Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Üretici

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Üretici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeni Parti Genel Başkanı Özel, Bursa’da çiftçilerle bir araya geldi Haber

Yeni Parti Genel Başkanı Özel, Bursa’da çiftçilerle bir araya geldi

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da çiftçiler tarafından traktör ve ürünleriyle karşıladı. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da Kapalı Çarşı ve Hanlar Bölgesi’ndeki esnafı ziyaret edip vatandaşlarla sohbet etti. Fabrika işçileriyle bir araya gelen Özel’in son durağı ise çiftçiler oldu. Özel’i çiftçiler traktör ve ürettikleri ürünlerle karşıladı. Özel, "Size fiyat dayatıyorlar ya da size bazen kota dayatıyorlar. Fiyata bile bakmadan almayacaklarını söylüyorlar. İncir, şimdi İngiltere’de satılıyor. Hatta diyorlar ya ’Kraliçe yemiş, şimdi Prens Charles yiyormuş.’ Geçmişte bazı kooperatif tecrübeleri kötü sonuçlandı diye insanlar şimdi uzak duruyor. Ama kooperatif demek çiftçilerin, bir konuda birlikte çalışanların bir araya geldiği, işte bu incir üretimi ise incir üretim kooperatifi, üzümcülerin kooperatifi ki böyle bazı kooperatifler var ve iyi sonuçlar da veriyor. Bir araya gelip güçlerini birleştirmeleri, birbirleriyle dayanışma içine girerek kuralları başkasının koyduğu değil, üreticinin koyduğu bir sistem, bir düzen oluşturmaları gerekiyor. Hakkınız ne ise onu isteyeceksiniz. 130 lira, 120 liranın altında bu köyde size bu malı satan yoksa, ne yapacak Prens Charles incir yemeyecek mi? Elbette yiyecek ama aracı kazanmayacak, sen kazanacaksın. Çünkü bu ürünün İngiltere’deki fiyatı sizden 120 değil, 40 liraya alınca İngiltere’de üçte birine düşmüyor" dedi. Özel, "Türkiye kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biriydi. Şimdi gıda enflasyonunda ilk 5’in içinde. Bizden kötü ülkeler Arjantin, Venezuela, İran, Güney Sudan falan. Yani ya savaşta ya kıtlıkta ya iç savaş olan ülkeler. Avrupa’nın gıda enflasyonu yıllık yüzde 1.9, Türkiye’nin gıda enflasyonu yüzde 35. Türkiye’de ortalama çiftçi yaşı 57 olmuş. Gençler artık çalışmıyor, şehre asgari ücretli, güvencesiz bile olsa iş bulup şehre kaçmaya çalışıyor. Hani Türkiye’de her şeyden bir beka sorunu buluyorlar ya, esas beka sorunu budur. Eğer sen bu senelerde çiftçine gerekli desteklemeyi yapmazsan, onu yıldırırsan, onu perişan edersen, gelecek sene artık hem bu ürünü üretip satamazsın hem de çilek alacağın işte Yunanistan’dan almak durumunda kalırsın, İtalya’dan erik alırsın, şeftaliyi bir başka memleketten alırsın ve artık çok daha zor bir duruma gelebiliriz" dedi. Üretici kooperatifleri projesinin partilerinin ilk maddelerin başında geldiğini söyleyen Özel, çiftçinin kullandığı mazottan da vergi alınmaması gerektiğini söyledi. Özel, "Yeni Parti iktidar olduğunda, biraz önce dedi abi ’Karaoğlan’ın projeleriydi’ dedi, Bülent Ecevit’in. Hem köylerde kooperatifler, üretici kooperatiflerinin kurulması. Süt kooperatifi var, mesela İzmir’de süt kooperatifleri var, üyeleri para kazanıyor. Üyeleri hem çok ucuza ürününü satmak zorunda kalmıyor hem de kooperatifin karından yıl sonunda para alıyor, kar ediyor. Sizin önümüzdeki dönemde başta incir olmak üzere bu tip ürünlerde, stratejik ürünlerde kooperatifleşmeniz, birliklerin kurulması, birlikte pazarlık gücünü artırmanız, varsa soğuk hava depoları bunların sizin sahip olduğunuz kooperatifler tarafından yapılması, desteklenmesi bizler tarafından son derece önemli. Eğer bu zor zamanlarda bir destekleme yapılmazsa, seneye iyi bir zaman gelse de, yani ürün para etse de, asla ve asla çiftçinin yaşamadığı, yaşatılmadığı bir yerde bu ülkede kimse güvende olmaz, kimse geleceğini güvenle karşılayamaz. Buradan bu fiyat istikrarsızlıklarında özellikle akaryakıt fiyatlarının gıda fiyatlarında çok önemli olduğunu söyleyelim, bu birincisi. Yani buradan bütün Türkiye’ye Fadıllı köyünden şunu söyleyelim; mazotun geçen sene 1 kilo incirin 4 litre mazot aldığı yerde, şimdi 2 kilo incir satıp 1 litre mazot alamıyorsan, incir fiyatı mazotun karşısında 8 kez erimişse hiçbir şey olmaz. Bir kere çiftçinin kullandığı mazot ucuzlayacak, ÖTV’siz, KDV’siz olacak ki en önemli girdi maliyeti düşecek" şeklinde konuştu. Kendisinin eczacı olarak kooperatif üyesi olduğunu belirten Özel, "Kooperatif dışında bir kutu aspirin satın almam, hastama vermem. Çünkü öbür türlü onlar şimdi para kazanırlar, kooperatif battı mı bana da para kazandırmazlar. Kooperatif bir arada durmaktır. Güçlü durmak, birbirinden güç birliği yapmaktır. Bunun için biz Yeni Parti iktidarında çok güzel kanunlar çıkaracağız, teşvikler çıkaracağız. Ama sizin de bu bilince kavuşup güç birliği yapmanız lazım. Bu ürünlerin Türkiye’de yetişebilmesini yerli olarak. Hani diyorlar ya çok ’yerli milli’, neredeyse şeftalimiz yerli milli olmaktan çıkacak korumazsak. Ülkesini seven, bu çiftçinin sesini duyursun, Türkiye’ye duyursun" dedi.

