Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Uaea

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Uaea haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uaea haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İran: "Serbest bırakılan varlıklar, ülkenin çıkarına olacak şekilde kullanılacaktır" Haber

İran: "Serbest bırakılan varlıklar, ülkenin çıkarına olacak şekilde kullanılacaktır"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile müzakerelere ve Lübnan meselesine ilişkin açıklama yaptı. İsmail Bekayi başkent Tahran’da düzenlenen basın toplantısında, müzakereler kapsamında serbest bırakılacak İran’ın dondurulmuş varlıklarının ABD ürünleri satın almak için kullanılmasına ilişkin haberlere değindi. Bekayi, "İddiaları gördüm. Bizim için ilginç olan, daha önce İran’ı yok etmek olarak açıklanan savaşın amacının, şimdi ABD’li çiftçileri zenginleştirmeye indirgenmiş olmasıdır. Genel olarak, bu fonların nasıl yönlendirileceğine dair herhangi bir kısıtlamayla karşı karşıya değiliz. Varlıklarımız tamamen ülkenin çıkarına ve faydasına olacak şekilde kullanılacaktır" dedi. "Lübnan’daki saldırıların durdurulmasına ilişkin taahhüt muhtıradaki savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşmanın ayrılmaz bir parçasıdır" İsviçre’deki müzakerelerde Lübnan’a ilişkin alınan kararlara değinen Bekayi, "Biz, ateşkes mutabakatının başlangıcından bugüne kadar, İsrail rejiminin Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürdüğüne tanık olduk. Lübnan’daki saldırıların durdurulmasına ilişkin taahhüt, hem Nisan ayındaki ateşkes mutabakatının hem de 18 Haziran tarihli muhtıradaki savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşmanın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu konuda ABD’nin taahhüdü tamamen açıktır ve İsrail rejiminin Lübnan’daki yasa dışı ve saldırgan eylemlerini sürdürmesi için hiçbir gerekçe kabul edilemez" diye konuştu. Lübnan için oluşturulacak "çatışmasızlık mekanizmasının" ABD, İran, arabulucular ve Lübnan hükümeti dahil olmak üzere ilgili tarafların katılımıyla oluşturulacağını belirten İsmail Bekayi, bu mekanizmanın, özellikle Lübnan’daki savaşın durdurulmasına ilişkin hükümlerin iyi niyetle uygulanmasını izleyeceğini ve askeri çatışmaların önlenmesine katkı sağlamayı hedeflediğini söyledi. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, mekanizmanın ayrıntıları konusunda henüz daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu, önümüzdeki günlerde detaylara ilişkin daha fazla görüşme yapılacağını ve ek mutabakatların sağlanacağını söyledi. "Tehditlerin ardından dörtlü toplantı yapılmadı" İran ve ABD heyetleri arasında İsviçre’de yapılan müzakerelerin 01.00’e kadar sürdüğü yönündeki haberlere de cevap veren Bekayi, "Size her zaman yaptığı gibi gerçeği söyleyeceğim. İran, ABD ve iki arabulucunun katılımıyla gerçekleştirilen dört taraflı toplantı saat 15.00 sıralarında başladı ve yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Ardından kısa bir 30 dakikalık ara verilmesi ve görüşmenin devam etmesi kararlaştırıldı" diye