Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Türkiye Ekonomisi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Türkiye Ekonomisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Ekonomisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTSO’da Devir Teslim Töreni Gerçekleştirildi Haber

BTSO’da Devir Teslim Töreni Gerçekleştirildi

BTSO’da seçimlerin ardından yönetim kurulu başkanlığı ve meclis başkanlığında devir teslim töreni Oda Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Devir teslim töreninde konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, yeni dönemde Bursa iş dünyasının gücünü daha ileriye taşımak için çalışacaklarını ifade etti. BTSO Başkanı Özer Matlı, “Seçim döneminden sonra bugün bakanlarımızın da başkanlarımızın da huzurunda bir yeni dönem başlıyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin bir parçası olan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası da Odalar ve Borsalar Birliği'ndeki kanun maddesindeki 5174'e göre süreci devam ettirecektir. İbrahim Bey'le başlayan projeler, şehrin projeleridir. Şehrin projeleri devam edecektir. Yeni yönetimle beraber yeni dünyanın gerekliliklerine göre otomotivde ve tüm sektörlerde her zaman dönem değişiyor. Bunların üzerine ihtiyaçlara ve sektörlere göre ilave koyacaklarımız ne varsa, Bursa güçlü ve kadim bir şehir, daha iyi şeyleri hep birlikte yapılacağına inanıyoruz. Bursa’nın ilk 4’teki yerini ana hedefimiz 2. ve 3. sıraya çıkarmak olacaktır.” dedi. “ALDIĞIMIZ BAYRAĞI DAHA YUKARI TAŞIMAK, ANA HEDEFİMİZ” Başkan Özer Matlı, seçimlerin ardından aldıkları bayrağı daha ileri noktaya taşıyacaklarını belirterek, “Bütün geçmiş ekibimize, meclisimize, sekreteryaya, başta Osman Fevzi Efendi'den itibaren bugüne getiren tüm yöneticilerimize minnet ve saygı duyuyorum. Bu emanet bu saatten sonra bizde. Aldığımız bayrağı daha yukarı çıkarmak ana hedefimiz. Biz üyemizin sesini dinleyeceğiz. O talepleri geçmiş dönemdeki gibi alacağız. Sayın bakanımızın kapısını, vekillerimin kapısını aşındırmaya devam edeceğiz. Bursa için el birliği içerisinde çalışmayı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı. “BTSO GÜÇLÜ BİR KURUM” BTSO önceki dönem Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 137 yıllık köklü bir tarihi olan BTSO’da demokrasi şöleni havasında geçen bir seçimi geride bıraktıklarını ifade ederek, “13 yıldır hem Bursa ekonomisine hem de Türkiye ekonomisine hizmet etme şansını bulduğumuz bu güzel kurumda, artık görevi devrediyoruz. Bu 13 yıl boyunca, özellikle hem Bursa ekonomisi hem de Türkiye ekonomisi için gerçek anlamda rol model olan birçok projeyi hayata geçirdik. Gönül istiyor ki bu projelerin de yeni yönetimle birlikte aynen sürdürülmesi ve bunların üzerine ilave projelerle geliştirilerek hem Bursa'ya hem Türkiye'ye hizmete devam etmesi. BTSO güçlü bir kurum. Bursa, üretimde de ticarette de hizmette de her alanda Türkiye ekonomisine yön veren çok güçlü bir kent. Türkiye ekonomisinin yüzde 8.6'sını üreten bir şehir Bursa. Özer başkanımızın başkanlığında yeni yönetim hem Bursa'ya hem de ülkemize hizmetlerine devam edecek. Ben tekrar bu yeni dönemin hayırlı olmasını temenni ediyorum. Rabbim güzel hizmetler yapmayı nasip etsin” dedi. “SEÇİMLER İŞ DÜNYAMIZ İÇİN HAYIRLI OLSUN” Programa, Bursa Milletvekili ve TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank da katıldı. Bursa Milletvekili Mustafa Varank, “BTSO seçimleri şehrimize, iş dünyamıza hayırlı uğurlu olsun. Ben iki arkadaşımıza da gösterdikleri demokratik olgunluk sebebiyle teşekkür etmek istiyorum. Ama bu arkadaş cümlesi öylesine söylenmiş cümle değil. Gerçekten ikisi de yıllardır beraber çalıştığımız, gayret gösterdiğimiz, bu şehre, Türkiye ekonomisine katkı sağlamak için beraberce yol yürüdüğümüz arkadaşlarımız. Onlar bu dönemde yanlarına kendi ekiplerini alarak sahaya indiler ve gerçekten demokratik bir mücadele verdiler. Çok büyük gayret gösterdiler. Kendilerinin ortaya koyduğu performans için de seçimde kendilerine teşekkür ediyorum. Bütün samimiyetimle söylemek isterim ki biz bunu kazananın kaybedenin olduğu bir yarış olarak görmüyoruz. Bu adeta bir bayrak yarışıdır. Bundan önceki tüm BTSO yönetimleri bu şehre katkı sağlamak için gayret gösterdiyse bundan sonra da yeni BTSO yönetimi bu şehre katkı sağlamak için gayret gösterecek. Bu bayrağı ileri taşımak için gayret gösterecek. Bu kurumlar bugün ortaya çıkan kurumlar değil. Hep üstüne koyarak devam eden kurumlar. Dolayısıyla buradaki her bir geçmiş yönetimin arkadaşımızın burada katkısının üstüne inşallah koyarak devam edecek” ifadelerini kullandı. Devir teslim töreninin ardından BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, önceki dönem yönetim kurulu başkanı İbrahim Burkay’a; Meclis Başkanı Erol Dağlıoğlu da önceki dönem Meclis Başkanı Ali Uğur’a plaket ve çiçek takdim etti. Programa Bursa Milletvekili Refik Özen, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan ve BTSO Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Faik Çelik de katıldı.

