Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Türk Devleti

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Türk Devleti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Devleti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP Lideri Bahçeli: ''Erdoğan bir kez daha aday olmalı'' Haber

MHP Lideri Bahçeli: ''Erdoğan bir kez daha aday olmalı''

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 28. dönem 5. yasama yılının ilk MHP Grup Toplantısı gerçekleştirildi. Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, asırlar geçse de kurumlar dönüşse yöntemler değişse de pergelin sabit ucunda Türk devlet geleneğinin danışma ve meşveret kültürünün var olduğunu ve bu kültürün Türk töresinin ana omurgasını teşkil ettiğini vurgulayarak, "Kaşgarlı Mahmut'un Divanı Lügatit Türk’te ifade ettiği üzere ‘geniş elbise eskimez, istişare ile alınan akıl bozulmaz’ İstişare ve danışmanın sonucu olarak ortak akıl ile alınan kararlar; kamu vicdanının gür sesi, toplumsal dayanışmanın güçlü zemini, milli birlik ve beraberlik duygusunun sarsılmaz iradesidir. Yanlışı telafi, noksanı tamam eden milli muhakeme ve muhasebe mekanizması olan istişare ve danışma; aynı zamanda da toplumsal fay hatlarını doldurarak, sosyal gerilimleri önleyen ve bir arada yaşama iradesini tahkim eden milli aidiyet ve mensubiyet şuurudur. Dede Korkut’un ‘il gider töre kalır’ vecizinden mülhem, Türk devleti emperyalist işgallerle dağılmanın eşiğine geldiğinde, istişare ve danışma son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Milli kararlarıyla milli vahdete bürünmüştür. İstanbul’un işgaliyle türlü tehlikeleri atlatarak Ankara’ya koşan mebuslar, Gazi Mustafa Kemal Paşanın liderliğinde Büyük Millet Meclisinde istiklal davasını yaşatmış, Sevr paçavrasını tarihin çöplüğüne atmıştır. Unutulmaması gerekir ki İstiklal Harbi’nin ana karargahı Büyük Millet Meclisi’dir" diye konuştu. "Barışta olduğu kadar savaşa da hazır olabilme kapasitesi" 15 Temmuz hain kalkışmasında yazılan demokrasi destanının merkezinin de Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna değinen Bahçeli, "Türk milleti milli mücadelesini Meclis çatısında vererek dünya siyasi tarihinde nadir ve müstesna bir yere sahip olmuştur. Bu sebeptendir ki Türk milleti için Meclis, olağan dönemler kadar olağanüstü dönemleri sevk ve idare etme kabiliyeti; barışta olduğu kadar savaşa da hazır olabilme kapasitesi; vatanına, toprağına, istiklal ve egemenliğine göz dikenlere karşı mücadele iradesidir" ifadelerini kullandı. "Terör belasından kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir" MHP’nin bu dönemde program, politika, proje ve kadrolarla Türkiye’nin önünde açılacak huzur ve refah sayfalarının irfan mürekkebi, hakikat kalemi olacaklarına itimadının tam olduğunu kaydeden Bahçeli, Milletimizle kurduğumuz samimi ve köklü bağı daha da güçlendirerek her alanda üç hilali zirveye taşıyacağız. Bizim mücadelemiz vatanımızın her karışına, milletimizin her ferdine, milli varlığımızın her zerresine ve geleceğimize sahip çıkma mücadelesinde olanların yürüyüşüdür. Yolumuz, fitne ateşlerini sinesinde söndüren, tahrikleri akıl ve iman ile boğan, ihanete boyun eğmeyen ülkü neferlerinin yoludur. Her bir ülküdaşımız, milletimizin kutlu davasını omuzlarına yükleyen, tarihin kadim sesini gönlüyle işiten, coğrafyanın hakikatine Türk gözüyle bakan iradenin, ferasetin ve cesaretin timsalidir. Bu şuur ve anlayışla ne çizgimizden saptık ne duruşumuzu bozduk. Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletiyle, her yılı bir asra bedel senelerde ilkelerimizden ve ülkülerimizden, vatan ve millet sevgimizden asla ödün vermedik. Siyaseti kısır bir iktidar mücadelesinin, çıkar ya da çatışmanın unsuru değil, toplumsal uzlaşının ve huzurun tesis aracı olarak gördük. Büyük Türk milletini içerisine düştüğü her türlü darboğazdan kurtarmayı görev addeden ülkücü hareket, kendisini milletine adamışların buluşma yeridir. Temel hedefimiz, Türkiye’yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi terörün ürettiği güvenlik tehditlerinden bütünüyle arındırmak, gelecek kuşakların siyasi, ekonomik ve toplumsal refahını teminat altına almaktır. 40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallat edilen terör belasından kalıcı olarak kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir" açıklamasında bulundu. "Sürdürülebilir kalkınmanın ön şartı da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzenidir" Türkiye’nin kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için biriken yapısal sorunların çözülmesinin, güncel meselelerle köklü reform adımlarının atılmasını da gerektirdiğini vurgulayan Bahçeli, "Bu nedenle önümüzdeki Meclis dönemini, kısır siyasi tartışmaların ötesinde, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli geleceğini şekillendirecek bir yapısal reform dönemi olacaktır. Diğer yandan 3 Ekim tarihinde yaptığım detaylı açıklamada vurguladığım üzere Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir. Demokratik siyasetin meşruiyeti hesap verebilirlikten ve kamu kurumlarına duyulan güvenden beslenmektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın ön şartı da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzenidir. Bu nedenle yeni yasama yılında atılacak demokratik adımlarla kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeye dönük gayret ile yolsuzluk ve yozlaşmayı önleyecek girişimlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi ve eşgüdümle hayata geçirilmesi gerekmektedir" şeklinde konuştu. "Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise adalet merkezi Ankara’dır" Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bunun için diyoruz ki Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise adalet merkezi Ankara’dır. Bu doğrultuda Türkiye, Birleşmiş Milletler bünyesinde insanlık değerlerini, hukuku ve adaleti esas alan bir reform anlayışıyla, mesuliyet duygusuna sahip ülkelere öncülük edebilecektir. 