Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Uyuşturucu

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Uyuşturucu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uyuşturucu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da aranan şahıslara operasyonda 8 kişi yakalandı Haber

Bursa’da aranan şahıslara operasyonda 8 kişi yakalandı

Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Yapılan operasyonlar kapsamında farklı suçlardan haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan 8 kişi gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre; "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak" suçundan 16 yıl 6 ay 7 gün hapis cezası bulunan O.G., Altıparmak Mahallesi’nde yakalandı. "Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçundan 15 yıl 8 ay hapis cezası bulunan E.Ş.’nin tanınmamak için sürekli şapka, gözlük ve atkı kullandığı belirlendi. Şüpheli, Tahtakale Mahallesi’nde metruk bir binada yakalandı. "Tehdit, hırsızlık ve uyuşturucu kullanma" suçlarından 13 yıl 9 ay hapis cezası bulunan S.Ö., adres kontrolü sırasında camdan atlamaya çalışırken yakalandı. "Yağma, hırsızlık ve uyuşturucu kullanma" suçlarından 12 yıl 2 ay hapis cezası bulunan T.Ç. ise Sinandede Mahallesi’nde gözaltına alındı. "Uyuşturucu ticareti" suçundan 12 yıl hapis cezası bulunan H.T., Hüdavendigar Mahallesi’nde saklandığı evin çatı katından kaçmaya çalışırken yakalandı. Uyuşturucu kullanma suçundan 11 yıl 6 ay 10 gün hapis cezası bulunan ve yurt dışına kaçma hazırlığında olduğu tespit edilen M.N., Soğukkuyu Mahallesi’nde çatıdan kaçmaya çalışırken yakalandı. "Hırsızlık ve uyuşturucu kullanma" suçlarından 9 yıl 9 ay 7 gün hapis cezası bulunan M.A. Altıparmak Mahallesi’nde, aynı suçlardan 14 yıl 1 ay hapis cezası bulunan S.S. ise Güneştepe Mahallesi Yaman Caddesi üzerinde yakalandı. S.S.’nin yakalandığı sırada, "Polis bayram seyran dinlemiyor, bizi Allah kurtarsın" dediği öğrenildi. Gözaltına alınan 8 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Bakan Gürlek'ten "Umut Hakkı" açıklaması Haber

Bakan Gürlek'ten "Umut Hakkı" açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara’da düzenlenen iftar programında medya temsilcileriyle bir araya geldi. Programda ‘Terörsüz Türkiye’ süreci, 12. Yargı Paketi, suça karışan çocuklarla ilgili konularda değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, basının demokratik toplumun vazgeçilmez bir unsuru olduğunu ve kamuoyunun doğru, hızlı ve güvenilir bir şekilde bilgiye ulaşmasında önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi. Terörsüz Türkiye sürecinin devam ettiğini kaydeden Bakan Gürlek, TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun Adalet Komisyonu’na geldiğini hatırlattı. Mevcut aşamada kanunların yapılmasına hazır olduklarını belirten Gürlek, şu ifadelere yer verdi: "Dün burada aynı şekilde Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimize de iftar yaptık. Onlarla da genel olarak çerçeve şeklinde ne tür bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini konuştuk. Tabii onlar da şu an net olarak bilmiyorlar ama mutabakat metnini ben okudum. Orada bazı kavramlar özellikle kamuoyunda tartışılmaya çalışılıyor. O kavramlar biliyorsunuz yok mutabakat metninde. Şunun altını çizmemiz gerekiyor. Burada şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz. Adalet Komisyonumuz da bunun farkında. Muhtemelen geçici hükümler konulacak. Hangi kanunlarda değişiklik olur onu tabii biz bilmiyoruz. Adalet Komisyonumuzun ve daha sonradan da Yüce Meclis’in takdirinde ama biliyorsunuz Ceza İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Kanunu gibi kanunlarda muhtemelen değişiklik yapılacak. Bunun tasarısını, yöntemini, şeklini, sınırlarını elbette yüce Meclisimiz çizecek. Tekrardan söylemek istiyorum. Biz Adalet Bakanlığı olarak bu süreçte dahil değiliz. Sadece teknik olarak Meclis’teki arkadaşlarımız destek isterse biz desteğe hazırız." Terörsüz Türkiye sürecini önemsediklerini söyleyen Bakan Gürlek, örgütün tamamen silah bırakmasının ve daha sonra örgütün feshedilmesinin sürecin olmazsa olmazlarından olduğunu dile getirdi. Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi’nin TBMM’ye sunulmuşken geri çekildiğini hatırlatarak, "12. Yargı Paketi Meclisteydi. Ben Adalet Bakanı olarak atandıktan sonra bu paketi geri çektik çünkü bir kısım eksiklikler olduğunu hissettim. Özellikle toplumdaki beklentiler, talepler önemli. Yani şimdi şöyle genel olarak toplumda özellikle vatandaşlarımızda adalete güven eksikliği var. Biz bunun araştırmasını da yapıyoruz. Adalete güven neden eksik deyince ilk soru şu ortaya çıkıyor. Yargılamanın uzun süre sürmesi, yani vatandaşlarımızın bu konuda bir memnuniyetsizliği var. Bunun temeline indik. Yani yargılamalar neden uzuyor? Ben uygulamadan geliyorum, bu konuda bilgi sahibiyim. Bilgi sahibi olduğum için hemen icraata geçmek istiyorum. Yani burada bir alışma aşaması olmadan direkt icraata geçmek istiyorum. Burada çeşitli arkadaşlarla birlikte formüller üzerinde çalıştık. Yani ne yapabilirsek vatandaşlara dokunabiliriz. Özellikle oluşan mağduriyetler en az seviyeye indirilebilir diye çalıştık" açıklamasında bulundu. "12. Yargı Paketi’yle uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz" Geçen yıldan kalma 12,5 milyon dosyanın yargıda olduğunu hatırlatan Bakan Gürlek, bu sayının çok fazla olduğunu ifade ederek, "Yani bizde çok fazla maalesef dosya yargının önüne gidiyor. Öncelikli olarak her dosyanın, her uyuşmazlığın yargının önüne gitmemesi için bizim gerekli adımları atmamız gerekiyor. Biliyorsunuz daha önce çeşitli adımlar atıldı. Uzlaştırma müessesi genişletildi, arabuluculuk müessesi genişletildi ama vatandaşımız mutlaka hakim, savcının yüzünü görmek istiyor, bir adliyeye gelmek istiyor. Bu konu da yeni düzenleyeceğimiz pakette de tekrardan uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz. Özellikle boşanma davaları biliyorsunuz çok uzun süreçler devam ediyor, 8 yıl, 10 yıl bu davalar sürüyor. Bu süreçte vatandaşlarımız nafaka ödüyor. Kendine yeni bir hayat kuramıyor. Bu konuda 12. Yargı Paketi’nde özellikle çekişmeli boşanma davalarında eğer taraflar aralarında her iki tarafta davacı ve davalı taraf evet biz boşanma konusunda anlaşıyoruz dedikleri an hakim bir tutanak tutup bunu, arabuluculuğa gönderecek" şeklinde konuştu. Gürlek, dava sürelerinin çok uzun olduğunun da altını çizerek, Hâkimler ve Savcılar Kurulu bünyesinde yer alan Yargının Etkinliği ve Verimliliği Bürosu ile davaların sürelerinin denetleneceğini ve davanın uzama nedenine göre personel desteği veya yeni mahkeme açılması gibi önlemler alınacağını belirtti. "Bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek" Yargılamaların hızlanması konusunda farklı çalışmaların da olduğunu dile getiren Gürlek, "Atlamalı temyiz müessesesi var. Yani bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek. Bunu da 12. Yargı Paketi’nde yargının hızlanması için getirmeyi düşünüyoruz. Hakim arkadaşlarımızı biraz zorlayacağız. Atama, terfide belirli bir karar ve o kararın Yargıtay’dan onanmasını artık mutlak kriter olarak arayacağız. Yani hakimin belirli bir iş vizesi tutturması gerekecek terfi etmesi için. Vermiş olduğu kararın da doğruluğunun olması gerekecek. Yani o karar hem de Yargıtay’dan onanacak. Bu da bizim artık olmazsa olmazımız" diye konuştu. "Çocukların adam öldürme gibi suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası almasını sağlayacağız" Bakan Gürlek, çocuk yaşta suça bulaşan çocuklarla ilgili de 12. Yargı Paketi’nde düzenleme getirmek istediklerini belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Çocuklarla ilgili cezaları ben yetersiz buluyorum, bunu daha önce de söylemiştim. Maalesef kanunumuzda şöyle bir düzenleme var; 12 - 15 yaş aralığı ve 15 yaş ve 18 yaş aralığı hakkında ayrı ayrı çocuklara özel indirimler yapılmış. Bir de biliyorsunuz çocukların almış olduğu cezaların infazında özel bir ayrıcalık var. Çocukların cezaevinde kalmış olduğu 1 gün, 2 gün sayılıyor. Çocuklar diğer mahkumlar gibi ayrı bir cezaevinde kalmıyor. Çocuk evi dediğimiz şekilde biraz daha şartları uygun cezaevinde kalıyor. Bu konuda gerekli adımları atacağız. Özellikle çocukların adam öldürme ya da diğer suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası gerekiyorsa onların almasını sağlayacağız. Bu düzenlemede Mecliste bir komisyon kuruldu. O komisyonda da zaman zaman görüşüyoruz. İnşallah bu düzenlemeyi de hayata geçireceğiz. Tabii çocukların geleceği bize emanet. Onları hem suç işlemeye ilişkin ortamdan uzaklaştırmamız lazım hem de suç işledikten sonra da