Bakan Bolat'tan yabancı yatırımcılara çağrı: "Geç kalmadınız, Türkiye'ye gelin" Haber

Bakan Bolat'tan yabancı yatırımcılara çağrı: "Geç kalmadınız, Türkiye'ye gelin"

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, yurt dışından gelen müteahhitler ve iş insanlarıyla bir araya geldiği toplantıda Türkiye ekonomisinin büyüme rakamlarını ve yatırım fırsatlarını açıkladı. Bakan Bolat, Türkiye ekonomisinin son 23 yılda katettiği mesafeyi ve küresel ticaretteki konumunu paylaştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin kesintisiz bir büyüme performansı sergilediğini belirten Bakan Bolat, 2002 yılında 238 milyar dolar olan milli gelirin Haziran 2026 itibarıyla 1,7 trilyon dolara yükseldiğini ifade etti. Kişi başına düşen milli gelirin de ciddi bir artış gösterdiğini vurgulayan Bolat, "2002'de 3 bin 600 dolar olan kişi başına milli gelirimiz, Aralık 2025 sonu itibarıyla 18 bin dolara ulaşmıştır. Yıl sonunda ise çok muhtemelen 20 bin doları aşacak noktaya gelecektir. Son 16 yıldır kesintisiz büyüme sağladık. Son 23 yılın ortalama büyüme oranı yüzde 5,35 olurken, pandemi döneminde bile Türkiye ekonomisi yüzde 2 büyümeyi başarmıştır. Bu yılın ilk yarısında da yüzde 2,5'lik bir büyüme kaydedilmiştir" diye konuştu. "Dış ticaret hacmimiz 865 milyar dolara ulaştı" İstihdam ve dış ticaret verilerine de değinen Bakan Bolat, işsizlik oranının yüzde 7,8 ile son 40 aydır tek haneli seyrini sürdürdüğünü kaydetti. Dış ticaretin büyümedeki lokomotif rolüne dikkati çeken Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'nin mal ve hizmet ihracatının toplamı Eylül ayı itibarıyla yıllık 409 milyar dolara ulaşmıştır. İthalatı da eklediğimizde 865 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmimiz mevcuttur. Bu da milli gelirimizin yüzde 50'sinden fazla bir pay oluşturmaktadır. Mal ve hizmet ihracatı ile transit ticaret gayrisafi milli hasılanın büyümesinde ana faktörlerdendir. Yılın ilk 9 ayında ihracatımızda yüzde 5,2'lik bir artış sağlanmıştır." Yabancı yatırımcılara çağrı: "Geç kalmadınız, Türkiye'ye gelin" Hizmetler sektörünün Türkiye ekonomisindeki stratejik önemine işaret eden Ticaret Bakanı Bolat, müteahhitlik, turizm, yazılım ve sağlık gibi alanların büyük katkı sunduğunu söyledi. Müteahhitlik sektörünün milli gelir içindeki payının yüzde 6,5 civarında olduğunu aktaran Bolat, hizmet ihracatında bu yılki hedefin 128 milyar dolar olduğunu ve bu alanda 63 milyar dolar dış ticaret fazlası verildiğini belirtti. En büyük dış ticaret ortağının 27 ülkeli Avrupa Birliği (AB) olduğunu ifade eden Bolat, uluslararası yatırımcılara şu sözlerle seslendi: "Türkiye'de 89 bin yabancı yatırımcı şirket bulunuyor ve bunların yüzde 63'ü Avrupalı firmalardan oluşuyor. Eğer henüz Türkiye'de değilseniz geç kalmadınız, sizleri Türkiye'ye davet ediyoruz. Kurumlar vergimiz yüzde 50 indirimle yüzde 25'ten yüzde 12,5'a düşürülmüştür. Cazip yatırım teşviklerimiz ve 86 milyonluk güçlü bir iç pazarımız bulunmaktadır." "Türkiye çelik üretiminde Avrupa birincisi" Türkiye'nin sanayi ve inşaat malzemeleri üretkenliğinde dünyada ön sıralarda yer aldığını vurgulayan Bakan Bolat, otomotivden çimentoya kadar birçok sektördeki küresel başarıları paylaştı. Türkiye'nin otomotiv sanayisinde Avrupa 4'üncüsü, makine ihracatında ise 28-29 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirten Bolat, inşaat sektörünün temel girdilerine ilişkin şu detayları verdi: "Çimento, cam ve seramik sektöründeki ihracat hacmimiz 4,7 milyar dolara yaklaşmıştır. Türkiye, 14 milyar dolarlık küresel çimento ihracat liginde son 4 yıldır üst üste dünya birincisidir. Seramik karo üretiminde ve ihracatında dünya 5'incisiyiz. Demir çelik sektörümüz de son derece güçlüdür. Geçtiğimiz yıl 38 milyon tonluk çelik üretimiyle Türkiye, Avrupa'da 1'inci sırada yer almıştır. Doğal taş, mermer ve granit ihracatımız ise 2,1 milyar dolarla Çin ve İtalya'nın ardından dünya 3'üncüsüdür." "Her yol Türkiye'den geçer" Küresel ekonomideki jeopolitik gerilimlere ve bölgesel çatışmalara rağmen Türkiye'nin jeostratejik konumunun önemine değinen Bakan Bolat, ulaştırma ve ticaret koridorlarının merkezinde yer aldıklarını vurguladı. Bolat, "Türkiye; Avrupa'yı Asya'ya ve çevre bölgelere bağlayan kritik güzergâhların tam kesişim noktasındadır. Çin ve Orta Asya'yı Hazar Denizi, Güney Kafkasya ve ülkemiz üzerinden Avrupa'ya bağlayan 'Orta Koridor' alternatif bir ticaret hattı olarak giderek önem kazanmaktadır. Zengezur Koridoru ile Irak'ın Kalkınma Yolu Projesi de bölgesel entegrasyon için büyük potansiyel taşımaktadır. Zengezur Koridoru'nun, Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki bağı güçlendirerek Çin-Orta Asya-Türkiye-Avrupa hattındaki ticareti artırmasını bekliyoruz. Kısacası her yol Türkiye'den geçer" dedi.

