Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ukrayna

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ukrayna haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ukrayna haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz" Haber

"Savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kiev temasları çerçevesinde Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ile ortak basın toplantısı düzenledi. Açıklamalarına Ukraynalı mevkidaşı Sibiha'ya ev sahipliği nedeniyle teşekkür ederek başlayan Fidan, Sibiha'nın daha önce Ukrayna'nın Ankara büyükelçiliği yapmış ve ikili ilişkilere büyük katkıları olmuş bir isim olması nedeniyle iki ülke arasındaki meselelerin daha hızlı ilerletilebildiğini söyledi. Fidan, "Biliyorsunuz geçtiğiniz mayıs ayında da buradaydım. Sizlerin huzurunda burada, basın toplantısı yaptık, iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirdik ama her şeyden önemlisi tabii ki, bir numaralı konu, devam eden savaş. Bu savaşta Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı için neler yapılabilir ama aynı zamanda barış nasıl getirilebilir, onları konuşmuştuk. Tabii, yine aynı şartlar altında bugün yine buradayız. Savaşın getirdiği yıkımı ve etkileri görürken, diğer yandan da Ukrayna halkının sergilediği dirayet ve dayanışmayı takdirle gözlemliyoruz. Yaşanan bu acıların bir an önce son bulması bizim millet olarak en büyük temennimizdir. Bu vesileyle Ukrayna'nın toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliğine yönelik desteğimizi bir kez daha teyit etmek istiyorum" dedi. "Maalesef son dönemdeki gelişmeler kaygı verici" Bugünkü görüşmede savaşı sona erdirmeye yönelik çabaları birlikte ele aldıklarını ifade eden Fidan, "Maalesef son dönemdeki gelişmeler kaygı verici. Bir yandan diplomatik çabalarda durgunluk yaşanırken diğer yandan çatışmaların daha da şiddetlendiğini görüyoruz. Özellikle son dönemde sivil altyapıya ve yerleşim yerlerine yönelik artan saldırılardan açıkçası endişe duyuyoruz. Süratle müzakere masasına dönülmesi ve diplomatik çözüm arayışlarının kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz" diye konuştu. Bugünkü görüşmenin Ankara'da gerçekleştirilen NATO liderler zirvesinin hemen ardından gerçekleştirilmesi bakımından da ayrı bir anlam taşıdığını belirten Hakan Fidan, "NATO Zirvesi'nde müttefikler olarak Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesine yönelik güçlü mesajlar verildi. Türkiye, savaşın ilk gününden beri Ukrayna'ya hem siyasi hem de askeri destek vermektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın NATO liderler oturumunda belirttiği üzere, Türkiye olarak Ukrayna İçin Önceliklendirilmiş İhtiyaçlar Listesi'ne (PURL) katkıda bulunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Fidan pazartesi günü Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi'ne Sayın Cumhurbaşkanımızı temsilen katılmasına değinerek, "Burada da Ukrayna'ya desteğimizin farklı veçhelerini muhataplarımızla ele alma imkanımız oldu" şeklinde konuştu. "Doğrudan diplomatik çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz" Bakan Fidan, Türkiye'nin savaşın başından bu yana iki tarafla da doğrudan temaslarını sürdürdüğünü vurgulayarak, "Geçtiğimiz ay Moskova'ya gerçekleştirdiğim ziyarette, savaşın mümkün olan en kısa sürede ve barışçıl yollarla sonlandırılmasına yönelik telkinlerimizi bir kez daha ilettik. Onlardan da görüşlerini alma imkanımız oldu. Önümüzdeki dönemde, müzakerelere tekrar ev sahipliği yapmak dahil olmak üzere, doğrudan diplomatik çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz" dedi. "Savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz" Savaşın başından bu yana çatışmanın yayılması riskinin ciddi bir tehdit olduğunu ve çeşitli şekillerde tırmanmalara şahit olduğunu kaydeden Hakan Fidan, "Karadeniz'in güvenliğini tehlikeye atan gelişmeler, bu endişeleri daha da artırmaktadır. Her vesileyle vurguladığımız gibi, savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz. Karadeniz'de huzurun korunması şarttır. Burada limanların, tankerlerin ve balıkçı teknelerinin hedef alınması, sivillerin hayatlarının riske atılması mazur görülecek bir husus değildir. Bu açıdan tüm tarafların sağduyulu ve sorumlu davranması gerektiğini bir kez daha buradan vurguluyoruz" diye konuştu. Ukrayna ve Türkiye arasındaki ilişkilerin her geçen gün daha da derinleştiğini ifade eden Hakan Fidan, "Türk şirketleri, devam