Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Uluslararası Toplum

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Uluslararası Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uluslararası Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Fidan: "İsrail, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor" Haber

Bakan Fidan: "İsrail, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’de düzenlenen basın toplantısında, "İsrail maalesef öyle bir koşullanmışlık içerisinde ki, bunu Gazze Soykırımı'nda da gördük, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor. Bütün bir bölge tehdit ve düşmanlık dili üzerinden, saldırganlık üzerinden, varlık veya yokluk üzerinden değerlendiriliyor. Böyle bir zihinle, böylesine radikal-fundamentalist bir zihinle, farklı türden uluslararası toplumun bir konuşacak dil geliştirmesi gerekiyor" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Şam’da Suriyeli mevkidaşı Esad Hasan Şeybani ile görüştü. Görüşmenin ardından ikili basın toplantısı düzenledi. Bakan Fidan konuşmasına mevkidaşı Şeybani’ye gösterilen misavirperverlik için teşekkür ederek başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileten Fidan, "Suriye-Türkiye ilişkileri son iki yıldır inanılmaz bir şekilde ivme kazanmış durumda. Çünkü yeni özgür Suriye kurulduktan sonra, Aralık 2024'ten itibaren, gerçekten Suriye sadece Türkiye ile ilişkilerinde değil, adeta dünya ile ilişkilerinde bir yeni başlangıç yapmak zorunda kaldı. Çünkü eski Suriye, bildiğiniz gibi dünyadan izole edilmiş, kendi halkını baskı altına alan, adeta kanını emen sömüren bir rejimdi. Eski Suriye'nin gitmesi, yeni Suriye'nin gelmesi, herkesin gördüğü gibi bölgeye istikrar getiren, ülkeye barış getiren, ekonomik kalkınma getiren, terörle mücadeleyi daha da ilerleten bir husus olmuştur" dedi. "Suriye, Türkiye ile her türlü alanda yapıcı iş birliğini geliştirme konusunda çok büyük gayret göstermekte" Bölge ülkelerinin ve uluslararası toplumun, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki hükümetin yürüttüğü çalışmalara destek verdiğini belirten Fidan, "Bu noktada Suriye devleti, hükümeti uluslararası toplumla, bölge ülkeleriyle, Türkiye ile her türlü alanda yapıcı iş birliğini geliştirme konusunda çok büyük gayret göstermekte. Biz de bunun yakından tanığıyız. Aramızda çok konu var. Bu konuların ilerletilmesi için çok ciddi sistemik bir çalışma yapmamız gerekiyor" diye konuştu. Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı eş-Şara’nın dışişleri bakanlıklarına ortak planlama grubu kurup, iki ülke arasındaki bütün konuların olabildiğince en hızlı ve en profesyonel şekilde çözülmesi, ilerletilmesi konusunda talimat verdiğini belirtti. Fidan, "Dolayısıyla kardeşimle çok sık buluşmamız gerekiyor. Sadece ikili ilişkilerimizin değil, bekleyen ticari, lojistik, kültürel, siyasi, ekonomik birçok konu var. Onların hepsinin teker teker envanterini çıkartıp, üstünden geçip ne oluyor, nasıl gidiyoruz bunlara bakmamız gerekiyor. Bu konuda çok şükür güzel adımlar atılıyor. Suriye'nin her geçen gün daha ekonomik olarak daha kalkındığını, savaştan kaynaklı yaralarını daha da fazla sarmaya başladığını görüyoruz. Bu sadece Suriye halkı için değil, gerçekten bölge için de önemli bir haber. İnşallah bölgemizdeki bütün savaşlar, bütün çatışmalar, bütün işgaller tıpkı Suriye'de olduğu gibi teker teker, mutlu bir şekilde sona erer ve bölgemiz hak ettiği huzura, refaha, emniyete kavuşur" ifadelerini kullandı. "SDG'nin kendini feshetmesi yönünde yapmış olduğu deklarasyonu kıymetli