Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Unesco

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Unesco haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unesco haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye ne kadar kahve tüketiyor? Haber

Türkiye ne kadar kahve tüketiyor?

Türk kahvesi kültürü ve geleneği 2013'te UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ne girdi. Ancak Türkiye’nin iklim koşulları, tropikal bir bitki olan kahvenin ticari ölçekte yetiştirilmesine elverişli değil; fincandaki kahvenin neredeyse tamamı ithalatla karşılanıyor. İLKE Vakfı bünyesindeki Sosyal Veri platformunun hazırladığı bülten, TÜİK, Birleşmiş Milletler Comtrade veri tabanı, Uluslararası Kahve Örgütü (ICO), Deutsche Bank, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Google Trends verilerini bir araya getirerek Türkiye’nin kahveyle ilişkisinin hızla değiştiğini gösteriyor. Kahve Yemen’den Değil Brezilya’dan Geliyor Osmanlı döneminde “Yemen kahvesi” adıyla bilinen kahve, 17. yüzyıldan itibaren artan talebe yetişemedi ve İstanbul’da sık sık kahve darlığı yaşandı. Uzak Doğu ve Latin Amerika’daki sömürgelerde yetiştirilen “Frenk kahvesi” 18. yüzyılın ortalarından itibaren piyasaya girdi ve daha ucuz olduğu için zamanla Yemen kahvesini neredeyse unutturdu. Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre Yemen’in bugünkü üretimi, Türkiye’nin yıllık kahve ithalatının ancak altıda biri kadar. Bu dönüşüm Türkiye’nin bugünkü kahve ticaretinde de açıkça görülüyor. TÜİK verilerine göre Türkiye 2025'te 144.298 ton kahve ithal etti ve bunun için 1,17 milyar dolar ödedi. Aynı yıl 29.525 ton kahve ihracatından 202,6 milyon dolar gelir elde edildi; ithalata ödenen tutar ihracat gelirinin yaklaşık altı katı. İthal edilen kahvenin %76,8'ini çiğ (yeşil) çekirdek oluşturuyor ve Brezilya tek başına toplam ithalatın %61,4'ünü, çiğ çekirdek ithalatının ise %78,1'ini karşılıyor. İhracatta ilk sırada %21,7 ile Suriye yer alıyor; Suriye’ye giden kahvenin yarısından fazlası çiğ çekirdek olduğundan bu ticaret büyük ölçüde yeniden ihracat niteliği taşıyor. Türk kahvesinin de dahil olduğu kavrulmuş kahve, %36,8 ile ihracat gelirinde ilk sırada ve bu ihracatın yaklaşık üçte biri Belarus’a yapılıyor. Bir Kilo Kahveye Ödenen Fiyat Almanya ile Benzer Birleşmiş Milletler Comtrade verilerine göre Türkiye bir kilo çiğ kahve çekirdeğini ortalama 6,57 dolara, bir kilo kavrulmuş kahveyi ise yaklaşık iki katına (12,76 dolar) satın alıyor. Çekirdeğin kavrulurken ağırlığının yaklaşık beşte birini yitirmesi ile kavurma, paketleme ve taşıma maliyetleri kavrulmuş kahveyi daha pahalı kılıyor. Karşılaştırılan ülkeler arasında kavrulmuş kahvede kilo başına en yüksek fiyatı 22,08 dolarla Avustralya, en düşük fiyatı 8,71 dolarla Suudi Arabistan ödüyor. Türkiye’nin ödediği fiyat Almanya ve Avusturya ile benzer düzeyde. Toplam Tüketim İki Katına Çıktı, Kişi Başı Tüketim Düşük ICO’nun 2025 verilerine göre dünyanın en büyük kahve ithalatçısı ABD ve en büyük üreticisi Brezilya, en fazla kahve tüketen ülkeler. Kişi başına tüketimde Finlandiya yılda 9,58 kilogramla ilk sırada; kahve ihtiyacının tamamını ithalatla karşılayan Danimarka, İsviçre ve İsveç de üst sıralarda. Türkiye’de yıllık kahve tüketimi 2015'te 1,1 milyon çuval iken 2025'te 2,4 milyon çuvala (1 çuval = 60 kg) ulaştı. Buna rağmen kişi başına tüketim yılda 1,68 kilogramda kalıyor ve Türkiye karşılaştırılan 25 ülke arasında yalnızca Endonezya ve Çin’in önünde yer alıyor. Bir Fincan Cappuccino İçin İstanbul’da 38 Dakika Çalışmak Gerekiyor Bülten, Deutsche Bank’ın Mapping the World’s Prices 2026 raporundaki cappuccino fiyatları ve ortalama net maaşları ILO’nun çalışma saati verileriyle birlikte değerlendiriyor. Buna göre fiyat tek başına yeterli bir ölçü değil. Cappuccinonun en pahalı olduğu Zürih’te (7,13 dolar) bir fincan için 8 dakika çalışmak yeterli. İstanbul’da fiyat daha düşük (4,06 dolar) olsa da gereken çalışma süresi 38 dakikaya çıkıyor; maaş farkı fiyat farkından çok daha büyük olduğu için kahve İstanbul’daki çalışana daha pahalıya geliyor. Cappuccinonun en ucuz olduğu Kahire’de ise bir fincan için yaklaşık 1 saat 40 dakika çalışmak gerekiyor. Espresso Aramaları Türk Kahvesini Geçti Google Trends verilerine göre Türkiye’de Türk kahvesine yönelik aramalar 2010'dan 2018'e kadar hızla arttı ve sonraki yıllarda yüksek seviyesini korudu. Espresso ve latte aramaları ise 2022'den itibaren yükselişe geçti ve Eylül 2026'da espresso aramaları (80 puan) Türk kahvesini (77 puan) geride bıraktı. Türk kahvesine Türkiye dışındaki en yoğun ilgi Suudi Arabistan (60), Kuveyt (50) ve İran (41) gibi Körfez çevresindeki ülkelerden geliyor.

