adalet çağrısında bulunmuştu. Ablası: "Sessiz, sakin, sürekli gülümseyen biriydi" Gökçe Alkan'ın ablası Özlem Akbay ise kardeşinin sessiz, sakin, kimseye zararı olmayan ve sürekli gülümseyen bir genç kız olduğunu söyledi. Olaydan kısa süre önce kardeşiyle birlikte vakit geçirdiğini anlatan abla Özlem Akbay, Gökçe'nin o gece kendisini çağırması üzerine yanına gittiğini belirterek, "Beraber oturduk, eğlendik. Gayet iyiydi, keyfi yerindeydi, hiçbir şey yoktu" dedi. Ablasının anlatımına göre Gökçe'nin erkek arkadaşı, iki gündür kendisine ulaşmadığını ve hastanede olduğunu söylemişti. Bu anlatıma inanmadığını belirten abla Özlem Akbay, kardeşine erkeğin kendisine yalan söylediğini düşündüğünü belirterek, "Gökçe dedim, insan sürekli kaza mı yapar? O çocuk sana yalan atıyor. Kanıtlayacağım sana dedim" diyen abla, erkek arkadaşının gerçekten hastanede olup olmadığını öğrenmek için hastaneleri aradığını ancak bilgi alamadığını söyledi. "Gitme dedim, yüzleşmek istedi" Gökçe'nin öldürüldüğü gün erkek arkadaşının yeniden kendisini aradığını anlatan abla Özlem Akbay, Mustafa B.'nin kaza yaptığını ve otomobilini göstermek istediğini söylediğini aktardı. Kardeşine gitmemesi yönünde uyarıda bulunduğunu belirten abla, "Gökçe dedim, gitme, boş ver, ne gerek var? ‘Yüzleşmek istiyorum, göreyim bakalım' dedi" ifadelerini kullandı. Gökçe'nin bunun üzerine buluşmaya gittiğini belirten abla, yaşananların planlı bir cinayet olduğunu düşündüğünü söyledi. "Telefonunu sahile attığını ölümünden sonra öğrendim" Kardeşine erkek arkadaşının uyuşturucu kullanıp kullanmadığını da sorduğunu aktaran Özlem Akbay, "Gökçe'nin kendisine "Hayır, içmiyor. Benim yanımda sigara bile içmiyor" dediğini söyledi. Ancak daha sonra çevreden farklı söylentiler duyduğunu belirten abla, Gökçe'nin başka bir telefonunun olduğunu ve bu telefonun sahile atıldığını kardeşinin ölümünden sonra arkadaşlarından öğrendiğini ifade etti. "Çocuğa sordum, kardeşime ne oldu diye" Olayın ardından hastaneye gittiğini anlatan Gökçe'nin ablası, burada şüpheliyle karşı karşıya geldiğini söyledi. İlk başta yaşananları kaza olarak düşündüğünü belirten abla, "Çocuğa sordum, 'Kardeşime ne oldu, ne olur söyle' diye. Çocuk hiçbir şey söylemedi" dedi. Gökçe'nin hakkını arayacağını belirten abla, "Gökçe'nin hakkını aramak istiyorum. Adalet istiyorum" diye konuştu. Dayısı: "Melek gibi bir kızdı" Gökçe Alkan'ın dayısı Şenol Yavuz da yeğeninin ölümünün ardından büyük acı yaşadıklarını söyledi. Gökçe'yi 18 yaşına kadar el bebek gül bebek büyüttüklerini belirten Yavuz, "Melek gibi bir kızdı. 18 yaşına kadar el bebek gül bebek besledik. Güzel bir şekilde hayatını yaşamaya çalıştı. Hayatının en güzel anında katledildi" dedi. Yeğeniyle olaydan birkaç gün önce görüştüğünü ancak erkek arkadaşıyla ilgili herhangi bir konuşma yapmadıklarını belirten Yavuz, daha önce Gökçe'nin tehdit edildiğine yönelik kendisine herhangi bir bilgi ulaşmadığını söyledi. "Baştan kötü bir olay olduğunu söylemediler" Olayı ilk olarak farklı şekilde öğrendiğini anlatan Şenol Yavuz, kendisine önce Gökçe'nin hastaneye