Bursa'da dünya ve Türkiye ekonomisi ele alındı Haber

Bursa'da dünya ve Türkiye ekonomisi ele alındı

Bursa İhtisas Stratejik Araştırmalar Grubu’nun (BİSAG) 298. Aylık Toplantısı’nda dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeler görüşüldü. BİSAG’ın, Büyük Birlik Partisi Ekonomi ve Kalkınmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve BİSAG Ekim Ayı Grup Başkanı Ekrem Alfatlı’nın davetiyle düzenlediği toplantıda Uludağ Üniversitesi Uluslararası Ticaret Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yüksel Okşak, "Dünya ve Türkiye Ekonomisi: Öngörüler ve Öneriler" başlıklı sunum yaptı. Yapay zeka yatırımlarının küresel büyümeyi desteklediğini belirten Okşak, OECD’nin 2026 yılı dünya büyüme öngörüsünün yaklaşık yüzde 2,9 seviyesinde bulunduğunu ifade etti. Orta Doğu kaynaklı enerji şokları, jeopolitik gerilimler ve sıkı finansal şartlarının küresel ekonomideki belirsizlikleri artırdığını söyleyen Okşak, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki seyrin özellikle enerji ithalatçısı ülkeler açısından enflasyon ve dış denge risklerini canlı tuttuğuna dikkat çekti. Küresel ekonominin ciddi bir kırılma eşiğinde olduğunu belirten Okşak, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ağustos ayında yıllık enflasyonun yüzde 31,5 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatarak, enerji ve gıda maliyetleri ile finansman koşullarının enflasyonla mücadelede belirleyici olmaya devam ettiğini ifade etti. Okşak, sıkı maddi duruşun yanı sıra beklentilerin yönetilmesi, enerji faturasının azaltılması, üretken yatırımların ve ihracatın desteklenmesi gerektiğini kaydederek, fiyat istikrarının büyüme, üretim ve istihdam hedefleriyle birlikte ele alınmasının önemine dikkat çekti. "Ekonomide kalıcı çözümün yolu üretim, yatırım ve istihdamdan geçiyor" Toplantının Ekim Ayı Grup Başkanlığını yürüten Büyük Birlik Partisi Ekonomi ve Kalkınmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı da Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin güçlü üretim potansiyeli, girişimci insan kaynağı ve stratejik konumuyla küresel ekonomide yaşanan dönüşümü fırsata çevirebilecek imkânlara sahip olduğunu belirten Alfatlı, şöyle konuştu: "Ekonomide kalıcı istikrarı yalnızca para politikası araçlarıyla sağlamamız mümkün değildir. Enflasyonla mücadele kararlılıkla sürdürülürken üretimi, yatırımı, ihracatı ve istihdamı güçlendiren bütüncül bir ekonomi politikasına ihtiyaç vardır. Türkiye'nin kendi üretim yapısını ve ekonomik gerçeklerini merkeze alan, dışa bağımlılığı azaltan ve katma değerli üretimi teşvik eden bir kalkınma anlayışını güçlendirmeliyiz. Özellikle sanayicimizin, esnafımızın, çiftçimizin ve üreticimizin finansmana erişimini kolaylaştıran; vatandaşımızın alım gücünü ve gelir dağılımında adaleti gözeten politikalar ekonomik programın temel unsurları arasında yer almalıdır." Alfatlı, küresel ekonomide yaşanan değişimin Türkiye açısından yalnızca riskler değil önemli fırsatlar da barındırdığını ifade ederek, "Türkiye’nin güçlü olduğu alanları daha da güçlendirmeli, ithalata bağımlı olduğumuz stratejik sektörlerde yerli üretim kapasitemizi artırmalıyız. Üreten, ihraç eden, istihdam oluşturan ve teknolojik dönüşümü yakalayan bir Türkiye, sürdürülebilir kalkınmanın da güçlü ekonominin de temelidir" değerlendirmesinde bulundu. Toplantının sonunda BİSAG üyelerinin sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Yüksel Okşak, davet ve ev sahipliği dolayısıyla BİSAG’a ve Ekim Ayı Grup Başkanı Ekrem Alfatlı’ya teşekkür etti. Ekrem Alfatlı ise kapsamlı değerlendirmeleri ve katkıları dolayısıyla Doç. Dr. Yüksel Okşak’a teşekkür ederek, BİSAG çatısı altında Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve stratejik meselelerinin alanında uzman isimlerin katılımıyla ele alınmaya devam edeceğini ifade etti.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nda 60 bin üye sandığa gidiyor Haber

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nda 60 bin üye sandığa gidiyor