Bursa’nın UNESCO mirası ve deprem riski masaya yatırıldı Haber

Bursa’nın UNESCO mirası ve deprem riski masaya yatırıldı

Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı’na bağlı Tarihi Kültürel Miras Şube Müdürlüğü ile Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü iş birliğinde düzenlenen etkinlikte; İtalya ve Türkiye’den uzmanlar, kültürel mirasın afetlere karşı dayanıklılığını artırmaya yönelik deneyim ve değerlendirmelerini paylaştı. DİRENÇLİ BURSA İÇİN ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİ BUÜ Mimarlık Fakültesi’nde gerçekleştirilen program kapsamında, İtalya’daki Marche Politeknik Üniversitesi Yapı, İnşaat ve Mimarlık Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Antonello Alici, ‘Depremle Birlikte Yaşamak: Sosyal ve İnsani Boyut’ başlıklı bir seminer verdi. Seminerde, deprem olgusunun yalnızca yapıların fiziksel dayanıklılığı üzerinden değil, toplumsal yaşam ve insan boyutuyla birlikte değerlendirilmesinin önemi ele alındı. TARİHİ ALANLAR VE DEPREM RİSKİNE AKADEMİK BAKIŞ Seminerin ardından, ‘Bursa’nın UNESCO Dünya Miras Alanları ve Deprem’ başlıklı yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi. BUÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Figen Kıvılcım Çorakbaş’ın moderatörlüğündeki toplantıda, Bursa’nın UNESCO Dünya Miras Alanları’nın deprem karşısındaki durumu ve kültürel mirasın korunmasına yönelik yaklaşımlar farklı uzmanlık alanları çerçevesinde değerlendirildi. Toplantıya Prof. Dr. Antonello Alici’nin yanı sıra Bursa Büyükşehir Belediyesi Tarihi Kültürel Miras Şube Müdürü Birben Durmaçalış, Samsun Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Saadet Gündoğdu, BUÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Elmanı Dr. Mimar Elif Acar ve DE Restorasyon Tasarım Mimarlık Ofisi’nden Yüksek Mimar Rahmi Dede katıldı. KÜLTÜREL MİRASIN GELECEĞİ İÇİN ORTAK DEĞERLENDİRME Etkinlikte, kültürel miras alanlarının deprem risklerine karşı dirençliliğinin artırılması, afetlerin tarihi yapılar ve kentsel miras üzerindeki etkileri ile koruma çalışmalarında izlenebilecek yöntemler ele alındı. Program kapsamında ayrıca, Bursa’nın UNESCO Dünya Miras Alanları’na yönelik teknik gezi de gerçekleştirildi. Uluslararası iş birliği ile gerçekleştirilen etkinlikler, deprem risklerine karşı daha dirençli bir tarihi çevre oluşturulmasına yönelik ortak bir değerlendirme zemini sundu.

