Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tutuksuz Sanık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tutuksuz Sanık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tutuksuz Sanık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

27. Dönem CHP Milletvekili Avukat Turan Aydoğan: "200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir" Haber

27. Dönem CHP Milletvekili Avukat Turan Aydoğan: "200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında ‘rüşvet’ iddiasıyla suçlanan 27. Dönem CHP Milletvekili tutuksuz sanık Avukat Turan Aydoğan, "Benim ailem, İBB ile ilgili hiçbir davaya bakmaz. Bu yasaktır. Davaya bakmaları için başka arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey olarak tanıdığım bir hukukçuyu arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey ile yönlendirdiğim kişiler arasında 200 bin dolarlık vekalet ücreti mevzusu yaşanmış. Benim bu durumdan haberim yok, kendi aralarında organize etmişlerdir. 2019'daki yerel seçimlerden sonra Ekrem Bey'in mazbatasını aldığı gün, 'sayın başkan helalleşelim. Siz işinize bakın ben işime bakayım. Ben parlamenterim’ dedim. Rahman beyin ben ve belediye ile bir ilişkisi yok ancak 200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 6’ıncı gününde devam ediliyor. Davada, iddianamede örgütün menfaatleri doğrultusunda sosyal medyadan gerçek dışı haberler yaptığı öne sürülen tutuksuz sanık Mesut Taşkın savunma yaptı. Sanık Taşkın savunmasında, "Benim bir örgüt faaliyeti içerisinde yer almam mümkün değildir. Metro İstanbul’da bakım mühendisi olarak çalışıyorum. Ben, bugüne kadar bir örgüt içerisinde yer almadım. Kimseden para almadım, söz konusu paylaşımları da ben yapmadım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. "200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir" Duruşmada, ‘rüşvet’ iddiasıyla suçlanan 27. Dönem CHP Milletvekili tutuksuz sanık Avukat Turan Aydoğan’da savunma yaptı. Aydoğan savunmasında, "Benim rüşvetle bir alakam yok. Burada yargılanan çoğu kişinin olaylardan haberi bile yok. 2022 yılından itibaren İmamoğlu ve bir kısım bürokratlarla fikir ayrılığı yaşamaya başladım. Sadece siyaseten değil, insan olarak ta iletişim kurmaya gerek duymadım. Hiç kimse burada bir rüşvetten bahsetmiyor, herkes danışmanlık ücreti diyor. Rüşvet diyemedikleri için. Bunları görünce aklımı oynatıyorum. Benim ailem, İBB ile ilgili hiçbir davaya bakmaz. Bu yasaktır. Davaya bakmaları için başka arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey olarak tanıdığım bir hukukçuyu arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey ile yönlendirdiğim kişiler arasında 200 bin dolarlık vekalet ücreti mevzusu yaşanmış. Benim bu durumdan haberim yok, kendi aralarında organize etmişlerdir. 2019'daki yerel seçimlerden sonra Ekrem Bey'in mazbatasını aldığı gün, 'sayın başkan helalleşelim. Siz işinize bakın ben işime bakayım. Ben parlamenterim’ dedim. Rahman beyin ben ve belediye ile bir ilişkisi yok ancak 200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir. Ben, kumpas olma ihtimalini düşünüyorum, bu olaylardan haberdar olsaydım, arkadaşım Rahman Beyi bu olaylara dahil etmezdim" diye konuştu. "Örgüt üyesi olmadığım gibi bir örgüte hizmet etmedim. Ben bir gazeteciyim" İddianamede, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği öne sürülen tutuksuz sanık Gazeteci Şaban Sevinç savunma yaptı. Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Benimle ilgili ‘İlke’ isimli gizli tanık, benim de dahil olduğum 9-10 gazetecinin Murat Ongun vasıtasıyla rüşvet suçunu işlediğimi iddia etti. Ben, bir gazeteciyim. Defalarca haber yaptım ancak ilk defa böyle bir şey başıma geliyor. Önemli yayın kuruluşlarında çalışmış olmama rağmen, kimseden talimat almadım. Ekrem İmamoğlu, hem İBB Başkanı olması, hem de cumhurbaşkanı adayı olacağı şeklinde kamuoyunda algılanması nedeniyle gazetecilerin takip ettiği kişiler arasında yer aldı. Ben, CHP üyesiydim o dönmede. O süreçte parti içerisindeki gelişmeleri daha yakından takip ettim. Emrah Bağdatlı isimli şahsı tanımıyorum, soruşturma aşamasında ismini duydum. Murat Ongun’la kendi ofisinde 3-4 defa görüştüm. Bir iki defa da kendisiyle dışarıda bir araya geldim. Ben, bir örgüt üyesi olmadığım gibi bir örgüte hizmet etmedim. Ben bir gazeteciyim" dedi. Duruşmaya bir saat ara verildi. Aranın ardından duruşma, tutuksuz sanıkların savunmaları ile devam edecek.