buluyoruz" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın gelecekte Suriye’yi ziyaret edeceğini belirterek, "Kendileri bu ziyareti çok uzun zamandır arzu etmekte, şartları oluşturmaya çalışıyoruz. Ben de bu ziyaretimde kendisinin ziyareti öncesindeki yüksek planlama grubunun yapabileceği çalışmaları gözden geçirdik. Bu açıdan da bu ziyaretimiz önem taşımakta" şeklinde konuştu. Suriye'de olumlu gelişmelerin devam ettiğini kaydeden Fidan, "Bunlardan biri de içerideki iş bütünleşme ile alakalı son günlerde entegrasyon sürecindeki güzel haberlerdi. SDG'nin kendini feshetmesi ve Suriye'nin devlet kurumlarına entegrasyonu yönünde yapmış olduğu deklarasyonu kıymetli buluyoruz. Önemli bir adım, önemli bir girişim. Suriye hükümetinin yürüttüğü yapıcı çalışmalara verilen önemli bir yapıcı cevap. İnşallah bunun alanda vakit geçirilmeden pratiğe evrilmesini, sonuçlanmasını bekliyoruz. Bu deklarasyon aşaması önemli ama bunun da tabii hayata geçmesi gerekiyor. Ülkedeki bütün silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesi, Suriye'nin egemenliğinin toprak bütünlüğünün ve toplumsal birliğinin güçlendirilmesi bakımından zaruridir" dedi. "Entegrasyon sürecinin de en iyi şekilde sonlanmasını bekliyoruz" Sadece SDG'nin değil iç savaş döneminden kalma ne kadar silahlı grup varsa bunların hepsinin teker teker milli ordu altında birleştiğini söyleyen Fidan, "Bu ülkenin istikrarı için önemli, ülkeye yatırım getirilmesi için önemli. Ülkenin milli bünyesinin güçlü olması için önemli. Ülkedeki bütün vatandaşların kendilerini emin hissetmesi için önemli. Bu konudaki adımlarının hepsini tabii ki destekliyoruz Entegrasyon sürecinin de inşallah en iyi şekilde sonlanmasını bekliyoruz. Yani burada Suriyelilerin eşit vatandaşlık temelinde hiçbir inancın, etnik kimliğin inkara ve takibata uğramadan, baskı altında kalmadan özgürce kendilerini ifade etmeleri, yaşamaları önemlidir. Entegrasyon sürecinde Kürt vatandaşlarımızın eskisinden daha fazla kendilerine emin, daha fazla özgür, daha fazla müreffeh hissetmeleri amaçlanmalıdır. Türkiye'nin de perspektifi budur. Türkiye Cumhurbaşkanımız özellikle Suriye'de ve Irak'taki Kürt kardeşlerimizin refahı, istikrarı ve emniyeti içinde büyük bir hassasiyet göstermektedir. Biz de bu konudaki bütün çalışmalarımızı ona göre yürütmekteyiz" diye konuştu. "Eski rejimden miras kalan engellerden kardeşlerimiz sırasıyla tek tek kurtulmakta" Suriye'de ekonomi başta olmak üzere diğer alanlarda da birçok gelişme yaşandığını aktaran Bakan Fidan, "ABD, Suriye'yi terörizme sponsor olan ülkeler listesinden çıkardı. Bununla beraber Suriye'nin dünya ekonomisiyle yeniden bütünleşmesinin önündeki başlıca engellerden biri daha ortadan kalkmış oldu. Bu önemli bir haber. Özellikle yatırımcıları çok yakından ilgilendiren bir haber. Bankacılık açısından da, finans açısından da önemli bir haber. Kendilerini tebrik ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın gündeminde bulunan Suriye'nin nükleer dosyası da elhamdülillah kapatılmış durumda. Arkadaşlarımız gerçekten bu konuda çok profesyonel, uyumlu, iyi bir çalışma gösteriyorlar. Kendilerini de tebrik ediyoruz. Türkiye olarak da bu konuda her türlü yapıcı katkıyı vermeye gayret ediyoruz. Özellikle eski rejimden miras kalan engellerden kardeşlerimiz sırasıyla tek tek kurtulmakta. Ticaret Bakanımız Ömer Bolat geçtiğimiz günlerde beraberinde geniş bir iş insanı heyetiyle Şam ve Halep'i ziyaret etti. Önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımları artırmayı ve orta vadede ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye üzerinden ise Avrupa'ya bağlanan bir Suriye var" Enerji alanında önemli bir iş birliği potansiyeli olduğuna vurgu yapan Fidan, "Bağlantısallık alanında da çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda son olan olaylardan sonra dünya ve bölge ekonomisinin nasıl krize girdiğini de gördük. Bağlantısallık giderek önem kazanmakta. Suriye'nin bu konuda hayati rol oynayacağını düşünüyoruz. Ürdün ve Suudi Arabistan üzerinden Körfez'e, Irak üzerinden Doğu'ya, Türkiye üzerinden ise Avrupa'ya bağlanan bir Suriye var. Bunun haritada değil aynı zamanda pratikte de inşa edilecek olan demir yolları, kara yolları, boru hatlarıyla da hayata geçmesini arzu ediyoruz. Biliyorsunuz şu anda bir demir yolu projesi var. Türkiye, Suudi Arabistan, Suriye'nin üzerinde çalıştığı bu güzergahı hem Körfez'e hem Avrupa'ya bağlayan önemli bir proje. Bu konuda da yoğun bir çalışmamız var" şeklinde konuştu. "İsrail'in izlediği politikalar olumlu gidişatın önündeki en ciddi engeli teşkil etmekte" Olumlu tablo içerisinde bir tane olumsuz tablo olduğuna dikkat çeken Hakan Fidan, "Bölgeye ve dünyaya bu kadar umut veren bir Suriye varken birdenbire Suriye'nin istikrarsızlaştırılması için gayret gösteren bir aktör var. O aktörün adını da biliyorsunuz, İsrail. İsrail'in izlediği politikalar olumlu gidişatın önündeki en ciddi engeli teşkil etmekte. Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik gerçekleştirilen saldırı bunun en son örneklerinden biridir. Suriye'nin kendi topraklarında güvenliği sağlaması, terörizmle mücadele etmesi ve ulusal kapasitesini geliştirmesi Suriye'nin egemenlik hakkıdır. İsrail'in saldırıları, uluslararası toplumun terörizme karşı yürüttüğü ortak mücadeleye de zarar vermekte. İsrail, Suriye'nin askeri kapasitesini sistematik şekilde hedef alarak DEAŞ gibi terör örgütlerine dolaylı biçimde destek vermektedir" dedi. "Yaşanan istikrarsızlıkta İsrail'in parmağının olduğunu biliyoruz" Suriye'nin güneyindeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Dışişleri Bakanı Fidan, "Burada yaşanan istikrarsızlıkta İsrail'in parmağının olduğunu biliyoruz. Zaten kendileri de bunu saklamıyorlar, açıktan söylüyorlar. Dürziler, Suriye toplumunun asli unsurlarından biridir ve geleceklerini Suriye'nin birlik ve bütünlüğü içerisinde görmektedir. Geçen yıl açıklanan Süveyda yol haritası, güvenliğin tesisi, kamu hizmetlerinin yeniden sağlanması ve toplumsal uzlaşı bakımından gerekli zemini sunmaktadır. Bu noktada ihtiyaç duyulan adım, üzerinde mutabık kalınmış ve bu çerçevenin hayata geçilmesidir. Diğer yandan, İsrail'le güneyde varılacak kalıcı çözümün zemini de bellidir. 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması temelinde bir güvenlik düzenlenmesi, bu bakımdan tek gerçekçi çerçeveyi oluşturmaktadır. Uluslararası toplumdan bu konuda daha kararlı ve sonuç alıcı bir tutum bekliyoruz" diye konuştu. "Suriyeli kardeşlerimizle her alanda yakın iş birliğimizi sürdüreceğiz" Bugünkü görüşmede İsrail’in eylemlerine verilebilecek cevapları değerlendirdiklerini söyleyen Fidan, "İsrail'in uluslararası hukuka aykırı şekilde Suriye'nin egemenliğine kast eden adımları karşısında, değerli kardeşim Şeybani ile Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların nasıl daha etkin biçimde harekete geçirilebileceğini de etraflıca ele alma imkanı olduk. Biz, Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tam olarak sağlamış, bütün toplumsal kesimlerin kendisini eşit biçimde ait hissettiği, komşuları için istikrar ve refah üreten bir ülke olmasını temenni ediyoruz ve bütün adımlarında bu yolunda