Bursa turizmine akademik yol haritası Haber

Bursa turizmine akademik yol haritası

Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın öncülüğünde başlatılan çalışmalar kapsamında, kentin tarihî, kültürel ve doğal zenginliklerinin daha etkin değerlendirilmesi, turizm çeşitliliğinin artırılması ve Bursa’nın ulusal ve uluslararası ölçekte rekabet gücünün artırılması hedefleniyor. Bu doğrultuda düzenlenen toplantılarda, Bursa’nın turizm kaynakları farklı uzmanlık alanları ve çeşitli başlıklar çerçevesinde değerlendirildi. Bursa’nın turizm potansiyelini bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmek, öncelikli gelişim alanlarını belirlemek ve sürdürülebilir turizm politikalarına yön vermek amacıyla gerçekleştirilen çalışmalarda, akademisyenler, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile sektör paydaşlarının görüş ve önerileri alındı. TURİZMİN GELECEĞİ ORTAK AKILLA ŞEKİLLENİYOR Program kapsamında Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği Ekim 2026 Olağan Meclis Toplantısı’nda gündeme alınan master plan çalışmaları kapsamında, Kapadokya Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Bilgehan Gülcan ve Doç. Dr. Halil Burak Sakal tarafından hazırlık sürecine ilişkin sunumlar gerçekleştirildi. Ayrıca Bursa Uludağ Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi ve Mudanya Üniversitesinde görev yapan akademisyenlerin katılımıyla odak görüşme toplantısı düzenlendi. Programın devamında Somut Kültürel Miras ve UNESCO Alan Yönetimi, Erişilebilirlik ve Kesintisiz Ulaşım ile Doğa, Yayla, Kırsal ve Kıyı Turizmi başlıkları masaya yatırıldı. Toplantılarda, Bursa’nın kültürel mirasının korunarak turizme kazandırılması, ulaşım olanaklarının geliştirilmesi, erişilebilir turizm uygulamalarının yaygınlaştırılması ve doğal alanların turizm potansiyelinin değerlendirilmesine yönelik görüşler paylaşıldı. DÖRT GÜNLÜK PROGRAM TAMAMLANDI Dört gün boyunca farklı temalarda gerçekleştirilen toplantıların ardından teknik değerlendirme ve kapanış toplantısı Merinos Park Restoran’da yapıldı. Program kapsamında elde edilen görüş ve önerilerin, Bursa’nın turizm potansiyelini geliştirmeye yönelik stratejilerin ve somut eylem önerilerinin oluşturulmasına katkı sunması amaçlanıyor. Son değerlendirme toplantısının ardından Kapadokya Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Bilgehan Gülcan ve Doç. Dr. Halil Burak Sakal, programı ve Bursa Turizm Master Planı hazırlık sürecini değerlendirdi. TURİZMİN UZMAN İSİMLERİ SAHADA Kapadokya Üniversitesi Turizm Master Planları Koordinatörü Prof. Dr. Bilgehan Gülcan, Bursa’nın turizm potansiyelini bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını belirterek, “Somut ve somut olmayan kültürel miras, ekoturizm, etkinlik ve kongre yönetimi, gastronomi, spor ve macera turizmi gibi farklı alanlarda uzman isimlerle birlikte çalışmalar yürütüyoruz. Saha gezilerinin ardından odak grup görüşmelerimizi de gerçekleştirdik. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonunun başarılı geçtiğini düşünüyorum. Bursa, Türkiye genelindeki turizm istatistiklerinde üst sıralarda yer alan bir şehir. Amacımız, kentin sahip olduğu potansiyeli daha ileriye taşımak ve hak ettiği konuma ulaşmasına katkı sağlamak. Bu doğrultuda 2026-2030 Turizm Master Planı ve Turizm Eylem Planı’nı hazırlayarak Bursa’nın gelecek beş yıllık turizm yönetimine yol gösterecek bir doküman ortaya koymayı hedefliyoruz” dedi. BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMLA RAPORLANACAK Kapadokya Üniversitesi Sosyal ve Stratejik Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Halil Burak Sakal ise Bursa’nın farklı turizm türlerini bir arada barındıran önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, “Bursa çok önemli bir şehir ve çok büyük bir potansiyeli var. Deniz, kültür, inanç ve termal turizm başta olmak üzere birçok turizm türünü bünyesinde barındırıyor. Bursa’da turizm alanında gerçekleştirilen projeleri ve atılımları bütüncül bir yaklaşımla ele alarak tek bir raporda bir araya getirmek istiyoruz. Bu çalışmaların sonucunda hazırlayacağımız Turizm Master Planı ve Turizm Eylem Planı’nı Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne teslim etmeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı. BURSA TURİZMİNE UZUN VADELİ YOL HARİTASI Bursa Turizm Master Planı ve Eylem Planı ile kültür ve miras turizminden inanç turizmine, termal ve sağlık turizminden gastronomiye, Uludağ’ın dört mevsim değerlendirilmesinden kırsal ve doğa turizmine kadar pek çok alanın bütüncül bir stratejiyle ele alınması hedefleniyor. Planlama sürecinde kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve sektör temsilcilerinin katkılarıyla Bursa’nın mevcut turizm kapasitesinin analiz edilmesi ve gelişime açık alanların belirlenmesi amaçlanıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi, paydaşların katkılarıyla sürdürülen çalışmalar sonucunda turizm faaliyetlerinin yıl geneline yayılmasını, ilçelerin özgün değerlerinin öne çıkarılmasını ve şehirde turizm alanında faaliyet gösteren kurumlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesini hedefliyor.