81’inci, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda İsrail’in eli kanlı başbakanı Netanyahu’nun genel kurula hitabı insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur. Maalesef, elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının insanlık ve ahlak dersi verme küstahlığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir. Diyorum ki; Hitlerin kendisini ‘insan hakları savunucusu’, Mussolini’nin kendisini ‘özgürlük havarisi’, Stalin’in ise ‘demokrat’ olarak nitelendirmesi ne kadar gerçekçi ise Netanyahu’nun ‘Dünyanın en ahlaklı ordusuna sahibiz’ demesi de ‘Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı tiran olarak nitelendirmesi’ de o kadar gerçekçidir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Netahyahu’nun hezeyanları, esasında Batı’nın ikircikli ve samimiyetsiz politikalarının, iflas etmiş insani değerlerinin, emperyalizmin aynasında yansımasıdır. Çok defa işaret ettiğimiz ve uyardığımız gibi İslam ülkelerinin İsrail karşısındaki tavır ve duruşlarını belirlemeleri ve açıkça ortaya koymaları şarttır. Merhum Cahit Zarifoğlu’nun ‘Filistin bir sınav kağıdı, her mü'min kulun önünde’ dizelerine atfen, İslam ülkelerinin kınamanın ötesinde ortak bir tavır ve irade sergilemesi kaçınılmazdır. Zira İsrail, bölge halkları ve dünyadaki bütün milletler için tehdittir. İsrail saldırganlığı, yayılmacılığı ve hukuk tanımazlığının önlenmesi ve bölgenin selameti için önerdiğimiz Kudüs İttifakı’nın yahut Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşmasının çerçevesinin genişletilmesiyle caydırıcı bir İslam Barış Gücünün oluşturulması kaçınılmazdır. Küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik düzeninin önemli bir dönüşüm yaşadığı, jeopolitik risklerin kalıcı bir nitelik kazanmasına yol açabilecek uzlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde; hukuku, barış ve adaleti esas alan duruşuyla sözüne güvenilen bir ülke olarak Türkiye’ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu da açıktır." "Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesi için ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararı alınmalıdır" Türkiye’yi milli hedefler istikametinde ileriye taşıma kararlılığının aynı inanç ve iradeyle devam etmesinin Türkiye’nin arkasına aldığı rüzgarla, yeni atılımlar için fırsat ve imkanları değerlendirmesine bağlı olduğunu dile getiren Bahçeli, şu ifadelere yer verdi: "Bununla beraber, Türkiye’nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesiyle mümkün olacaktır. Zira üçüncü dönem ülkemizde, bölgemizde ve dünyada birçok önemli gelişmeye gebedir ve öncelikli olarak bu zorlu süreci yönetecek dirayet ve tecrübeye ihtiyaç vardır. O tecrübe ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Cumhur İttifakı kurumsallığında Erdoğan’dadır. Dünyanın içinde bulunduğu kaotik süreçte, bölgemizde cereyan eden belirsizliklerle dolu ortamda, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge yolunda tarihi adımların atıldığı bir dönemde, Türkiye’nin istikamet değiştirmeye ve hedeflerinden vazgeçmeye değil, sistemsel ve kurumsal olarak bütünüyle mevcut imkânlarını ve kaynaklarını sürdürmeye ihtiyacı vardır. Cumhurbaşkanımızın, bugüne kadar üstlendiği sorumluluk, ortaya koyduğu liderlik ve Türkiye’ye kazandırdığı stratejik kapasite dikkate alındığında kendisinin bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi Türkiye’nin ve bölgemizin hayrına olacaktır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanımız uygun gördüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi anayasal iradesini bu yönde ortaya koyduğu takdirde, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının yeniden Sayın Recep Tayyip Erdoğan olması arzumuz ve talebimizdir. Bunu mümkün kılacak hukuki, siyasi ve toplumsal zemin fazlasıyla vardır. Anayasa’nın 116’ncı maddesinde yer alan ‘Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir’ hükmü, meclisin nitelikli çoğunlukla alacağı ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararıyla üçüncü dönem cumhurbaşkanlığı adaylığını mümkün kılmaktadır. Bu hükümler doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak düşüncemiz şudur, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinde uygun zamanda ve azami mutabakatla ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararı alınmalıdır. Meclisin alacağı karar çerçevesinde yenilenecek seçimlerin yine 2028 yılı içinde yapılması istikrar ve öngörülebilirliği zedelemeyecek, sistem, ruhuna uygun işletilmiş olacaktır. Bu yönde bir iradenin tezahürüyle gereksiz tartışmalar bitecek, belirsizlikler ortadan kalkacak, ekonomik güven artacak, ülkemiz, attığı tarihi adımlarda doludizgin yoluna devam edebilecektir."