atıldığını müşahede ediyoruz. Son dönemde elde edilen kazanımlar, bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket edildiğinde bunların mümkün olduğunu göstermektedir. Türkiye olarak hem ulusal kapasitemizde hem de uluslararası toplumun geniş bir kesimiyle iş birliği halinde elimizden gelen çabayı ortaya koymaya devam edeceğiz. Suriyeli kardeşlerimizle her alanda yakın iş birliğimizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. "Yatırım talepleri bizim gündemimizi oldukça meşgul etmekte" Bakan Fidan, iki ülke arasındaki yatırım konularının da konuşulduğunu aktararak, "Özellikle iş adamlarımızın her iki ülkeden de karşılıklı yatırım, ortaklık ve hareketlilikle ilgili talepleri bizim gündemimizi oldukça meşgul etmekte. Bu konuda daha iyi bir sistem nasıl kurarız çok önemli. Bunun finans ayağı var, vize hareketliliği var. Burada yapılacak işin durumuna göre iş ruhsatı, lisans, izin verme var, ortaklıklar var, çok konu var. Ama memnun olan şu, inanılmaz bir talep var. Var olan talebe yetişecek bir altyapıyı, zemini hemen hızlıca oluşturmaya çalışıyoruz. Özellikle Türkiye'deki sanayi yatırımcılarının da ilgi gösterdiğini görmek bizim için aynı zamanda büyük bir memnuniyet veriyor. Çünkü sadece buraya gelip belli konular, ihale, enerji konusunda değil, Türkiye'deki özellikle tekstil başta olmak üzere sanayicilerimizin buraya yönelik büyük ilgisi var. İnşallah bunu daha da ileriye götüreceğiz" şeklinde konuştu. Türkiye'de uzun yıllar kalmış Suriyelilere vurgu yapan Fidan, "10 yıldan fazla kalmış, 15 yıl kalmış Suriyeli kardeşlerimiz var. Bunlar iki ülkenin de dilini, kültürünü biliyorlar. Bunların gerçekten etkinleştirdiği, harekete geçirdiği bir iş network var, kültürel network var, sosyal network var. Bütün bunların hepsi bizim bildiğimiz, bilemediğimiz birçok etkileşimi beraberinde getiriyor. Bu iki ülke açısından önemli. Aynı zamanda bizim de iş alanlarımızı tanımlıyor" dedi. "Türkçe konusunda herhangi bir sıkıntı olmadığını kendileri bize ilettiler" Fidan, kamuoyuna yansıyan "Türkçe'nin seçmeli ders olarak müfredattan kaldırılması" iddialarına da değinerek, "O konudaki konuyu da belki kardeşim söyleyecektir, bu konuda herhangi bir sıkıntı olmadığını kendileri bize ilettiler" diye konuştu. "Suriye çok fazla zaman kaybetti, bunu telafi etmemiz lazım" İkili ilişkileri en iyi şekilde ilerletmek için ellerinden geleni yaptıklarını belirten Fidan, "Talep çok fazla, istek çok fazla, gereklilik çok fazla. Onun için liderlerimizle bize talimat verdiler, bir ortak planlama ve koordinasyon kurulu kurun ve bunları yakından takip edin. İşi bürokrasiye bırakmayın, hızlı kararlar verin, hızlı kararlar alın. Kaybedecek vaktimiz yok. Suriye zaten çok fazla zaman kaybetti. Bunu telafi etmemiz lazım. Bizim kontrol ettiğimiz bürokrasiyi bu ilişkileri engelleyen, engel çıkartan bir unsur olmaktan çıkartıp, tam tersine destek veren, hızlandıran itici bir güce dönüştürmemiz gerekiyor. Bu da bizim ev ödevimiz" ifadelerine yer verdi. Bölgede oluşmaya başlayan huzur ikliminde, İsrail'in negatif bir rol oynadığını belirten Hakan Fidan, "Bir türlü yapıcı ve pozitif bir role gelmek istemiyor. Bunun yerine yayılmacı ve yok edici, istikrarsızlaştırıcı bir politika takip etmeyi tercih ediyor. Yani İsrail'in bölgede iki tane politikası var. Birincisi, Filistin topraklarını işgal ederek, Filistinleri dışlayarak bir Filistin Devleti'nin kurulmasına izin vermemek. İkincisi, birinci dereceden sınır komşu olan Suriye başta olmak üzere Lübnan, Ürdün ve Mısır gibi Arap-Müslüman ülkelerin hiçbir zaman