eden savaşa rağmen Ukrayna'daki faaliyetlerini sürdürmekteler. Firmalarımızın, yeniden imar başta olmak üzere, Ukrayna'nın toparlanma ve ekonomik gelişim süreçlerine savaş sonrası dönemde de katkı sağlayacağına eminiz. Bu çerçevede, az önce değerli meslektaşım da ifade ettiler, Ukrayna'yla Türkiye arasında 2022 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nın benim ziyaretimden bir gün önce Ukrayna Parlamentosu'nda onaylanmasını ve anlaşmanın yürürlüğe girmesini de büyük memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı. "Ticaret hacmimizin Serbest Ticaret Anlaşması'nın da etkisiyle çok daha yükseklere çıkacağına inanıyorum" Emeklerinden dolayı Ukraynalı meslektaşına teşekkür eden Bakan Fidan, "Bu anlaşmayla, zaten aramızda var olan dinamik ticaret iş birliğinin çok daha ileriye taşınacağını, hatta savaş sonrası dönemde Türkiye-Ukrayna ekonomik ilişkilerinin stratejik bir seviyeye yükseleceğini; sadece iki ülke arasında değil, bağlantısallık imkanları da kullanılarak bölge için, bölgemizin dışındaki diğer ticaret ortaklarımız için de büyük fırsat sunacağına inanıyorum. Çünkü Ukrayna büyük bir tarım arazisine ve sanayi alanına sahip bir ülke. Türkiye'nin de benzer kabiliyetleri, yetenekleri ve imkanları var. Bunların güzel şekilde iş birliğiyle kullanılması halinde gerçekten muazzam bir ekonomik potansiyel üreteceği ortada" şeklinde konuştu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "2025 yılı itibarıyla, savaş şartlarına rağmen 6,6 milyar dolara ulaşan ticaret hacmimizin, ben inşallah savaştan sonra bu Serbest Ticaret Anlaşması'nın da etkisiyle çok daha yükseklere çıkacağına inanıyorum. Bu arada enerji ve ulaştırma alanlarında da iş birliğimizi ilerletmeye büyük önem veriyoruz. Ukrayna'nın enerji güvenliğine ve mal tedarikine katkıda bulunmanın en güvenilir ve en etkin yolunun Türkiye'nin gelişmiş altyapısından yararlanmak olduğuna inanıyoruz. Ukraynalı arkadaşlarımız da bunun farkındalar. Bölgedeki diğer ortaklarla da iş birliği için bu yöndeki çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi. "Türkiye'nin her daim Kırım Tatar soydaşlarımızın arkasında olacağını bir kez daha vurgulamak isterim" Kırım Tatarlarının Türkiye ve Ukrayna arasında müstesna bir köprü oluşturduğunu da ifade eden Bakan Fidan, "Kırım'ın yasa dışı ilhakı konusunda en başından beri ilkeli tutumumuzu muhafaza ediyoruz. Bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu vesileyle, Türkiye'nin her daim Kırım Tatar soydaşlarımızın arkasında olacağını bir kez daha vurgulamak isterim" diye konuştu. Ukrayna Dışişleri Bakanı Sibiha ile bugün sadece savaş ve ikili ilişkileri değil Orta Doğu ve İran'a ilişkin meseleleri de görüştüklerini belirten Hakan Fidan, "İfade ettiği gibi, Suriye de dahil olmak üzere Körfez'e giden ticari yollarda Ukrayna'nın katılımı ve yeni bağlantısallıkta bu imkanları hep beraber nasıl kullanabiliriz, onları değerlendirme imkanımız oldu. Türkiye, Ukrayna'da uluslararası hukuk temelinde adil ve sürdürülebilir barışın sağlanması için öncü ve etkin çabalarını bundan sonra da sebatla sürdürecektir" ifadelerini kullandı. "Barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var" Basın toplantısında bugünkü görüşme ile Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna arasında yeni bir müzakere turuna ev sahipliği yapma hedefine yaklaşmış olup olmadığı yönünde bir soru alan Bakan Fidan, "Biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımızın bu savaşın başından beri çok ilkeli bir tutumu var ve biz de bunu dış politikamızın aslında asıl mihenk taşı yaptık. ‘Savaşın kazananı olmaz, barışın da kaybedeni olmaz' ilkesi, esası itibarıyla onun vizyonunu ifade etmekte. Tabii ki savaşı ortaya çıkartan sebepler inanılmaz derecede karışık. Özellikle burada Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün tehdit altında olması meselesi, Ukrayna'nın haklı bir direniş içerisinde olması, savaşı başka bir boyuta taşıyor. Şimdi burada savaşın 21. yüzyılda Avrupa'da beş yıl konvansiyonel bir savaş olarak giderek daha yıkıcı bir şekilde devam etmesinin hiçbir izahı yok. Giderek daha büyük yaygınlaşma riski de gösteren bir savaş. Hem coğrafi olarak hem yeni hedefleri içeren bir yöne maalesef evrilmek durumunda. Hem de yeni, Allah korusun, silah çeşitlerinin devreye sokulması, bu yayılma riskini artırıyor. Dolayısıyla barışa bizim her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var" şeklinde