BTSO’da gerçekleştirilen seçimlerde 70 komitede hem komite üyeleri hem de meclis üyelerinin belirlenmesi için oy kullanılıyor. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 137 yıllık geçmişe sahip odada gerçekleştirilen seçimlerin Bursa ve Türkiye ekonomisi açısından önemine dikkat çekti. Seçimlerin bir demokrasi şöleni içerisinde gerçekleşmesini dileyen BTSO Başkanı Burkay, "Bugün Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda çok önemli, tarihi bir gün. 137 yıllık köklü geçmişe sahip olan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası bugün bir demokrasi şöleni yaşıyor. 70 komitede, 107 sandıkta bugün hem komite üyelerimizi hem meclis üyelerimizi seçeceğimiz seçimimizi gerçekleştiriyoruz. Ben seçimimizin aynı bu demokrasi şöleni içinde geçmesini, birlik ve beraberlik içinde de sonuçlanmasını diliyorum" dedi. "60’tan fazla büyük projeyi Bursa ve Türkiye ekonomisine kazandırdık" Bursa’nın Türkiye ekonomisinin önemli itici güçlerinden biri olduğunu ifade eden BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, odanın kentin ekonomik potansiyelinin temsil edildiği en önemli kurumlardan biri olduğunu belirtti. Göreve geldikleri dönemden itibaren 16 makro proje hedefiyle yola çıktıklarını aktaran Başkan, bugüne kadar 60’tan fazla büyük projeyi Bursa ve Türkiye ekonomisine kazandrma imkanı bulduklarını söyledi. Bu çalışmaların komite başkanları, komite üyeleri, meclis üyeleri ve Bursa iş dünyasının katkılarıyla gerçekleştirildiğini belirten Burkay, Türkiye ekonomisine yön veren birçok projenin hayata geçirildiğini ifade etti. "Teknosab, Mesyeb, Butekom ve Bursa Business School" Hayata geçirilen projeler arasında TEKNOSAB, MESYEB, BUTEKOM ve Bursa Business School gibi projelerin bulunduğunu kaydeden BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, bu projelerin Bursa ekonomisinin gelişimine katkı sunduğunu belirtti. 2026-2030 vizyonunu da ortaya koyduklarını dile getiren Başkan, uzun süredir üzerinde çalışılan KOBİ OSB projesinin de bu vizyonun önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. "KOBİ’lerimizin rekabetçiliğini artıracağız" KOBİ OSB ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin üretim ve ticaret kapasitesinin geliştirilmesinin hedeflendiğini belirten Burkay, "Türk küçük ve orta ölçekli işletmelerimizin, KOBİ’lerimizin önümüzdeki süreçte hem rekabetçiliklerini artıracak hem de onları dünya pazarında daha iyi bir konuma getirecek olan TEKNOSAB KOBİ ekosistemini ve KOBİ OSB projemizi inşallah devreye aldık" ifadelerini kullandı. TEKNOSAB KOBİ OSB içerisinde farklı sektörlere yönelik alanların da yer alacağını belirten Başkan, projede serbest bölgeler, veri merkezi, savunma sanayii, inşaat ve gıda sektörlerine yönelik bölümlerin bulunacağını ifade etti. Burkay, "TEKNOSAB KOBİ OSB’de inşallah küçük ve orta ölçekli tüm işletmelerimiz önümüzdeki süreçte hem üretimlerini hem de ticaretlerini geliştirecekler" dedi. Seçimlerin Bursa ve Türkiye için hayırlı olmasını temenni eden BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, Bursa iş dünyasını 2026-2030 döneminde yürütülecek çalışmalara destek vermeye çağırarak, "Bugüne kadar yaptığımız hizmetlerin devamı adına mavi pusulaya oy vererek bu sürecin 2026-2030 misyonunun da bir parçası olmaya davet ediyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’ Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘‘Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş, böylece kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaşmıştır. Zorlu küresel şartlara rağmen 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 yılında 273,2 milyar dolara yükselmiştir’’ dedi. "Değişen Dünyada İstikrar Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası" temasıyla kamu, iş dünyası, akademi ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini bir araya getiren İstanbul Ticaret Kongresi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Üniversitesi Düşünce ve Proje Üretim Akademisi Müdürü ve Kongre Başkanı Nazım Ekren’in açılış konuşmalarıyla başladı. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), uluslararası iş dünyası ve akademiden isimleri İstanbul’da bir araya getiren kongrede, küresel ticaretin değişen dengeleri, jeopolitik riskler, yeşil ve dijital dönüşüm, ticaretin normları ve etik değerleri, ticari istihbarat ve ticari diplomasi çok boyutlu biçimde ele alındı. Açılış konuşmasında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Cevdet Yılmaz, "Bu kongre; küresel ticarette dengelerin değiştiği ve belirsizliklerin arttığı bir dönemde, ülkemizin üretim, ihracat ve yatırım imkânlarını ele almak açısından mühim bir buluşmadır. Etkinliğin "Değişen Dünyada İstikrarın Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası" temasıyla gerçekleşmesi de yapılan istişareleri çok daha anlamlı kılmaktadır" dedi. Küresel ekonomi ve küresel ticaretin son yirmi yıllık döneminde krizlerin ve şokların giderek sıklaştığı bir sürece girildiğini belirten Yılmaz, "2026 yılında Rusya-Ukrayna savaşının yeni boyutlar kazanmasının