konuştu. Sözcü, bu arada ABD yetkililerinin tehdit içeren açıklamalarıyla karşılaşıldığını belirterek, bu gelişmenin ardından dörtlü toplantının yeniden başlamadığını söyledi. Görüşmelerin devamının ise yalnızca arabulucular aracılığıyla mesaj alışverişi şeklinde sürdüğünü ifade etti. İran’ın, dörtlü formatta yapılan doğrudan müzakerelere devam etmeme kararı aldıktan sonra ABD tarafıyla hiçbir doğrudan temasta bulunmadığını vurgulayan Sözcü Bekayi, İran’ın kendi hedefleri doğrultusunda arabulucular üzerinden mesajlaşmayı sürdürdüğünü ve sürecin sonucunun da kamuoyunca bilindiğini söyledi. "Eğer Avrupa uluslararası konularda rol oynamak istiyorsa bağımsız ve sorumlu bir tutum benimsemelidir" İsmail Bekayi, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’un "Birleşmiş Milletler yaptırımlarının kaldırılmasına ilişkin her kararın Avrupa ülkelerinin görüşü ve katılımıyla alınması gerektiği" yönündeki açıklamasına ilişkin soruya da cevap verdi. İranlı Sözcü, "İş işten geçtikten sonra akıl vermenin faydası yoktur. Avrupalılar, son iki yıldaki kendi davranışları nedeniyle kendilerini sürecin dışına itmişlerdir. Unutulmamalıdır ki, sözde ‘snapback’ süreci sırasında Avrupalı taraflar ne bir irade ne de bir yetki ortaya koymuş, son derece sorumsuz bir tutum sergilemişlerdir. İran’a karşı yürütülen iki dayatılmış savaş sürecinde de oldukça olumsuz tavırlar almışlardır ve dünya bu tutumlara tanıklık etmiştir" ifadelerini kullandı. Bekayi, bu sorumsuz davranışların Avrupa’nın uluslararası alandaki saygınlığını ve konumunu artırmayacağını belirterek, "Eğer Avrupa uluslararası konularda rol oynamak istiyorsa yaklaşımını değiştirmeli, bağımsız ve sorumlu bir tutum benimsemelidir. Şikâyet ederek Avrupa’nın konumu yükselmez" şeklinde konuştu. "İran nükleer tesislerinin Ajans tarafından denetlenmesine yönelik bir planımız yok" Basın toplantısında sözcüye "ABD’li yetkililerin nükleer müzakerelerin başladığı ve İran’ın nükleer denetçileri kabul ettiği yönündeki iddiaları, İran heyetinin İsviçre’de Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi ile görüşüp görüşmediği ve saldırıya uğrayan nükleer tesislere denetim izni verilip verilmeyeceği soruları soruldu. Bekayi, "Kısa cevap: her iki soruya da hayır. Ne Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı ile bir görüşmemiz oldu ne de ABD ve İsrail rejiminin askeri saldırıları sonucu zarar gören İran nükleer tesislerinin Ajans tarafından denetlenmesine yönelik bir planımız var. Esasen bu konuda herhangi bir prosedür de bulunmamaktadır. Biz, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf bir ülke olarak ve güvenlik denetimleri anlaşmalarına bağlı bir devlet olarak mevcut uygulamaları sürdürmeye devam edeceğiz ve mevcut uygulama oldukça nettir" dedi. UAEA Yönetim Kurulu’nun, İran'a kalan zenginleştirilmiş uranyum stoklarını acilen beyan etmesi ve nükleer faaliyetlerinin doğrulanması için kuruma tam erişim sağlaması çağrısında bulunan kararına değinen Bekayi, Rusya, Çin ve Nijer’in olumsuz oylarının "değerli" olduğunu belirtti. Bazı bölge ülkelerinin