için güçlü, ekonomik olarak müreffeh, istikrarlı, gelişmiş olmalarına izin vermemek. İsrail'in politikası bu. Çünkü bu ülkelerin gelişmiş ve müreffeh olmasını kendisine karşı bir tehdit unsuru olarak görüyor. Bu noktada bu ülkelerdeki istikrarsızlığın devam etmesi için elinden geleni yapıyor. Halbuki uluslararası kamuoyu, şunu kendilerine de iletmeli, iletiyorlar da, biz bölge ülkeleri olarak da söylüyoruz. Bölgede herkes kendi sınırında kaldığı sürece, başkasının toprağına göz dikmediği sürece, başkasının istikrarsızlığı için gayret göstermediği sürece, herkese yetecek kadar ekonomik refah, mutluluk, barış var. Bunun peşinden gitmek gerekiyor. Ama İsrail maalesef öyle bir koşullanmışlık içerisinde ki, bunu Gazze Soykırımı'nda da gördük, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor" şeklinde konuştu. "Suriye'nin istikrarsızlaştırılması yönünde atılacak adımlar bütün bölgeyi etkileyecek" Bütün bölgenin tehdit ve düşmanlık dili üzerinden, saldırganlık üzerinden, varlık veya yokluk üzerinden değerlendirildiğine vurgu yapan Bakan Fidan, "Böyle bir zihinle, böylesine radikal-fundamentalist bir zihinle, farklı türden uluslararası toplumun bir konuşacak dil geliştirmesi gerekiyor. Ama son itibarıyla söyleyeceğimiz şu, Suriye'nin istikrarsızlaştırılması yönünde atılacak adımlar sadece Suriye'yi değil, bütün bölgeyi etkileyecek. Hatta bölgenin ötesini etkileyecek adımlar. Bu konuda uluslararası toplum, bölge ülkeleri elinden gelen gayreti göstermek, İsrail'i yürüdüğü bu yanlış yoldan döndürmelidirler" dedi.

Dışişleri Bakanı Fidan "Netanyahu tehdidi ile uluslararası sistem savaşmalıdır" Haber

Dışişleri Bakanı Fidan "Netanyahu tehdidi ile uluslararası sistem savaşmalıdır"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Türkiye'yi hedef alan açıklamaları üzerine, "Uluslararası toplumun şu ana kadar yapmadığı görevi yerine getirip bu caniyi durdurması, bu soykırımcının bölgeye, İsrail'e, Yahudi halkına ve bütün dünyaya zarar vermesinin önüne geçmek gerekiyor. Bu sadece bizim değil bütün bölgenin ve uluslararası toplumun büyük bir tehdididir. Bu Netanyahu tehdidi ile bu uluslararası sistem savaşmalıdır" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul'da düzenlenen Mekke Ortak Savunma İttifakı toplantısının ardından kameralar karşısına geçti. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Fidan, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Türkiye'yi hedef alan açıklamaları, Rusya-Ukrayna savaşı ve Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliği konularında önemli açıklamalarda bulundu. "Mekke Ortak Savunma İttifak'ı genişlemek için kurulmuş bir ittifak" Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Hakan Fidan, Mekke Ortak Savunma İttifakı'na başka ülkelerin katılımı konusunda şunları söyledi "İttifakımıza başka ülkelerin katılım konusu anlaşma gereği mümkün. İttifaka katılış süreçleri ile ilgili bir yol haritası konusunda da çalışıyoruz. İttifak zaten genişlemek için kurulmuş bir ittifaktır. Başlangıç itibarıyla temellerinin çok iyi atılması gerekiyor. Kurumsallaşmanın çok iyi yapılması gerekiyor. Biz bir yandan çok ciddi kurumsallaşmış, sorunalar sahip çıkabilen, bölgeye gerçek manada barış getiren bir temel atarken, diğer yandan da ittifakın genişlemesi konusunda hem fikiriz. Ama bu bir süreç içerisinde olacak. İttifaka gelen müttefik iyi altyapısı olan kurulmuş bir yapıya dahil olmalı. Biz şu an işin zor kısmı olan kuruluş aşamasını hep birlikte bitirmeye çalışıyoruz" "Biz bu ittifakı barışın, istikrarın ve refahın anahtarı olarak görüyoruz" İttifakın