Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Üst Solunum Yolu

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Üst Solunum Yolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üst Solunum Yolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sonbahar enfeksiyonuna dikkat Haber

Sonbahar enfeksiyonuna dikkat

Güneşin etkisini kaybetmeye başladığı ve sıcaklığın bir yükselip bir azaldığı sonbahar aylarında enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığı arttığını belirten Op. Dr. İdil Öztürk, sonbaharın solunum yolu enfeksiyonlarına da zemin oluşturduğunu söyledi. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının, doktora başvurmanın önde gelen sebepleri arasında yer aldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, "Mevsim geçişlerinde yaşanan ısı değişimleri birçok hastalık gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına da zemin hazırlıyor. Zayıflayan bağışıklık sistemiyle birlikte vücut direncinin düşmesi, bu dönemlerde üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanmasına neden oluyor" diye konuştu. Kalabalık ortamlar risk Enfeksiyona yatkınlığı artıran unsurları da anlatan Öztürk, "Alerjik bünyeye sahip olma, burun kemiği eğriliği veya konka büyüklüğü gibi anatomik sorunlar nedeniyle ağızdan nefes alıp verme, sigara içme, düzensiz beslenme gibi faktörler de üst solunum yolu enfeksiyonuna yatkınlığı artırır. Bu hastalıklar mevsim geçişlerinde ve kalabalık ortamlarda sık görülürler. Damlacık enfeksiyonu biçiminde ortaya çıkarlar, yani yakın mesafeden konuşma, öpme, öksürme sonucunda bulaşırlar. Bulunulan ortamda havalandırmanın yetersiz olması da bulaşmalarını kolaylaştırır. yüzeylere temas sonrası ellerin yıkanmaması ile de bulaşır" ifadelerini kullandı. En sık görülen enfeksiyonlar Erişkinlerde sık olarak görülenlerden üst solunum yolu enfeksiyonlarını sıralayan Op. Dr. İdil Öztürk, "Bunlardan birincisi nezle, ikincisi grip enfeksiyonudur. Bunların yanında orta kulak iltihabı da en sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarındandır" diye konuştu. Op. Dr. İdil Öztürk, erişkinlerde sıkça görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarını şöyle sıraladı: "Nezle birden çok virüsün yol açtığı, kişiden kişiye bulaşan, üst solunum yollarını tutan hafif seyirli bir hastalıktır. Üşütme, soğuk algınlığı olarak da bilinir. Soğuk mevsimlerde daha sıktır. Sigara içenlerde daha sık görülmez fakat ağır seyreder. Bir insan, ömrü boyunca yaklaşık olarak 300 defa nezle olur. 5 yaşın altındaki çocuklar yılda ortalama 8-10 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirir. İnfluenza virüslerinin yol açtığı üst solunum yolu enfeksiyonudur. Virüsün 3 tipi vardır. Tip A insanlar, domuzlar ve kümes hayvanlarında, Tip B sadece insanlarda hastalık yapar. Tip C ise insanlarda çok hafif belirtilere yol açar. Sıklıkla ani başlayan yüksek ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ve kas ağrıları, bitkinlik, burun akıntısı veya tıkanıklığı ile kendini gösterir. Ateş genellikle 5 gün ya da 1 hafta sürer. Tedavide dinlenme çok önemlidir. Ateş düşürücüler, bol sıvı tüketimi ve iyi beslenme önemlidir. Viral bir hastalık olduğu için antibiyotik verilmez ancak orta kulak iltihabı, sinüzit, zatürre gibi ikincil enfeksiyon, komplikasyon olarak eklenmiş ise antibiyotik kullanılır. Yutak ve bademciklerin ani başlayan enfeksiyonudur. Virüs veya bakteriyel kaynaklı olabileceği için etkene göre tedavi metodu değişiklik gösterir. Belirtileri yüksek ateş, boğaz ağrısı-yutkunma zorluğu, halsizlik-kırgınlık, baş-eklem-kas ağrıları, öksürük ve bazen de boyunda lenf bezlerinin şişmesidir. Çocuklarda orta kulak enfeksiyonu daha sık görülür. Sıklıkla nezle, grip gibi enfeksiyonları takiben gelişen ikincil bakteriyel enfeksiyon şeklindedir. En sık 6-18 ay asındaki çocukları etkiler. 6 yaşından sonra hastalık sıklığında bariz azalma görülür. Yüz kemiklerinin içerisinde sinüs adı verilen hava boşluklarının iltihabına sinüzit adı verilir. Yine sıklıkla viral üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben gelişir. Vira enfeksiyonlardan sonra 7-10 günde tam iyileşme beklenirken genellikle burun doluluğu ve öksürük artışı olur. Büyük çocuklar ve erişkinlerde baş ve yüz ağrıları görülebilir. Antibiyotik tedavisi gerekebilir." KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Öztürk, söz konusu bu üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için hijyene ve el yıkamaya özen gösterilmesi, kalabalık ortamlardan uzak durulması, kalabalık ortamların sık sık havalandırılması, hasta kişilere mümkünse maske taktırılması ve fazla yaklaştırılmaması, yaşa uygun ve dengeli beslenilmesi, mevsime uygun giyinilmesi gerektiğini söyledi.