yanı sıra, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın getirdiği enerji şoku, yalnızca enerji fiyatları üzerinden değil; üretim maliyetleri, enflasyon, lojistik, dış ticaret, finansal koşullar ve büyüme kanalları üzerinden de küresel ekonomiyi eş zamanlı olarak etkilemektedir. Dolayısıyla artık küresel ekonomide şokların istisnai değil, neredeyse sürekli olarak yönetilmesi gereken bir unsur haline geldiği bir yapıdan söz ediyoruz. İstikrarlı şekilde istikrarsızlık üreten bir ortamda, uluslararası kurumların ve kuralların giderek zayıfladığı bir dönemdeyiz. Dünya Ticaret Örgütü, 2025 yılında yüzde 4,6 büyüyen küresel mal ticaretinin 2026 yılında yüzde 1,9 büyüyeceğini öngörürken Uluslararası Para Fonu da küresel büyümenin yüzde 3’e gerileyeceğini tahmin etmektedir. Küresel ekonomide ağırlık merkezi gelişmekte olan ülkelere ve özellikle doğuya kayarken rekabet; fiyatın yanı sıra sanayi politikaları, teknoloji ve ölçek ekonomileri üzerinden şekillenmektedir. Türkiye ekonomisi, bu zorlu küresel şartlarda üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle diğer ülke ve bölgelere kıyasla daha pozitif ayrışmayı başarmıştır" şeklinde konuştu. ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’ Gayrisafi yurt içi hasılasının 2025 yılında 1,6 trilyon dolara yükseldiğini 2026 yılının ilk yarısı itibarıyla da yıllıklandırılmış olarak 1,7 trilyon doları aştığını belirten Yılmaz "Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş, böylece kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaşmıştır. Zorlu küresel şartlara rağmen 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 yılında 273,2 milyar dolara yükselmiştir. Hizmet ticaretinin küresel ticaret ve değer zincirleri içindeki payı da her geçen gün artmaktadır. Türkiye’nin hizmet ihracatı 2002 yılındaki 14 milyar dolar seviyesinden 2025 yılında 125 milyar dolara yükselmiş, ülkemiz en fazla hizmet ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında 22’nci sıraya yerleşmiştir. Sağladığımız 63 milyar dolarlık hizmet ticareti fazlasıyla bu alanda dünyada altıncı sıradayız. Mal ve hizmet ihracatı toplamımız 2025 yılında 400 milyar dolara yaklaşarak tüm zamanların rekorunu kırmıştır. Ağustos ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatımız 280 milyar doları geçerken mal ve hizmet ihracatımızın ise 405 milyar dolara aşacağını öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. ‘‘Reel sektörümüzün her zaman yanındayız’’ İhracatçılara sağlanan desteklerden de bahseden Yılmaz, ‘‘İhracatımızın daha yüksek katma değerli, daha rekabetçi ve daha geniş bir coğrafyaya yayılan yapıya kavuşması için, firmalarımızı ihracata hazırlıktan pazarlamaya, tasarımdan küresel firmalara tedarikçi olmaya kadar her aşamada destekliyoruz. Bu kapsamda, seçici bir yaklaşımla ihracatçılarımızın finansmana erişim imkanlarını genişletiyoruz. Reel sektörümüzün her zaman yanındayız. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatına toplam 33 milyar lira destek sağladık; 2026 yılında bu amaçla ayrılan toplam bütçeyi 45 milyar liraya çıkardık’’ diye konuştu. İTO Başkanı Avdagiç: ‘‘Küresel ticaretin yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır’’ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, ise yaptığı konuşmada, ‘‘Küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. Türkiye, son 25 yılda sağladığı ekonomik istikrarla, sağlam altyapısıyla, nitelikli işgücüyle, ikiz dönüşümdeki kararlılığıyla, savunma sanayiinde elde ettiği güçlü birikimle, yakın tedarik üssü olmasıyla ve lojistik üstünlükleriyle büyük bir avantaja sahip’’ değerlendirmesinde bulundu. Avdagiç, jeopolitik ve jeoekonomik gerilimlerin, korumacı ticaretin, yüksek gümrük tarifelerinin, tedarik zinciri sorunlarının, enerji ve lojistik maliyetlerindeki devasa dalgalanmaların, dijital ve yeşil dönüşüm ile baş döndürücü teknolojik gelişmelerin yaşandığı bir süreçten geçtiğimizi vurguladı. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı verilerine göre küresel mal ve hizmet ticaretinin 2025'te 35,2 trilyon doları aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Avdagiç, ‘‘Korumacı politikaların yeniden yükselmesinin, jeopolitik gerilimlerin ve tedarik zincirindeki kırılmaların yol açtığı maliyet artışları, dünya ticareti için ciddi bir tehdit. Öyle ki Dünya Ticaret Örgütü, küresel GSYİH'nin yüzde 6,9'a kadar azalabileceğini ve ticaretin, en başta yoksul ülkeleri vuracak bir parçalanma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor" ifadelerini kullandı. İTO Başkanı Avdagiç sözlerine şöyle devam etti: "Kongremizin temasında ortaya koyduğumuz gibi, küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. O yüzden bu kongrede soyut bir başlık konuşmuyoruz. Dört oturuma yayılmış somut bir yol haritası sunuyoruz. Böylece bugünün tüccarının yalnızca fiyat ve kaliteyle değil finansmana erişim, enerji maliyeti, teslimat güvenilirliği, mevzuata uyum ve bilgi kapasitesiyle de rekabet etmek zorunda olduğunun altını çiziyoruz. Bunları içeren yeni bir rota çizilmesini öneriyoruz."