konuştu. "Yakın gelecekte iyi şeylerin olacağını düşünüyorum" Türkiye'nin Ukrayna'ya desteği sürdürürken diğer yandan birkaç ülke ile barış yönünde temasları artırarak bu yönde çok ciddi bir çaba içerisinde olduğunu ifade eden Fidan, "Ben kendilerine görüşlerini benimle paylaştıkları için açıkça, samimi bir şekilde çok teşekkür ediyorum. Moskova ziyaretimde de orada Rus tarafının samimi görüşlerini dinleme imkanım oldu. Burada yaptığımız analizleri Amerikalı mevkidaşlarımızla da paylaşma imkanımız oldu. Çünkü onlar da biliyorsunuz arabuluculuk işindeler. Gözlemlerimizi iki tarafa da aktarıyoruz. Bu yeni kısır döngüden nasıl çıkabiliriz, onunla ilgili yeni stratejik arayışlar içerisindeyiz" dedi. Yeni fikirlerin ortaya çıktığını belirten Fidan, "Onları masaya yatırıyoruz. Ama şunu söylemek istiyorum; Geçtiğimiz yıl özellikle artık görünür hale gelmiş İstanbul görüşmeleriyle yürütülen Türkiye müzakerelerinin aynı şekilde devam etmesinin ben çok faydalı olacağına inanıyorum. İstanbul formatına baktığınız zaman değerli arkadaşlar, tarafların çeşitli branşlardaki yetkilileri karşılıklı bir araya gelip gerçekten hem kendi içlerinde bir şeffaflık sağladı hem de kendi aralarında birbirleriyle bir şeffaflık sağladığı, direkt müzakerelerin olduğu çok güzel görüşmeler gerçekleşti. Aynı türden görüşmelerin kesintisiz şekilde devam etmesi önemli. Yani savaşın devam ediyor olması aslında görüşmelerin bu formatta devam etmeyeceği manasına gelmez" diye konuştu. İstanbul görüşmeleri sürecine değinen Fidan, "Tabii ki İstanbul görüşmelerinden sonra biliyorsunuz Amerikalı müzakereciler devreye girdiler. Onlar daha nihai sonuç alıcı bir şey yapılabilir mi, onunla ilgili uğraştılar. Ama bugün itibarıyla maalesef hala savaş devam ediyor ve gittikçe tırmanma riski var. Biz çabalarımızı devam ettireceğiz. Çünkü birilerinin çabayı devam ettirmesi gerekiyor. Barışa ve ateşkese ihtiyaç olduğu her iki taraf tarafından da resmi olarak ifade ediliyor. Tarafları destekleyen diğer aktörler tarafından, yani Avrupalılar tarafından, Amerikalılar tarafından, Çin tarafından da altı çizilerek söyleniyor. Dolayısıyla bu kadar büyük bir uluslararası niyetin ve iradenin olduğu bir konunun bir yerde pratiğe dönüşmesi gerekiyor. Bazı tıkanıklıkların açılması gerekiyor. İşte Türkiye tam da burada bu tıkanıklığı açmada hem zihni, stratejik bir rol oynayarak hem de pratikte olayları uygulamada hayata geçirerek, ben inşallah yakın gelecekte iyi şeylerin olacağını düşünüyorum. Burada barış için emeği geçen, katkı sunan bütün taraflara da ayrıca teşekkür etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. "Türkiye deniz unsurlarına liderliği yapmayı kabul etti" Karadeniz'deki seyrüsefer emniyeti ve ticari güvenliğe de değindiği açıklamalarında Dışişleri Bakanı Fidan, "Bunu Moskova ziyaretim esnasında Rus tarafıyla da görüştüm. Burada değerli meslektaşımla da görüştüm. Bugün gün boyu yapacağım görüşmelerde de gündeme getireceğim. Bu bizim için önemli bir husus. Karadeniz ülkeleri için önemli bir husus. Esas itibarıyla biliyorsunuz savaş devam ederken hem bizim hem Birleşmiş Milletler'in bir teklifi olmuştu. Savaş bütün alanlarda devam ediyor ama iki alanı buradan ayıralım ve taraflar burada belli bir taahhüde bağlı kalsınlar. Neydi o alanlar? Enerji güvenliği ve Karadeniz'deki seyrüsefer emniyeti, bununla da tahıl güvenliğinin garanti altına alınmasıydı. Bu alanda özellikle biliyorsunuz tahıl anlaşması yapılarak iki sene önce bir kısmı başarı elde edildi ve bu süre içerisinde gerçekten dünya pazarlarına serbest bir şekilde Ukrayna tahılı da gitme imkanı buldu" şeklinde konuştu. Tahıl anlaşmasının Afrika da dahil birçok yerde gıda güvenliğine çok ciddi bir katkıda bulunduğunu vurgulayan Fidan, "Şimdi Karadeniz'deki seyrüsefer emniyetinin savaşın tırmanmasından dolayı tamamıyla ortadan kalkmış olması açıkçası çok endişe verici. Biz tekrar, asıl amacımız tabii ki savaşın tamamen durdurulması. Eğer bu mümkün olmuyorsa gerek Ukrayna, gerek Rusya, gerek bütün ülkeler için önemli olan birkaç tane kritik alanda savaş moratoryumu ilan edilebilir, hedefler vurulmayabilir. Nedir? Karadeniz güvenliği ve enerji güvenliği olmak üzere. Bu konudaki alternatif tekliflerimiz hala masadadır. Tarafların dikkatine. Ukrayna tarafı bu konuda gerçekten ciddi bir anlayış birliği içerisinde" dedi. Karadeniz güvenliği ve enerji güvenliği konusunda Türkiye'nin muhtemel