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı Haber

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı

Bursa’nın tarihi İznik ilçesinde "sarı altın" olarak bilinen ve geçmişi Bizans dönemine kadar uzanan Müşküle üzümünün hasadı başladı. Yaklaşık 10 bin dekarlık alanda yetiştirilen ve yıllık 30 bin ton üretimi yapılan coğrafi işaretli Müşküle üzümü, hem lezzeti hem de sağlık açısından sunduğu faydalar nedeniyle üreticilerin gözdesi olmaya devam ediyor. Tarlada kilosu 35 liradan müşteri bulan Müşküle üzümündeki rekolte bolluğu çiftçinin yüzünü güldürdü. Türkiye’nin 5. büyük gölü olan İznik Gölü kıyısındaki verimli topraklarda yetişen Müşküle üzümü, yüzyıllardır bölgenin en önemli tarımsal ürünleri arasında yer alıyor. Tarihi kaynaklara göre bu özel üzümün geçmişi Bizans Devleti dönemine kadar uzanırken, İznik’in Osmanlı tarafından fethedilerek başkent ilan edildiği yıllarda da beyliğin sofralarında tüketildiği biliniyor. Kendine has aroması, ince kabuğu ve uzun süre saklanabilme özelliğiyle dikkat çeken Müşküle üzümü, halk arasında "sarı altın" olarak anılıyor. Her yıl eylül ayında başlayan hasat döneminde yüzlerce üretici bağlara girerek yıl boyunca emek verdiği ürünleri toplamaya başlıyor. Çekirdeğiyle dikkat çekiyor Sadece lezzetiyle değil sağlık yönüyle de öne çıkan Müşküle üzümünün çekirdeklerinin antioksidan bakımından zengin olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, üzüm çekirdeğinin vücudu serbest radikallere karşı korumaya yardımcı olabilecek bileşenler içerdiğini belirtirken, halk arasında çekirdeğinin tüketilmesinin kansere karşı koruyucu etkileri olduğuna inanılıyor. İznik’te yaklaşık 10 bin dekarlık alanda üretimi yapılan Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. İç piyasanın yanı sıra yurt dışında da Azerbaycan ve Rusya’ya gönderilen üzüm, bölge ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Hasadın başlamasıyla birlikte üreticiler kaliteli ürün ve verimli sezon beklentisi taşıyor. "Vatandaş üzümü ucuza yesin" İznik Çamdibi Mahallesi Muhtarı ve üzüm üreticisi Halil Küçüker, aracılar nedeniyle üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çekerek şunları söyledi: "Tüketici ucuza yesin biz onu istiyoruz. Bizden 30 liraya aldıkları ürünü 100 liraya satmasınlar, 40-50 liraya satsınlar vatandaşlar ucuza yesin. Mahsul dalında kalmasın. Yüzde 200 kazanmak da ne demek. O kadar kazanılmasın, herkes yesin." Müşküle üzümünün Osmanlı’dan günümüze ulaşan çok eski bir üzüm çeşidi olduğunu belirten Küçüker, "Coğrafi işaretli bir ürün. Çekirdekleri ile tüketildiğinde kansere karşı faydalı olduğuna inanılıyor. İsterse kar yağsın aralık sonuna kadar dalında kalabilen bir üzüm. Bu yıl rekoltemiz çok güzel. Sürümden kazanmak istiyoruz ancak girdi maliyetleri çok yüksek. Ürünlerimiz ağırlıklı olarak iç pazarda satılıyor ancak Azerbaycan ve Rusya’ya da ihraç ediliyor" dedi. "Dalında aylarca bekleyebilen bir üzüm" İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakır ise Müşküle üzümünün bölge için önemli bir değer olduğunu ifade ederek, "Bölgemize coğrafi işaretini aldığımız bir üzüm çeşidi. Müşküle üzümü çok eski yıllara dayanıyor ve Bizans döneminden kaldığı bilinen bir çeşit. Raf ömrü oldukça uzun, dalında aylarca bekleyebiliyor" diye konuştu. Üretimin ağırlıklı olarak İznik’te yapıldığını belirten Çakır, "Pamukova ve Geyve’de de yetiştirilen bir üzüm çeşididir. Hep söylediğimiz şey üreticinin ürettiği ürünün tüketicinin önüne 100 liradan çıkmamasıydı. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın başlattığı çalışmaların başarılı olmasını umuyoruz. Bizim istediğimiz tarlada 15 liraya satılan ürünün tüketiciye 25-30 liraya ulaşmasıdır. Böylece vatandaş bir kilo yerine iki kilo tüketebilir" ifadelerini kullandı. 10 bin dekarda 30 bin ton üretim İznik ve çevresinde yaklaşık 10 bin dekarlık alanda yetiştirilen Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. Uzun süre bozulmadan saklanabilmesi sayesinde üreticiye pazarlama avantajı sağlayan ürün, hem iç piyasada yoğun talep görüyor hem de ihracat yoluyla ülke ekonomisine katkı sunuyor. Bizans’tan Osmanlı’ya, oradan da günümüze taşınan Müşküle üzümü, bu yıl da bereketli hasadıyla İznikli üreticilerin yüzünü güldürürken, tüketicilerin sofralarına ulaşmayı bekliyor.

Tarlada 6 lira, makbuzda 28 lira: Fiyat oyununun belgesi savcılık soruşturmasında çıktı Haber

Tarlada 6 lira, makbuzda 28 lira: Fiyat oyununun belgesi savcılık soruşturmasında çıktı