tutumuna da tepki gösteren sözcü, "İran, bu ülkelerin, İran’a ve nükleer tesislere yönelik saldırılara tanık olmalarına rağmen bu karara olumlu oy vermelerinden son derece rahatsızdır. Eğer kendi tesislerinin yakınında küçük bir patlama bile olsa nasıl tepki verdiklerini hepimiz biliyoruz. Bu nedenle çifte standart kabul edilemez" diye konuştu. "Yaptırımların kaldırılması konusunda 60 günlük süre içinde daha fazla görüşme yapılacak" ABD’nin İran yaptırımlarını kaldırmasına ve Washington’un bu konudaki verdiği güvenceye ilişkin bir soruya cevap veren İsmail Bekayi, "Dün yayımlanan karar, İran’ın petrol, petrokimya ürünleri ve petrol türevlerinin satışı için gerekli lisansı içermektedir. Buna bağlı tüm gereklilikler ve zorunluluklar da bu kapsamda yer almaktadır. Yani sigorta, taşımacılık ve bankacılık hizmetleriyle ilgili konuların da bu lisans çerçevesinde ele alınması ve kolaylaştırılması gerekmektedir" ifadelerini kullandı. İranlı sözcü, diğer yaptırımların kaldırılmasının da ABD’nin mutabakat muhtırası kapsamındaki taahhütlerinden biri olduğunu belirterek, bu konuda 60 günlük süre içinde daha fazla görüşme yapılacağını söyledi. ABD’nin taahhüdünün açık olduğunu ifade eden sözcü, bunun İran’a yönelik birincil, ikincil ve uluslararası kuruluşlar düzeyinde uygulanan tüm yaptırımların kaldırılmasını kapsadığını aktardı. İsmail Bekayi, önümüzdeki günlerde detaylar üzerinde daha fazla müzakere ve istişare yapılacağını ve sürecin olumlu bir sonuca ulaşmasının umulduğunu sözlerine ekledi. "İran’ın savunma ve füze kapasitesi hiçbir şekilde görüşmelerimizin bir parçası olmamıştır" Müzakerelerde İran’ın füze programına ilişkin herhangi bir görüşme yapıldı mı sorusuna Bekayi, "Kesinlikle hayır. İran’ın savunma ve füze kapasitesi hiçbir şekilde görüşmelerimizin bir parçası olmamıştır ve hiçbir zaman da herhangi bir tarafla müzakere konusu olmayacaktır" şeklinde konuştu. "ABD’nin İran’a yönelik askeri saldırısı sırasında bazı bölge ülkelerinin aktif rol oynadığını kanıtlayan yeterli delil bulunmaktadır" ABD yetkililerinin "Ürdün, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı bölge ülkelerinin İran’a yönelik saldırılarda iş birliği yaptığı yönündeki iddiaları" hakkında bir soruya Bekayi, "Elimizde, ABD ve İsrail rejiminin İran’a yönelik askeri saldırısı sırasında adı geçen ülkeler de dahil bazı bölge ülkelerinin aktif rol oynadığını kanıtlayan yeterli delil ve belge bulunmaktadır. Bu konuyu kesinlikle bırakmayacağız; hem belgelendirme yapıyoruz hem de hak talebinde bulunacağız" dedi. İranlı sözcü, ABD yetkililerinin de bu ülkelerin bazılarıyla ilgili "rol" açıklamalarının, söz konusu ülkelerin sorumluluğunu daha da ağırlaştırdığını belirtti. İran’a yönelik saldırının açıkça uluslararası hukuka aykırı ve saldırgan bir eylem olduğunu vurgulayan İsmail Bekayi, bu eyleme herhangi bir şekilde destek veren tarafların uluslararası sorumluluk taşıyacağını vurguladı. Bekayi, İran’ın bu konuda tüm imkan ve hukuki yolları kullanacağını da sözlerine ekledi.

Dünya'nın gözü İsviçre'de! Haber

Dünya'nın gözü İsviçre'de!