Gazeteci Soner Yalçın: "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?" Haber

Gazeteci Soner Yalçın: "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında savunma yapan Gazeteci Soner Yalçın, "Savcılık, benim hakkımda bir sonuç cümlesi kuruyor. Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir? İspatı iddianamede yok" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 4'üncü gününde devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı İbrahim Özkan'ın makam şoförü tutuksuz sanık Mustafa Bostancı savunma yaptı. "Ertan Yıldız, bir kolinin olduğunu, başkanıma teslim etmem gerektiği söylendi" Sanık Bostancı savunmasında, Ertan Yıldız tarafından gelen talimatla bir koli teslimi yapmasını istediğini belirterek, "Ertan Yıldız, bir kolinin olduğunu, başkanıma teslim etmem gerektiği söylendi. Ben de, Bakırköy Belediyesine gittim. Tam belediye binasının giriş kısmında, herkesin giriş çıkış yaptığı alanda, kameraların gözü önünde, normal bir şekilde arabamı çektim. Arabanın bagajını açtım, hiçbir temasım olmadan Ertan Yıldız kendisi bagaja koliyi koydu. Bana, ‘bunu başkanıma iletirsin' dedi. Bende ‘tamam' dedim. İbrahim Bey'in yanına koliyi götürdüm ve anahtarla birlikte aracı teslim ettim. Ben kesinlikle kolinin içeriğini bilmiyorum" dedi. Duruşmada, tutuksuz sanık Kadriye Kasapoğlu'nun şoförü tutuksuz sanık Sabri Caner Kırca da savunma yaptı. Sanık savunmasında, "Florya'da Fatih Keleş'in ofisi varmış. Bu ofisi uzaktan görmenin haricinde yakınlığına dahi gitmiş birisi değilim. Çünkü buralardan makamlar ve bizim yaptığımız görev icabıyla buralarda bulunmamız zaten yasak. Makamın yerini bile bilmem. Yani bu adam her nereden uydurduysa bunu ya da bunu uydurma gereği nereden duydu, ben gerçekten çok merak ediyorum. Mustafa Bostancı'nın bizim bu konuyla alakası yok deyip, beni ve Hüseyin'in adını vererek bir olay üretiyor ve bizim para taşıdığımıza dair bir konuyu anlatıyor. Gözaltına alındığımız tarihte de arkadaş Silivri Cezaevi'nden tahliye oluyor. Amacına ulaşmış bir şekilde. Her 28 günde bir SEGBİS'e çıkıp derdimizi anlatmaya çalıştık. Tutukluluk halinizin devamına deyip geri gönderdiler. Bu süreçte zaten ağır yükümlülükleri var bunun. 2 tane kız çocuğum var. Biri 11 yaşında, biri 6 yaşında. Kızım burada görmesin beni istiyorum. 2-3 ay boyunca, küçüğünü 4 ay boyunca görüşe hiç çağırmadım" dedi. "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?" Öte yandan, duruşmada, tutuksuz sanık Gazeteci Soner Yalçın'da savunma yaptı. Sanık Yalçın savunmasında, "Gazetecilik hayatım boyunca siyasetin pembe yalan denen sözlerine çok şahitlik ettim. Bunlar çoğu zaman gerilimi azaltmak, diplomatik dili yumuşatmak ya da toplumsal bir çatışmayı büyütmemek için gerçeğin kenarlarında dolaşan küçük sapmalar olarak görülürdü. Etik açıdan kuşkusuz tartışmalıydı. Suçlandığım fiillerle iddianamede delil diye sunulanlar arasında nasıl bir hukuki bağ kurulduğunu anlayamıyorum. Bir insanı suçlamak başka, o suçu somut delillerle ortaya koymak başka bir durumdur. Savcılık, benim hakkımda bir sonuç cümlesi kuruyor. Ancak o sonuca hangi somut eylemden, hangi delilden ve hangi mantıksal zincirden ulaştığını göremiyorum, gösteremiyor. İddianameyi okuyarak anlam vermeye çalışıyorum. Hangi davranışım gazetecilik sınırını aşıp örgütsel faaliyete dönüştü diye. Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir? İspatı iddianamede yok. Ben buraya gerçekleştirdiğim somut bir suç eylemi nedeniyle mi yargılanıyorum, yoksa temaslarım, konuşmalarım, yazılarım, yani gazetecilik faaliyetlerim sonradan kurulmuş bir kurgunun içine yerleştirildiği için mi karşınızdayım? Ve benim itirazım tam da buradadır" ifadelerini kullandı. Duruşma, tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş'ın savunması ile devam ediyor.