rehabilite etmemiz gerekiyor. Yani onların tekrardan topluma kazandırılması gerekiyor." "Yeni nesil çeteler çocukları ailelerinden kiralıyorlar" Özellikle yeni nesil çetelerin çocukları kullandıklarını dile getiren Gürlek, "Çocukları kullanıyorlar, 12-15 yaşındaki çocukları kullanıyorlar. Hatta bakın şunu net söyleyeyim, çocukları ailelerinden kiralıyorlar. Biz bunu tespit etmiştik. Adana’dan, Antep’ten çocukları ailelerinden kiralıyorlar İstanbul’a getiriyorlar. Daha sonra sırtını sıvazlıyorlar. ’Aslansın, kaplansın’ deyip çocukları suçta kullanıyorlar. Neden? Çünkü çocukların alacağı cezalar belli. Çocuğun cezaevinde yatacağı süre belli. O çocuk dışarı çıktıktan sonra da tekrar örgütten kurtulamıyor. Daha farklı eylemlere girişiyor. Biz 11. Yargı Paketi’nde bununla ilgili düzenlemeler yaptık biliyorsunuz. Özellikle suç örgütlerinin, örgüt yöneticilerinin, örgüt üyelerinin çocukları suçlarda kullanması durumunda verilecek cezaları arttırdık. 12. Yargı Paketi’nde bu cezaları tekrar arttırmayı düşünüyoruz. Çünkü çocuklar bize emanet. Geleceğini korumakla yükümlüyüz" dedi. "Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız" Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Bakan Gürlek, suça karışan çocuğun yükümlülüğünün ailesinde olmasına ilişkin düzenlemeler olduğunun hatırlatılması üzerine "Biz onu mukayeseli hukukta araştırdık. Sonuçta aile çocuğu koruyup kollamakta yükümlü. Aynı zamanda bir ailenin denetim görevi var. Ama tabii suçlarında şahsi sorumluluğu var. Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız. Ama bizim hukuk özellikle borçlar hukukunda değil mi? Genel olarak bir genel kusur sorumluluğu var. Yani kusur varsa genel olarak o da sorumlu. Bu konuda bir düzenleme yapmadık ama özellikle bana da çok fazla geliyor, ailelere de bir düzenleme yapalım diye. Ama şu konuda bir çalışmamız yok. Ailelerin özellikle çocuklara sahip çıkması lazım" değerlendirmesinde bulundu. "12. Yargı Paketi’nde çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var" Çocukların ıslah edilmesine ilişkin 12. Yargı Paketi’ne düzenleme eklemeyi de düşündüklerini belirten Gürlek, "12. Paket’te çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var. Çocuk henüz cezaevinden çıkmadan topluma kazandırılmasına ilişkin düşüncelerimiz var. Aynı şekilde uyuşturucuyla mücadele kapsamında da. Şimdi uyuşturucu biliyorsunuz tahliye oluyor. Tekrardan uyuşturucu bataklığına nasıl sürükleniyor? Bizim uyuşturucuyla ilgili şu an tam olarak kanunlaştıramadık, yani yasal metne sokamadık. Şöyle bir düşüncemiz var" dedi. "12. Yargı Paketi’nde çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin düzenlememiz var" Bakan Gürlek, belirli bir yaş altındaki çocukların sosyal medyada kullandığı uygulamalara ilişkin cezai yaptırım yapılıp yapılmayacağına ilişkin soru üzerine ise, "16 yaş ve üzerindeki kişilerin sosyal medyaya girmesi; işte bu konuda doğrulama kodu, cep telefonundan gelen onay koduyla girmesi konusunda çalışmalarımız var. Aynı zamanda bu kapsamdaki çalışmalarda da çocukları şiddete, cinsiyetsizliğe ya da sapkın akımlara sevk eden sosyal medya hesapları, Youtuberlar, influencer vs. onlarla ilgili de çalışmalarımız var. Onlarla ilgili ceza kanununda şu an bir boşluk var. O boşluğu da inşallah 12. Yargı Paketi’nde doldurmayı düşünüyoruz" diye konuştu. "Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok" Terörsüz Türkiye süreci kapsamında tartışılan ‘umut hakkı’ konusuna ilişkin Gürlek, "Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok. Ne demek o? Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almışsa infazı yapılıyor. Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl olabiliyor, 36 yıl olabiliyor. O konuda Meclisimizin takdiri eğer ceza güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur. Ama şu anki uygulamada terör suçlarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aynen infaz ediliyor. Herhangi bir erken sürede dışarı çıkmıyor. O Meclisimizin takdiri" dedi. "Kadına şiddet olaylarında kanunları tekrar güncelleyeceğiz" Kadına şiddet olaylarıyla ilgili konuların titizlikle ele alındığını ifade ede Bakan Gürlek, "Bakanlığımızda Mağdur Hakları Daire Başkanlığı var. Bu süreçleri takip ediyor. 