Okullar açıldı, enfeksiyonlar arttı: Uzmanı salgın endişesine açıklık getirdi Haber

Okullar açıldı, enfeksiyonlar arttı: Uzmanı salgın endişesine açıklık getirdi

Okulların açılmasıyla çocuklarda boğaz ağrısı, ateş, öksürük, kusma, ishal ve döküntü gibi şikâyetlerle seyreden enfeksiyonlarda artış görülürken, uzmanlar bu durumun tek başına yeni bir salgın anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nafiz Koçak, çocukların kalabalık ve kapalı ortamlarda daha fazla bir arada bulunmasının bulaşıcı hastalıkların yayılımını kolaylaştırdığını belirterek, salgın değerlendirmesi için epidemiyolojik veriler ve sürveyans sonuçlarının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Medicana Çamlıca Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nafiz Koçak, okulların açılmasıyla çocuklarda enfeksiyon görülme sıklığının artmasının tek başına yeni bir salgın göstergesi olmadığını belirtti. Çocukların kalabalık ve kapalı ortamlarda daha uzun süre bir arada bulunmasının bulaşıcı hastalıkların yayılımını kolaylaştırdığını ifade eden Koçak, "Okulların açılmasıyla çocukların kalabalık ve kapalı ortamlarda daha uzun süre bir arada bulunması, bulaşıcı hastalıkların yayılımını kolaylaştırıyor. Bu dönemde farklı virüslerin aynı anda dolaşımda olması nedeniyle çocuklarda hastalıkların arttığını görmek olağandır" açıklaması yaptı. Okul ortamı enfeksiyonların yayılması için uygun zemin oluşturuyor Çocukların uzun saatler boyunca aynı sınıfta, serviste, oyun alanlarında ve ortak kullanım alanlarında bulunmasının enfeksiyonların kişiden kişiye geçişini kolaylaştırabildiğini belirten Prof. Dr. Koçak, özellikle havalandırması yetersiz ve kalabalık kapalı ortamlarda solunum yoluyla bulaşan virüslerin yayılma riskinin arttığını söyledi. Prof. Dr. Koçak, "Bir çocuğun okula başlamasıyla birlikte yalnızca kendi enfeksiyon riski değil, ev içerisinde kardeşlerine ve ebeveynlerine bulaştırma ihtimali de artıyor. Bu nedenle okul dönemindeki enfeksiyonları yalnızca çocukların hastalanması olarak değerlendirmemek gerekiyor. Çocuğun hastalanması, aile içerisinde bakım yükü ve iş gücü kaybı gibi sonuçları da beraberinde getirebiliyor. Solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımında kapalı ve kalabalık ortamların önemli bir rol oynadığı biliniyor" dedi. TOBB İklimlendirme Meclisi'nin İstanbul, Ankara, İzmir ve Erzurum'da yaptığı ölçümlerde sınıflardaki karbondioksit seviyelerinin 5 bin ppm'e kadar çıktığının tespit edildiğini belirten Koçak, kabul edilebilir seviyenin 750-1000 ppm olduğunu ifade etti. Koçak, "CO2 seviyesinin 1000 ppm'in üzerinde olması karar verme performansının orta derecede azalmasına, 2 bin 500 ppm'in üzerine çıkması ise yüksek derecede düşmesine neden oluyor. Bu ortamlar hem çocukların dersi anlamalarını olumsuz etkiliyor hem de yakın mesafe nedeniyle karşılarındaki kişinin üst solunum yolu mikrobiyotasından etkilenerek daha fazla enfeksiyon etkenine maruz kalmalarına neden olabiliyor. Bu nedenle en azından sınıfların teneffüslerde düzenli olarak havalandırılması gerekiyor. El hijyeni ve hastalık belirtileri gösteren çocukların mümkün olduğunca diğer çocuklardan uzak tutulması da bulaşın azaltılması açısından önem taşıyor" ifadelerini kullandı. El-ayak-ağız hastalığı bu dönemde daha sık görülüyor Son dönemde özellikle küçük çocuklarda dikkat çeken hastalıklardan birinin de el-ayak-ağız hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Koçak, enterovirüslerin neden olduğu bu enfeksiyonun çocukluk çağında sık görüldüğünü söyledi. Hastalığın ılıman iklimlerde yaz sonu ve sonbahar başında daha fazla görülebildiğini belirten Koçak, "Hastalık genellikle ateş, halsizlik, iştahsızlık ve boğaz ağrısıyla başlayabiliyor. Ardından ağız içerisinde ağrılı yaralar ile el ve ayaklarda, bazen de diz, dirsek, kalça ve gövde gibi bölgelerde döküntüler ortaya çıkabiliyor. Ancak hastalığın ismine rağmen her çocukta el, ayak ve ağız bölgesinin tamamında döküntü görülmeyebiliyor" dedi. El-ayak-ağız hastalığının yeni ortaya çıkmış bir hastalık olmadığını vurgulayan Koçak, "Çocukluk çağında sık gördüğümüz viral enfeksiyonlardan biri. Özellikle kreş ve okul gibi çocukların yakın temas halinde olduğu ortamlarda daha kolay yayılabiliyor. Hastalığın yaz sonu ve sonbahar döneminde görülmesi de olağandışı bir durum değil" diye