Çiftçinin 6-8 liraya sattığını söylediği mandalina 28 liralık maliyetle kayda geçirilirken, bazı üreticilerin sattığından katbekat fazla ürün adına makbuz düzenlendiği, hiç ürün satmayan hatta hayatını kaybeden kişiler adına bile milyonlarca liralık belge oluşturulduğu tespit edildi. Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının 14 Temmuz ve 3 Eylül 2026 tarihli yaş sebze ve meyve sektörüne ilişkin raporları, Türkiye'nin en çok tartışılan meselelerinden biri olan "Ürün tarladan çıktıktan sonra neden bu kadar pahalanıyor?" sorusuna dikkat çekici yanıtlar verdi. İki raporda toplam 41 riskli mükellef ayrıntılı biçimde incelendi. Vergi müfettişleri çiftçi beyanlarını, müstahsil makbuzlarını, e-faturaları, Hal Kayıt Sistemi verilerini ve şirket kayıtlarını karşılaştırdı. Ortaya çıkan bulgulara göre bazı tedarikçilerde üreticinin gerçek satış bedeli ile belgelerde gösterilen alış maliyeti arasında ciddi farklar oluştu. Çiftçi 6-8 lira dedi, makbuz 28 lira yazdı Raporlardaki en çarpıcı örneklerden biri mandalinada ortaya çıktı. Bir üreticinin 6-8 TL/kg seviyesinden sattığını beyan ettiği mandalina, müstahsil makbuzunda 28 TL/kg maliyetle kayda geçirildi. Firmanın aynı dönemdeki ortalama satış fiyatı ise 31,82 TL/kg olarak belirlendi. Başka bir örnekte üretici mandalinayı 12 TL/kg fiyatla sattığını söyledi. Aynı ürün müstahsil makbuzunda 31,48 TL/kg olarak görünürken şirketin ortalama satış fiyatı 31,65 TL/kg oldu. Böylece üretici fiyatı ile şirketin satış fiyatı arasında yaklaşık 20 liralık fark bulunmasına rağmen, belge üzerinde şirket sanki kilogram başına yalnızca 17 kuruş kazanmış gibi bir tablo ortaya çıktı. 4 liralık elma 9,50 liralık "maliyet" oldu Benzer tablo başka ürünlerde de görüldü. VDK raporlarına göre; çiftçinin 4-5 liraya sattığını belirttiği sanayi tipi elma 9,50 TL alış maliyetiyle gösterildi, ortalama 9,74 TL'ye satıldı, 7-12 TL aralığında alındığı beyan edilen patates belgede 20 TL, satışta ortalama 21,91 TL olarak yer aldı, 28-29 TL seviyesinde satıldığı belirtilen çekirdeksiz üzümün müstahsil makbuzunda fiyatı 45 TL'ye çıktı; şirketin ortalama satış fiyatı ise 45,81 TL oldu, 16 TL'ye satıldığı belirtilen mandalina ise belgede 32 TL, satışta ortalama 35,19 TL olarak kayıtlara geçti. Limonda çiftçi konuştu: "35'e sattım, makbuzda 70" Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri limon üreticilerinin ifadeleri oldu. Bir üretici yaklaşık 50 ton limonu 45-50 TL/kg seviyesinden sattığını, kendi adına düzenlenen belgelerde fiyatın 64-72 TL arasında gösterildiğini söyledi. Başka bir çiftçi 25 ton limonu 35 TL/kg fiyatla sattığını, piyasadaki fiyatın yaklaşık 38 lira olduğunu anlatırken kendi adına düzenlenen makbuzlarda 70-78 TL/kg fiyat bulunduğunu ifade etti. 35 yıldır çiftçilik yaptığını belirten bir üretici ise ilk kesimde limonu 55 TL, ikinci kesimde 40 TL seviyesinden sattığını ancak belgelerde kilogram fiyatının 70 TL olarak göründüğünü söyledi. Bir başka çiftçi de ilk kesimde 100 ton limonu 35 TL, ikinci kesimde 100 tonu 40 TL seviyesinden sattığını; buna karşılık kendi adına düzenlenen belgelerde fiyatların 69-72 TL arasında olduğunu beyan etti. Sadece fiyat değil, tonaj da katlandı VDK'nın incelemesinde yalnızca kilogram fiyatlarının değil, satılan ürün miktarlarının da büyütüldüğüne ilişkin beyanlar yer aldı. Bir limon üreticisi 2025 yılında toplam 200 ton limon ürettiğini ve sattığını söylerken kendi adına 633 ton limon için müstahsil makbuzu düzenlendiğini anlattı. Başka bir üreticinin 126 tonluk limon satışı 328 ton olarak kayda geçti. Üretici gerçek ticaret hacminin yaklaşık 2,5-2,6 milyon TL olduğunu belirtirken, adına düzenlenen belgelerin toplamı yaklaşık 10 milyon TL'ye ulaştı. Bir muz üreticisi ise yaklaşık 100-140 ton ürün sattığını, buna karşılık adına 192 ton üzerinden makbuz oluşturulduğunu; yaklaşık 4,63 milyon TL olduğunu belirttiği gerçek ticaret tutarının belgelerde 8,49 milyon TL'ye yükseldiğini anlattı. 400 ton patates, kâğıt üzerinde 1,7 milyon kilo En dikkat çekici miktar farklarından biri patateste görüldü. Bir üretici yaklaşık 400-500 ton patatesi 7-12 TL/kg seviyesinden sattığını beyan etti. Ancak aynı üretici adına 1 milyon 741 bin 840 kilogram patatesin 20 TL/kg üzerinden alınmış gibi belgelendirildiği tespit edildi. Başka bir üretici de yaklaşık 700 ton soğan sattığını söylerken, adına düzenlenen makbuzlarda miktarın bin 855 tona çıktığını ifade etti. 60 ton sarımsak, makbuzda 800 ton Tümen Tarım'a ilişkin incelemede bir üretici yaklaşık 60 ton sarımsak ürettiğini ve ürününü kilogramı 50 liradan sattığını beyan etti. Ancak VDK raporunda aynı üreticinin adına düzenlenen müstahsil makbuzlarında 800 ton sarımsak bulunduğu kayda geçti. Bu örnek, raporlardaki miktar uyuşmazlıklarının ulaştığı boyutu ortaya koyan en çarpıcı tespitlerden biri oldu. "Ben o firmaya hiç mal satmadım" Müfettişlerin görüştüğü bazı kişilerin beyanları ise fiyat ve miktar farklılığının da ötesine geçti. Bazı kişiler, adlarına milyonlarca liralık müstahsil makbuzu düzenlenmesine rağmen ilgili firmaya hiçbir ürün satmadıklarını söyledi. Bazıları zirai faaliyetinin dahi bulunmadığını, bazıları şirket çalışanı olduğunu ancak çiftçi olmadığını anlattı. Bir üretici, yalnızca belirli ürünleri yetiştirdiğini ancak kendi adına hiç üretmediği ahududu, incir, böğürtlen, elma ve kayısı gibi ürünler için de belge düzenlendiğini söyledi. Acar Agro dosyasında bir üretici, şirketi tanımadığını ve hiçbir ürün teslim etmediğini belirterek kendi adına gösterilen satışların "hayalî" olduğunu beyan etti. Ölüler adına milyonluk makbuzlar kesildi Raporların en çarpıcı bulgularından biri ise hayatını kaybetmiş kişilerin adına düzenlenen belgeler oldu. Ahmet Demir'e ilişkin incelemede, daha önce hayatını kaybetmiş 49 kişi adına 87 müstahsil makbuzu düzenlendiği ve bu belgelerin toplam tutarının 2 milyon 524 bin 987 TL olduğu tespit edildi. Bigadiç Derin Tarım bakımından 6 ölü kişi adına 16 belge ve yaklaşık 5,88 milyon TL, Beta Tropikal bakımından ise 13 ölü kişi adına belge düzenlendiğine ilişkin tespitler raporlara girdi. VDK, ölüm tarihinden sonra düzenlenen bu belgeleri, maliyetlerin istenilen seviyede oluşturulmasına imkân sağlayabilecek belge düzeni bakımından önemli bir risk göstergesi olarak değerlendirdi. Gerçek maliyet kâğıt üzerinde şişirildi VDK raporlarının ortaya koyduğu modele göre sistemin ana mekanizması beş aşamada şekilleniyor: Çiftçi ürünü gerçek piyasa fiyatından satıyor. Üretici adına daha yüksek fiyat veya miktarla müstahsil makbuzu düzenleniyor. Böylece şirketin kayıtlı alış maliyeti yükseliyor. Şişirilmiş maliyet satış fiyatına yaklaştırılarak kâr marjı kâğıt üzerinde küçültülüyor. Vergi müfettişleri, bu yöntemin yüksek satış fiyatının görünürde makul gösterilmesine ve elde edilen ekonomik faydanın vergi dışı bırakılmasına imkân sağlayabileceği değerlendirmesinde bulundu. Cevabı tespit edilen soru: Çiftçiden çıkan fiyat nerede şişiyor? Raporların ortaya çıkardığı tablo, tartışmayı yalnızca "tüccar çiftçiden ucuza alıp pahalıya satıyor" noktasının ötesine taşıdı. VDK bulgularına göre bazı örneklerde 6-8 liraya alınan ürün 28 lira, 12 liraya alınan ürün 31,48 lira, 7-12 liraya alınan ürün 20 lira, 4-5 liraya alınan ürün ise 9,50 lira maliyetliymiş gibi kayda geçirildi.