İBB davasında 2. duruşmanın ilk gününde tutuksuz sanıkların savunmaları alındı Haber

İBB davasında 2. duruşmanın ilk gününde tutuksuz sanıkların savunmaları alındı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davanın 2. duruşmasının ilk gününde tutuksuz sanıkların savunmaları alındı. Duruşmada Ekrem İmamoğlu'nun savunma yapma talebi kabul edilirken, tutuksuz sanıklar savunma yaptı. İBB'ye yönelik davanın 2. duruşması tutuksuz sanıkların savunmalarıyla başladı. Duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun önceki duruşmada savunma yapamaması nedeniyle bu celsede savunma yapma talebi kabul edildi. Mahkeme başkanı, İmamoğlu'na savunmasını "uygun bir yerde" alacağını söyledi. İBB davasında tutuksuz yargılanan ancak Gaziosmanpaşa Belediyesi dosyasında tutuklu bulunan CHP PM Üyesi Baki Aydöner de savunma yaptı. Hakkında başka dosyalarda da iddialar bulunduğunu belirten Aydöner, kardeşi Bulut Aydöner'in İBB davası kapsamında tutuklu bulunduğunu hatırlatarak, "11 Temmuz 2025 tarihinden bu yana canım kardeşim Bulut Aydöner'in de ağabeyim, 13 ay sonra ilk kez burada tokalaşabildik" dedi. Aydöner, Gaziosmanpaşa Belediyesi dosyasında da yargılandığını belirterek, bu dosyanın Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasından ayrıldığını söyledi. Tutuksuz yargılanan Aktaş'ın kendisine rüşvet verdiği iddiasını reddeden Aydöner, suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Ben neye göre örgüte üye olmuş oldum? Serbülent Danış'ın iddialarına göre. Serbülent Danış'ı zora sokup, Serbülent Danış'tan sisteme para aktarmak üzere böyle bir şey yapmışım. Ben CHP'deki konumumu hiçbir zaman kullanmadım. Siyasetçi olduğum için vatandaşlar, iş insanları, Serbülent gibi siyaset yapmak isteyenlerin bana ulaşmaya çalıştıklarını ifade ettim" dedi. Muhittin Böcek ile böyle bir teması olmadığını da söyleyen Aydöner, "30 milyon doların hacmine kadar araba veya nasıl nakledilir, onun da hesabını bilmiyorum" ifadelerini kullandı. "Bu suçlamayı ben iddianameden öğrendim" İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Yönetim Kurulu Başkanvekili Mehmet Çakılcıoğlu da savunma yaptı. 1989 yılında şehir plancısı olarak İBB'de göreve başladığını belirten Çakılcıoğlu, Nurettin Sözen'den Ekrem İmamoğlu'na kadar farklı dönemlerde belediye başkanlarıyla çalıştığını anlattı. İddianamedeki eyleme ilişkin suçlamayı reddeden Çakılcıoğlu, suçlamanın emniyet ve savcılık ifadelerinde kendisine yöneltilmediğini belirterek, "Bu suçlamayı ben iddianameden öğrendim" dedi. "Suçlamayı kabul etmiyorum." Çalıklıoğlu, "Suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Cemal Güneş'in ifadesinde yer alan ve gerçekleştiğini söylediği eylemi anlatırken kullandığı ‘Hatırladığım kadarıyla', ‘Miktarını hatırlamıyorum', ‘Yüksek ihtimalle' ifadeleri eylemin gerçekleştiğine dair çok büyük soru işaretlerini barındırmaktadır. Bu suçlamayı kabul etmiyorum. Şikayetçi Cemal Güneş ile herhangi bir irtibatım olmadığı gibi, kamuda çalıştığım uzun yıllar boyunca o kişiden ne de başkasından herhangi bir rüşvet almadım. Kamuda çalıştığım