Adalet Bakanı Gürlek: "Güçlü bir ekonomi ancak öngörülebilir bir hukuk düzeni ve güven veren bir adalet sistemi üzerine kalıcı hale gelecektir" Haber

Adalet Bakanı Gürlek: "Güçlü bir ekonomi ancak öngörülebilir bir hukuk düzeni ve güven veren bir adalet sistemi üzerine kalıcı hale gelecektir"

Bakan Gürlek, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu toplantısında DEİK yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldi. Bakan Gürlek, DEİK Genel Merkezindeki toplantıda, iş dünyasının temsilcileriyle Türkiye ekonomisi, yatırım ortamı ve yargı alanındaki çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. DEİK’in Türkiye’nin ticari diplomasisinde önemli bir görev üstlendiğini belirten Bakan Gürlek, Türk iş dünyasının dünyanın farklı coğrafyalarında daha güçlü ve görünür hale gelmesinde kurulun önemli katkısı bulunduğunu söyledi. Ülkelerin gücünün artık yalnızca siyasi ve askeri kapasiteleriyle ölçülmediğini belirten Bakan Gürlek, "Türk iş dünyasının dünyanın dört bir yanında daha güçlü, daha görünür ve daha etkin olmasında DEİK’in ortaya koyduğu bu gayretin ve iradenin önemi oldukça büyüktür. Çünkü artık ülkelerin gücü yalnızca siyasi veya askeri kapasiteleriyle değil, üretim güçleriyle, ticaret hacimleriyle ve dünyada kurdukları ekonomik bağlarla da ölçülmektedir" dedi. Türkiye’nin güçlü bir orduya ve savunma kapasitesine sahip olduğunu belirten Bakan Gürlek, iş dünyasının üretim, yatırım ve istihdam yoluyla ülkenin kalkınmasına önemli katkılar sunduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: "Devletimizin açtığı her yeni kapının ticaretle, yatırımla ve üretimle kalıcı hale gelmesini sağlayan en önemli güçlerden biri de sizlersiniz. Şunu hepiniz fark etmişsinizdir ki artık savaşların asli sebeplerinden birinin ticari avantaj sağlamak olduğu bariz bir gerçek haline gelmiştir." Küresel ölçekte yaşanan mücadelelerin ekonomik boyutuna vurgu yapan Bakan Gürlek, güçlü bir ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma modeli oluşturamayan ülkelerin dış müdahalelere açık hale geldiğini kaydetti. "Ekonomik bağımsızlık milli bağımsızlıktan ayrılmaz" Bakan Gürlek, "Günümüzde mücadele yalnızca cephede değil, ticarette, enerjide, teknolojide, üretimde ve finans sistemlerinde de verilmektedir. Bir ülkenin ekonomik bağımsızlığını kaybetmesi zaman içerisinde siyasi karar alma iradesinin de zayıflaması anlamına gelecektir. İşte bu nedenle ekonomik bağımsızlığı, milli bağımsızlığımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz" diye konuştu. "Türkiye’nin müzakereci, barışçıl ve yapıcı tutumunu aynı zamanda ticari kazanımları da tahkim edebilmelidir" Enerji yolları, ticaret koridorları, kritik madenler ve teknolojinin küresel güç mücadelesinin önemli unsurları haline geldiğini anlatan Bakan Gürlek, "Türkiye, bölgesinin tüm jeopolitik avantajlarını kullanarak çevresindeki savaş ve gerginliklerde ortaya koyduğu müzakereci, barışçıl ve yapıcı tutumunu aynı zamanda ticari kazanımları da tahkim edebilmelidir. Bu konuda bizlere de sizlere de oldukça önemli sorumluluklar düşmektedir" dedi. Diplomaside oluşturulan güven ortamının kalıcı ticari ortaklıklara dönüştürülmesi gerektiğini belirten Bakan Gürlek, reel sektörün Türkiye ekonomisinin omurgası olduğunu söyledi. "Güçlü bir ekonomi ancak öngörülebilir bir hukuk düzeni ve güven veren bir adalet sistemi üzerine kalıcı hale gelecektir" Türkiye Yüzyılı vizyonunun adalet alanındaki karşılığını "Adaletin Yüzyılı" hedefi olarak tanımlayan Bakan Gürlek, şöyle konuştu: "Siz üretirken, yatırım yaparken ve yeni pazarlara açılırken devletimizin bütün kurumlarıyla yanınızda olduğunu bilmenizi isterim. Güçlü bir ekonomi ancak öngörülebilir bir hukuk düzeni ve güven veren bir adalet sistemi üzerine kalıcı hale gelecektir. Bizim görevimiz reel ekonomimiz üzerinde geçmişten gelen mevzuat yüklerini ya da hukuki boşluklardan kaynaklanan baskıları tek tek ortadan kaldırmaktır. İş insanlarımız önünü görebilmeli, yatırımcımız hukuk düzenine güvenmeli ve ekonomik faaliyetler gereksiz bürokratik ya da hukuki engellere takılmadan yoluna devam edebilmelidir." "Çıkar amaçlı suç örgütü yapılanmalarıyla mücadele etmeye devam edeceğiz" Yargının