Bursa Ticaret Borsası 102 yıllık köklü mirasıyla geleceğe yürüyor Haber

Bursa Ticaret Borsası 102 yıllık köklü mirasıyla geleceğe yürüyor

Kurulduğu günden bu yana, Bursa’nın ticaret hayatının merkezinde yer alan Bursa Ticaret Borsası, 102 yılı geride bırakmanın gururunu yaşıyor. Bir asrı aşan hizmet yolculuğunun Borsa’nın güçlü kurumsal yapısının temelini oluşturduğunu belirten Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, "Tarihimizden aldığımız güçle Bursa’mızın ve ülkemizin tarım ve gıda ticaretini geleceğe taşımak, küresel ölçekte değer katmak için kararlılıkla çalışıyoruz" dedi. Bursa Zahire Borsası adıyla 11 Eylül 1924 tarihinde Değirmenci Halil Paşa Zade İbrahim Bey ve arkadaşları tarafından kurulan Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kent ve ülke ekonomisinin yapı taşlarından biri olmayı sürdürüyor. Bir asrı aşan kurumsal birikimini bugün de Bursa’nın tarımsal ve ticari geleceğine yön veren çalışmalarla büyüten Bursa Ticaret Borsası; üretici, tüccar, sanayici ve iş dünyasıyla kurduğu güçlü bağ sayesinde geleneksel borsacılık anlayışını modern ticaretin gereklilikleriyle buluşturuyor. Asırlık birikim ekonomik değere dönüşüyor Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Değirmenci Halil Paşa Zade İbrahim Bey ve kurucu üyelerin vizyonuyla yakılan meşalenin, bir asrı aşkın süredir Bursa’nın tarımsal ve ticari kalkınmasına ışık tuttuğunu ifade etti. "Bir asrı aşan birikim, bizim için yalnızca güçlü bir geçmiş değil, aynı zamanda geleceğe karşı önemli bir sorumluluktur" diyen Matlı, Bursa Zahire Borsası adıyla başlayan yolculuğun bugün sürdürülebilirliği ve dijitalleşmeyi odağına alan, küresel pazarlara entegre ve üyelerine katma değer sunan güçlü bir kurumsal yapıya dönüştüğünü söyledi. Bursa TB’nin tescil işlem hacminin 70 milyar TL’yi aşmasının da bu gelişimin somut göstergelerinden biri olduğunu belirten Başkan Matlı, şöyle devam etti: "Bizler ecdadımızın bize bıraktığı bu asırlık mirası yalnızca korumakla kalmıyor, ikinci yüzyılımızda günümüzün hızla değişen ekonomik şartlarına uygun vizyoner hamlelerle tarım ve ticaretin dönüşümüne öncülük ediyoruz. Üyelerimizin rekabet gücünü artıran, üretimi ve ticareti geliştiren, Bursa’nın ekonomik gelişimine katkı sağlayan bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz." "Bursa’nın üretim gücüne katkı sunuyoruz" Bursa’nın güçlü üretim kültürü ve köklü ticaret geleneğiyle Türkiye ekonomisinin önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Başkan Özer Matlı, kentin sahip olduğu potansiyelin daha yüksek katma değer üreten bir ekonomik yapıya dönüştürülmesinin önemine vurgu yaptı. Matlı, "Bursa’nın tarım, gıda, sanayi ve ticaret alanındaki potansiyelini daha yüksek katma değere dönüştürmek, şehrimizin ekonomik gücünü geleceğe taşımak açısından büyük önem taşıyor. Bursa Ticaret Borsası olarak geleneksel borsacılık faaliyetlerimizin yanı sıra tarım ve gıda sektörlerinin gelişimine, ticaretin kolaylaştırılmasına, üretici ve tüccarımızın rekabet gücünün artırılmasına yönelik projeler geliştiriyoruz" dedi. Bu anlayış doğrultusunda birçok önemli çalışmayı hayata geçirdiklerini ifade eden Matlı, şunları söyledi: "Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nden Gıda UR-GE projelerimize, kentimizin değerli ürünlerinin coğrafi işaretlerle tescillenmesinden yerel ürün ve markalarımıza değer katan Off The Record projemize kadar geniş bir alanda çalışmalar yürüttük. Tüm bu projelerle Bursa’nın üretim ve ticaret gücünü daha yüksek katma değer üreten bir ekonomik yapıya dönüştürmeye, yerel değerlerimizi ulusal ve küresel ölçekte daha güçlü bir konuma taşımaya katkı sunuyoruz." Asırlık Miras Geleceğe Işık Tutuyor Bursa Ticaret Borsası’nın bugün değişen ekonomik şartlara uyum sağlayan, üyelerinin ihtiyaçlarını merkeze alan ve geleceğin ticaret modellerine hazırlanan güçlü bir kurumsal yapıya sahip olduğunu kaydeden Başkan Özer Matlı, Borsa’nın başarısının temelinde geçmişten bugüne uzanan ortak emeğin bulunduğuna dikkat çekti. Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: "Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Bursa Zahire Borsası adıyla başlayan yolculuğumuz, bugün bir asrı aşan güçlü bir kurumsal mirasa dönüşmüş durumda. Bu mirasın içerisinde Bursa’nın üreticisinin, tüccarının, sanayicisinin ve iş insanının emeği var. Borsamızın bugünlere gelmesinde katkısı bulunan başta üyelerimiz olmak üzere tüm başkanlarımıza, meclis ve yönetim kurulu üyelerimize ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Bursa Ticaret Borsası olarak geçmişten aldığımız güçle, bugünün ihtiyaçlarına cevap veren ve geleceğin ekonomisini şekillendiren bir anlayışla çalışmayı sürdüreceğiz. Bu vesileyle Borsamızın kuruluş yıl dönümünü kutluyor; kuruluşundan bugüne kadar Bursa Ticaret Borsası’na emeği geçen herkesi saygı ve şükranla anıyorum. Aramızdan ayrılan başkanlarımız başta olmak üzere Borsamıza hizmet etmiş tüm büyüklerimize Allah’tan rahmet diliyorum."