konuştu. Boğaz ağrısı ve kusma her zaman aynı enfeksiyonu göstermiyor Okul döneminde çocuklarda aynı anda farklı enfeksiyon etkenlerinin görülebildiğini belirten Prof. Dr. Koçak, boğaz ağrısı, ateş, kusma veya halsizlik gibi tek bir belirtiden yola çıkarak hastalığın hangi etkenden kaynaklandığının belirlenemeyeceğini ifade etti. Soğuk algınlığına çok sayıda farklı solunum yolu virüsünün neden olabildiğini kaydeden Koçak, influenza enfeksiyonunun ise özellikle kuzey yarımkürede kış aylarında daha belirgin hale geldiğini söyledi. Çocuklarda influenza sırasında bulantı, kusma ve ishal gibi gastrointestinal belirtilerin yetişkinlere kıyasla daha sık görülebildiğini belirtti. Prof. Dr. Koçak, "Boğaz ağrısı olan her çocuk grip değildir; kusan her çocukta da aynı etken söz konusu değildir. Viral üst solunum yolu enfeksiyonlarından gastroenteritlere, streptokok kaynaklı boğaz enfeksiyonlarından el-ayak-ağız hastalığına kadar farklı tablolar benzer başlangıç belirtileri gösterebilir. Bu nedenle özellikle ateşin yüksek veya uzun sürmesi, çocuğun genel durumunun bozulması ya da sıvı alamaması gibi durumlarda çocuğun hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir" açıklamasında bulundu. Havaların soğuması bulaş açısından uygun şartlar oluşturabilir Son günlerde hava sıcaklıklarının kısa sürede düşmesiyle birlikte velilerin "Soğuk hava çocukları hasta ediyor mu?" sorusunu gündeme getirdiğini belirten Prof. Dr. Koçak, tek başına havanın soğumasının enfeksiyona neden olmadığını söyledi. Koçak, "Enfeksiyonların nedeni virüs ve bakteriler gibi mikroorganizmalardır. Ancak mevsim değişikliğiyle birlikte insanların daha fazla kapalı ortamlarda bulunması, pencerelerin daha az açılması ve çocukların uzun süre kalabalık ortamlarda bir arada bulunması bulaş açısından uygun şartlar oluşturabilir" dedi. Solunum yolu virüslerinin kapalı ve kalabalık ortamlarda daha kolay yayılabildiğini ifade eden Koçak, bu nedenle havaların soğumasıyla birlikte sınıf ve evlerin düzenli olarak havalandırılmasının önem kazandığını söyledi. Çocuğu hastalanan velilerin dikkat etmesi gerekenler Çocuklarda enfeksiyonların kontrolünde ailelerin yanı sıra okulların yaklaşımının da önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Koçak, ateş, belirgin halsizlik, aktif kusma veya ishal, yoğun öksürük ya da bulaşıcı bir hastalığa işaret eden döküntüleri bulunan çocukların diğer çocuklarla yakın temasının sınırlandırılması gerektiğini ifade etti. El-ayak-ağız hastalığında yakın temas, tükürük ve solunum salgıları, dışkı ve döküntü sıvıları aracılığıyla bulaş gerçekleşebildiğini belirten Koçak, el yıkama, ortak kullanılan eşyaların temizliği ve hasta çocukla yakın temasın azaltılmasının önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Koçak, "Çocuğun okula gönderilip gönderilmeyeceği yalnızca ateşin olup olmamasına göre değerlendirilmemeli. Çocuğun genel durumu, hastalığın türü, bulaştırıcılık dönemi ve okulun uyguladığı sağlık politikaları birlikte göz önünde bulundurulmalı. Özellikle aktif kusma ve ishal, yüksek ateş, belirgin halsizlik veya yaygın döküntü gibi durumlarda çocuğun evde istirahat etmesi ve hekim değerlendirmesi uygun olacaktır" dedi. El hijyeni ve havalandırma en basit ama etkili önlemler arasında Okul döneminde enfeksiyonların yayılımını azaltmak için çocuklara küçük yaşlardan itibaren el hijyeni alışkanlığı kazandırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Koçak, özellikle tuvalet sonrası, yemeklerden önce ve okuldan eve geldikten sonra ellerin su ve sabunla yıkanmasının önem taşıdığını söyledi. Sınıfların düzenli havalandırılması, ortak kullanılan yüzeylerin temizliği, kişisel eşyaların paylaşılmaması ve öksürme-hapşırma sırasında ağız ve burnun kapatılması gibi temel hijyen uygulamalarının da bulaş riskinin azaltılmasına katkı sağlayacağını ifade eden Koçak son olarak şunları söyledi: "Okulların açılmasıyla çocuklarda enfeksiyonların artması her yıl karşılaştığımız bir durum. Burada önemli olan paniğe kapılmak değil, bulaş zincirini azaltacak doğru alışkanlıkları günlük hayatın bir parçası haline getirmek. Hasta çocuğun dinlenmesi, gerektiğinde hekim tarafından değerlendirilmesi ve bulaşıcı olduğu dönemde diğer çocuklarla temasının azaltılması hem kendi sağlığı hem de okul topluluğunun korunması açısından önemlidir."