askeri katkılarının masaya yatırıldığını aktaran Fidan, "Burada şunu söylemek isterim. Biliyorsunuz muhtemel bir barış anlaşmasının en önemli ayaklarından biri de, şu anda tartışılan belgelerde, Ukrayna'ya yönelik güvenlik garantileri. Bu güvenlik garantilerinin biliyorsunuz verilecek kara, deniz ve hava unsurları var. Türkiye deniz unsurlarına liderliği yapmayı kabul etti. Müttefiklerimizle de bu konuda anlayış birliği içerisindeyiz. Bu konudaki planlama çalışmaları ilgili müttefik ülke deniz kuvvetleri tarafından da yapılmakta" diye konuştu. "Kırım Tatarlarının kendi haklarını geri alması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" Türkiye'nin Kırım'a ilişkin pozisyonu konusunda Fidan, "Kırım konusunda da bizim duruşumuz baştan beri belli biliyorsunuz. Kırım meselesi gerek dış politikamız açısından gerek iç politikamız açısından bizim için hayati derecede önemli bir konu. Türk dünyasının bir parçası olan Kırım Tatarları konusunda sadece biz değil, bütün Türk devletleri de hassasiyet taşımaktadır. Bu konuda Kırım Tatarlarının kendi haklarını geri alması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Söylediğiniz gibi belli hukuksuzlukların olması bizi gerçekten derinden etkiliyor. Bazı Kırım Tatarı liderlerinin hapishanede olduğunu biliyoruz. Bunların da çıkarılması için Rus tarafıyla müzakerelerimiz devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Tarafların bir noktada psikolojik olarak da ateşkese hazır hale geldiklerini görüyoruz" Ukrayna'da barış ya da ateşkesin önündeki en büyük engelin ne olduğu sorusuna Fidan, "Savaşın başından beri belli aralıklarla sürekli buraya gelmekteyim. Maalesef savaşları gözlemleme, analiz etme ve biraz da içinde bulunma durumundan dolayı tecrübe sahibi olduğumuz için, kötü senaryolarda neler olabileceğini analiz ettiysek onları görüyor olmaktan ayrıca üzüntü duyuyoruz. Belli oranlarda tabii yaygınlaşma var. Bunu da az önce ifade ettim. Bu bizi gittikçe daha da endişeye sevk ediyor" cevabını verdi. Fidan, "Ama diğer taraftan da savaşta artık yapılabilecek her şey yapıldıktan, bütün araçlar kullanıldıktan sonra tarafların bir noktada psikolojik olarak da ateşkese hazır hale geldiklerini görüyoruz. Hep derler ya, sabaha en yakın nokta gecenin en karanlık olduğu andır diye. Şu anda savaşta ulaştığımız bu yok edici anın inşallah yakın bir barışın ve ateşkesin habercisi olduğunu düşünmek istiyoruz" şeklinde konuştu. "Sadece Rusya ve Ukrayna'nın değil, uluslararası toplumun da bir ateşkese, bir barış anlaşmasına ihtiyacı var" Moskova ziyaretinde Rusya'nın görüşmelere ne derecede hazır olduğunu gördüğü ve Rus tarafından neler duyduğu yönünde bir soru alan Fidan, "Moskova'da yaptığım temaslar esnasında özellikle Sayın Putin ve Sayın Lavrov'la görüşmelerimde, olabilecek en yüksek ağızdan görüşmelere hazır olduklarını, esas itibarıyla bu maksatla yapılan her türlü teması da kabul ettiklerini ifade ettiler. Tabii burada iki tane husus var. Birincisi, gerek aracılı gerek aracısız konuşma konusunda nerede duruyorsunuz? Bu zamana kadar biliyorsunuz liderler hariç, Sayın Zelenskiy ile Sayın Putin hariç, her iki taraf sürekli gerek Türkiye'nin arabuluculuğuyla gerek Amerika'nın girişimleriyle bir araya gelmekten imtina etmediler ve bu devam edecek. Şimdi bu türden bir iletişime ve temasa hazır oluyor olmak müzakereler açısından çok önemli bir konu. Ama bundan daha önemlisi, müzakere pozisyonunuzda nerede duruyorsunuz?" dedi. Bu soruyu Putin'e yönelttiğini açıklayan Fidan, "Kendileri, Alaska'da Amerika'yla üzerinde mutabık kalınan genel çerçevenin, orada deklare ettikleri genel çerçevenin hala arkasında olduklarını ifade ettiler. Tabii burada Ukrayna için kabul edilemeyecek hususlar var. Bu genel çerçeve mevcut şartlar altında nereye evrilebilir, ne olabilir? Aslında müzakerecilerin şu anda üzerinde çalışması gereken konu bu. Ben her iki tarafta da gördüğüm, az önce de ifade ettim, her iki tarafın da acil bir şekilde, sadece Rusya ve Ukrayna'nın değil, uluslararası toplumun da bir ateşkese, bir barış anlaşmasına ihtiyacı var. Biz de bunu mümkün kılmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

FETÖ artık kullanım değeri bitmiş bir yapıdır Haber

FETÖ artık kullanım değeri bitmiş bir yapıdır