Uzmanlar uyardı Bursa’nın 7 şiddetinde deprem üretecek fay sistemi var Haber

Uzmanlar uyardı Bursa’nın 7 şiddetinde deprem üretecek fay sistemi var

Osmangazi Belediyesi ev sahipliğinde, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği’nin katkılarıyla Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde düzenlenen panelde, Bursa’nın tarih boyunca yaşadığı depremler, kentin jeolojik özellikleri ve deprem riskine karşı alınması gereken önlemler ele alındı. Akademik bilgi ve tarihi verilerin ışığında gerçekleştirilen panel, Bursa’nın geçmişinden çıkarılacak derslerin geleceğin kent planlamasına ve afet hazırlıklarına nasıl katkı sağlayabileceğine ilişkin önemli değerlendirmelere sahne oldu. Jeolojik Mirası Koruma Derneği Üyesi Prof. Dr. Hükmü Orhan’ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde, UNESCO Bursa Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, "Deprem, Mimarlık ve Bursa: Tarihi Bir Perspektif" başlıklı sunumuyla deprem olgusunu mimarlık ve Bursa’nın tarihi gelişimi çerçevesinde değerlendirdi. Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Nizamettin Kazancı, "İnsan Yerleşimleri, Doğal Kaynaklar ve Jeolojik Miras" başlıklı sunumunda insan yerleşimleri ile doğal çevre arasındaki ilişkiye ve jeolojik mirasın önemine değindi. Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, "Deprem Tehlikesi Açısından Havza Biçen Faylar Arasında Bir Karşılaştırma" başlıklı sunumunda fay sistemlerini deprem tehlikesi açısından ele alırken, Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Karahancı ise "Gökmenzade’nin İşaretnüması’nda 1855 Depremi" başlıklı konuşmasında Bursa’nın deprem tarihine ışık tutan tarihi kaynakları değerlendirdi. Uzman akademisyenler, sunumlarında Bursa’nın jeolojik yapısı, tarihi depremleri ve deprem tehlikesi hakkında bilgi paylaşarak Bursalıların deprem konusunda bilinçlenmesine katkıda bulundu. Panel kapsamında konuşmalar öncesinde gösterilen animasyon filmde, 1855 yılında Bursa’da meydana gelen depremin kentte yol açtığı yıkım gözler önüne serildi. Tarihi depremin etkilerini görsel bir anlatımla aktaran film, Bursa’nın deprem geçmişini yeniden hatırlatırken afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemini de ortaya koydu. Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen panel, kentin tarihi ve jeolojik birikimini deprem gerçeğiyle birlikte ele alarak geçmiş deneyimlerin geleceğe aktarılmasına, deprem bilincinin güçlendirilmesine ve Bursa’nın afetlere karşı daha hazırlıklı bir kent olması yönündeki ortak değerlendirmelere katkı sağladı. Çok önemli bir gün için bir arada olduklarını ifade eden Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, "Bursa’nın kalbi olan Osmangazi’deyiz. Osmangazi Belediyesi, fethin 700’üncü yılına özel bir çalışma yürütüyor. Bir protokol dâhilinde odamızla birlikte, Bursa’nın fethinin 700’üncü yılında ‘Bursa Depremi Konuşuyor’ panelini düzenliyoruz. Tarih, jeoloji mühendisleri için çok önemli. Bunu bir örnekle açıklamak isterim. 1900’lü yıllardan öncesi tarihi dönem olarak geçmekte, 1900 yılından sonrası ise aletsel dönem olarak kabul edilmektedir. Özellikle konuya deprem penceresinden baktığımızda bu şu anlama geliyor: 1900’lü yıllardan sonra nerede bir deprem oluyorsa depremin büyüklüğünü, derinliğini ve etki alanını net bir şekilde veri olarak işleyebiliyoruz. 1900 yılından önce aletsel ölçümler mümkün olmadığı için tarihi kayıtlara bakıyoruz. Tarihte neler yaşandığını ortaya koyan kitabeler, o döneme ilişkin tarihçilerin araştırmaları ve diğer ayrıntılar bizler için çok önemlidir. Bu panelin düzenlenmesinde emeği geçen başta Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a, AR-GE Müdürü Serkan Cebeci’ye, emeği geçen tüm ekibe ve kıymetli hocalarımıza teşekkür ederim." şeklinde konuştu. Düzenlenen panelin konusunun Bursa’da deprem olduğunu belirten Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Emre Tonaroğlu, "2026 yılını Bursa’da önemli bir yıl olarak başlattık. Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı kapsamında bir seneye yayılan kutlama programı hazırladık. Bu kutlamaların sadece eğlence, yürüyüş ve festival etkinliklerinden ibaret olmaması; bilimi ve aklı da işin içine katarak Bursa ve Osmangazi’ye katkı sağlayacak, geleceğe bir miras bırakabilecek etkinlikler düzenlemek için gayret ettik. Bu panel de önem verdiğimiz projelerden biri. Başkanımız Erkan Aydın’ın göreve geldiği günden itibaren dile getirdiği bir konu var: ‘Bilim ve akıl bizim önceliğimiz olacak.’ Bu kapsamda birçok proje yürütüyoruz. Bu panel de değer verdiğimiz projelerden biri. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Jeolojik Mirası Koruma Derneği olarak bu organizasyonun bir parçası olduklarını aktaran Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Nizamettin Kazancı, "Jeolojik miras, doğal mirasın bir parçasıdır. Jeolojik geçmişin belgelerini barındıran; fosil, kayaç, mineral ve yer şekilleri gibi doğal varlıklardan oluşur. Bunlar ancak uzmanlar tarafından tespit edilebilir. Bursa, büyük bir potansiyele sahip. Bursa’nın jeolojik mirasının neler olduğu ana hatlarıyla biliniyor ve bunlar yayımlandı. Bunlardan değerli sonuçlar çıkarmak ise karar vericilere ve Bursalılara kalmış belediyelerin bu tür çalışmalara öncülük etmesi çok sık görülen bir durum değil. Bu bakımdan Osmangazi Belediyesi’ni tebrik ediyorum. Jeolojik Mirası Koruma Derneği olarak bu organizasyonun bir parçasıyız. Bu nedenle, büyük bir heves ve memnuniyetle yürütülen bu çalışmalara katılıyoruz. Umarız belediyemiz, Bursa’nın zengin jeolojik mirasını değerlendirme fırsatı bulur." diye konuştu. Bursa’da 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip bir fay sistemi bulunduğunu belirten Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, "Türkiye Diri Fay Haritası’nda Bursa ve çevresindeki faylar, 1855 yılında gerçekleşen depremlere neden olan faylar kadar uzun değil. Bizim tespit ettiğimiz fay, tüm Bursa Ovası’nı boydan boya geçen bir fay. Bu fayın uzunluğu yaklaşık 94 kilometreyi buluyor. 1855 yılında bu fayın yaklaşık yarısının kırıldığı, tarihi kayıtlardaki hasarların incelenmesiyle ortaya konuluyor. Bu rapor ve çalışmalarda, Susurluk’tan Kestel’e kadar uzanan bir sistemin kırılmış olması gerektiği belirtiliyor. Çünkü 1855 yılında iki deprem meydana gelmiş. Bize göre Kestel’den Yenişehir Ovası’nın iç kesimlerine uzanan bölüm ise 1855 yılında kırılmamış görünüyor. Bu noktada bazı hesaplamalar yapmaya başlıyorsunuz. Fayların yılda kaç milimetre yer değiştirdiği önemli; çünkü bu verilerle fay üzerinde biriken gerilmeyi hesaplıyorsunuz. Buna göre, 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip bir fay sistemimiz var. Üstelik bu fay, ovanın bir ucundan diğer ucuna kadar uzanıyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinde de ovaları boydan boya geçen faylar bulunuyor. Ancak bunların varlığı genellikle deprem sonrasında ortaya konulmuş. Belirli bir büyüklüğe ulaşan depremler, yüzeyde kırılmalara neden olabiliyor ve fayın izi depremden sonra belirginleşebiliyor. Bursa’nın avantajı ise deprem gerçekleşmeden önce fayın ovanın içinde bulunduğunu biliyor olmamız. Bu bilgi doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması gerekiyor." ifadelerini kullandı. Depremin son derece önemli bir konu olduğunu ifade eden UNESCO Bursa Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, "Osmangazi Belediyesi, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği panele katılarak bir sunum gerçekleştirdim. Bu vesileyle Bursa’yla ilgili pek çok konuyu daha ayrıntılı inceleme ve bu alanda çalışmalar yapma fırsatı buldum. Deprem çok önemli bir konu. Bu konunun disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınması nedeniyle organizasyonu düzenleyen belediyemize ve meslek odamıza çok teşekkür ediyorum. Ülkemizin her yeri birinci, ikinci ve üçüncü derece deprem bölgelerinde yer alıyor. Bursa da birinci derece deprem bölgesinde bulunuyor. Fay hatlarını değiştirme gibi bir lüksümüz olmadığı için depremlere hazırlıklı olmamız gerekiyor. Dolayısıyla en az can ve mal kaybıyla insanlarımızı ve binalarımızı korumak adına neler yapılabileceğini, tarihteki örnekleri de ele alarak bu panelde değerlendirme fırsatı bulduk." şeklinde konuştu.