kaldırıldığı bilgisinin verildiğini söyledi. "Baştan kötü bir olay olduğunu söylemediler. Hastaneye kaldırıldığını söylediler. O şekilde gittim de bu olayın bu şekilde cereyan ettiğini öğrendik" diyen Yavuz, cinayetin nasıl işlendiğine dair kendilerinin de tüm ayrıntıları bilmediğini ifade etti. Gökçe'nin cenazesi toprağa verildi Bu yıl Farabi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Sağlık Hizmetleri Alanı'ndan mezun olduğu ve iş aradığı öğrenilen Gökçe Alkan'ın, ailenin 3 kız çocuğunun en küçüğü olduğu belirtildi. Gökçe Alkan'ın cenazesi, Bursa Adli Tıp Kurumu'ndaki otopsi işlemlerinin ardından ailesine teslim edildi. Uluabatlı Hasan Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından genç kız toprağa verildi. Öte yandan, Gökçe Alkan için 5 Ekim'de Karacabey'de yürüyüş düzenlendi. Ellerinde Türk bayrakları ve Gökçe'nin fotoğraflarıyla yürüyen vatandaşlar, "Gökçeler ölmesin" sloganları atarak kadın cinayetlerine tepki gösterdi. Genç kızdan geriye mutlu günlerinde çekilmiş videoları kalırken, kapının önüne de giymeye doyamadığı spor ayakkabıları konuldu

Güllü davasında ilk duruşma yarın: Kızı hakim karşısına çıkacak Haber

Güllü davasında ilk duruşma yarın: Kızı hakim karşısına çıkacak

Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yaklaşık 10 aylık soruşturma sürecinin ardından hazırlanan 21 sayfalık iddianame, Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. İddianamede Gül Tut'un 26 Eylül 2025 tarihinde saat 01.26 sıralarında Çınarcık ilçesindeki evinin penceresinden yaklaşık 18,17 metre yükseklikten düşerek hayatını kaybettiği belirtildi. İlk duruşmayla birlikte mahkeme, iddianamede yer alan delilleri, tanık beyanlarını ve sanık savunmasını değerlendirecek. Duruşmada soruşturma aşamasında ifadeleri alınan bazı tanıkların da dinlenmesi bekleniyor. Duruşma 1 Ekim 2026 Perşembe günü Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılacak. İddianamede ağırlaştırılmış müebbet talebi İddianamede Tuğyan Ülkem Gülter hakkında, 'tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Savcılık, olayın meydana geliş şekli, kamera ve ses kayıtları, bilirkişi raporları, tanık anlatımları, WhatsApp yazışmaları, HTS kayıtları ve diğer dijital delilleri birlikte değerlendirdi. Sanık Gülter ise suçlamayla ilgili yargılama sırasında savunmasını mahkemeye sunacak. Güllü'nün kanında 3,53 promil alkol tespit edildi İddianamede Adli Tıp Kurumu raporlarına da yer verildi. Rapora göre Gül Tut'un kanında 3,53 promil alkol tespit edildi. Tedavi dozunda bazı ilaç etken maddelerinin bulunduğu ancak bunların ölüm nedeni olmadığı belirtildi. Adli Tıp Kurumu, ölümün yüksekten düşmeye bağlı genel beden travması, kafatası kırıkları, beyin kanaması, çok sayıda kemik kırığı ile iç organ ve büyük damar yaralanmaları sonucu meydana geldiğini değerlendirdi. "Zemin kaygandı" iddiasına kriminal inceleme Soruşturma kapsamında olayın yaşandığı odanın zemininin kaygan olduğu yönündeki iddialar da araştırıldı. Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından yapılan incelemede zeminde kayganlığa neden olabilecek herhangi bir kimyasal madde kalıntısına rastlanmadığı iddianamede yer aldı. Olay gecesinin ses kayıtları dosyada İddianamenin önemli bölümlerinden birini olay gecesine ilişkin kamera ve ses kayıtları oluşturdu. Bilirkişi incelemesinde Gül Tut'un banyodan çıktıktan sonra odadaki kişilerle konuştuğu ve "Malkata" isimli Roman havasının çaldığı belirtildi. İddianamede, Gül Tut'un "Herkes tamam mı?", "Vallahi şahane bak, bak manyaklara bak, aç müziği" ve "Gel gel, kız gelsene buraya" şeklindeki sözlerine de yer verildi. Savcılık, Tuğyan Ülkem Gülter'in olay öncesinde Sultan Nur Ulu'dan Gül Tut'un sevdiği belirtilen "Malkata" isimli şarkıyı açmasını istemesini de değerlendirdi. İddianamede müziğin Gül Tut'un düşme anına kadar devam ettiği, Tuğyan ve Sultan'ın aşağıya koşmaya başlamasıyla birlikte müziğin kesildiği ve kamera kayıtlarında silinti ya da manipülasyon tespit edilmediği belirtildi. Düşme öncesi üç darbe sesi Bilirkişi incelemesinde olay öncesinde kayıtlara yansıyan üç ayrı darbe veya vurma sesi de değerlendirildi. İddianamede, ilk sesin hafif, ikinci sesin sert zemine vurma, üçüncü sesin ise daha yumuşak bir zemine veya deriye yönelik darbe, vurma ya da sürtme sesi olabileceği yönündeki değerlendirmelere yer verildi. Savcılık ayrıca Tuğyan Ülkem Gülter'in olay sırasında Gül Tut'a temas ve farkındalık mesafesinde bulunduğu yönündeki bilirkişi değerlendirmesine de iddianamede yer verdi. Sultan Nur Ulu'nun ifadeleri dosyanın önemli başlıklarından Olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu'nun ifadeleri de iddianamede önemli yer tuttu. Ulu'nun soruşturmanın ilk aşamalarında Gül Tut'un pencereden düştüğünü anlattığı, daha sonraki aşamalarda ise farklı beyanda bulunduğu belirtildi. İddianamede Sultan Nur Ulu'nun daha sonraki anlatımında Tuğyan'ın Gül Tut'a arkadan yaklaşarak kalça ve bacak bölgesinden kavradığını gördüğünü söylediği aktarıldı. Ulu hakkında ayrıca "yalan tanıklık" suçundan ayrı dava açıldı. "Bir gün annemi camdan atıp öldüreceğim" iddiası İddianamede yer alan tanık beyanları da yarın başlayacak yargılamanın önemli başlıkları arasında bulunuyor. Tanık M.A., S.D. ve G.Y., olaydan yaklaşık üç ay önce Tuğyan Ülkem Gülter'in kendilerine annesinin evlenmesine izin vermediğini söyleyerek, "Bir gün annemi camdan atıp öldüreceğim" dediğini öne sürdü. Tanık R.G. ise Tuğyan'ın yıllar önce annesini öldüreceğine ilişkin sözler söylediğini, Gül Tut'un yükseklik korkusu bulunduğunu ve yüksek yerlerde cam kenarına yaklaşamadığını ileri sürdü. Tanık S.C. de Tuğyan'ın kendisine "Bir gün ya annemi ya da kendimi öldüreceğim" dediğini iddia etti. Bu beyanlar iddianamede tanık anlatımları olarak yer alırken, söz konusu iddiaların mahkeme tarafından yargılama sürecinde değerlendirilmesi bekleniyor. WhatsApp mesajları da iddianamede İddianamede Tuğyan Ülkem Gülter'in annesiyle yaşadığı sorunlara ilişkin bazı WhatsApp yazışmalarına da yer verildi. Eski erkek arkadaşı Kervan Eminoğlu ile yaptığı yazışmalarda "Bıktım bu annemden", "Gebersin" ve "Bu kadına öyle bir pişmanlık yaşatacağım" şeklinde ifadeler