bölgede üstleneceği rolü anlatan Bakan Fidan, "Maalesef uzun yıllar ülkemizin orta doğuya bakan kısmında istikrasızlığa zemin hazırlayacak bir çok sorun alanı oluştu. Türkiye ortakları ile birlikte yapıcı bir yaklaşımla ileri bir vizyonla bölgedeki yaşanmış negatif ve pozitif olaylardan ders çıkararak ortaya bir vizyon koydu. Bu vizyon neticesinde bu ittifak bugün hayata Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde geçiyor. Biz bu ittifakla bölgede daha büyük bir istikrarın oluşacağını göreceğiz. Belirsizlik azalacak. Aktörlerin tavırları daha belirgin hale gelecek. Belirsizlik azalınca istikrar ortamı üzerine daha fazla yatırım yapabileceksiniz. Bölgede aslında çok fazla kaynak var ama istikrar ve güven ortamı olmadığı için bölge halkları gereksiz yere bir ton sıkıntı çekmekte. İnşallah biz bu ittifakı barışın, istikrarın ve refahın anahtarı olarak görüyoruz. Niyetimiz bu yönde. İnşallah amelimiz de bu yönde olacak" ifadelerini kullandı. "Netanyahu tehdidi ile uluslararası sistem savaşmalıdır" İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Türkiye'yi hedef alan açıklamalarına yanıt veren Bakan Fidan, "Bir süredir seçim sürecine girdiği andan itibaren Netanyahu hükümeti ve destekçilerinin artan bir şekilde Türkiye'ye yönelik söylemi var. Cumhurbaşkanımızı ve bazı arkadaşlarımızı hedef alan yaklaşımları var. Biz bunu baştan beri takip ediyoruz. İnsanlığın ve uluslararası toplumun ve güvenliğin ortak düşmanı haline gelmiş Netanyahu canisi, soykırımcısı bu noktada ciddiye alınacak bir insan değildir. Netanyahu'nun muhatap olduğu ana kitle uluslararası sistemdir. Çünkü sadece Türkiye için değil bütün küresel güvenlik için Netanyahu ve onunla birlikte hareket eden soykırımcı kitle bir tehdit oluşturmaktadır. Bunu sadece Türkiye'nin problemi gibi düşünmek büyük bir hata. Burada uluslararası toplumun şu ana kadar yapmadığı görevi yerine getirip bu caniyi, bu soykırımcı durdurması, bu soykırımcının bölgeye, İsrail'e, Yahudi halkına ve bütün dünyaya zarar vermesinin önüne geçmek gerekiyor. Filistinli kanı dökmekten zevk alan, Müslüman kanı dökmekten zevk alan bu caninin artık durdurulması gerekiyor. Bunun durduğu yer İsrail'e de büyük zarar, Filistin'e zaten zarar, bölgeye de büyük zarar. Konuşmalarına baktığınız zaman Filistin devletinin kurulmasını istemiyor, bölgedeki ülkelerde devam eden işgalin vazgeçmesini istemiyor, soykırımcı ve işgalci yaklaşımın devamını istiyor. Bu sadece bizim değil bütün bölgenin ve uluslararası toplumun büyük bir tehdididir. Bu uluslararası toplum büyük bir tehdididir. Bu Netanyahu tehdidi ile bu uluslararası sistem savaşmalıdır" şeklinde konuştu. Bakan Hakan Fidan, Rusya Ukrayna savaşı nedeniyle Karadeniz'de seyrüsefer güvenliği konusunda yaşanan sıkıntıların sorulması üzerine "Bu gerçekten büyük bir sorun olmaya devam ediyor. Sadece Karadeniz güvenliği için değil, global gıda güvenliği için de sorun oluyor. Biliyorsunuz Rusya ve Ukrayna'dan gelmesi gereken tahıl ürünleri dünya marketlerine gidemediği için bize birçok ülkeden bu konuda müracaat geliyor. Bizim hazırladığımız bir çalışma var. Her iki tarafla da temas halindeyiz. Geçmişte yaptığımız gibi inşallah gerekli şartların oluşması durumunda tahıl anlaşmasına benzer bir anlaşmayı yapmak için çalışıyoruz. Tabii ki devam eden savaşta tarafların giderek yöntem geliştirmeleri artık hedef alınmayan hiçbir yer kalmaması, savaşı bir yıpratma savaşında yok etme savaşına dönüştürmüş durumda. Bunun da tabii engellenmesi gerekiyor. Bu noktadaki çalışmalarımız devam ediyor" diye konuştu.