Dünyanın gözü bugün İsviçre'de düzenlenecek ABD-İran müzakerelerinde olacak. ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, İran ile yapılacak barış müzakerelerine katılmak üzere İsviçre'ye geldi. Vance'i taşıyan uçak, yerel saatle 05.59'da Emmen Hava Üssü'ne iniş yaptı. Barış müzakerelerine katılacak ABD heyetinde, JD Vance'in yanı sıra ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner de yer alacak. "Nükleer mesele konusunda ve Lübnan'daki ateşkes konusunda ilerleme kaydedeceğimizi düşünüyorum" JD Vance, İsviçre için yola çıkmadan önce Maryland eyaletindeki Joint Base Andrews Havalimanı'nda gazetecilere açıklamada, "Nükleer mesele konusunda ve Lübnan'daki ateşkes meselesinde ilerleme kaydedeceğimizi düşünüyorum. Bana göre odaklanacağımız iki büyük konu bunlar olacak" ifadelerini kullandı. ABD Başkan Yardımcısı Vance, müzakerelerin "birkaç gün" süreceğini belirterek, kendisinin İsviçre'de "bir ya da iki gün" kalacağını söyledi. Vance, müzakerelerin ilk turunun amacının "gerçek müzakere yapısını ve sürecini oluşturmak" olduğunu vurguladı. JD Vance ayrıca, üst düzey görüşmelerin ilk turu tamamlandıktan sonra da İsviçre'de devam edebilecek teknik uzmanlar düzeyindeki çalışma görüşmelerinin yapılacağını belirtti. İran heyetine Galibaf liderlik ediyor İran medyasının bildirdiğine göre, İran heyetine İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf liderlik ediyor. Heyette ayrıca Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri ve İran Merkez Bankası Başkanı Abdülnasır Himmeti gibi üst düzey isimler de yer alıyor. Öte yandan ABD ile İran arasındaki müzakerelere katılacak olan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asim Munir de İsviçre'ye ulaştı. Uluslararası Atom Enerji Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi'nin de görüşmelere katılması bekleniyor. Hürmüz iddiası ABD ve İran, müzakereler sürerken 60 günlük bir ateşkes üzerinde anlaşmış olsalar da, İran Devrim Muhafızları Ordusu dün İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları nedeniyle Hürmüz Boğazı'nın kapatılacağını duyurmuştu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Tim Hawkins ise Hürmüz Boğazı'na ilişkin iddiaları reddederek, boğazın açık olduğunu belirtmişti. Hawkins, "Deniz trafiği akmaya devam ediyor ve ABD güçleri durumun bu şekilde sürmesini sağlamak için gelişmeleri izlemeyi sürdürüyor" demişti.

Arakçi: "İsrail saldırıları bölgeyi radyoaktif kirlenme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor" Haber

Arakçi: "İsrail saldırıları bölgeyi radyoaktif kirlenme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor"

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Güvenlik Konseyi üyelerine bir mektup göndererek İsrail’in İran’daki Buşehr Nükleer Enerji Santrali’ne yönelik saldırısını kınadı. Bir örneğinin de Uluslararası Atom Enerji Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’ye gönderildiği mektupta Arakçi, ülkesinin nükleer tesislerine yönelik saldırıların ciddi insani ve çevresel sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. İran Dışişleri Bakanı, ABD ve İsrail’in İran’daki barışçıl ve UAEA denetimindeki nükleer tesisleri hedef aldığını belirtti. Özellikle aktif durumdaki Buşehr Nükleer Enerji Santrali çevresinde gerçekleşen saldırıların "ciddi radyolojik sızıntı riski" oluşturduğunu vurguladı. Söz konusu saldırıların yasa dışı olduğunu ifade eden Arakçi, bu durumun tüm bölgeyi radyoaktif kirlenme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığını ve uluslararası toplumun bu gelişmelere kayıtsız kalmaması gerektiğini kaydetti. Arakçi, BM Güvenlik Konseyi ile UAEA’yı