Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Uaea

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Uaea haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uaea haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Arakçi: "İsrail saldırıları bölgeyi radyoaktif kirlenme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor" Haber

Arakçi: "İsrail saldırıları bölgeyi radyoaktif kirlenme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor"

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Güvenlik Konseyi üyelerine bir mektup göndererek İsrail’in İran’daki Buşehr Nükleer Enerji Santrali’ne yönelik saldırısını kınadı. Bir örneğinin de Uluslararası Atom Enerji Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’ye gönderildiği mektupta Arakçi, ülkesinin nükleer tesislerine yönelik saldırıların ciddi insani ve çevresel sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. İran Dışişleri Bakanı, ABD ve İsrail’in İran’daki barışçıl ve UAEA denetimindeki nükleer tesisleri hedef aldığını belirtti. Özellikle aktif durumdaki Buşehr Nükleer Enerji Santrali çevresinde gerçekleşen saldırıların "ciddi radyolojik sızıntı riski" oluşturduğunu vurguladı. Söz konusu saldırıların yasa dışı olduğunu ifade eden Arakçi, bu durumun tüm bölgeyi radyoaktif kirlenme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığını ve uluslararası toplumun bu gelişmelere kayıtsız kalmaması gerektiğini kaydetti. Arakçi, BM Güvenlik Konseyi ile UAEA’yı söz konusu saldırılar karşısında etkili adımlar atmamakla eleştirerek, bu durumun saldırıları gerçekleştiren tarafları cesaretlendirdiğini ifade etti. Arakçi, aktif bir nükleer tesisin yakınında gerçekleşen saldırıların "kabul edilemez" olduğunu ve bunun ciddi bir radyolojik yayılma riski doğurduğunu yineledi. Saldırıya uğrayan bölgeler vurgulandı Mektupta, son haftalarda İran’daki nükleer tesislere yönelik çeşitli saldırının gerçekleştiği bilgisi paylaşıldı. Buna göre, 1 Mart’ta Natanz nükleer tesisi iki kez hedef alınırken, 17 Mart’ta Buşehr Nükleer Enerji Santrali’ne 350 metre mesafedeki bir yapı vuruldu. 21 Mart’ta Natanz’da yeni saldırılar düzenlenirken, 24 Mart’ta Buşehr çevresine bir füze isabet etti. Ayrıca 27 Mart’ta Buşehr Nükleer Enerji Santrali’nin üçüncü kez hedef alındığı, aynı gün Hendab’daki ağır su üretim tesisinin ve Şehid Ahmedi-Roşen uranyum işleme tesisinin de saldırıya uğradığı belirtildi. Buşehr Nükleer Santrali’ne 4’üncü saldırı İran medyası, İsrail'in bugün düzenlediği saldırılarda Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahası yakınına bir füzenin isabet ettiğini aktarmıştı. Santralin yan binalarından birinde hasar meydana gelirken, santralde görevli 1 güvenlik personelinin hayatını kaybettiği aktarılmıştı. İlk incelemelere göre saldırının santralin ana bölümlerine zarar vermediği ve işletim sürecinin etkilenmediği belirtilmişti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi: "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor" Haber