Osmangazi’nin Siyah İnciri Festivalle Buluştu Haber

Osmangazi’nin Siyah İnciri Festivalle Buluştu

Osmangazi Belediyesi’nin bu yıl 25’incisini düzenlediği “Osmangazi Siyah İncir Festivali”, Gündoğdu Mesire Alanı’nda binlerce vatandaşın katılımıyla renkli görüntülere sahne oldu. Bursa’nın dünyaca ünlü siyah incirinin tanıtıldığı festivalde gösteriler ve konserler düzenlenirken, üreticilerin emeği de incir yarışmasıyla ödüllendirildi. Siyah incir üreticisinin desteklenmesi çağrısı yapan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, üreticilerin sorunlarına dikkat çekerek “Önemli olan çiftçiyi topraktan, tarımdan kopartmamak” mesajını verdi. Bursa’nın tarımsal değerlerinden siyah incirin geleceğe taşınması ve üreticilerin emeğinin desteklenmesi amacıyla düzenlenen etkinlikte, kent protokolü ve vatandaşlar bir araya geldi. Festivale Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, YENİ Parti Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Osmangazi Muhtarlar Derneği Başkanı Burhan Mandacı, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve binlerce vatandaş katıldı. “Önemli Olan Çiftçiyi Topraktan, Tarımdan Kopartmamak” Festivalde konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, siyah incir üreticilerinin bu yıl yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek, ürünün beklenen değeri bulamadığını söyledi. “Osmangazi Siyah İncir Festivali” ile siyah incirin tanıtımına ve pazarlanmasına katkı sağlamak istediklerine işaret eden Başkan Erkan Aydın, sözlerine şu şekilde devam etti: “Siyah incir maalesef bu sene beklenen fiyatı bulamadı. Maliyetleri yüzde 100 arttı, geliri geçen seneye göre neredeyse yüzde 100 azaldı. Çiftçinin karnını yarmışlar, Allah bir dahaki seneye bereket versin demiş. Önemli olan çiftçiyi topraktan, tarımdan kopartmamak. Tabii ki bunun çözümünde yerel destek çok önemlidir ama genel destek ve genel planlamayla olacak iştir. Siyah incir, Bursa’da hatta Türkiye’de sadece şu coğrafyadaki 26 köyde yetişiyor. Havası, iklimi, denizden gelen rüzgarı, Allah öyle bir bereket vermiş ki sadece bu bölgede yetişiyor. Kraliçe inciri olarak bilinir ama bu fiyatlarla para kazandırmıyor. O yüzden üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Biz de bu festivallerle hem tanıtımına, hem pazarlanmasına hem de üreticinin hassas zamanı birazcık stresini atıp, önümüzdeki yıla hazırlanması amacını güdüyoruz ve vatandaşlarımızla buluşturuyoruz. Derdimiz bir tane; Osmangazi’mize, ova köyleriyle, dağ köyleriyle, merkeziyle Bursa’mıza iyi hizmet edebilmek, vatandaşlarımızın yüzlerini güldürebilmek. İncir de tarım üretimi de en önemli parçalarından birisi. İnşallah daha bereketli, fiyatın daha güzel olduğu diğer festivallerde buluşmak üzere.” Siyah İncir İçin Tek Ses Çiftçilerin yanında olunması gerektiğini vurgulayan İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ise, “Çiftçiler en son bize şunu söyledi, çok üzgünüm, çalışarak batıyoruz dedi. Mutlaka çiftçi, üretici, köylü desteklenmelidir. Bu güzel organizasyonun sahibi Erkan Aydın başkan başta olmak üzere Osmangazi Belediye’mize, muhtarlıklarımıza çok teşekkür ediyorum. Daha bereketli, daha güzel, daha çok üretilen yıllarda buluşmak temennisiyle” diye konuştu. İncir yetiştiriciliğinde yaşanan sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren de, ortak akıl vurgusu yaparak “İncirler dalda kalmasın, incirler hak ettiği emeğin karşılığını alsın. Umarım ki bunlar yüzde 60’ının ihracı yüzde 40’ının ülkede kaldığı bir ekonomik döngüye dönüşür. Emeklerine sağlık. En büyük teşekkürü sayın başkanımız Erkan Aydın’a ediyorum. İyi ki varsınız, iyi festivaller diliyorum” dedi. Gündoğdu Mahallesi’nin incir üreticisi olduğunun altını çizen Gündoğdu Mahalle Muhtarı Savaş Özkan da yaptığı konuşmada, “7 yıldan beridir muhtarım, 7 yıldan beridir başkanlarıma diyorum ki İncir Festivali’ni Gündoğdu’da yapalım, sağ olsun Erkan Aydın başkanımız bizi kırmadı. Festivali bu sene Gündoğdu Mahallesi’nde yapmaya karar verdiler. Tüm belediye çalışanlarına, emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. İncirimiz bu sene para yapmadı, köyümüzün geçim kaynağı yüzde 70 siyah incir ama yine de bereket versin diyoruz çünkü biz bunu toplamak zorundayız, bizim geçim kaynağımız bu. Bundan sonraki yıllarda inşallah daha güzel olacak” açıklamalarında bulundu. En Güzel Siyah İncirler Seçildi Festival kapsamında Bursa siyah incirinin kalitesini ve üreticilerin emeğini ön plana çıkarmak amacıyla incir yarışması düzenlendi. Üreticilerin özenle yetiştirdiği siyah incirlerin jüri tarafından değerlendirildiği yarışmada dereceye girenlere ödülleri protokol üyelerince takdim edildi. Yarışmanın birincisi olan Erkan Alan, ödülünü Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın elinden aldı. Başkan Aydın, “Birinci, ikinci, üçüncünün hepsinde gençlerin, gelecek neslin emeği var. Ağaç yaş iken eğilir, şimdiden ne zor şartlar altında üretildiği gören gençlerimiz, bu nimete sahip çıkacak inşallah” ifadeleriyle Alan’ı tebrik etti. Prof. Dr. Saruhan İncir Yetiştiriciliği Hakkında Bilgiler Verdi “Osmangazi Siyah İncir Festivali” kapsamında Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı Prof. Dr. İslam Saruhan, üreticilere incir yetiştiriciliğine yönelik olarak önemli noktalara değindiği bir sunum gerçekleştirdi. Prof. Dr. Saruhan, incir yetiştiriciliğinde yaşanılabilecek sorunlara parantez açarak, akademik açıdan çözüm önerilerinde bulundu. Bursa’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti paylaşan Prof. Dr. Saruhan, şunları kaydetti: “Bursa’ya Siyah İncir Festivali’ne davet edildiğim için çok teşekkür ederim. Yarışmayı gördüm, çok güzel incirler var. İncirleri seçmekte zorlanıyorum, bence hepsi birinci. Tabii böyle festival ile bu işin şenlendirilmesi çok güzel. Bazı sorunlar olabilir ama festivaller, iyi günde de kötü günde de yapılmalı. Dolayısıyla Bursa siyah incirini yakından görüp test ettim. Çiftçilerimiz getirdiği incirlerin hepsi birbirinden güzel, kaliteli ürünler. Beni buraya incirin sorunlarıyla dertlenen ve incirlerin sorunlarına çözüm arayarak davet eden Erkan Aydın başkanımıza çok teşekkür ediyorum.” Başkan Erkan Aydın Vatandaşlara İncir Dağıttı Gün boyu devam eden festivalde renkli anlar yaşandı. Festival alanına gelen çocuklar, kendileri için hazırlanan oyun parkurlarında doyasıya eğlenirken, aileleri de onların neşesine ortak oldu. Program kapsamında sahne alan Osmangazi Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü bünyesindeki Temiz Orkestra, seslendirdiği şarkılarla vatandaşlara müzik dolu bir program sundu. Halayların çekildiği festival alanında Bursalılar, şarkılara eşlik ederek eğlencenin tadını çıkardı. Osmangazi Belediyesi Halk Dansları Topluluğu, sergilediği performansla izleyenlerden alkış aldı. Öte yandan, festival alanını gezen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, vatandaşlarla sohbet ederek Bursa’nın eşsiz lezzeti siyah inciri vatandaşlara kendi elleriyle dağıttı. Vatandaşlar ise Başkan Aydın’a yoğun ilgi göstererek festival anısını birlikte fotoğraf çektirerek ölümsüzleştirdi. Festival Coşkusu Özge Öztimur’un Şarkılarıyla Taçlandı “Osmangazi Siyah İncir Festivali”, Özge Öztimur konseriyle coşkuyu zirveye taşıdı. Festival alanını dolduran vatandaşlar, Özge Öztimur’un seslendirdiği birbirinden güzel şarkılar eşliğinde keyifli ve eğlenceli anlar yaşadı. Konser sonunda Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sanatçıya günün anısına çiçek takdiminde bulundu.