söz konusu saldırılar karşısında etkili adımlar atmamakla eleştirerek, bu durumun saldırıları gerçekleştiren tarafları cesaretlendirdiğini ifade etti. Arakçi, aktif bir nükleer tesisin yakınında gerçekleşen saldırıların "kabul edilemez" olduğunu ve bunun ciddi bir radyolojik yayılma riski doğurduğunu yineledi. Saldırıya uğrayan bölgeler vurgulandı Mektupta, son haftalarda İran’daki nükleer tesislere yönelik çeşitli saldırının gerçekleştiği bilgisi paylaşıldı. Buna göre, 1 Mart’ta Natanz nükleer tesisi iki kez hedef alınırken, 17 Mart’ta Buşehr Nükleer Enerji Santrali’ne 350 metre mesafedeki bir yapı vuruldu. 21 Mart’ta Natanz’da yeni saldırılar düzenlenirken, 24 Mart’ta Buşehr çevresine bir füze isabet etti. Ayrıca 27 Mart’ta Buşehr Nükleer Enerji Santrali’nin üçüncü kez hedef alındığı, aynı gün Hendab’daki ağır su üretim tesisinin ve Şehid Ahmedi-Roşen uranyum işleme tesisinin de saldırıya uğradığı belirtildi. Buşehr Nükleer Santrali’ne 4’üncü saldırı İran medyası, İsrail'in bugün düzenlediği saldırılarda Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahası yakınına bir füzenin isabet ettiğini aktarmıştı. Santralin yan binalarından birinde hasar meydana gelirken, santralde görevli 1 güvenlik personelinin hayatını kaybettiği aktarılmıştı. İlk incelemelere göre saldırının santralin ana bölümlerine zarar vermediği ve işletim sürecinin etkilenmediği belirtilmişti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi: "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor" Haber

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi: "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, bölgesel gelişmeler, Türkiye'nin tutumu, ABD ile müzakere iddiaları ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran'daki altyapılara yönelik saldırılara tepki gösteren Bekayi, "Herkesin bağlı olduğu altyapılar hedef alınıyor. Dün gece bir elektrik trafo merkezine düzenlenen saldırı sonucu Tahran ve Kerec'in bazı bölgelerinde elektrik kesintisi yaşandı. Tüm bu olayları sürekli olarak belgeliyoruz. Gelecekte halkımızın, İran'a yardım edildiğine dair ortaya atılan iddiaların aslında bir aldatmacadan ibaret olduğunu bilmesi gerekiyor. Açıklamalarında da görüldüğü üzere İran'ın tarih ve kültürüyle uğraşıyorlar. Saldırıları meşrulaştırmak için geçmişe atıfta bulunarak hakaretlerde bulunuyorlar. Ancak İran, köklü ve dinamik bir medeniyet olarak düşmanlarıyla nasıl başa çıkacağını çok iyi bilmektedir" dedi. "Gazetecilere yönelik saldırılar savaş suçudur" İsmail Bekayi, İsrail'in gazetecilere yönelik saldırılarına da değinerek, "Dün El Arabiya kanalının ofisine yönelik saldırıya tanık olduk. Ondan bir gün önce Lübnan'da saldırı düzenlendi ve El Meyadin ile El Menar muhabirleri hayatını kaybetti. Son üç yılda hayatını kaybeden gazetecilerin uzun bir listesi bulunmaktadır. Görünüşe göre, siyonist rejim özellikle haber alanını kendisine düşman olarak görmektedir. Oysa uluslararası anlaşmalar gazetecilerin korunmasına ilişkin açık hükümler içermektedir. Gazetecilere yönelik her türlü saldırı savaş suçu sayılmaktadır. Buna rağmen rejim bu kuralları dikkate almamakta ve çok sayıda gazeteciyi hedef almaktadır" ifadelerini kullandı. "İran'ın tek yaptığı kendini savunmaktır" Bekayi, "Biz bölgedeki tüm ülkelerle komşuyuz ve komşu olmaya da devam edeceğiz. Bu yüzden sağduyu, gelip geçici olanlarla kalıcı olanları ayırt etmeyi gerektirir. Biz hiçbir zaman bölge ülkelerini düşman olarak görmedik. Defalarca İran'ın operasyonlarının doğrudan ABD üslerini hedef aldığını vurguladık. İran'ın tutumu meşru müdafaa hakkı ve ahlaki ilkeler çerçevesindedir. İran halkı saldırı