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi: "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, bölgesel gelişmeler, Türkiye'nin tutumu, ABD ile müzakere iddiaları ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran'daki altyapılara yönelik saldırılara tepki gösteren Bekayi, "Herkesin bağlı olduğu altyapılar hedef alınıyor. Dün gece bir elektrik trafo merkezine düzenlenen saldırı sonucu Tahran ve Kerec'in bazı bölgelerinde elektrik kesintisi yaşandı. Tüm bu olayları sürekli olarak belgeliyoruz. Gelecekte halkımızın, İran'a yardım edildiğine dair ortaya atılan iddiaların aslında bir aldatmacadan ibaret olduğunu bilmesi gerekiyor. Açıklamalarında da görüldüğü üzere İran'ın tarih ve kültürüyle uğraşıyorlar. Saldırıları meşrulaştırmak için geçmişe atıfta bulunarak hakaretlerde bulunuyorlar. Ancak İran, köklü ve dinamik bir medeniyet olarak düşmanlarıyla nasıl başa çıkacağını çok iyi bilmektedir" dedi. "Gazetecilere yönelik saldırılar savaş suçudur" İsmail Bekayi, İsrail'in gazetecilere yönelik saldırılarına da değinerek, "Dün El Arabiya kanalının ofisine yönelik saldırıya tanık olduk. Ondan bir gün önce Lübnan'da saldırı düzenlendi ve El Meyadin ile El Menar muhabirleri hayatını kaybetti. Son üç yılda hayatını kaybeden gazetecilerin uzun bir listesi bulunmaktadır. Görünüşe göre, siyonist rejim özellikle haber alanını kendisine düşman olarak görmektedir. Oysa uluslararası anlaşmalar gazetecilerin korunmasına ilişkin açık hükümler içermektedir. Gazetecilere yönelik her türlü saldırı savaş suçu sayılmaktadır. Buna rağmen rejim bu kuralları dikkate almamakta ve çok sayıda gazeteciyi hedef almaktadır" ifadelerini kullandı. "İran'ın tek yaptığı kendini savunmaktır" Bekayi, "Biz bölgedeki tüm ülkelerle komşuyuz ve komşu olmaya da devam edeceğiz. Bu yüzden sağduyu, gelip geçici olanlarla kalıcı olanları ayırt etmeyi gerektirir. Biz hiçbir zaman bölge ülkelerini düşman olarak görmedik. Defalarca İran'ın operasyonlarının doğrudan ABD üslerini hedef aldığını vurguladık. İran'ın tutumu meşru müdafaa hakkı ve ahlaki ilkeler çerçevesindedir. İran halkı saldırı altındayken silahlı kuvvetlerin sessiz kalması düşünülemez. Bu, Birleşmiş Milletler Şartı kapsamında tanınan doğal bir haktır. Savaşın tarafı olmadığını söylemek tek başına yeterli değildir. Her ülke, kendi topraklarının başka devletler tarafından kullanılmasına izin vermenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu bilir. Düşman, bölgedeki üsler üzerinden saldırılarını sürdürüyor. Komşu ülkelerin toprakları ise kimi zaman isteyerek, kimi zaman da farkında olmadan İran'a karşı kullanılıyor. İran'ın yaptığı tek şey kendini savunmaktır" dedi. "Komşu ülkelerden beklentimiz komşuluk ilkelerine bağlı kalınmasıdır" İran'ın komşu ülkelerden beklentilerini dile getiren Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, "Beklentimiz, kardeşlik ve iyi komşuluk ilkelerine bağlı kalınmasıdır. Bu savaş yalnızca İran'a karşı değil, ileride daha geniş çaplı istikrarsızlıklara da yol açabilecek bir süreçtir. İran'dan tek taraflı bir itidal beklenmesi gerçekçi değildir. İran, iki ayrı rejim tarafından hedef alınmış durumda ve bu güçler, bölgedeki bazı ülkelerin topraklarını kullanarak saldırılarını sürdürmektedir. Birleşik Arap Emirlikleri'nde İranlıların bu ülkenin gelişiminde ne kadar etkili olduğunu gördük. Bu yüzden İran vatandaşlarına yönelik yaklaşımın, geleceği gözeten bir anlayışla belirlenmesi gerekir" şeklinde konuştu. "Türkiye ile ilişkilerimiz her zaman örnek gösterilen bir düzeyde olmuştur" Türkiye'nin girişimlerine ilişkin konuşan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Türkiye ile ilişkilerimiz her zaman örnek gösterilen bir düzeyde olmuştur. Türkiye'nin saldırıyı kınaması ve hem üst düzeyde hem de halk nezdinde ortaya koyduğu dayanışma takdire şayandır. Bu tutum, Türkiye'nin iyi komşuluk anlayışını benimsediğini ve aynı zamanda bu savaşın nedenleri ile bölgeye muhtemel etkilerinin farkında olduğunu gösteriyor. Türk yetkililer de defalarca siyonist rejimin bölgesel güvenlik açısından en büyük tehdit olduğunu dile getirdi. Türkiye başta olmak üzere diğer ülkelerin girişimleri, bölgesel barış konusundaki kaygılarını ortaya koyuyor. Gerilimin daha fazla tırmanmaması için arabuluculuk yapmak isteyen tüm ülkelerin dengeli ve gerçekçi bir yaklaşım sergilemesini bekliyoruz" ifadelerine yer verdi. "ABD ile doğrudan müzakere gerçekleştirmedik" Bekayi, arabuluculuk girişimleri ve diplomatik temas iddialarına ilişkin de konuşarak, "Şu ana kadar ABD ile hiçbir doğrudan müzakere gerçekleştirmedik. Gündeme gelen konular, ABD'nin müzakere talebine ilişkin olarak aracı ülkeler üzerinden bize iletilen mesajlardan