İran: "Bu süreç yakında Avrupa'yı da etkileyecek, savaş ateşi tüm dünyaya yayılacaktır" Haber

İran: "Bu süreç yakında Avrupa'yı da etkileyecek, savaş ateşi tüm dünyaya yayılacaktır"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, ABD ve İsrail'in saldırısında zarar gören başkent Tahran'daki Şehid Mahallati Okulu'nda düzenlediği haftalık basın toplantısında konuştu. Bekayi, toplantının söz konusu okulda gerçekleştirilmesinin bilinçli bir tercih olduğunu belirterek, "Bu okulu özellikle seçtik. Burası ilk günden itibaren hedef alındı. Bu mekan, saldırıların yalnızca askeri hedeflerle sınırlı olmadığının göstergesidir. Burada hayatını kaybeden çocukların anısına saygı duruşunda bulunuyoruz. Bu saldırılar İran halkını hedef almaktadır" dedi. "Kayıtsızlık, kayıtsız kalanları da ortak haline getirir" Bekayi, "Ülkemiz, en zalim kişilerin haksız saldırısına uğramıştır. Bugün yaşananlar hayır ile şer arasındaki açık bir mücadeledir. Son 2 yılda işlenen suçlara karşı sessiz kalınmasının sonucu bugün ortaya çıktı. Komşu ülkelere yönelik saldırılara tanık olundu, ancak harekete geçilmedi. Defalarca eğer adım atılmazsa bu saldırganlığın herkesi etkileyeceği konusunda uyarıda bulunduk. Bugün bölgemiz bu ateşin içindedir. Kayıtsızlık, zamanla kayıtsız kalanları da ortak haline getirir" ifadelerini kullandı. "Düşman hiçbir İranlıya merhamet etmiyor" ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un müzakere sürecine ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyleyen Bekayi, "Müzakere sürecine ilişkin söylenen her şey yalandan ibaret. Yalanların tarihe gerçek gibi yazılmasına izin vermeyin. Sahte anlatıların yayılmasına karşı durmalıyız. İran'ın bir tehdit olduğunu söylüyorlar. İran gerçekten tehdit miydi? İran asker mi gönderdi? Beyaz Saray'a füze mi attı? Hangi savaşı biz başlattık? Bu çelişkileri görmek gerekir. İran her türlü saldırıya karşı duracaktır. Lütfen İran etrafında kenetlenin. İran'ın ayakta kalmasının sırrı birliktir. İran'ın düşmanları hiçbir İranlıya merhamet etmiyor. Ülke en hassas dönemlerinden birini yaşıyor" şeklinde konuştu. "Müzakereleri denedik, saldırıya uğradık" ABD ile yürütülen temaslara değinen Bekayi, "Niyetlerinin farkındaydık, ancak savaşı önleme ihtimali varsa bunu denemek ve İran'ın uzlaşmaz taraf olmadığını göstermek zorundaydık. Sürece iyi niyetle girdik. Cenevre'de iki tur müzakere yapıldı. Umman, önemli ilerleme sağlandığını açıkladı ve bu ABD'nin bilgisi dahilindeydi. Bir sonraki tur da karşı tarafın talebiyle planlandı. Ancak sonradan dile getirilen nükleer, füze ve diğer talepler müzakere masasında hiç gündeme gelmedi. Bu iddialar saldırıyı haklı göstermek için ortaya atılıyor" dedi. "Tüm dikkatimizi savunmaya vermiş durumdayız" Müzakerelerin yeniden