altındayken silahlı kuvvetlerin sessiz kalması düşünülemez. Bu, Birleşmiş Milletler Şartı kapsamında tanınan doğal bir haktır. Savaşın tarafı olmadığını söylemek tek başına yeterli değildir. Her ülke, kendi topraklarının başka devletler tarafından kullanılmasına izin vermenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu bilir. Düşman, bölgedeki üsler üzerinden saldırılarını sürdürüyor. Komşu ülkelerin toprakları ise kimi zaman isteyerek, kimi zaman da farkında olmadan İran'a karşı kullanılıyor. İran'ın yaptığı tek şey kendini savunmaktır" dedi. "Komşu ülkelerden beklentimiz komşuluk ilkelerine bağlı kalınmasıdır" İran'ın komşu ülkelerden beklentilerini dile getiren Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, "Beklentimiz, kardeşlik ve iyi komşuluk ilkelerine bağlı kalınmasıdır. Bu savaş yalnızca İran'a karşı değil, ileride daha geniş çaplı istikrarsızlıklara da yol açabilecek bir süreçtir. İran'dan tek taraflı bir itidal beklenmesi gerçekçi değildir. İran, iki ayrı rejim tarafından hedef alınmış durumda ve bu güçler, bölgedeki bazı ülkelerin topraklarını kullanarak saldırılarını sürdürmektedir. Birleşik Arap Emirlikleri'nde İranlıların bu ülkenin gelişiminde ne kadar etkili olduğunu gördük. Bu yüzden İran vatandaşlarına yönelik yaklaşımın, geleceği gözeten bir anlayışla belirlenmesi gerekir" şeklinde konuştu. "Türkiye ile ilişkilerimiz her zaman örnek gösterilen bir düzeyde olmuştur" Türkiye'nin girişimlerine ilişkin konuşan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Türkiye ile ilişkilerimiz her zaman örnek gösterilen bir düzeyde olmuştur. Türkiye'nin saldırıyı kınaması ve hem üst düzeyde hem de halk nezdinde ortaya koyduğu dayanışma takdire şayandır. Bu tutum, Türkiye'nin iyi komşuluk anlayışını benimsediğini ve aynı zamanda bu savaşın nedenleri ile bölgeye muhtemel etkilerinin farkında olduğunu gösteriyor. Türk yetkililer de defalarca siyonist rejimin bölgesel güvenlik açısından en büyük tehdit olduğunu dile getirdi. Türkiye başta olmak üzere diğer ülkelerin girişimleri, bölgesel barış konusundaki kaygılarını ortaya koyuyor. Gerilimin daha fazla tırmanmaması için arabuluculuk yapmak isteyen tüm ülkelerin dengeli ve gerçekçi bir yaklaşım sergilemesini bekliyoruz" ifadelerine yer verdi. "ABD ile doğrudan müzakere gerçekleştirmedik" Bekayi, arabuluculuk girişimleri ve diplomatik temas iddialarına ilişkin de konuşarak, "Şu ana kadar ABD ile hiçbir doğrudan müzakere gerçekleştirmedik. Gündeme gelen konular, ABD'nin müzakere talebine ilişkin olarak aracı ülkeler üzerinden bize iletilen mesajlardan ibaret. ABD tarafından diplomasi söylemi gündeme getirildiğinde herkesin dikkatli olması gerekir. Açıkçası, ABD'de kaç kişinin bu diplomasi iddialarını ciddiye aldığını bilmiyorum. Bizim tutumumuz ise en başından beri net. Karşı taraf sürekli pozisyon değiştirirken, biz hangi çerçevede hareket ettiğimizi biliyoruz. Ancak bize iletilen taleplerin önemli bir kısmı aşırı ve gerçeklikten uzak" dedi. "Yalnızca bir taraftan itidal beklenmesi doğru değil" İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bölge ülkelerinin savaşın sona ermesine yönelik çabalarına değinerek, "Pakistan'ın düzenlediği toplantılar, kendi oluşturduğu bir çerçeve olup bizim bu sürece herhangi bir katılımımız olmadı. Endişeler anlaşılabilir, ancak herkesin bu savaşın kim tarafından başlatıldığını unutmaması gerekir. Tek taraflı olarak yalnızca bir taraftan itidal beklenmesi doğru değildir. Bu savaşı İran başlatmadı, İran saldırıya uğradı. İran, sorumlu bir aktör olarak diyalog sürecine dahil oldu ancak ABD her iki seferde de müzakere masasını ortadan kaldırdı. Biz