kullandığı aktarıldı. Başka bir mesajında ise "Ben Güllü'nün kızı değilim, ben Tuğyan'ım" ifadelerini kullandığı belirtildi. İddianamede ayrıca Gül Tut'un ölümünden önce Tuğyan'ın bazı kişilere gönderdiği mesajlarda annesinden kurtulmak istediğini belirttiği ve annesinin ölmesini istediğine ilişkin ifadelerin bulunduğu kaydedildi. İnternet aramaları da dijital deliller arasında İddianamede Tuğyan Ülkem Gülter'in dijital materyallerinin incelenmesi sırasında yaptığı bazı internet aramalarına da yer verildi. Buna göre Gülter'in "Saçta metamfetamin çıkar mı?", "Esrar saçtan kaç günde çıkıyor?", "Uyuşturucu saçtan ne zaman temizlenir?", "Esrar vücudunuzda ne kadar süre kalır?", "Esrar 2 ay içilmese çıkar mı testte?", "Kokain saçta ne zaman çıkar?" ve "Haloperidol" şeklinde aramalar yaptığı belirtildi. İddianamede ayrıca 24 Kasım 2025 tarihinde "Çözülmemiş davalar seri katil davası dedektif oyunu suçluyu bulma" isimli bir kutu oyununun internet üzerinden incelendiği kaydedildi. Mahkeme yarın tarafları dinleyecek Gül Tut'un ölümüne ilişkin soruşturma aşamasında toplanan çok sayıda delilin yer aldığı dosyada artık yargılama aşamasına geçildi. Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yarınki ilk duruşmasında tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter'in savunmasının alınması, tarafların dinlenmesi ve dosyada yer alan tanıkların beyanlarının değerlendirilmesi bekleniyor.

İstanbul Havalimanı’nda uyuşturucu operasyonu: 3 kişi yakalandı, pilot kıyafeti şüpheli aranıyor Haber

İstanbul Havalimanı’nda uyuşturucu operasyonu: 3 kişi yakalandı, pilot kıyafeti şüpheli aranıyor

Güvenlik kamerasına saniye saniye yansıyan olayla ilgili toplam gözaltı sayısı 3 olurken, pilot kıyafetiyle havalimanından kaçan bir şüpheli ise aranıyor. İstanbul Havalimanı’nda önceki gün Meksika’dan Türkiye’ye gelen Orlando Antonio Vıana Florez isimli şahsı şüphe üzerine durduran Gümrük Muhafaza ekipleri, bagajında yapılan incelemede 23 paket içerisinde toplam brüt ağırlığı 26 kilo 340 gram olan kokain tespit etmişti. Güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen ekipler, şahısla bağlantılı olan Andres Felipe Hıncapıe Arango ve pilot kıyafeti giydiği tespit edilen Ivan Enrique De Castro Hernandez isimli zanlıların havalimanından çıktığını belirlemişti. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde yürütülen çalışmaların devamında Andres Felipe Hıncapıe Arango’nun bir otelde Meksika uyruklu Roberto Carlos Serrano Astorga ile buluştuğunu ve valizi teslim ettiği belirlendi. Bunun üzerine Roberto Carlos Serrano Astorga isimli şahıs otelde gözaltına alındı. Valizde yapılan aramada 25 kilo 160 gram kokain ele geçirildi. Yakalanan toplam 51 kilo 500 gram uyuşturucu maddelerin yaklaşık olarak piyasa değerinin 206 milyon TL olduğu öğrenildi. Olayla ilgili gözaltına alınan iki zanlı, tutuklandı. Soruşturma kapsamında Andres Felipe Hıncapıe Arango isimli zanlı da gözaltına alındı. Ekiplerin, pilot kıyafeti ile havalimanından çıkan zanlıyı yakalama çalışması sürüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.