ibaret. ABD tarafından diplomasi söylemi gündeme getirildiğinde herkesin dikkatli olması gerekir. Açıkçası, ABD'de kaç kişinin bu diplomasi iddialarını ciddiye aldığını bilmiyorum. Bizim tutumumuz ise en başından beri net. Karşı taraf sürekli pozisyon değiştirirken, biz hangi çerçevede hareket ettiğimizi biliyoruz. Ancak bize iletilen taleplerin önemli bir kısmı aşırı ve gerçeklikten uzak" dedi. "Yalnızca bir taraftan itidal beklenmesi doğru değil" İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bölge ülkelerinin savaşın sona ermesine yönelik çabalarına değinerek, "Pakistan'ın düzenlediği toplantılar, kendi oluşturduğu bir çerçeve olup bizim bu sürece herhangi bir katılımımız olmadı. Endişeler anlaşılabilir, ancak herkesin bu savaşın kim tarafından başlatıldığını unutmaması gerekir. Tek taraflı olarak yalnızca bir taraftan itidal beklenmesi doğru değildir. Bu savaşı İran başlatmadı, İran saldırıya uğradı. İran, sorumlu bir aktör olarak diyalog sürecine dahil oldu ancak ABD her iki seferde de müzakere masasını ortadan kaldırdı. Biz ne istediğimizi ve hangi konuların bizim için kabul edilemez olduğunu çok iyi biliyoruz" diye konuştu. "Ajans ve Grossi'nin kayıtsızlığı üzüntü verici" Bekayi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile UAEA Başkanı Rafael Grossi'nin yaklaşımını eleştirerek, "ABD ve siyonist rejimin nükleer tesislere yönelik saldırıları açıkça suçtur. Ajansın kendi tüzüğüne göre de bu eylemler suç kapsamındadır. Ancak daha da üzücü olan, Ajans ile Grossi'nin bu konudaki sessizliğidir. Grossi bir kez daha son derece hatalı bir tutum sergilemiş, saldırganları kınamak yerine yaptığı açıklamalarla süreci daha da karmaşık hale getirmiştir. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan (NPT) sorumlu bir makamın bu tür ihtimalleri dile getirmesi kabul edilemez. Ne yazık ki Grossi, son iki yılda savunulabilir bir performans ortaya koyamamıştır. Bu durum hem saldırıları kınamaması hem de tarafsızlığını koruyamamasıyla ilgilidir. Böyle bir tabloda Ajans'ın yapması gereken ilk şey saldırıları açıkça kınamaktır. Ancak bu yönde bir tutum görmedik. Biz kendi sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz, gerekli temasları yürüttük ancak taleplerimiz geçerliliğini korumaktadır" ifadelerini kullandı. "Buşehr Nükleer Enerji Santrali faaliyetini sürdürüyor" İsmail Bekayi, ABD ve İsrail'in hava saldırılarında üç kez hedef alınan Buşehr Nükleer Enerji Santrali'nin durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, "Bildiğim kadarıyla santral faaliyetini sürdürüyor. Gerçekleştirilen saldırılar son derece tehlikeli ve ABD ile Siyonist rejimin saldırgan tutumda hiçbir sınır gözetmediğini açıkça ortaya koyuyor. Bu noktada Birleşmiş Milletler ile UAEA'nın sorumluluğu son derece açıktır" şeklinde konuştu. "Misket bombası iddiaları gündem saptırma çabasıdır" İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İran'ın misket bombası kullandığı yönündeki iddialara da sert tepki göstererek, "Bu son derece küstah bir iddiadır. Bir yandan insancıl hukukun tüm kurallarını ihlal ederken, diğer yandan mağduriyet algısı oluşturarak İran'ın bu kuralları ihlal ettiğini öne sürüyorlar. Bu iddialar kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. İran, işlev ve etki bakımından misket bombasından farklı olan çoklu savaş başlıklı füzeler kullanmaktadır. Bu tür iddialar, daha çok gündemi saptırma çabasıdır. Minab'daki okul saldırısı, Fars eyaletine bağlı Lamerd kentinde yeni tip füzelerle gerçekleştirilen saldırılar, elektrik altyapısı ve üniversitelerin hedef alınması, çevreyi tahrip eden silahların kullanılması ve Lübnan'da fosfor bombası kullanımı bu saldırılara örnek teşkil etmektedir. Savaşın kendisi zaten hukuka aykırı ve saldırgan bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca, savaş dışı şartlarda komutanlarımıza yönelik saldırılar da savaş suçu kapsamına girmektedir" dedi. "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor" İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan (NPT) çekilmeye yönelik Meclis teklifine ilişkin de açıklamada bulunarak, "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor. Kamuoyunda da temel soru şu: Güçlü ülkelerin, anlaşmanın tanıdığı hakların kullanılmasına izin vermediği bir yapıya üye olmanın ne anlamı var? Eğer üyelik sadece kağıt üzerinde kalacak ve bu haklardan yararlanamayacaksak, bunun bize ne faydası olacak? Biz hala bu anlaşmanın tarafıyız ve taraf olduğumuz sürece yükümlülüklerimize bağlı kalıyoruz. Tutumumuz net. Her türlü kitle imha silahına karşıyız. Ancak UAEA'nın sorumsuz yaklaşımı ve ABD'nin yıkıcı tutumu, bu tartışmaların gündeme gelmesine neden oluyor" şeklinde konuştu.