başlama ihtimaline ilişkin de konuşan Bekayi, "Şu an tüm dikkatimizi savunmaya vermiş durumdayız. Müzakereyi denedik. Masadayken bile askeri yetkililere uyanık olmalarını söyledik. Kimse gafil değildi. Dini liderin (Ali Hamaney) şehadetinden saatler sonra güçlerimiz karşılık verdi. Diplomasi iddiasında bulunanlar askeri seçeneğe yöneldi. Müzakereler sürerken saldırıya uğradık, bu unutulmamalı" ifadelerini kullandı. "Bu süreç yakında Avrupa'yı da etkileyecek" Uluslararası topluma çağrıda bulunan Bekayi, verilen taahhütlerin sözde kalmaması gerektiğini vurgulayarak, "Uluslararası toplum artık kendine gelmeli. Uluslararası hukuk ve insan hakları ayaklar altına alındı. Birleşmiş Milletler (BM) Şartı fiilen yok sayıldı. İran'a saldırı, BM düzeninin sonu anlamına gelmektedir. Güç kullanma yasağı, yani BM'nin temel ilkesi çiğnendi. Üstelik bunu yapan taraf, BM Güvenlik Konseyi üyesi bir rejimdir. Gazetecilerin ve çocukların en büyük katili Siyonist rejimdir. Devlet televizyonumuz yalnızca haber yaptığı için hedef alınmıştır. Uluslararası toplum kör değil, ancak görmezden gelmeyi tercih ederse bunun sonuçlarıyla karşı karşıya kalacaktır. Başlatılan bu süreç yakında Avrupa'yı da etkileyecek, ABD ve Siyonist rejimin yaktığı savaş ateşi tüm dünyaya yayılacaktır" şeklinde konuştu. "Çevresel etkiler sınırları aşar" Natanz nükleer tesisine yönelik saldırıya ilişkin Bekayi, yer ve hedeflere dair ayrıntıların askeri mercilerden öğrenilmesi gerektiğini belirterek, "Ancak açık olan bir gerçek var ki karşı taraf hiçbir insani sınırı gözetmiyor. Tesislerimiz Haziran ayında da saldırıya uğramıştı. Şimdi gerçekleştirilen her saldırı yalnızca can kaybına yol açmakla kalmaz, aynı zamanda ciddi çevresel sonuçlar doğurur ve bu etkiler İran sınırlarıyla sınırlı kalmaz. Basra Körfezi ve Umman Denizi'nde, ABD güçlerinin bulunduğu bölgelerde ortaya çıkabilecek çevresel sonuçlar konusunda uluslararası toplum devreye girmelidir. Biz de gerekli yazışmaları yapacağız. BM Güvenlik Konseyi korkunç bir durgunluk içinde. ABD halkı kendine sormalı, acaba hangi suçtan dolayı bu kadar masum insan, sadece işgalci bir rejim uğruna öldürülüyor?" dedi. "Savaşı durdurması gereken taraf onlar" Savaşın sona erdirilmesine ilişkin de konuşan Bekayi, "Bu savaşı biz başlatmadık. Savaşı durdurması gereken taraf onlar. Bizim tercihimiz diplomasiydi. Ülke içinde de geçmiş tecrübeler ortadayken 'neden müzakereye girildi' şeklinde eleştiriler vardı. Ancak yönetim diplomatik süreci destekledi ve biz de savaşa girmemek için çaba gösterdik. Buna rağmen karşı taraf savaşı seçti. Savaşın sona ermesinin yolu saldırganın durmasıdır. Uluslararası toplum daha fazla geç kalmadan görevini yerine getirmelidir" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.