Bursa’nın 700 Yıllık Hafızası Kitaplaştırıldı Haber

Bursa’nın 700 Yıllık Hafızası Kitaplaştırıldı

Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği, Osmanlı’nın kuruluşu ve Bursa’nın tarihine ışık tutacak olan ‘700 Yıllık Hafıza: Devlet-i Aliyye’nin Kuruluşu ve Bursa’ adlı eseri kentin kültür hazinesine kazandırdı. Alanının önde gelen 25 akademisyeni tarafından kaleme alınan 26 makalenin yer aldığı eser Türkçe ve İngilizce olarak 2 cilt halinde hazırlandı. Kentin tarihine ışık tutacak eserde; Bursa’nın fethinin siyasi ve askeri tarihinden sosyal ve iktisadi hayatına; eğitim, kültür ve edebiyattan mimari ve sanat mirasına kadar uzanan geniş bir perspektifle şehrin kuruluş hafızası ele alınıyor. Eserde; Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna ev sahipliği yapan Bursa’nın, bir fetih şehri olmanın ötesinde devletleşme, şehirleşme ve medeniyet inşası süreçlerindeki merkezi rolü akademik bir bakış açısıyla değerlendiriliyor. ‘BURSA; MEDENİYET İNŞASININ BAŞLANGIÇ NOKTASIDIR’ ‘700 Yıllık Hafıza: Devlet-i Aliyye’nin Kuruluşu ve Bursa’ kitabının tanıtım programı Muradiye El Yazmaları Müzesi’nde gerçekleştirildi. Programa ev sahibi Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra; AK Parti Bursa Milletvekilleri Osman Mestan ve Emine Yavuz Gözgeç, İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Prof. Dr. Vedat Turgut, Prof. Dr. Bilal Kemikli, Prof. Dr. Mustafa Kara, akademisyenler, basın mensupları, kitap severler ve vatandaşlar katıldı. Programda yaptığı konuşmada Bursa’nın fethinin bir zafer ya da sınır değişikliğinden ibaret olmadığını vurgulayan Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; “Bursa'nın fethi devletleşmenin, şehirleşmenin ve medeniyet inşasının ilk büyük tecrübesidir. Bu mirasın değeri dünyada da kabul gördü. 2014 yılında Bursa ve Cumalıkızık, ‘Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğuşu’ adıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girdi. Ancak bir mirası yaşatmak, onu tescil ettirmekle sınırlı değildir. O mirası doğru okumak, bilimsel bir dikkatle yorumlamak ve kendi sesimizle anlatmak gerekir. Bugün takdim ettiğimiz eser, bu sorumluluğun bir ürünüdür” ifadelerini kullandı. ‘GELECEK NESİLLER İÇİN HAZIRLANDI’ ‘700 Yıllık Hafıza, Devlet-i Aliyye'nin Kuruluşu ve Bursa’ eserinin, çok geniş bir yelpazede Bursa’nın kuruluş hafızasını ele aldığını belirten Başkan Oktay Yılmaz; “Eserin Türkçe ve İngilizce hazırlanması bilinçli bir tercihtir. Tarihimizi önce kendi kaynaklarımızla, kendi dilimizle yazıyoruz. Ardından onu dünyanın ortak diline taşıyoruz. Çünkü tarihini başkasının anlatmasına bırakan şehir, kendi hikayesinin misafiri olur. Bilgiyle beslenmeyen tanıtım geçicidir. Bilimle desteklenen tanıtım ise kalıcı bir itibara dönüşür. Birliğimiz Bursa'yı bu anlayışla tanıtıyor. Amacımız, Bursa'yı yalnızca gezilen bir şehir olarak değil, okunan ve araştırılan bir medeniyet merkezi olarak göstermektir. Bu eseri bir yıl dönümü hatırası olarak görmüyoruz. Onu, kütüphanelerde ve üniversitelerde uzun yıllar başvurulacak bir kaynak olarak tasarladık. Bez cildi de bu niyetin ifadesidir. Bu kitap bir mevsim için değil, nesiller için basıldı. Bu vesileyle eserin her satırına emek veren 25 kıymetli akademisyenimize teşekkür ediyorum. Editörlerimize, çevirmenlerimize ve yayın sürecinde görev alan herkese şükranlarımı sunuyorum. Bizi bu anlamlı mekanda ağırlayan Bursa Büyükşehir Belediyemize ve Bursa Müzeler Müdürlüğümüze teşekkür ediyorum. Bu eser, ortak aklın ve Bursa sevdasının ürünüdür” dedi. Programda konuşan AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Göçgeç ise Bursa’nın çok değerli bir kent olduğunu belirterek, “Bursa’nın hafızasını canlı tutmak zorundayız. Bursa’nın ruhunu canlandıran bu çalışmada emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Bursa’nın tarihi ve kültürüyle medeniyetimizin en kadim şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mestan da, “Bu değerli eseri Bursa’ya kazandıran Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği’ne ve Başkanımız Oktay Yılmaz’a teşekkür ediyorum” dedi. Konuşmalarından ardından akademisyenler Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Prof. Dr. Vedat Turgut, Prof. Dr. Bilal Kemikli, Prof. Dr. Mustafa Kara; eserin hazırlanış süreci, kapsamı, Osmanlı’nın kuruluşu ve Bursa’nın tarihine ilişkin önemli konuşmalar gerçekleştirdi.

Bursa turizminde rota çiziliyor! Haber

Bursa turizminde rota çiziliyor!

Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği’nin 2026 Yılı 2. Olağan Meclis Toplantısı, Birlik ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ile üye belediye başkanlarının katılımıyla gerçekleştirildi. Kentin uzun yıllardır en büyük eksikliklerinden biri olarak kabul edilen ve geleceğe dönük kamu yatırımlarına yön verecek üst ölçekli ‘Bursa Turizm Master Planı’ toplantının ana gündem maddesi oldu. UZMAN HEYET ÇALIŞMALARA BAŞLADI Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği ve Büyükşehir Belediyesi’nin paydaşlığında yürütülen ‘Turizm Master Planı’ hazırlanması süreci kapsamında meclis toplantısı öncesinde Kapadokya Üniversitesi’nden uzman akademisyenler Bursa’da ağırlandı. Prof. Dr. Bilgehan Gülcan, Doç. Dr. Halil Burak Sakal, Dr. Öğr. Üyesi Avşin Ayhan ve Arş. Gör. Fatıma Tüzzehra Albayrak’tan oluşan heyet adına Doç. Dr. Halil Burak Sakal ile Prof. Dr. Bilgehan Gülcan master planın kapsamına dair sunumlarını gerçekleştirdi. Şehrin tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek saha araştırmaları ve istişare toplantıları yürütecek olan akademik heyetin çalışmaları doğrultusunda başlatılan sürecin yaklaşık 6 ay sürmesi öngörülüyor. Bursa’ya özel somut bir eylem planının da hazırlanacağı çalışma; kültürel mirastan gastronomiye, İznik’in inanç turizminden, termal fırsatlara, Uludağ’ın 4 mevsim değerlendirilmesinden ulaşım ve dijital pazarlamaya kadar geniş bir yelpazeyi kapsayacak. Türkiye’deki başarılı şehir örneklerinin de incelenerek kente uygun modelin geliştirileceği bu stratejik belge, Bursa’daki kamu kurumlarının 2027 yılı ve sonrasında hayata geçireceği tüm turizm yatırımlarında temel rehber işlevi görecek. ORTAK AKILLA BELİRLENECEK Toplantıda kentin turizm vizyonuna dair önemli açıklamalarda bulunan Birlik ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın turizm potansiyelini yılın geneline yaymayı hedeflediklerini belirterek, “Bursa’mız; UNESCO Dünya Mirası alanlarından Hanlar Bölgesi'ne, Uludağ’dan termal kaynaklarımıza, gastronomi değerlerimizden İznik’in inanç mirasına kadar eşsiz bir potansiyele sahip. Ancak bu zenginliği sürdürülebilir kılmak, uluslararası rekabet gücümüzü artırmak ve turizm gelirlerimizi kent geneline yaymak için bütüncül, bilimsel verilere dayalı bir yol haritasına ihtiyacımız var. Turizm Master Planı ile Bursa’mızın uzun yıllardır hissettiği en büyük eksikliği gideriyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyemiz ve tüm paydaşlarımızla birlikte şehrimizin turizm vizyonunu belirleyecek, 2027 ve sonrası dönemin stratejik yatırımlarına hep birlikte yön vereceğiz” ifadelerini kullandı.

Bursa'da Karagöz geleneği gelecek kuşaklara aktarılıyor Haber

Bursa'da Karagöz geleneği gelecek kuşaklara aktarılıyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşleri Dairesi Başkanlığı, UNESCO’nun 2009 yılında İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne aldığı Karagöz sanatını yaşatmak için çalışmalarını sürdürüyor. UNIMA Bursa Derneği’nin destekleriyle Orhangazi Gençlik ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Seyir Vakti: Karagöz Perdesi’ sergisi, gölgeyi ışıkla buluşturan tasvirleriyle geleneksel gölge oyununun zengin dünyasına kapı aralıyor. 31 Aralık’a kadar ziyarete açık olacak sergi ile Karagöz sanatının tanıtılmasına ve somut olmayan kültürel mirasın korunmasına yönelik farkındalığın artırılması hedefleniyor. ‘PERDENİN ARKASINDAKİ BURSA’ Program kapsamında Doç. Dr. İbrahim İmran Öztahtalı ve Karagöz sanatçısı Nevzat Çiftçi’nin katılımıyla ‘Perdenin Arkasındaki Bursa’ söyleşisi gerçekleştirildi. Söyleşide Karagöz gölge oyununun tarihsel yolculuğu, kültürel bellekteki yeri ve Bursa ile olan bağı değerlendirildi. Doç. Dr. İbrahim İmran Öztahtalı, Anadolu’nun sesini ve kültürel belleğini yansıtan Karagöz sanatının köklü geçmişine dikkat çekti. Öztahtalı, Türk kültürünün en önemli miraslarından biri olan Karagöz’ün hem kültürel kimliğimiz hem de dünya mirası açısından taşıdığı önemi katılımcılarla paylaştı. Karagöz sanatçısı Nevzat Çiftçi ise geleneksel gölge oyununda ışığın önemini ve perde arkasında yaşananları anlattı. Karagöz’ün inceliklerini katılımcılarla paylaşan Çiftçi, geleneksel gölge oyununun yaşatılması adına genç nesillere dönük düzenlenen etkinliklerin önemini vurguladı.