Mısır üreticileri, "Güçlü Gelecek Günleri" ile Ar-Ge istasyonunda buluştu Haber

Mısır üreticileri, "Güçlü Gelecek Günleri" ile Ar-Ge istasyonunda buluştu

MAY Tohum, Bursa Mustafakemalpaşa’daki Marmara Ar-Ge İstasyonu’nda düzenlediği "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğinde silajlık ve danelik mısır çeşitlerini çiftçiler ve bayi yetkilileriyle buluşturdu. Bursa, Balıkesir, Sakarya, Eskişehir, Çanakkale ve Afyonkarahisar başta olmak üzere farklı illerden 200’ün üzerinde üretici ve sektör paydaşı etkinliğe katıldı. MAY Tohum, hibrit mısır türündeki Ar-Ge çalışmalarını aktarmak ve geliştirdiği rekabet gücü yüksek mısır çeşitlerini üreticilerin incelemesine sunmak amacıyla 1-2 Eylül tarihlerinde Bursa Mustafakemalpaşa’daki Marmara Ar-Ge İstasyonu’nda "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğini gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında MAY Tohum’un silajlık ve danelik mısır çeşitleri, tarladaki performanslarıyla birlikte incelenirken, üreticiler MAY Tohum uzmanlarından çeşitler ve ekimden hasada kadar uzanan üretim uygulamaları hakkında doğrudan bilgi alma fırsatı buldu. Bursa, Balıkesir, Sakarya, Eskişehir, Çanakkale, Kütahya ve Afyonkarahisar’dan gelen üreticilerin katıldığı etkinlikte, MAY Tohum’un Ar-Ge faaliyetleri, hibrit mısır çeşit geliştirme süreçleri ve mısır çeşitlerinin farklı iklim ve çevresel şartlardaki tarla performansları hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. "Güçlü Gelecek Günleri, üreticilerimizle buluştuğumuz kıymetli bir deneyim alanı" MAY Tohum Ayçiçeği Ürün Müdürü ve Mısır Teknik Müdürü Burak Uğur, etkinliğin yalnızca çeşit tanıtımından ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: "Marmara Ar-Ge istasyonumuzda 7 farklı şehirden gelecek 100’den fazla üreticiyle bir deneyim alanı oluşturduk. Hem Ar-Ge çalışmalarımızdan çıkan yeni mısır çeşitlerimizi hem de ticari portföyümüzde mevcut bulunan çeşitlerimizi üreticilerimize anlatmak üzere burada buluşuyoruz. Ar-Ge istasyonlarımızda sadece yeni çeşitleri anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda burayı tam bir deneyim merkezi haline getirerek ekimden hasada kadar teknik olarak hangi uygulamaları yapmaları gerektiğine dair temel bilgileri de üreticilerimizle paylaşıyoruz. Güçlü Gelecek Günleri; üreticilerimizle buluştuğumuz, onların ihtiyaçlarını tespit ettiğimiz, kendilerini dinlediğimiz ve aynı zamanda tüm portföyümüzü onlarla paylaştığımız son derece kıymetli günler." "Yerinde Ar-Ge ile farklı bölgelerin ihtiyaçlarına uygun çeşitler geliştiriyoruz" MAY Tohum Yurtiçi Satış Müdürü Abdullah Demir, "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğinin şirketin Ar-Ge çalışmalarını üreticilerle buluşturması açısından önemli olduğunu belirterek, "Türkiye’de beş farklı lokasyonda, farklı türlerle ilgili Ar-Ge faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Amacımız; mısır, ayçiçeği, pamuk, tatlı mısır, sanayi domatesi ve fasulye türlerinde yeni çeşitler geliştirmek ve bunları yurt içi ve yurt dışı pazarlara sunmak" dedi. Demir, iklim değişikliği ve değişen yağış rejimiyle birlikte stres ve kuraklığa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesinin Ar-Ge çalışmalarının öncelikli alanlarından biri olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Mısır su tüketen bir bitki olduğu için özellikle son yıllarda yağış rejiminin düşmesiyle birlikte mısır ve diğer türlerde strese ve kuraklığa dayanıklı çeşitler geliştirmek için gayret gösteriyoruz. Şu andaki çalışmalarımızın ana amaçlarından biri de bu." MAY Tohum’un çeşit geliştirme sürecinin yalnızca Ar-Ge istasyonlarındaki denemelerle sınırlı olmadığını ifade eden Demir, yeni çeşitlerin farklı bölgelerde ve çiftçi şartlarında da test edildiğini belirtti. Demir, "Geliştirdiğimiz çeşitleri ana bölgelerde kendi ekiplerimizle ve çiftçi şartlarında kurduğumuz demonstrasyonlarla gözlemliyoruz. Verim, hastalık ve stres dayanımı gibi özelliklerde olumlu sonuç aldığımız çeşitleri ticari olarak üreticilerimize sunuyoruz" ifadelerini kullandı. "13 ilde üreticilerimizle güçlü bir saha ağı içinde çalışıyoruz" MAY Tohum Marmara Bölge Müdürü Ahmet Akman, bölgede üreticilerle yürütülen saha çalışmalarının önemine dikkat çekerek, "Marmara Bölge Müdürlüğü olarak 13 farklı ilde, geniş ve güçlü bir satış ağıyla üreticilerimizle birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Danelik ve silajlık mısır ile yağlık ayçiçeğinde yoğun olarak faaliyet gösteriyoruz. Üreticilerimize yalnızca ürün ulaştırmakla kalmıyor, teknik destek de sunuyoruz. Bu tarz organizasyonları sadece Ar-Ge istasyonlarımızda değil, bölgemizin genelinde 13 ilin farklı köylerinde gerçekleştiriyoruz ve ürünlerimizi üreticilerimize tanıtmaya devam ediyoruz" dedi. Akman, Marmara Bölge Müdürlüğü’nün dört kişilik ekiple 13 ilde satış ve teknik destek faaliyetlerini sürdürdüğünü belirterek, üreticiler ve satış kanallarıyla yakın çalışmaya devam ettiklerini ifade etti. Mısır çiftçileri yeni geliştirilen çeşitleri yerinde incelemekten memnun Etkinliğe Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa ilçesinden katılan mısır üreticisi Ali Sever, hem silajlık hem de danelik mısır üretimi yaptığını belirterek, MAY Tohum’un Ar-Ge istasyonlarında gerçekleştirdiği çalışmaların üreticiler açısından önemli olduğunu söyledi. Yaklaşık 12 yıldır MAY Tohum ile çalıştığını ifade eden Sever, MAY Tohum’un yeni çeşitlerini ticari olarak piyasaya çıkmadan önce görme ve değerlendirme fırsatı bulduklarını belirterek şunları söyledi: "Hem saha çalışmalarında hem de Ar-Ge istasyonlarındaki tanıtımlarda her yıl düzenli olarak bölgedeki üreticilerden, özellikle önde gelen çiftçilerden bir grup buraya geliyor. Burada yeni çeşitleri, bir yıl sonra piyasaya çıkacak çeşitleri görerek bunlar hakkında bilgi ediniyoruz. Çok güzel ve memnun olduğumuz çalışmalar." Etkinliğe katılan bayi yetkilisi Yaşar Züroğlu ise Ar-Ge istasyonunda farklı silajlık ve danelik mısır çeşitlerinin üreticilere tanıtılmasının önemli bir bilgi paylaşımı sağladığını ifade ederek, "Çiftçilerimizin bilgilendirilmesi açısından bunun çok iyi bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da silajlık ve danelik olmak üzere farklı çeşitler bulunuyor. Bunların çiftçilerimize tanıtılmasının faydalı olduğunu düşünüyorum" dedi. Yerinde ıslah stratejisiyle üreticilerin ihtiyaçlarına uygun tohum çeşitleri 1978 yılından bu yana sebze, tarla ve endüstri bitkileri tohumluklarının Ar-Ge, üretim, pazarlama ve satışı alanlarında faaliyet gösteren MAY Tohum, "Yerinde Islah" stratejisiyle Türk çiftçisi ve hedef coğrafyaların toprak ve iklim şartlarını uyumlu, stres şartlarına dayanıklı ve verimli tohum çeşitleri geliştirmeye odaklanıyor. Şirket, Türkiye’de 5 Ar-Ge merkezinde hibrit ayçiçeği, hibrit mısır, pamuk, tatlı mısır, fasulye ve sanayi domatesi türlerinde çalışmalar yürütüyor. MAY Tohum, Ar-Ge çalışmalarına cirosunun yüzde 8’ini ayırırken; geliştirdiği çeşitleri Türkiye’nin yanı sıra 45’in üzerinde ülkeye ihraç ediyor. Türkiye’de 12 bin hektarlık alanda tohumluk üretimi gerçekleştiren MAY Tohum, Bursa ve Adana’daki tohumluk işleme ve paketleme tesislerinde ürünlerini hazırlayarak iç ve dış pazarlara sunuyor.

Matlı: “Öncelikle Bursa’daki üyelerimizden alımı destekleyeceğiz. Oda olarak üyemize rakip olmayacağız.” Haber

Matlı: “Öncelikle Bursa’daki üyelerimizden alımı destekleyeceğiz. Oda olarak üyemize rakip olmayacağız.”