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir" Haber

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 26 Ağustos 1071 tarihinde kazanılan Malazgirt Zaferi’nin 955’inci yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir mesaj yayımladı. Malazgirt Zaferi’nin tarihin seyrini yeniden biçimlendiren ve coğrafyaların istikametine yön veren kutlu bir kader anı olduğunu belirten Bahçeli, Türk milletinin tarih sahnesindeki yürüyüşünün birçok zafer ve fetihle şekillendiğini ifade etti. Malazgirt’e giden yolun bir günde açılmadığını kaydeden Bahçeli, 1040 Dandanakan Zaferi, Çağrı Bey’in Anadolu’ya yönelik keşif seferleri, 1048 Pasinler Zaferi, Tuğrul Bey dönemi ve Sultan Alparslan’ın 1064 yılında Ani’yi fethetmesiyle Anadolu’daki Türk hakimiyetinin adım adım güçlendiğini belirtti. Afşin Bey ve diğer Türk kumandanlarının Anadolu içlerine düzenlediği akınlarla Bizans’ın doğu’daki hakimiyetinin kırıldığını ifade eden Bahçeli, 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan’ın ordusunun başında Malazgirt Ovası’na çıktığını aktardı. Sultan Alparslan’ın savaşa çıkarken beyaz şehadet elbisesini kuşandığını belirten Bahçeli, "Malazgirt’e kefeniyle çıkan Sultan Alparslan’ın önünde zafer, gönlünde uğruna can verilecek Türk milletinin cihanşümul devlet ülküsü ve aklında Tammetül Kübra’ya dek Türk milletine yurt olacak Anadolu vardır. Hakanının ölümü göze aldığı yerde neferin tereddüdüne, korkunun saflara sirayetine, inkâr edenlerin ise iman dolu yüreklerin önüne geçmesine imkân yoktur. Malazgirt Ovası’nda Turan taktiğiyle çemberi daraltan Türk süvarisi, Sultan Alparslan’ın mahir sevk ve idaresi altında Roma’nın doğudaki mirasını taşıyan Bizans’ı güneşle beraber batıya sürmüş; Malazgirt ufkunda haçın gölgesi sönerken hilalin hükmü Anadolu semalarında yükselmiştir" açıklamasında bulundu. Bahçeli, Malazgirt Zaferi’nin ardından Anadolu’da Türk varlığının kökleştiğine dikkat çekerek, "Zaferin ardından Anadolu’ya yayılan Türkmen varlığı, kurulan beylikler, yürütülen iskan ve imar hamleleri bu coğrafyada kök salmış; Selçuklu’dan Söğüt’e, Edirne’den İstanbul’a, İstanbul’dan Ankara’ya uzanan Anadolu’daki Türk varlığını ebedi kılan bu kesintisiz tarih hattında değişen tek şey başkentler olmuş; Türk milletinin Anadolu’ya sahip olma, devletini yaşatma ve kendi mukadderatına hükmetme iradesi değişmemiştir. Horasan’dan kopup Pasinler’de kuvvet bulan, Malazgirt’te büyük bir zaferle Anadolu’nun bağrına yürüyen Türk iradesinin hükmü silinmeyecek; bu toprakların üzerinde yükselen ezan, dalgalanan ay yıldızlı al bayrak ve yaşayan Türk devleti, o kutlu günün çağlar ötesindeki şahidi olmaya devam edecektir" değerlendirmesinde bulundu. Bahçeli, Malazgirt Zaferi’nin kahramanlarını rahmet ve minnetle andığını belirterek, "Sultan Alparslan’ı, onunla aynı safta şehadeti göze alan aziz neferlerini; Anadolu’yu fetihle açıp iskanla kökleştiren, imarla mamur eden, adaletle yaşatan ve Devlet-i ebed müddet şiarıyla yurda dönüştüren muhterem ecdadımızı rahmet, minnet ve hürmetle yad ediyorum. Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bahtımızdır. Türk milletinin bahtı daima açık olsun" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.