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ukrayna ziyareti öncesi Polonya’nın Przemysl şehrinde bulunan tren istasyonunda basın mensuplarına açıklamada bulundu. Bakan Fidan, 15 Temmuz menfur darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, "15 Temmuz ve sonrasında devletimiz ve milletimiz adeta yeni bir kurtuluş mücadelesi içerisine girmiştir. İçerideki ve dışarıdaki terör şebekelerine FETÖ başta olmak üzere yoğun bir darbe vurduğumuz dönem olmuştur. FETÖ'den ayıklanan devletin tekrar asli kodlarına hızlı bir şekilde dönüp milletinin hizmetinde yapması gereken hizmeti yaptığına şahit olduk" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde milletin sarsılmaz iradesinin perçinleşmesinin FETÖ'nün sistemden temizlenmesinde büyük rol oynadığına dikkat çeken Bakan Fidan, "İnşallah alacağımız tedbirler, yapacağımız düzenlemeler ne bugün ne gelecekte tekrar bu türden yapıların sistem içerisinde yer almamasını temin edecektir. Bütün gayretimiz bu yönde" diye konuştu. "Uluslararası kirli güç odaklarıyla da bir iş birliği içerisindedir" Uluslararası alanda FETÖ'nün gittiği hiçbir yerde barınamaması, gayrimeşru faaliyetlerine, ajanlık faaliyetlerine, Türkiye aleyhine olan yıkıcı faaliyetlerine devam etmemesi için her türlü çalışmayı gece gündüz yaptıklarını ifade eden Bakan Fidan, "FETÖ artık kullanım değeri bitmiş bir yapıdır. Buna rağmen devlete karşı mücadelesini yürütmektedir. Devleti yöneten halkın seçtiği liderlerle karşı mücadelesini yürütmektedir. Bunu da yaparken uluslararası kirli güç odaklarıyla da bir işbirliği içerisindedir. Tabii bu bir zillettir. Bu örgütün şu anda yöneticilerinin adeta rehin tuttuğu bir kitle bulunmakta. Bunlar yurt dışında sürgün hayata yaşamaktalar" dedi. "Örgüte başkaldırmayan bu taban var olduğu sürece örgüt bunların varlığını kullanarak yabancı servislere hizmet etmeye devam edecek" FETÖ sempatizanlarına değinen Bakan Fidan, "Bunların aslında uyanıp, ilüzyondan çıkıp, gerçek hakiki vatan sevgisini, hakiki dini düşünceyi, yaşantıyı tekrar hissedip, vatana, millete sadakatle tekrar geri dönmeleri ve örgüte başkaldırmaları gerekiyor. Örgüte başkaldırmayan bu taban var olduğu sürece örgüt bunların varlığını kullanarak yabancı servislere hizmet etmeye devam edecek. Kendi piyasa değerini buradan yürütecek" dedi. Bakan Fidan, Türkiye’nin FETÖ'yle mücadelede nasıl başarılı olduysa bundan sonraki bütün buna benzer tehditlerle de başarılı olacağına yürekten inandığını vurguladı. "Avrupa cenahında iki türlü yaklaşılıyor" Ukrayna’ya doğru 10 saatlik bir tren yolculuğuna başlayacağını ifade eden Bakan Fidan, "Malumunuz hava sahası kapalı olduğu için uçakla gidemiyoruz. Her gittiğimizde trenle gidip trenle gelmek durumundayız. Evet, söylediğiniz gibi geçtiğimiz ay Moskova'daydık. Cumhurbaşkanımızın mesajlarını iletme imkanımız oldu. Rus mevkidaşlarımızdan ve Sayın Putin'den devam eden savaşla ilgili Rusya'daki perspektifi alma imkanımız oldu. Daha sonra biliyorsunuz Sayın Trump'ın ziyareti hemen ardından bir NATO zirvesi oldu. Dün de ben Cumhurbaşkanımız adına Paris'te Gönüller Koalisyonu'ndaydım Orada yine Ukrayna konusu merkezdeydi. Avrupalı liderlerle bir araya geldik. Yani sürekli bir görüş alışverişi oldu" şeklinde konuştu. Türkiye’nin Ukrayna-Rusya Savaşı’ndaki tek odak noktasının savaşın nasıl durdurulacağı olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Yani savaşa genelde Avrupa cenahında iki türlü yaklaşılıyor. Yani savaş çabaları nasıl desteklenir ve savaş nasıl durdurulur bir iki ayrı kulvar var. Türkiye'de daha çok savaş nasıl durdurulur kulvarında yıllardır savaş başladığından beri Cumhurbaşkanımız perspektif olarak yoğun bir çaba göstermekte" dedi. "Ziyaretin yürüyen çabalara olumlu bir katkı yapacağına inanıyorum" Ukrayna ziyaretindeki gündeme değinen Bakan Fidan, Ukrayna tarafının fikirlerini almak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajlarını iletmek ve Türkiye’nin devam eden savaşa dair kendi gözlemlerini aktarmak olduğunu belirterek, "Yani ne düşünüyoruz, nasıl düşünüyoruz, nasıl bakıyoruz, onu taraflara anlatmak şu ana kadar her zaman için olumlu bir sonuç verdi. Şöyle ki biliyorsunuz biz İstanbul'da geçtiğimiz yıl Rusya-Ukrayna görüşmelerine ev sahipliği yaptık. Onun öncesinde yaptığımız çeşitli kolaylaştırıcı faaliyetler var, bir araya getirişler var. Tahıl anlaşması var, Karadeniz'deki seyrüsefer emniyetinin o dönem olmasını mümkün kılan. Bütün bunlar üst üste inşa ederek gelmiş durumda. Ben yani ziyaretin de inşallah yürüyen çabalara olumlu bir katkı yapacağına inanıyorum" ifadelerine yer verdi.