Trump'ın İran'a sunduğu 15 maddelik planın detayları ortaya çıktı Haber

Trump'ın İran'a sunduğu 15 maddelik planın detayları ortaya çıktı

ABD ve İsrail medyası, ABD'nin İran'a savaşı sona erdirmek için 15 maddelik bir plan gönderdiğini bildirdi. Haberlerde, planın büyük ölçüde Trump yönetiminin Tahran'dan talep ettiği şartlara dayandığı bilgisi paylaşıldı. Haberlere göre, ABD'nin İran savaşını sona erdirmek için öne sürdüğü şartlar arasında, Tahran yönetiminin üç ana nükleer tesisini sökmesi, her türlü zenginleştirme faaliyetine son vermesi, balistik füze çalışmalarını askıya alması, vekil güçlere verdiği desteği sonlandırması ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden trafiğe açması yer alıyor. Buna karşılık olarak ise İran'ın nükleer programıyla bağlantılı olarak uygulanan yaptırımların kaldırılması ve İran'ın denetimi altında tutulacak sivil nükleer programa destek sağlanması planlanıyor. Detaylar hakkında bilgi sahibi olan kaynaklar, ABD Başkanı Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner'in bir aylık ateşkes ilan edilmesini ve bu süre zarfında 15 maddelik bir anlaşmanın müzakere edilmesini içeren bir mekanizma oluşturduğunu aktardı. Planda nükleer kapasite ve yaptırımlara ilişkin maddeler yer aldı ABD ve İsrail basını, Trump'ın İran savaşını sona erdirmek için İran'a gönderdiği plandaki 15 şartın 14'ünü yayınladı. Haberlere göre; planda, "İran mevcut nükleer kapasitelerini sökecek. İran asla nükleer silah edinmeye çalışmayacağını taahhüt edecek. İran topraklarında uranyum zenginleştirme faaliyeti gerçekleştirilmeyecek. İran'ın yaklaşık 450 kilogram civarında yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stokunu anlaşılacak bir takvim çerçevesinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) devredecek. Natanz, İsfahan ve Fordow Nükleer Tesisleri, ortadan kaldırılacak. UAEA'ya İran'da tam erişim ve denetim yetkisi verilecek ve şeffaflık sağlanacak. İran, bölgede vekil güç inşa ve kullanımına yönelik yaklaşımından vazgeçecek. İran, bölgedeki vekillerini fonlama, yönlendirme ve silahlandırma faaliyetlerinden vazgeçecek. Hürmüz Boğazı, bir deniz koridoru olarak açık ve işlevsel kalacak. İran'ın füze programı, hem menzil hem de nicelik açısından sonraki aşamalarda belirlenecek belirli eşiklerle sınırlandırılacak. Füzelerin gelecekte her türlü kullanımı, kendini savunma ile sınırlandırılacak. İran, uluslararası toplum tarafından uygulanan tüm yaptırımların tamamen kaldırılmasından istifade edecek. ABD, Buşehr nükleer santralinde elektrik üretimi de dahil olmak üzere İran'ın sivil nükleer programını geliştirmesine yardımcı olacak. İran'ın yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde yaptırımların otomatik olarak devreye girmesine imkan sağlayan "snapback" mekanizması kaldırılacak" maddeleri yer aldı. İran, Trump'ı yalanlamıştı ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki kilit isimlerle yapılan görüşmelerde muhtemel bir anlaşma için 15 madde üzerinde uzlaşmaya varıldığını açıklamış, İran'ın asla nükleer silah sahibi olmama şartını kabul ettiğini söylemişti. İran Dışişleri Bakanlığı ve İran ordusu ise iki ülke arasında görüşme olduğu ve 15 maddelik planın ele alındığı iddialarını reddetmişti. İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, "Başarısızlığınızı bir anlaşma olarak sunmaya çalışmayın. Bizim gibiler, sizin gibilerle asla uzlaşamaz. Ne şimdi ne de sonra" açıklamasını yapmıştı. İsrail basını, ABD ve İran'ın hızlı bir anlaşmaya ulaşma senaryosuna dikkat çekmişti İsrail basını, ABD ve İran'ın hızlı ve şartların muğlak olduğu bir anlaşmaya ulaşma senaryosunun İsrail liderlerinin uykusunu kaçırdığını iddia etmişti. Haberlerde, şartlar ayrıntılı bir şekilde netleşmeden savaşın sona ermesinin İran'ın fiilen üstün çıkması riski oluşturduğu ifade edilmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.