6284 Sayılı Kanun’un uygulamasında sorunlar var. Onu bizzat biz de görüyoruz. Özellikle 5. maddede koruyucu tedbirler var. Bu tedbirler işte polis mi yapacak, savcı mı yapacak? Bu konuda tekrar gözden geçirme yapıyoruz. 6284 Sayılı Kanun’da, kadınlarla ilgili zaten daha önce kademeli olarak bazı cezalar artırıldı. Yani eğer suç mağduru kadınsa doğrudan doğruya verilen cezalar artırıldı. Tekrar kanunları güncelleyeceğiz. Yapılması gereken bir şey varsa yapacağız. Ama 6284 Sayılı Kanun’da özellikle koruyucu tedbirlerin uygulanması konusunda bir aksaklık olduğunu görüyorum. Bu konuda bir güncelleme çalışması yapacağız" ifadelerine yer verdi. Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğuna ilişkin soru üzerine Bakan Gürlek, Demirtaş’ın ’Terörsüz Türkiye’ sürecinden ayrı devam eden bir süreç olduğunu söyleyerek, "Şu an ayrı yürüyen bir süreç. Onunla ilgili şu an devam eden bir süreç var" dedi. "Anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor" Terörsüz Türkiye süreci çerçevesinde Anayasa değişikliğine ihtiyaç olup olmadığına ilişkin ise Gürlek, "Terörsüz Türkiye için Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulur mu? Yani o bence şu an temel kanunlarda değişiklik yapılarak ihtiyaç giderilebilir. Ama genel olarak ben şunu söylüyorum. Anayasa değişikliğini sadece terörsüz Türkiye süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliği ihtiyacı var. Genel olarak bu konuda eksik Anayasalarımız var. 1982 darbe anayasası biliyorsunuz. Yani yamalı bohçaya döndü, sürekli olarak değişiklikler yapıldı. Elbette anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor" şeklinde konuştu. "Ben İBB soruşturmasını yaparken şahıslara bakmadım" İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gürlek, "Bir cumhuriyet savcısının şahıslarla ilgisi yok. Cumhuriyet savcısı şuna bakar; ortada bir suç var mı yok mu? Burada şahısların makamları, mevkileri, yaptıkları görevler ilgilendirmez. Burada o şahsın belediye başkanı olması, sanatçı olması ya da zengin fakir olması cumhuriyet savcısının görevi değildir. Ben o soruşmayı yaparken bu şekilde baktım. Yani o şahsın belediye başkanı olması bizim için önemli değil. Biz suç var mı yok mu buna bakarız. O bakımdan yani o şahsın şahsım hakkındaki açıklamalarını ben önemsemiyorum. Ben sadece cumhuriyet savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım" ifadelerini kullandı. "Şahsın belediye başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor" Hukuk sisteminin birbirini tamamladığını ifade eden Gürlek, İBB davasında da bunun görüldüğünü söyleyerek, "Yani bir savcı yanlış karar verirse itirazdan zaten üst mahkeme kaldırır. Mahkeme yanlış karar verirse Yargıtay bozar. Biz burada şahıslarla ilgili problem yapmıyoruz. Ortada yolsuzluk ve dolandırıcılık ya da büyük bir ihaleye fesat karıştırma soruşması vardı. Biz şahısların isimlerini kapatıp dosyaya baktık. Arkadaşlarımız da bu yönde bir iddianame düzenledi. Burada şahsın belediye başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor. Cumhuriyet savcısı kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklamaya sevk eder. Makul şüphe varsa soruşturmaya başlar. Daha sonradan da delillerin tamamlanma aşaması olur. Yani siz de iddianameyi okudunuz. Yani orada iddianamedeki delillerin çoğu somut deliller. MASAK raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık beyanları, para hareketleri, HTS baz istasyon kayıtları, soruşma bu şekilde ilerledi. Bizim şahıslarla ilgili bir çekincemiz yok. Savcı olarak o tarihte görevimizi yaptık" diye konuştu. "Bu tip davalarda makul süre yok" İBB davasında yargılamanın 9 Mart’ta başlayacağını da hatırlatan Gürlek, davanın makul süresine ilişkin soruya, "Yargılama mahkemenin kontrolünde. Ben onu bilmiyorum ne zaman bitirir ama o tip davalarda makul süre yok. O ağır cezalardaki makul süre yok. Şimdi 406 sanık var bildiğim kadarıyla. Tabii uygulama şöyle oluyor ama bu mahkemeye sadece tek bir heyet bakacak. Yani bu heyetin başka bir dosyası yok. Alanında uzman, vakıf arkadaşlardan oluşuyor. Bir cumhuriyet savcısı görevlendiriliyor duruşma heyetinde. Ne kadar sürede tamamlanır bunu ben bilmiyorum. Ama yani savunmalar alınıyor biliyorsunuz. Daha sonra tanıklar dinleniyor. Delillerin tartışılması aşaması oluyor. Bu tamamen mahkemenin, heyetin, heyet başkanının kendi kontrolünde yürüteceği bir yöntem" yanıtını verdi.