uzun yıllar boyunca o kişiden ne de başkasından herhangi bir rüşvet almadım" ifadelerini kullandı. "Ben hayatımda hiçbir örgüte üye olmadım" Duruşmada daha sonra tutuksuz sanık sanatçı Ercan Saatçi savunma yaptı. İBB operasyonlarının başladığı 19 Mart'ta gözaltına alındıktan kısa süre sonra serbest bırakıldığını belirten Saatçi, dosyada yer alması nedeniyle bazı konserlere gidemediğini ve ceza ödemek zorunda kaldığını söyledi. İhale süreçlerine ilişkin konuşan Saatçi, "Ben ihale nedir bilmem, neden yapılır onu da bilmem. Biz sanatçılar ticaretten anlamayız. Ben hayatımda hiçbir örgüte üye olmadım" ifadelerini kullandı. Saatçi, 1996 yılında PKK tarafından tehdit edildiğini ve devlet tarafından kendisine koruma verildiğini belirterek, "Beraatımı, onun da öncesinde işim gereği yurt dışı çıkış yasağımın kaldırılmasını talep ediyorum" dedi. Duruşma, yarın tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam edecek. 31 Ağustos'ta ise 53 tutuklu sanığın tutukluluk durumlarına ilişkin rutin değerlendirme yapılacak ve o hafta tutuklu sanıklar ve avukatlarının tutukluluğa ilişkin savunmaları alınacak. Yeni Parti Genel Başkanı Özel'den duruşma sonrası açıklama Duruşma sonrası bir açıklama yapan Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "Umudumuz duruşmanın kaldığı yerdeki hukuksuzluğun bugün giderilmesi. Ekrem başkanın savunma hakkı elinden alınmıştı biliyorsunuz. Kendisi 'Savunma yapmak istiyorum' dediği halde bir gün gibi, yarım gün gibi kısa bir süre verilmişti. Aksi takdirde 'Susma hakkınızı kullandınız, kabul edeceğiz' demişlerdi. Bu, bırakın böyle Türkiye siyasi tarihinin en kritik duruşmalarından birinde, Türkiye'de 972 tane ilçenin herhangi bir tanesindeki bir adliye binasında, herhangi basit bir davada uygulandığında ilk bozma kararıdır. Yani verilecek ilk karar bozma kararıdır. Ne yapmaya çalışıyorlar bilmiyoruz. Duruşmayı sakatlayacak ne olacak? Kendine güvenen bir savcı, kendine güvenen bir hakim, adalet dağıtacağını düşünenler savunma hakkını kısıtlarlar mı? Demek ki o kadar berbat durumdalar, o kadar kendi iddiaları savunulamaz ve çürütülmeye müsait ki Ekrem başkanın kendisini savunmasına izin vermemeyi tek çare olarak görüyorlar. Tarihin bu noktasına tanıklık etmeye geldik. Tabii Yeni Parti Genel Başkanı olarak geldik. Bu sürecin böyle işlemesini istemezdik ama buradaki kumpası kuranlarla oradaki kumpası kuranlar aynı büyük planın parçası. Ve bu plan elimizden partiyi almaya kalktı. Buna teslim olmayacağımızı söylemiştik. Bakın görüyorsunuz Yeni Parti'nin İstanbul İl Başkanı burada, 'Bir ara ana muhalefetten düştünüz' diye valilik tarafından kısıtlamalar uygulanıyordu. Şimdi ana muhalefet partisinin il başkanıdır. Bütün ilçe başkanlarımız burada. 39'da 38'i devam ediyor, bir arkadaşımız da yeni katıldı. Hepsi burada. Belediye başkanlarımız burada, milletvekillerimiz burada. Yeni Parti dimdik ayakta. Partimizi elimizden almak isteyenler ortalıkta yok. Bir kısmı burada savunma hakkını kullandıracak mı, kullandırmayacak mı onu göreceğiz" dedi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.