Bahçeli'den sert AB çıkışı Haber

Bahçeli'den sert AB çıkışı

MHP Lideri Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmanın ara başlıkları şöyle; Ankara, işgal kapıya dayandığında geri çekilmeyen iradenin; yokluk içinde devletimizi küllerinden yeniden doğuran, ateşten gömlek giyip milletine istiklal biçen ferasetin adıdır. Bir zamanlar direnişin karargahı olan bu aziz şehir, bugün küresel güvenlik mimarisinin tartışıldığı uluslararası platformlara ev sahipliği yaparken; yeni dönemin stratejik tartışmalarına istikamet kazandıran bir merkez olduğunu göstermiştir. Bu sebeple Ankara’da toplanan NATO Zirvesi’ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır. Ankara’da, yetmiş yılı aşan ittifak hukukunun muhasebesi yapılmış; Soğuk Savaş yıllarının hayalet cephe hatlarından bugünün çok katmanlı güvenlik bunalımlarına uzanan uzun yolun hesabı görülmüştür. Ankara’da; 5. maddenin müşterek savunma ruhundan Ukrayna’ya verilen askeri desteğin geleceğine, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamlelerinden savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarına, Avrupa’nın yıllarca ertelediği caydırıcılık açıklarından müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkilerine, İran’ın nükleer programından Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer emniyetine, Suriye’de açılmak istenen yeni sayfadan Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerimize kadar geniş bir güvenlik kuşağının bütün açmazları aynı anda ele alınmıştır. Ankara’da, müttefikliğin yalnızca kameraların parlak ışıkları altında verilen pozlardan, kriz günlerinde yayımlanan yavan kınama mesajlarından, kürsülerde cilalanmış cümleleri birbiri ardına sıralamaktan ibaret olmadığı; hakiki müttefikliğin hakkaniyet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine bina edileceği açıkça anlaşılmıştır. Zira devletler de ittifaklar da kürsülerden haykırılan süslü beyanların geçici cazibesiyle değil; badire anlarında sınanan sadakatlerin, yük omuzlara çöktüğünde gözlerin çevrildiği adaletin, gecesini gündüzüne katarak çalışan iradenin gösterdiği sebatla ayakta durur. Kadim Türk devlet mirası, bu hakikati zamanın aşındıramadığı bir mutlak esas olarak akıllarımıza nakşetmiştir. Bilge Tonyukuk’un bin yılı aşkın zaman önce “Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım” derken anlattığı şey ne kadar yorulduğu değil; devleti kurmanın, devleti yaşatmanın ve milleti felaketten sakınmanın bedelinin ne denli ağır olduğudur. NATO Ankara Zirvesi müzakereleri devam ederken, dünyanın dikkati bir anda Ankara ile Hürmüz Boğazı arasında bölünmüştür. Zirve devam ederken Trump mutabakat sürecinin kendisi için bittiğini ifade etmiştir. Bu gelişme yalnızca Vaşington – Tahran hattında yoğunlaşan gerilim ile nükleer program başlığı altında sarmala dönen ihtilafın ifadesi değildir. Daha iki hafta önce bu kürsüden mutabakat sözlerine ilişkin duyduğumuz memnuniyeti ve fakat temkinli yaklaştığımızı söylemiş, verilen sözün nihayete ulaşmasının önemini ifade etmiştik. Devletler arasında tesis edilen mutabakatın itibar ve bağlayıcılığına vurgu yapmıştık. Diplomasinin barışa susamış insanlığın ağzına bir parmak bal çalmak için kullanılan geçici bir aldatmaca mı, yoksa savaşın yolunu kapatacak samimi ve kalıcı bir çözüm iradesi mi diye sormuştuk. Henüz kısa bir süre önce bölgeye umut veren, çatışmanın ateşini kesen ve nihai anlaşmaya ulaşılması için bir takvim ortaya koyan mutabakatın, daha bir ay geçmeden etkisizleştirilmesi, ardından İran topraklarının yeniden bombalanması, barış ihtimaline duyulan güveni sarsmıştır. Ankara Zirvesi’nin ardından Avrupa başkentlerinde yeniden ele alınması şart olacak, Brüksel koridorlarında tekrar gündeme oturacak en mühim başlıklardan biri, Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakere sürecidir. Avrupa’nın stratejik geleceği yeniden masaya yatırılmalı ve hakkaniyetli bir gelecek planı oluşturulmalıdır. Çünkü bugün Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu sorunlar, artık eski ezberlerle yönetilemeyecek kadar ağırlaşmıştır. Enerji arz güvenliğinden düzensiz göçe, Savunma kapasitesinden demografik daralmaya, Tedarik zincirlerinden ekonomik rekabete kadar uzanan geniş bir alanda Avrupa yeni bir yol ayrımına gelmiştir. Bu yol ayrımında görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir hakikat vardır: O hakikatin adı da Türkiye’dir! Ukrayna sahasından Karadeniz’e, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Doğu Akdeniz’den Ortadoğu’ya kadar uzanan geniş jeopolitik kuşakta Türkiye’nin bulunmadığı hiçbir güvenlik denklemi kalıcı olamayacaktır. Türkiye’nin hesaba katılmadığı hiçbir enerji koridoru sürdürülebilir olmayacaktır. Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı hiçbir bölgesel istikrar projesi başarıya ulaşamayacaktır. Bu durum bir temenni değil, değişen dünyanın ortaya çıkardığı stratejik bir gerçektir. Ne var ki Avrupa Birliği, uzun yıllardır bu gerçeği görmek yerine günü kurtaran siyasi reflekslerle hareket etmeyi tercih etmiştir. Türkiye’nin üyelik süreci teknik kriterlerden çok siyasi ön yargılarla değerlendirilmiştir. Açılması gereken fasıllar bloke edilmiş, Yerine getirilmesi gereken yükümlülükler ertelenmiş, Verilen sözler tutulmamış, Türkiye’nin haklı beklentileri sürekli başka gündemlerin gölgesinde bırakılmıştır. Bu yaklaşım yalnızca Türkiye’ye değil Avrupa’ya da zarar vermiştir. Çünkü Avrupa Birliği, Türkiye’yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır. Türkiye’yi dışarıda bırakarak Avrupa’nın daha güçlü olacağını düşünenler, bugün karşı karşıya kaldıkları güvenlik ve istikrar sorunlarına dönüp bakmalıdır."