ne istediğimizi ve hangi konuların bizim için kabul edilemez olduğunu çok iyi biliyoruz" diye konuştu. "Ajans ve Grossi'nin kayıtsızlığı üzüntü verici" Bekayi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile UAEA Başkanı Rafael Grossi'nin yaklaşımını eleştirerek, "ABD ve siyonist rejimin nükleer tesislere yönelik saldırıları açıkça suçtur. Ajansın kendi tüzüğüne göre de bu eylemler suç kapsamındadır. Ancak daha da üzücü olan, Ajans ile Grossi'nin bu konudaki sessizliğidir. Grossi bir kez daha son derece hatalı bir tutum sergilemiş, saldırganları kınamak yerine yaptığı açıklamalarla süreci daha da karmaşık hale getirmiştir. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan (NPT) sorumlu bir makamın bu tür ihtimalleri dile getirmesi kabul edilemez. Ne yazık ki Grossi, son iki yılda savunulabilir bir performans ortaya koyamamıştır. Bu durum hem saldırıları kınamaması hem de tarafsızlığını koruyamamasıyla ilgilidir. Böyle bir tabloda Ajans'ın yapması gereken ilk şey saldırıları açıkça kınamaktır. Ancak bu yönde bir tutum görmedik. Biz kendi sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz, gerekli temasları yürüttük ancak taleplerimiz geçerliliğini korumaktadır" ifadelerini kullandı. "Buşehr Nükleer Enerji Santrali faaliyetini sürdürüyor" İsmail Bekayi, ABD ve İsrail'in hava saldırılarında üç kez hedef alınan Buşehr Nükleer Enerji Santrali'nin durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, "Bildiğim kadarıyla santral faaliyetini sürdürüyor. Gerçekleştirilen saldırılar son derece tehlikeli ve ABD ile Siyonist rejimin saldırgan tutumda hiçbir sınır gözetmediğini açıkça ortaya koyuyor. Bu noktada Birleşmiş Milletler ile UAEA'nın sorumluluğu son derece açıktır" şeklinde konuştu. "Misket bombası iddiaları gündem saptırma çabasıdır" İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İran'ın misket bombası kullandığı yönündeki iddialara da sert tepki göstererek, "Bu son derece küstah bir iddiadır. Bir yandan insancıl hukukun tüm kurallarını ihlal ederken, diğer yandan mağduriyet algısı oluşturarak İran'ın bu kuralları ihlal ettiğini öne sürüyorlar. Bu iddialar kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. İran, işlev ve etki bakımından misket bombasından farklı olan çoklu savaş başlıklı füzeler kullanmaktadır. Bu tür iddialar, daha çok gündemi saptırma çabasıdır. Minab'daki okul saldırısı, Fars eyaletine bağlı Lamerd kentinde yeni tip füzelerle gerçekleştirilen saldırılar, elektrik altyapısı ve üniversitelerin hedef alınması, çevreyi tahrip eden silahların kullanılması ve Lübnan'da fosfor bombası kullanımı bu saldırılara örnek teşkil etmektedir. Savaşın kendisi zaten hukuka aykırı ve saldırgan bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca, savaş dışı şartlarda komutanlarımıza yönelik saldırılar da savaş suçu kapsamına girmektedir" dedi. "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor" İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan (NPT) çekilmeye yönelik Meclis teklifine ilişkin de açıklamada bulunarak, "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor. Kamuoyunda da temel soru şu: Güçlü ülkelerin, anlaşmanın tanıdığı hakların kullanılmasına izin vermediği bir yapıya üye olmanın ne anlamı var? Eğer üyelik sadece kağıt üzerinde kalacak ve bu haklardan yararlanamayacaksak, bunun bize ne faydası olacak? Biz hala bu anlaşmanın tarafıyız ve taraf olduğumuz sürece yükümlülüklerimize bağlı kalıyoruz. Tutumumuz net. Her türlü kitle imha silahına karşıyız. Ancak UAEA'nın sorumsuz yaklaşımı ve ABD'nin yıkıcı tutumu, bu tartışmaların gündeme gelmesine neden oluyor" şeklinde konuştu.