ekonomik hayatı tehdit eden çıkar amaçlı suç örgütleriyle mücadelesini sürdüreceğini ifade eden Bakan Gürlek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ekonomimizi zehirleyen çıkar amaçlı suç örgütü yapılanmalarıyla mücadele ediyoruz ve etmeye de devam edeceğiz. Üretenin, yatırım yapanın, istihdam sağlayanın karşısına hukuk dışı yollarla çıkan yapılara karşı da mücadelemizi sürdüreceğiz. Ekonomik düzenin güvenliği, hukuk devletinin asli sorumluluklarından biridir. Çünkü yatırım ortamının güvenliği yalnızca mevzuatın sağlamlığıyla değil, ekonomik hayatı tehdit eden hukuk dışı yapıların etkisiz hale getirilmesiyle ancak mümkündür." Bakan Gürlek, ticari davaların uzun sürmesinin iş dünyasının önemli sorunlarından biri olduğunun farkında olduklarını belirterek, İstanbul’daki ticaret mahkemelerini tek çatı altında topladıklarını söyledi. Yargılamalarda hedef süre uygulamasına büyük önem verdiklerini belirten Adalet Bakanı Gürlek, UYAP üzerinden dava açıldığı anda dosyanın öngörülen tamamlanma süresinin belirlendiğini anlattı. Hâkimlerin hedef sürelere uymasına yönelik denetimin artırıldığını belirten Bakan Gürlek, sürenin hâkimin kendisinden kaynaklanan nedenlerle aşılması halinde idari ve disiplin süreçlerinin gündeme geleceğini ifade etti. "Azimle çalışıyoruz" Mahkemelerdeki dosya ve personel yoğunluğunun da teknolojik imkanlarla takip edildiğini anlatan Bakan Gürlek, iş yükü veya personel yetersizliği bulunan noktalara daha hızlı müdahale edeceklerini vurgulayarak şöyle konuştu: "Adalet Bakanlığı olarak yasal düzenlemeleri eksiksiz ve daha işlevli hale getirmek, iç ve dış hukuk güvencelerini sağlayan yasal çerçeveleri oluşturmak, çağın gerçeklerine uygun mevzuatı hayata geçirmek, uluslararası tahkim mekanizmalarının etkin işlemesini destekleyecek hukuk diplomasisi kanallarını geliştirmek bizim temel görevlerimizden birisidir. Bu konuda önemli adımlar attığımızı düşünüyorum. Ticaret mahkemelerinin ihtisas alanlarını geliştirip yapısal güçlerini artırmak, hızlı ve adil yargısal süreçler yürütmek, yatırım ve istihdamı destekleyen hukuk devleti ilkelerini sonuna kadar tahkim etmek de bu anlayışın devamıdır. Bunu çok iyi biliyor ve bu yönde azimle çalışıyoruz." Uluslararası ticaret ve yatırım uyuşmazlıklarına ilişkin çalışmalara da değinen Bakan Gürlek, 29 Mayıs 2026’da Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Tahkim Daire Başkanlığını kurduklarını hatırlattı. Yargılamaların uzamasındaki önemli nedenlerden birinin gereksiz bilirkişi incelemeleri olduğunu dile getiren Bakan Gürlek, bilirkişilik sisteminde kapsamlı düzenlemeler yaptıklarını ve yeni çalışmalar yürüttüklerini kaydetti. Hâkimin hukuki değerlendirmeyi bilirkişiye bırakamayacağını vurgulayan Bakan Gürlek, dosyaların yalnızca teknik uzmanlık gerektiren konularda bilirkişiye gönderilmesi gerektiğini söyledi. İş davalarının daha kısa sürede kesinleşmesi için istinaf kapasitesini artırdıklarını belirten Bakan Gürlek, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde iş davalarına bakan yeni dairelerin kurulduğunu ve hedef süre uygulamasının istinaf aşamasında da geçerli olduğunu söyledi. Hukuki öngörülebilirliğin yatırım ortamının temel unsurlarından biri olduğunu belirten Bakan Gürlek, arabuluculuk sisteminin dava yükünün azaltılmasında önemli başarı sağladığını ifade ederek, yeni düzenlemelerle bazı uyuşmazlık türlerinin de arabuluculuk kapsamına alınması üzerinde çalıştıklarını kaydetti. "İstişare, daha güçlü hukuk ve yatırım ortamının vazgeçilmez unsurudur" İş dünyasının sahadaki tecrübelerinin mevzuat çalışmalarına katkı sağlamasını önemsediklerini vurgulayan Bakan Gürlek, "İstişareyi daha güçlü bir hukuk ve yatırım ortamının vazgeçilmez unsurlarından biri olarak görüyoruz" diye konuştu. Adalet Bakanı Gürlek, Adalet Bakanlığının yatırım ve üretimin önündeki hukuki engelleri azaltmaya yönelik çalışmalarını sürdüreceğini belirterek, devletin bütün kurumlarıyla üreten, yatırım yapan, ihracat gerçekleştiren ve istihdam sağlayan iş dünyasının yanında olduğunu kaydetti. DEİK Başkanı Nail Olpak’ın ev sahipliğinde DEİK genel merkezinde yapılan toplantıda Bakan Gürlek yönetim kurulu üyelerinin görüş ve önerilerini de dinledi.