Barışa engel olmanın bedelini Rus ve Ukraynalılar ödüyor Haber

Barışa engel olmanın bedelini Rus ve Ukraynalılar ödüyor

Rusya ve Ukrayna, 2022 yılı şubat ayında başlayan savaşın ardından mart ayında İstanbul’da barış masasına oturmuştu. Pek çok araştırmacıya göre, bu fırsatın kaçırılmasında Avrupa ülkelerinin tutumu önemli rol oynadı. O günlerde Rusya ve Ukrayna’nın toplam askeri kayıpları on binlerle ifade ediliyordu. Diğer yandan ABD merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CSIS) tarafından yayımlanan bir rapor, savaştaki toplam zayiatın 2 milyonu aştığını ortaya koydu. 2022 İstanbul görüşmelerinde sonuca ne kadar yaklaşıldı? Rusya ile Ukrayna arasında 2022 yılı mart ve nisan aylarında İstanbul’da yürütülen müzakereler, savaşın diplomatik yollarla sona erdirilmesi açısından en ciddi girişim olarak kabul ediliyor. Görüşmeler sırasında taraflar, Ukrayna’nın tarafsızlığı, güvenlik garantileri ve bazı askeri düzenlemelerde önemli ölçüde yakınlaşmış ve hazırlanan taslak metinler anlaşmanın hiç olmadığı kadar yakın olduğunu göstermişti. 29 Mart’ta İstanbul’da yüz yüze bir araya gelen taraflar, toplantının ardından ortak bir bildiri üzerinde uzlaştıklarını açıklamış ve mutabakatın ana hatlarını kamuoyu ile paylaşmıştı. Anlaşma, Ukrayna’nın kalıcı olarak tarafsız ve nükleer silaha sahip olmayan bir devlet olarak ilan edilmesini, askeri ittifaklara katılmamayı taahhüt etmesini ve topraklarında yabancı askeri üs ya da birlik bulundurmamasını öngörüyordu. Ukrayna’nın saldırıya uğraması halinde uçuşa yasak bölge ilanı, silah yardımı ve garantör devletlerin askeri güçleriyle doğrudan müdahale etmesi gibi seçeneklerin de yer aldığı İstanbul Bildirisi’nde ayrıca, tarafların Kırım konusundaki anlaşmazlığı 10 ila 15 yıl içinde barışçıl yolla çözmeye çalışması da öngörülmüştü. Görüşmeler neden başarısız oldu? Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne üyelik yolunu da açık bırakan mutabakat, Batılı ülkelerden umulan desteği görmedi. 2022’de Belarus ve Türkiye’de yapılan barış görüşmelerinde Ukrayna müzakere heyetine başkanlık eden Davyd Arakhamia, İstanbul’dan döndükten sonra dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın Kiev’e geldiğini ve "Ruslarla hiçbir şey imzalamayalım, savaşmaya devam edelim" mesajı verdiğini anlatmıştı. Aralarında Johnson’ın da yer aldığı Batılı liderlerin Kiev ziyaretlerinden sonra Ukrayna, nisan ayı sonuna geldiğinde pozisyonunu sertleştirmiş ve herhangi bir anlaşmanın ön şartı olarak Rusya’nın Donbas’tan çekilmesini talep etmeye başlamıştı. Ukrayna Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkanı Oleksiy Danilov’un 2 Mayıs’ta yaptığı, "Rusya ile anlaşma imkansız. Yalnızca teslimiyet kabul edilebilir" açıklaması ise, bir ay içinde değişen durumu gözler önüne sermişti. Müzakerelerin mayıs ayında çökmesinin ardından bazı gözlemciler ve yetkililer, anlaşmanın masada olduğunu ancak Batılı ülkelerin müdahalesi, Rusya’nın Buça’da yaptığı katliamın etkisi ve Kiev yönetiminin aşırı özgüveni nedeniyle çabaların sonuçsuz kaldığını açıklamıştı. Kayıplar, kanlı Stalingrad Muharebesi’ndeki kayıpları geçti 2022’de ilk aşamadayken engellenebilecek savaş, Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en kanlı çatışmaya dönüştü ve eski Yugoslavya’daki savaş kayıplarını açık ara geride bıraktı. Hem Ukrayna hem de Rusya, askeri kayıplarını devlet sırrı kapsamında tuttuğu için yalnızca hesaplamalara dayanan çeşitli verilere göre 2022 yılı nisan ayı başlarında Rusya’nın kayıpları yaklaşık 7-15 bin ölü ile 30-45 bin askeri zayiat seviyesindeydi. Ukrayna’nın kayıpları ise göre 3-5 bin ölü ve 10 ila 20 bin civarında askeri zayiat seviyesindeydi. Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CSIS) Temmuz 2026 raporuna göre, Rusya’nın ölen asker sayısı 400 ila 450 bin seviyesine, toplam askeri zayiatı ise ülke nüfusunun yüzde 1’i seviyesine ulaşarak 1,4 milyona, Ukrayna’nın ölen asker sayısı ise 125-150 bin, toplam askeri zayiatı ise 525-625 bin seviyesine yükseldi. Bu verilerle birlikte, 2022’de İstanbul’da sona erdirilebilecek savaşın toplam askeri zayiatı, toplam 2 milyondan fazla zayiatla tarihin en kanlı çatışması olarak kabul edilen Stalingrad Muharebesi’ni geride bıraktı. Rusya’daki küçük yerleşimlerde askerlik çağında erkek kalmadı Araştırmaya göre kayıplar, Rusya genelinde eşit dağılmıyor. En ağır bedeli, yoksul bölgeler ve etnik azınlıkların yoğun olarak yaşadığı bölgeler ödüyor. Rus muhalif medyasında ülkenin uzak ve küçük yerleşimlerinde askerlik çağındaki erkek nüfusun tamamen yok olduğuna ilişkin haberler, giderek daha sık bir şekilde yer alıyor. Araştırma ayrıca Rusya’nın cephede verdiği kayıpları artık aynı hızda asker toplayarak telafi edemediğini de ortaya koydu. Bu durum daha önce cephede Kuzey Kore’den birliklerin sahaya sürülmesi ve paralı askerlerin kullanımı ile de kendini göstermişti. Sivil kayıpları da artıyor Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, Mayıs 2026 sonu itibarıyla savaş nedeniyle toplam 16 bin 89 sivil hayatını kaybetti ve 46 bin 627 sivil de yaralandı. Ukrayna’nın işgal altındaki bölgeleri ile aktif çatışma alanlarında doğrulama yapılamadığı için gerçek rakamların BM verilerinden çok daha yüksek olduğu özellikle vurgulanıyor.