Trump'ın İran'a sunduğu 15 maddelik planın detayları ortaya çıktı Haber

Trump'ın İran'a sunduğu 15 maddelik planın detayları ortaya çıktı

ABD ve İsrail medyası, ABD'nin İran'a savaşı sona erdirmek için 15 maddelik bir plan gönderdiğini bildirdi. Haberlerde, planın büyük ölçüde Trump yönetiminin Tahran'dan talep ettiği şartlara dayandığı bilgisi paylaşıldı. Haberlere göre, ABD'nin İran savaşını sona erdirmek için öne sürdüğü şartlar arasında, Tahran yönetiminin üç ana nükleer tesisini sökmesi, her türlü zenginleştirme faaliyetine son vermesi, balistik füze çalışmalarını askıya alması, vekil güçlere verdiği desteği sonlandırması ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden trafiğe açması yer alıyor. Buna karşılık olarak ise İran'ın nükleer programıyla bağlantılı olarak uygulanan yaptırımların kaldırılması ve İran'ın denetimi altında tutulacak sivil nükleer programa destek sağlanması planlanıyor. Detaylar hakkında bilgi sahibi olan kaynaklar, ABD Başkanı Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner'in bir aylık ateşkes ilan edilmesini ve bu süre zarfında 15 maddelik bir anlaşmanın müzakere edilmesini içeren bir mekanizma oluşturduğunu aktardı. Planda nükleer kapasite ve yaptırımlara ilişkin maddeler yer aldı ABD ve İsrail basını, Trump'ın İran savaşını sona erdirmek için İran'a gönderdiği plandaki 15 şartın 14'ünü yayınladı. Haberlere göre; planda, "İran mevcut nükleer kapasitelerini sökecek. İran asla nükleer silah edinmeye çalışmayacağını taahhüt edecek. İran topraklarında uranyum zenginleştirme faaliyeti gerçekleştirilmeyecek. İran'ın yaklaşık 450 kilogram civarında yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stokunu anlaşılacak bir takvim çerçevesinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) devredecek. Natanz, İsfahan ve Fordow Nükleer Tesisleri, ortadan kaldırılacak. UAEA'ya İran'da tam erişim ve denetim yetkisi verilecek ve şeffaflık sağlanacak. İran, bölgede vekil güç inşa ve kullanımına yönelik yaklaşımından vazgeçecek. İran, bölgedeki vekillerini fonlama, yönlendirme ve silahlandırma faaliyetlerinden vazgeçecek. Hürmüz Boğazı, bir deniz koridoru olarak açık ve işlevsel kalacak. İran'ın füze programı, hem menzil hem de nicelik açısından sonraki aşamalarda belirlenecek belirli eşiklerle sınırlandırılacak. Füzelerin gelecekte her türlü kullanımı, kendini savunma ile sınırlandırılacak. İran, uluslararası toplum tarafından uygulanan tüm yaptırımların tamamen kaldırılmasından istifade edecek. ABD, Buşehr nükleer santralinde elektrik üretimi de dahil olmak üzere İran'ın sivil nükleer programını geliştirmesine yardımcı olacak. İran'ın yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde yaptırımların otomatik olarak devreye girmesine imkan sağlayan "snapback" mekanizması kaldırılacak" maddeleri yer aldı. İran, Trump'ı yalanlamıştı ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki kilit isimlerle yapılan görüşmelerde muhtemel bir anlaşma için 15 madde üzerinde uzlaşmaya varıldığını açıklamış, İran'ın asla nükleer silah sahibi olmama şartını kabul ettiğini söylemişti. İran Dışişleri Bakanlığı ve İran ordusu ise iki ülke arasında görüşme olduğu ve 15 maddelik planın ele alındığı iddialarını reddetmişti. İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, "Başarısızlığınızı bir anlaşma olarak sunmaya çalışmayın. Bizim gibiler, sizin gibilerle asla uzlaşamaz. Ne şimdi ne de sonra" açıklamasını yapmıştı. İsrail basını, ABD ve İran'ın hızlı bir anlaşmaya ulaşma senaryosuna dikkat çekmişti İsrail basını, ABD ve İran'ın hızlı ve şartların muğlak olduğu bir anlaşmaya ulaşma senaryosunun İsrail liderlerinin uykusunu kaçırdığını iddia etmişti. Haberlerde, şartlar ayrıntılı bir şekilde netleşmeden savaşın sona ermesinin İran'ın fiilen üstün çıkması riski oluşturduğu ifade edilmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.