Türkiye ekonomisi ilk çeyrekte yüzde 2,5 büyüdü Haber

Türkiye ekonomisi ilk çeyrekte yüzde 2,5 büyüdü

Türkiye İstatistik Kurumu, 2026 yılının birinci çeyreğine ilişkin Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. Buna göre Türkiye ekonomisi, zincirlenmiş hacim endeksiyle geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,5 büyüdü. Açıklanan veriler, Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde büyümesini sürdürdüğünü, büyümenin özellikle hizmetler ve bilgi-iletişim sektörleri öncülüğünde gerçekleştiğini ortaya koyarken buna karşın sanayi üretimindeki daralma ve ihracattaki düşüş, büyümenin kompozisyonunda dikkat çeken unsurlar arasında yer aldı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1 artarken, takvim etkisinden arındırılmış büyüme oranı ise yıllık bazda yüzde 2,6 olarak gerçekleşti. EKONOMİNİN BÜYÜKLÜĞÜ 17 TRİLYON TL’YE YAKLAŞTI Üretim yöntemiyle hesaplanan GSYH, 2026 yılının ilk çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 35,7 artarak 16 trilyon 999 milyar 977 milyon liraya ulaştı. Türkiye ekonomisinin dolar cinsinden büyüklüğü ise 389 milyar 598 milyon dolar olarak hesaplandı. EN HIZLI BÜYÜYEN SEKTÖR BİLGİ VE İLETİŞİM OLDU Sektörel bazda incelendiğinde, ilk çeyrekte en yüksek büyüme yüzde 9,5 ile bilgi ve iletişim faaliyetlerinde gerçekleşti. Bu sektörü yüzde 5,2 ile diğer hizmet faaliyetleri ve yüzde 4,6 ile tarım sektörü izledi. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 3,7, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 3,5, inşaat sektörü yüzde 3,2 ve gayrimenkul faaliyetleri yüzde 3 büyüme kaydetti. Kamu yönetimi, eğitim, sağlık ve sosyal hizmet faaliyetleri ise yüzde 1,8 arttı. Sanayi sektörü ise ilk çeyrekte yüzde 0,8 küçülerek büyümeyi aşağı çeken tek ana sektör oldu. TÜKETİM ARTTI, YATIRIMLAR GÜÇLENDİ Yurt içi talep tarafında hanehalkı nihai tüketim harcamaları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,8 arttı. Devletin nihai tüketim harcamalarında yüzde 2,1, gayrisafi sabit sermaye oluşumunda ise yüzde 3 oranında artış kaydedildi. DIŞ TİCARETTE DİKKAT ÇEKEN GERİLEME TÜİK verilerine göre mal ve hizmet ihracatı ilk çeyrekte yıllık bazda yüzde 12,7 azalırken, ithalat yüzde 2 geriledi. Dış ticaretteki bu düşüş, büyüme kompozisyonunda iç talebin etkisini daha belirgin hale getirdi. İşgücü ödemeleri 2026 yılının ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35,9 artarken, net işletme artığı ve karma gelir yüzde 34,4 yükseldi. İşgücü ödemelerinin Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı yüzde 42,7 ile geçen yılın aynı dönemindeki seviyesini korurken, net işletme artığı ve karma gelirin payı yüzde 36,3’ten yüzde 35,8’e geriledi.

BTSO meslek komitelerinde sektörel değerlendirme Haber

BTSO meslek komitelerinde sektörel değerlendirme

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), mart ayı meclis toplantısını ve 70 meslek komitesini buluşturan Müşterek Meslek Komiteleri Toplantısı’nı BTSO Ana Hizmet Binası'nda gerçekleştirdi. Toplantıya BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, yönetim kurulu üyeleri, meclis üyeleri ve komite üyeleri katıldı. Etkinlikte, sektörlerin gelişimi, ekonomideki mevcut durum ve komitelerin faaliyetleri üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, yaptığı konuşmada BTSO'nun sadece üye sayısı ile değil, iş dünyasında gerçekleştirdiği büyük projelerle de öne çıktığını vurguladı. TEKNOSAB, BUTEKOM, GUHEM ve Bursa Business School gibi projelerin her birinin BTSO komitelerinin katkılarıyla hayata geçirildiğini belirterek, "Bu projeler, Bursa iş dünyasının birlikte hayal kurup başarma azminin eserleridir." dedi. İsmail Kuş, BTSO’nun karar alma süreçlerinde “ortak akıl” anlayışını benimsediğini, bu sayede Bursa'nın Türkiye ekonomisine yön veren bir şehir haline geldiğini belirtti. KOMİTELER BTSO’NUN GÜÇLÜ KARAR MEKANİZMASI İsmail Kuş, 2013’te başlatılan değişimle komiteleri güçlü karar mekanizmaları haline getirdiklerini belirterek, komite üyelerinin Ankara’da ve diğer platformlarda çözüm odaklı bir muhatap bulduklarını ifade etti. “Bursa iş dünyası, ortak hareket kültürüyle tek ses, tek yürek olmayı başarmıştır. Bizler, bu birliktelikten aldığımız güçle geleceği inşa ediyoruz.” dedi. BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, yönetim anlayışlarının sadece sorunları dile getirmek değil, aynı zamanda somut çözümler üretmek olduğunun altını çizdi. Özellikle Orta Doğu’da devam eden savaş sürecinde hızlı bir şekilde çözüm önerileri hazırlayarak ekonomi yönetimine sunduklarını ifade etti. "Bu süreçte iş dünyasına rehberlik etmek, vicdani ve kurumsal sorumluluğumuzdur" dedi. KÜRESEL EKONOMİK İSTİKRAR VE BELİRSİZLİKLER BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin her geçen gün daha belirgin hale geldiğini belirtti. İran, ABD ve İsrail arasındaki gerilimlerin küresel ekonomi üzerinde ciddi etkiler yarattığını vurgulayan Uğur, bu sürecin barışla sonlanması ve küresel ekonomik istikrarın yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyledi. Ekonomist Prof. Dr. Hakan Kara, küresel ekonomideki artan belirsizliklerin ekonomik politikaları zorlaştırdığını ve bu durumun Türkiye ekonomisi üzerinde de etkilerini gösterdiğini ifade etti. Kara, büyümede yavaşlama, dış açıkta artış, enflasyon ve işsizlikte yükseliş beklentilerini dile getirdi. İşletmelere nakit akışlarını iyi yönetmeleri gerektiği uyarısında bulundu ve dövizle borçlanmanın riskli hale geldiğine dikkat çekti. Emekli diplomat Gülru Gezer, küresel ölçekte artan istikrarsızlıkların siyasi ve ekonomik riskler yarattığını belirtti. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel enerji ve ticaret koridorlarının çeşitlendirilmesi arayışlarının hız kazandığını belirterek, Türkiye'nin bir enerji merkezi ve transit geçiş güzergahı olma potansiyeline dikkat çekti. Gezer, "Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarını koruyarak, askeri caydırıcılığını güçlendirmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.