50 milyar dolarlık yeni savunma anlaşması Haber

50 milyar dolarlık yeni savunma anlaşması

Türkiye'nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da düzenlenen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'nin sonuç bildirisi yayımlandı. İletişim Başkanlığı'nın resmi internet sitesinde yer alan bildiriye göre, üye ülkelerin NATO'nun kolektif savunma maddesi olan 5. maddeye ve transatlantik bağa yönelik "sarsılmaz bağlılıklarını" teyit etmek üzere Ankara'da bir araya geldiğine dikkati çekilirken, "Bir müttefike yönelik saldırı, tüm müttefiklere yönelik saldırıdır. Birliğimiz, dayanışmamız ve kolektif gücümüz, özgür ve demokratik uluslardan oluşan İttifak'ımızdaki 1 milyar vatandaş için barış, güvenlik ve refahın temeli olmaya devam etmektedir. Caydırıcılık ve savunmaya yönelik 360 derece yaklaşımımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz." ifadeleri kullanıldı. "Rusya'nın Avrupa-Atlantik güvenliği ile istikrarına yönelik uzun vadeli tehdidine ve terörizmin devam eden tehdidine karşı koymak amacıyla müttefiklerin Lahey Savunma Taahhüdü'nü hayata geçirdiği" belirtilen bildiride, Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın 2025'te temel savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını 139 milyar dolardan fazla artırdığı vurgulandı. 50 MİLYAR DOLARI AŞAN YENİ TEDARİK ANLAŞMASI Bildiride, yatırımların ihtiyaç duyulan kabiliyetleri sağlarken savunma sanayi ve dayanıklılığı da güçlendirdiğine işaret edilerek, şunlar kaydedildi: "Bugün Ankara'da, 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşmasını duyuruyor, kolektif üretim kapasitemizi artırma ve inovasyonu hızlandırmak için sanayiyle birlikte çalışma taahhüdünde bulunuyoruz. Müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerini ortadan kaldırma çalışmalarımızı sürdürecek, savunma sanayisindeki derinliği ve iş birliğini en üst düzeye çıkarmak için NATO ortaklıklarından yararlanacağız." Geleceği inşa etmek için daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa ve modernize edilmiş bir İttifak hedeflendiği aktarılan bildiride, Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın, ABD'yle birlikte İttifak'ın savunması konusunda daha fazla sorumluluk üstlendiğine dikkati çekildi. Bildiride, NATO'nun caydırıcılığı ve savunmasının uzay ve siber unsurlarla desteklenen uygun nükleer, konvansiyonel ve füze savunma kabiliyetleri bileşimine dayandığı belirtildi. Muharebe üstünlüğünün korunması konusunda kararlı olunduğu vurgulanan bildiride, "Silahlı kuvvetlerimizi konuşlandırma, destekleme ve sürdürülebilirliğini sağlama kapasitemize yatırım yapıyor; derinlikte hassas vuruş, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, ileri teknolojiler ve istihbarat kabiliyetleri dâhil olmak üzere tüm alanlarda belirlenen kabiliyet hedeflerimizi hayata geçiriyoruz. Birbiriyle uyumlu çalışabilen transatlantik muharebe bulutu geliştiriyor ve güçlü yapay zekâ modellerini benimsiyoruz." ifadeleri kullanıldı. UKRAYNA'YA DESTEK Bildiride, Ukrayna'nın transatlantik güvenliğe katkı sağladığı belirtilerek, müttefiklerin, Ukrayna'nın özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasına yönelik sarsılmaz desteğinde birlik içinde olduğunun altı çizildi. Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın artık Ukrayna'ya yönelik güvenlik yardımının büyük bölümünü ikili ve çok taraflı yollarla finanse ettiği anımsatılan bildiride, "Müttefikler, bu desteğin uzun vadede adil, öngörülebilir ve sürdürülebilir olması gerektiğinin altını çiziyor. Müttefikler, 2026 yılı için Ukrayna'ya askerî teçhizat, yardım ve eğitim desteği kapsamında 70 milyar avro taahhüdünde bulunuyor ve 2027'de de en az aynı seviyede desteği sürdürme yönündeki egemen taahhütlerini teyit ediyor." ifadeleri kullanıldı. Bildiride, bu kapsamda, Avrupa Birliğinin Ukrayna Destek Kredisi aracılığıyla Ukrayna'ya çok yıllı finansman sağlama kararının memnuniyetle karşılandığı kaydedildi. HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA SEYRÜSEFER ÖZGÜRLÜĞÜ İttifak'ın daha geniş güvenlik ortamını şekillendiren stratejik rekabet, yaygın istikrarsızlık, hibrit tehditler ve tekrarlayan krizlere yanıt vermeye ve uyum sağlamaya devam ettiğine dikkati çekilen bildiride, "Müttefikler, İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yineliyor ve İran'a Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğüne tam anlamıyla saygı gösterme çağrısında bulunuyor." değerlendirmesinde bulunuldu. Bildiride, "Türkiye'nin bizlere gösterdiği cömert ev sahipliği için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bir sonraki toplantımızda bir araya gelmeyi bekliyoruz." ifadesi kullanıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.