Boğaz enfeksiyonuna neden olanlar Haber

Boğaz enfeksiyonuna neden olanlar

Yaz aylarında boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü, boğazda yanma hissi, ses kısıklığı, ateş, halsizlik ve boyunda lenf bezlerinde şişlik gibi belirtilerle ortaya çıkan enfeksiyonlar yaşam kalitesini düşürürken, tedavisi ihmal edildiğinde daha büyük sorunlara yol açabiliyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 önemli hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Yaz aylarında dışarıdaki yüksek sıcaklıkla klimalı ortamlar arasındaki ani sıcaklık değişimi, boğaz mukozasının kurumasına ve tahriş olmasına yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüz, boyun veya göğüs bölgesine üflemesi boğaz şikayetlerini artırabiliyor. Uzun süre çok soğuk ortamlarda bulunmaksa üst solunum yollarının doğal savunma mekanizmalarını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle klima sıcaklığının 22-24 derece arasında tutulması ve hava akımının doğrudan kişiye gelmemesi büyük önem taşıyor. Yeterince su içmemek Sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudun sıvı ihtiyacı artıyor. Yeterli su tüketilmediğinde boğaz mukozası kuruyabiliyor ve mikroplara karşı koruyucu bariyer zayıflayabiliyor. Kuruyan boğaz dokusu tahrişe daha açık hale gelirken enfeksiyon etkenlerinin yerleşmesi de kolaylaşabiliyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli aralıklarla su içerek boğazın nemli kalması büyük önem taşıyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde günlük sıvı ihtiyacının karşılanması, boğaz sağlığını korumanın en basit ama en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor. Ortak alanlarda hijyene dikkat etmemek Tatil bölgeleri, havuz kenarları, toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri ve kalabalık kapalı alanlar virüslerin kişiden kişiye yayılması için uygun ortam oluşturabiliyor. Ellerin sık temas ettiği yüzeylerden sonra ağız, burun veya gözlere dokunulması bulaş riskini artırabiliyor. El hijyenine özen göstermek, ortak kullanım alanlarında dikkatli davranmak ve gerekli durumlarda el dezenfektanı kullanmaksa yaz aylarında görülen enfeksiyonlara karşı önemli bir koruma sağlıyor. Aşırı soğuk içecekleri hızlı tüketmek KBB Uzmanı Prof. Dr. Kalaycık “Özellikle yaz aylarının önde gelen lezzeti dondurma toplumdaki yaygın kanının aksine tek başına boğaz enfeksiyonuna neden olmaz. Burada sorun dondurmanın aşırı ve kontrolsüz tüketimidir. Soğuk içeceklerde olduğu gibi dondurmanın da çok hızlı ve aşırı miktarda tüketilmesi, boğazın ani sıcaklık değişimine maruz kalarak boğaz dokusunda tahrişe, boğaz ağrısı ve yanma hissine neden olabiliyor. O nedenle içecekleri çok soğuk ve hızlı tüketmemek, dondurmayı da ağızda ısıtmak ve üzerine bir bardak ılık su içmek fayda sağlayacaktır” diyor. Uykusuzluk ve yoğun tempoda mola vermemek Yaz tatilinde değişen uyku düzeni bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Geç saatlere kadar uyanık kalmak ve yoğun tempoda mola vermemek vücudun enfeksiyonlara karşı savunma gücünü azaltabiliyor. Yeterli uyku alınmadığında yalnızca halsizlik ve dikkat dağınıklığı değil, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskinde de artış görülebiliyor. Islak mayo ve terli kıyafetleri değiştirmemek Deniz veya havuz sonrası ıslak mayo ile uzun süre oturmak ya da terli kıyafetleri değiştirmeden saatler geçirmek, vücudun ani ısı değişimlerine maruz kalmasına neden olabiliyor. Bu durum üst solunum yollarında hassasiyeti artırarak bazı kişilerde boğaz ağrısı şikayetlerini tetikleyebiliyor. Bu nedenle yüzme sonrası mayo ya da bikiniyi, ayrıca terli kıyafetleri mutlaka değiştirmek gerekiyor. Sigara dumanına maruz kalmak Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık “Özellikle yaz aylarında klima kullanılan kapalı alanlar, kalabalık sosyal ortamlar ve yetersiz havalandırma nedeniyle sigara dumanına uzun süreli maruziyet (pasif içicilik) daha yoğun hale gelebiliyor. Tütün ürünleri ve elektronik sigara, boğaz ve solunum yollarını kaplayan koruyucu mukozayı tahriş ederek enfeksiyonlara karşı doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabiliyor. Yapılan çalışmalara göre; bu tür zararlı alışkanlıkları olanlarda ve pasif içicilerde boğaz kuruluğu, tahriş ve öksürük gibi şikayetler daha kolay tetiklenebilirken, üst solunum yolu enfeksiyonları da daha sık görülüyor” diyor.