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Vişne Caddesi’ndeki dükkanları ziyaret ederek oda üyeleri, esnaf ve firma temsilcileriyle birebir görüştü. Bursa’daki üreticiler arasında daha güçlü bir ticaret ağı kurulması gerektiğini belirten Matlı, fuar katılımlarının bağlantıya, siparişe ve kalıcı ticarete dönüşmesinin önemine dikkat çekti. Bölgedeki üreticilerle yenen öğle yemeğine Bursaspor Başkanı Enes Çelik de katıldı. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Yıldırım’daki Vişne Ticaret Bölgesi’ni ziyaret etti. Cadde üzerindeki dükkanları tek tek gezen Matlı, BTSO üyeleri, esnaf ve firma temsilcileriyle bir araya geldi. Görüşmelerde işletmelerin yaşadığı sorunlar, bölgenin ihtiyaçları ve ticaretin geliştirilmesine yönelik beklentiler ele alındı “Oda üyelerimiz yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmayacak” Bursa’nın üretim gücünün yalnızca organize sanayi bölgeleri ve büyük fabrikalar üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Matlı, kentin farklı bölgelerindeki atölyelerin, mağazaların ve küçük işletmelerin de üretim ekosisteminin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Matlı, şunları kaydetti: “Bursa’nın gerçek üretim gücünü görmek istiyorsak sahaya çıkmak, dükkanın kapısından içeri girmek ve üyemizi kendi işinin başında dinlemek zorundayız. Vişne Caddesi, üretimle ticaretin iç içe geçtiği önemli merkezlerimizden biri. Buradaki işletmelerimizin sorunlarını çözmeden ve potansiyelini harekete geçirmeden Bursa’nın bütüncül kalkınmasından söz edemeyiz.” BTSO’nun üyeye uzaktan bakan değil, doğrudan sahada hizmet veren bir yapıya kavuşması gerektiğini vurgulayan Matlı, oda üyelerinin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmaması gerektiğini ifade etti. “Fuara katılmak yetmez, ticaret üreteceğiz” Bursa iş dünyasının bakanlıkların sunduğu proje, destek ve iş birliği olanaklarından daha etkin yararlanacağını belirten Matlı, fuar katılımlarında sonucun esas alınması gerektiğini söyledi. Fuarda yalnızca stant açmanın veya ziyaret gerçekleştirmenin yeterli olmadığını dile getiren Matlı, bu faaliyetlerin yeni bağlantılara, siparişlere ve sürdürülebilir ticari ilişkilere dönüşmesi için çalışacaklarını ve bu konuda çözümler geliştirdiklerini belirtti. Bursa’daki üreticilerin birbirlerinin ürünlerinden, kapasitelerinden ve ihtiyaçlarından yeterince haberdar olmadığını belirten Matlı, kent içinde daha güçlü bir üretici ve tedarik ağı olan Bursa İş Ağı kurulacağını söyledi. Evlerinde üretim yaparak ekonomiye katkı sağlayan kadınların da bu sistemin dışında bırakılmaması gerektiğinin altını çizdi. “Önce Bursa’daki kendi üreticimizi destekleyeceğiz” Bursa’nın ticari gücünü büyütmenin yolunun, kent içinde üretilen ürünlerin daha görünür ve ulaşılabilir hâle gelmesinden geçtiğini belirten Matlı, Bursa’ya gelen ziyaretçilere de kentin üretim çeşitliliğinin doğru biçimde gösterilmesi gerektiğini ifade etti. Kentteki kurumların ve işletmelerin satın alma tercihlerinde Bursa’da üretilen ürünlere öncelik vermesinin önemine dikkat çeken Matlı, şöyle konuştu: “Öncelikle kendi evimizdeki siparişleri tamamlamamız, kendi üreticimizi desteklememiz gerekiyor. Bursa nasıl gelinin geldiği, misafirin ağırlandığı bir şehir ise Bursa’da üretenleri de Bursa’daki üretici ekosisteminin içerisine dahil etmemiz lazım. Ayrıca, BTSO’nun kendi üyesine rakip olmaması lazım.” Matlı, Bursa’daki küçük üreticiden sanayiciye, kadın girişimciden esnafa kadar bütün kesimlerin birbirleriyle ticaret yapabileceği daha güçlü bir ekonomik ekosistem kurulması gerektiğini söyledi. “BTSO’nun imkânları üyeye sonuç olarak dönecek” BTSO’nun iş dünyasının kullanımına sunabileceği önemli kaynaklara ve imkânlara sahip olduğunu belirten Matlı, bu kaynakların üyeler için daha erişilebilir ve sonuç odaklı kullanılması gerektiğini kaydetti. Özellikle fuarlara katılan işletmelerin organizasyon öncesinde hazırlanması, doğru alıcılarla buluşturulması ve fuar sonrasında ticari sonuçlarının takip edilmesi gerektiğini ifade eden Matlı, “Gördüğümüz eksiklikleri gidererek, şehrin sahip olduğu potansiyelin boşa gitmesine izin vermeyeceğiz” dedi. “Bursa’nın başarısının arkasında üreten insanlar var” Bursa’nın bugünkü ekonomik gücünün, kentte yaşayan ve yıllardır emek veren insanların eseri olduğunu belirten Matlı, bir Bursa evladı olarak şehrin elde ettiği başarılardan gurur duyduğunu söyledi. Bursa’da üretim yapan firmaların, emek veren insanların ve büyük çabalarla oluşturulan markaların daha güçlü biçimde desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Matlı, Bursa markalarının yalnızca kent içinde değil, Türkiye’nin bütün bölgelerinde ve dünya pazarlarında daha güçlü bir konuma taşınacağını belirtti. Dükkan ziyaretlerinin ardından Özer Matlı, bölgede düzenlenen öğle yemeğinde oda üyeleri, esnaf ve firma temsilcileriyle aynı sofraya oturdu. Buluşmaya Bursaspor Başkanı Enes Çelik de katıldı. Enes Çelik: “Özer Matlı, en yakın destekçilerimizden biri oldu” Bursaspor Başkanı Enes Çelik, kulübün 3. Lig’den başlayan yeniden ayağa kalkma sürecinde Özer Matlı’nın en yakın destekçilerinden biri olduğunu söyledi. Bursaspor’un büyük bir belirsizlik içerisinde zorlu bir yolculuğa çıktığını belirten Çelik “Bu kolay bir şey değil. Sonunu görmediğimiz bir yola çıktık. Allah’a şükürler olsun, artık Bursaspor’un yeşilini yeniden görebiliyoruz” dedi. Takımın sezona iyi başladığını ifade eden Çelik, Bursaspor’un sezon sonunda şampiyonluğa ulaşacağına inandığını dile getirdi. “Bursaspor’a sahip çıkmak Bursa’ya sahip çıkmaktır” Özer Matlı ise Bursaspor’un yalnızca bir spor kulübü değil, Bursa’nın ortak hafızası, heyecanı ve dünyaya açılan en güçlü yüzlerinden biri olduğunu belirtti. Matlı, “Bir değere sahip çıkmak, yalnızca başarı günlerinde yanında durmak değildir. Asıl sorumluluk zor zamanda ortaya çıkar. Biz Bursaspor’un yeniden ayağa kalkma mücadelesinde üzerimize düşeni yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Bursaspor’a sahip çıkmak, Bursa’ya sahip çıkmaktır” diye konuştu. Vişne Caddesi’ndeki ziyaretin ve öğle yemeğinde kurulan sofranın Bursa’ya ilişkin yönetim anlayışlarını yansıttığını belirten Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün dükkanında üreten üyemizle de Bursa’nın ortak değeri Bursaspor için sorumluluk alanlarla da aynı sofradayız. Bursa’nın üretimini, ticaretini ve kent aidiyetini aynı bütünün parçaları olarak görüyoruz. Üreteniyle, esnafıyla, iş insanıyla ve Bursaspor’uyla Bursa birlikte güçlenecek, birlikte ileri gidecek.”