MSB: İran sınırında olağan dışı hareketlilik yok Haber

MSB: İran sınırında olağan dışı hareketlilik yok

Milli Savunma Bakanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalar yapıldı. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda, özellikle bölgedeki güvenlik gelişmeleri ve hudut güvenliğine ilişkin bilgiler paylaşıldı. Bakanlık, İsrail ve ABD tarafından İran’a yönelik saldırılarla başlayan ve İran’ın üçüncü ülkeleri hedef almasıyla genişleyen çatışmaların yakından takip edildiğini bildirdi. Açıklamada, masum sivillerin hayatını tehdit eden ve bölgesel istikrarı zedeleyen çatışmaların bir an önce sona ermesi temennisinde bulunularak, sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği vurgulandı. İRAN SINIRINDA OLAĞAN DIŞI DURUM YOK Toplantıda hudut güvenliğine ilişkin veriler de paylaşıldı. Buna göre hafta boyunca yasa dışı yollarla sınırı geçmeye çalışan 126 kişi yakalanırken, 1 Ocak’tan bu yana yakalananların sayısı bin 200’e ulaştı. Aynı dönemde 11 bin 760 kişinin ise sınırı geçmesi engellendi. Ayrıca hafta içerisinde Van ve Hakkâri hudut hatlarında gerçekleştirilen arama-tarama faaliyetlerinde 116 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi. Bakanlık, İran ile İsrail ve ABD arasında yaşanan çatışmalara rağmen Türkiye-İran hudut hattında herhangi bir yığılma veya olağan dışı hareketlilik bulunmadığını açıkladı. Açıklamada, İran sınırı dâhil tüm hudutlarda yoğun güvenlik tedbirlerinin uygulandığı ve olası risklere karşı ilgili kurumlarla koordineli şekilde gerekli önlemlerin alındığı belirtildi. YUNANİSTAN’DAN ASKERİ HEYET ZİYARETİ Toplantıda ayrıca Türkiye ile Yunanistan arasında yürütülen Güven Artırıcı Önlemler (GAÖ) kapsamında planlanan temaslara da değinildi. Buna göre Yunanistan Hava Kuvvetleri Komutanlığından bir heyet, 9-11 Mart tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığını ziyaret edecek. “KİTLESEL GÖÇ İDDİALARI GERÇEĞİ YANSITMIYOR” Öte yandan basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakanlık yetkilileri, İran’dan Türkiye’ye yönelik kitlesel göç yaşandığı yönündeki sosyal medya paylaşımlarının gerçeği yansıtmadığını belirtti. Açıklamada, hudut güvenliğinin “Hudut namustur” anlayışıyla 7 gün 24 saat esasına göre sağlandığı vurgulanarak, kamuoyunda algı oluşturmayı amaçlayan manipülatif paylaşımlara itibar edilmemesi gerektiği ifade edildi. PJAK’IN FAALİYETLERİ TAKİP EDİLİYOR Bakanlık ayrıca, PJAK adlı terör örgütünün İran’daki faaliyetlerinin de yakından takip edildiğini bildirirken, Türkiye’nin komşu ülkelerin toprak bütünlüğünden yana olduğunu vurguladığı açıklamada, etnik bölücülüğü körükleyen yapıların yalnızca İran’ın değil bölgenin genel huzur ve istikrarını da olumsuz etkilediği kaydedildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.