Resm-i mekan fotoğraf sergisi BAOB’da açıldı Haber

Resm-i mekan fotoğraf sergisi BAOB’da açıldı

Fotoğraf Sanatçısı Neslihan Sağır Çetin’in 3 yıllık hazırlık sürecinin emeği olan serginin açılışı; Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Mimarlar Odası Bursa Şubesi 2. Başkanı Murat Emrah Saka, Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) Bursa Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, Mimarlar Odası Bursa Şubesi Eski Başkanı Orhan Efe, Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD) Başkanı Zuhal Aslı Saka, Peyzaj Mimarları ve Sektör Profesyonelleri Derneği (PEYZAJDER) Başkanı Fulya Akfidan Sevim, Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyeleri ile kalabalık davetli topluluğunun katılımıyla gerçekleştirildi. Serginin açılışında konuşan Fotoğraf Sanatçısı Neslihan Sağır Çetin, sergi ile geçmişten bugüne kültür köprüsü kurmayı amaçladığını söyledi. Yağlı boya tabloların orijinal durumlarını mekânları, kostümleri ve kişileriyle birebir canlandırıldığını belirten Çetin, “Fikir aşamasından sergi aşamasına kadar geçen 3 yıllık süreçte, yoğun bir tempoyla çalıştım. Yağlı boya tabloların birebir eşleşen durumlarını, gerçek mekânlarda oluşturulan mizansenle fotoğrafladım. Mekân temininden, kostüme; oyuncu seçiminden, ulaşıma kadar bütün aşamaların organizasyonunda görev aldım. Serginin açılışında varlıklarıyla destek olan Bursa UNESCO Derneği’ne ve Mimarlar Odası Bursa Şubesi’ne teşekkür ediyorum” diye konuştu. Sergide; Osman Hamdi Bey’in Bursa Yeşil Cami’de resimlediği ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nden, Bursa Ulucami’de Kur’an okuyan ihtiyar temalı çok sayıda yağlı boya tabloların birebir canlandırıldığı temsili fotoğraflar yer alıyor.

Mimarlar Odası Bursa Şubesi: Konut bir haktır, lüks değil Haber

Mimarlar Odası Bursa Şubesi: Konut bir haktır, lüks değil

Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, Dünya Mimarlık Günü dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında, mimarlığın yalnızca yapı tasarlamak olmadığını belirterek nitelikli, dayanıklı ve erişilebilir yaşam çevreleri oluşturmanın mimarın topluma karşı sorumluluğu olduğunu söyledi. Yönetim Kurulu üyelerinin de katıldığı toplantıda, barınma hakkı ve konut krizine dikkat çekildi. “BARINMA BİR İNSAN HAKKIDIR” Açıklamada, Uluslararası Mimarlar Birliği’nin (UIA) bu yıl Dünya Mimarlık Günü’nü, “Barınma Bir İnsan Hakkıdır – Onu Geliştirin” temasıyla kutlayacağı hatırlatıldı. 5 Ekim 2026’da, Birleşmiş Milletler Habitat Günü ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek kutlamalarda, 124 ülkede bir milyondan fazla mimarın bu temayı gündeme taşıyacağı belirtildi. Mimarlar Odası Bursa Şubesi de bu kapsamda, hafta boyunca ve Ekim ayı içinde Mimarlık Haftası Etkinlikleri düzenleyecek. KONUT KRİZİ VE YÜKSEK KİRALAR VURGULANDI Açıklamada, ekonomik krizle birlikte barınma ve konut sorununun daha da derinleştiği, yükselen kira bedelleri ve geçim sıkıntısının yaşam koşullarını ağırlaştırdığı ifade edildi. UIA’nın, mimarları yalnızca tasarım pratiğiyle sınırlı görmeyip, tüm gelir gruplarının erişebileceği sağlıklı, güvenli ve dayanıklı konut üretimini destekleyen politikaların geliştirilmesine katkı sunmaya çağırdığı kaydedildi. Şimşek, mimarlığın topluma karşı sorumluluğuna işaret ederek, “Her bireyin temel hakkı olan nitelikli ve dayanıklı yaşam çevrelerinin oluşturulmasına katkı sunmak, mimarın hem mesleki görevi hem de topluma karşı sorumluluğudur” dedi. Açıklamada, yapılı çevrenin sağlıklı ve kamu yararını gözeten politikalar çerçevesinde üretilmesi, korunması ve kullanılmasının; kamu yönetimi, merkezi ve yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve ilgili tüm kesimlerin ortak yükümlülüğü olduğu vurgulandı. Bilimsel ilkeler temelinde hazırlanan projelerde akademik kurumlar, yerel yönetimler ve meslek odaları arasında koordinasyonun önemine dikkat çekildi. Bursa’nın mimarlık birikimi konuşulacak Mimarlar Odası Bursa Şubesi, Mimarlık Haftası kapsamında kentte çeşitli etkinlikler düzenleyecek. Osmangazi Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilecek “700. Yılında Bursa Mimarlığı Konuşuyor” başlıklı panelin ilk oturumu, 9 Ekim 2026 Cuma günü saat 14.00’te Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde “Bursa’yı Biçimlendirenler” başlığıyla yapılacak. İkinci oturum ise 10 Ekim 2026 Cumartesi günü saat 10.30’da Hisar Arkeopark Konferans Salonu’nda “Günümüz Mimarlığında Tasarım Yarışmaları” başlığıyla düzenlenecek. Ayrıca Bursa UNESCO Derneği iş birliğiyle 16 Ekim 2026 saat 14.00’te gerçekleştirilecek “700. Yılda Erken Osmanlı Mimarisi, Külliyeler, Hanlar ve Vakıf Kültürü” panelinde, Bursa’nın tarihsel ve mimari mirası ele alınacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.