Fındık için güneş yolculuğu: Trabzon’da toplanıyor, Bayburt’ta kurutuluyor Haber

Fındık için güneş yolculuğu: Trabzon’da toplanıyor, Bayburt’ta kurutuluyor

Trabzon’un Araklı ilçesinde yağışlı hava nedeniyle fındıklarını kurutmakta zorlanan üreticiler, hasat ettikleri ürünleri Bayburt’a getiriyor. "Fındık Trabzon’da toplanır, Bayburt’ta kurutulur" sözü, üreticilerin fındıklarını kurutmak için Bayburt’a gelişinin adeta özeti oluyor. Fındık hasadının sürdüğü günlerde üreticiler, topladıkları ürünleri kurutmak için Bayburt’a taşıyor. Araklı’dan yola çıkan üreticiler, ürünlerini Bayburt’ta sererek güneşli havadan faydalanıyor. Araklılı fındık üreticisi Yakup Alemdar, bölgelerinde etkili olan yağışlı hava nedeniyle fındıkları kurutamadıklarını söyledi. Fındığın yeterince kurumaması halinde yağlanıp bozulabileceğini belirten Alemdar, "Araklı’dan geldik. Bizim oralarda hava yağmurlu olduğu için fındığı kurutamıyoruz. Fındık kurumadığında yağlanabiliyor, bozulabiliyor. O yüzden biz de Bayburt’a gelelim dedik" dedi. Fındıkları yeni serdiklerini ve kurutma işleminin birkaç gün süreceğini aktaran Alemdar, "Biraz evvel geldik, fındığı yeni serdik. 3-4 gün buradayız. Fındık kuruduğunda tekrar memleketimize döneceğiz" diye konuştu. TMO 255 lira açıkladı, tüccar 170-180 liradan alıyor Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2026-2027 sezonunda kabuklu fındık alım fiyatını yüzde 50 sağlam iç oranı üzerinden Giresun kalite için kilogram başına 255 lira, Levant kalite için 250 lira olarak açıkladı. Yüzde 50’nin üzerindeki her bir randıman için kilogram fiyatına Giresun kalite fındıkta 5 lira 10 kuruş, Levant kalite fındıkta ise 5 lira ilave edilecek. Kurutma işleminin ardından ürünlerini satışa hazırlayacak olan Hasan Hüseyin Alemdar, fındık fiyatlarının üretici açısından önemli olduğunu söyledi. Fındıklarının en iyi burada kurduğunu aktaran Alemdar, "Fındığı topladık. Hava muhalefeti nedeniyle kurutamıyoruz. Diğer müstahsillerde olduğu gibi bizler de fındığı kurutmak için Bayburt’a geldik. Nasip olursa 3-4 gün buradayız. Fındığımızı iyi bir fiyata satabilirsek inşallah seneyi bereketli bir şekilde kapatmış olacağız" diye konuştu. TMO’nun açıkladığı fiyat ile tüccarların verdiği fiyat arasındaki farka değinen Alemdar, "TMO tarafından fındık fiyatı 255 lira fiyatı açıklandı. Fakat biz o paradan satamıyoruz. Tüccar 170-180 liralardan alıyor, bu çok düşük bir meblağ. İnşallah yine ofisin vermiş olduğu fiyata satarız da az zarar etmiş oluruz" ifadelerini kullandı. Kurutma işleminin ardından fındıklarını temizleyip kentten ayrılacaklarını söyleyen Alemdar, "Burada fındığımızı da güzelce temizleyebilirsek inşallah buradan da ayrılacağız" dedi. Bayburt’ta gördükleri ilgiden memnun kaldıklarını söyleyen Alemdar, "Burada bizleri misafir eden Bayburt halkına teşekkür ediyoruz. Herkes selam veriyor, halimizi hatırımızı soruyor. Misafirperverliklerinden dolayı kendilerine çok teşekkür ediyorum. Bizler de inşallah Araklı’da kendilerini ağırlamak isteriz" şeklinde konuştu. Ata toprağında fındık hasadı yapıyorlar Sakarya’nın Karasu ilçesinde yaşayan Trabzonlu üretici Muhammet Erdoğan, yaz aylarında Araklı Köprüüstü köyündeki fındık bahçelerine geldiklerini anlattı. Aile büyüklerini ziyaret ettiklerini ve çocuklarına köy kültürünü yaşatmaya çalıştıklarını belirten Erdoğan, "Ata baba toprağımız Araklı Köprüüstü köyünde fındık bahçelerimiz var. Bunları toplamak için yazları Köprüüstü köyüne geliyoruz. Yazın babamızın mezarını ziyaret ediyoruz, anamızı ziyaret ediyoruz, büyüklerimizi ziyaret ediyoruz. Çocuklarımızda da köy kültürünü yaşatmak için bu konulara dikkat ediyoruz" diye konuştu. Fındık hasadını ailece yaptıklarını ve bu süreci dinlenmek için de değerlendirdiklerini aktaran Erdoğan, "Fındığımız var, 500-600-800 kilo civarında topluyoruz. Eşimizle beraber tatilimizi yapıyoruz, kafamızı dinliyoruz, iş stresini atıyoruz" dedi. "Fındık Trabzon’da toplanır, Bayburt’ta kurutulur" Köprüüstü köyünde hava şartlarının fındıkları kurutmaya elverişli olmaması nedeniyle Bayburt’a geldiklerini söyleyen Erdoğan, "Köyümüzde havaların iyi olmadığından dolayı buraya geliyoruz. ‘Fındık Trabzon’da toplanır, Bayburt’ta kurutulur’ derler. Biz de o geleneği sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Bayburt’a ilk kez gelmediklerini belirten Erdoğan, "Geçen sene de buraya gelmiştik. Bugün dördüncü günümüz. Bugün Allah nasip ederse fındığımızı kaldırmayı düşünüyoruz, tüccara teslim edeceğiz" dedi. Açıklanan fiyatı üretici açısından tatmin edici bulan Erdoğan, "Devletimizden de Allah razı olsun. Fiyatları 250 bandında açıkladılar. Tatmin edici bir meblağ. İnşallah bütün çiftçiye hayırlı olur" diye konuştu.

Milyonluk yerli koçun erkek üçüz yavrusu oldu Haber

Milyonluk yerli koçun erkek üçüz yavrusu oldu

Balıkesir'in Bandırma ilçesindeki Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü bünyesinde gerçekleştirilen açık artırmada 1 milyon 110 bin liralık rekor bedelle alıcı bularak gündeme gelen "Şampiyon" isimli Karacabey merinosu koç, ilk yavrularını verdi. Manyaslı üretici kardeşler Emrah ve Emre Sömer'in işletmesine kazandırılan rekortmen koçun çiftleştiği koyunlar art arda doğurmaya başladı. Sürüdeki ilk doğumda üçüz erkek kuzu dünyaya gelirken, İHA ekibinin çiftliği ziyareti esnasında gerçekleşen bir diğer doğumda ise ikiz kuzular gözlerini dünyaya açtı. Ekip üyeleri, yeni doğan kuzuların ilk emzirilme anlarına canlı tanıklık etti. 60 günlük planlı çiftleşme ile 96 gebe koyun elde edildi Manyas ilçesine bağlı Eşen Mahallesi'nde 57 yıldır hayvancılıkla uğraşan Sömer kardeşler, "Şampiyon" adını verdikleri koçu özel bölmelerde planlı bir çiftleştirme programına dahil etti. Günlük 3-4 koyunluk periyotlarla 60 gün boyunca 100 Karacabey merinosu ile buluşturulan koçtan yüksek döl verimi alındı. Yapılan kontrollerde sürüdeki koyunlardan 96'sının gebe kaldığı belirlendi. "İlk doğum üçüz oldu, 250 damızlık talebi aldık" Süreç hakkında bilgi veren üretici Emrah Sömer, rekortmen koçun işletmeye kazandırdığı katma değere dikkati çekerek şunları kaydetti: "Mart ayında aldığımız koçun meyvelerini toplamaya başladık. Doğumlarımız sorunsuz gerçekleşti ve şu ana kadar 10 sağlıklı kuzu elde ettik. İlk doğumumuz üçüz oldu, ardından üç ikiz ve bir tekiz kuzu dünyaya geldi. Yavruların et verimi ve genetik kalitesi son derece yüksek. Şampiyon'u aldığımız günden bu yana Türkiye'nin dört bir yanından yaklaşık 250 damızlık talebi aldık. 15 Aralık'tan itibaren 4,5-5 aylık olan kuzularımızı sırayla Eskişehir, Konya, Antalya, Afyonkarahisar, Ankara, Karadeniz ve doğu illerindeki yetiştiricilerimize sevk edeceğiz." "Verdiğimiz paraya değdi, sürümüze taze kan geldi" Koçun veriminden son derece memnun olduklarını dile getiren Emre Sömer ise, "İhalede aldığımız dönemde fiyat çok konuşulmuştu ama beklediğimizin üzerinde bir verimle karşılaştık. Verdiğimiz paraya kesinlikle değdi. Sürümüze çok kaliteli bir taze kan kazandırdık. Şampiyon'u en iyi koyunlarımızla buluşturarak yaklaşık 3 yıl boyunca işletmemizde kullanmayı planlıyoruz. Kaliteli damızlık hattımızı korumak adına önümüzdeki yıl yapılacak ihalelere de katılacağız." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.