Gribi hafife almayın! Haber

Gribi hafife almayın!

Uzman Dr. Murat Yaycı,grip tanısı konulan ya da gripten şüphelenilen durumlarda erken dönemde antiviral tedaviye başlamanın, hastalığın kontrol altına alınmasında büyük önem taşıdığını söyledi. Yaycı, “Özellikle kış ve ilkbahar aylarında grip vakaları yaygınlaşıyor. Tedavinin gecikmesi veya hiç uygulanmaması halinde grip hastalığı ağır ve komplike bir seyir izleyebilir. Bu konuda toplumun bilinçli ve dikkatli olması gerekiyor” dedi. Üst solunum yollarını; influenza, rinovirüs, parainfluenza, RSV, adenovirüs, insan koronavirüsleri ve SARS-CoV-2 gibi virüslerin etkilediğine dikkat çeken Murat Yaycı, “Bu etkenlerin çoğu, öksürük ve hapşırma sırasında havaya yayılan damlacıklar yoluyla bulaşıyor. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının büyük bir kısmı viral kökenli ve bulaş yolları benzerlik gösteriyor” ifadelerini kullandı. İnfluenza virüsüne bağlı gripte, antiviral tedavi seçenekleri mevcut İnsanlarda grip hastalığına; İnfluenza A ve İnfluenza B olmak üzere iki ana influenza tipinin neden olduğunu belirten Dr. Murat Yaycı şu bilgileri verdi: “İnfluenza A genellikle sonbahar sonu ve kış aylarında daha sık görülürken, İnfluenza B’ye çoğunlukla ilkbahar döneminde rastlanıyor. Rinovirüsler en sık ilkbahar ve sonbaharda ortaya çıkmakla birlikte yıl boyunca aktifliğini sürdürebiliyor. RSV enfeksiyonları ise özellikle ılıman bölgelerde kış ve ilkbahar başında artış gösteriyor. Parainfluenza virüsleri de ülkemizde çoğunlukla sonbahar aylarında görülüyor.” Viral enfeksiyonlarda her zaman spesifik bir tedavinin olmadığı düşüncesinden uzaklaşılması gerektiğini vurgulayan Dr. Murat Yaycı, grip hastalığı için durumun farklı olduğunu ifade etti. Yaycı, “İnfluenza virüsüne bağlı gripte, etkili ve hedefe yönelik antiviral tedavi seçenekleri mevcut. Diğer viral enfeksiyonlarda ise çoğunlukla destekleyici tedavilerle iyileşme bekleniyor” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.